Hakkında
Yapımcı - Yönetmen - Program Müdürü İstanbul Üniversitesi / İletişim Fakültesi
  • Hobiler: Kitap, Sanat, Gezi, Sohbet, Paraşüt, Planör, Kamp, Yazı, Şiir, Müzik, Politika, Belgesel
  • Yaşadığı yer Türkiye
  • Şehir İstanbul
  • Doğum tarihi 29 October
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

ANTSEVAK VAKFI (DÜSAV)

Antalya Sağlık Turizmi Eğitim Geriatri Rehabilitasyon Engelli Sosyal Hizmetler Vakfı

Ülkemizde birçok Dernek ve Vakıf hizmet vermekte. Bu çalışmalar ülke insanı için hayati önem taşımaktadır. Geçmişten günümüze miras kalan imece ruhu bu çalışmalar sayesinde hayat bulur. İşte Antsevak Vakfı bunlardan biridir. Antsevak Vakfı'nın kuruluşu ile ilgili kurucu mütevellit başkanı sayın Şecaattin Zenginoğlu amaçlarıyla ilgili şunları söylüyor:
"Vakfımız Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi Sayın Hakimliği tarafından 16 Haziran 2016 tarihi Tevzih Kararlarıyla Tescil edilerek Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 20 Temmuz 2016 tarihinde Resmi Gazetenin 29776 sayılı nüshasında yayınlanarak kuruluşunu tamamlamış ve 10 Ağustos 2016 tarihinde resmen göreve başlamıştır.
Kültürel ve sosyal hizmetler, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma, ekonomik ve mali bakımdan güçsüz durumda olanları ve şehit ailelerini desteklemek, güçlendirmek ve onların sosyal ve ekonomik durumlarını düzeltmek; madde bağımlılığı mücadelesi; doğanın, çevrenin, biyolojik çeşitliliğin, araştırılması ve korunması; sürdürülebilir yaşam ve sürdürülebilir kalkınma yaklaşımlarının geliştirilmesi ve örneklenmesi; çevre ve doğayı ilgilendiren tüm sektörlerde etkili proje ve yaklaşımların geliştirilmesi ve toplumda bu konularda bilincin artırılmasına katkı verilmesi, çevre kirliliğinin önlenmesi ve iyileştirilmesi, kırsal ve kentsel alanda arazinin ve tabi kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması, ülkenin doğal bitki ve hayvan varlığı ile tabii ve tarihi zenginliklerinin korunması için maddi ve manevi katkıda bulunmak ve bu amaçla yeni kaynaklar temin etmek; doğa ve tarih varlıklarının korunması, milli değerlerin tanıtılması, turizm geliştirilmesi, dünya coğrafyasında Türk kültür ve medeniyetinin yaşanmış olduğu ülke ve bölgelerdeki halklar arasında dostane ilişkiler kurarak ortak dil, tarih, sanat, gelenek ve görenekleri araştırarak somut ve somut olmayan kültürel mirası ortaya çıkarmak, geliştirmek, korumak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak; eğitim, sağlık; bilimsel araştırma ve geliştirme; yasaların müsaadesi dahilinde her türlü kültürel, sosyal ve iktisadi imkanı sağlayıcı tesisler kurup üniversite öğrencilerine turizm ve sağlık turizmi, sağlık, ekonomi, işletme vb. mesleki eğitimleri için maddi ve manevi imkan sağlamak, sağlık turizminin ülke ekonomisine katkısının artırılmasına yönelik her türlü faaliyette bulunmak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlayacak teşvik, tertip ve tedbirleri almaktır. Turizm sektörüne nitelikli personel yetiştirilmesine ilişkin faaliyetlerde bulunmak ve buna yönelik faaliyetleri desteklemek, Türkiye kalkınmasına ve sosyal refahın artmasına yardımda bulunmaktır.

Yaş alan insanlarımızın sağlıklı, mutlu, huzurlu, bakımlı, moral değerlerini yükseltici sosyal ve kültürel aktüaliteler içerisinde yaşamlarını sürmeleri için, çağımızın yükselen insani değerlerini esas alan vakfımız, bu alanda eğitim almış profesyonel insan kaynaklarımız ve modern tesislerimizle hizmet veriyor olmaktan onur duymaktadır.

