Hayatın Tabelaları

 

Sınırını bilemediğimiz evrenin sınırlı Dünya'sında yaşayan kural müptelası canlılarız. Büyük kolaylık aslında. Neredeyse hiçbirşey için düşünmemize gerek kalmayan dünyanın, kafası hiç yorulmayan, beyni zorlanmayan itaatkar sakinleriyiz artık.

En son galiba benim çocukluk zamanımda kaldı karınca yuvalarına bakarak yön bulma seremonisi.  Sonra mesela koyardık iki pamuk arasına kurufasülye tanesini, verirdik suyunu, olurdu bize capcanlı bitki, mucizevi gelirdi sanki hayata tutundukça yeşeren o bitkiye vesile olmak. Küçücük kartonların üstüne kocaman hayalleri sığdırırdık proje niyetine. Beğenildi mi dünyalar bizim olurdu.

Şimdiyse karınca niyetine kararınca telefonlarımız var avuçlarda, basıyorsun bir tuşuna anlıyorsun kuzeyini, güneyini. Tek tuşla evimizde bir Japon bahçesi. Bu değil, bu hiç değil diyip değersizleştirebiliyoruz kolayca, verilen onca emekleri. Büyük alanlarda çokla yaşayabildiğimize inandırılıp, ufalttık hayallerimizi.

İşte tam da bu noktada başladı herşey galiba. “Herşey var, birşey hep eksik" sendromu. En yoksulumuzdan en zenginimize yoksun hissettiğimiz için hep kendimizi o bir şeyden,  eksikliği tamamlayabilmek için yapmadığımız şey kalmamaya başladı. Bir olan aklın yolu bin parçaya bölünebildi de bir türlü birleşemedi ortak bir vicdanda. Eksikliğini hissettiğimiz “bir şey” i eksilten olduğumuzun farkına bile varamadık bir türlü.

Tabela insanları olduk her birimiz. “Koy kuralı, ver cezayı” insanları.. Tek tesellimiz, koyulan kuralları ve verilen cezaları karınca kararınca telefonundan kolaylıkla öğrenebilmemiz. Basıyoruz tuşuna, hop işte karşımızda.

Bu sebeple galiba artık yeni tuşlar ekleme vakti geldi teknolojik harikalarımıza. Yeni tabelalar da eklenmeli hayatımıza eşlik eden yollara. Hayatın Tabelaları..

Serpiştirilmeli gözümüzün değdiği her bir köşeye. “Hoşgörülü olun” la başlamalı, “Gülümseyin” le devam etmeli. Arada “Sevgi değil, ama saygı şarttır” lar olmalı. “Bin düşün, bir konuş” lardan, çağın vebalı muamelesi gören “empati kurun” larından tutun da “hayal google da kurulmaz, hayal kurmadan da google olmaz” a kadar yazdıkça yazılmalı bu hayat tabelalarına. Sınırlı dünyamızda sınırsız mutluluğa kavuşana kadar, tek bir suç kalmayana kadar. “Huzur ve güven” yokluklarından dolayı kurulan cümlelerde değil de, şükür cümlelerinde yerini alana kadar ,okumak ve uygulamak zorunda bırakılmalı her bir insan. Mesajlaşmadan, konuşarak da iletişim kurabildiğimiz yılların anısına zorunlu konuşma molalarımız bile olmalı.

Uygulayamadık mı? Cezası çoktan hazır bir şekilde burnumuzun dibinde öylece bekliyor. Hayatı insanca yaşayamamaktan öte ceza mı olur insanlığa.. Bu caydırıcılığa rağmen de beceremiyorsak insana yakışır şekilde yaşamayı, artık kocaman bir tabela asma vakti geliyor demektir dünyaya. “Bu gezegenin insan türündeki sakinleri birbirlerini nihayet yok etmiş bulunmaktadır. İbret almak için inceleyebilirsiniz ancak yeni bir yaşam kurmak istiyorsanız lütfen yolunuzun üzerindeki diğer gezegenleri deneyin.”  

 

 

 

 

 

Popüler Kullanıcılar