KAÇMAK KURTULUŞTUR

 

 

Yılların yorgunluğu vardı üzerinde.
Adaletsizliğe, haksızlığa, eşitsizliğe, dışlanmaya, ötekileştirilmeye ve tüm bunların mimarı olan insanlara tahammülsüzlüğün zirvesindeydi.
Issız bir adaya…
Yalnız bir şehre…
Kimsesiz bir kente müştak bir ruhun çırpınışlarını yaşıyordu. 

Kendi dışında kimseyle yüzleşmek istemiyor; diyalog kurabilecek tek yoldaş olarak gölgesini kabul ediyordu. 

Para, mal, mülk, akraba, eşya, servet, miras, şan, şöhret, statü ne varsa, tüm hülyalarını geride bırakıp bir lokma ekmek, bir bardak su ve birkaç eski elbise ile bedevi bir hayatı yaşamak istiyordu.

Zaman çok ağır ilerliyor, her şey aleyhine işliyor, ruhu daralıyor ve kabul edilmeye mecbur bırakılacak tekliflerle karşılaşacak diye çok korkuyordu.

Sakınılan göze çöp batacağını çok iyi bildiği yaşanmışlıkları vardı geçmişinde. Vakit kaybetmeden ayrılmalıydı. 

Korkularıyla yüzleşmekten korkuyordu. 
Korkularını yaşamaya mahkum bırakılacak bir hayatla el sıkışmak istemiyordu. Bir an evvel ayrılmalı; ayrılıkta elini çabuk tutmalıydı.
 
Eş-dost-akraba-tanıdık kim varsa, hiç kimseyle vedalaşmayacak, bir yıldız gibi sessizce kayıp gidecekti.

Bavulunu hazırladı. İçine, kendisini yalnızlığa mahkum eden sevgilisinden geride kalan mor menekşeli gömleği ve okuyarak yalnızlığını paylaşacak günlüğünü koyup kapıya yöneldi.

Ayrılmak kavuşmak kadar, kaçmak kurtulmak kadar zordu. Tam ayrılacakken gözleri doldu… Ayrılığın mı, geçmişte yaşadığı pişmanlık dolu hayatın mı göz yaşlarıydı,  bilmiyordu ama, ağlıyordu.

Geri dönüp buz gibi duvarlarla vedalaşmak istedi. Nitekim de öyle yaptı: “Dostlarıma bile anlatamadığım sırdaşlarım oldunuz” diyerek vedalaştı, yalnızlığını paylaşan duvarlarla, duvarlarda kalan hatıralarla.

Kalın tabanlı siyah ayakkabılarını giyip merdivenleri teker teker inmeye başladı. Adımlarının sesi duvarda yankı yapıp döndüğünde hissettiği mutluluğa odaklandı. Bunca yıldır bu binada oturmasına rağmen neden hep kendini yalnız hissettiğini, neden konuşacak dertleşecek bir sırdaş bulamadığını, dört duvar beton yığınlarıyla kurduğu dostluğu sorgulamaya başladı. 

Sorguladıkça korkunç cevaplarla karşılaşmış, cevabını bildiği soruları tekrar sormaktan kaçınmıştı. Çünkü hayatı boyunca bunu yaptı, onun için kaçmak kurtulmaktı. Cevabını bildiği değil, cevabı bilinmeyen, bulunmayan sorular sormaya başladı.

Saatine baktı; zaman durmuştu, ayrılığa daha çok zaman vardı. Zaman her zaman ki gibi aleyhine işliyor, ağır ağır ilerliyordu. Daha sert adımlarla merdivenleri tekrar çıkıp inmeye karar verdi. Duvarda yankılanan ses mutsuzluğuna mutluluk kattığının farkındaydı.

Birkaç defa çıkıp indikten sonra korkularını hatırladı. Giderayak vedalaşmadığı dostlarından biriyle karşılaşacağından korktu. Bu onun için ölüm demekti… Vaktin dolmasını beklemeksizin, kaçmak, kurtulmak için, ansızın ayrılmaya karar verdi.
Apar topar dışarı attı kendini. 

Dışarı çıkınca güneşin aydınlığı gözlerini kamaştırdı. Gözlerini açamıyordu. Biri el feneri ile ışığı yüzüne tutmuş zannetti. “Çek şu kahrolası feneri!” diye tüm gücüyle olabildiğince bağırdı. Şaşırmıştı... Merdivenden indiği sırada, ayakkabıdan kaynaklanan ses gibi, bağırması yankı da yapmamıştı. Korkuları daha da arttı. Titremeye başladı. Bir suçlu gibi hissetti kendini. 