5737 sayılı Vakıflar Kanunu, bu kanuna istinaden Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı yönetmelik ve genelgeler, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşfik Kanunu ve mevzuatlar çerçevesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı gibi resmi kamu kuruluşlarımızın gözetim ve denetimleri çerçevesinde insani değerlere duyarlı olarak hizmet veren ve yarı resmi kuruluş olan vakfımız bu hususta en değerli varlığı olan yüreğini, saygı ve sevgi çerçevesinde ortaya koymuştur."
Ayrıca ANTSEVAK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı M. Oğuztürk Zenginoğlu, Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı Fatih Nacak gibi çok değerli yöneticileri ile halkımıza hizmet etmeye kararlı bir ekip ile çalışmaya devam ediyorlar.
Yoğun işlerinden vakit ayırıp böylesine güzel bir gönül işine kendini adayan Vakıf yöneticilerini yürekten kutluyorum.
Bu eşsiz hizmete ortak olmak isteyen sevgili okurlarımız www.antsevak.com adresinden gerekli bilgiyi edinebilirler.

Devamını Oku
Serkan Güzel

Lobisiz Jön 'Onur Tuna'

Oyunculuk hem ülkemizde hem dünyada zor işlerden biridir. Sadece eğitimli ve yetenekli olmanız yetmez. Doğru kişileri tanımak ve iyi projelerde yer almanız gerekir. Siyasi, zengin ve güçlü tanıdıklar edinmek ve onlarla ilişkileri iyi tutmak da bu işin bir parçası artık. Bu nedenle sektör aynı insanların etrafında döner. 

Bazı oyuncular ise; yan yollara sapmadan sadece işini yapar. İşte bu oyuncuların başında Onur Tuna gelir. Oyuncu; Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümü'nden mezun oldu. Okul yıllarında lisanslı olarak voleybol ve basketbol oynamış ve İzmir'de dört sene mankenlik yapmıştır. Yakışıklı oyuncu, ekranlara ilk adımını 2011 yılında Hayat Devam Ediyor adlı dizisiyle attı. İsmini TRT'de yayınlanan 'Filinta' dizisi ile geniş kitlelere duyurdu. Başarılı bir dönem dizisiydi. Daha sonra Show TV'de yayınlanan ve tamamen Onur Tuna üzerine kurgulanan !Cesur Yürek' dizisinde yer aldı. Konusu ve kadrosu ile ümit verici bir dizi olduğu halde izleyici tarafından beğenilmedi. Beğenilmemesinin basit sebepleri var aslında. Dizinin yönetmeni başarısızdı açık ve net! Yan karakterler bir türlü istenilen performansı sergileyemedi. Sahneler vasattı. Aslına dizinin tek başarılı ismi Onur Tuna ve birkaç oyuncuydu. Bu diziden sonra oyuncu için biraz düşüşe geçti diyebiliriz. 

Ve sonunda oyuncunun karşısına 'Mucize Doktor' gibi çok güzel bir proje çıktı. Dr. Ferman karakterine hayat veren Onur Tuna yeniden sevenlerini mutlu etti. Yumruklarıyla ve sert sözleriyle değil, duygusal iniş çıkışları ve gözyaşları ile oyunculuğunu konuşturmaya başladı. 13. bölümde yer alan hastane önü kavga sahnesini özellikle izledim. Üçünü birden pataklayan bir kahraman değil, sevdiği biri için üç kişinin arasına dayak yeme pahasına giren bir kahramandı aslında. Gerçek kahramanlık budur işte! Taner Ölmez ile birlikte dizinin starı tartışmasız Onur Tuna'dır. Her bölüm onlarca insanın öldürüldüğü, önermesi zayıf, şiddet ve aptallık pompalayan dizilerin arasında izleyiciye umut veren işlerden biridir 'Mucize Doktor' Bu dizinin içinde oyunculuğunu zirveye taşıyan oyuncuyu kalpten tebrik ediyorum. Sesiyel, bakışıyla, olağanüstü sade tarzıyla dünya çaında bir jön'dür Onur Tuna. Şahsi fikrim 5 yıl için de dünyanın önemli işlerinden birinde rol alacak ve uluslararası işlerde ülkemizi başarıyla temsil edecektir. Kendisi bile bunu hayal etmiyor olabilir ama bu mutlaka gerçekleşecek. İzleyip göreceğiz...

 

Devamını Oku
Lobisiz Jön 'Onur Tuna'

"RAİF İLE LETAFET” OYUNU BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR...

"RAİF İLE LETAFET”

CİHANGİR ATÖLYE SAHNESİ'NDE

Cihangir Atölye Sahnesi'nin (CAS) ilk oyunu olan "RAİF İLE LETAFET” alkışlanmaya devam ediyor. 

Kıvanç Kılınç'ın yazdığı, Muhammet Uzuner'in yönettiği, dekor tasarımını Veli Kahraman, kostüm tasarımını F. Nihan Şen, Koreografisini Hicran Akın, müziklerini Ali Seçkiner Alıcı ve ışık tasarımını Onur Alagöz'ün yaptığı "RAİF İLE LETAFET" oyununda; Aras Cem Güler, Barış Özgenç, Bülent Düzgünoğlu, Kıvanç Kılınç ve Sinem Ünsal rol alıyorlar.

 

2018-2019 Tiyatro sezonunda başlayan ve 3 ayrı ödül komitesinden toplam 8 dalda aday gösterilen "RAİF İLE LETAFET", Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri'nde "Yılın En Başarılı Ekip Oyunu" ödülünün yanısıra, oyuncularından Sinem Ünsal'la Lions 25.Türkan Kahramankaptan Sanat Ödülleri'nde "Yılın En Başarılı Genç Kadın" ödülünü kazandı. Raif ile Letafet adlı oyunda ilk profesyonel deneyimini yaşayan Sinem Ünsal televizyonların sevilen dizisi Mucize Doktor'daki Nazlı karakteri ile de geniş ilgi görmekte..

 

Oyun 19. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’da geçiyor, paranın ve gücün peşinde koşan Banker Veli ve yine zenginlik ve güç peşindeki baba Müşerref ile güzel kızı Letafet’in masum, romantik ancak parasız âşığı şair Raif döngüsündeki komik olayları aktarıyor. Raif ve Letafet birbirlerine âşıktır ve çok yakında evleneceklerdir. Ancak iflas eden Letafet'in babası kızını para için bir başkasıyla evlendirme kararı alır. Âşıkların kavuşmak için buldukları çözüm yolları onları eğlenceli bir biçimde yan yana getirecektir.

 

Oyunun yönetmeni Muhammet Uzuner, bir söyleşisinde oyun hakkında şöyle diyor: “Kıvanç’ın yazdığı oyun yapmak istediğim tiyatro biçimine olanak tanıyan eğlenceli bir metin. Cinsiyet, sevgi, ekonomi gibi konularda geçmişten günümüze söz söyleyen yapısıyla eleştirel de bir çalışma oldu. Orta oyunundaki ya da Commedia Dell'arte'deki açık oyun biçimini seviyorum. Bu biçim, oyun oynama duygusunu ve neşesini açıkça meydanda tutuyor ve bizlerin yaşama çabasına çok destek veriyor diye düşünüyorum.”

Oyuncuların sahne performansı harika. Baştan sona yönetmenin etkisini görüyorsunuz. Muhammet Uzuner'i özellikle tebrik ediyorum. Oyuncuların sahne enerjisi mükemmel. Kaçırılmaması gereken oyunların başında geliyor. İzleyenler tarafından ayakta alkışlanan bu oyunu kaçırmayın...

 

Devamını Oku
"RAİF İLE LETAFET” OYUNU BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR...

Zorlu PSM’den Yine Bir Hint Müzikali Sürprizi!

Zorlu PSM’nin Taj Express’ten sonra ağırladığı ikinci Bollywood müzikali olan gösteri, 26 Kasım - 1 Aralık tarihleri arasında izleyiciyle buluşuor. Yazar, yönetmen ve dans direktörü Rajeew Goswami tarafından hayata geçirilen gösteride, birbirinden renkli kostümlerle muhteşem dansçılar sahne alacak. 

