Bal Gibi Hakikat

 

                                                    

 

 

                                   

  

     "Sonra yine sana döneceğim ey çocuk!" Sema Erdoğan

 

 

Fotoğrafı ve’l asr ile açıkla derdi babam

Kuyulardır, derindir, içinde adam vardır

Yusuf bile düşmüştür Aleyhisselam!

Ah Muhsin Ünlü

 

 

       Sesleri dinlemeyi kendine öğret; şunu anla ki sütün çıkardığı ses, suyun   çıkardığı sesten farklıdır. Fakat nedense bu hakikate dikkat etmeyiz.

A.  Tarkovsky

 

 

 

Semih Kaplanoğlu Yusuf Üçlemesi’nin son filmi Bal’ı da hediye etti.

Seyrettik, yolculuk ettik, tefekkür ettik, teşekkür ettik..

Söylenecek o kadar çok söz var ki, üçleme, özelde de son film üzerine..

Yine de, bir kitap tasarlamadığıma göre, değini olup kalmalıyım.

 

Yönetmenin tercih ettiği okuma sırası uyarınca kahramanımız Yusuf’un orta yaşlı halini gördük ilkin ‘Yumurta’ ile, ergenlik yıllarına geldik ‘Süt’ ile ve nihayet ‘Bal’ ile de çocukluğuna vardık.

 

Üçleme bittiğinde üç sonuç ortaya çıkmıştı: Bu, çağdaş ve ‘öznel’ Yusuf kıssası zihnimizde ve yüreğimizde büyük oranda tamamlanmıştı; kıssanın anlatıcısı yönetmenimiz zirve yapmıştı; bu topraklarda sinema anlamında en kaliteli iş ortaya çıkmıştı.

 

İslam’a ait olan, kamerayı kaleme çeviren ve şiiri yazan ve yöneten Semih Kaplanoğlu’nu eksiği var fazlası yok bir coşku ile selamlarken onun yaptığı gibi Kuran’dan mülhem bir açılış yapıyorum.

O da Kuran’ı açan Fatiha gibi önsöz niteliğinde sahnelerle başlıyor ya filmlerine..

O da son filminde, sessizlik sürüp giderken, loş bir ortamda babasının oğluna ilk sözü ile “oku” diye başlıyor ya serüvene...

O da asr suresindeki gibi zamanın akıp gidişini düşünüyor, düşündürtüyor ya bizlere...

O da ‘inanmanın sanat olmaktan çıkartıldığı’, gerçeğin maneviyattan kopartıldığı uyarısında bulunuyor ya seyirciye...

O da hakikati arama mecburiyetinde olduğumuzu hatırlatıyor, öze dönüşü, fıtrata yönelişi önceliyor ya işte,.. öyle!

 

Gerek kardeşleri diğer iki filme, gerekse de evrenin kendisine derin göndermeler içeren Bal, babası Yakup’un Yusuf’a “oku” buyruğu olan ilk söz ile başlar. Neyi nasıl nerden okusun sorusu, sorulmuş muazzam bir sorudur ve yanıt da içinde!

Yusuf zamanı okur sanki inzal olduğu zaman!

Önündeki takvimden okur. Tarihi okur, takvimde yazan hadisi okur:

“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin”

 

Yusuf rüya görür babasına anlatır

Yakup oğlunu kucağına alır uyarır:

“Rüyalarını kimseye anlatma!”

 

Gerçek dediğin nedir ya, biraz rüya biraz da dua!

Korku ile umut arasında bulunmak ya da!

Kul olmak ile anlamak diyelim a!

 

Yusuf babasına bakıyor

Seyirci babasına bakıyor

Yusuf annesine bakıyor

Seyirci annesine bakıyor

Kendi babasına, kendi annesine...

Yusuf oluyoruz ama kendimize doluyoruz.

 

Zamanın terlediğini anlıyoruz, gözeneklerinden sızıyor an!

Gerçekten rüyaya, rüyadan gerçeğe an veriyoruz; kan uyuşmazlığı olmadığı gibi, sanki etle tırnak gibi.

 

Sesin rengini, doğanın tenini, sezmenin tadını, sözün kokusunu, görmenin dokusunu soluyoruz, hem oluyoruz, hâl oluyoruz, hemhâl oluyoruz!

Rüya anlamından öte gerçek anlamında dönersek sana ey çocuk, aşk olsun sana,

o nasıl bir oyunculuk!

Yönetmen değerlendirsin:

“Üçleme'deki diğer Yusuf'ları tamamladı. İstedi, hissetti, nasıl oldu bilmiyorum, bir şeyler oldu ve tamamladı. Sabırla... Sekiz hafta çekim yaptık, çocuk tüm yaz tatilini bizimle geçirdi. Dağlara çıktı, indi, konuştu, yürüdü, gık demedi. Bu filmin bu film olmasında en büyük pay onun.”

 

 


Coronavirus (Covid-19)

  • 30,739,229Coronavirus Vaka Sayısı
  • 957,290Ölü Sayısı
  • 7,406,529Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 15:55

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar