Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

CAHİL HALKIN, CAHİL SEÇİMİ (!)

Seçimler sonuçlandı. AKP yüzde 46.7 ile tek başına iktidar oldu. Dünya basını ve Türk basını hayretler içerisinde seçim sonuçlarını irdelemeye çalışıyor. Avrupa basını “laik azınlığın hakları korunmalı,” manşetlerini atıyor. Bizim sözüm ona sırça köşkünde oturan “aydın zevat” Türk milletinin kararına saygı göstermemeye özen gösteriyor. Bununla da yetinmeyen sözde aydınlar halkın tercihine hakaret etmeye devam ediyor.

 

AKP’nin seçim başarısını “cahil halkın, cahil seçimi” olarak değerlendiren, Türk basınının anlı-şanlı (!) yazarları, bu ifadelerle Türk milletinin aydını olmadığını net bir şekilde gösteriyor.

 

Laik azınlıkın (!)  (Bu söz bana ait değil, Avrupa basınında alınmıştır) ve Cumhuriyetin temel değerlerini koruduğunu iddia eden kimi çevreler, seçim yenilgisinden sonra Cumhurbaşkanlığı seçimini dile dolayarak, “uzlaşma isterük” çığırtkanlığını ile televizyonlar da boy göstererek, meşruiyetlerinin tartışılmasının önüne geçmeye çalışıyor.

 

Muhtıranın karşısında duran bir yaklaşım ile AKP’nin icraatlarına da onay veren Türk halkı, bu seçim sonuçları ile sadece kriz mimarlarına değil, bu bir avuç sözde aydın geçinen kesime de şamar vurdu.

 

Babasının malı gibi köşelerinden ahkam kesen çok satan gazetelerin yazarları, seçim öncesi yayınlanan anketlere, terbiye sınırlarını zorlayan, “oha, çüş” gibi  kelimelerle literatürünü genişletirken, Türk milletinin tercihine saygı sınırlarının dışına çıkarak, “zırcahil” makamını layık görmeleri kendi utanmazlıklarının bir göstergesi olsa gerek…

 

Seçimde başarısız olan Parti liderlerinin Genel Başkanlık makamlarını bırakması gerektiğini dillendiren yazarlar bunun bir ahlaki gereksinim olduğunu söylerken, öngörü özürlü, Türk Milletini “cahil tercih sahibi” olarak nitelendiren köşebent yazarlarının, o köşeleri bırakmaları ahlaki bir gereksinimdir.

 

Çok satan gazetelerin yönetimleri, bu öngörü dehası (!) köşebent yazarlara sayfalarını açmaya devam edecekler mi? İleriki günlerde hep beraber göreceğiz.

 

27 NİSAN DÖNÜM NOKTASI

 

27 Nisan öncesi yüzde 30’ların altına düşen AKP oyları, 27 nisan muhtırası ve CHP’nin krize dönüştürdüğü Cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile AKP oylarının tavan yapmasına neden oldu.

 

Türk Milleti ordusunu sever. Çünkü O’na Peygamberin makamı olan MEHMETÇİK ismini vermiştir. Ancak Türk Milleti, ordusunu sevmesinin yanında, ordunun siyasete müdahalesine ise hiç hoş karşılamadığını, bu seçimde göstermiştir. Yakın tarihe baktığımız zaman bunu net bir şekilde görebiliriz. 1980 ihtilalinin mimarı Kenan Evren’in, MDP Genel Başkanı Turgut Sunalp’e televizyonda oy istemesi, yükselen bir değer olan Sunalp Paşa’nın sandıkta sonuncu çıkmasına neden olmuştur.

 

27 Nisan gecesi, AKP hükümetine verilen e-muhtıranın Türk milletinin hafızasında derin bir iz bıraktığı seçim sonuçlarından belli oluyor. Bunu görmek istemeyen kimi çevreler, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, aynı aymazlığı yaparak krizlerden nemalanmanın yollarını arıyor.

 

MHP HATA YAPMAMALI

 

Seçimin başarılı partilerinden biri de Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Ne kadar MHP Yönetimi “Tek Başına İktidar” sloganı ile seçim çalışmalarına başlasa bile, alınan oy oranlarını yüzde 80 artırarak TBMM’ne 71 milletvekili sokması, bir başarıdır.

 

Seçim sürecinde tüm olumsuzluklara rağmen, başarılı çalışma yapan MHP, tüm siyasi ayak oyunlarının ve krizlerin AKP’ye yaradığı, bununla beraber Erzurum mitinginde halkın üzerine atılan “ipe” rağmen aldığı 14,5’lik oy oranı ile başarılı bir grafik çizmesi alkışlanması gereken bir durum. "İp" olayında Bahçeli gibi ciddi bir devlet adamının, böyle ciddiyetsiz bir siyasi hareket içerisine sokulması, MHP oylarının belirli bir yüzde düşmesine neden olduğu kamuoyu tarafından deklare edilen bir gerçektir. Sayın Bahçeli’ye yaptırılan bu hatanın seçim sonrasında da devam ettirilmeye çalışılması, ülkücü camianın dışında, kamuoyu tarafından şaşkınlık ve hayretle izleniyor..

 

Özellikle seçim sonrası MHP lideri Bahçeli’nin, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın telefonuna çıkmaması, kamuoyu tarafından siyasi nezaket eksikliği olarak yorumlanıyor. (MHP lideri, Başbakan Erdoğan’ın seçim meydanlarında "bunlara selam bile verilmez" beyanatına, tavır olarak telefonuna çıkmadığını açıkladı.)

 

Yeni başlayan, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, MHP sözcülerinin, AKP’nin adayı Abdullah Gül’e karşı erken bir tavır alması, CHP’nin yaptığı hatayı, MHP penceresinden tekrarlanmasına neden olabilir. MHP’nin bu siyasi hatayı yapacağını ihtimal vermiyorum.

 

SON SÖZ

 

Seçim başarısından dolayı Adalet ve Kalkınma Partisi Yönetimi’ni, kutlamak lazım... Tabi bu konuda AKP’nin üst düzey yönetimi de, seçim başarısında katkısı bulunan, önce Genelkurmay Başkanlığına, daha sonra da Anayasa Mahkemesi ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal’a teşekkür etmesi gerekir.

 

Sevgi ile kalın…

 

recepcanpolat@hotmail.com

 

recep.canpolat@aksam.com.tr

 

recepcanpolat@denizhaber.com.tr

Devamını Oku

BU YAZI BİR SEÇİM ANALİZİDİR

22 temmuzda yapılacak olan genel seçimler öncesi, partiler meydanlara çıkarak halktan oy istemeye başladılar. Televizyonlarda boy gösteren toplum mühendisleri, 23. dönem Millet Meclisi’ni dizayn etmeye çalışırken, sokaktaki vatandaş ibretle 23 temmuz sabahını bekliyor.

Akil adamları tarafından 23 temmuz sabahı yeni oluşacak meclisin, üç partili ve bağımsızlardan meydana geleceği öngörüsü genel olarak kabul gören bir yaklaşım.

Televizyonlarda yapılan ve yönlendirme amacı güden bu programlar çerçevesinde AKP birinci, CHP ikinci, MHP üçüncü parti olarak yerlerini alırken, grup kuracak milletvekili sayısına ulaşacağı tahmin edilen DTP’nin meclise gireceği öngörüsü, genel toplum tarafından kabul edilmiş gibi önümüzde duruyor.

Toplum mühendisliğine özendiğimiz bu makale ile üstatların (!) öngörülerine katkı sağlamak amacıyla bir seçim analizi yapalım ki, yakın tarihe not düşmüş olalım diye düşüyorum. Ancak yapacağım bu analizi yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıya yapmakta bir fayda olacağı kanısındayım. Çünkü birinci olması beklenen AKP’nin çıkaracağı milletvekili sayısının belirlediğim şablona direk oturması mümkün görünmüyor. Onun için en az milletvekili çıkarması beklenen bağımsızlardan başlamakta fayda var.

Terör örgütünün destekçileri olan DTP kökenli bağımsız adayların Güneydoğu bölgesinde ve Mersin gibi Büyükşehirlerde milletvekili çıkarması büyük bir olasılık gibi... Ancak bağımsız DTP’lilerin bu bölgelerde iyi bir koordinasyon ve organizasyon sağlayamaması halinde oyların AKP ve CHP’nin işine yarayacağı gün gibi aşikar.

