Bu Ölümlerin Sorumlusu Sistemdir

 

         Her başa gelen, bir öncekini sorumlu tuttu ve bir şeyler düzelteceğinin vaatlerinde bulundu ancak sonuç bugün Hakkâri’de yine ölüm haberi. Ölen askerlerin arkasında timsah gözyaşı dökmenin ne asker ailesine, nede o askere vereceği bir şeydir ve onu geri getirmeyecektir. Kimse kalkıp vatanın bölünmez bütünlüğünden söz etmesin! biz şuan kiradayız yeryüzünde. Sosyal medya çığırtkanları eli kanlı yazışmaları yapmaya başladılar çünkü bugünde dün gibi onlara malzeme çıktı. Barışa ne oldu size uğramıyor mu bu kelime? Bunun için elinizi taşın altına koyma gereksiniminiz yok mu? Bir günlük üzüntünüz daha büyük bir kahkaha doğuyor size, ölen hiçbir askerin bu ikonunuza ihtiyacı yok.

         Ölümler oldukça ve insanlar öldükçe, kanlar döküldükçe ben ne yapayım vatanı ve milleti. Kimse ben rahat yatayım diye savaşmıyor ve savaşmasında, medya bu palavraları insanlara empoze etmeyi bıraktığı an samimiyetini ortaya koyacaktır. Ancak medyanın bu alanda ki acıtasyon ve halkın en hassas noktalarına değinmesi ve kapı pencereleri yine bayrakla donatmasını sağlaması, yarın yine ölüm haberlerini alacağımızı ortaya koyan bir tavırdır. Çözüm ve siyasi rollerinden sakınan devlet ise jetleriyle ve silahlarıyla, ordusuyla halen övünmekte. Askeri gücünü zoraki askerlik mecburiyetinden alan hiçbir ordu güçlü değildir ve hiçbir ordu çıkarsız değildir. Ölen askerler üzerinde siyaset yapmayı bırakın ve askerlerin ölmemesi adına adımlar atın ki terhislerde bayram havası yaşansın.

         Bu kan ne zamana kadar sürecek sorusunun cevabı hükümetçe verilen cevaplarda bariz ortada. “Türkiye Cumhuriyeti Devleti tutarsız kalmayacaktır ve gerekli adımlar atacaktır” adımların ertesi gün dağa taşa jetler kaldırması, yıllardır olayları bugüne sürükledi ve dökülen onca kan zaruri ihtiyaçmış gibi sadece cenazelerde siyah gözlüklerle podyum havası vermekten başka bir şey kazandırmadı.

          Başımızın sağ olması yetmiyor bir annenin yüreğindeki ateşi dindirmeye ve yetmeyecektir hiçbir zaman benim huzurlu uyumam. O annenin evladına duyduğu acı ve üzüntü bir devletin bütüncül ve varoluş yapısını yerle bir eder. Evine ateş düşmüşse o anne ne yapsın vatanı milleti? O ailenin gencecik delikanlısı zoraki bir askerliğin getirdiği ölümle sonuçlanmışsa, devlet bu boşuna yaşanılan acının hesabını vermeye artık adım atmalıdır.

           Yıllardır değişen hiçbir şey olmadı ama her geçen gün ve her geçen zaman ölüm sayılarını değiştirdi ve daha da artırdı. Yaşantılar ve yaşananlar doğru bir şekilde verilseydi kamuoyuna gerçekler anlaşılacaktı ve gereksiz olduğuna dair algı var olacaktı. Kim için savaşılıyor? Sorunlar ne? Ne istiyor PKK? Daha da bu sorular var ve daha da bu soruların cevabını bulmamışsa sistem ve daha da bu sorulan soruların altında duran sorunlara yönelik bir çözümün yoksa yarın ki kaderin komşu devletlerine benzeyecektir.

         Politikalarınızı ve söylemlerinizi “artık bıçak kemiğe dayandı” cümlesinden farklı bir cümleyle değiştirirseniz çözümün yaklaşacağını göreceksiniz.

       Yannis Ritsos’un bir şiiri var ve diyor ki; Çocuğun gördüğü düştür barış. Bir çocuk gözüyle artık bakma zamanı gelmiştir meseleye. Yıllardır sorulacak hesaplar var kini ne PKK’yı bitirdi nede geriledi aksine daha da güçlü kıldı ve bunun da sorumlusu sizlersiniz.

Kanın akmayacağı bir zamanı yaşamak hakkımızdır…

 

Samizana.aslan@yandex.com

Twitter.com/szaslan

 

 

Popüler Kullanıcılar