Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Gelenekçi miyiz? Yenilikçi mi?

Gelenekçi miyiz? Yenilikçi mi?

Gazete, hayatımıza girdiği 19.yy başlarından itibaren günlük hayatın vazgeçilmezlerinden biri haline gelmiştir. 19.yy'nin sonlarına doğru yerleşik hale gelen gazete kültürü, yayınların çok çeşitli hale gelmesine sebep olmuştur.

Özellikle Cumhuriyetin ilan olduğu yıllarda daha yaygın hale geldiği görülmektedir. Çünkü ortada bir devrim var ve her köklü devrim toplum inşasıyla başlar. Toplumun inşasında kullanılan başat ürünün de basın olması sebebiyle, gerek devrim taraflı gerek devrim karşıtı kesim de kendi fikirleriyle inşa edebileceği toplumu basın sayesinde bilgilendirme yolunu tercih etmiştir. Dolayısıyla köklü bir değişim söz konusu olduğu dönemlerde özellikle basın olmazsa olmazlardandır.

Çok partili döneme geçildiği dönemde de aynı durum söz konusu… Bu kez siyasi oluşumların kendi sesinin olması gerekliliği, yazılı basının sayıca artmasına sebep olmuş ve gerek hükümet kanadının yanında yer alan gerekse de muhalif kanadın fikirlerini savunan ayrı ayrı gazeteler olmuştur.

60’lı ve 70’li yıllarda yerel yayınların sayısında bir artış yaşanmış, 80’lerde 12 Eylül ile birlikte basın-yayın faaliyetleri de büyük ölçüde azalmıştır. 90’lı yıllarda internetin hayatımıza girmesiyle birlikte yeni medya kavramıyla tanışılmıştır.

Özellikle 2000’li yıllarla birlikte internet daha aktif bir şekilde kullanılmaya başlandı. İnternetin en önemli getirilerinden biri olan sosyal medya sayesinde internet kullanıcısı olan her birey birer gazeteci, birer içerik üreticisi konumuna geldi. Kullanıcılar artık, neredeyse, gazetelere ihtiyaç duymaz hale geldi. Herkes her konu hakkında direkt veya endirekt yoldan haberdar olmayı, bir şekilde de olsa, becerdi. Bunda sosyal medyanın rolü inanılmaz derecede büyük! Özellikle günlük gazetelerin Twitter’daki takipçi sayısına baktığımızda, gazetelerin neden fiziki olarak tercih edilmediği gözler önüne serilmekte:


Tablo 1. Takipçi Sayısına Göre Sıralanmış Liste (Top 10)

Hesap Adı

Takipçi Sayısı

Hurriyet.com.tr

915.190

Haberturk

878.025

Milliyet.com.tr

547.018

Hürriyet Spor

544.428

Cumhuriyet Gazetesi

336.283

Radikal

329.421

Zaman Gazetesi

303.330

Hürriyet Teknoloji

202.361

Sabah Gazetesi

190.000

Hürriyet KültürSanat

149.369

 

Türkiye’de Twitter’ın yaygın bir şekilde kullanılmaya başlamasından sonraki dönemlerde kullanım oranlarına bakacak olursak yılda 1 milyondan fazla artış olduğu gözlenmektedir.

Tablo 2. Yıllara Göre Twitter Kullanım Oranları

Yıl

Twitter Kullanıcı Sayısı

2010

4 Milyon

2011

5 Milyon

2012

7,2 Milyon

2013

9,6 Milyon (İlk 6 Ay)

 

Diğer taraftan Türkiye’de yayınlanan ulusal ölçekteki tüm gazetelerin günlük ortalama tirajlarına baktığımızda ise tam aksi bir tabloyu görüyoruz:


Tablo 3. Yıllara Göre Ulusal Ölçekli Gazetelerin Tirajları

Yıl

Tiraj

2010

7.045.738

2011

6.206.953

2012

4.967.760

2013

 4.978.005 (İlk 7 Ay)

 

Gazete tirajlarıyla tamamen ters bir orantıya sahip olan Twitter kullanıcı sayıları resmin daha da net görülebilmesini kolaylaştırmaktadır.

Burada soruyu tekrar sormak gerekiyor sanırım: Gelenekçi miyiz? Yenilikçi mi?

 

Görünen o ki, yeniliklere hızlı bir entegrasyon sağlanmış!  Fakat Osmanlılıktan gelen alışkanlıklarımız gelenekselden bizi koparmayacak gibi de duruyor. Eğer vazgeçebilmiş olsaydık 1550’lerde kurulan kahvehanelerden vazgeçmiş, tüm köylerde kafeler açılmış olurdu. Bu mantık çerçevesinde konuyu yorumlayacak olursak, bu durumda bizim alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz biraz zor gibi duruyor. Hatta gelenekselden en son vazgeçecek milletlerden biriyiz!

 

sametulker@gmail.com

https://twitter.com/sametulker

Devamını Oku

Ekonomi ve Medya İlişkisinin Gündem Belirlemedeki Etkileri

Toplumsal yaşamın olay ve olguları konusunda toplumsal kümelerin ya da toplumun ortaklaşa yargısını yansıtan düşünce ve kavramların toplamına kamuoyu denir.[1] Toplumu doğrudan veya dolaylı bir şekilde ilgilendiren konularda, siyasi, iktisadi ve bilimsel konularda farklı görüşlerin özgür bir ortamda tartışılması, demokratik yönetimde önemli bir etken olan kamuoyunun oluşturulmasına yol açar. Medyanın gündemindeki konular, kamunun da gündemine girmekte ve genellikle medyanın, manipülasyon gücü sayesinde, istediği biçimde kamuoyunda bir hava yaratıldığı bilinmektedir.

