Koltuk Sevdası Siyasi Bir Terim Değildir

 İşte ben de tam Ahmet Hakan’ın dediği gibi “televizyonun önünden geçerken yaşlı bir adam” gördüm.

 

Bu yaşlı adamı ekranda görünce anlamsız bir acıma duygusu kaplıyor içimi. Adam epeyce yaşlı belli. Gözlerinin altındaki torbalar,  boynundaki kırışıklar, kafası dik ama yer çekimiyle verdiği mücadele gözle görünüyor. Takım elbisesi jilet gibi, saçları çok güzel taranmış, hareketleri çok özenli. Çaresizliğini gizlemek için büyük bir mücadele veriyor, hatta bazen çaresiz olmadığını elindeki güçlerin onu halen daha mücadeleye devam ettirebileceğini düşünmeden de edemiyor. Aslında kuleli de yeni tutulmuş ve kaldırımın soğuk yüzünde son çırpınışlarını yapan bir balık gibi, yıllardır bugün başına gelenlerin olma ihtimalini öngören ama olmaması için elinden geleni ardına koymayan bu yaşlı adamın adı :  Önder SAV

 

Türkiye’nin en çok seyredilen haber programlarından birine çıkmış ve meramını anlatmak adına çırpınıp duruyor. Karşısındaki Mehmet Ali Birand olabildiğince nazik,olabildiğine saygılı ve olabildiğine dikkatli ama bunları Önder Sav’ın yıllardır yaptığı siyasete, yaptığı eylemlere hürmeten değil de sanki yaşına hürmeten yapıyor. Sesinin gür çıkmasına dikkat ediyor Önder Sav. Ama yüzünde acayip bir ifade var, sanki yıllarca onlarca kişiye yaptığı muamelenin kendisine yapılmasından dolayı şaşkın gibi.

 

Mehmet Ali Birand’ın deyimiyle “sokaktaki adam” Önder Sav’ın haklı veya haksız olduğunu değil de bu inanılmaz koltuk sevdasını konuşuyor. Aynı Numan Kurtulmuş’un genel başkan adaylığında Necmettin Erbakan’ın, Oğuzhan Asıltürk’ün ve Şevket Kazan’ın yaptığı gibi.

53 yıldır iktidar olamayan bir geleneğin 30 yılı aşkın bir süredir en önemli koltuğunda olan bu adamın ısrarını anlamakta zorluk çekiyor insanlar.

 

Kendi açımdan baktığımda sadece siyasette değil, hayatın her noktasında gençlerin, genç beyinlerin,genç yüreklerin ön planda olmasından yanayım. Hemen “eee tecrübe ne olacak?” demeyin,tecrübe her zaman “koltukta” olmak zorunda değildir, muhakkak gençler tecrübeli olanların görüşlerine önem verecek ve tavsiyelerini dikkate alacaktır. Hem “zaman insanı değil, armut’u olgunlaştırır” diyen de ben değilim.

 

Ama biraz da bardağa diğer tarafından bakmak lazım. Neredeyse hayatınızın tamamını, her zerresini, her dakikasını sarmış bir şeyin elinizden alındığını düşünün. Elinizden alınan şeyin hayatınızı kolaylaştırdığını ve rahat yaşamanıza yardımcı olduğunu düşünün. Mesela bir çocuk düşünün, 2 yaşına kadar altında bezle gezmiş, oyunun en güzel noktasında çişini yapmak için tuvalete gitmek gibi bir derdi yok. Hadi çocuk biraz daha büyüsün 6 yaşına kadar hayatının neredeyse tek eylemi oyun oynamak, sonra birileri geliyor “oyun bitti,artık ders ve ödev zamanı” diyor. Okulun ilk günü feryatlar,figanlar,çığlıklar ve gözyaşları. Peki İ.E.T.T şoförlüğünden emekli bir amcanın emekliliğe alışamayıp bir otobüsü kaçırmasına ne diyeceksiniz? Ya mesleği yeni bırakmış bir öğretmenin evde oturamadığı için sınıfını devralmış genç öğretmenden izin alarak sınıfta oturmasına ne diyeceksiniz.

 

Önder Sav, an itibariyle nasıl olduğunu bilmediği bir hayatın içine girmek üzere ve korkuyor kelimenin tek anlamıyla; korkuyor. Eninde sonunda olacağını biliyor ama acaba tiyatrocular gibi sahnede ölmeme izin vermezler mi demekten de geri durmuyor. Ne kadar haklı veya haksız olduğunu herkesin konuşması lazım. Ama koltuklarınızda oturup “yaaa bu nasıl bir koltuk sevdası” diye ahkam kesmeyin. Bu sevda;inkar etseniz de hepinizde olan bir sevdadır. “koltuk sevdası” sadece siyasilere has bir sevda değildir, bu sevda hepimizin hayatının tam göbeğinde olan bir sevda.

 

İşte bu yüzden ; “KOLTUK SEVDASI”  siyasi bir terim değildir.


Coronavirus (Covid-19)

  • 5,684,803Coronavirus Vaka Sayısı
  • 352,225Ölü Sayısı
  • 2,901,975Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 06:45

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar