Dünyadan Göçüp Gitme Töreni

Türk siyasetinin en önemli isimlerinden biriydi Necmettin Erbakan, tiyatrocuların tabiriyle “sahnede öldü”. Bir gün sonra siyasi ittifaklar için toplantıları varken bir gün önce hayata yumdu gözlerini. Ne yaptığı ne ettiği değil de “göçüp gitmiş olması” asıl beni düşündüren.

Bilmem kaç milyon insanın katıldığı cenaze töreninde ön saflardaydı devletin ve siyasi partilerin ve medya camiasının önde gelen isimleri. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı ve  Ak Partinin nerdeyse önde gelen bütün isimleri oradaydı. Diğer siyasi partilerin bütün önemli isimleri kalabalıkların arasında saf tuttu cenaze namazı için. Televizyon kameraları tek tek gösterdi bütün bu isimleri. Dalıp gittim ekranın karşısında önce kim olursa olsun bu “dünyadan göçüp gitme töreni” doldurdu gözlerimi sonra kendimi koydum musalla taşına. Buz gibi taşa sırtüstü yattığımı düşündüm, en ön saflarda en sevdiklerim olsun diye düşündüm. Ağlamasınlar benim gibi hep gülsünler diye düşündüm. Sonra ayağa kalktığımı düşündüm musalla taşının üzerinde “ ey beni sevenler, sizin de sıranız gelecek, sizde geleceksiniz bu musalla taşına, şimdi bana ağlamayı bırakın da gülün, gülün çünkü artık daha fazla günah işlemeyeceğim. Eğer ders almak istiyorsanız, evinize gittiğinizde günahlarınızı düşünün, tövbe edin!!!” diye bağırdım kalabalığa. Boş gözlerle bakıyorlardı bana, duymuyorlardı beni. Sonra imamın “el fatihaaa” nidası yükseldi cızırtılı kolonlardan. Dudaklar kımıldamaya başladı yavaşça, amin!

Özellikle siyasilerin tepki veremeden boş boş baktıklarını gördüm tabuta doğru. Bazıları omuz omuza verdikleri mücadeleyi, bazıları karşılıklı yaptıkları kavgaları düşünüyordu belki de. Belki de haklı veya haksız bir insanın davasına olan bağımlılığını takdir ediyordu. Belki de mecliste, meydanlarda, ekranlarda yaptığı konuşmalarında yaptığı küçük şakaları düşünüyordu.

Belki de hiç birini….

Belki onlar da benim gibi yaptı. Neler yaptıklarını düşündüler, neler için ne kalpler kırdıklarını, ne için kime kötülük yaptıklarını, nerelerde ne günahlar işlediklerini, neden yaptıklarını, nasıl yaptıklarını. Meclis koridorlarında birbirlerine attıkları yumrukları, koltuk uğruna yaptıkları ayak oyunlarını,gazete köşelerinden hangi masumun hayatını karartmak için kalem oynattıklarını,gizli odalarda mevki ve makamlar için imzaladıkları ölüm fermanlarını,darağacına gönderdikleri genç bedenleri  veya siyasi liderleri, kardeşi kardeşe nasıl vurdurduklarını, mezhep kavgalarını nasıl başlattıklarını, nasıl sattıklarını,nasıl satıldıklarını düşündüler.

“Her canlı ölümü tadacaktır”

O anda anladılar kendilerinin de ölümü tadacak o “canlılardan” biri olduğunu. Kaynar su döküldü derler ya. Öyle olmadı; buz gibi bir kova su döktüler sanki başlarından aşağı. Ondan değil mi tepkisizce tabuta bakmaları. İnsan oldukları akıllarına geldi, sınavda olduğunu fark etti, bir gün öleceğini hatırladı.

Büyük bir lider daha terk etti siyaset sahnesini…

Ama aslında bir insan bir sınavını tamamladı, başka bir sınava başladı…

Yatıyorum buz gibi musalla taşında sırt üstü, tüylerim diken diken, ölmüş olmaktan değil korkum hesap anımdan,bildiğim ve bilmediğim günahlarımdan…..

Affet

Affet

Affet Yarrabi!


Coronavirus (Covid-19)

  • 5,684,803Coronavirus Vaka Sayısı
  • 352,225Ölü Sayısı
  • 2,901,975Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 06:45

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar