Türkiye İletişim Prangalarından Kurtuluyor

 

Şimdi global reklam ajansları, yaratıcılıkları(keşfedicilikleri) sayesinde oluşturdukları global bilgi ağının sahipleri konumundalar ve global markaların bütçelerinin nereye, hangi vakıf dernek, aktivite, hangi mecralara ne kadar harcanması gerektiğine karar veriyorlar.

Akıllara girmenin, algılarda yer etmenin milyonlarca yolunu bilen reklam yazarları, dünyanın en iyi grafik tasarım fakültelerinde okuyan tasarımcıları, iletişimcileri, en iyi sosyologlardan ve antropologlardan oluşan iletişim stratejistleri, kendi oluşturduğu algıları yaysın ve mesajlarını daha farklı mecralarda taşısın, destek olsunlar diye kendi pazarlama sistemleriyle ortaya çıkardığı pazarlama guruları, sinema-reklam filmi yönetmenleri, sanat yönetmenleri, modacılarıyla,

Reklam filmleri, gazete dergi ilanları, radyo spotları, bilboardlarla ve sosyal sorumluluk projeleriyle, sırf reklam filmi gibi gözükmesin diye çalıştıkları markaların bütçesiyle çekilen sinema filmleriyle, her fikri, her aşaması reklam ajanslarında planlanan milyarlarca baskıyla yayınlanan kitaplarıyla, dünya halklarının ne yiyeceğine, ne giyeceğine, ne izleyeceğine, kimleri seveceğine, kimlerden nefret edeceğine, hangi inançlara inanacağına kadar hepsine tek tek karar veriyor, yeni kültürler oluşturuyor, siyaseti, iş dünyasını, kamu kurumlarını, toplumları, sivil toplum kuruluşlarını istedikleri anda istedikleri gibi, istedikleri süre boyunca yönlendiriyorlar...

Kısaca reklam ve medya planlama satın alma ajansları medya kanallarının arkasında medya dahil tüm dünyayı yönlendiren görünmeyen güç olarak artık dünyaya yön verecek kadar, ellerinde tuttukları güçleri kullanarak yürüttükleri lobi faaliyetleriyle çok güçlü bir baskı unsuru oluşturuyorlar.

Oluşturdukları algılar, toplumların ortak hafızalarını şekillendiriyor, bu algılar ise dünyaya yön verecek siyasi kararlara, kamu kurumlarının üzerinden, şirketlerin kurum kültürlerine ve son aşamada en uzak ülkelerin en uzak köylerindeki halkların bile yaşam şekillerine, kültürler arası etkileşimlere dönüşüyor...

Ve tüm bunları sadece istihdam ettikleri yaratıcı insan gücüyle yapıyorlar...

Dünyanın her ülkesinde açtıkları en lüks ofislerinde, her milletten, her kültürden yaş ortalaması en çok 25 olan, çok yüksek maaşlar verdikleri gençler istihdam ediyorlar.

Dünyanın en büyük 5 global ajans grubu WPP, Omnicom, İnterpublic, Publicis ve Dentsu, 52,5 milyar dolarlık cirolarıyla reklam pazarının neredeyse tamamını ellerinde tutuyorlar. Bu 5 grubun kontrol ettiği reklamveren bütçeleri ise trilyonlarca doları buluyor.  Bu gruplar, sinema endüstrisi gibi yine Yahudi aileleri tarafından yönetiliyor.

Türkiye'de ise reklam sektörü dünyada olduğu gibi İsrail Yahudisi ve Ermeni Yahudisi birkaç aile tarafından yönetiliyor.  Dünyadaki dindaşları gibi Dünya Yahudi Lobileri birliği olan FPA'ya bağlı olan bu aileler, dünya medyasını yönlendirdiği gibi Türkiye medya, iş dünyasını, STK'ları, ellerinde bulundurdukları reklam ajansları tarafından yönlendiriyorlar. Özellikle sağ hükümetlere, STK'lara ve belediyelere karşı yürüttükleri siyasi linç kampanyalarıyla, hizmet ettikleri şer amaçlarına arka plandaki tetikçi unsur olarak çok büyük güç desteği veriyorlar. Arka planda tüm halkla ilişkiler, medya ilişkileri, propaganda faaliyetlerini yürüttükleri için de; izleri, çıkardıkları kargaşa da o zaman için kaybolup gidiyor.

"Türkiye’de reklamcılık  çok daha eskilerde başlatılsa da, Balkan Savaşı’ndan önce istanbul’da Yahudi David Samanon tarafından gerçekleştirilen girişim dikkat çekiyor. Çünkü hemen akabinde daha sonra Samanon'a, birçok Yahudi ailesi daha katılıyor. Yahudi Acıman'ların oğlu Eli Acıman'ın Vitali Hakko ve Robert Kolej'inden arkadaşları Mario Beghian kurdukları Faal Reklam Acentesi'yle reklamcılığa başlayıp, daha sonra  Man Ajans  olarak reklamcılığa devam eden Yahudi Eli Acıman'ın damadı olan şu anda da, yönetmen Yavuz Turgul'la birlikte 1993'te kurdukları Medina Turgul DDB ve DDB.CO reklam ajansınlarının sahibi Jeffi Medina, ve İlancılık Reklam'ın sahibi Barouhlar geliyor. Acıman, Medina, Barouh'lar Türkiye'de kendileri gibi(!) bir çok reklamcının yetişmesine neden oluyorlar.  

Eli Acıman'ın yanıda reklamcılığa başlayan, daha sonra 1975'lerde  Ersin Salman'ın kurduğu Ajans Ada'da yaptığı provokasyon işlerle dikkat çeken bir başka ajans oluyor. Türkiye'de yürütülen linç kampanyalarından 28 Şubat'ta Refah-Yol hükümetini devirmek için Ersin Salman tarafından tasarlanmış olan, 1 Şubat 1997'de Avukat Ergin Cinmen ve Sürekli Aydınlık İçin Yurttaş Girişimi öncülüğü amacında olduğu söylemiyle başlatılan "sivil itaatsizlik" söylemiyle, "Sürekli Aydınlık için Bir Dakika Karanlık kampanyası Susurluk için tasarlanmıştır başka amacı yoktur" denilse de 1 Şubat'ta yayına girip 1 Mart'ta yayından kaldırıldığı zamanlamasıyla şüphe götürmeyecek bir gerçeği gösteriyor. 28 Şubat darbesinin arka planında yine Yahudi reklam ajansları rollerini oynuyorlar...

31 Mayıs'taki Gezi Parkı eylemlerinin arka planında reklam ajansları 28 Şubat'tan çok daha kendilerini belli edecek, çok daha keskin bir şekilde yine rollerini oynadılar. Bu sefer tüm silahlarıyla saldırıya geçtiler. Bu reklam ajanslarına iş veren reklamverenler, reklam ajanslarının oynadıkları rolleri bilmeden bu ajanslarla iş yapıyor olsalar da, artık bir daha geriye dönülemeyecek noktaya gelinmiştir, Milleti vicdanında bu ajanslarla çalışan reklamverenler de mahkum olmuşlardır ve bu millet, kendisine yapılan kötülüğü unutup, ülkesine yapılan kötülükleri asla unutmamasıyla tarihe adını yazdırmıştır.

Türkiye'de şimdi kemalizm ve solculuk süslü kapitalizm reklamcılık anlayışından, batının prangalarından kurtarıp, batının teknikleriyle ancak bizim öz değerlerimizden yola çıkan reklamcılık ve iletişim anlayışını geliştirmeliyiz. Bu atılım Türkiye'nin artık iletişim ihraç eder konuma gelmesini ve yurt içinde yurtdışında da 2023 hedeflerine kolay ulaşmasını sağlamaya birebir yardımcı olacaktır. Artık  köklü vakıflarımızın reklam ajanslarının rollerini daha net kavramaları ve bu alana yatırım yapmalarını gerektiriyor. Nasıl ki uluslararası Yahudi lobileri, lobi faaliyetlerinde kendi kurdukları uluslararası reklam ajanslarını etkin olarak kullanıyorlarsa, vakıflarımız da yürüttükleri lobi faaliyetlerinde reklam ajanslarını etkin kullanmalılar. İş adamlarımızın da çalıştıkları ajansın tarihini iyi araştırmaları o ajansın kimlerle çalışıp, kimlere hangi gruplara hizmet ettiğini iyi analiz etmeleri gerekiyor. Çünkü bilmeden kendi ayaklarına kurşun sıkıyor olabilirler.

Türkiye artık 2013 yılı itibariyle ihracatı 150 milyar Doları aşmış, her sektörde teknolojisi gelişmiş, IMF'ye borçlarını ödemiş, faizlerini %10'dan aşağıya düşürmüş, milletin refah seviyesi yükselmiş, iş adamlarına yeni pazarlar açılmış, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerle vizeleri kalkmış, büyüme rakamlarıyla ABD ve Avrupa'nın da ilerisine geçmiş, esnafından çiftçisine, memuruna kadar her kesimiyle 2023 hedeflerine ve çoktan hakkettiği 2071 vizyonuna doğru ilerlerken, elbette her devirde olduğu gibi bu devirde de ayağına taş koymak isteyenler olacaktır. Bunun tersini düşünmek hayalcilik olurdu. Hiç kuşkusuz bugüne kadar darbelerle, tamamı dış kaynaklı terörle enerjisi, canları tüketilen Türkiye'nin artık her alanda kendini göstermesi gereken bir döneme girmiştir. Büyük güç olmak, daha büyük iddia sahibi ve o iddia sahipliğine göre konum almayı gerektiriyor. Şimdi  iletişim ve reklamcılıkta da bağımsızlığımızı göstermemiz ve hakim güçleri bu alandan da silip atmamız gerekiyor. Türkiye hiç kuşkusuz 2023 hedeflerine ve 2071'e hem kendi içinde, hem uluslararası arenada ayağındaki prangalarından bir bir kurtulmaya başlayarak gitmekedir ve tarihinde olduğu gibi yeniden dünyanın en büyük devletlerinden birisi olacaktır. Buna inancımız manevi değerlerimize inancımız kadar sonsuzdur.

 

 

 


Coronavirus (Covid-19)

  • 59,927,718Coronavirus Vaka Sayısı
  • 1,409,819Ölü Sayısı
  • 17,094,635Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 23:15

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar