Gündeme Kısa Not!..

 

 

Doğrusu şaşkınlık yaşıyorum.

Ne oldu, kapalı kapılar ardında neler yaşandı ki, ansızın fikirler değişti?

Dolayısıyla açıklamalar da peş peşe yağmur gibi gelmeye başladı…

***

Bin yıllık Türk devletini çocuk oyuncağı yerine koymak arzusunda olan, istediği gibi oynayacağını ve oynatacağını sanan aşiret reisi, birdenbire ummadığı tepkilerle baş başa kaldı…

Ne olduğunu, kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu bilmiyorum ama…

Görünen o ki, “Yareli şir-i jeyan” hab-ı gafletten uyandı ansızın…

***

Önce dışişleri bakanlığı sert çıktı…

Peşinden başbakan Binali Yıldırım, yumuşak bir üslupla ama kararlı bir çıkış sergiledi…

Başbakan Binali yıldırım ve Irak başbakanı Haydar Abadi bir görüşme gerçekleştirdiler ve “referandumun engellenmesi hususunda mutabık kaldılar” açıklaması yapıldı…

Ve nihayet Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan uyarılar geldi…

“Asıl tepkimizi 22 Eylül’de toplanacak Milli Güvenlik Kurulu sonrasında açıklayacağız” dedi…

Üslubundan, 22 Eylül günü bir “Sen kimsin ya?” manifestosu çıkacağa benziyor…

Peşinden de “Ayağını denk al” ültimatomu…

***

Elbette ki, bu referandum meselesinde kilit ülke Türkiye’dir…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk günlerde “Dostum Barzani’ye bunun yanlış olacağını söyledim” mealindeki yumuşak demeci…

Uzun bir süre Cumhuriyet Hükûmetinin suskunluğu…

Ve yandaş medyanın hadisenin vahametini kavramaması ve sefil bigâneliği…

Aşiret reisine ve “bir Kürt devleti kurulsun” diye yanıp tutuşan İsrail’e büyük cesaret vermişti…

***

Şimdi onlar da büyük bir şaşkınlık içindeler…

Beyaz Saray, Türkiye, İran ve Rusya karşısında; Suriye örneğinde olduğu gibi Irak’ta da bir hezimet yaşamak istemediği için, bir açıklamayla “referandumun iptal edilmesini” istiyor…

***

Bütün umudunu Türkiye’ye bağlayan ve bu umudun verdiği cesaretle etrafa meydan okuma cür’eti gösteren aşiret reisi de ne yapacağını şaşırdı…

Son gelen sinyallere göre; amiyane tabirle kıvırmak ve zevahiri kurtarmak için esaslı bir bahane bulmak için çırpınıyor…

***

Görünen o ki, Kerkük – Erbil arasında bir Türkmen beldesi olan Altınköprü civarında bir askerî üs kurma hayâlleri kuran İsrail’in hevesi de kursağında kalacak…

Ağababası ABD’nin bile eli kolu bağlanmış durumda…

***

Bundan sonra ne oluru bilmek için müneccim olmak gerekir…

Bendeniz, bu kısa yazıda, gözlemlediğim şu üç hususu anlatmaya çalıştım:

1- Devleti yönetenlerin, toplumun doğru teşhisi ve topluca baskısı sonucunda daha sağlıklı kararlar alabildikleri, bir defa daha anlaşılmıştır…

2- Birtakım kişisel menfaatlerin cazibesine kapılarak yanlış siyaset gütmenin, hem o siyasetçinin hem de yönettiği devletini itibarına zarar verdiği gerçeği bir kez daha görülmüş oldu…

3- Doğru zamanda alınan ve gerçekçi temellere dayalı kararların, hem ülke ve milletin hayrına olduğu, hem de siyasetçinin kendi halkı nezdinde de itibar kazanmasına sebep olduğu bir kez daha ispatlanmıştır…

***

Konuyu yakından takip etmeye devam edeceğiz…

 

Popüler Kullanıcılar