Ermeniler ve aldatanlar

 

 

 

 

Bir süredir Ali Şükrü Bey’den bahsetmek istiyordum.

Birinci Meclis’te mebus olan muhalif delikanlıdan; onu öldüren Topal Osman’dan; onu Topal Osman’a öldürttükten sonra Topal Osman’ı da öldürten Mustafa Kemal’den..

Buradan resmi tarihe gelecektim.

 

Tarihe şirk koşmadan resmi tarihe varılamaz ya, ben de yaygın “aydın” tavrını takınıp ikinci cümlemin sağına soluna “iddia edildiğine” ilişkin ibareler ekleyeyim:

Efendim, işin ucu “ulu önder”e dayanıyor ve bu cinayetler ululamaya mani oluyor ve bu türlü iddialar var!

Yeri gelmişken, cumhuriyetle birlikte ümmetten millet/ulus yaratıldığı ile övünenler için Ernest Renan’ın iddiası da şu yönde:

 

“Tarihi unutmak -ve cesaretle söyleyebilirim- yanlış anlamak, bir ulus yaratmada temel etkendir.”

 

Tarihe bakmakla resmi tarihten bakmak arasında uluslar kadar fark var!

Birazcık sükunet, kıyas, aklı selim ve izanla yaklaştığında insan, ‘öyle değil de böyle’ olabileceği ihtimali beliriyor.

Dahası, dahası geliyor ve gerçek çiçek gibi açıyor kendini.

 

Ben hiç de bilimsel olmayan, son derece avam bir akıl yürütme ile diyorum ki bu ülkede, daha düne kadar, her türlü teknoloji ile kayıt altına alınıp yarın hesabı sorulabilecekken ne Darbeler, ne Diyarbakır Cezaevleri, işkenceler, faili ‘meçhul’ cinayetler, banka hortumlamaları oldu.

Bunlar olmuşken, bu zulümleri yaşamış çoğu Kürt olmak üzere milyonlarca vatandaşlarımız halen hayatta ve bunları anlatıyor iken,

Daha eskide, Dersim’de bir katliam gerçekleşmişken,

Daha eskide aynı sapık zihniyetin ‘ata’ları Ermenilere özel bir katliam uygulamış olamazlar mı?

Üstelik bu insanlık dışı işleyiş zihniyetini tespit ve ifşa edecek bir teknolojiden uzakta, 1915’te, bir ‘kaos’ ortamında...

 

Gerçek Hayat Dergisi’nin adı ile kopmaz bağa sahip harika bir sloganı vardır,

Adının üzerinde yazıyor: Gerçeğe sadakat şerefimizdir.

Biz insanlar da gerçeğe sadık kalmadıklarında adımızın üzerinde yazacak: kandırıldı!

Şayet bile bile gerçekleri ters yüz etmiş, yalanları bilinçli biçimde, bir kasıt ile dillendirmiş, ayakta tutmuşsak, yazacak: Aldattı!

Bizi aldatanın Biz’den olamayacağını şüpheye yer bırakmayacak kadar net ifade etmiş adalet timsali –son- peygamberin ümmetiyiz.

 

İnsanlara, gerçek insanlara sormak istiyorum:

Eğer şeref sizin için önemli ise, neden yapmadığınız, sizden önce gelip geçmiş, hesabı kendilerine ait olan gerçek veya tüzel kişilerin yapıp etmelerinin ‘günahı’na sahip çıkıp hakikate sırt çeviriyor, şerefi elinizin tersiyle itiyorsunuz?

 

İddia ediyorum:

 

Çingenelerden nasıl özür dilemişsek, Kürtlerden nasıl diliyorsak, Ermenilerden de dileyeceğiz.. Hatta Müslümanlardan da (nam-ı diğer ‘irticacılar’) özür dileyeceğiz.

 

Bugün İnkılap Tarihi derslerinin bir ünitesi olarak 'Şu Çılgın Türkler'i' ele alan, 'Dersimiz Atatürk' veya 'Veda' gibi "öğretici" filmleri seyretmeye gönderilen bu ülke evlatlarının, yarın ziyaret edeceği yerler olacak Özür Anıtları.

 

  

Bu devlet tarihin kuytu köşesinde çürümeye niyetli değilse bunu yapacak.

Şeffaflaşacak ve adalete doğru adımlarını hızlandıracak.

 

 

mehmet ali başaran


Coronavirus (Covid-19)

  • 30,751,264Coronavirus Vaka Sayısı
  • 957,360Ölü Sayısı
  • 7,405,547Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 16:20

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar