Sultan Sencer’den Cumhurbaşkanı Erdoğan Dönemine KÜRT VE (کردستان) KÜRDİSTAN -1-

 

 

Tarihsel Bağlamda Kürt kelimesi ve Kürtlerin kökeni

Kürt kelimesi ve Kürtlerin kökenine dair çalışmalar oldukça çeşitlilik arz etmektedir.

Bu çalışmaların bir kısmı bilimsel zeminde ilerlerken, büyük bir ekseriyeti son yüzyılda alelacele ortaya atılmış bilimsellikten uzak iddialardan müteşekkildir.

Özellikle Kürtlere köken bulma çabası ile Kürtlerin köken bulabileceklerine dair telaş birbirine karışmış ve birbirine zıt istikamette seyreden çalışmalar ortaya çıkmıştır.

Son yüzyılda ortaya atılan iddialardan müteşekkil bu çalışmaların çoğu, geleceğe yönelik yönlendirme ve toplum mühendisliği amaçlı hazırlanmıştır.

Nitekim bu gaye günümüz itibarı ile hasıl olmuştur. Günümüz araştırmacılarının bir çoğu, bilimsel temelden uzak bu çalışmalara atıfta bulunmakta ve değerli birer kaynak gibi kullanmaktadır. Bundan mütevellit düşünceleri doğrulanmış bilimsel bir bilgiymişçesine piyasaya yeni çalışmalar sürülmesi karmaşayı daha da beslemiştir.

Öyle ki, bu karmaşada, Kürtlerin kökeni, Asurlulardan Gürcülere, Türklerden Araplara kadar birbiriyle ilgisiz sayılabilecek birçok farklı topluluk ve medeniyete nispet edilmiş ve bu ilişkilendirmeden Medler, Urartular ve Neo-Babiller dahi nasibini almıştır.

Kürt kelimesi ve Kürtlerin kökenini farklı topluluk ve medeniyetlere nispet etme işini sadece yukarıda bahsettiğimiz bir telaşın ürünü olan bilimsel zeminden uzak çalışmaların sonucu olarak yorumlamak elbette doğru değildir.

Nitekim ünlü Kürdolog Vladimir Minorsky dahil birçok bilim adamının “Kürtlerin yaşadığı coğrafyanın homojen bir yapıya sahip olmadığı ve etnik bütünlükten ziyade çeşitlilik barındırdığına dair” görüşlerinden şunu anlıyoruz ki, bu nispet etme işi, sadece yakın zamana ait toplum mühendislerinin köken bulma telaşıyla sınırlandırılacak bir iş değildir.

Zira etnik benzerlik taşısa dahi, meskun oldukları coğrafyadaki bazı toplulukların dini, siyasi ve diğer bir takım sebeplerle kendilerini kadim sayılan farklı kavimlere yasladıkları da bir gerçektir.

Bu coğrafyada yaşayan Kürt topluluklarının ekseriyeti için genel kabul gören köken Farisi olsa da, kökenlerinin Anadolu’da Arap veya Türk, Irak topraklarında da Farisi olduğunu savunan günümüz değişken Kürt toplulukları mevcuttur..

Kürt topluluklarının kökeni dışında değinilmesi gereken önemli bir diğer husus var ki, o da, Kürt kelimesinin kökeni ile ilgili husustur.

Tarihsel derinliğe indiğimizde, Pers ve Arapların, Kürt kelimesini herhangi bir etnik vurgu veyahut anlam yüklemesi yapmaksızın sürekli olarak göçebe anlamında kullanageldiğine rastlamaktayız. Bu bilgiden hareketle ortaya atılan bir iddiaya göre Kürt ismi, kendilerini daha çok aşiret veya mekana nispet ederek tanımlayan Kürt topluluklarının kendileri için yaptığı bir isimlendirme olmayıp Fars ve Araplardan kalma bir isimlendirmedir.

İslam öncesi dönemde, bu toplulukların oluşturduğu coğrafya, Farisi etkisinde şekillenmiş veya yerli kavimlerin Farisi topluluklarla karışması ile oluşmuş oldukça heterojen bir coğrafyaydı.

Bu karmaşık yapı yüzünden, Kürt diye isimlendirilen topluluklarının kökeni ve ilk dönemlerine ait kesin bir bilgi veya tarihten söz etmek mümkün değildir.

Bu husus, daha çok İslam sonrası dönemde, nesep konusunda uzman olan İslam bilginlerinin ilgi alanına girmiştir.

 Bir kısım İslam âlimi, gerek ortak coğrafyadan, gerek Demirci Kawa ve benzeri ortak efsanelerinden, gerekse Med dili ile antik Pers dili arasındaki ilişkisinin bir benzerinin Kürtçe ile Farsça arasındaki ilişkiyle olan benzerliğinden yola çıkarak Kürtlerin kökenini Perslere dayandırırken, farklı Kürt topluluklarının yerleşim bölgesine göre çetelesini çıkartan Mesûdî ve İstahrî gibi İslam alimleri bu topluluklardan bir kısmının Farisilerle birlikte İslam ordularına karşı savaştığından ve diğer bir kısmının da Müslüman olarak İslam ordusuyla birlikte Farisilere karşı savaşan çeşitli kavimlerden müteşekkil olduğundan bahsederler.

 Hulasa, bu coğrafyada göçebe anlamında kullanılan ve oldukça çeşitli bir yapıya sahip Kürt topluluklarının İslam öncesi Farisi etkisiyle birbirine karıştığını, İslam sonrasında da (kendilerini dağlarda muhafaza altına alan Yezidi ve benzeri küçük topluluklar hariç) İslami maya ile iyice birbirine kaynadığını söylemek mümkündür.

Günümüz penceresinden baktığımızda, birbirini anlamaktan uzak lehçelere rağmen Kuzeybatı İran’dan Türkiye’nin doğusuna kadar geniş bir coğrafyada farklı etnik gruplarla birlikte meskun ve ekseriyeti Müslüman Kürt ismiyle müsemma bir toplum mevcuttur.

Yazının gelecek sayısında İslam Sonrası Dönemde Kürtler ve Kürdistan konusuna yer verelim

Sağlıcakla Kalın

@akgulahmet

 

 

 

Popüler Kullanıcılar