Hakkında
Psikoloji alanında merak edilen tüm yazılar Haberx.com aracılığı ile sizlerle buluşuyor. Merak edilen rahatsızlıklar ve psikolojik sorunların belirtileri ve tedavileri için uzman psikologlarımızın yazılarını reklamsız ve ücretsiz bir şekilde takip edebilirsiniz.
  • 06935
  • Yaşadığı yer Türkiye
  • Şehir Ankara
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Hayır Diyebilmek İçin Beş Basit Öneri

İnsanlar, kendilerine ve çevresindekilere daima bir cevap vermek zorundadır. İkili diyaloglarında karşısındaki kişi bir talepte bulunduğunda ya da kişi kendi kendine bir talepte bulunduğunda hayır ve evet demek gibi seçeneklerimiz mevcuttur. Bazı insanlar yapıları gereği biri bir şey rica ettiğinde hayır diyemezler. Bu, başta olumlu bir özellik gibi görünse de aslında psikolojiyi son derece fazla etkileyen ve bazen hayır diyemeyen kişiyi zor durumda bırakan kötü bir durumdur. Kişilerin rahat rahat hayır diyebilmesi için yapabileceği basit psikolojik hileler bulunmaktadır.

Bir İnsan Neden Hayır Diyemez?

Bazı insanlar seçim yapmak zorunda kaldığı zaman hayır diyememektedir. Bunun psikolojik açıdan farklı pek çok nedeni vardır. Hayır diyemeyen insan öncelikle çok iyi kalpli olabilir. Bu tür insanlar karşısındakine hayır dediği zaman karşısındakini üzmekten, kırmaktan çekindikleri için genellikle yapamayacakları ya da sonucunda yıpranacakları şeylere bile evet demektedirler.

Bir insanın her konuda evet demesinin önemli sebeplerinden biri de dışlanma korkusudur. Genellikle kolay arkadaş bulamayan ya da çevresine kolay ayak uyduramayan insanlar dışlanmaktan çekindikleri için karşısındaki kişilerin her dediğine evet diyeceklerdir. Bu durum beraberinde bazı sorunları da getirecektir.

Hayır demek, kişilerin o olayı yapamayacağını bildirmesi demektir. Bu da karşı taraf için bir zıt fikir olacak, dolayısıyla belki çatışma çıkacaktır. Çatışma ortamından korkan kişiler de bu nedenle hayır demek yerine evet diyerek ortamın huzurunu sağlamaya çalışacaklardır.

Hayır demek istememesinin nedeni kişilerin kaba görünme ve karşı tarafla ilişkisinin kesilme korkusudur. Bunu oldukça naif insanlar ya da karşısındakini kaybetmekten korkan insanlar yapmaktadır. Zor durumda kalsalar da her olaya evet diyerek kendilerini ortama alıştırmaya çalışmaktadırlar.

İnsan Nasıl Hayır Diyebilir?

Hayır demek, sanıldığı kadar zor değildir. Aksine basit önerilerle bile karşısındaki insana hayır demek mümkün olacaktır. Unutulmamalıdır ki kişiler karşısındakinin isteği kendine uymuyorsa evet demek zorunda değildir.

İnsanlara hayır demek için önce dürüst olmak gerekir. Yalanların içerisinde olduğu bahaneler herkesi fazlasıyla yıpratacaktır. Bu nedenle açıkça hayır, yapamam deme şansınız bulunmaktadır. Bu cümle karşı tarafa sizin bir duruşunuz olduğunu ve kendinizden taviz vermeyeceğinizi de gösterecektir. Yani en uygun reddetme cümlesi “Hayır, yapamam” olarak nitelendirilebilir.

Bir işe uygun olmadığını düşünen kişiler zaman zaman toplum baskısı ile o işi kabul etmek zorunda kalabilir. Ancak işi almak istemezse “Bu işe uygun olduğumu düşünmüyorum, X bu işi daha iyi yapacaktır” denebilir.

Bir işi yapmayı isteyen fakat bu iş için zamanı olmayan kişiler hayır demek konusunda zorlanırlarsa kibarca “Bu işi yapmayı çok isterdim fakat emin ol hiç vaktim yok” diyerek çözüm bulabilir. Bu hem kırıcı olmayan, hem de gayet dürüst cevaplardan bir tanesi olacaktır.

