Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

YA ÖYLE DEĞİLSE

Ateist bir alim ile Müslüman bir alim aralarında konuşuyorken, Ateist olan derki: "Yıllardır ibadet edersin. Namaz kılar yorulur, oruç tutar aç kalır, zekat verir malından kaybedersin. Yahu Allah yok ne diye kendine maddi ve manevi zarar verirsin." der. Müslüman olan alim kendinden emin bir edayla: "Farz misal diyelim ki Allah yok (haşa). Ben ne yaptım namaz kıldım, oruç tuttum, zekat verdim. Hep benden gitti. Esasen kaybederken de kazandım. Namazla bedenim, oruçla ruhum, zekatla malım daha da değerlendi. Yani anlayacağın her hâlükârda ben gene de bir şey kaybetmedim. Sen şimdi bana şunu de ya Allah varsa sen ne yapacaksın!!!." der.

 

Şimdi bunca olanlar karşısında ortaya bu minvalde sorsak "Ya işler sizin anlattığınız gibi değilse!" 

 

 

Allah’ım ne zor durumdur. Bir tarafta sadece dua ve ağlamaktan başka bir şey yapamayışımıza bile ağladığımız Gazze'de ki kardeşlerimiz.Bir taraftan ülke içi huzursuzluk.

 

Hay gidi günler. Ne güzel günlerdi. İktidarın ilk yılları Ülke aldı başını gitti Devletler Muvazenesinde olması gereken yere doğru. Hiç kimsenin umut vermediği bir noktada umut olmuştu diğer Müslüman Devletler de.

 

Avrupa ölmüş bir devletin hasta torunu diye bakarken, bir anda neye uğradığını şaşırmış tüm zerreleri ile korku yaşamaya başlamıştı. Acaba Osmanlı yeniden mi canlanıyor diye ateşler sardı beyinlerini. 

 

Vesayet sistemi yerle bir oldu. Ülkeyi menfaati için   sevenlere, çıkarcılara, cuntacılara vs. hesap soruldu. Ülkenin önünde ilerlemeyi engelleyen dinozorlar yol kenarlarında bırakıldı. 

 

Ve Türkiye yürüdü....

 

Yürüdü hiç durmadan geriye bakmadan, geriye takılmadan. Bir hedef belirledi kendine; Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 100. yılında ülke artık istediği muasır seviyeye ulaşacaktı.

 

Tamda burada koptu hedefe bağladığımız ipler. İp elimizde kaldı adeta. Zihinler bunaldı umutlar köreldi. 

 

Bir sansasyon dizisi çekildi ki son bölüm ne zaman bilen yok. Sezon arası vermeden de devam ediyor. 

 

Dağa kaçırılan çocuklar, Soma da hayatlarını kaybeden canlar, kesilen yollar, yeniden duymaya korktuğumuz şehit haberleri.... 

 

Ne oluyor bu güzelim Ülkede... Herkes bir şeyler anlatıyor. Kafalar, zihinler , vicdanlar karmakarışık. Herkes kendince haklı. Peki ya haksız olan kim.

 

Ve akla ilk anlattığımız olayla soruyoruz. "Ya işler sizin anlattığınız gibi değilse!" 

 

 

Devamını Oku

UZUN BİR ARADAN SONRA

Uzun bir ara.... Araların, araları bozduğu şu hengamede ne yazılsa, nasıl yazılsa da anlatılsa herşey. Dostun dosta katlanamadığı, inlemelerin yeni bestelenen bir şarkı gibi dinlenildiği, seviçlerin üzüntülerde arandığı, aynı yola başkoyup yolların ayırıldığı..... ve daha nice karmaşıklıklar içerisinde kalış....

 

Sahili selamate çıkaracak bir sal mı aramalı? Yoksa çıkılacak selametli bir sahil mi? Yoksa içinde bulunulan hengame mi daha selametli? 

 

Evlatlar ölüyor neden öldüğünü bilmeden masumca masum kanları akıtılarak. Kanı akmayan çocuklar rehin ediliyor kendi evlatlarına canlı oyuncak edilip dövdürülmek için. Evde beslenen (çok özür dilerim ama) evcilleştirilmeye çalışılan hayvanına yapmadığı hakaret ve şiddeti uyguluyor yine kendi gibi çocuk olan zalimleştirilen çocuk....

 

Evladım geliyor gözümün önüne. Aman Allah'ım diyorum kaldıramayacağım yük ile beni imtihan etme. Evladım geliyor gözümün önüne. Kanlar içinde kalmış, masumca gülerek yürümüş Rabbine. Silkelenirken düşüncemden evladın babası çekiyor dikkatimi. O nasıl bir baba öyle: kaldırmış şehadet parmağını "Sen En Büyüksün Allahım!" diyor. Sen En Büyüksün... 

 

Şaraplen parçalarıyla delik deşik olmuş vücutlar geziyor herbir tarafta. Vicdanlar susmuş iz'anlar kekeme... duadan başka ne mi gelir elden.... bende bilmiyorum....

 

Duadan başka ne gelir elden...

 

Senin için sana ağlamaktan başka ne gelir ki elimden... 

Devamını Oku

SEN NEYMİŞSİN BE TWİTTER

Yakın tarihte İzmir'e gitmem gerekti. Cebimde yüklü miktar parayla yetişme derdinde olduğum uçağa bindim. Paranın cebimde oluşturduğu şişkinlik dikkat çeker düşüncesi ile parayı el bagajıma koydum. Parayı el bagajına koydum ama, aklımda bagajla birlikte yanında seyahat etti. İhtiyacım olan paraya ya birşey olursa endişesiyle İzmir’e zor indim. Daha kemer ikaz ışıkları sönmeden hemen el bagajımı aldım, uçağın perona yanaşmasını bekledim bile. Oh çok şükür ki paralar yerinde ve tamdı.

Uçaktan iner inmez ilk bankamatikten paranın tamamınıbankaya yatırmaya karar verdim. Koşa koşa sağıma soluma baka baka ATM ye vardım ve derin bir nefes alarak önce kredi kartı borcumu yatırdım. Daha sonra artan paranın tamamını aynı zamanda maaş hesabım olan hesaba bankamatiğim ile yatırdım. Makine paraları aldı tıkır tıkır saydı sonra ekranda bir yazı"İşleminiz geçersizdir şubenizle görüşün". Peki, tamam paramı ver geriye o da yok. Aman Allah’ım paramıhırsızlardan korumak isterken en güvendiğim bankamın ATM sine mi kaptırdımyani.

Hemen bankanın 7/24 müşteri hizmetlerini aradım ve durumu bildirdim. Verilen cevap şu "Başvurunuz işleme alınmıştır. Gerekli incelemeler yapıldıktan sonra size bilgi verilecektir." Ben de saf gibi derhal bir ekip gelecek, bankamatiği açacak paraları sayacak ve bana iade edecek sanıyorum. Meğerse incelemeler en az 4-5 gün sürüyormuş. Ne inceliyorlarsa. Artık kriminal şube mi geliyor, adli tıbba DNA örnekleri için incelemeye mi yollanıyor paralar, parmak izinden mi bir şeyler çıkaracaklar bilemiyorum. İstediğin kadar itiraz et yırtın çaresi yok bekleyeceğiz.

İzmir’deki işim bitti İstanbul'a geri döndüm ama hala paramdan haber yoktu. Ertesi gün tekrar telefonla aradım gene işleminiz devam ediyor cevabı. Sonunda bankadan bir mesaj: “Başvurunuz neticesinde gerekli incelemeler yapılmış. …….. Tutar hesabınıza yatırılmıştır.” Söz konusu hesabıma yatırılan tutar asıl yatırdığım tutarın 3’te 1’i. Tekrar bankayı aradım verilen cevap: “ Beyefendi ATM’den çıkan para yatırılmış. Daha fazla çıksaydı o kadar yatırılırdı.” Şeklinde ukalaca ve küçük görücü bir tonla… O dakikaya kadarılımlı tarzından taviz vermeyen ben çıldırmaya başlamıştım. Ve sayan arkadaşın görüntülerini -ki her ATM de artık kameralar var- ATM’nin işlem dökümlerini tüm kayıtlı bilgileri görmek istediğimi, aksi taktirde yerel ve ulusal, yazılı ve görsel tüm basına kendilerini ifşa edeceğimi bildirdim. Her zamanki gibi başvurum kayıt altına alındı ve beklemeye alındım.

Aradan 2 – 3 gün gene geçti beklemeye devam ediyorum. Bu arada aklıma olayı Twitter’a taşımak geldi. Hemen ilgili bankanın twitter sayfasına 2-3 twit attım. Ve inanır mısınız bilemem ama, yaklaşık 2,5 – 3 hafta beni mağdur eden banka 2 saat içinde tüm paramı kuruşu kuruşuna yatırdı. Twitter’ın böyle bir hizmet edeceğini hiç tahmin edemezdim. Bir twitt haklı olan bir vatandaşın 3 haftada beceremediği hakkını almayı, 2 saatte becerdi. Sanatseverlerin sevdikleri sanatçı için sanatını icra sonrasın kendisini övme adına attıkları tezahüratıpara banka hesabıma yatar yatmaz bağıra bağıra attım: “HELAL OLSUN SANA, HELAL OLSUN!”

 

 

Devamını Oku

ÖZE DÖNÜŞ KAPISI

Onbir ayın sultanı Ramazan geldi. Dünya üzerindeki tüm Müslümanlar nasiplerince değerlendirecekler. Oruçlar tutulacak, teravihler kılınacak, fitreler zekatlar verilcek, fakirin garibin hali pür melali anlaşılacak. Ramazan boyunca şeytanın eli kolu bağlanacak. Kul ne yaparsa kendi iradesi, nefsinin yönlendirmesi ile yapacak. Peki şeytan bağlanıyorsa bunca zulüm, bunca haksızlık, bunca acıyı kim nasıl yapıyor. Şeytanın bir numaraları avareleri....

Şeytan Bağlanıyor bağlanmasına ama şeytanlaşanları kim bağlayacak. Zalimleri, faşistleri, kadına şiddet uygulayanları, adaletsiz yöneticiyi, insafsız işvereni, hortumcuyu, teröristi ..... kim bağlayacak. Öyle şeyle ryaşıyoruz ki inanın şeytan bile "Beni bırakın onları bağlayın." der. Ama bunca karamsarlığa rağmen ifade edilmeliki yapılan araştırmalar Ramazanda suç oranının gözle görecek seviyede düştüğünü gösteriyor.

Ramazanda esas fakirin garibin halini anlayabilmek, onlarla aynı kederi, aynı sofrayı, aynı duyguları paylaşabilmek. Zaten zekat müessesindeki sırda o seviyeyi dengeleyebilmek. Bizler her akşam sofralarımızda bu duyguları yaşamıyorsak tuttuğumuz oruç diyet uygulamasından başka ne olur ki. Açın halini anlamak, her zamanakinden daha fazla doldurulmuş çeşidi artmış sofralarla mı olur. Yoksa alıp olan olmayan ne varsa sofrada hadi kalkın gidiyoruz diyerek bir garibin sofrasında hiç bükülmeyen bacakları kırıp diz üstü oturarak yenen yemeklerle mi olur!

Bu demek değildirki ne kadar verirsen o kadar kazanırsın. Tatlı dil ile hal hatır sormak bile dünyanın tüm malı mülkünün vereceği kıymetten daha değerlidir. Zaten Kur'an-ı Kerim'de "Hepsinden âlâsı ise, Allah’ın kendilerinden razı olmasıdır.” (Tevbe, 9/72) ifade edilir. Allah aza çoğa bakmaz niyete bakar. Niyetler halis olsa ameller varacağı yere varır.

Ramazan bu noktada bizler için büyük bir nimet. Öze dönüş kapısı. Ben neyim, dünyaya neden geldim, yaradılış gayem ne....

Özünü bulalardan olma temennisi ile...

Vesselam

Devamını Oku