Mavi Marmara Beyaz Sayfa

 

 

Bildiğim bütün güzel kelimeleri yola çıkaracağım bu yazıda, Hak adına, bâtılın karşısına. Mavi Marmara Gemisi’ni anlamak başka türlü mümkün olmayacak.

Başta mavi, beyaz ve siyah olmak üzere, içinde insanlığın her rengini barındıran bu kıssayı anlatsın anneler kızlarına, dedeler torunlarına. Dilden dile yayılsın, hisseler alınsın ve yüreklere salınsın.

Yeryüzünde kuzey, güney, batı ve doğu varmış, böylece yönler ayarlanırmış. Bir de yukarı varmış, aşağı varmış. İnsan denen canlı adaleti bir kenara koyunca aşağıya, aşağıya derken, inmiş aşağıların aşağısına! Hal böyle olunca zulüm doğmuş, büyümüş, almış yürümüş ve nihayet gelip doğunun ortasına kurulmuş!

Takvimler 1948 yılını gösterirken, siyonizm denen sapık bir zihniyetle İsrail kendini göstermiş. Karşı çıkmayıp seyirci kalan ve doğrudan destek olanlarla işgal ettiği topraklarda tecavüz, gasp, işkence vb her türlü pislikle en katliamlısından bir tarih yazarken kendini dev aynasında görmüş.. Bir de ne görsün; gözleri normal değilmiş, dönmüş!

İnsanlık utanç içinde sızlanadursun, aklı başından alınmış milyonlarca Yahudi ile yerlerinden yurtlarından edilmiş, açlığa ve ölüme mahkum edilmiş milyonlarca Müslüman, İsrail’in elinde esirmiş.

Yeryüzünde ne kadar kötülük varsa bulup buluşturmuş ve kendisine yakıştırmış Siyonist çete karşısında kanun namına, insanlık ve ahlak namına, Allah adına, ne pahasına olursa olsun bir şeyler yapmak gerekiyormuş.

Bunun için yüce değerlere sahip, olanca iyiliği ile cesur, inanmış, kararlı insanlara ihtiyaç varmış. Ama bu da yetmezmiş, çünkü düşman küresel bir zorba, şeytansı bir azmanmış! Bu yüzden, dünyanın dört bir yanından, değişik değişik milletlerinden, müslümanı, yahudisi, hristiyanı, ateisti ve diğerleriyle, vicdanı büyük yüzlercesi bir araya gelmiş. Bir gemiye binilecek, içinde dua, umut, tebessüm ve selam olan bir filo dolusu yardım malzemesi Filistin’e taşınacakmış.

Başta Mavi Marmara Gemisi olmak üzere, insanlığın haysiyetini taşıyan barış filosu, düşmanın tehditlerine aldırmadan, hak ve hukuk güzergâhında ilerliyormuş. Haksızlığı iş edilen şebeke, hakkın gelmesinin ne anlama geldiğini iyi bildiğinden, şafak sökmeden saldırıya geçmiş. Karşısındaki, sivil, silahsız ve masum insanların bulunduğu uluslar üstü yardım gemileri, bulundukları yer ise uluslar arası sularmış. Ne gam! Zorbalıkla ‘devletleşmiş’, akıl ve izan kriterlerini yitirmiş bir terör örgütüymüş bu, dünya sahnesine çıktığı gibi kontrolden çıkmış.

Tarih böyle bir ‘savaş’ görmemiş daha evvel. Akdeniz’de Alçaklık ile Yükseklik, İyilik ile Kötülük, Güzellik ile Çirkinlik, Şeref ile Şerefsizlik karşı karşıya gelirken, 31 Mayıs 2010 gecesi gündüzü kucaklarken, aralarında meleklerin olduğuna inanılan insanlardan dokuz tanesi şehit olurken, yırtılan sadece takvimden bir yaprak değil, aynı zamanda, İsrail denen, içi karanlıklarla dolu bir maske, bir imajmış.

Akdeniz’de o sabah Mavi Marmara Gemisi’nin yol açtığı adalet dalgası çok geçmeden yeryüzünün büyün kıyılarına vurmuş, vicdana kıyısı olanlarla olmayanları, hakikate kıyanlarla kıyamayanları ortaya koymuş, edilen duaların kabulü, evrensel bir kıyamın ilk evresi olmuş.

Başta mavi, beyaz ve siyah olmak üzere, içinde insanlığın her rengini barındıran bu kıssayı anlatsın anneler kızlarına, dedeler torunlarına. Dilden dile yayılsın, hisseler alınsın ve yüreklere salınsın.

 

 


Coronavirus (Covid-19)

  • 30,737,361Coronavirus Vaka Sayısı
  • 957,243Ölü Sayısı
  • 7,406,980Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 15:45

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar