O Kadar Haklısın Ki Sen Bile Farkında Değilsin!

Ne tam anlamıyla destek verebildik ne de yalnız bırakabildik. Beyazıt meydanında, Üsküdar İlahiyatta, Çapanın bahçesinde, imam hatip liselerinin önlerinde, olunması gereken her yerde tepkilerini dile getirdiler.

 

Çoğu zaman, makul ve zararsız eylemlerle çıktıklar sokaklara. Haklarını geri istediklerini haykırdılar. Okumak ve eğitim almak istiyorlardı. İşaret parmaklarını gökyüzüne çevirirken diğer parmakları ile pardösülerinin ucundan tutarlardı, aynı pardösünün kollarına sildiler gözyaşlarını. Çoğu zaman oturarak gösterdiler tepkilerini, sessizce oturarak. Taşmadılar taşırmadılar bekli de bu sebepten uzun yıllar kimse duymadı seslerini. İtiraf etmek gerekir; sosyalist zihniyet eylem, protesto ve benzeri konularda her zaman çok daha başarılı ve organize olmuştur. Bizler ise hep sosyalist kardeşlerimizden arakladığımız taktiklerle yaptık eylemlerimizi.

 

Bu eylemlere erkekler de destek oldu çoğu zaman, onlar da kız kardeşleri gibi taşkınlık yapmadan farklı ve dikkat çekici eylemler yapmaya çalıştılar. Kanal 7de çalıştığım zamanlarda ilahiyat fakültesinin önünde erkek öğrencilerin yaptığı bir eylemi hiç unutmuyorum. O gün polis ayrı bir önlem almıştı, kulaktan kulağa farklı bir eylem olacak haberleri yayılıyordu. Polis bu farklılığı tehlikeli olarak algılamış olacak ki hazırlıklar üst düzeydeydi. Açıkçası bizler de ortalığın karışacağını düşündük. Ama biraz sonra okulun içinden yaklaşık 200 tane başörtülü, sakallı, bıyıklı adam çıktı. Herkes şaşkınlık ve gülümseme içinde sloganları dinledi. Aslında hoş bir tepkiydi ama kendimi “sonuca ulaşmak için lastik yakmak, molotof atmak, araç yakmak mı gerekiyor illa ki “ diye düşünmekten da alıkoyamamıştım.

 

İşte bu karmaşık, üzücü ve zor günlerde herkes birlikteydi. Erkekler, başörtülü kardeşlerinin arasından geçerek okula gidiyordu. Erkek öğrenciler, bu işin yakında çözüleceğini, merak etmemelerini söyleyerek derslerine giriyor, ders çıkışı eylemlere destek için aynı yere geri geliyordu. Başını açıp okula giren başörtülü kızlar, direnmeye devam eden kız kardeşlerine sarılarak gözyaşları içinde giriyordu okula. Direnenler teselli ediyordu başını açıp okula giren kardeşlerini, gözyaşlarını siliyordu. “olsun sen gir, sonra bize de anlatırsın kaçırdığımız konuları” gibi o anda hiçbir anlamı olmayan cümleler kuruyorlardı. Açık kızlar gırtlakları yırtılırcasına slogan atıyor, yumruklarını havaya kaldırarak tepkisini gösteriyor ama gerektiğinde eğlenmek için başka arkadaşlarıyla takılmaktan da geri kalmıyordu. Kimse kimseye neden derse girdin, neden başını açtın, neden onu yaptın, neden bunu yaptın diye kızmıyordu. Herkes birdi, birlikti. Herkes aynı dava için mücadele ediyordu. Hepsi iyi niyetliydi, hepsi eğitim haklarının iade edilmesini istiyordu, hepsi başörtüsünün siyasi bir sembol olmadığını anlatmaya çalışıyordu, hepsi üzgündü. Günlerce okul önlerinde bekleyen başörtülü kızlar da, başını açıp okula giren kızlar da, bu sorunun hiçbir şekilde yaşamadığı halde; açık kızlarda, erkekler de hepsi üzgündü.

 

Yıllar geçti üzerinden, etkisi bin yıl sürecek denilen 28 Şubat darbesine nazire yaparcasına okul önlerindeki bu gençler bir bir başarıdan başarıya koştu. Kimi iyi bir siyasetçi oldu, kimi iyi bir işadamı, kimi iyi bir öğretmen oldu, kimi iyi bir doktor, kimi iyi bir ev hanımı oldu, kimi iyi bir anne. Neredeyse hiçbir yerde çalışamayan başörtülü kızlar şimdiler de özel veya resmi birçok kurumda çalışma imkanı buldu. Bazı üniversitelerde başörtülü öğrencilerin derslere girmesine izin verildi. Halen daha çözülmesi gerek sorunlar muhakkak ki var ama eskiyle kıyaslanamayacak bir fark olduğu kesin.

 

Darbe bin yıl süremedi ama sızısı bu insanların yüreğinde hiç azalmadı. Bugünler de yine yoğun bir şekilde tartışılıyor başörtüsü sorunu ama bu sefer tuhaf bir şey var. Başörtüsünün destekleyenler bir yandan “nur serter zihniyetiyle” mücadele ederken bir yandan da kendi aralarında kavga ediyorlar. Acımasızca suçlamalar, inanılmaz ithamlar, hayret verici diyaloglar. Kim ne kadar bu sorunu yaşadı? Kim ne kadar acı çekti? Kim ne kadar şey yaptı? Kim? Ne? Ne zaman? Nasıl?  ?   ?    ?    ?

 

Başkalarının yaptıklarına bakarak kendinizi tarttığınız sürece, başkalarından farklı olamazsınız. Bırak kimin ne yaptığını, ne çektiğini. Sen ne yapıyorsun onu söyle hatta söyleme, hemen yap. Etrafına bakma güzel kardeşim önüne bak hedeflediğin yolda yürümeye devam et. Bu yürüyüşünde yanında olacaklar varsa zaten yanına gelirler, gelmezlerse de kendileri bilirler. İnsanları senin düşündüğün gibi düşünmediği için suçlayamazsın yada senin giyindiğin gibi giyinmediğin için, yada senin yaptığın gibi makyaj yapmadığı için. Farkında mısın bilmiyorum ama etrafına laf atmaktan haklı davanda bir adım bile yol alamıyorsun. Bunlar yetmezmiş gibi bir de; yıllarca sana özgürce yaşama hakkı vermeyen zihniyetin elinde malzeme oluyorsun, senin üzerinden seni vuruyor farkında mısın? !

 

O kadar haklısın ki!

 

O kadar haklısın ki bazen sen bile ne kadar haklı olduğunu fark edemiyorsun başörtülü kardeşim!

 


Coronavirus (Covid-19)

  • 5,684,803Coronavirus Vaka Sayısı
  • 352,225Ölü Sayısı
  • 2,901,975Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 06:45

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar