Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Tatlı ve buruk duygularla Allahaısmarladık…

Tatlı ve buruk duygularla  Allahaısmarladık…

 

Sevgili dostlar…

Haberx ailesine katılalı henüz çok az oldu fakat kısa sürede güzel zamanlar geçirdik…

Haberx de yazı yazmanın bir ayrıcalık olduğunu içtenlikle söylemek istiyorum…

Grdüğüm saygı ve sevgiden dolayı başta sevgili Cemil Barlas olmak üzere tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum.  

Sevgili Cemil Barlas’ın sahsım için güzel gelişmeleri Haberx’den ayrılmama sebep olmasına rağmen desteklemesi ve benim için güzel temennilerini samimiyetle söylemesi ne güzeldi…

Teşekkürler Cemil Barlas…

“Her zaman Haberx’in kapıları size açık” sözlerini duymak ve hissettirebilmek de ayrı bir güzellik…

Her zaman söylerim “ iş yapılır ama dostluklar baki olmalı”…

Bu bağlamda burada da bir “hoş seda” bırakmış olmak sahsım adına önemli ve özeldir…

7 Temmuz pazartesi yeni yerimde yeni köşemde sizlerle olacağım…

Neresi mi?

Eee… Oda sürpriz olsun…

Tekrar teşekkür, sevgi ve saygılarımla…

Sevda Türküsev…

 

 

 

Devamını Oku

SESSİZ KAHRAMAN “Emine Erdoğan”

 

Evet, beklediğimiz oldu ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı açıklandı…

Bu konuda ki duygularımı açıklamama gerek yok…

Hayırlı olsun, halkımız her zamanki gibi sandıkta efendice gereğini yapacak. Demokrasi gereği sandıktan ne çıkarsa hepimiz saygı duyacağız…

Adaylık açıklaması sırasında “Recep Tayyip Erdoğan” gerçeği ön plandaydı ama bana göre “sessiz kahraman” olarak nitelendirdiğim “Emine Erdoğan” gerçeğinin o manevi havası tüm salonu kaplamıştı…

Ve Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını eşinden can yoldaşından aldğı güçle daha bir heyecanla yaptı…

Çünkü bu başarı ikisinin başarısıydı…

Bu başarı aile olmanın başarısıydı…

Bu başarı inanç ve sabrın başarısı can yoldaşlığı başarısıydı…

Evet, Emine Erdoğan olmak!

Her başarılı erkeğin arkasında mutlaka bir kadın vardır…

Başbakan için hep “Bu ADAM, Adam” diyorum ya!

Evet, bir erkek adam olmuşsa; arkasında önce annesi sonra karısı vardır…

İşte bu anlamda bu ülkede bir Emine Erdoğan’ı anlayabilmek çok zor…

Kadın ol- anne ol- eş ol- gelin ol- kardeş ol- abla ol- akraba ol- komşu ol- arkadaş ol ve sonra böylesi çetin bir mücadelenin içindeki bir erkeğin eşi ol…

Olda ol…

Tam bir ateşten gömlek…

Ve tüm bunları taşıyabilmek için…

Sabırlı ol…

Bilgili ol…

Enerji dolu ol…

Metanetli ol…

Hep ol da ol…

Bugün Emine Erdoğan’ın gözyaşlarını seyrederken işte dedim “Bir kadının eşinin arkasında duruşunun ve birlikte verdikleri mücadelenin gözyaşları” bunlar…

Bu gözyaşları; Sevginin, yarenliğin, aşkın, can yoldaşlığının, merhametin, şefkatin, analığın, babalığın kısaca bir “AİLE” olmanın mutluluğu ve huzuru dedim…

Bende bir kadınım ve Emine Erdoğan’ın eşinin bu başarı yolculuğunda “SESSİZ BİR KAHRAMAN” olduğunu söylemekten gurur duyuyorum…

İşte bir kadın eşini zafere böyle taşır…

O gözyaşlarının içinde bir ömür var…

Ne hasretler var…

Ne acılar var…

Ne mutluluklar var…

Ama o gözyaşlarının içinde her şeyden önemlisi “SEVGİ ve SADAKAT” vardı…

Bir dünya liderinin eşi olabilmek ve o makamı taşıyabilmek her kadının harcı değildir…

Herhangi bir yerde çok önemli bir mevkide yönetici olmaktan daha zor bir görevdir bir Emine Erdoğan olabilmek…

İşte bu yüzden ben bir kadın olarak Emine Erdoğan’a teşekkür ediyorum…

O mağrur duruşu için…

Asaleti için…

Acıları asaletiyle taşımayı bildiği için…

Recep Tayyip ağabeyimize iyi baktığı için…

Evlatlarıyla birlikte ailesini dik ve diri tuttuğu için…

Her zaman eşinin yanında olup onu yalnız bırakmadığı için…

Güzel gözlerinden akıttığı her damla gözyaşı için…

Hüzünle karışık ama sevinçten bizi de ağlattığı için...

Ve bir anne ve bir eş olarak hepimize güzel bir örnek teşkil ettiği için…

Çok ama çok teşekkür ediyorum…

Evet, bir erkeğin en büyük şansı iyi bir eşi olmasıdır...

Bir kadının da en büyük şansı kendisine değer veren bir eşi olmasıdır…

Özellikle erkeklere söyleriz "aman eşinizi seçerken çok dikkatli olun" deriz...

Çünkü "yuvayı dişi kuş yapar"...

Her zaman söylediğimiz gibi “aile” toplumun en küçük kurumudur ama toplumu oluşturur…

Bugün aile olmanın başarı yolunda ki önemini bir kez daha görmüş olduk…

Kadın eli değen her yer yeşerir…

Ne demiştik; bir erkek adam olmuşsa arkasında önce annesi sonra karısı vardır…

KADINLAR ŞEFKAT KAHRAMANLARIDIR…

SESSİZ KAHRAMANLARDIR…

Tıpkı Emine Erdoğan gibi…

İşte kadın bu kadar önemli…

Tabi babalarımızı da unutmuyoruz, lakin bugün biraz pozitif ayrımcılık yapmak hakkımızdır diye düşünüyorum…

Rahmetli Tenzile Erdoğan annemize ve tüm ölmüşlerimize rahmet olsun…

Ve Emine Erdoğan da tüm kadınlara örnek olsun diyorum…

Artık anlayana…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Bu millet Recep Tayyip Erdoğan’ı YEDİRMEDİ YEDİRMEZ…

Şöyle bir Empati yapayım dedim de resmen tüylerim ürperdi…

Ak Partinin Cumhurbaşkanı adayı olarak tam solcu birisini aday gösterdiğini hayal ettim ve korktum…

Bugün CHP’nin yaptığını Ak Parti kendi seçmenine yapsaydı ne olurdu diye düşündüm.

 Aman “Allah korusun” empatisi bile dehşet!!!

CHP’nin bu çıktığı yolda bir yere varamayacağını görmek çok zor değil.

CHP tabanının ilkelerini sıfırlayarak onca sosyal demokrat insanın yıllardır savunduklarını bir seçim uğruna sıfırlayan Kılıçdaroğlu’nu affedeceğini sanmıyorum… 

Resmen Sosyal Demokratların CHP ile imtihanına şahit oluyoruz…

Bugün İhsanoğlu kendi söylemiyle “Atatürk’ün huzuruna çıktı” ama bu CHP tabanını ve MHP tabanını ne kadar tatmin etti…

MHP tabanı için “Atatürk’e saygı duymak”  önemlidir ama “Atatürk’ün huzuruna çıkmak” inciticidir.

Huzura çıkmak...

Saygı duymak...

Dindar halk bu ikisi arasındaki algı farkını çok iyi bilir.

Ayrıca çok merak ettim: İhsanoğlu Anıtkabir özel defterine babasının selamını da yazmışm mıdır?

Anladınız siz onu...


 

İhsanoğlu’nun Ak Parti tabanından oy almak için aday gösterilmesi asıl olandı ama şu ana kadar hep CHP tabanına bir sesleniş söz konusu…

Ak Parti tabanından oy almak için “Atatürk’ün huzuruna çıkmak” yerine “Atatürk’e saygı” göstermesi gerekirdi…

CHP içinde çatlak seslerin rahatsızlığı İhsanoğlu’nun Anıtkabire gitmesiyle kesilecek değil. Hatta taban seçmen bu sahnelerden daha da rahatsız ve onlarda resmen kafaya alındıklarını sanıyorlar…

Peki, sormak lazım…

İhsanoğlu, Ak Parti seçmeninden oy almak için ortaya çıktıysa neden CHP seçmenine seslenircesine bir yol izliyor?

Neden sürekli “başı açık” karısı dile getiriliyor?

Neden “Başörtüsü geleneklerdendir” diyor?

Neden yıllarca ibadetlerini rahatça yapamamış insanların yüzüne çarparcasına “orucunu gizli tutar- namazını gizli kılardı” deniyor?

Neden İhsanoğlu hep dini konulara gönderme yaparcasına söylemlerde bulunuyor?

Bu söylemler resmen yıllarca baskı altında kalmış dindar halka İhsanoğlu ile “tekrar başa dönülecek” algısı vermekten başka bir şey değil…

Neden İhsanoğlu sürekli dini konulara gönderme yaparcasına söylemlerde bulunuyor?

Ak Parti seçmeninden bu acemice ve saçma algı operasyonu ile nasıl oy alacaklar çok merak ediyorum?

Evet, gerçekten hem sağcıları hem solcuları “kafaya alma operasyonu” yapmaya çalışıyorlar demek yanlış olmaz…

Sosyal demokratlara yaranmak için “Anıtkabir- Atatürk- başı açık” algıları kullanılıyor.

Ak Parti seçmeni zaten koyun ve aptal ya!

Onları da geçmişte dindar kimliği olan İhsanoğlu ile kafaya alacaklarını sanıyorlar…

Vallahi kim kimi kafaya alıyor artık orası kocaman bir ???

“Kararlarınızla değerlerinizin örtüşmesi lazım”

İhsanoğlu’nu CHP için kurtuluş olarak gören Kılıçdaroğlu ve kurmayları kendi iplerini çekmiş oldular.

Bu karar CHP’nin değerleriyle uyuşmaz ve CHP seçmeni de bunu kabul etmez…

Hele hele, bu karar Ak Parti seçmenin değerlerine resmen ihanettir ve Ak Parti seçmenini de bunu yemez…

Bu millet Recep Tayyip Erdoğan’ı yedirmedi ve yedirmeyecektir…

“İhsanoğlu” yemini de bu millet yemez bu milleti zokaya getiremezsiniz…

Sürekli CHP tabanının dilinden söylemler yapan bir İhsanoğlu’nu bu millete yem diye verip avlayamazsınız…

Ha! Tabi bu yola çıkarken bu aklı kimden almışsanız size şunu söylemeyi unutmuşlar…

AVA GİDEN AVLANIR…

Artık anlayana…

 

 

 

 

Devamını Oku

Vallahi bunlar harbi çok komikler…

Vallahi bunlar harbi çok komikler…

 

CHP içinde ulusalcı kanadın “İhsanoğlu” ismini hazım süreçleri devam ediyor.

CHP’li vekil Süheyl Batum, CHP içinden 2. Cumhurbaşkanı adayı olarak Emine Ülker Tarhan ismi için ilk imzayı attı ve 12 saatte imza sayısı üçe yükseldi…

Ulusal Kanal’ın “destek çığ gibi büyüyor” manşetlerini görünce çok güldüm…

Gezi olaylarını abartıp yaymaya çalışmaları “yayalımcılar” aklıma geldi. CHP’nin 134 milletvekili olduğunu düşününce çığ gibi büyüyen rakamlar haliyle insanı güldürüyor.

Tabi 20 imza üzerinden bakılırsa “eh işte” diyebilirsiniz ama 134 vekil üzerinden 3 imzayı “çığ” olarak nitelendirmeleri pek bir anlamlı geldi…

Aslında güzel bir çıkış oldu…

“Başımıza çuval geçirdiler” diyenlerin başlarını çuvaldan çıkarıp 20 imza değil 100 imza toplamaları lazım…

CHP’nin kendi içindeki ikilemleri ve kavgaları arasında yola çıktığı bir Cumhurbaşkanlığı seçimi ise ancak ve ancak “hayal” olur…

‘*************

Başbakan Erdoğan Teşvikiye camisinde bir cenazeye katıldı. Malum medyadan bazı isimler kendilerince dalga geçerken bayağı bir komik olup kendi gerçeklerini ortaya koymuş oldular…

Yok efendim “ Nişantaşı sokaklarında Başbakana o kadar tezahürat yokmuş- Başbakan seçim çalışmalarına Nişantaşı’ndan başlamakla akıllılık etmiş” …

Vah zavallı canlılar vah…

Yahu arkadaş siz gerçekten akıllanmazsınız ve acayip egolu tiplersiniz…

Başbakan akıllı adamdır, seçim çalışmalarına nereden başlayacağını bilir…

Başbakan halkın içinden seçim çalışmalarına başladığı için bu gün dünya lideri oldu ve sizin yıllardır “yok” saydığınız halkı insan yerine koyduğu için her seçimin galibi…

Adam ha bire seçim kazanıyor ama siz hala aynı kafada halka tepeden bakıp bu ülkeyi Nişantaşı ve cadde gibi yerlerden ibaret sanıyorsunuz…

O cahil gördüğünüz hor gördüğünüz halk bu ülkenin kaderini değiştirmiştir. Siz gibi zihniyetlerin haddini en güzel şekilde sandıkta bildirmiştir.

Fakat tabi siz hala aynı kafayla “İhsanoğlu” isminin etrafında toplanarak halkı kandıracağınızı sanıyorsunuz…

Türkiye'yi Nişantaşı'ndan ibaret sananlara çok görmüyorum çok görmemek lazım…

Değil mi ki siz Nişantaşı’nda ki refleksleri siyasetin tamamına bağlayabiliyor ve ümitlenebiliyorsunuz İhsanoğlu’ndan da medet umarsınız…

Neyse sonuçta Nişantaşı ve Teşvikiye camisini sahiplenmişlerin halini Cem Yılmaz çok güzel anlatmıştı…

Kendileri bile gülmekten kırılmıştı…

Bizim haydi haydi gülmekten yerlere yatarız…

Artık anlayana…

 

 

Devamını Oku

Bu millet Ata’ya ihaneti affetmez?

Bu millet Ata’ya ihaneti affetmez?

 

Vay be!

Vay be, diyorsunuz…

CHP ve MHP vekilleri yan yana gelmiş İhsanoğlu için birbirlerini allayıp pulluyorlar…

Vay be, diyorsunuz…

Sağdan bakınca; onca kanları yerde kalmış ülkücü…

Soldan bakınca; onca kanları yerde kalmış devrimci…   

“Çatı adayı” adı altında birleşmiş bu partilerin asla ideolojileri uğruna değil, tamamen bir merkezden bir araya getirildiğini görmek zor değil…

Vay be, diyorsunuz…

Her iki partinin tabanından baktığınızda “bu kanları yerde kalmış insanların kemikleri sızlıyor” deniliyor olduğunu da duyabiliyorsunuz…

Aslına bu birleşme MHP ve CHP’nin aynı yerden yönlendirildiğini açıkça ortaya koydu…

Burada kimin adı etrafında bir araya gelmekten öte CHP ve MHP’nin el ele- kol kola- birbirlerine methiyeler düzerek ortaya çıkmaları tam “vay be” denilecek bir durum…

Ama millet affetmez…

Bu millet kendi mahallesindeki insanlara zulüm etmiş, dinini rahat yaşatmayan, zulüm edenlerle ele ele dolaşanları kim olursa olsun af etmez…

İhsanoğlu’nu da bu millet affetmeyecek…

İhsanoğlu, seçim çalışmalarına memleketi Yozgat’tan başlayacakmış…

Kahire doğumlu olduğu için eleştirilen İhsanoğlu “ben milliyim” algısını vermeye çalışacak…

Yani ben Türkiyeliyim demeye çalışacak…

Ardından Anıtkabire gidecek ve sonra Hacı Bayram Veli…

Ne zavallı bir ironi…

Tamamen algı operasyonu ve milleri kandırmaca hareketleri…

İhsanoğlu, Atatürk döneminin dine uyguladığı baskılardan dolayı ülkesini terk etmiş Yozgatlı Mehmet efendinin oğludur…

Ve babasını ülkesinden yerinden yurdundan edenlerin önünde saygı duyarak seçime başlayacak öyle mi?

İhsanoğlu, bugün adayı olduğu CHP’nin zihniyeti yüzünden atanamamış birisi olarak mı halkın karşısına çıkacak?

İhsanoğlu, kendisini yıllarca desteklemiş AK Partiye arkasını dönüp mü Ak Parti seçmeninden oy alacak?

İhsanoğlu, yıllarca dindar halkı dışlamış ve ibadetleri için zulüm yapmış CHP’nin adayı olarak bizim mahalleden çıkmış birisi olarak bizim mahalleye hangi yüzle girecek?

Bu millet affetmez!!!

İhsanoğlu, dini baskılar yüzünden yurdunu terk etmiş babası ve atanamayan kendisine, yani geçmişine Cumhurbaşkanlığı için duyarsızlaşarak aday olduğu seçimden mi galip çıkacak?

Bu millet affetmez!!!

Bu seçim milli olanla olmayan arasında geçecek bir seçim olacak…

İhsanoğlu, istediği kadar uğraşsın bir RTE kadar milli olamaz…

Pardon! Recep Tayyip Erdoğan’ın milli duruşunun yanından bile geçemez. Lakin tabi ki TC vatandaşıdır ve bu milletin bir ferdidir.

Ama ne kadar milli orası ayrı bir konu…

Bu millet affetmez…

Bu millet ata’ya ana’ya ahde vefası olmayanı affetmez…

Bu millet Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar’ı da affetmedi…

“Demokrat Parti yeniden doğuyor” diye milletin değerlerine sırtlarını dönünce siyaset mezarlığına millet ikisini de gömmedi mi?

Gömdü?

Onlarda böyle güle oynaya, el ele, kol kola, birbirlerini allaya pullaya yola çıktılar ama ne oldu?

Yok olup gittiler…

Affetmez efendim bu millet affetmez…

Bu millet Adnan Menderes’i asanlarla, 28 Şubatlar da başörtüsünü çekip sürüyenlerle, camileri ahıra çevirenlerle, ezanı Türkçe okutanlarla, dindar halkı küçümseyenlerle, “Allah” diyeni fişleyip zülüm edenler ile  el ele- kol kola girip yola çıkanları affetmez…

İhsanoğlu ve MHP, CHP ile el sıkışarak dindar insanları yaraladı…

CHP ise, İhsanoğlu’ndan medet umarak solcuları ve ilkelerini yok saydı…

Yani tam bir bermuda üçgeni…

Yanlış bir trene binip vagonlardan geriye koşarak bir yere varmak isteyen birisi gibi bir üçgenin içinde dönüp duran bir oluşum işte…

Bu yazıyı yazarken Başbakan Saadet Partisi ziyaretinden çıkıyordu. Ekranda seyrederken gözlerim doldu ve diyorum ki; Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi bu seçim de CHP ile aynı saflarda olmamalılar…

Bunu yapmamalılar…

Hırslarını ve öfkelerini milletin ve değerlerin üzerinde tutmamalılar…

Evet…

İhsanoğlu’nun “başı açık” eşini vurgulayarak bu milleti kandırmaya çalışanlara; BU MİLLET “yine başa dönülmek istendiğini” ANLAYACAK KADAT ABDALDIR…

“Ilımlı İslam” vurgusuyla yola çıkanlara; BU MİLLET “Ilımlı İslam değil İslam vardır” DİYECEK KADAR AKILLIDIR…

VE BU MİLLET; Ata’sına yani babasına soyuna- geçmişine ahde vefa gösterecek kadar erdemlidir...

Ve Ata'sına yani babasına ihanet edenleri de affetmez…

BU MİLLET; Bunlara duyarlı olmayanları sandığa gömecek kadar millet, inançlarına saldıranları fark edecek ve inançlarına sahip çıkacak kadar da ümmettir…

Artık anlayana…

 

   

 

 

 

 

  

Devamını Oku

Başınıza çuval geçti ama “oy vermeyiz” diyen yok…

Başınıza çuval geçti ama “oy vermeyiz” diyen yok…

 

Malum CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı CHP’li ulusalcı kanat vekiller ve genel CHP ilkelerine bağlı vekiller arasında şok etkisi yarattı…

Kılıçdaroğlu ve kurmayları kutuplaşmanın bir denge olduğunu unutup karşı görüşe teslim olma yolunu seçerek ne kadar bilinçli olduklarını birkez daha göztermiş oldular. 

Yani CHP, Başbakan'a karşı bir kutuplaşma oluşturup kendi ilkeleri doğrultusunda hareket etmek yerine kendi tabanını ve ilkelerini hiçe sayarak karşı görüşe diz çökmüş oldu...

Daha ilk günlerde çıkan çatlak sesler CHP’li vekil Birgül Ayman Güler’in “başımıza çuval geçirdiler” demesiyle tavan yaptı…

CHP içinde 20 imzadan fazlasını toplar bir “adayda bir çıkarırız” diyende bu vekiller…

Karşı çıkanlar hep neler yapabileceklerini söylediler ve söylemekteler ama tek bir şeyi çıkıp söylemediler…

Acaba “İhsanoğlu, çatı adayı olarak kalırsa asla oy vermeyiz” diyen var mı?

Tabiî ki yok…

İşte bu cümleyi söyleyemeyenler istedikleri kadar karşı çıksınlar “şu yaparız bunu yaparız” desinler nafile…

Onlarda eninde sonu da küresel güçlere ve CHP’ye o ismi kim verdiyse o güçlere karşı gelemeyecekler…

Daha doğrusu gelemezler…

O yirmi imzayı toplasalar da hayata geçiremezler…

Kılıçdaroğlu “buna müsaade etmem” demedi mi?

Dedi…

Tabi soru şu; Kılıçdaroğlu mu müsaade etmez, yoksa başkaları mı müsaade etmezler ettirmezler…

CHP’li vekiller istedikleri kadar konuşsunlar!!!

Halkın ve CHP seçmeninin karşısına çıkıp “ASLA BU ADAYA OY VERMEYİZ” diyebiliyorlar mı, ben ona bakarım efendim…

Diyemiyorlar…

Şimdilik “ya tutarsa” diye aba altından sopa gösteriyorlar o kadar…

CHP artık kendi kendini yönetemediğini iyice ortaya koymuş ilkeleri ters-düz olmuş bir partidir…

Kıçdaroğlu ise; Bir gün önce Baykal’a teselli verip ertesi gün adamın koltuğuna oturarak “ Brütüs” olmuşsa bu gün arkadaşlarının başına çuval geçirmesine hiç şaşmamak lazım…

Demek ki neymiş?

Atatürk ilke ve inkılapları bunlar için hikayeymiş…

Demek ki neymiş?

Bunlar Atatürk’ü yıllarca bizim söylediğimiz gibi kullanmışlar…

Demek ki neymiş?

Yalancının mumu İhsanoğlu’na kadar yanarmış…

Ve demek ki neymiş?

Başı kumada her tarafı meydanda olan tek canlı devekuşu değilmiş…

Netice; İhsanoğlu’nun adaylığına eleştiri getirmek itiraz etmek mesele değil…

Mesele “biz oy vermeyiz” demekte…

Ve burada İhsanoğlu ise "başı açık" hanımyla kameralara gözükmeye başladı. 

Malum haber haber kanallarında özellikle "başı açık" karısıyla ifadesi oldukça kullanıldığı için dikkat çekmek istedim... 

Artık anlayana…

‘**********************

KIŞ UYKUSU…

Filmi 4 saate olsa sonuna kadar seyrettim ve daha ilk sahnelerde yüzümde bir tebessüm oluşmaya başladı…

Görseller, yönetmenin becerisi, çekim detayları ve oyunculuklar tek kelimeyle harikaydı…

Ve bence filmdeki muhteşem oyunculuk sadece Haluk Bilginer’e aitti…

Bu konuda Nuri Bilge Ceylan’ın hakkını vermek lazım…

Amma velakin gelin görün ki filmin senaryosu???

Konu zengin, okumuş, elit, entel- dantel bir ailenin kiracısı fakir imam ve ailesinin üzerinden yola çıkılarak yazılmış. O çok zayıf senaryonun içine koydukları “imam” cahil, pis, ayakları kokan birisi olarak işleniyor.

