Bir roman

Günlük siyasi polemiklerin dışına çıkarak bu yazımda size yakın zamanda bitirdiğim bir roman çalışmamdan bahsetmek istiyorum; Türkiye’deki yayınevlerinin siyasi ya da ekonomik endişelerinden kaynaklanan nedenlerle henüz yayınlanmayan romandan!

Fikri ve duygusal gelişimini tamamlamaya çalışan her genç gibi lise yıllarımda klasik sayılabilecek romanlardan benim de yolum geçti! Bunlardan fikrimin şekillenmesinde en büyük payı olan Necip Fazıl’ın şiirleri olduğu gibi onun tiyatral roman denebilecek – Bir Adam Yaratmak – eseri Goethe’nin Faust’u dâhil diğer tüm romansal çalışmaların üstündeki yerini halen korumaktadır.

Aklın en tepesindeki duyargalara göz dikmiş tüm romanların amaçladıkları tek şey, gençliğin fikirlerine ve duygularına istikamet vermek; onları – doğru bildiği – kendi fikirleriyle yüz yüze getirmektir. Edindiğim kanaat o ki korku, endişe, aşk ya da iktidar hırsı gibi insani duygularla birlikte önemli yazarların çoğunda iki amaçtan biri baskındı. Aslında olması gereken de bana göre budur. İnsanın varoluşsal amacına yönelik ve ona yol verici iki farklı yol: Yazarlar ya yukarıda bahsettiğim insani duyguları merkeze alarak sadece aklın gösterdiği istikameti takip etmişler ya da aklı kenara itmeksizin, onu küçümsemeden, hak ettiği değeri vererek insanı bir bütün olarak ele almışlar ve duygularında hep ötelenen, görmemezlikten gelinen inanma ve varlığını yücelere bağladığı idealini ön plana çıkarmışlardır.

Birinci yaklaşımla yazılan, salt aklın ve insani duyguların önderliğindeki romanların olay örgüsü kendi içinde düğümlenmekte, gerçekliğini ve değerini bu karmaşıklıktan almaktadır.

İkinci yaklaşımla, yani aklı kenara itmeden, belki ilk yaklaşıma nazaran akla hak ettiği değeri de veren anlayışla yazılan romanların en önemli özelliği, gerçekliğini akılla bulması ve ancak insanın duygularını kenara itmeden sonsuzluk duygusunu aramada mahir olmalarıdır. Eleştirel ya da değil, ulaşmayı hedeflediği erdemler vardır, bu erdemlere varırken kullandığı en önemli enstrümanı yine akıldır. Bu da aslında Necip Fazıl’da en yüksek örnekliğini bulduğu aklın önderliğindeki hakikat arayışıdır.

Benim de hasbelkader tamamladığım roman çalışması ikinci yaklaşımla yazılmış, aklı inkar etmeden, aklın önündeki suni engellere eleştirel yaklaşarak hakikati direk göstermeden, onun ima edildiği bir çalışmadır.

Şehrin ortasında kendi yalnızlığını yine kendi aklının kılavuzluğunda aşmaya çalışan bir gencin çırpınışı, sadece insani duyguların peşinden gidilerek aşılamayacağı bir gerçektir. Yine onun yalnızlığını, çaresizliğini, uçurumun kenarından onu kurtaracak yüce eli yine kendi içinde bulmasıdır…

Umarım Türkiye’deki kültürel gelişim her şeyde olduğu gibi siyasi ya da ekonomik endişelere kurban verilmeye devam etmez. Yoksa bir yayınevinin bana dediği gibi “Romanın yayınlanmaya değer ama…”

“Ama” kısmında ekonomik endişelerin olduğundan bahsetmeme gerek yok herhalde! “Ama”yla yok olup gitmesin diye çalışmamı hazırladığım bir internet sitesinden okuyucuyla buluşturmaya karar verdim. Romanı indirebilir, yayınlamak isteyen yayınevi olursa aşağıdaki telefondan iletişime geçebilir!  www.romanlarim.net

Tel: 0538 590 6773

 

 

 

  

Popüler Kullanıcılar