İnsanlar karşı tarafın bahsettiği durumu içerisinde bulundukları zamandan ötürü yapmak istemeyebilir. Bu gibi durumlarda yanlış anlaşılmak istemeyen ya da kaba olmak istemeyen kişiler doğrudan hayır demek yerine “Şu anda başka bir işle ilgileniyorum, fazla zamanım yok” şeklinde bir cümle ile karşı tarafı da kırmadan teklifi doğrudan reddedebilir.

İnsanlar bazen karşılaştıkları bazı tekliflere ne evet ne de hayır diyebilirler. Bu açık uçlu tekliflerle karşılaşılması durumunda bir süre düşünmek isteyen, daha sonrasında karar verecek olan kişiler “Önce biraz düşünmek istiyorum” gibi net ve zaman isteyen bir ifade kullanabilir. Bu beş adım sayesinde hayır demekten çekinen kişiler için hayır demek kibar ve gayet normal bir boyuta taşınacaktır.

Devamını Oku

Depresyonla Nasıl Mücadele Edilir?

Depresyon, çağımızın en büyük psikolojik rahatsızlıklarından biri olarak tanımlanmaktadır. Bir türü yapılan hiçbir işten haz alamamak ve üzgün bir ruh halinde olmak şeklinde de açıklanabilir. Bilinmesi gereken en önemi konu her moral bozukluğunun arkasında depresyonun olmamasıdır. İnsanlar hayatlarının her sürecinde kötü olaylarla karşılaşabilir. Üzülebilir, kırılabilir ya da sürekli bir şekilde motivasyonu düşük olabilir. Tüm bunlar depresyon belirtisi değildir. Depresyonun seyri farklıdır ve bu tür olaylara kıyasla daha uzun süreli daha büyük bir hastalık halidir. Pek çok açıdan tehlikeli olan depresyon hastalığı, aslında doğru destekle kolaylıkla atlatılabilmektedir.

Depresyonun Belirtileri Nelerdir?

Depresyon, günlük hayattaki diğer sıkıntılı süreçler gibi kendini gösterdiği için genellikle toplum içerisinde fark edilmez. Daha profesyonel birinin görmesi kişinin sorunun çözülmesi için iyi olacaktır. Depresyonu genel sıkılganlıktan ayıran önemli belirtileri bulunmaktadır. Bu belirtiler takip edilmeli ve kişilerin psikolojisi analiz edilmelidir.

İnsanoğlu yaşadığı süreçte daima acılar çekecek ve umutsuz hissedecektir. Bu durum tüm insanların hayatlarının içerisinde yer almaktadır. Yalnız tüm bu küçük çaplı bunalımlar depresyon kapsamında değildir. Gayet doğal ve her insanın hayatında olan bu süreç haftalarca ya da aylarca sürüyorsa o zaman bu uzun zaman dilimi depresyona işaret etmektedir.

Depresyon hastalığı teşhis edilen kişiler gün içerisinde yaptıkları aktivitelerden eskisi kadar zevk alamazlar. İşlevsizlik ve artık normalde zevk alınan hiçbir şeyden zevk alamama durumu meydana gelecektir.

Depresyona yakalanan insanlar gün içerisinde hiç enerji harcamasa bile yaptıkları en ufak iş onlara külfet olarak gelecektir. Tüm bu işleri yaparlarken hat safhada olan bir uyuşukluk ve bir bıkkınlık hissedeceklerdir. Tabii bu süreçte düşünülen enerji kaybına bağlı olarak uyku bozukluğu da meydana gelmektedir. İstenilenden az ya da istenilenden az uyunması bu konunun bariz örneğidir.

Depresyon hastalığı kişilerin istemsizce ağlamasına neden olmaktadır. Beklenmeyen anlarda gelen ağlama krizleri, kişilerin kendini değersiz hissetmesi gibi durumlar iki haftadan daha uzun süre tekrar ediyorsa o zaman depresyon belirtisi olarak görülebilecektir.

Depresyonla Nasıl Başa Çıkılır?

Depresyon hastalığı ile başa çıkmanın pek çok farklı yolu vardır. Bu yollardan bazıları kişisel anlamda uygulanabilecek yöntemlerken bazıları profesyonel bir müdahaleyi gerekli kılmaktadır.

Depresyonla mücadele etmenin en iyi yollarından biri konuşma terapisi almaktır. Uzman bir kişi tarafından dinlenmek ya da uzman bir kişi tarafından yönlendirilmek pek çok insana iyi gelmektedir. Bu nedenle psikolog unvanı almış kişilerden randevu alarak bu terapiye gitmek insanları rahatlatacaktır.

Türkiye’de pek çok kişi reçeteli psikoloji ilaçlarına olumsuz bakmaktadır fakat depresyon hastalığı da tıpkı diğer hastalıklar gibidir ve tedavi edilmezse daha büyük sorunları beraberinde getirmektedir. Bu nedenle zor durumda olan kişiler iyileşip sağlıklı bireyler olmak için depresyonu yenmek adına reçeteli ilaç kullanımını denemelidir.

Yeni hobiler bulmak depresyonda olan/olmayan pek çok kişiye farklı bir bakış açısı katacaktır. Pek çok psikolojik bunalımda olduğu gibi depresyon döneminde de yeni aktiviteler bulmak ve bu aktivitelerle meşgul olmak kişilerin üretkenliğini arttıracak, depresyon döneminin bitmesine yarayacaktır. Hobi ve aktiviteler daha sonrasında devam ettirilirse ortaya güzel işler çıkabilecektir.

Depresyon hastalığı mücadele sürecinde kişilerin moral ve motivasyonunu en çok arttıran konu destek ağıdır. Depresyon sürecinde kişi, yanında kendi destekçilerini bulduğu için çok kolay bu süreci atlatabilecektir. Her şeyden önemlisi en az hasarla bu dönem atlatılacağı için tekrarlama ya da bu dönemde kötü alışkanlıklar edinme ihtimali de az olacaktır.

Devamını Oku

Psikoloji Nedir? Psikologların Görevleri Nelerdir?

Psikoloji kelimesi , hayati nefes / insan ruhu anlamına gelen Yunanca psişe kelimesinden gelir (Yunan tanrıçası Psykhe'den, ruhun tanrıçası). Amerikan Psikoloji Derneği (APA), psikolojiyi basitçe insan aklının ve davranışının incelenmesi olarak tanımlar. Psikoloji, insan deneyiminin tüm yönlerini kapsar ve psikoloji çalışması, davranışı anlamada yer alan tüm unsurları ve daha kesin olarak davranışı motive eden faktörleri kapsar.

Psikoloji, zihinsel süreçlerin, davranışların ve ikisi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Psikolojideki zihinsel süreçler, diğerleri arasında öğrenme, motivasyon, akıl yürütme ve duygu ile ilgilidir. Başka bir deyişle, psikoloji çalışması, ister tek başına ister diğer insanlarla veya çevreyle etkileşimde bulunurken, insanların nasıl düşündüğünü, hissettiğini, öğrendiğini, etkileşime girdiğini, algıladığını ve anladığını öğrenmeyi içerir.

Psikoloji, hem doğuştan gelen faktörlerle ve doğa yasalarıyla uyumlu ilkel dürtülerle ilgilenen bir doğa bilimidir hem de davranışların, duyguların ve düşüncelerin ve bunlara katkıda bulunan çevresel faktörlerin incelenmesiyle ilgili bir sosyal bilimdir.

Psikoloji Alt Dalları

  • Deneysel Psikoloji
  • Fizyolojik Psikoloji
  • Sosyal Psikoloji
  • Psikometrik Psikoloji
  • Klinik Psikoloji
  • Danışmanlık Psikolojisi
  • Eğitim Psikolojisi
  • Öğrenme Psikolojisi
  • Gelişim Psikolojisi
  • Siyaset Psikolojisi
  • Spor Psikolojisi
  • Adli Psikoloji

 

Psikolog Nedir?

Psikologlar, insan davranışları üzerine çalışmaları, kişilerarası ilişkiler, halk sağlığı, suç ve terörizm, eğitim, ekonomi ve sağlık hizmetleri ile ilgili birçok güncel sorunu ele almaya yardımcı olan bilim adamları, araştırmacılar, terapistler ve klinisyenlerdir. APA'ya göre, psikoloji sağlık, zindelik ve bireysel ve organizasyonel etkililikte büyük bir rol oynar.

En basit ifadeyle, bugünün psikologları çeşitli rolleri:

 

  • Temel ve uygulamalı araştırma yapma
  • Topluluklara ve kuruluşlara danışman olarak hizmet edinme
  • İnsanları teşhis ve tedavi etme
  • Zeka ve kişiliği test etme
  • Danışanla terapötik bir oluşturma
  • Gizliliği koruma

Psikologların Genel olarak Çalıştığı Rahatsızlıklar

  • Bağımlılıklar
  • Otizm
  • Bipolar bozukluk
  • Zorbalık
  • Yeme bozuklukları
  • Etik
  • Nefret suçları
  • İnsan hakları
  • Çocuklar ve medya
  • Lezbiyen, eşcinsel, biseksüel, transseksüel
  • Yarış
  • Sosyo-ekonomik durum
  • Gençler
  • Stres
  • Şiddet

 

 

 

 

 

Devamını Oku
Psikoloji Nedir? Psikologların Görevleri Nelerdir?

Kişisel Gelişim Eğitimleri Ne İşe Yarar?

Kişisel Gelişim Nedir ve Neden Önemlidir?

Bu eğitimler insanın, kendisini ömrü boyunca yetenekleri doğrultusunda geliştirmesidir. Yani başka bir deyişle kendi kendisiyle yarışması ya da kendi hedefine ulaşana kadar farklı uygulamalar geliştirmesidir. Ve hedef bittiğinde ise başka bir hedef için harekete geçmesidir. Bu gelişim ise toplum hayatında sadece oturmak ve kalkmak değil, aynı zamanda fikir, düşünce ve konuşma olarak da eklenebilir. Peki, bu gelişim faaliyetlerinde neler yaparız? Her gün kitap, gazete ve sosyal medya üzerinden yapılan eğitimler ile kendimizi geliştirilebilir. İşte kişisel gelişim bir anlamda insanın üretken olmasını sağlamak demektir.

 Kişisel Gelişimin Katkıları Nelerdir?

 Kişisel gelişim insanın çok yönlü olarak kendisini geliştirmesidir. Sosyal hayatta, iş hayatında, ev hayatında ve arkadaş hayatında aktif olmasında ve üretken, çalışkan ve dinamik olmasında yardımcı olur. Bu gelişim insanın kendi hayatına yararı olduğu gibi çevresindeki insanlara ve diğer canlılara da yararı vardır. Mesela her şeyden uzak ve hiç bir etkileşime girmeyen biri ne çevresinde saygı görebilir ne de çevresine saygı dağıtabilir. İşte bu gelişimde olan biri yani kendini her daim geliştiren biri ise diğerlerinden her daim farklı bir konumda olacaktır. Özellikle çevresinde girişken, üretken ve çevresiyle uyumlu bir yapı olacak ve kendisi mutlu olduğu kadar çevresi de mutlu olacaktır.

 Kişisel Gelişimin Fonksiyonel Esasları Nelerdir?

Düşünce, beyin, bilinç, bilinçaltı, dil, arzu, hayal gücü, öz güven, davranış, motivasyon, değişim ve alışkanlık gibi ilkeler mevcuttur. Gelişim dersleri ve faaliyetleri sayesinde kişiler kendilerine birçok özellikler kazanabilmektedir. Kendini geliştiren kişiler hedeflerine daha odaklı ve daha düzenli mücadele ederler. Motivasyonu ise yüksek olan kişiler ise her daim başarılı ve hedeflerinden ise şaşmaz bir irade ile devam ederler. Çağa ayak uydurmakta sorun yaşamayan kişi her ortamda her olayda kendine bir çıkarımlar bulur. İşte bunun temek kaynağı ise kişisel gelişim dersleri ve eğitimleridir.

 Kişisel Gelişim Neden Önemlidir ve Eğitimler Ne İşe Yarar?

 Bilim insanı olamayabiliriz ancak bilim insanı olacak kişiye fikir ve ilham verebiliriz. İşte buradan yola çıkarak kendini geliştirmenin önemlerinden biri ise budur. Yani insan doğduğu ilk andan ve ölümüne kadar bir şeyler öğrenen varlıktır. Ancak kişi bunu nerede ve nasıl kullanacağını bilmezse ve zamanı iyi yönetemezse bunların bir anlamı kalmaz. İşte gelişim dersleri ise kişilerin böylesi bir ortamda kendini geliştirmesi için önemlidir. Denildiği gibi bilim adamı olmayabilir ama olmak isteyen kişiye her daim bilgi ve ilham verebilir. Ve kendisinin farkına varan kişiler ise insanların yanında hayvanlara ve doğaya saygı duymaya başlar ve onlar içinde bir şeyler yapmaya çalışır. Kişisel gelişim olarak, sanat, bilim, psikoloji, teknoloji ve doğa alanında işler yapmaktadırlar. Kişisel gelişim insanın toplumda var olmasını sağlayan bir sistemdir.

