Ben, Şiir ve Şair

 

Gündüzün kalabalığında bir sahafçıda kitaplar arasında gezintiye çıkarken tanışmıştım Şairle.
Gündüz tanıştığım şaire gecenin sessizliğinde yazılan satırlarla konuşmak istiyorum. 

Geçmişten gelen yorgunluklarımı, kaygılarımı, yaşadığım türlü türlü zorlukları bilen; geleceğe dair hedeflerimi, ümitlerimi, heyecanlarımı bilen onlarca belki de yüzlerce başarıya imza atmış bir şair ile konuşmanın heyecanı büyülüyor insanı.

Dile gelmek istiyorum şairin şiirlerinde...

Ellinde tuttuğu kalemde mürekkep, not aldığı günlüğünde bir sayfa ve yazdığı şiirde bir mısra olup dile geleceğin günü hayal etmenin yanı sıra hiç okunmayacak bir şiir olmanın ihtimalinin varlığı tedirgin ediyor beni.
Peki, ya milyonlar tarafından okunan bir şiir oluversem? 

Geçmişe dair aklımda kalan en anlamlı anı, hatıra; şair ile olan küçüklüğümdü. Belki de küçüklüğümdeyken beni gezdirdiği kitaplar arasında yaptığım yolculuklardı kim bilir. Belki de beraber okuduğumuz şiir kitaplardan kalan bir sevgidir benimkisi. O gün beraber okuduğumuz kitaptaki ön söz bugünün son sözü olduğunu ve bugün yeni ön sözleri beraber okumamız gerektiğini hatırlıyormudur şair?

Şair, şiirlere başlarken 'başarılı' olma endişesinden ötürü riskli bir hayattan bahsederdi eminim.
“Risklerin olduğu bir hayatı yazmaktır şiir. Risklere tanıklık etmektir Şairin görevi” diye eklerdim ben de.

 Belki güven belki endişe belki heyecan belki mutluluk belki hüzün belki de kaybediş ya da kazançtır şiirde hâkim olan duygu.
Denemeden bilemezsin şiirin tadını, mısraların adını.
Belki risk taşıdığın için milyonlar satar şiir kitabın, belki de endişe ve kaygı dolu bir temkinli yaklaşımdır kitabının hiç satmayışı.

Abdurrahman Karakoç, Ahmet Hamdi Tanpınar, Arif Nihat Asya da iyi birer şair iken; dile gelmek, yazılmak, okunmak isteyen bir şiir ise hayatım, geçmişim ve geleceğim; neden beklentim sendendir? diye sormak isterdim şaire.  
Özellikle senin kitabında şiir, senin şiirinde mısra senin mısralarında bir duygu yüklü kelime olmak isteyişimin nedeni nedir? sorusuna cevap vermesini isterdim şahsen. Şairin sorması gereken bir soruyu ben sorar, benim cevaplamam gereken bir sorunun cevabını şairden beklerdim işte. Roller değişse de maskeler değişmezdi nihayetinde.

Geleceğim, ümitlerim, hayallerim ve geçmişten kalan kırık dökük her yerim şairin şiirinde dile gelecekse eğer, bu şair endişeli mi olmalı, tedirgin mi yoksa cesur mu acaba?
Karpuzu, kırmızıyı bana sevdiren ve “kendim olmayı isterim” şiirin müsebbibi bir şair, daha birçok şeyi sevdirmekteki masumiyetini korumakta ne kadar da haklı, değil mi?  Vakurluğu, asaleti, ciddiyeti başka türlü anlam kazanmıyor dünyamda.

Ve başka bir şair çıkar ansızın. Fısıldar gecenin sessizliğinden kulağıma: “Bir şair sevilecekse eğer, sadece şiirlerinden ötürü sevilmez… Bir şiir yazılacaksa eğer, bu şiir ısmarlamayla olmaz…”


Özkan ERDEM / ozkanerdem84@gmail.com

 

Popüler Kullanıcılar

}