Siyasette değişen dengeler ve değişen değerler (Koalisyon kurulmalı mı?)

7 Haziran seçimlerinden sonra hiçbir parti Türkiye Siyaseti’nde iktidarı tek başına kurabilecek oy oranına sahip olamamıştır. Ak Partinin tek başına 13 yıllık iktidarından sonra Türkiye Siyaseti’nde ne tür değişiklikler oldu?

Bu soru önemli, çünkü Türkiye Siyaseti’nin ve onun paralelinde Türkiye Toplumu’nun 13 yıllık Ak Parti İktidarı sırasında geçirdiği olumlu değişimin kıymeti anlaşılamıyor. Yıllar süren değişim dönüşüm sonrasında Türkiye Siyaseti Ak Parti ve CHP’nin koalisyon görüşmelerinin yapıldığı bugünlere kadar geldi.

Türkiye Siyaseti’nin geleceği, kurulması muhtemel koalisyonla birlikte farklı bir yöne doğru gidecektir. “Gidecektir” diyorum çünkü Ak Parti ve CHP’nin kuracağı hükümette sadece bakanlıklar, kurumlar ve bürokratik düzen paylaşılmayacak, aynı zamanda farklı dünya görüşlerine sahip iki parti arasında değerler karmaşası da yaşanacaktır. Kaçınılmaz olduğunda en az zararla atlatılmak üzere bir koalisyonun kurulması da mümkündür tabi ki! Ancak 7 Haziran seçim sonuçları tek başına bir koalisyonu zorunlu kılıyor mu? Kılmıyor! Nedeni, birbiriyle uyuşması mümkün olmayan, hatta değerler sisteminde birbirine zıt iki kesimin bir koalisyon kurarak her şeyi alt üst etme ihtimalinin de ortada durmasıdır.

CHP’ye bir şey olur mu? Olmaz! Çünkü CHP’nin tüm yetkilileri de kendi isimleri gibi bilirler ki Türkiye gibi muhafazakâr yönü ağır basan bir toplumda CHP’nin değerlerinin şu anki “mevcut durumda” kabul görmesi, siyasette belirleyici yön çizmesi mümkün değildir. Koalisyondaki CHP’nin kaybedeceği hiçbir şeyi olmaz; hatta oy bile kaybetmez. CHP’li yöneticilerin ve sözcülerinin bu rahatlıkla mutlaka koalisyonun kurulması yönünde beyanat vermelerinin nedeni de budur.

Ak Parti koalisyon kurması haline kaybeder mi? Kaybeder! 13 Yıllık tek başına iktidar deneyiminden sonra, Türkiye’de dönüştürücü, birleştirici ve belirleyici rol oynayan Ak Partisi’nin CHP ile koalisyon kurması halinde 1) Siyaset içi ve siyaset dışı değer yargıları net olarak oluşmayan genç ve tecrübesiz halk kesimlerinin Ak Partisi ve onun savunduğu değerler konusunda zihin bulanıklığı yaşayacaktır. Bu zihinsel bulanıklıkta (kötümser olmak gibi bir zorunluluğum yok ama) CHP bilerek ve isteyerek iş yapacaktır. 2) Ak Partisinin 13 yıldan beri Türkiye Toplumu’na anlattığı “doğrular” ve “yanlışlar”da kaymalar yaşanacak, “Reel Politika”nın gerçek hayata yansımalarında iki zıt kutbun (ister istemez) çatışmasından toplumun zihinsel bulanıklığı artacak ve siyasetin belirleyici öğesi (güçlü olan) Ak Partisi olmayacak, bilakis “mevcut durum”a sonradan girerek zihinleri karıştıran (güçsüz) CHP olacaktır. Bu durum ise Ak Parti bağlılarının öteden beri onun şahsında kabullendikleri “Dava”, “İdealler” gibi önemli çizgilerin zihinlerde kaymalara neden olması ve taban tabana zıt olarak kabul edilen CHP değerleriyle bulandırılması sonucunu doğuracaktır.

CHP koalisyon hükümetinde bulunmak adına kurulma aşamasında toplumun birçok kesimine zarar veren bir kısım değerlerinden ödün veriyor görünebilir. Ancak bu tutumu onun ideolojik değerlerinden vazgeçtiği, daha önemlisi koalisyon kurulduktan sonra ideolojik yaklaşımlarını iktidara yansıtmayacağı anlamına gelmez.

 

Ak Partisi 13 yıldır Cumhuriyet’in ilk yıllarından onun iktidarına kadar dışlanan, baskı altında tutulan, devletin varlığına tehdit gibi gösterilen kimi kesimlerin hak ettikleri konumlarına kavuşmalarını sağlamıştır. Bu bakış açısından Ak Parti’yle CHP’nin uyuşması kâğıt üzerinde mümkün değildir. Çünkü Cumhuriyet’in ilk yıllarından Ak Parti’nin tek başına iktidar olduğu 2002 yılına kadar CHP iktidar olmadığı uzun yıllar boyunca bile ideolojisi Türkiye’nin bürokrasisine ve askeriyesine hâkim olmuştu. 2002 yılından sonra kimi toplumsal, siyasal ve tarihsel doğrular hak ettikleri değeri görmeye başlamış ve toplumun yaşamsal endişeleri büyük ölçüde giderilmiştir. CHP ile yapılacak koalisyonun Ak Parti’ye zararı eski endişeleri geri döndürmekten daha çok bu endişelerin yersiz olduğu, CHP ideolojisinin haklılığı manipülatif söz ve eylemlerle Ak Partili bir devletle topluma kabul ettirilmesidir.  Bu yolla Ak Parti’nin toplumsal haklılığı ve karşılığı yıpratılabilir veya yıpranabilir ki bu da Türkiye’nin geleceğinde büyük boşluklar doğurur.   

Popüler Kullanıcılar