AŞILARIN VE TABİİ BAĞIŞIKLIĞIN GÜZELLİĞİ

Pandemide tıbbın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen kaideleri delik deşik edildi. “Anayasayı bir defa delmekle bir şey olmaz” diyenlere imrenir olduk. “KOVİD geçirenlerde bağışıklık geliştiğine dair delil bulunmadığı” iddiası bana göre yaşayan bilim adamlarının yüreğini, ölmüş olanların kemiklerini sızlatan en büyük tıp rezaletlerinden biridir.

***

Dünyanın üç önemli tıp adamı tarafından kaleme alınan makale, benim pandeminin başlangıcından itibaren dile getirdiğim görüşlerimin âdeta bir özeti; yazıdaki birçok cümle sanki benim yazılarımdan alınmış gibi duruyor.

BİR: Pandemi sürecinde tıbbın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen kaideleri delik deşik edildi. “Anayasayı bir defa delmekle bir şey olmaz” diyenlere imrenir olduk.

İKİ: “KOVİD geçirenlerde bağışıklık geliştiğine dair delil bulunmadığı” iddiası bana göre yaşayan bilim adamlarının yüreğini, ölmüş olanların kemiklerini sızlatan en büyük tıp rezaletlerinden biridir.

ÜÇ: Tüm dünyanın sözlerini adeta emir kabul ettiği CDC’ nin Başkanının bu görüşün altında imzası olması da bu kurumun bana göre zaten olmayan itibarını birçoklarının nezdinde de tamamen bitirmiş olmalıdır.

DÖRT: İnsanları aşı olmaya sevk etmek için tabii bağışıklığın görmezden gelinmesi, aşıların etkinliklerini abartan ve yan etkilerini küçümseyen açıklamalar, aşı hakkında çekinceleri olanlara hakaretler, küçümsemeler aşı tereddüdünü daha da artırmıştır.

BEŞ: İnsanlar tam ve doğru bilgilenmek, şeffaflık istiyorlar. Evet, mesele bu kadar basittir! Unutmayalım ki, hakikatlerin günün birinde ortaya çıkmak gibi kötü bir huyları vardır.

BEŞ: Modern tıbbın pandemiyle "pik yapan" hatâlarının tamirini mümkün görmüyorum, kırılmış bir vazo asla eski hâline gelmez. Buyurun, er kişi niyetine!

Sürü bağışıklığını savunan Great Barrington Bildirisi: 10 binden fazla  bilim insanı imzaladı - Sağlık Haberleri | NTV

***

Jay BhattacharyaSunetra Gupta ve Martin Kulldorff’ un “Aşıların ve tabii bağışıklığın güzelliği” başlıklı makaleleri:

Bilim adamları olarak, bu pandemi sırasında, genellikle bilim adamları tarafından yapılan birçok garip bilimsel iddiaya şahit olmak bizi hayrete düşürdü ve cesaretimiz kırıldı.

Bunlardan hiçbiri, John Snow Memorandumu' nda yer alan ve şu anki CDC Başkanı olan Rochelle Wolensky tarafından imzalanan yanlış iddiadan daha şaşırtıcı değildir: Tabii enfeksiyondan sonra Kovid-19’a karşı kalıcı koruyucu bağışıklık için delil bulunmamaktadır.

Tabii enfeksiyon ciddi hastalıklara karşı koruma sağlar

Şimdi, Kovid-19 ile enfeksiyondan sonra tabii bağışıklığın diğer koronavirüslere benzer şekilde geliştiği iyi bilinmektedir.

Tabii enfeksiyon, enfeksiyon engelleyici kalıcı bağışıklık sağlamasa da muhtemelen ciddi hastalık ve ölümü önleyici kalıcı bağışıklık sağlar.

Kovid-19’ dan iyileşen milyonlarca insan arasında, son derece azı tekrar hastalandı.

Medya tarafından yayılan, enfeksiyonun etkili bağışıklık sağlamadığı fikri, hükümetler, halk sağlığı kurumları ve özel kurumlar tarafından pandemik sağlık politikasına zarar veren kararlar alınmasına sebep olmuştur.

Bu düzenlemelerin altında yatan temel önerme, yalnızca aşıların bir kişiyi “temize çıkarmasıdır”.

Mesela, Oregon eyaleti, aşılanmış kişilere ayrıcalıklar sağlayan, ancak iyileşen KOVİD hastalarına ikinci sınıf vatandaş gibi davranan ayrımcı bir aşı pasaport sistemi kurdu.

Avrupa Birliği de bu haziran ayında aşılı turistlere açık olurken, iyileşen KOVD hastalarının böyle bir hakkı olmayacak.

Hastalık Kontrol Merkezi (CDC) kısa süre önce maske talimatnamesini değiştirerek aşılananlar için artık açık havada maske tavsiye etmiyor.

Bununla beraber tabii enfeksiyonla bağışıklığı olanlar şanssız ve maske takmaya devam etmek zorundalar.

Bilimsel bilginin kaleleri olması gereken Cornell ve Stanford gibi üniversiteler, öğrenciler ve öğretim üyeleri için aşıları zorunlu kıldılar fakat tabii enfeksiyon sebebiyle bağışıklığı olan insanları muaf tutmadılar.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bile tökezledi. Sonbaharda, toplum bağışıklığı tanımlarını, tabii bağışıklık ve aşıların bir kombinasyonu yerine aşılama yoluyla elde edilir diye değiştirdiler. Ancak halkın tepkisinden sonra, ocak ayında gerçeği yansıtacak şekilde değiştirdiler.

Kovid aşıları savunmasız insanları korumak için kullanılmalıdır

Kovid aşıları, doğru kullanıldığında dünya çapında salgını sona erdirebilecek harika bir teknolojidir.

Tüm tıbbi buluşlar arasında aşılar, belki de uygun kanalizasyon sistemleri ve temiz içme suyu gibi temel hijyen önlemleri dışında, diğerlerinden daha fazla hayat kurtardı.

Aşıların kendisi bizi korumaz; bizi koruyan bağışıklık sistemimizin aşıya verdiği cevaptır.

Aşıların güzelliği, bağışıklık sistemimizi ağır tablolara yakalanmadan ciddi hastalıklara karşı aktive etmesidir.

Tabii enfeksiyon tipik olarak daha iyi ve daha geniş bir koruma sağlar, ancak bunun ciddi hastalık ve ölüme karşı savunmasız olanlar için bir bedeli vardır.

Yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar da dâhil olmak üzere hassas gruptakiler için, hastalığa yakalanmak yerine aşı yoluyla hastalığa karşı gelecekte korunma elde etmek daha güvenlidir.

Aynı zamanda, enfeksiyonun KOVİD’ e yakalanmış milyonlarca insan için gelecekte uzun süreli koruma sağladığı bilimsel gerçeğini görmezden gelmek pek mantıklı değildir.

18. yüzyılda sütçü kızlar “bütün ülkedeki en güzel kızlar” olarak kabul edilirdi.

Diğerlerinden farklı olarak, çiçek hastalığı enfeksiyonundan kaynaklanan yaygın yüz izleri yoktu.

İneklerle yakın temasları sayesinde, çiçek hastalığına karşı bağışıklık sağlayan hafif bir hastalık olan inek çiçeği (cowpox) virüsüne maruz kalmış ve enfekte olmuşlardı.

1774' de Benjamin Jesty adında bir Dorset çiftçisi karısını ve iki oğlunu inek çiçeği ile bilerek aşıladı ve aşılar doğdu (Latince vaccinus = “ineklerden”).

Aşılar, KOVİD de dâhil olmak üzere bulaşıcı hastalıklarla mücadelede hayati araçlar olsa da, uygulandıkları kullanımlara dikkat etmeli ve politikalarımızda tabii bağışıklığı hatırlamalıyız.

Dünya çapında aşı kıtlığı olan bir ortamda, KOVİD geçirenleri aşılamak sadece gereksiz değil aynı zamanda ayıptır.

Zaten bağışık olanlara aşı yaparak, hastalığa yakalanmamış yüksek riskli yaşlı kişiler için hayat kurtaran aşıları boşa harcıyoruz.

Genç ve yaşlı arasında KOVİD enfeksiyonundan ölüm riskinde bin kat fark vardır.

Yaşlı, varlıklı Amerika ve Avrupalıların çoğu zaten aşılanmış olsa da, bu daha az varlıklı olanlar için doğru değildir ve Hindistan, Brezilya ve diğer birçok ülkede yaşlı insanlar için kesinlikle geçerli değildir

Doğal bağışıklığın inkârı bu sebeple birçok gereksiz ölüme yol açmıştır.

Aşı pasaportları için itici gücün çoğu, aşının yeterince test edilmediği küçük çocuklar da dâhil olmak üzere evrensel KOVİD aşısının pandemiyi sona erdirmek için gerekli olduğu yanlış fikrinden kaynaklanmıştır.

Kovid-19 virüsünün tabii seyri göz önüne alındığında, aşıların tüm enfeksiyonlardan ziyade yalnızca ciddi hastalıklara karşı uzun vadeli koruma sağlaması muhtemeldir.

Aşı, tıpta nadir görülen doğal bağışıklıktan çok daha iyi sonuç vermedikçe, herhangi bir enfeksiyon engelleyici etki muhtemelen kısa vadelidir.

Bu sebeple, aşılar hastalık bulaşmasını sıfırlamak için kullanılamaz. Bunun yerine, aşılar savunmasız kişileri ağır tablo ve ölümlere karşı korumak için kullanılmalıdır.

Aşısızları dışlamak, aslında, işçi sınıfına ve zaten hastalıktan mustarip olan yoksullara karşı ayrımcılık yapıyor.

Karantinalar, daha varlıklı, “evden çalışan” sınıfı korurken, yiyeceklerini teslim edenleri ve diğer ihtiyaçları sağlayanları da açıkta bırakıyor.

Aşının yan etkileri çoğunlukla hafif olsa da, yaygın aşı yan etkileri bazı çalışanların birkaç günlük gelir kaybetmesine sebep olabilir.

Tabii bağışıklığı kabul ederek halk sağlığı ve bilimine güveni yeniden oluşturun

Kovid-19 aşılarının hızlı gelişimi, bilim dünyası ve halk için muazzam bir başarıdır. Aşılar zaten sayısız hayat kurtardı.

Bu güveni yeniden inşa etmek için tabii bağışıklığı kabul etmek önemli bir ilk adımdır.

Böyle bir onaylamanın ön saflardaki bilim adamlarından gelmesi yeterli değildir; CDC, NIH, NIAID, FDA, ECDC ve WHO gibi en tepedekilerin de onayı gerekir.

Bireysel seviyede de üniversite rektörleri ve bilimsel dergi editörleri gibi önde gelen akademisyenler ve gazetecilerin onaylarına da ihtiyacımız var.

Yunan tarihçi Thucydides, Peloponez Savaşı Tarihi (MÖ 400) adlı kitabında, Sparta ile savaşın ortasında Atina'yı vuran büyük bir vebadan bahseder.

Hastalık bitmeden önce Atina sakinlerinin dörtte birini öldürdü (muhtemelen sürü bağışıklığından dolayı). İşte 51. kitaptan önemli pasaj:

“…hastalar ve ölenlere daha çok iyileşenler merhametle bakıyorlardı, çünkü onlar hastalığın seyrini biliyorlardı ve kendilerini endişeden uzak tutuyorlardıHiç kimse ikinci kez hastalanmadı ya da ölmedi. Bütün insanlar onları tebrik etti ve onlar da o andaki sevinçlerinden başka, bir hastalıktan ölemeyeceklerine dair masum bir hayâle kapıldılar.”

Eskiler immünolojiyi bizden daha iyi anlamışlardı. Bilimsel liderler doğal enfeksiyondan bağışıklığı kabul etmezlerse, halkın aşılara ve halk sağlığı kurumlarına olan güveni daha da kötüleşecek ve halkın refahına büyük zarar verecektir.

Kaynak: https://www.smerconish.com/exclusive-content/the-beauty-of-vaccines-and-natural-immunity

Jay Bhattacharya, Stanford Üniversitesi'nde Tıp Profesörü ve Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu'nda araştırma görevlisidir.

Sunetra Gupta, Oxford Üniversitesi'nde bulaşıcı hastalık ajanlarına ilgi duyan bir romancı ve teorik epidemiyoloji profesörüdür.

Martin Kulldorff, Harvard’ da biyoistatistikçi, epidemiyolog ve tıp profesörüdür.


Coronavirus (Covid-19)

  • 229,354,842Coronavirus Vaka Sayısı
  • 4,706,873Ölü Sayısı
  • 18,631,845Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 13:35

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar