HRİSTİYAN TERÖRÜ VE HRISTİYAN TERÖRİST
Allah’ın mescidlerin de O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir? Aslında bunların oralara ancak korka korka girmeleri gerekir. Böyleleri için dünyada rezillik var, âhirette de onlar için büyük azap vardır. Bakara suresi 114. Ayeti

“Sen TÜRK olduğunu unutsan da düşmanın asla unutmaz.” Ebulfez Elçibey.

Çok şükür ki tarihin sayfalarında Türk'ün kara sayfası yoktur. Atalarımızla ne kadar övünsek azdır. Ne Mutlu Türküm Diyene..
Yıl 450’li yıllar bir Türk, tüm insanlığa zulüm eden Doğu Roma imparatorluğunun karşısına dikilip meydan okuyor, korkak romalılar, Atillanın dine saygılı olan ve bu zaafını bildikleri için çare olarak papa 1. leo ‘yu göndererek yalvarttırıyorlar. Papa Atilla’nın karşısında diz çökerek şu sözleri sarf ediyor.

-Ey yoksulların koruyucusu… Ey zalimlerin korkusu... Ey büyük Attila! İşte ben, bütün Hıristiyanların temsilcisi, ben Papa 1. Leo, önünüzde diz çökerek yalvarıyorum: Roma’ya girmeyiniz. Dünya Hıristiyanları adına sesleniyorum, bize acıyınız…
Büyük Türk Hakanı Atilla kendi namına şanına yakışır bir şekilde yalvaran papaya Acıyarak cevaben,

Kalkınız Papa hazretleri! Bir din büyüğünün önümüzde diz çökmesine gönlümüz elvermez…. Lütfen kalkınız! Roma’yı ve sizleri bağışlıyorum. Barış ve kardeşlik içerisinde yaşadığınız sürece, benden size zarar gelmeyeceğini biliniz. İmparatorunuz, Romalıları adalet üzere yönettiği sürece, ben uzaklardayım. Aksi halde çok yakınınızdayım! Selâm söyleyiniz, sizi bana gönderen İmparatorunuza!

Ve yıl 1071 Malazgrit şanlı Sultan Alparslan Baş kumandanlığı eşliğinde Türk ordusu,

Yine o yılların zalim gücü Hristiyan Bizans imparatorluğunu darmadağın ederek komutan Diyojeni esir alıp şöyle bir diyolog yaşıyorlar.

Alparslan soruyor,
"Beni yakalasaydınız ne yapardınız?’
Romen Diyojen, utana sıkıla cevap verdi:
‘Atımın kuyruğuna bağlayıp sürüklerdim ya da bir demir kafese koyup ülke ülke gezdirirdim.’

Alparslan, peki benim size ne yapacağımı düşünüyorsunuz? diye sordu:

‘Ya beni hemen idam edeceksiniz ya da zaferinizi kutlamak için benim yapmayı düşündüğüm gibi demir kafese koyup ülke ülke gezdireceksiniz.’ dedi.

Sultan Alparslan, yanındakilere Romen Diyojen’i işaret ederek,

‘İşte aramızdaki fark!’ dedi.

Sonra tekrar imparatora döndü ve ‘sizi serbest bırakacağım.’ dedi.

Romen Diyojen aldığı cevap karşısında dondu kaldı. Söyleyecek hiçbir cevap bulamadı. Olduğu yere çökerek,

‘Ne kadar büyük olduğunuzu şimdi anlıyorum.’ diyebildi.

İşte biz Büyük Milletiz..

Ve rahmetli Prof. Halil İnalcık hocamızda şöyle söylemişti,

“ Batı, İstanbul’un fethini ve Ayasofya’yı hiç unutmadı. “

Yeni Zelanda ülkesinde hunharca, kahpece, barbarca işlenen katliamdan bahsetmek istiyorum.