Bu tespiti yaptıktan sonra DTP kökenli bağımsızların Meclis’e 15 ile 20 arasında bir milletvekili göndermesi yanlış olmasa gerek…

Diğer taraftan, Mesut Yılmaz, Muhsin Yazıcıoğlu ve Rasim Zaimoğlu’nun başını çektiği diğer bağımsız adaylar ile Mesut Barzani’nin Güneydoğu’da desteklediği birkaç bağımsız adayın meclise gireceğini hesap edersek, TBMM’ inde bağımsız milletvekili sayısı 20-25 aralığında seyredecek gibi görünüyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23. Dönem Milletvekili sayısının 550 olduğunu düşünürsek bağımsız adayların, 25’i mecliste yer alacak gibi görünüyor. Geriye kalan 525 milletvekilini bölüştürmeye devam edelim…

Milliyetçi Hareket Partisi’nin yüzde 10 barajını aşarak, Meclis’e gireceği toplumun tüm katmanları tarafından kabul ediliyor.  Yüzde 10 barajını normal bir oy trendi ile aşması beklenen MHP’nin 75 ile 100 arasında milletvekili çıkarmasının, sürpriz olacağını sanmıyorum.

MHP’nin alt dilim olan 75 milletvekilini meclise soktuğunu hesaplarsak,  DTP kökenli ve diğer bağımsızlarla birlikte TBMM’in deki 550 milletvekilinin 100’üne yer bulmuş durumdayız.

Gelelim Cumhuriyet Halk Partisi’ne… DSP ile seçim işbirliğine giren CHP’nin,  3 kasım 2002 Genel seçimlerinde aldığı milletvekili sayısını yeniden meclise taşıması halinde, bu rakamın 160 ile 190 arasında olacağı kesin gibi… Bununla beraber yüzde 35’ler civarındaki sol seçmenin (Yüzde 35 seçmenin yüzde 5’e yakının DTP’li bağımsızlar alabilir.) CHP’ye yüzde 25-28 arasında teveccüh göstermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde CHP’nin milletvekili sayısının asgari 175 olması muhtemel…

CHP Milletvekili sayısı ile birlikte TBMM’ indeki 550 milletvekiline yüzde 50’si, bizim öngörümüz çerçevesinde 2 parti ve bağımsızlardan oluşmuş durumda.

AKP’nin birinci parti olarak geriye kalan 275 milletvekilini alması halinde TBMM’ inin Milletvekili dağılımı şu şekilde oluşacak gibi görünüyor.

AKP:275 (5 artı 10 eksi)

CHP:175 (15 artı 5 eksi)

MHP:75  (10 artı 10 eksi - MHP, geleneksel oy deposu olan İçanadolu’da eski oyunu alırsa bu rakam 20 artıya yükselebilir. Bununla beraber AKP’nin milletvekili sayısında buna paralel bir azalma görülebilir)

DTP’li Bağımsızlar:20 (3 artı 5 eksi)

Diğer Bağımsızlar: 5 (1 artı 2 eksi -Giresun’da Rasim Zaimoğlu’nun sandıktan çıkamaması halinde, diğer bağımsız adayların milletvekili dağılımını etkileyebilir. Bununla beraber Barzani’nin resmi adayının DTP’liler karşısında Güneydoğu’da kazanma şansı bulunuyor. Çünkü DTP’liler Barzani’nin adayına destek vermek amacıyla popüler olan kendi adayını aynı bölgeden çekmek zorunda kaldı.)

Yukarıdaki milletvekili sayılarının genel olarak, 10 artı 10 eksi olduğunu düşünürsek, Terör örgütü ön bahçesi, bağımsız adayların TBMM’ inde kilit konumda olacağını tahmin etmek müneccimlik olmasa gerek…

Sonuç olarak; Bu Meclis’ten Hükümet kurana helal olsun…

Sevgi ile kalın…

Recep Canpolat’ın Notu: 23 Temmuz sonrası TBMM’ine 3 parti ve bağımsızların meclise gireceği öngürülürken, Değerli okuyucularımızın 60. Hükümetin kurulması aşamasında TBMM’inde 7 partinin temsil edileceğini göz önünde bulundurması gerekir.

 

3 Kasım 2002 milletvekili genel seçimlerinde alınan sonuçları görmek için imlecinizi illeri belirten noktaların üzerine getirin

recep.canpolat@aksam.com.tr 

recepcanpolat@denizhaber.com.tr 

recepcanpolat@hotmail.com 

Devamını Oku