Çölde Düşen Türk Helikopteri.

Düşünün, helikopteriniz uçsuz bucaksız sahra çölünde sıcağı motoruna çeke çeke ilerlerken arıza yapıyor ve düşüyor. Helikopterden kurtulan bir siz varsınız ve önünüzde de kumdan tepelerle dolu koskoca çöl.  Herhangi bir iletişim olanağınız  yok, yiyeceğiniz yok, suyunuz yok, umudunuz da tükenmek üzere. Bu vaziyette dayanabildiğiniz kadar dayanmaya çalışıyorsunuz….

Tam her şey bitti derken, elinde yiyecek ve su ile birisi karşıdan beliriyor. Anların içerisindeki o en zor anda, umudunuzu karanlık kapladığında; karşıdan gelen kişi ile belki de ömrünüzde yaşamadığınız sevinci yaşıyorsunuz. Ancak gelen kişinin size bir şartı var. Yiyecek ve su vermek için sizden tüm servetinizi istiyor. Sadece bu koşulla yardım edeceğini söylüyor. Şuna eminim ki; gözümüzü kırpmadan evet derdik. Koca bir serveti bir bardak suya, iki lokmaya feda ederdik. İşte o zaman bunların ne kadar değerli olduğunu bilir ve israf konusunda daha temkinli ve hassas davranırdık.

Bu anlattığım hikâye çok uçuk gelmesin. Bu zor anları, her gün birisinin gelip de bir lokma ekmek, bir bardak su ile kendisini kurtarmasını bekleyen insanlar var. Hem de bu insanların bir lokmaya feda edecekleri servetleri de yok. Yardım eden insanlığından edecek…

Bu zor anların yaşandığı, ölüm ile kalım arasındaki salıncağın iki lokma ekmeğe bir yudum suya bağlandığı yer: Somali Çölü. Coğrafi açıdan orası bir çöl değil elbette ki, doğanın değil insafsızlığın çöle çevirdiği bir yerden bahsediyoruz. Birileri daha çok kazansın diye birilerinin  daha çok kaybettiği insanların ülkesi…

Orada yaşananların sorumluları belli,  Avrupa birinci derecede suçlu. Bölgenin ekonomisini ve iç işlerini kendi çıkarları için şekillendiren ülkeler, yaşanan sıkıntılarda en önemli etken. Afrika için üzerimize düşeni yerine getirirken, insanları "açlıktan ölmeye" mahkûm eden sistemin neresinde durduğumuzu da düşünmemiz lazım. Yaşanan sıkıntıların sebebi biz değiliz elbette. Sebep olanların duyması gereken pişmanlığı kendi üzerimize alma gibi bir niyetim de yok tabiki. Bizim pişmanlığımız; gözünü hırs bürümüş ülkelere  tavır koyamayışımızdan, israf konusunda yeteri kadar ulusal  bilince ulaşamayışımızdan ve bu gibi konularda duyarlılığın genelde Ramazan ayı içerisinde kalmasından dolayı olabilir.

Herkes kendi çölünü de, kendi vahasını da içinde taşıyor. Hangi taraf baskın gelirse çevresini  de içi gibi yapmak için uğraşıyor. Orda yaşananlarda belki bu yüzden, içi çölleşmiş insanların geride bıraktıklarını duyarlı insanlar yeşertmeye çalışıyor. Şu sıralar yoğun bir şekilde kampanyalar devam ediyor. Yapılan her yardımda bir insanın kurtulabileceğini, aslında yapılan her yardımın öncelikle insanın kendisi kurtaracağını unutmamak dileğiyle…

Diyanet için  AFRIKA yazıp 5601

Kızılay için AFRIKA yazıp 2868

İHH için AFRIKA yazıp 3072

Kimse yokmu için ACLIK yazıp 5777

168 ücretsiz Bağış ve Danışma Hattı 

  

 

Coronavirus (Covid-19)

  • 664,103Coronavirus Vaka Sayısı
  • 30,883Ölü Sayısı
  • 142,361Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 08:10

HaberX Anket

Koronavirüs önlemleri yeterli mi?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar