Tünel

İstanbul’da yaşayan pek çok kişinin güzergahı olan, trafik çilemizi bir derece olsun azaltan bir tünel var: Kağıthane Tüneli. Bu tünel ilk açıldığı zamanlarda türlü kazalar yüzünden korku tüneli haline gelmişti. Öyle ki takla atan arabalar, çıkışında bariyerlere çarpan arabalar, hız limitini zorlayanlar, zorladıkları limitin fotoğrafını çekip paylaşanlar, sabır limitini aşanlar. Neredeyse olaysız bir günü yoktu bu güzel tünelin.

 

 

Sonra nasıl oldu bilinmez, yetkililer tünelin sonunaki ışığı görebilmemizi istemiş olsalar gerek; bir elektronik denetleme sistemi devreye soktular. Normal yollarla ehliyetini almış her sürücünün uyması gereken kuralları “olur ya hani unutmuşlardır belki” diye hatırlatıp ardından da kuralları çiğneyen sürücülerin plakalarını bir bir kayıt altına alıp, acımadan kestiler cezaları, yolladılar evlere.

Sonrası mı; işte en güzel kısmı burası bence. Bu tünelde bir zamanlar aslan kesilen vatandaşlarımız birkaç gün içinde küçük birer kedi yavrusuna dönüştüler. Değişim mucizevi oldu, ister tünele gelmeden ibreyi sonuna dayamış olsun, ister sinyalsiz şerit değiştirmenin ustası; tünele bir kaç metre kala en medeni şehirlerdeki sürücülerden daha medeni,  en dikkatli insandan daha dikkatli birer örnek sürücüye dönüşüverdi herkes.

Belki düşününce çok üzüntü verici ancak kabul etmek lazım ki eğer bir toplumda eğitim seviyesi çok yukarılarda değilse, bazı temel yaşam kurallarını caydırıcı cezalarla tekrar tekrar hatırlatmak gerekiyor. Başka türlü bir arada medeni bir şekilde birbirimize saygı ve sevgi duyarak yaşayamıyoruz.

Örneğin günlerdir gazete manşetlerinden inmeyen kadına şiddet, sağlık personeline şiddet, çocuklara şiddet haberleri var. Üzülerek bunları okumak, izlemek ya da sadece arkadaş sohbetlerinde bundan bahsetmek bir çözüm sağlamıyor. Her gün aramızdan pek çoğu gerek sözlü gerekse fiziksel şiddete maruz kalıyor ve maalesef şiddetsiz yaşamı savunmak gibi gülünç bir durumla karşı karşıya kalıyoruz.

Eğer medeni yaşamak bizim hayat tünelimizin çıkışında bulunuyorsa bu tünelin içinde yolumuza engel olanlara bir yaptırım şart. Hem de öyle teferruatlı kanunlar ya da alt maddelerine falan da gerek  yok. Karısına, kocasına, çocuğuna, komşusuna, ya da herhangi bir canlıya herhangi bir şekilde şiddet mi gösterdi: çok yüksek miktarda para cezası, hapis, şiddet gösterdiği insanların hayatından men edilme ve zorunlu toplum hizmeti; sağlık personeline şiddet mi gösterdi: sosyal güvenlik haklarından men, yüksek para cezası ve hastanelerde zorunlu çalışma; çocuklara şiddet mi gösterdi: yüksek para cezası ve hapis, trafikte yol verme mevzusundan adam mı yaraladı, öldürdü: önce hapis ardından ömrünün sonuna kadar yolları temizlemek.. Bu şekilde gayet basit, net ama eğitimsiz bir insan için caydırıcılığı oldukça yüksek seviyede pek çok alternatif bulunabilir.

Gönül ister ki bunlarla hiç kafalarımız meşgul olmasın, şiddetin herhangi bir şekli kapımızdan bile uğramasın.. Ancak madem ki bu sevgisizlik, bu korkunç sahneler  bizim gerçekliğimiz; bizim hayatımızı daha da güzel yapmaları için seçtiğimiz insanlar taşın altına elini koymalı ve bu işler artık bu kadar zor, bu kadar içinden çıkılamaz bir halde olmamalı. Bir yandan sevgi tohumu ektiğimiz nesiller büyütebilmeli bir yandan da nefretle beslenenleri artık ıslah edebilmeliyiz..

 

www.twitter.com/onatsila 

 

 

 

Popüler Kullanıcılar