ABD dış politikası Soros ipliğine bağlı.!

 

Şüphesiz ki dış politikayla ilgilenen, yazılarını dış politika ekseninde yazan bir yazar mutlak suretle ABD’yi yakından takip etmek zorunda. Takip ederken analiz, izleme ve değerlendirme yaparak haberlerden sonuç çıkarmalı. Mesela ben dün Washington Post ta "Turkey" diye arama yaptım ve R.T.Erdoğan ile ilgili, Kürt sorunuyla ilgili haberler beklerken karşıma Suriye ile ilgili haberler çıktı. Hatta öyle ki Suriye deki muhaliflerin ulusal bir medya kuruluşuna sahte hikayeler yayarak ülkeyi iç savaşa sürüklemeye çalıştığına dair haberlere rastladım.

Benim bundan anladığım şu; ABD medyası Suriye sorununu Türkiye’nin iç sorunu gibi görüyor. Öyle ki çözüm ve çözümsüzlükte Türkiye’nin tam müdahaleci olduğunu düşünüyor.

Sonuç olarak, iyi okunan bir gazete iyi bir istihbarat sağlar.!

Dünya basınında dikkatimi çeken 3 olay…

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye'nin Irak sınırına yaptığı hava saldırısı eylemlerinin Türkiye’nin saygınlığını zayıflatmakta olduğunu söylüyor. Başkan obama İran’ın nükleer tehlikesine karşı İsrail’e yardım yapılacağı sinyalini verdi. 16 Arap ülkesinde yapılan bir ankette Türkiye’de din ve demokrasinin bir arada yaşanması, diğer Ortadoğu hükümetleri için örnek teşkil etmesi gerektiği düşünülüyor.

Bu 3 olayı birlikte düşündüğümüzde birbiriyle alakasız gözüken 3 olay aslında ABD’nin Ortadoğu’ya bakışını açıkça ortaya koyuyor. Daha da önemlisi ABD’nin Ortadoğu’da değişen politikalarını görmemize yardımcı oluyor.

Öncelikle insan hakları izleme örgütü kimdir ?

Bu örgüt dünya çapında araştırmalar yapan ve bu araştırmaları yayınlayan uluslar arası bir kuruluştur.! Kuruluşun bağışçısı, yani finansman kaynağı ise George Soros’tur.

Dolayısıyla artık bu örgütten bahsetmek yerine örgütün finans kaynağından bahsetmek daha doğru olacaktır. Çünkü örgütlerde işler patronların istediği şekilde yürür.!

Soros, Yahudi bir ABD vatandaşı… Liberal bir girişimci… Sorosun, parasal gücünü kullanarak ülkelerde çeşitli vakıf ya da derneklerle örgütlenerek ülkelerin iç işlerine karışmakta olduğu söyleniyor.!

Soros; son 6 yılda Türkiye’de resmi olarak 8 milyon dolar yatırım yapmış.! Ve soros JSTREET isimli liberal Yahudilerden oluşan grubun en büyük finansman sağlayıcısı.

Parçaları birleştirdiğimizde

 

ABD’nin İsrail’e İran’a saldırması ve sözde kendi ve dünya güvenliğini sağlamak amacıyla para yardımı yapması,  İnsan hakları izleme örgütünün Türkiye’nin PKK ya karşı yapılan saldırıları onaylamaması,  Türkiye’nin demokrasisi ve yönetimi diğer Ortadoğu devletlerine örnek teşkil olması,

 

Soros’un mali sömürü politikalarının artık işe yaramadığını, Türkiye’de yaptığı yatırımların bir iç savaşı doruğa çıkarmaya yetmediği. (Suriye’de satın aldığı yüksek tirajlı  medya kuruluşlarıyla, sahte hikayeler üreterek iç savaşı körükleyen Soros, bunu Türkiye’de başaramamıştır.) Soros’un kurduğu lobilerin artık bir savaşın kaçınılmaz olduğunu görerek Obamayı arkasına alarak İsrail’i İran’a savaş ilan ettirmeyi amaçladığını görebiliriz.  

Artık istihbarat savaşları ve stratejik ülkelerde iç savaş çıkarmak CIA, MOSSAD ve KGB’ nin tekelinde değil. Artık vakıf yada şirketler kurarak masa başında para üzerinden mali darbe yapılıyor.!

Aslında ABD ve İsrail’in İran’a karşı yaptırımda birleşmesi yeni bir şey değil. Soros’un şirketleri eğer başarılı olsaydı İran’a karşı İsrail – ABD yakınlaşması ifşa edilmezdi. Bununla ilgili 4 Mart 2012 tarihinde İsrail C.Başkanı Peres, “Ortadoğu’yu kontrol eden dünya ekonomisinin büyük bir bölümünü kontrol edebilir” diyerek açıkça ABD’yi işbirliğine çağırmış ve Ortadoğu’yu kontrol etmesinde yardımcı olacağını söylemiştir.

İsrail kontrol mekanizması olmakta hiç çekinmiyor ve aksine kendisini çok cesur görüyor.. Sanki yıllardır diğer Ortadoğu ülkelerine saldırmak için bekliyormuş gibi hazırlıklar yapıyor. Yeni kurulan devletlere Soros ya da diğer Lobici Yahudi finansmanlarıyla yardımcı oluyor. Silah ve cephane yardımı yapıyor. Böylece hem büyük bir coğrafyada yalnız kalmıyor hem de kendi savunmasını ve saldırısını yaparken kendisine müttefik kazandırıyor. Bunların en yakın tarihli olanı ise Güney Sudan…

Güney Sudan; Ocak 2011’de bağımsızlığını kazandığında Peres; Ortadoğu tarihinde bir dönüm noktası diyerek “uzun vadeli” yatırımlarının tuttuğunu açıkça ortaya koydu. Güney sudanın şu an ihtiyacı olan modernite, uluslar arası korunma, refah gibi ihtiyaçlarını İsrail’in karşılayacağı aşikar. Çünkü tam Müslüman olmayan sudan, Post-İslamcı İran’a karşı İsrail tarafından kullanılacaktır.

İsrail tarafından güvenlik ve savunma amaçlı kullanılacakken başka büyük bir devlet tarafından da ekonomik olarak sömürülmeye hazır bir Güney Sudan var. Ben bir dış işleri bakanının yeni kurulan bir ülke yada stratejik bir konuma sahip bir ülkeyi ziyaret ettiğini gördüğümde o ülkenin üzerinde başka emellerinin olduğunu düşünürüm. Öyle ki 2 gün önce ABD dış işleri bakanı Clinton; petrol konusundaki anlaşmazlıkların çözümü için bir konuşma yapmak istedi. Bu konuşmayı ise Güney Sudan da yaparak tespitlerimi ve İsrail’in yatırımlarını boşa çıkarmadı.

Obama’nın yapması gerekenler.!

Başkan Obama İsrail’e olan güveniyle İran’a karşı ve Suriye’nin içişlerine karışmak suretiyle bir takım yaptırımlarda bulunmak zorunda.

Obama seçimler yaklaşırken askerlere iyi davranmak zorunda. Seçimlerden sonra zaten askerlere karşı olan mevcut tavrını sürdürecektir.

Obama seçimleri kazanmak istiyorsa Henry Ford, Steve Jobs gibi binlerce yenilikçi adamların olduğu ülkede muhafazakarlığı değil yenilikçiliği düşünmeli.

Eğer seçimi kazanmak istiyorsa;

Kısacası ABD vatandaşı olmak isteyen herkes (Güney Sudan, Yarı vatandaş İsrail, ,  Obama tarafından desteklenmeli.

Ve seçim kampanyasını yürütmek için Soros gibi bir adamın yaptığı  2 milyon Euro bağışı alenen kabul etmemeli. 

 

 

 

Bilal Şentürk

senturk.bilal@yahoo.com 

@bilalsenturk

Coronavirus (Covid-19)

  • 664,590Coronavirus Vaka Sayısı
  • 30,890Ölü Sayısı
  • 142,368Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 09:35

HaberX Anket

Koronavirüs önlemleri yeterli mi?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar