Gündem ve Halk Siyaseti

                  İyiye mi doğru gidiyoruz, kötüye doğru mu gidiyoruz biz? Tamda bu tartışmanın içerisindeyiz. Kulak misafiri oldum bu sabah bir muhabbete ve şöyle ki; biz aslında birer siyasetçi ve birer politikacıymışız. Bu sadece bu sabah ki iki insan arasındaki muhabbetten değil de genelimiz öyle ve bilinçli birikimli bir toplum sıfatını oluşturuyoruz aslında ama insanlar bunu anlayamıyor bilincinin tezini de ortaya atmadan duramıyoruz. Herkes bilinçli mantığı bizde tamam ama insanlar bilinçsiz ve bunların farkında değil yaklaşımı ise başka…

               ABD yıllardır süregelen bir savaş politikası gütmekte ve bu akıllıca bir politika izlenimi aslında! Yani tarafları birbirileri içerisinde kırdırtmak ve etrafında barışçıl, insancıl yanını göstermek akıllı bir politikadır. Başarısı bunun neresinde diye sorulan sorulara da şudur verilen cevap; bunu biz değil siz yapıyorsunuzdur daha çok. Farkındayız aslında bu uluslararası politikaların ve kölesi olarak göründüğümüz büyük Amerika’nın oyunlarının farkındayız. Afganistan yitirdi kendini ve Güleryüz ABD, Lübnan kendisini yitirdi, Mısır, Irak, Suriye…. İç çatışmaları devam ediyor hala ve biz bilinci bir ve gücü bir politika izleme yerine daha çok masum ve suçlu kimlikler peşindeyiz. Suriye bölünmeye başlayalı epey oldu, Sünni-Şii-Kürt-Arap hem dini hem etnik çatışması neredeyse bitmek üzere. Peki, biz Türkiye Cumhuriyeti bu dış devletin politikasının hangi kısmıyla daha çok uğraşıyoruz? Hangi kısmı bizi cezbeden tarafı veya hoşnut göremediğimiz tarafı. Suriye uçağımızı düşürdü, bu bizim cepte içişlerine karışabilirizin yolu. Ferman okumaya başladık bundan sonra ve oturup müzakerelerimizi Suriye aleyhine yapmaya başladık. İçişlerine karışacağız, bize sığınacak vatandaşına sahip çıkacağız, sınırda askerinizi gördüğümüzde öldüreceğiz, uçağınızın gölgesi sınırımıza değerse ikaz etmeden düşüreceğiz falan fistan çocuk oyunu… Suriye hükümetine kalkıp halkına yapmış olduğu zulüme karşı bizim onları sert bir dille uyarmamız ise insancıl aslında ama çıkarcı bir tarafımızın olduğunu gösteriyor bir taraftan da. Bunlar günlerdir medyada takip ettiklerimiz öğrendiklerimiz ve farkında olduklarımız. Peki, biz ne yaptık? Çadır kent kurduk yardımlar korumak v.s evet üzerimize düşen şey bu ve tartıştıklarımız ise aslında kahramanları olmak o halkın. ABD’nin Irak’a yaptığının daha güleryüzlü hali, Irakta ABD askerinin kadınlara ve çocuklara tecavüz saldırıları ve erkeklere türlü işkence şekillerine tam sert karşı dururken, bir yandan da küçük ABD olmaktan kaçamadığımız tarafı durduğumuz.

           Sabah kulak misafiri olduğumu muhabbete değinmem için bu bilgileri yazma ihtiyacı hissetim. Suriye’de bölünmeler böldüm pörçük olmuşken Kürtler de harekete geçti yani PKK. Suriye’nin birkaç tampon bölgesi ellerinde ve kendi güçlerini orada koruma altına almaya başladılar. Bir diğer tarafta ise zaten Irakta kuzey Kürdistan var, İran’da PEJAK gücünü kullanıyor arada bir tampon bölge var buda Türkiye ve bu Türkiye için tehlike olarak görünüyor. Muhabbetin bana görüneni kendi kalemimin diliyle daha sade ve daha toparlamış hali olarak görün. Türkiye bu durumdan korkmalı mı? Ya da Türkiye bu süreçte savaş başlatmalı mı Suriye’ye? Aslında altında bir samimiyet ararsan gerçeği bu değil Türkiye’nin Suriye’ye yaklaşımı. Suriye’de PKK yani Kürtler bölgesel olarak bir araya geldi ve kendi hakları için halkla örgütlendi ve kurması gereken özerkliğini ilan ediyor ve etmeye daha devam edecek gibi görünüyor. Bu Kürtler için bir fırsat olduysa evet oldu. Bu diğer yanda Suriye özgürlük ordusu içinde bir fırsat, mezhep çatışması yaşayan gruplar içinde bir fırsat ve bu sadece Türkiye’nin işine gelmiyor. İşte tamda sıkıştığımız yer burası, işimize gelmiyor bu neden?

      Suriye’de Kürtlerin güçlü olması mı işimize gelmiyor! Mezhep çatışmasının çıkaracağı sonuç mu işimize gelmiyor! Ya da etnik ve dini sorunlar bir tarafa ABD’nin yine hâkim olması mı? Cevaplar çok çetrefilli olsa da sanırım Kürtler yani PKK’nın orada kendi gücünü ortaya koyması Türkiye’nin işine gelmiyor. Türkiye’ye engel olacak olan bu sorunları üstesinden gelebilecek mi? Suriye halkına olan bu duyarlılık göstergesi halka sempatikliğimizi kazandırırsa belki ve Suriye halkı sanırım bizi seviyor bu Türkiye için bir fırsat olabilecek mi buda politikacılarımıza bağlı.

           Muhabbet daha devam ediyorken ben otobüsten iniyorum. İndikten sonra siyasetçi duruşlarımız ve politikayı bilme bilincimizin sadece ağzımız laf yapması için gelişmesi bana üzücü geldi biraz. Elimizi kolumuzu yıllardır bağlayan şey; başkası bu zorlukları yaşasın ve ortaya bir şey koysun, biz yemek ve bunun üstüne oturma kısmını daha çok başarıyoruz düşüncesidir ve bu bizi adım adım geriletiyor ne yazık ki.

 

 

Samizana.aslan@yandex.com

 

 

 

Popüler Kullanıcılar