 

 

Demokratik rejimlerde, halkın haber alma hakkı, tarafsız bir biçimde bilgilendirilmesi ve kamuoyunun özgürce oluşması gibi kavramlar, basının amaçlarını ifade etmekte ve basına bu doğrultuda pek çok görev verilmektedir. [2] Basın, kamuoyunu bilgilendirerek kamuoyunun belirli görüşler doğrultusunda serbestçe oluşmasını sağlamakla mükelleftir. Bütün demokratik ülkelerde kamuoyunun oluşumunda basın en etkili araçtır.[3]

 

Bu noktada; medyanın her şeye hâkim, toplumu bilinçlendiren çok önemli bir güç olduğu, toplumsal hayatın tamamına nüfuz eden bir ileti yoğunluğu yarattığı, siyasi, iktisadi, toplumsal ve sosyo-kültürel algıları biçimlendirdiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

 

Toplumun düşüncelerine ve hislerine tercümanlık eden kuruluş konumunda olması gereken medya organlarının, haber verme işlevini ifa ederken, verilen haberlerde propagandaya ve provokasyona yer vermeleri/vermemeleri gerekliliği veyahut gereksizliği tartışılması gereken en önemli konulardan biridir. Bu bağlamda gündelik yaşamda bireye medya tarafından ulaştırılan, özellikle ekonomik içerikli mesajların hangi oranda propagandaya veya haber ve bilgi vermeye yönelik olduğu ne yazık ki net değildir.[4]

 

Ekonomi medyasının işlevselliğinin ne kadar önemli olduğunu geçenlerde işittiğim şu cümleden sonra bir kez daha idrak ettim: “Ekonomik gelişmeleri hızlandıran, ekonomi medyasıdır.” Ekonomi medyası, ekonomideki değişiklikleri ve gelişmeleri insanlarla paylaşmak için harekete geçmiştir. Ekonomi, görsel ve yazılı medya için önemli bir konu olmasının yanında medya da ekonomi için vazgeçilmez konumundadır. Ekonomi; medya için önemli bir malzeme, medya da ekonomi için çok iyi bir bilgi aktarım yoludur. Diğer taraftan ekonomi medyası; teknolojik gelişmelerin, yeni bir ürünün, dünyada ortaya çıkmış yeni bir pazarın kitlelere ya da konunun ilgililerine ulaşmasını sağlayan en önemli araçtır. 

 

Ayrıca, toplumsal yaşamda kaçınılmaz ve zorunlu bir olgu olduğu düşüncesinden yola çıkarak, iletişimin gerçekleştirilmesinde kullanılan araçların, toplumsal yapıya doğasını veren ana belirleyicilerden biri olduğunu da söylemek yanlış olmayacaktır. Bu noktadan hareket edecek olursak ekonomi medyasının da toplum üzerinde etkileri bulunduğunu göz ardı edemeyiz. 

 

Medyanın kamuoyuna karşı iki yönlü görevi bulunmaktadır. Medya hem kamuoyundan etkilenerek bunu dile getirir, hem de kamuoyunu oluşturur. Bu açıdan bakıldığı zaman, medya yönetenlerle yönetilenler arasında sağlıklı bir diyaloğun da en önemli aracı olmaktadır. Ekonomi ise; günümüz toplumlarında inkâr edilemez bir önem ve önceliğe sahiptir. Medya ve ekonomi işlevsel olarak karşılıklı etkileşim içinde bulunan, birbirlerini sürekli olarak şekillendiren kurumlardır. Toplumların kalkınmışlık ve gelişmişlik göstergeleri haline gelen ekonomi, medya kanalı ile kamuoyunu takip etmekte ve kamuoyu tarafından da takip edilmektedir.[5] Yani ekonomi medyası; hem gündemi belirlenen, hem de gündemi belirleyen konumundadır.

 

Kitle iletişim araçlarının sahip oldukları gücün, bu güce sahip olanlar tarafından kullanılması, belki de bu konuda karşılaşılan en önemli sorundur. Söz konusu ekonomi haberciliği olduğu zaman da bu konu ayrı bir önem kazanmaktadır. Ekonomi gazeteciliğinin sahip olduğu gücün manipülasyon, sekme, yönlendirme amacıyla kullanılması ve bu güçten çıkar sağlama yoluna sapma gazeteciliğe zarar veren girişimlerdir.[6] Ekonomi haberlerinin sunumu dikkat gerektirmektedir. Çünkü verilen ekonomik verilerde yapılacak en küçük bir yanlışın bile kamuoyunu ve piyasaları etkileme durumu söz konusudur. Özellikle de doğrudan piyasa haberlerinde verilen sayısal bilgilerde bu durum daha da önem kazanmaktadır.

 

sametulker@gmail.com

https://twitter.com/sametulker

 


[1] Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğü

[2] Naci Bostancı, “Basın ve Özgürlük”, Türkiye Günlüğü Dergisi, Sayı: 41, ANKARA, 1996

[3] Erdem Taşdemir, “1980 Sonrası Türk Basını, Türk Siyasi Hayatı ve Basın Siyaset İlişkisi”, Selçuk İletişim Dergisi, Sayı:3, KONYA, 2005

[4] Nurettin Güz, Haberde Yönlendirme ve Kamuoyu Araştırmaları, Nobel Yayın Dağıtım, ANKARA, 2005

[5] Niyazi Öktem, “Kamuoyu Oluşturulmasında basının Eğitim İşlevi ve Kamu Yararı Ölçütü”, Genç Gazeteciler Eğitim Semineri, 1. Baskı, Gazeteciler Cemiyeti Yayınları, İSTANBUL, 1986

[6] Robert Picard, The Economic and Financing of Media Companies, Fordham University Press, 2002

Devamını Oku