70 bin hayat organ nakli bekliyor

Böbrek nakli ameliyatları diyalize giren her hastanın hayallerini süslemektedir. Belirli bir süre, belki de yıllarca makineye bağlı olarak yaşam mücadelesi veren, ancak kısıtlı sıvı ve katı tüketmesine izin verilen, seyahat özgürlüğü elinden alınmış, iş, aile ve sosyal hayatı kısıtlanmış bu kişiler bir böbrek bulma ve normal bir insan yaşamı sürme ümitleri ile çile doldurmaktadırlar. Hele minik minik yavrular… Akranları okula giderken, sokaklarda oynayıp bol bol su içerlerken evinde arkalarından özlemle, belki de imrenerek bakmaları ne acı…

Ülkemizde bu kadar olanak, teknolojik alt yapı ve yetenekli ekipler var iken gerektiği kadar böbrek nakli yapamamak da ayrı bir sorun. Kişisel çabalarla milyon nüfus başına ikilerden ancak üçlere çıkan organ bağışı ülkemizdeki organizasyon, hekim ve halk bilinç yetersizliğinin göstergesidir. İş böyle olunca kadavradan organ bağışı yılda iki yüzler civarında takıldı kaldı. Eminim ki tüm organ nakil ekipleri bu durumdan yakınmaktadırlar. Ancak kapımıza gelen bu hastalara yardımcı olabilmek amacıyla zorunlu olarak canlı verici ağırlıklı bir program yürütmek bizlere büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Her ne kadar alıcı için canlıdan böbrek almak daha iyi olsa da, en azından biz organ nakli cerrahları için bir yerine iki ameliyat yapmak, hiçbir hastalığı olmadan sadece sevdiği bir insana hayat vermek için büyük bir fedakârlıkta bulunan insanı ameliyat masasına yatırmak büyük bir sorumluluk gerektiriyor.

İster canlı vericili olsun, isterse kadavra vericili, böbrek naklinin sonucunun mükemmel olması için gereken her şey yapılmalıdır. Bu nedenle nakil işlemine karışan herkes tam donanımlı olmalıdır. Kadro olarak güçlü, bilgili ve deneyimli bir cerrahi ekip, böbrek nakli konusunda cerrahi ekip ile uyumlu bir nefroloji grubu gereklidir. SGK böbrek nakli konusunda parasal anlamda gerekeni yapmışken, belki de gereğinden fazla açılmış böbrek nakil merkezleri arasındaki tatlı rekabetin kaliteden ve etik değerlerden ödün vermeden işlerini yapması gerekir. Bu nedenle artık bu kadar kaliteli ekiplerin olduğu ülkemizde hastalarımızın dikkat etmesi gerekli en önemli şartlardan bir tanesi sayıca güçlü olduğu kadar, deneyimli ve uyumlu bir böbrek nakli ekibi olmasıdır. Bu ekip 24 saat boyunca hastaların emrinde ve onların dertlerine çare bulacak şekilde organize olmalıdır. Organ nakli tek başına yapılacak bir ameliyat değildir zira. Ayrıca organ nakli sadece cerrahi ekibin de yaptığı bir tedavi şekli değildir. Hastanenin diğer branşlardaki tüm hekimlerinin de katkısının olduğu bir tedavi yöntemidir. Kardiyolojiden girişimsel radyolojiye, enfeksiyon hastalıklarından ürolojiye kadar hastanenin donanımı mutlaka sorgulanmalıdır. 

Organ nakli denince akla önce kadavradan alınan organlar gelmelidir. Kadavradan organ nakli sayısının azlığının nedenlerine bakacak olursak, ilk olarak ülkemizde beyin ölümünün olması gerektiğinden daha az saptandığını görürüz. Batı standartlarında yoğun bakım yatak sayısı başına yılda bir beyin ölümü saptanırken, bu oranın ülkemizde çok daha düşük olduğunu görüyoruz. Bu konuda yoğun bakım sorumlularına, beyin cerrah ve nörologlara büyük iş düşmektedir. Bu hekimler o kişilerin en az 5 kişiyi kurtaracak organ taşıdıklarını düşünerek bildirim konusunda hassasiyet göstermelidirler. Diğer bir neden de ülkemizdeki yoğun bakım yatak sayısının azlığıdır. Sadece organ nakli için değil, daha önemlisi o insanın hayatını kurtarmak için daha çok sayıda kaliteli yoğun bakım yataklarına gereksinim var. Çok önemli bir sorun da insanların hayatta iken organ bağışı kavramı ile karşılaşmamış olmasıdır. Beyin ölümü sonrası organ nakli koordinatörünün acılı aileye o anda “yakınınız maalesef hayatını kaybetti ama onun organları ile en az 5 kişinin hayatı kurtulabilir” demesi, daha önce bu konu hakkında hiç konuşmamış hatta karşılaşmamış bir kimse için ne kadar anlamlıdır düşünmek lazım. Ayrıca bu sorumluluğu da acılı aile bireylerine yüklemek hiç de kolay değildir. Halbuki ilkokul çağlarından beri ülke politikası olarak okulda, görsel ve yazılı basında bu konu işlenerek aile içinde konuşulması sağlansa istenilen düzeye daha çabuk ulaşılacaktır. Batı ülkelerinde bu konudaki başarı böyle yakalanmıştır. Öldüğünüzde başka insanlara yaşam vererek “cennete” gitme şansını yakalamak için hayatta iken organ bağışına karar vermek gerekir. Ben öldüğümde benim organlarımla en az 5 kişi hayat bulsun demek gerçekten insan sevgisi gerektirir. Elbette çeşitli nedenlerle bu düşünce olmayanlar çıkabilir. Onlara da saygımız sonsuz olacaktır. Ama önemli olan cesurca bu kararı hayatta iken alıp, yakınlarımızla gurur duyarak paylaşmamız olacaktır. Ülkemizde organ bulamadığı için her yıl hayatını kaybeden 7 bin kişi ile organ bulabilme umuduyla yaşam savaşı veren 70 bin hastamız bu kararı beklemektedir. Bizlere düşen ise bu kutsal organları hakkıyla ihtiyacı olan kişilere nakletmektir.

Prof. Dr. Alp Gürkan
Universal Hastaneler Grubu 
Çamlıca Hastanesi Böbrek Nakli Merkezi 

Popüler Kullanıcılar

}