Ve sözüm ona da “din damlarının daha bakımlı ve eğitimli olmaları gerektiği” işleniyor…

Evet, din adamaları bakımlı eğitimli olmalılar…

Sadece din adaları değil her insan böyle olmalıdır…

Fakat nedense bunlar imamları işlemeyi tercih etmişler…

Cihangirde Taksim de saçları yağ içinde dolaşan günlerce yıkanmayan ağızları leş gibi içki kokan onca entel- dantel var bunları hiç işlemezler…

Veya başka dinlerde ki din adamlarını hiç eleştirmezler…

Nedense hep kendi dinlerine karşı bir eleştiri söz konusu…

Yani yine tepeden bir bakış açısıyla aşağılanan fakir halk söz konusu…

“Kış uykusu” Film olarak çok güzel olmuş ama senaryonun zayıflığı ve içeriği ile sadece sanatsal değil siyasi bir film olmuş diyebiliriz…

Eee…

Tabi yetenekler güzel ortaya konulunca birde batının bizim dinimize karşı bakış açısı da söz konusu olunca ödülü alması hakkıydı demek yanlış olmaz…

Nuri Bilge Ceylan, bu filmde her bakımdan ödülü hak etmiş…

Zaten böyle konulu filmleri gerçek hayatta da yıllardır seyrediyoruz biz…

Artık anlayana…  

 

 

Devamını Oku

CHP’nin Cumhurbaşkanı komedyası…

CHP’nin Cumhurbaşkanı komedyası…

Aylardır aradıkları çatı adayı “Ekmelettin İhsanoğlu” çıktı…

CHP için kendi ilkelerini sıfırlamak anlamına gelen bu seçimin kendi hür iradesiyle seçmiş olmadığı bir kişi olmadığı aleni açık ortada…

Özellikle Doğan medya grubunun yazarlarının İhsanoğlu’na alkış tutmalarına bakınca zaten durumun ne kadar “net ve paralel” olduğunu görüyoruz.

Halktan kopuk hareket eden CHP bu aday seçimiyle Türk siyasi tarihine kendi tabanından kopmuş bir parti olarak kendini altın harflerle yazmış oldu…

Bununda CHP’li bazı vekillerin bu adaya karşı verdiği tepkilerden anlamak çok kolay…

MHP, CHP’yi bu yolda resmen taşeron olarak kullandı…

MHP, CHP’yi resmen “maşa varken neden elimi yakayım” mantığı ile kullanmaktadır…

Bahçeli “Cumhurbaşkanı “ milliyetçi- Muhafazakar- laik olmalıdır” dedi.

Bir milliyetçi ve Muhafazakar Laik olamaz…

CHP halktan kopuk olduğu gibi halktan kopuk İhsanoğlu’nu hangi akla hizmet aday yaptıysa o akıllar tarafından daha çok yanıltılır…

Bu aday asla CHP’nin adayı değil malum çevrelerin adayıdır.

Bir siyasi parti düşün!!!

Kendi vekilleriyle konuştuğunun tam aksi bir adayı ve yine vekillerinin haberi olmadan topluma sunuverdi…

Her şey gayet açık…

Diğer taraftan meclisin seçmeyeceği halkın seçeceği bir Cumhurbaşkanı adayı bu mu?

Bu mu ortak akıl?

Bir Cumhurbaşkanlığı komedyası seyrediyoruz...

Şimdi Kaılıçdaroğlu ve CHP, büyük bir iş yaptıklarını mı sanıyorlar acaba?

Yahu ideolojiniz ilkeleriniz elinizden gitti ve siz halen kahraman oldunuz sanıyorsunuz...

Güler misin ağlar mısın? 

Bu olayın siyasi bir mühendislik olduğunu söylemek yanlış olmaz…

CHP, tamamen Kemalizmi ve Sosyal Demokrat çizgisini inkar etmiş ve hangi amaca hizmet ettiriliyorsa o amaca hizmet ettirilmektedir…

Diğer taraftan İhsanoğlu’nu allayıp pullarken; Akademisyen, kültürlü, kariyerli vs… yani çok acayip elit bir insan profili çiziyor…

Hani Kasımpaşalı Tayyip’i küçümseyenler var ya!

Bundan “muhtar bile olmaz” diyenler var ya!

Hani halkı küçümseyip kendilerini “elit” zannedenler var ya!

Hani zamanında bu ülkenin başbakanını evinde pijamayla karşılayanlar var ya!

Kasımpaşalı Tayyip’i Muhtarlığa bile layık görmeyip küçümseyenler var ya!

İşte onlar, yine aynı hatayı yapıp halkın içinden değil halka tepeden bakarcasına bir aday ortaya koydular…

Bu adayı allayıp pullayanlar bir taraftan da aynı zihniyetle yine kendilerine güya “elit” bir aday bulmuş olmanın sevincini yaşıyorlar…

Bilinçaltında yine kendini halkın tepesinde görenlerin kendi ego tatmini diyebiliriz…

Hele hele bazı yazarların İhsanoğlu için “Nazım Hikmet’in kitaplarını Arapçaya çevirdi” diyerek, İhsanoğlu’nu solcu gösterme çabaları ise ne kadar çaresiz ve zavallı olduklarının en açık göstergesidir…

Bu aday seçimi o kadar kendini deşifre ediyor ki?

Seçecek insanları kazanmadan seçilecek insanları çatıları bırakın bulutların üstüne çıkarsanız ne olur ki?

Netice; Türkiye de artık CHP’nin anlam ve manası sıfırlanmış CHP diye Sosyal Demokrat bir parti kalmamıştır.

Ya acilen yeni bir sol parti kurulmalı yoksa Türkiye de ki Sosyal demokratlar ilke ve ideolojilerinin üzerlerine bir bardak soğuk su içsinler…

Şu anda resmen CHP seçmeni yıllardır küfür ettiği, benimsemediği, sokaklara döküldüğü, ifrit olduğu, eleştirdiği bir çizgiye getirilmiştir…

Böylelikle de artık “Kemalistliğin” onlar için hiçbir anlamı kalmamıştır…

Ve Kemalist zihniyet diz çökmüştür...

Yani kısaca şu anda CHP’nin yaptığı tükürdüğünü yalamak, seçmenine yaptırdığını ise onlara tükürdüklerini yalatmaktır…    

Artık anlayana…

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Vay bizi “BADEM IQ’lular” biz…

Güler misin ağlar mısın?

Geçen yıl ramazan ayında oruç tutanlar için Twitter dan “Hah iftarları bitti galiba… Düşmeye başladılar Badem IQ’lar” diyen kimdi…

CHP’li Bakırköy eski belediye başkanının eşi Meltem Ünal Erzen’di... Bende bu konuda "CHP'nin Badem hassasiyeti" başlıklı bir yazı yazmıştım…

Hatırlarsanız aldığı tepkilerden sonra Başkan eşi adına özür dilemişti…

Dün gece bir hukuk bürosundan bana bir Email geldi. Bu hanımın avukatı bana resmi olmayan yani kendilerince bir ihtar çekiyorlar.

Meltem Ünal Erzen’in o dedikleri savcılık tarafından takipsizlik almış ve bu yüzden 24 saat içinde bu konu hakkında yazdıklarımı yayından kaldıracakmışım.

Yoksa beni savcılığa vereceklermiş ve ilgili sitelere erişim engeli getireceklermiş…

Oldu canım hemen siliyoruz, emriniz olur…

Hayır, nasıl ve hangi amaçla mahkemeye verecekler erişim engeli getirecekler anlamadım…

Öncelikle bir hukuk bürosundan ön yazı olmadan sadece ek dosya gelemsi ne kadar ciddi bunu düşünmek lazım… Normalde açıklaması olmayan ek dosyaları açmam, tesadüf bunu açtım ve iyi ki de açmışım çünkü beni gülümsetti…

Şimdiiiiii….

“Meltem Ünal Erzen” adındaki ek dosyası olan bir Emaili açmayabilirdim ve haberim de olmazdı… Ciddiyet ortada…

Üzerinden 1 yıl geçmiş bir konu hakkında nasıl bir suç duyurusunda bulunacaklar. Yazının yayınlama tarihinden itibaren 2 ay içinde itiraz etmeleri lazım…

O yazıyı Rotahaber de yazmışım ve bir hukukçu o yazıyı benim kaldırma yetkim olmadığını nasıl bilmez. Yazı kaldırma konusunda muhatapları ben değilim. Bana niye geliyorsunuz ki?

O yazı da kanunen hiçbir aykırı durum yok. Madem o millete “Badem IQ’lu” deyip beraat ediyor, ben o yazıdan haydi haydi beraat ederim. O yazıyı okuyan bir hukuk fakültesi talebesi bile suç teşkil etmediğini anlayabilir.

Diğer taraftan Twitter da yazdıklarıma nasıl erişim engeli getirecekler çok merak ediyorum… Anayasa mahkemesi kararlarından bunların haberi yok sanırım.

Ayrıca Sayın Meltem Hanım neden bir yıl beklemiş? Kocası başkanken bu işlere bakmıyordu da kocası artık belediye başkanı değilken mi bunlardan rahatsız oldu?

Kocası belediye başkanı iken Meltem Hanım akademisyen değil miydi? Şimdi mi akademisyenlik kimliği aklına geldi de söylenenler kendisini rencide etmiş oldu.

Evet efendimmmmm…

Bu talimatnameyi görünce daha avukatımı aramadan gülümsedim.

CHP’nin Twitter yasaklarına karşı duruşu aklıma geldi ve dedim ki…

Bunlar gerçekten bizi “BADEM IQ’lu zannediyorlar…

Gerçekten böyle bir talimatname ile veya savcılığa başvursalar bir sonuç alabileceklerini sanıyorlar.

Vallahi şayet dava açıp Twitter’dan yazdıklarımı sildirebiliyorlarsa sildirsinler erişim yasağı getirsinler…

Getirsinler de bu ülkede Twitter mağdurlarının önü açılmış olsun…

Vallahi gerçekten söylüyorum…

Özellikle Twitter’dan yazdıklarıma erişim yasağı getirtsinler de görelim…

Görelim de diğer mağdurlar için emsal teşkil etsin…

Ben bu konuda kendi sayfamı feda etmeye hazırım…

Tabiki şu anki hukuk sürecinde bunun olması mümkün değil.

Ama TC hakimleri ve Anayasa mahkemesi Meltem Hanım için özel bir karar verirse onu bilemem tabi…

 

Neyse; burada konu aslında kendi savunduklarına ve kendi karşı çıktıklarına bu kadar ters bir istekle karşımızda olmalarıdır.

 

Ayrıca o gün yazdıkları bu ülkede tüm siyasi partilere oy vermiş oruç tutan insanlara bir hakaretti. Ve benim tepkimde hangi partiden olursa olsun oruç tutan insanların haklarını savunmak içindi…

 

Sadece Ak parti’ye oy verenler mi bu ülkede oruç tutuyor…

Kendi tabanına da bu kadar yabancı bir durumdalar…

 

Dediğim gibi gerçekten bizi aptal ve cahil mi sanıyorlar ne?

Sanki avukatımız yok!

 

“Aba altından sopa gösterip” yazılanları kaldırtabilir miyiz hesabı değil de ne bu?

 

Aman birde o kadar iyi niyetliler ki Emaili atan asistan bana ısrarla“lütfen dikkate alınız bu iletilerimi” diyor…

Komik ve çok acemice… 

Korkup hemen yazdıklarımı sileceğimi sanıyor olabilirler mi?

Meltem Hanımın söylediklerine savcı takipsizlik kararı vermişse o onun problemi. Onun söylediklerine bizim tepkimizin o dava ile bir ilgisi olamaz.

Hukukçular bunu çok iyi bilirler…

Fakat nedense bunu kendileri bilmiyorlar ve bizim de bilmediğimizi mi zannediyorlar ne!!!

Şu mevzudan dahi neyin ne olduğunu anlayabiliyoruz…

Daha yeni bir CHP Milletvekili “Sosyete partisi olduk haltan koptuk” dedi ya…

İşte olay bu…

Haluk Bilginer “Atatürk’e tapınmaktan vazgeçilmeli” dedi ya…

İşte olay bu…

Başkasına ana avrat küfredene “ifade özgürlüğü” deyip sahip çıkanlar, kendilerini eleştiren saygılıca yazılmış yazılara dahi tahammül edemeyecek kadar benciller…

İşte olay bu…

 

Vay bizi “BADEM IQ’lular” biz…

Biz neymişiz be arkadaş!!! 

 

Bu kadar aptal yerine koyulup kendileri tarafından ikna edilemeyen biz Badem IQ’lular ne kadar akıllıymışız…

Bu kadar küçümsendiğimiz halde biz Badem IQ’lular efendiliğimizi bozmadan durabiliyoruz…

Çok mu şaşıyoruz bu karşılaştıklarımıza?

Tabi ki hayır…

 

Evet, sonuçta hukuk herkese hukuk ve bizde hukuken gereğini yaptık…

Artık anlayana…

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Ulan bu millet sizin bayrak sevginizi yer be yer…

Gerçekten içim bulanıyor…

“Bayrak” üstünden siyasete başlayan kendini bilmezleri görünce midem bulanıyor…

“Bayrak indirme” olayında sözüm ona “bayrak sevgisi” ile yanıp tutuşanları bir yıl önce gezi parkında hatırlayınca kafamın da tası atıyor…

Siz kim; “bayrak sevgisi vatan millet sevgisi kim”!!!

Siz ki; bira şişesiyle TC yazanlar!

Siz ki; Somadaki şehitlere “Niyazi oldular” diyenleri “onlara müstahak” diyenleri alkışlayanlar!

Siz ki; “zulüm 1453 de başladı” diyenler!

Siz ki; ülke malına zarar verenler!

Siz ki; Gezi de illegal örgütlere zemin hazırlayıp resmen yardım ve yataklık yapanlar!

Siz ki; Gezi de illegal örgüt bayraklarının yanına Türk bayrağını asanlar onlarla aynı kaptan yemek yiyenler!

Siz ki; Çoluk çocuğu sokağa döküp “bir kaç kişi ölse ne güzel olur” diyenler!

Ulan bu millet sizin bayrak sevginize mi inanacak?

Bu millet sizin vatan millet sevginize mi inanacak?

Geçelim bunları...

Utanmazlar...

Ulan bu millet sizin bayrak sevginizi yer be yer!!!

Siz ne bayraktan ne de o bayrağın nasıl bayrak olduğundan haberdarsınız…

Siz, şehit kanıyla sulanmış bu toprakların anlamına vakıf olsanız şehitlere dil uzatmazsınız uzatanları kayırmaz alkışlamazsınız!!!

 Siz; “vatan- millet” ne demek bilseniz çözüm sürecini baltalamak isteyenlere çanak tutmazsınız!!!

Siz; biraz vicdan sahibi olsanız, ülkenizi  gidip dışarıda kötülemez şikayet etmezsiniz!!!

Siz bazı sanatçı takımları; konser sonrasında kıvırarak bayrak sallamak değil bayrak sevgisi. Şehitlik makamı sahnede göbek atarak anılacak bir makam da değil, cep telefonu ışığı ile mesaj yollanacak bir makamda değil...

Evet, siz kendini bilmez bayrak değil terör ve kan sevicileri…

Siz var ya siz Provokatörün dibisiniz dibi…

Doğuya, Güneydoğuya, Kırsala gitmeden zevki sefa içinde yorum yapmak kolay…

Oralara bir gidin de görün, insanlar çözüm sürecinden dolayı ne kadar mutlu ve mesut…

Ama yok siz ancak elinizde şarap kadehleriniz purolarınız ahkam kesersiniz o kadar!!!

O bayrak o direkten indirilirken seyirci kalan komutan asker her kim varsa en ağır cezayı hak ediyor…

Ve o bayrağı direkten indiren bir çocukta olsa en ağır cezayı almalı…

O çocuğun özellikle seçilip oraya gönderildiğini hepimiz biliyoruz…

Halk salak değil ve her şeyin farkında…

Her yolu denediler olmadı…

Çözüm sürecini bozmadılar ve şimdi de bayrak üzerinden teröre fırsat vermek istiyorlar…

Ve o çocuğa ateş açılsaydı “vay Kürtlere ateş açıldı bir çocuk vuruldu” olacaktı…

Ateş açılmadı “vay neden vurulmadı” oldu…

Yazıklar olsun…

Emin olun; şayet o çocuğa ateş açılsaydı ve vurulsaydı bugün tepki verenler “ o bir çocuk ve bir çocuğa ateş açtılar bunlar ” deyip “KATİL DEVLET” sloganlarıyla sokağa döküleceklerdi…

Ve dün taksime döküneler ne yaptıklarının farkındalar mıydı acaba?

Çözüm sürecine balta vurmaktan başka bir şey yapmadılar. Zaten bunların amaçları da her zaman bir şeylere balta vurmak…

Fakat hep kendi bindikleri dalı kesiyorlar lakin farkında değiller…

Son bir yıldır ısrarla iç savaş çıkarmaya çalışanlar Allah’ın izniyle havalarını alacaklar…

Halk bu tacizlere bu tahriklere sağduyu ile bakacak…

Bunların gerçek amaçları “bayrak” olsa yüreğim gam yemeyecek…

Ama maalesef bunların derdi ne bayrak ne toprak ne de millet!

Bunların dertleri sadece ve sadece kendi siyasi emelleri ve ülkede umurlarında değil…

Tabi bunların tuzu kuru…

Bunlar siyaset yapar milleti sokağa döker geri çekilir ve olan her zamanki gibi gariban halka olur…

Bu ölüm tacirleri nasıl ki şehitlerin ve gezide ölenlerin arkasından timsah gözyaşları döktüyse şimdi de bayrak arkasından timsah gözyaşları döküyorlar…

“Bayrak” ne anlama geliyor önce bunu öğrenin ve bayrağı bayrak yapan ecdadınıza şehitlerine saydı duyun sonra çıkın konuşun…

Bu vatan bu bayrak bazılarına emanet edile içki sofrasında farkında olmadan ellerinden alırlar be!!!

Bayrak demek “din” demek kutsal demek!!!

Dine ve kutsallara saygı duymayanların samimiyeti ne kadardır artık orasına da siz karar verin…

Artık anlayana…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Kapaksa… Alın size kapak!!!

Kapaksa… Alın size kapak!!!

3. Havalimanı temeli atıldığı gün aklıma “Zulüm 1453 de başladı” yazılarını yazanlar geldi…

TC yazısını bira şişeleriyle yazanlar geldi…

Etrafı yakıp yıkanlar, 100 milyar dolar milli sermayeye zarar verenler geldi…

Polise küfür ederek taş atanlar ortalığı yakanlar geldi…

Taksim platformunun o saçma sapan talimatnameyi okurken yüzlerinde ki zafer sevinci ve sonrasında ki halleri geldi…

Son bir yıldır ülkenin zararına yapılanlar geldi…

Bunları düşünürken bir kez daha içim yandı ve…

Aklıma ne geldi biliyor musunuz?

3.Havalimanı temelleri atılırken tüm bunları yapanların ve bunlara destek verenlerin yüzlerinin aldığı haller geldi…

Bazıları için zulüm 1453 de başlamışsa o kişiler insan olamazlar.

Bazıları zaferleri zulüm zannedecek kadar tarihinden ve inançlarından kopuk yaşıyorsa ne kadar insan olabilirler ki?

Bazıları zafer bayramlarını sadece bayrak sallamak yürüyüş yapmak olarak algılayabilirler.

Bazılarımızda 29 Ekimlerde bu ülkeye yatırım hediye ederler…

Mademki anlamı büyük günlerimiz var o halde bu anlama başka güzel anlamlar katarak o günleri taçlandırmak daha anlamlı değil mi?

İnşallah bütün milli bayramlara milli yatırımlar milli açılışlar hediye edilir ve bazı sözde Cumhuriyetçilere güzel bir örnek olur…

Pardon!

KAPAK OLUR…

Ya peki Ana muhalefet lideri ne yapıyor?

Dünyanın 3 büyük havalimanından birisi olacak bu yatırımın temel atma töreninde Almanya’ya gidiyor ve aynı saatlerde orada konuşma yapıyor…

Ve Almanya bu havalimanı projemize bu kadar karşıyken bizim TC vatandaşı CHP lideri ülkesinde değil Almanya da…

Başka gün mü bulamadılar!!!

Bakla saatte mi konuşmadılar!!!

Fazla söze hacet yok; HER ŞEY ORTADA…

Hazımsızlık ve ülke menfaatine karşı bu duruşla CHP yakında olduğu yeri de çok arayacak gibi gözüküyor…

Evet, bu kolaycı Cumhuriyetçiler 29 Ekim 2017’i hayal ederek belki biraz çalışmayı öğrenirler…

Ya da böyle karşıdan seyretmeye devam ederler…

Sonuç; Birileri “kapak” yapmayı pek severler…

Madem öyle gel böyle; Kapaksa alın size kapak!!!

Atık anlayana…

**************

Her zaman söylediğimiz gibi çözüm süreci birilerine batıyor ve bunu baltalamak için ellerinden geleni yapıyorlar…

Uzun zamandır gelmeyen şehit haberlerine susamışların Lice de çıkan olaylarda hayatını kaybeden 2 kişi haberiyle nasıl mutlu olduklarını tahmin etmek çok zor değil…

Bu sürecin bizdeki bazı hainleri ve dünyayı rahatsız ettiği de ortada…

Terör olacak ki ülke bunlarla uğraşırken gerektiği gibi gelişemesin ve hep onlar gelişsin hep onlar kazansın…

Bu süreç Allah’ın izniyle devam edecek ve maalesef Provokatörler rahat durmayacak. Fakat bunları da aşacağız ve dağda kimse kalmayacak inşallah…

Diyarbakır da dağa karşı kendilerini siper eden anneler resmen bir “İNKILAP” gerçekleştiriyorlar…

Çocukları için ölüm orucuna başlayana anneleri anlamak zor mu?

Hayır değil…

Çünkü anneler çocukları için hiç düşünmeden canlarını verirler…

Diyarbakır’daki anneler huzurun anlamını bu çözüm sürecinde o kadar iyi anladılar ki ve şimdi özgürlüğün anlamını PKK’ya- Türkiye’ye- Dünya’ya bu eylemleriyle haykırıyorlar…

Diyarbakır’daki bu direniş tek bir anlamı var oda şu; HALK ARTIK HUZUR İSTİYOR…

Ve huzurlarını bozan her kimse onlara kafa tutacak kadar kendilerini özgür ve güvende hissediyorlar…

Yani PKK’nın silahı artık kendine doğru dönmüş oldu...

Fakat garip olan bir şey var!

Kürtaj için sokağa çıkan onca STK ve bazıları Diyarbakır'daki annelerin neden yanında değiller? 

Neden değiller.

Birisi bunu açıklar mı acaba?

Artık anlayana…

**************

İran Cumhurbaşkanı bugün Türkiye’ye resmi bir ziyaret için geliyor. ABD ve Batı bizim İran ilişkilerimize burnunu sokmayı pek sever.

Bize İran ile yapacağımız ticarete konusunda ambargo uygulamaya kalkarken kendileri İran’a bir sürü ürün satıyor ticaret yapıyor…

Kendileri Ticaret yaparken İran iyi biz yaparken kötü öyle mi?

Sevsinler sizi…

Her şey tamamen duygusal dimi…

Bu arada İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Anıtkabiri ziyaret etmeyecekmiş ve buda haberlerde konu oluyor…

Ruhani’nin Anıtkabire gitmemesi kadar doğal bir şey yok çünkü bir kabirde saygı duruşu yapmak onlara göre ters…

Bizdeki Müslümanlara göre ne kadar doğru orası???

!***************

Ve şarkıcı Serdar Ortaç hafta sonu evlendi…

Kendisi resmi nikahın yanında eşi Hristiyan olduğu için aynı anda bir papaz eşliğinde Hristiyan dini nikahı kıydırmış…

Benim için bir mahsuru yok, kendi seçimi ama keşke Serdar Ortaç bir Müslüman olarak kendi dininin nikahını da orada yaptırsaydı…

Sadece şunu sormak istiyorum; Müslümanlar dini nikahlarını böyle ortalıkta yapsalardı veya Ak parti’li vekillerden birisi çocuğuna dini nikahı böyle bir merasimle yaptırsa ne olurdu?  

Eeee… Kıyameti koparırlardı...

Serdar papazla nikah kıyar "alkış" biz imamla kıysak "olay" olur…

Kendi dini nikahını gereksiz, gerici, yobazlık olarak görüp başka dinlere bu kadar hoşgörülü bakmanın anlamı ne olabilir?

Batıya özenmek insanı kendi inançlarından bu kadar uzaklaştırır mı?

Eeee… Resim ortada ve anlayana…

  

 

 

Devamını Oku
}