Günler, haftalar, aylardır dışarı çıkmamış; gün ışığına yabancılaşmış, karanlığa o kadar alışmıştı ki, gün ışığına-güneşe bile yabancılaşmış, onu el feneri sanmıştı. 

 Saatlerce olduğu yerde, bir o yana bir bu yana dönerek fener sandığı ışıktan kaçış yolu aradıysa da bulamadı. Karanlığa alışmış bir ruh, aydınlığa karşıydı. 
Hangi yolları denediyse de başarılı olamadı; bir türlü, mutlu olduğu karanlığa kavuşamadı. 
Çaresizce, olduğu yerde çöktü, ağladı. Göz yaşları yüzünü yıkıyordu. 

 Kendine geldiğinde ortamın karanlık olduğunu fark etti. Karanlığa kavuştuğu için mutlu olduğunu hissetti. Karanlıklarım benim, aydınlıklarınız sizin olsun, dedi. 
Karanlık onun için aydınlık, aydınlık onun için karanlık demekti. 

Gün, akşam olduğunu ve bu yüzden etrafın karanlık olduğunu bile bilmiyordu. Karanlığın sabahın gün ışığı ile birlikte yerini aydınlığa bırakacağından da habersizdi. 

Kalktı, kaldığı yerden ayrılık yolculuğuna devam etti… Karanlık bir gecede, karanlık bir geleceğe doğru yol aldı... Yol aldıkça, karanlık daha da artıyor, ortam zifiri bir karanlığa dönüşüyordu. 

Uzun bir süre, aralıksız, yol aldı. Yol uzun ve bitmiyordu. 
Hem çok yorulmuş hem çok susamıştı. Dinlenmek için yol üstünde bir çeşme başında durdu.

Kana kana içmek için çeşmeye eğilince duvarda yazılı olan yazılar dikkatini çekti: “Ehl-i dalâletin ve gafletin hayatı, belki vücudu, belki kâinatı, bulunduğu gündür. Bütün geçmiş zaman ve kâinatlar, onun dalâleti noktasında mâdumdur, ölmüştür; akıl, alâkadarlığı ile ona ZULMETLER, KARANLIKLAR veriyor. Gelecek zamanlar ise, itikadsızlığı cihetiyle yine mâdumdur. Ve ademle hâsıl olan ebedî firâklar, mütemâdiyen onun fikir yoluyla hayatına ZULMETLER veriyorlar. Eğer İmân hayata hayat olsa, o vakit hem geçmiş, hem gelecek zamanlar, imânın nuruyla ışıklanır”

 Her ne kadar anlamasa da, okuduğu bu sözden çok etkilenmişti. İrkildi. Yaşadıkları gerçek bir hayat mı, yoksa bir rüya mıydı? Rüyadan uyanır gibi, gafletten uyandı.

Hayatında yeni bir sayfa, yeni bir başlangıç yapmaya karar verdi. 
Geri döndü. Vedalaşmadan ayrıldığı dostlarına kavuştuğunda sıkı sıkı sarıldı. Hasret giderdi. 

Günler, haftalar, aylardır karanlıkla, yalnızlıkla vakit geçiren adam; günler, haftalar ve aylarca, içinin güzelliği yüzlerine yansımış bu insanlarla vakit geçirdi. Sohbet etti. Dertleşti. Elde ettiği iman ile, her yeni bir günde yeni bir sayfa açtı. Her yeni gün, onun için, yeni bir aleme açılan bir kapı oldu.

Aradan geçen bunca zaman sonrasında çok daha mutluydu.
Abdest aldı, kıbleye yöneldi, kıldığı namaz ile Rabbine şükretti, teşekkürlerini sundu.
Bir musluk başında, okuduğu bir küçük pasaj, hayatında yeni bir pencere açmış; karanlıktan aydınlığa yol almıştı.
Kaçmak için koyulduğu yolda, okuduğu bir söz ile hayatı değişmiş ve kurtulmuştu. Kaçıştan dahi kurtuluş çıkartan Rabbine sonsuz kere şükretti.
Onun için her kaçış bir kurtuluş demekti.

 

Popüler Kullanıcılar