Hesap Zamanı

 

Arkadaşlarla, akrabalarla, eski dostlarla – yeni dostlarla yemek yemek için dışarı çıkılır

Siparişler verilir, yemekler yenir.

Bol kahkahalı sohbetler…

Üzerine Türk kahvesi söylenir

Keyifler gıcır…

Sonra garsondan hesap istenir.

Buraya kadar zaman o kadar hızlı geçmiştir ki, hesap geldikten sonra zaman nedense hiç geçmez.

Hesap masaya geldiğinde, herkes vahşi batı kovboylarına taş çıkartacak şekilde elini cüzdanına atar.

Bazen ya cüzdan arka cebe sıkışmıştır çıkmaz, yada çantanın içinde bulunamaz. (Türk kadını valiz boyutunda çanta kullandığı için bu önerme normaldir. Hatta Avrupa’da AVM ’lerde kullanılan en büyük X-Ray cihazı bizdedir. Benimkisi daha büyük yarışı olduğundan X-Ray cihazları da gitgide büyüyor.)


Güzel kardeşim cebinde paran yoktur, nakit bitmiştir, kredi kartının limiti dolmuştur.

Aksilik ya gece 00:00 dan sonra kredi kartının son kullanma tarihi bitiyor.

Veya başka birçok sebep olabilir.

Kimisi der ki arkadaşlar/dostlar/hanım/sevgilim yanımda para yok yada para almayı unutmuşum.

Bu sözün ardına “ama,yani,olmadı ki şimdi” diyecek bir Türk yoktur. Hemen hesap üstlenilir.

Ama bunu söylemek çok zordur. Yanımda para kalmadı, hesabı sen öde diyemeyiz. Geleneklerimizden gelen dürtü bizi engeller. Atalarımızın DNA sı bizi böyle bir çıkmaza sokar.

Amerikalı George gibi “hey dostum öde hesabı kalkalım hadi, anlamıyor musun dostum bende para yok” diyemeyiz.

 

Böyle durumlarda Oscar alabilecek derecede oyunculuk yaparız.

Çünkü eğer oyunculuk yapmazsak, karşındakinin “şuna bak hesabı bize kilitledi” demesinden korkarız. Rahat davranamayız, çünkü rahatsız oluruz.

Cüzdan sıkışmış, çantam nerde, cüzdanımı bulamıyoruuuuuum, kredi kartımı markettemi unuttum acaba…

Demek bizim için daha caziptir.

Masadaki herkes olayın farkındadır zaten. Ama böyle bir tiyatro yapılmalıdır, yoksa yanlış olur.

 

Bazen hesabı öderken 2-3 kişi arasında “sen ödiycen, ben ödiycem” kavgası çıkar. Kavga öylesine şiddetli, ama bir o kadarda naiftir. Yan masadakiler “namus kavgası” zanneder ama her iki tarafta birbirlerinin cebine parayı sıkıştırmaya çalışır.

Kırkpınar güreşlerine taş çıkartır.

 

Birde bu işi profesyonel şekilde halleden kişiler vardır.

Masaya koyar parayı sonrada "ben ödiycemmm, sen ödiycennn" konularına girmez.

Yada Lavaboya gideceğim diye kalkar, hesabı ödeyip gelir.

Veya hesabı ödemek istiyorsa gider kasaya laaaaak diye koyar parayı.

Gerekiyorsa kasiyerin gözüne sokar hesabı ödeyip gelir.

 

Kürt sorunu ve başörtüsü sorunu da böyle bir şeydir. Çözmek için işin profesyoneli olmak gerekir.

Mazereti olan adamlar eğilip bükülür, tiyatro yapar.

Herkes farkındadır, ama geleneklerimizden dolayı kimse bir şey demez.

 

Vel hasıl her hesap ödeneceğinde aynı muameleyi yapanlarla nasıl aynı masada yemek yemiyorsanız, 12 Hazirandan sonra kiminle yemek yiyeceğinizi de bilirsiniz…

 

Yeterince anlaşılır oldu mu yoksa birde “makas kesmiyor” geleneğimizi anlatayım mı?

 

Bilal Şentürk

senturk.bilal@yahoo.com

@bilalsenturk 

 


Coronavirus (Covid-19)

  • 6,679,138Coronavirus Vaka Sayısı
  • 391,612Ölü Sayısı
  • 3,060,937Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 01:15

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar