YÜREK DOSTUM HZ. MEVLANA İLE YAPTIĞIMIZ RÖPORTAJ

 

 

Hz. Mevlana dediğimizde hani yüreğimiz sıcacık olur… Hani her derdimize derman olur… Dermanımızı onun yazdıklarında buluruz… Hani dolup dolup taşarız… Hani onun söyledikleriyle hemdem oluruz… İşte o mısraları ile yüreklerimize taht kuran büyük üstad 1207’den bu günlere bize sesleniyor… Üzerinden asırlar geçse de vuslat vuslat diyerek… Ve her asırda onun seslenişlerinden kabımızı doldurup kana kana içiyoruz… İçmesini bilene elbette!..

 

Mesnevi şerhlerinde, Mevlana’nın “ney” ile “insan-ı kamil”i, “kamışlık”lık ile “elestbezmi”ni, “ateş” ile “ilahi aşk”ı sembolize ettiği belirtilir. Ben de onunla yürekten olmasına çalıştığım bu röportajımı yaptım ve bu söyleşimizi de sizinle paylaşmak istedim. Buy(u)run Efendim!..

 

Soru: İnsanı toplumda kâmil noktasına ulaştıran özellikler nelerdir efendim?

 

Cevap: Asalet boyda değil, soyda / Doğruluk sözde değil, özde / İncelik belde değil, dilde / Güzellik yüzde değil, yürekte olmalı…

 

Soru: İnsanların yaşamdaki düsturları neler olmalı efendim?

 

Cevap: Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol…

 

Soru: İnsanların dış görünümü kişiliğini ortaya koymaya yeterli midir efendim?

 

Cevap: Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

 

Soru: Din, dil, ırk ve insanların hiç birini bir diğerinden ayırmadan af noktasında nasıl davranmalıyız, bize öğütleriniz nelerdir efendim?

 

Cevap: Biz birleştirmek için geldik, ayırmak için değil.

 

Soru: Aşk’ın tanımını nasıl yapmalıyız iç dünyamıza efendim?

 

Cevap: Bizim Peygamberimizin yolu aşk yoludur, / Biz aşktan doğmuşuz, annemiz aşktır./ Aşk şeriatı, bütün dinlerden ayrıdır, / Aşıkların şeriatı da Allah’tır, mezhebi de. / Bu dünya pazarında sermaye altındır, / Orada ise aşk ve ıslak iki göz…

 

Soru: Evrensel bakış açınız nedir efendim?

 

Cevap: Tapımızda riyazat yok; Burada hep lütuf var, bağış var. Hep sevgi, hep gönül alış, hep aşk, hep huzur var burada.

 

Soru: Sözlerinizin her biri şifa ve gıda gibi efendim…

 

Cevap: Söz söyleyen kemal sahibi olursa, marifet ve hakikat sofrasını serdi mi, o sofrada her türlü yemek bulunur. Herkes orada gıdasını bulur.

 

Soru: Kötü söz söyleyenlere tavsiyeniz ne olur efendim?

 

Cevap: Güzel üslupla söz söyleyenleriz; / Mesih’in talebesiyiz; / Nice ölülere tuttuk da can üfürdük biz.

 

Soru: Yaradan’ın sevgisinden nasıl emin olabiliriz efendim?

 

Cevap: Günlünde Allah sevgisi arttı mı, şüphe yok ki Allah seni seviyordur.

 

Soru: Geçmişi nasıl değerlendirmeliyiz efendim?

 

Cevap: Düne ait her ne varsa yaşandı gitti cancağazım, / Bugün yeni şeyler yaşamak lazım.

 

Soru: İnsanları kırmanın ölçüsü nedir, sizin katınızda efendim?

 

Cevap: Ya kırdığın gönlü Allah seviyorsa? / Bilemezsin. / Bilseydin, ödün kopardı. / Dokunamazdın…

 

Soru: Sizin dergâhınıza kimler gelebilir efendim?

 

Cevap: Gel, gel, ne olursan ol yine gel, / İster kâfir, ister Mecusi, ister puta tapan ol yine gel, / Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, / Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…

 

Soru: Uzakta olan dostlarımız unutulur derler, siz ne dersiniz efendim?

 

Cevap: Dediler ki:Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: Gönüle giren gözden ırak olsa ne olur.

 

Soru: Bize son bir öğüdünüz nedir desem, ne lütfedersiniz efendim?

 

Cevap: Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme. / Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme. / Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı? / Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme. / Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru. / Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme. / Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için... / Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme. / Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi, / Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme. / Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan. / Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme. / Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan. / Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme. / Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer; / Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme. / Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi, / Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme. / Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize, / O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme. / Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme. / Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı. / Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme. / İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil. / Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme

 

Not: Üstadın bu son söylediklerini isterseniz bir kere de aşağıdaki linkinden görsel anlamda seyredelim ve Efendiler Efendisi Hazretleri Mevlana Celalettin Rumi’nin huzurundan edep ile ayrılalım efendim!..

 

http://www.youtube.com/watch?v=_0TXXxUMZCk

 

twitter.com/aytacyasmin

 

Popüler Kullanıcılar