İşte zalim Haçlı zihniyetin Müslüman, Özellikle Türk düşmanlığının bilinç altı yerleşmesinin iler ki yıllarda nasılda kustuğunu görmüş olduk. Bana kalırsa son derece bilinçli tehtidkar ve organizece işlenmiş kahpe cinayettir. Katil her şeyi ayrıntısına kadar düşünmüş. İçlerinden söküp atamadıkları 1. Kosova savaşı kumandanı padişahı 1. Murad’ı şehit eden Sırp katil “Miloş Obiliç” ismini, Osmanlı’nın mağlup olduğu Viyana savaşının tarihini 1683 şarjöre yazması, Haçlı seferlerinin gaza getirsin diye söyledikleri “Tanrı bunu istiyor” ibaresi, Terörist Brenton yayımladığı bildiride, açıkça ve alçakça Türkiye’mizi vatanımızı tehdit etmesi "Boğaz’ın doğu tarafında barış içinde yaşayabilirsiniz. Fakat Avrupa topraklarında, Boğaz’ın batısındaki herhangi bir yerde yaşayamazsınız. Sizi öldürür ve topraklarımızdan süreriz. 'Kostantinopolis'e gelecek ve bütün camiler ile minareleri yıkacağız. Ayasofya’yı minarelerden kurtaracağız. İstanbul bir kez daha Hristiyan toprağı olacak." ifadelerine yer vermesi ortaya nasıl bir Türk düşmanlığını taşıdığını en büyük göstergesidir. Kiliselerde daha küçük yaşlarından itibaren çocukların beyinlerine işletilen Türk düşmanlığı, onların ne kadar korktuğunun en somut delildir. Ancak korkan bir insan ibadet halindeyken, savunmasızken sırtı dönükken bu şekilde katledilebilir. Bizlerinde hiç hafife almayacağı, haçlı zihniyetine hiçbir zaman güvenilmeyeceğini bilmemiz gerekmektedir. Videoyu izledim hiç acemi birinin yapacağı işlere benzemiyor. Son derece ne yaptığını bilen, akıllı ve sakin soğukkanlı davranan bu Hristiyan cani ya kiliseden, ya da tapınak şövalyelerinin bağlı olduğu her hangi bir kurumdan aldığı emir ile gerçekleştirdiğine inanıyorum.

Şimdi milli birlik beraberliğimizin ne kadar da önem arz ettiğini aşikar dır. Geçmiş yıllarda 7 düvele meydan okuyan atalarımız korkusuzca, güçlü onurlu bir şekilde yaşamışlar bu şerefsiz Hristiyan terörist gibi kimseyi arkadan kahpece vurmamışlardır. Türk savaşta asla ve asla, yaşlı, kadın, çocuk, hayvan, bitki, mabetlere saldırmamış bilakis merhametle muamele etmişlerdir. Bursa fetih edildiğinde şehirden ayrılan Bizans halkına Türk kadınları yol erzağı olarak börekler, çörekler yapmış en güzel şekilde uğurlamışlardır.

Olaydan sonra açıklama yapan, başka alçak bir Hristiyan olan Müslüman düşmanı, Queensland Senatörü Fraser Anning, salyalarını akıtarak köpekçe çirkin ifadelerle, "İslâm, faşizmle denk bir dindir. Bu örnekte Müslümanların katil pozisyonunda bulunmaması, kendilerini suçsuz yapmaz" ifadelerini kullandı. Sizler asla ve asla şunu unutmayınız samimi söylüyorum.Dünyada tek sevilen güvenilen ordu Türk Ordusu'dur. Türk ordusu'nun tarihinde zulüm yoktur yaşatma vardır. İnsan onurunu korumak vardır. Yardıma muhtaç olana yardım etmek vardır. Düşmanına dahi ekmeğini verebilen bir nesil başka nerde bulunulabilir ki. Televizyon da Koreli bir subay Türk askerini şu şekilde anlattı.

''Türkler çok disiplinli, cesaretli ve kahramanca savaşıyorlardı diye uzun uzun askeri yönden anlattı Türk ordusunu ve Mehmetcigi..

Sonra biraz duraksadı ve dedi ki...

- Türkler birde bir şey daha yaptı.. Gördüler ki savaş esnasında girdikleri köylerde kasabalarda şehirlerde Çocuklar, kadınlar hasta insanlar kalıyor. Onlar sefil oluyorlar. Türkler hemen Türkiye’den Sağlık ekibi, çadır, ilaç, gıda getirdiler. Ve o kaçamayan savunmasız çocuklara kadınlara yaşlılara sahip çıktılar, onları tedavi ettiler doyurdular, çadırlara yerleştirdiler...

- Dünyadaki bir başka orduda Türk ordusunun egitimine disiplinine, savaş tekniklerine çalışarak sahip olabilirler. Fakat dünyadaki başka hiç bir ordu savaştıgı insanların çocuklarına, kadınlarına ve yaşlılarına Türklerin yaptığını yapmaz...
Uyanık olacağız, diri olacağız, hazır bekleyeceğiz.
Rehavete kapılmak yok.
Ve ayeti kerime

"Sizler de onlara karşı gücünüzün yettiği her çeşit kuvvetten savaş için beslenen atlardan hazırlayın; onunla hem Allah´ın düşmanı hem sizin düşmanınızı, hem de sizin bilmediğinizi fakat Allah´ın bildiği diğer düşmanlarınızı korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız mükafatı size tamamen ödenir ve hiç zarara uğramazsınız." (Enfal suresi 60. ayeti)
Velhasıl yazımı burada tamamlarken,
Yeni Zelanda ülkesinde, ibadetlerini yerine getirmek isteyen, ve sadece Müslüman oldukları için şehit edilen masum din kardeşlerimize Allahtan rahmet diliyorum.

Popüler Kullanıcılar