 

 

 

Devamını Oku

En İyi Psikolojik Filmler Listesi 2020

En çok izlenen psikolojik filmler listesini açıklıyoruz. İMDb en yüksek 10 psikoloji filmi içn tıklayabilirsiniz. Ülkemizde ve dünyada en çok izlenen psikoloji filmleri bu 10 film dışında aşağıdaki gibidir. İMDb'si yüksek en çok izlenen film ise Zindan Adası olarak karşımıza çıkıyor, kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.

  • Bardak (2019)
  • Beklenmedik (2018)
  • Çıkın (2017)
  • Beş Vakit (2006)
  • Kırılma (2007)
  • Rain Man – Yağmur Adam  (1998)
  • Mulholland Drive –  Mulholland Çıkmazı  (2001)
  • Umut Işığım (2012)
  • Komik Oyunlar (2007)
  • Kış Uykusu (2014)
  • Bir Örümcek Came Came (2001)
  • İçinde Yaşadığım Deri (2011)
  • Beyza’nın Kadınları (2006)
  • Mulholland Drive (2001)
Devamını Oku

Sosyal Fobi / Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Sosyal fobi yani bir diğer adı sosyal anksiyete bozukluğu olan bireyin sosyal durumlara karşı sergilediği mantıklı düşünmediği aynı zamanda korku duyduğu bir çeşit anksiyete rahatsızlığıdır. Anksiyete, diğer kişiler tarafından eleştirilme korkusu, seyredilme ve yargılanma korkusundan kaynaklanılır.  Sosyal fobisi olan kişi hata yapacağına inanır ve bunun sonucunda rezil olacağına inandırır kendisinin ve kaygı duymaya başlar. Yaşadığı korku sosyal beceri eksikliğine iletişim kurmasında ön yargısının oluşmasına ve iletişim Sosyal fobisi olan kişiler gerçekleşmemiş olan durumlar üzerinden felaketleştirme yapıp olayı günler öncesinden yorumlama ya ve kendini korkutmaya başlar. Yaşadığı korkunun yersiz ve anlamsız olduğunu bilse de kendi içindeki sese dur demekte zorlanır. Negatif düşünceler ve yanlış inançlar hâkimdir. Tedavi edilmeye sosyal fobi rahatsızlığı yaşayan bireyler okul, iş, sosyal aktivitelerde ve toplu iletişim ya da bireysel iletişimlerden kaçınırlar. Günlük rutin hayatlarında büyük bir sorun teşkil etmeye başlar.

Anksiyeteyi tetikleyen durumlar:

  • Başka bireylerin önünde yemek yemek
  • Başka bireylere alışma süreci
  • Dikkatlerin üzerinde olduğunun hissetmesi
  • Buluşma ortamına gitmek yada partilere katılmak
  • Topluluk içinde soru sormak
  • Tuvaletleri kullanmak
  • Telefonda konuşması

Sosyal fobi belirtileri nelerdir?

Sosyal anksiyete rahatsızlığı olan bireyler haytalarında ki terslilikleri ufakta olsa farkındadırlar, ama bunu hastalık derecesinde görmezler. Belirtileri aşağıdadır:

  • Sosyal durumlara karşı yoğun anksiyete
  • Sosyal yaşamdan kaçınma
  • Kafa karmaşıklığı, kalp çarpıntısı, terleme ve titreme, yüz kızarması ve kas gerilmesi, ishal gibi anksiyete belirtilerindendir.

Sosyal anksiyete neden olmaktadır?

 Araştırmacılar için biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin bu fobinin gelişiminde önemlidir.

Biyolojik: Sosyal anksiyete bozukluğu yeterli düzeyde olacak kadar serotonin salgılanmamasıyla ilişkili olabilir. Serotonin  hormonu bir nörotransmiterdir. Nörotransmiterler arasında dengeler bozulursa bilgilerin beyne aktarılmasında sorunlar oluşur.Bundan dolayı stres söz konusu olduğunda  verilen reaksiyonunu değişebilir.

 Psikolojik: Sosyal fobi çocukluk çağındna itibaren yaşanılan utanç verici ve ya küçük düşürücü olay sonrasında oluşmuş olmaktadır.

Çevresel: Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişiler etraflarında yaşanan olayları kişileri gözlemleyerek fobiyi geliştirmiş olabilir.

Online psikolojik destek yaşadığınız sosyal fobiyi anlayıp hangi durumlarda yaşadığınızı onu tetikleyen durumu bulmanızı sağlar.

Devamını Oku