2015’te Londra’nın en prestijli tiyatrolarından London Palladium West End Theatre’da 60 kez gösterime girmesiyle birlikte Avrupa ve Orta Doğu’da birçok ülkeyi turlayan Beyond Bollywood, Hindistan’ın renkli kültürünü bir görsel şölene dönüştürürken izleyenleri büyülü bir yolculuğa çıkarıyor.  Geleneksel ve modern Hint danslarına yer veren, Broadway tarzında düzenlenmiş en iyi Bollywood gösterilerinden biri olan Beyond Bollywood, kaybettiği annesinin hayalini gerçekleştirmek üzere Almanya’dan Hindistan’a doğru yola çıkan dansçı Shaily’nin hikayesini konu ediyor. Masal ve kültür öğelerini birleştiren bu romantik ve destansı gösterinin müzikleri Salim Sulaiman ve sözleri Irfan Siddiqui imzasını taşıyor.

Zorlu Performans Sanatları Merkezi (PSM), 6 yıldır olduğu gibi sanatseverin heyecanına bu sezon da yeni isimlerle birlikte ortak oluyor!

Gösteri gün ve saatleri:

26, 27, 28, 29 Kasım 21.00   // 30 Kasım 15.00 – 20.00 // 1 Aralık 14.30 – 19.30

Devamını Oku
Zorlu PSM’den Yine Bir Hint Müzikali Sürprizi!

YOLCU TİYATRO

 

TİYATRO YOLCUSU KALMASIN

Ülkemizde sanat her yıl gelişmeye devam ediyor. İyi eserler sahnelendikçe sanata olan ilgi de o derece artıyor. 2020 şimdiden farklı ve toplumsal konuların işlendiği tiyatro oyunlarının sergileneceği bir yıl olmaya aday. 2020 yılında ses getirecek oyunlardan bir tanesi de; Yolcu Tiyatro’nun sergilediği ‘Kapıların Dışında’ oyunu. Oyunda savaşın birey ve toplum üzerindeki yıkıcı etkisinin anlatıldığı oyunda, ruhsal ve fiziksel yaralarla savaştan yurduna dönen bir askerin, döndüğünde hiçbir şeyi eskisi gibi bulamamasının hikayesi anlatılıyor.

GENÇ YAŞTA ÖLEN YAZAR

Hayır De!, Üzgün Sardunyalar, Bu Salı ve birbirinden güzel eserlere imza atmış olan Wolfgang Borchert’in savaş karşıtı oyunu  dijital görüntü teknolojisini kullanarak sahneliyor. Alman şair, oyun ve öykü yazarı. Borchert, II. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan, şehirlerin yıkılması, ailelerin dağılması ve savaş travmaları ile şekillenmiş bir edebiyat türü olan Yıkım Edebiyatı'nın en tanınmış yazarlarından biridir

ETKİLEYİCİ METİN BAŞARILI OYUNCULAR

"Sen. Makine başındaki adam ve atölyedeki. Sana yarın su boruları ve vanalar yerine

çelik miğferler ve makineli tüfekler yapmanı emrederlerse, yapılacak bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Tezgahı ardındaki kız ve bürodaki kız. Sana yarın bomba doldurmanı ve keskin

nişancı tüfekler için hedef dürbünleri monte etmeni emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!...

Sen. Fabrika sahibi. Sana yarın pudra ve kakao yerine barut satmanı emrederlerse,

yapacağın bir tek şey var:

HAYIR de!..."

Çok güçlü bir metne sahip olan oyun; Behçet Necatigil’in çevirisi,oyununun Yönetmeni ise Ersin Umut Güler. Başrollerini Cenk Dost Verdi, Pervin Bağdat, Burak Üzen, Emre C. Sancar’ın paylaştığı oyun izleyicilerden tam not almayı başardı. Özellikle kılıktan kılığa giren Pervin Bağdat göz kamaştıran bir oyunculuk sergiliyor. Sömürü ve savaşların hiç tükenmediği dünyamızda izlenmesi gereken oyunlardan biridir ‘Kapıların Dışında’

 MUTLAKA İZLEYİN

14 Kasım Perşembe, Sabancı Gösteri Merkezi

16 Kasım Cumartesi, Sahne Pulcherie 

3 Aralık Salı, Moda Sahnesi

11 Aralık Çarşamba, Eskişehir Zübeyde Hanım Kültür Merkezi

12 Aralık Perşembe, Ankara Sahne Çankaya

21 Aralık Cumartesi, Sahne Pulcherie ve 

26 Aralık Perşembe, Bursa Nazım Hikmet Kültür Merkezinde sergilenecek oyunu izlemek isteyenler şimdiden biletlerini alabilirler.

 

Devamını Oku
YOLCU TİYATRO

DAMDAKİ KEMANCI

“Sanat uygarlığın imzasıdır” derler. Çok doğru bir söz…

Son yıllarda ülkemizde sanata verilen önem iyice arttı. Sanatçılarımız tiyatro, opera, bale, klasik müzik ve diğer sanat dallarında en iyi örnekleri sahnelemeye devam ediyorlar. Bunlardan bir tanesi de “Damdaki Kemancı” müzikali. Dünyanın en iyi müzikallerinden biri olan eser; Geçen sezondan bu yana Turkcell Platinum Sahnesi’nde sanatseverleri bekliyor.

“Damdaki Kemancı, Cüneyt Gökçer ile Ankara Devlet Tiyatrosu bünyesinde 1969 yılında Türkçe olarak ilk sahnelenişinin 50. yılında; Türk müziğinin en önemli kompozitörlerinden Nevit Kodallı’nın, bu ilk sahneleme için kaleme aldığı Türkçe sözlerle ve Türk tiyatrosunun en değerli oyun yazarlarından Güngör Dilmen’in, Devlet Tiyatroları için çevirdiği metin ile devam ediyor. Daha önce izleyenler için yeni bir renk, izlemeyenler için tekrar bir fırsat olacak!”

Yazan: Joseph Stein

Müzik: Jerry Bock

Söz: Sheldon Harnick

Çeviren: Güngör Dilmen

Türkçe Şarkı Sözleri: Nevit Kodallı

Yöneten: Mehmet Ergen

“Damdaki Kemancı” İnanca, geleneklere ve insan düşüncesinin gelişim çabasına bakışı, ırkçılığın insanı kendi sırtından vuran bir silah oluşunu incelikle anlatması, devrim ve aşkı harmanlaması ile önermesi gerçekliğini hiç yitirmeyecek eserlerden biri.

Bu muhteşem müzikal başladığı ilk saniyeden itibaren sizi oyunun içine çekiyor. Neredeyse oyunun her bölümünde sahnede olan Mehmet Ali Kaptanlar (TEVYE) kusursuz bir performans sergiliyor. Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ve oyunculuğunun ustalık seviyesi izleyenleri kendisine hayran bırakıyor. Binnur Kaya (GOLDE) ise özellikle TV’de yaptığı işlerle tanınan bir isim. Binnur Kaya olağanüstü sade oyunculuğu ile benim gözümde daha da büyüdü. Oyunculuk budur işte. Aslında tüm ekip harikaydı. Defne Koldaş, Ceren Gündoğdu, Derman Çinkılıç, Ayşe Nur Köksal, Özgür Çevik, yine usta oyuncular Aysan Sümercan ile Can Kolukısa mükemmellerdi. Ve şu an ismini hatırlayamadığım tüm oyuncular. Özenle çalışılmış, emek harcanmış olduğu her sahnesinden belli olan bu müzikali izlemediyseniz çok şey kaçırmışsınız demektir.

Yönetmen Mehmet Ergen ayrıca alkışı hak ediyor. Baştan sona yönetmen kokan nadir işlerden biri olmuş. Her adımın, her duruşun, her bakışın matematiği var. Londra'da Arcola Theatre'ı kuran ve Genel Sanat Yönetmenliğini yapan yönetmen alkışlarımla beraber saygımı da kazandı. Kendisini kalpten kutluyorum. Orkestra çok başarılıydı. Özellikle Barış Büyükyıldırım’ı takip ederim ve su gibi akan tarzını çok beğenirim. Dekor, ışık, ses hepsi ayrı ayrı alkışı hak ediyor.

Alkışı hak etmeyenlerde var elbette. Zamanında salona gelemeyen izleyiciler, oyun esnasında yanındakiyle konuşanlar, tüm uyarılara rağmen video çekenler. Üzülerek söylemeliyim ki; sanat insandan hızlı gelişiyor. Ya da şöyle mi demeliyim? İyi ki sanat insandan hızlı gelişiyor!

AVM’lere değil sanata koşun!!!

 

Devamını Oku

Taraflar değil adalet kazansın...

BİR

Birlik olmak adına çok şey söyleriz. Hepimiz biriz, bu toprakların evlatlarıyız, aynı gemideyiz, ülke batarsa hepimiz batarız, vs! Teoride güzel sözler fakat pratiğe baktığımda aynı şeyi göremiyorum. Herkes bibirinin kuyusunu kazıyor, iş dünyasında liyakat yerine torpil ve tanıdık işliyor. Haksız kazanç elde edenler zerre vicdan azabı hissetmiyor. Altta kalanın canı çıksın anlayışı ile yaşıyoruz. Haklı olan değil güçlü olan, dürüst olan değil yalan söyleyen kazanıyor. Durum böyle olunca; ülkemizin başına bir hal geldiğinde birileri sahip çıkmak için kavga ederken diğerleri düşmanca davranıyor. Hani aynı gemideydik! Görüyorum ki aynı gemide olmadığımız gibi aynı sularda bile yüzmüyoruz. Birleşip birarada özgür ve mutlu yaşamak varken, parçalanıp sistemin köleleri olmak için mücadele ediyoruz. Sisteme karşı bir olamıyoruz! Oysa ki en önemli şey bir olmak..

Ülke içinde birlik olmamız şart. Sonra Türk ve Müslüman devletler ile bir olmalıyız. Ve daha sonra dünya üzerindeki tüm mazlumlar ile saf tutmamız gerekiyor. Yapamıyoruz.

"Dünya Beşten Büyüktür" sözünü kavrayamadığımızı düşünüyorum. "Beş" bir araya gelip aynı hedefe yürüyebiliyorken "Diğerleri" sadece uyuyor! Uyumakla kalmıyor; uyumak istemeyenlere de kızıyorlar. "Beş" e karşı değil de birbirimize karşı öfkeleniyoruz. Beşe karşı bir olsak tüm savaşlar bitecek anlamıyoruz. Bataklık kurayacak görmüyoruz. Çiçekler açacak gönüllerde hissetmiyoruz. Bir olamıyoruz.

Üzülerek söylemeliyim ki; sözlerimizde samimi değiliz. Davranışlarımızda samimi değiliz. Cesaretimiz bir anlık, istikrar yok. 15 Temmuz ruhunu her anımıza yayabilsek hiçkimse bizimle uğraşmaya cesaret edemeyecek!!! Mesele Erdoğan, Kılıçdaroğlu, Bahçeli değil. Mesele Vatanımızın bütünlüğü, Özgürlüğümüz, Güvenliğimiz, Sağlığımız, Canımız, Malımız mesele çocuklarımızın geleceği. Geleceği düşünemiyoruz. Bir tek yol var önümüzde birlikte yürüyemiyoruz. 

Şu an ülkemizin başında bir kişi var. İçerden ve dışarıdan o gitsinde ne olursa olsun diyenler var! Yeter ki gitsin. Ölsün, sürgün edilsin, hastalansın, seçim kaybetsin! Yeter ki gitsin. Bir kişi giderse ülkede her şey değişecek gibi hissettiriyorlar! Ülkenin başına seçimle geçmiş bir kişi. O da Recep Tayyip Erdoğan. Bir kişi. Tek başına bir adam...

Bir yoksa biz yok. Hadi Eyvallah...

 

Devamını Oku

BARIŞ

Kime ateş etsen kendini vurursun bu topraklarda
Ve kime sarılsan kendinle barışırsın...

AKIL

Kullandığımız telefonlardan daha akıllı olmayı başardığımızda dünyada sorun kalmayacak...