MÜLAKAT SORULARI VE İŞ GÖRÜŞMELERİ

 

Mülakatlar ve iş görüşmeleri, üniversiteden yeni mezun olup, iş hayatına yelken açacak olan pırıl pırıl ve bir o kadar da fişek gibi olan gençlerin adeta korkulu rüyası gibidir. Bu görüşmelere katılacak olan gençler, meslek sahibi olmak için -onların söylemi ile- kendilerine iş mülakatlarında sorulacak “deli sorular”a odaklanırlar. İşte bu makalemizde bu soruları ve onlara verilecek cevapları beraberce masaya yatıracağız.

 

Bu makaleyi okumadan önce, bu konu ile bağlantılı olan “Nasıl davranmalı, nelere dikkat edilmeli ve ne giyilme(me)li” içerikli bundan önceki 2 makaleyi okumanız, konunun daha genişlemesine anlaşılmasında katkı sağlayacaktır.

 

Şimdi de bir adım daha atarak ilerleyelim ve; mülakatlarda muhtemel gelebilecek sorular nelerdir ve bunlara nasıl cevaplar verilmelidir?

 

1. Bize biraz kendinizi anlatır mısınız?

İş ve profesyonel yaşama dair bilgi, beceri ve donanımlarımızdan bahsedilir. Kesinlikle ukalalık yapmamalı ama ezik bir görüntü de verilmemelidir. Bu aşamada çok tevazu gösterip özelliklerimizi ve birikimlerimizi de asla gölgelememeliyiz. Net, anlaşılır, ama abartısız ve kesinlikle yalansız olmalıyız. Sadece doğruları ifade etmeliyiz. Sorulmadıkça çok özel, parasal, siyasi konulara girmemeliyiz. Çok uzatmadan gereksiz ayrıntılara girmeden tık-tık, net bir şekilde anlatacaklarımızı tamamlamayarak bize yöneltilen sorulara odaklanmalıyız.

 

2. Eğitim ve iş tecrübeleriniz nelerdir?

Burada diplomalarımızın dışında katıldığımız sertifika programlarına da vurgu yapmalıyız. Özellikle başvurduğunuz spesifik bir bölüm var ise, o konuda olan tecrübelerimizi kesinlikle göz ardı etmemeliyiz. Çünkü bunlar bizi diğer adaylar arasından tercih sebepleri olacaktır. Birlikte çalıştığımız, bize referans olacak ve işinde iyi, güvenilir olduğuna inandığımız, sektörün dürüst ve tanınmış isimleri varsa bunlardan bahsetmeyi de ihmal etmemeliyiz.

 

3. Neden üniversite de bu bölümü tercih ettiniz ve bu mesleği seçtiniz?

Okuduğumuz bölümü bilinçli bir biçimde tercih ettiğimizi ve buna göre gerekçelerimizi ikna edici bir şekilde sunmamız önemli ve etkilidir. Ancak bunda da dürüst olmalıyız. Kariyer hedeflerimizden de bahsetmemiz kesinlikle artı puan kazandıracaktır. Sadece gelecekten değil geçmişteki birikimlerimiz ve bilinçli donanımımız ile gelecek hedeflerimiz arasında güçlü bir köprü kurmayı da sözlerimiz ve cümlelerimizle sağlamalıyız.

 

4. Son çalıştığınız iş yerinden ayrılma gerekçeniz neydi?

İşte burada yapılabilecek en büyük hata ayrıldığımız iş yeri veya kişiler ile ilgili olumsuz sözler söylememiz olacaktır. O yüzden bu kesinlikle yapılmamalıdır. Öyle bile olsa, bu durum alabildiğine nazik ve saygın bir şekilde anlatılmalıdır. Bizi yüzde yüz haklı, karşı tarafın ise haksız olduğu en son nokta da bile kelimelerin sihrinden yararlanıp, en olumsuz olay ve kişileri bile daha pozitif ve asla yargılama / suçlama yapmadan önyargısız ve insani bir yöntemle anlatmalıyız.

 

5. Neden bizi tercih ettiniz ve neden buradasınız?

Burada kendi eğitim, tecrübe, bilgi ve becerilerimizle, şirketin politikaları arasındaki uyumdan söz edebiliriz. Bunu yaparken de asla şişirme yapmamalı ve yalan söylememeliyiz. Aksi halde istemediğimiz bir iş koluna alınır ve sonrasında da sevmediğimiz bir işi Üstün Dökmen’in anlatımıyla; ‘sevmeyerek yaptığımız şeylerden dolayı, bir ömür boyu mutsuz olunabilir’. Yine kariyer hedeflerimize ulaşmak noktasında birlikte atacağınız adımların karşılıklı faydaya dönüşeceğine de vurgu yapabiliriz. Burada da kendi yeteneklerimizi karşı tarafa fark ettirmemiz gerekli olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

 

6. Tüketici neden bizimle çalışmak istesin, sizin bize bu konuda katkınız ne olacak?

İşte bu soru çok önelidir. Aman dikkat! Çünkü eğer görüşme öncesinde şirket kültürünü, amacını ve görevlerini öğrenmemişsek ve sürekli “ben, ben, ben” diyecek olursak, başarılı olamayız. Ama konuya ön hazırlık yapılmışsa işte o zaman karşılaşılacak her somut olayda nasıl bir yöntemle bunu aşacağımızı da biliyor oluruz ve tüm bunları birleştirip görüşme sırasında sunabiliriz. Burada kendi tecrübelerimizle de o kuruma nasıl fayda sağlayabileceğimizi de anlatarak ‘bingo’ yapabiliriz.

 

7. Zayıf ve güçlü yönleriniz nelerdir?

Burada söyleyeceğimiz özelliklerimiz; uykuyu çok severim veya bol bol seyahat ederim olmamalıdır. Çok rahatımdır, dünya yansa umurumda olmaz. İş yaşamında karşılaşılan bir kriz karşısında “yapacak bir şey yok” şeklinde düşünürüm gibi de asla söylenilmemelidir. Daha doğrusu böyle bile olsa, bunları kendi sır hazinemizde saklamalı ve kimseciklerle söylememeliyiz! Çünkü; bu özelliklerimiz profesyonel iş dünyasının olumsuz olarak değerlendirdiği edinimlerdir. Evet, ‘hep doğruyu söylemeliyiz’ demiştik ama ‘her doğruyu her yerde söylemenin de doğru olmayacağını da aklımızdan çıkarmamalıyız…’

 

8. Bizden ne kadar ücret istiyorsunuz?

Din, dan, don! İşte tehlike çanları şimdi çalıyor. Sakın bu tuzağa düşmeyelim. Genelde iş arayanların en tutuk oldukları veya acabaları ve keşkeleri çok olan bir soru size. Cevaba gelince: Sakın ama sakın uçmayalım ve şirket politikasına ve pozisyonuna uygun miktar neyse onu söylemeye çalışalım. Bu konuda iş piyasasında gerçekten öne çıkan özelliklerimizden ve iş tecrübemizden dolayı bir birikiminiz var ise, bu durumda makul ve kararlı ama piyasa şartlarını da göz önünde tutarak ifade etmeliyiz. Burada asla; ‘ben yıllarımı verdim bu işe. Benden iyisini bulamazsınız. Ben bu konuda en iyilerden birisiyim’ şeklindeki bir “ben” girdabına girmemeliyiz ve bunu yapıyorsak da boğulmanıza çok az kalmıştır bu iş görüşmesi girdabında diye düşünmeliyiz. Kısacası, öyle bile olsak; makul, mütevazı naif ve davranmakta fayda var. Ancak gerçekten işin ehli iseniz bir Fransız gibi çok nazik bir o kadar yaptırımcı olabilirsiniz. Bu konuda gerçekten hiçbir fikriniz ve tecrübeniz yok ise bu konuda takdiri İ.K. uzmanına bırakmak riske girmemek olacaktır.

 

9. İşimiz çok streslidir bu ortamda çalışabilecek misiniz?

İşte bir tehlikeli soru daha. Hatta size önerim, görüşmelere gitmeden bence bir İK’cı kadar olmasada, mülakat çeşitlerine de bir göz atmanızda yarar vardır diyebiliriz. Hayatın her noktasında ve insan ilişkilerinde işimize oldukçayarayacaktır. Tekrar geri dönecek olursak; pozisyona uygunluğumuzu ölçmek amaçlı olarak bize “Stres Mülakatı” uygulanıyor olabilir.

 

İşte böylesi bir durumda,bizim de çok bilinçli ve rahat olmamız gereklidir. Elbette bir o kadar da samimi olmak kaydıyla. Neden mi? Çünkü biz eğer burada rol yaparsak ve öylesi bir pozisyona alındığımızda, çok kısa bir zaman içerisinde bu yöntem bize sıkıntı yaratacaktır. Bu iş bizi boğacak ve başarısız, mutsuz bir ferde dönüşmemizi sağlayacaktır. İşte bunun için, yine bu tutuma göre normal şartlarda verilecek tepki kontrollü olarak verilmelidir. Stresin aslında tüm yaşamı kapsadığından da böylesi bir durumda söz edilebileceğini de aklımızdan çıkarmamalıyız.

 

10. Grup çalışmasını mı yoksa odaya kapanıp tek başınıza mı çalışmayı seversiniz?

Bu soruda yine riskli olan bir diğer sorudur. Burada cevap aslında çok nettir. Her ikisinin de gerektiği ortamlarda çalışabilme, kendimizi bunlara uyumlamaya çabamız söz konusudur.

 

11. Sosyal yönünüz nasıldır? İnsanlarla iletişim yönünüzden bahseder misiniz?

Alın işte bir tuzak soru daha. ‘Ben asosyalim aslında. Hep iş odaklı çalışıyorum’ diye bir palavra bizim aslında o iş için iletişime açık bir kişi olarak çağrıldığımızdan bi-haber olarak verebileceğimiz en kötü cevabımız olacaktır. İşte burada da, yine şirketin kültürü, iş pozisyonuile ilgili bir ön hazırlığın gerekliliği yeniden karşımıza çıkmaktadır.

 

Gelebilecek muhtemel sorular veya benzeri sorular olarak hemen hemen aynı yönde olacaktır. Sorular ve cevaplar elbette çok önemli ancak diğer ayrıntıları da atlamamak gerekir. İşte bu ayrıntıları daha önceki yazılarımızda dile getirdiğimiz şekliyle bu 3 makaleyi sıralamış bulunmaktayız.

 

Son olarak, yapılan bilimsel araştırmalara göre; işe alımlarda öne çıkan etkenler; başvuru yapan kişinin donanımının ardından; iletişim becerileri, kişisel sunumu, kıyafet seçimi, kıyafet seçimlerinin yerindelik ilkesine uyumu, hijyeni, kendisine ve işine gösterdiği özen, sosyal yaşamı ve iş hayatında ki nezaket kurallarına hakimiyetinin önemi ve önceliği kendini göstermektedir. Sunum teknikleri, yazılı ve sözlü ifadeleri, diksiyonu, telefonla iletişimi ve e-posta kullanımı konusunda da yetenek düzeyinin önemine işaret etmektedir. Tüm bunlar işe alımda adayları öne çıkartan etkenler ve o işe alınmaya katkı sağlayan özelliklerdir.

 

Size açılacak yeni iş kapıların anahtarları aslında bütünüyle sizin elinizde. Bilgi, beceri ve donanım anlamında heybemizi çok iyi doldurmaya bakmalıyız.

 

Unutmamalı ki; fişek gibi iş dünyasında yerini alan “y” gençliği ve onları takiben gelmeye başlayan “z” gençliğine de başarılar temennisiyle…

 

ZARAFETLE…

 

 

Popüler Kullanıcılar