Sun-Cacıklar...

             Biraz uzun zaman oldu beraber olmayalı, köşemi terk etmiştim azıcık, geri gelmeye çalışırken durmadan bugünü ve yarını (hatta biraz da abartarak), geçmişle karşılaştıkça, yolum yordamım adımlarımı engelledi durdu. Deprem bölgesinde zaman aktıkça, zamanın oyun oynadığını köşeme dönünce fark ettim. Öyle bir oyun olmuş ki farkına varmadan uzak tutmuş beni.

           Ülkemizin bu dönemeçli sürecinde hem değerli köşe arkadaşlarıma, hem de değerli okurlarımıza bir merhaba tekrardan derken, bir diğer yandan da sevgili arkadaşımın bana gönderdiği bir metnini yayımlamak isabetli olur diye düşündüm. Hepinize merhabalar ve selamlarımı da değerli arkadaşım Melek Yılmaz’a ileterek buradan kendisinin metnini aynen geçiyorum…

Sun-Cacıklar…  (Melek Yılmaz)

Denize baktığında,

Aslında hiç haberi olmayan biri,

imkansız olduğunu söyler, içinden , guruldayan karnini doyurmak için bir şeyler çıkarmasının.... 

Bilmez ki denizin Aslında dışından değildir mavinin derinliği, 

Mavi denizin hiç mi hiç derisi değildir, kendisidir 

Ama bilmez iste. 

Ne bilsin şuncacık! 

Sonra kendinden emin rahat mı rahat bir adam gelir yanına, oturuverir deniz üstündeki kör topal iskelenin yaş tahtasına. 

Uzunca bir sopayı uzatır denize 

Ve şaşırır şuncacık der `ne yapacaksın?...` 

Şimdi bizimki bu soruya ne yapsın, 

Bilmez ki suncacık balık nedir bilmez

suncacığa balıkları anlatsın... 

Bir de bitmez ki sadece balıkla denizde ki o gizemli hikâye 

suncacık denizi sadece üzerinde ki mavi sansın... 

Ve bizimkisi kendinden emin 

Döner ve der ki `karnımı doyurmak için lezzetli yemekler alacağım simdi bu denizden.` 

Şaşırır suncacik. 

Nasıl yani? İmkânsız! Nasıl bir şey çıkacak bu mavinin içinden? 

`boşuna uğraşıyorsun!` der suncacık. 

`ben ömrü hayatım boyunca duymadım görmedim böyle bir şey... Şimdi sen gelmiş bana yemek çıkaracağım diyorsun uzun sapınla bu maviden...` 

ve devam eder.. `boşuna uğraşıyorsun` demeye.. 

Aklı almaz bilmiyor iste. 

Lakin bizimkisi çok rahat sallar oltasının misinasını önünde salınan o sakin denize... 

`ben biliyorum... bu elimde ki oltadır ve ben ne zaman oltamla denize dokunsam deniz bana cömert davranandır...`

 Elbette aldırmaz suncacığın durmayan inançsızlığına,

 bizimki kendinden  emin .. 

Öylesine de rahat sallanan misinanın bir ara kıpırdayacağından 

Ama suncacık şaşkın gözleri misina da 

ve akli almadığı gibi durduramaz bu deli adamı da.. 

sonra başka suncacıklar gelir bizimkinin yanına.. 

Meğer her biri bir haber deniz konusunda... 

Yıldırmaya devam eden suncacıklar sinirde olmaya başlarlar yavaş yavaş bu kafayı yemiş adam karşısında, 

Bizimkisi suskun tebessüm ederek beklerken...

Hiç mi hiç aldırmazken onlara... 

Ve

Sonunda kıpırdar misina... 

Suncacıklar  bizimki sayesinde ilk defa gördükleri kıpraşan bir balık karşısında kendilerince  bir mucize yaşıyorlarken 

Bizimkisi, 

`hadi kolay gele size de, deniz el uzatır uzanmasını bilirse her ele` der

Ve gider denizine güvenmenin huzuru ile... 

Denizde sevgiyle gülümser

Susma sırası sun-cacıklara geçtiğinde...

 

Muhabbetle….

Sami.zana.aslan@gmail.com

Popüler Kullanıcılar