Menderes’in idamında Türkeş’in vebali

Bugün merhum Başbakan Adnan Menderes’in idamının 52. yıldönümü… Kendisine Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. 

Menderes’in idamıyla ilgili bugüne kadar çok şeyler yazıldı söylendi. Daha uzun yıllar da söylenecek. Menderes ve arkadaşları rahmet ve minnetle anılırken onu darbeyle devirip, alçakça şehit edenler de hep lanetle anılacak. 

Bildiğiniz gibi 27 Mayıs bir albaylar cuntası tarafından gerçekleştirilmişti. Darbe lideri olarak başlarına bir orgeneral bulmak lüzumu hâsıl olunca kısa süre önce emekli olarak İzmir’e yerleşen Org. Cemal Gürsel’i İzmir’den getirtip cuntanın başına geçirmişlerdi. Cemal Gürsel’in 27 Mayıs’ın kotarılmasındaki rolü bundan ibaretti. Darbeyi cuntanın fiili lideri konumundaki Cemal Madanoğlu ve alt kademedeki diğer subaylar planlamıştı. Albay Alparslan Türkeş de 38 kişilik bu cuntanın içinde yer alıyordu. 

Diğerleri neyse de ihtilal sabahı o meş'um ve boğuk sesiyle radyodan ihtilal bildirisini okuyan Alparslan Türkeş’in 27 Mayıs darbesi ile Menderes ve arkadaşlarının idamındaki sorumluluğu hep tartışıldı. Sağlığında da, öldükten sonra da 27 Mayıs’ta üzerine yapışan bu leke kendisini takip etti. Hep de edecek. 

Bugün eski defterleri karıştırarak ahirete intikal etmiş şahısları rencide etmenin anlamı yok. Ancak tarihi dosdoğru anlamak ve olayları yerli yerince ortaya koymak bakımından şu kadarını belirtmezsek hakikatlere sırtımızı dönmüş olmanın mesuliyetinden kurtulamayız. 

Hadisenin özeti şudur; Türkeş işin başından beri 27 Mayıs cuntasının içinde yer alarak darbenin ilk kıvılcımını yakmış ve adeta yangının çıkmasına birinci derecede sebebiyet vermiş ve fakat bilahare yangının kontrolden çıkarak çok farklı mecralara sürüklenmesine engel olamamıştır. 

Kısaca boyundan büyük işlere kalkışmıştır. Sonunda milletin serbest iradesiyle işbaşına getirdiği Demokrat Parti işbaşından uzaklaştırılmış, Menderes ve arkadaşları idam edilmiş, kendisiyle birlikte 14 arkadaşı cuntadan tasfiye edilerek dünyanın dört bir yanına çil yavrusu gibi dağıtılmıştır. Bu hengâmede Türkeş’in payına da Hindistan düşmüştür. 

Neticede olan rahmetli Menderes ve arkadaşlarına olmuştur. Türkiye’nin demokrasisine olmuştur. Geleceğine olmuştur. 

Türkeş sonradan pişman oldu... “İhtilale giderken hedefim başka idi, ihtilal olduğu gün yön değiştirdi. Ve benim hedefim doğrultusundan çıktı. Buna karşı koyunca da beni Hindistan’a sürdüler.” diyerek bu pişmanlığını dile getirdiğini kızı Ayyüce Türkeş ifade etmişti.

Ayrıca Hindistan’da sürgün bulunduğu sırada Cemal Gürsel’e bir mektup yazarak idamlara engel olmaya çalıştığı da biliniyor. Bu pişmanlıkları Türkeş’in tarih önündeki mesuliyetini belki hafifletebilir fakat büsbütün kaldırır mı? Bunun cevabını tarih verecektir. 

Biz başta yaptığımız tespiti tekrar edecek olursak; Türkeş işin başından itibaren yangını çıkaran ekibin içinde yer almış, fakat yangının kontrolden çıkmasına engel olamamış, neticede ne Menderes’in idamını, ne de kendisinin sürgüne gönderilmesine mani olabilmiştir. 

Dolayısıyla madem kontrol edemeyecektin niye cuntanın içinde yer aldın, niye darbe yaparak demokrasiyi rafa kaldırdın, niye hukuku katlettin, niye seçilmiş insanların idamına sebep oldun sualine hiçbir zaman ikna edici bir cevap vermesi mümkün olamamıştır. 

Dikkat ederseniz, Türkeş 27 Mayıs darbesindeki rolü için hiçbir zaman pişmanlık dile getirmemiştir. Hatta gerekli ve haklı olduğunu ispatlamaya çalışmıştır. Pişmanlığı daha çok cuntayı kontrol edemeyip hâkimiyeti karşı gruba kaptırması ve Menderes’in idamına engel olamamasınadır. Bunu nerden anlıyoruz? 

Bakınız, Hindistan’dan C.Gürsel’e gönderdiği mektupta şunları söylüyor; 

“Yeni Delhi, 7 Eylül 1961

Orgeneralim, Size asla yazmak niyetinde değildim. Fakat bugün memleketin yüksek menfaatleri bakımından bazı hususların dikkatinize sunulması zarurî oldu. Şöyle ki: Yüksek Adalet Divanı birkaç güne kadar eski iktidar mensupları hakkında hüküm verecektir. Adaletin hükmüne müdahale etmemek ve daima hürmetkâr bulunmak şarttır. Ancak hükümlerin infazı, yurtta mevcut durum göz önüne getirilince ayrıca incelenmeye değer görülmüştür. Yüksek Adalet Divanı'nın vereceği cezalar içinde idam hükümleri bulunduğu taktirde, bunların tâdil edilerek hafifletilmesi cihetine gidilmesi çok faydalı olacaktır. Çünkü: Ölüm cezalarının infazı hâlinde, milletimizi bölen kin ve garez duyguları şiddetlenecek ve 27 Mayısın amacı olan millî birlik ruhunun geliştirilmesi güçleşecektir. Aksi hâlde, millet ve tarih önünde sorumlu olacağınızı hatırlatırım. Saygılarımla.

Alparslan Türkeş” 

Mektup uzun hepsini almaya gerek yok. Fakat Türkeş, idamlara engel olmaya çalışırken adeta şecaat arz ediyor. Diyor ki; “İdamlar gerçekleşirse 27 Mayıs’ın amacı olan milli birlik ruhunun geliştirilmesi güçleşecektir.”

Demek ki neymiş; 27 Mayıs’ın amacı milli birlik ruhunun geliştirilmesiymiş. Görüldüğü gibi Türkeş, merhum Menderes ve arkadaşlarının idamı için duyduğu pişmanlıkla sorumluluğunu bir nebze hafifletse de, darbedeki rolünden dolayı hiçbir zaman pişman olmadığı gibi, bilakis darbenin haklılığını savunarak darbe suçunu işlemiş ve övmüş olmaktan dolayı ağır sorumluluktan kurtulamaz. 

Elbette asıl hesap, “Femen ya’mel misqâle zerratin hayran yerah.. Vemen ya’mel misqâle zerratin şerran yerah..” (Kim zerre miktarı hayır işlerse onu görür. Ve kim zerre miktarı kötülük işlerse onu görür.) buyuran Allah (c.c.) ‘nun huzurunda görülecek.


Coronavirus (Covid-19)

  • 12,495,228Coronavirus Vaka Sayısı
  • 559,447Ölü Sayısı
  • 4,645,619Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 20:10

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar