Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Emel Müftüoğlu, virüse rağmen sokağa çıkanlara öfke kustu: Falakaya yatıracağım

Salgın nedeniyle günlerdir evinde olan ve her türlü önlemleri alan Emel Müftüoğlu, Instagram hesabından yaptığı paylaşımda "Valla sopağı alıp çıkacağım sokağa falakaya yatıracağım dolaşanları" diyerek uyarılara kulak asmayan vatandaşlara tepki gösterdi.

Ünlü şarkıcı ve oyuncu Emel Müftüoğlu, koronavirüs salgınının ülkemize gelmesinin ardından kendisine evine kapattı. Sık sık evini temizleyen hatta bir şirketle anlaşarak evini dezenfekte ettiren Müftüoğlu, yetkililerin uyarılarına rağmen sokağa çıkanlara da sitem etti.

"DURUMUN CİDDİYETİNİ VARSAYDINIZ ŞU ANDA NEREDEYSE ATLATMIŞTIK"

Günlerdir evinde olan ve koronavirüse karşı her türlü önlemi alan Emel Müftüoğlu, bugün Instagram hesabından yaptığı paylaşımda şunları söyledi: "Arkadaşlar haftalardır boşu boşuna evlere tıkıldık. O kadar çok insan sokakta ki bizim evde oturmamızın hiç bir önemi yok bu kadar dolaşan insan varken... Halbuki herkes anlayış olup durumun ciddiyetinin farkına varsaydı şu anda neredeyse atlatmıştık."

"SOPAYI ALIP ÇIKACAĞIM SOKAĞA"

"İlla başımızda bir çoban bizi ağıllara sokana kadar uğraşacaksınız. Bu nasıl bir cehalet süreyi uzatıyorsunuz... 'Bana bir şey olmaz diyorsunuz' bu nasıl bir egoistlik. Valla sopayı alıp çıkacağım sokağa falakaya yatıracağım dolaşanları. Unutmayın bir kova suyla sönecek yangını gecikince bir tanker suyla söndüremezsiniz."

Devamını Oku
Emel Müftüoğlu, virüse rağmen sokağa çıkanlara öfke kustu: Falakaya yatıracağım

Covid-19'a karşı 9 güçlü savaşçı!

Çok hızlı yayılıma sahip olan Koronavirüs de, diğer tüm virüsler gibi özellikle bağışıklık sistemi zayıf olanları ve kronik hastalığı bulunanları çok daha fazla etkiliyor. Bu nedenle, evde kalmak ve hijyen kurallarına dikkat etmek kadar, sağlıklı ve dengeli beslenme de şüphesiz çok büyük önem taşıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak “Her gün yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstererek bağışıklık sistemimizin ihtiyaç duyduğu besin öğelerini vücudunuza alabilirsiniz. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirmek için bazı kurallara dikkat ederek bu süreci sağlıklı bir şekilde geçirmeniz mümkün” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak, bağışıklığımızı güçlendirmek için soframızdan eksik etmem...

Antioksidan içeren besinler tüketin

Vücudumuzda virüs gibi dış etkenlerin etkisiyle başlamış olan savaşı kazanmamızda en önemli besin ögelerinin başında antioksidanlar geliyor. Yaban mersini, nar, pancar, kırmızı lahana, yeşil çay gibi güçlü antioksidanların yanı sıra; bitkilere rengini ve tadını veren, en çok da sebze ve meyvelerde bulunan fitokimyasallar ile de bağışıklığınızı güçlendirebilirsiniz.

C vitaminine ağırlık verin

Bağışıklık sistemini güçlendirip vücut direncini artırmanın yanı sıra, antioksidan olarak da görev yaptığı için hücre ve doku onarımlarında başrol oynayan C vitaminine sofranızda mutlaka yer verin. C vitamini açısından zengin yiyecekler arasında portakal, mandalina, limon, kivi, maydanoz, ıspanak, turp, brokoli, kırmızı kapya biber ve yeşil biber yer alıyor.

A vitaminini ihmal etmeyin

Yapılan bilimsel çalışmalar; A vitamini eksikliğinin bağışıklık sisteminde bozulmalara yol açtığını, bunun da enfeksiyon hastalıklarının ilerlemesini hızlandırdığını ortaya koyuyor. Hücresel farklılaşma, büyüme, üreme, göz sağlığı ve bağışıklık sistemi için oldukça önemli bir mikro besin ögesi olan A vitaminini özellikle bu süreçte ihmal etmeyin. A vitamininden zengin olan; yumurta, süt ve süt ürünleri, havuç, kırmızı biber gibi besinlerden karşılayabilirsiniz.

Çinko kaynaklarına özen gösterin

Çinkonun bağışıklık sisteminde merkezi bir rol oynadığı bilimsel veriler ışığında yıllar önce kanıtlandı. Yapılan çalışmalar, çinko eksikliği olan kişilerin çeşitli patojenlere (virüs, bakteri gibi) karşı duyarlılıklarının artmış olduğunu gösteriyor. Bu nedenle günlük beslenmenizde kabak çekirdeği, tam tahıllar, yulaf ve çiğ badem gibi çinko mineralinden zengin besinleri tüketerek bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye özen gösterin.

D vitamininizi ölçtürün

Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak “D vitamini eksikliği özellikle kış aylarında ve yaşlı nüfusta en çok rastlanan vitamin eksikliğidir. Covid-19 da ilk olarak 2019 kışında tanımlandığı ve çoğunlukla orta yaşlıları ve yaşlıları etkilediği için bilim insanları tarafından D vitamini eksikliği ile Covid-19’a yakalanma riskinin arttığı düşünülüyor. D vitamininin bağışıklık sistemini destekleyici, vücut direncini artırıcı ve dolayısıyla viral enfeksiyonlara karşı koruyucu etkileri bulunuyor. Ancak D vitamininin yiyecekler ile alımı zor olduğundan hekiminize danışarak vücuttaki düzeyini ölçtürüp destek kullanmak gerekip gerekmediğini öğrenebilirsiniz” diyor.

Probiyotik ve prebiyotiklere sofranızda yer açın

Bilimsel çalışmalar, sağlıklı bir bağırsak yapısının, zararlı mikroorganizmaların bağırsaklardan dolaşım sistemine geçişini azalttığını ve bu yapının beslenmeden etkilendiğini ortaya koyuyor.Bağırsak floramızın bütünlüğünü korumak için sağlıklı ve dengeli beslenmek, yararlı bakterilerin gelişimi için onlara prebiyotik lifler vermek, bunun için de günlük beslenmemizde kefir, peynir gibi probiyotik yiyecekler ile yulaf, tam tahıllar, kurubaklagiller gibi prebiyotik kaynaklara yer vermek gerekiyor.

İdeal kiloda olun

Obezite bağışıklık sisteminde görevli yapıların üretimini ve sayısını bozuyor ve başlı başına enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riskini artıran bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle kilonuzu kontrol ederek, sağlıklı kilo aralığında kalmaya dikkat edin.

Taze ya da toz zencefil tüketin

Zencefil; artrit ve romatizma gibi dejeneratif hastalıklardan sindirim sistemi hastalıklarına (hazımsızlık, kabızlık ve ülser gibi) birçok kronik hastalığın tedavisinde destekleyici olarak kullanılıyor. Hastalıkların tedavisinde yararlanılan anti-enflamatuar ve antioksidan özelliklerinin yanı sıra bulaşıcı hastalıkların tedavisinde yardımcı olabilecek antimikrobiyal potansiyele de sahip olan zencefili taze ya da toz zencefil olarak yemeklerinize ekleyerek de tüketebilirsiniz.

Covid-19’a karşı hayatınıza bu 9 kuralı adapte edin

Yeterli ve dengeli beslenin.
Mevcut ağırlığınızın her kilosu için 35 ml su tüketin. 60 kg için, 60 X 35 ml
Günlük toplam 5 porsiyon mevsimine uygun taze sebze ve meyve tüketin.
Bağışıklığı güçlendirmede bilimsel kanıtı olan baharatlarla yiyecek ve içeceklerinizi tatlandırın.
Düzenli egzersiz yapın.
İdeal kilonuzda olun.
Sigara ve alkol tüketmeyin.
Günlük 7-9 saat uyumaya özen gösterin.
Kişisel hijyenin yanı sıra besin hijyenine de dikkat edin.

Devamını Oku
Covid-19'a karşı 9 güçlü savaşçı!

Aile sağlığını korumak için 7 öneri

Toplum sağlığını korumanın en etkili yolu, en temel yapı birimi olan aile sağlığını korumaktan geçer. Sanıldığının aksine birkaç küçük ama etkili yöntem ile aile sağlığını korumak mümkün.


Kişisel eşyalarınızı ayırın

Aile sağlığını korumanın en etkili yollarında biri ev içerisinde kullanılan kişisel eşyaların ayrı kullanımıdır. Ülkemizde ortak kullanımın yaygın olduğu tırnak makası, havlu ve kulaklık gibi kişisel eşyaların ayrı kullanımı aile sağlığına büyük ölçüde katkı sağlayacaktır.

Sık sık evinizi temizleyin

Vücut temizliğiniz kadar, yaşadığınız evin ve odanın temizliği de aile sağlığı açısından oldukça önemlidir. Günde veya en fazla iki günde bir kere olmak üzere evinizi tamamen temizleyin.

Yeterli ve dengeli beslenin

Yeterli ve dengeli beslenmek vücut direncinizi arttırır ve hastalıklara yakalanma oranınızı düşürür. Dolayısıyla düzenli, yeterli ve sağlıklı besinler tüketerek aile sağlığınızı koruyabilirsiniz. Buna ek olarak uyku düzeninize de dikkat edin.

Vücut temizliğini ihmal etmeyin

Tüm aile fertlerinin sık sık duş alması, el ve yüz temizliğine dikkat etmesi ve düzenli olarak tırnaklarını kesmesi aile sağlığını koruyacak bir diğer önlemdir.

Fiziksel etkinlikler yapın

Aile sağlığınızın korumanın bir diğer yolu da düzenli spor yapmak veya çeşitli fiziksel aktivitelere katılmaktır. Bu sayede vücut direnciniz yükselecek ve bağışıklık sisteminiz kuvvetlenecektir.

İçtiğiniz suya dikkat edin

Aile sağlığınızı korumak için tükettiğiniz suyun yeterli PH değerinin yüksek olmasına dikkat edin. Ayrıca evinize küçük maliyetlerle kurabileceğiniz arıtma sistemleri ile aile sağlığınıza katkıda bulunabilirsiniz.

Evsel atıklardan kurtulun

Aile sağlığını korumanın bir temel yöntemi de evsel atıkların uzun süre bekletilmemesidir. Evsel atıklarınızı sık sık evinizin dışına çıkararak mikrop ve bakterilerin yayılmasını önleyeceğinizden tüm aile fertlerinin sağlıklı kalmalarına yardımcı olacağınızı unutmayın.

Devamını Oku
Aile sağlığını korumak için 7 öneri

Asla ikinci kez ısıtıp tüketmeyin! Zehir saçıyor!

Yiyeceklerin tekrar tekrar ısıtılması, aslında hem gıda kalitesini düşürüyor hem de bakteri üremesine sebep olarak sağlığımızı bozabiliyor. İşte bilmeniz gerekenler...

Öğünlerden artan yemeklerin en kısa zamanda buzdolabına alınması gerektiğini belirten Gastronomi Bölümü Öğr.Gör. Merve İşeri Uzunoğlu, özellikle tavuk, dana eti, yumurta gibi yüksek riskli kabul edilen gıdaların yanı sıra neredeyse tüm gıdaların zehirlenmeye yol açma potansiyeli taşıdığını hatırlattı.

“Bakterilerin yaşayabilmeleri için nem gerekir, tüketilen tüm gıdalarda bakterilerin ihtiyacı kadar nem oranı bulunur.

Bu da gıdaları bakteriler için ideal üreme ortamları yapar” diyen Uzunoğlu, “Pişirilen veya çiğ halde tüketime hazırlanan yiyeceklerin artanları eğer uzun süre oda sıcaklığında kaldıysa kesinlikle tüketilmemeli.

Buzdolabında muhafaza edilen yiyecekler de tüketilecek kadarı ısıtılmalı. Piştikten sonra uzun süre muhafaza edilmesi gereken yiyecekler ise derin dondurucuya konarak saklanabilir. Ancak çözdürüldükten sonra ısıtılıp hemen tüketilmeli” şeklinde konuştu

Devamını Oku
Asla ikinci kez ısıtıp tüketmeyin! Zehir saçıyor!

Michael Schumacher için corona virüs önlemi!

7 yıldır komada bulunan efsane Formula 1 sürücüsü Michael Schumacher için koronavirüs önlemleri alındı.

Corona virüs nedeniyle İsviçre alarm vermiş vaziyette. Ülkede 7.724 vaka bulunurken salgından 98 kişi hayatını kaybetti. İsviçre'de corona virüs için geniş çaplı önlemler alınırken çoğu insan tehdit altında. Bu kişiler arasında 7 yıldır komada bulunan Formula 1 efsanesi Michael Schumacher ve ailesi de yer alıyor...

Sağlık durumu nedeniyle corona virüs riski altında bulunan Michael Schumacher için ailesi seferberlik ilan etti. Schumacher ailesi, şu anda Genova gölü kenarındaki evde yaşıyor ve efsane Alman pilot orada komada tedavisini sürdürüyor. Virüsün Schumacher'e bulaşması halinde kesin ölümle sonuçlanmasından korkuluyor.

Bu yüzden efsane ismin eşi Corinna Schumacher başta olmak üzere sıkı tedbirler alınmış durumda. Evde karantina uygulandığı ve dışarıdan birisinin eve girmesinin yasak olduğu belirtiliyor...

Öte yandan 2013 yılında Alp Dağları'nda geçirdiği talihsiz kayak kazasının ardından bitkisel hayatta bulunan Formula 1'in efsane pilotu Michael Schumacher için bekleyiş sürüyor. Alman pilota geçen yıl kök hücre ameliyatı yapılmış ancak doktorlarından iç açıcı sözler gelmemişti...

Doktor Phillipe Menasche, "Schumacher kök hücre tedavisine girdi. Ancak bu tedavinin en başından beri bir mucize gerçekleşmeyeceği belliydi" diyerek hayranları üzen bir açıklamada bulunmuştu.

Dünyaca ünlü bir beyin cerrahı olan Nicola Acciarri ise Michael Schumacher'in iyileşse dahi çok insanların kendisini tanıdığından çok farklı biri olacağını söylemişti.

Devamını Oku
Michael Schumacher için corona virüs önlemi!

Koronavirüs sonrası takıntılar “kalıcı” olabilir!

Koronavirüs salgını nedeniyle temizlik alışkanlıklarının değiştiğine dikkat çeken uzmanlar, bu durumun sağlıkla ve temizlikle ilgili endişe eğilimi olan insanların kaygısının artabileceğini belirtiyor. Uzmanlar salgın sonrasında yatkınlığı olan bu kişilerde temizlik ve sağlık takıntılarının görülme olasılığının kalıcı hale gelebileceğini vurguluyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, Koronavirüs salgınının gündemde olduğu bu günlerde uzmanların temizlik ve hijyen uyarılarının dikkate alındığını söyledi.

Temizlik konusunda daha iyi bilinçlenme gibi pozitif bir etkinin yanı sıra sağlık veya temizlikle ilgili endişe eğilimi olan insanların bir miktar kaygısının artacağını öngörmenin mümkün olduğunu kaydeden Sera Elbaşoğlu, “Salgın sonrasında da endişeye ve takıntılara yatkınlığı olan bu kişilerde temizlik takıntılarının ve hatta sağlıkla ilgili takıntıların görülme olasılığı vardır” dedi.

Bir miktar kaygı normal ve gereklidir

Uzman Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, bu yöndeki kaygıların ölçülü olmak kaydıyla normal olduğunu belirterek “Hali hazırda küresel çapta yaşanan ve hayati risk oluşturan COVID-19 karşısında ise kişilerin bir miktar kaygılı olması son derece normal ve hatta önlem almak için harekete geçirici bir güç olarak gereklidir. Ancak sürekli olarak bu konuyu düşünmenin veya sürekli haber okumanın yalnızca kaygıyı artırıcı bir davranış olacağı, tedbir alma adına bir fayda vermeyeceğini unutmamak gerekmektedir” dedi.

Sosyal izolasyon ve el hijyeni hayati önlemler

Bu dönemde alınan önlemlerle OKB’deki temizlik takıntılarının birbirinden farklı olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, “Uzmanların ve Sağlık Bakanlığı’nın önerileri olan sosyal izolasyon ile sık el yıkama, duş alma ve nesnelerin temizliği gibi temizlik davranışları kompulsif temizlik ritüelleri değil, hayati önlemlerdir.Bu anlamda OKB’deki temizlik takıntılarının farazi kir ve mikroba karşı alınan önlemler olduklarını akıldan çıkarmamak gerekir. COVID-19 ile ilgili gerçek tehdit sürdüğü müddetçe de uzmanların önerdiği tüm temizlik ve korunma davranışlarının yine önerdikleri şekilde, sürede, sıklıkta ve miktarda yapılması gerekmektedir” dedi.

Salgın tehdidinden sonra davranışlar normale dönecek

Sera Elbaşoğlu, “Salgının tehdit olmaktan çıktığı noktada ise bu davranışların bir süre sonra, çoğunluk için, kendiliğinden normalleşme göstereceğini öngörmek bir hayli mümkündür. Bu süre ise elbette kişiler arasında farklılık gösterecektir” uyarısında bulundu.

Temizlik takıntıları bu dönemde şiddetlenebilir

Bu dönemde özellikle temizlik takıntılı kişilerin hastalıkla ilgili semptomlarının artış gösterebileceğini kaydeden Sera Elbaşoğlu, şunları söyledi:

“Psikiyatrik şikayetleri olan kişilerin hemen tümünde olduğu gibi temizlik takıntıları olan obsesif kompulsif bozukluktan mustarip kişiler de psikolojik açıdan daha kırılgan bir halde olma eğilimi gösterirler. Dolayısıyla bu dönemki korku ve endişe ile baş etmeleri güçleşebilir ve hastalık ile ilgili semptomları artış gösterebilir. OKB'nin temel özelliği olan temizlik ve yıkama kompulsiyonları ise bulaşıcı pandemik tehdit ile kolayca şiddetlenebilir. Ayrıca depresyon oranları da artabilir. Uyku sorunları, fobi benzeri davranışlar, panik benzeri semptomlara yol açabilir.”

Kaygıları artırmamak için yeterli düzeyde bilgi

Temizlik takıntısı olan kişilerin bu dönemde konunun uzmanlarına kulak vermeleri gerektiğini belirten Sera Elbaşoğlu, “Yetkili kamu kuruluşlarının ve konunun uzmanı olan tıp doktorlarının önerdiği temizlik ve alınması gereken tedbirleri dinleyip bunları uygulamaları, içlerinden daha fazlasını yapmaya dair baskı hissetseler bile yapmamaları gereklidir. Bu konu ile ilgili yeterli düzeyde bilgi edinmek önemlidir ancak sürekli okumak, video izlemek gibi uğraşılar içerisinde girmek diğer insanlarda olduğu gibi kaygıyı artıracak ve takıntı oluşmasına veya takıntıların artmasına zemin hazırlayacaktır” dedi.

İnsan her duruma adapte olabilir

Bu dönemi en dengeli şekilde geçirmek için önerilerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, “Öncelikli olarak vurgulamak istediğim, şu dönemde belli bir düzeyde endişe yaşamamız normaldir ve hatta gereklidir. Şu andaki temizlik alışkanlıklarımız, sosyal hayatımız ve iş yaşantımız olağan zamanlarımızdan oldukça farklılık göstermektedir. Doğal olarak bizler de her zamanki gibi hissetmeyeceğiz. Ancak insanın psikolojik ve fiziksel adaptasyon konusunda oldukça iyi olduğu bir sır değildir. Herkes kişisel olarak hayatına baktığına birçok badireyle karşılaştığını ve yine de hayatına devam edebildiğini hatırlayacaktır. Hiç zorluk çekmeden, sıkıntı duymadan bu süreci geçirmeyeceğimizi kabul edersek eğer, bu psikolojik hale de olağan olmayan gündelik yaşamımıza da çok daha hızlı adapte olur ve sürecin sonlanmasını da sabırla bekleyebiliriz” dedi.

Bu tavsiyelere kulak verilmeli

Sera Elbaşoğlu, bu dönemin daha dengeli şekilde geçirilmesi için yapılabilecekleri de şöyle sıraladı: “Evlerde sosyal mesafe kuralına uyarak zamanımızı geçiriyor olmamız sosyalleşmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Aile ve arkadaşlarla sadece COVID-19 haberleri odaklı olmayan internet/telefon görüşmeleri yaparak sosyal hayatı sürdürmek, sınırlanan fiziksel aktivite düzeyini egzersiz, yoga, meditasyon gibi ayrıca zihinsel olarak dinginleşmeye yardımcı olan aktivitelerle arttırmak, film/dizi izlemek, kitap/dergi okumak, internette hali hazırda açık olan müzeleri gezmek gibi evde yapılabilecek bir sürü aktiviteyi yapmak iyi gelecektir” diye konuştu.

Devamını Oku
Koronavirüs sonrası takıntılar “kalıcı” olabilir!

Bağışıklığı güçlendirmenin 10 kuralı!

Ülkemizde de hızla yayılan Koronavirüse karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirmek şüphesiz kritik önem taşıyor. Zira vücudumuzu hastalığa neden olan mikroorganizmalara karşı savunmak için çaba harcayan bağışıklık sistemimiz de yeterince güçlü olmadığında bazen kolayca bir mikroba yenik düşebiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya, Koronavirüse karşı sihirli kelime bağışıklık sistemini güçlendirmenin 10 kuralını anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dünyayı etkisine alan ve çok hızlı yayılımıyla dünyayı tehdit eden salgın hastalık Koronavirüs ile mücadelede bağışıklık sistemimizi güçlendirmek çok büyük önem taşıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya, özellikle de kronik hastalığı olanların ve yaşlıların çok dikkatli olmaları gerektiğini belirterek “Yaşlandıkça bağışıklık sistemimiz zayıflıyor, bu da yaşlılıkta daha fazla enfeksiyon ve kanser görülmesine, yaşlıların bulaşıcı hastalıklara daha yüksek oranda yakalanmasına yol açıyor. Bu nedenle solunum yolu enfeksiyonları, grip ve özellikle zatürre dünya çapında 65 yaş üstü kişilerde ölüm nedenleri arasında başı çekiyor” diyor. Bağışıklığı baskılayan bir diğer faktörün de sigara ve alkol tüketimi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya şöyle konuşuyor: “Sigara, bronşlarımızda yer alan ve yabancı partiküller ile bakterilerin vücut dışına atılmasını sağlayan “siliya” denen tüycükleri felç eder. Solunum sistemi sekresyonlarını artırarak, mikroorganizmaların yerleşip, çoğalmasını kolaylaştırır. Alkol de, özellikle çok miktarda alındığında birçok vitaminin vücut tarafından kullanılmasını bloke eder. Vücutta albümin üretimine sekte vurur. Doğrudan bağışıklık sistemini baskılar.

Bağışıklık sistemi yanlış hedefe odaklanabiliyor!

İnsan vücudunun birçok mikrop için ideal bir ortam olduğundan, mikropların içeri girmeye çalıştığını, bağışıklık sisteminin görevinin ise onları dışarıda tutmak, aramak ve yok etmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya, buna karşın bağışıklık sisteminin bazen yanlış hedefe odaklanabildiğini, böyle olduğunda da dizi hastalığın ortaya çıkmasına yol açabildiğini söylüyor. Aşıların ise, bulaşıcı hastalıkları önlemenin en iyi yollarından biri olmaya devam ettiğini belirten Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya, daha önce çiçek hastalığı, çocuk felci ve boğmaca gibi yıkıcı hastalıkların dünya çapında aşılama programları yoluyla büyük ölçüde kontrol altına alındığını ver ortadan kaldırıldığını vurguluyor.

Bağışıklığı güçlendirmenin 10 kuralı!

Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya, bağışıklık sistemini güçlendirmek için sağlıklı yaşam alışkanlığı edinmek gerektiğini, bunun için de aşağıdaki 10 kuralın büyük önem taşıdığını vurguluyor;

Ellerimizi sık sık yıkamak
Etleri iyice pişirmek
Sigara içmemek
Sağlıklı ve dengeli beslenmek
Düzenli egzersiz yapmak
İdeal kiloyu korumak
Alkol almamak ya da ölçülü olarak içmek
Yeterli ve kaliteli uyumak
Stresi en aza indirmek
Yeterince dinlenmek
Bağışıklığı desteklediğini iddia eden takviyelere dikkat!

Mağaza raflarındaki birçok ürün, bağışıklığı artırdığını veya desteklediğini iddia ederken, Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya “Aslında, vücudumuzdaki bağışıklık hücrelerini artırmak her zaman mutlaka iyi bir şey değildir. Bağışıklık sisteminde çok farklı mikroplara birçok şekilde yanıt veren çok sayıda farklı hücre türü vardır. Hangi hücreleri, hangi sayıya yükseltmelisiniz? Hiç kimse bu sorunun cevabını henüz bilmiyor. Eczanelerde satılan bazı preparatların, bağışıklık fonksiyonunun bazı bileşenlerini değiştirdiği tespit edilmiş olsa da, bunların hastalıklardan korunmak için aldığımız önlemlerden daha üstün olduğu kanıtlanmamıştır. Bu nedenle, ticari sloganlara kulak verirken, dikkatli olmak şart. Diyetimizin bize tüm mikrobesin gereksinimlerini sağlamadığından şüpheleniyorsak - örneğin, sebzelerle aramız iyi değilse – doktora danışarak günlük bir multivitamin ve mineral takviyesi alınabilir. Tek bir vitaminin mega dozlarını almaktan çok, multivitamin almak daha mantıklı olabilir” diyor.

Devamını Oku
Bağışıklığı güçlendirmenin 10 kuralı!

Koronavirüs Çocuk Psikolojisini Nasıl Etkiliyor?

Koronavirüs salgını, çocukların dünyasında nasıl yer alıyor? Kaygılarımız onları ne kadar etkiliyor? İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Klinik Psikolog Emel Güler, koronavirüs salgınının çocuklar üzerindeki etkilerini açıkladı ve ailelere tavsiyelerde bulundu!

Sadece ülkemiz için değil, tüm dünyada etkili olan koronavirüs (COVİD-19) salgını ve bu salgının insanlar üzerindeki etkilerinin neler olabileceği, tüm yönleriyle araştırılıyor. Sağlığımız üzerindeki olumsuz etkilerinin riskler içermesi ve virüsün çok hızlı yayılması nedeniyle, alınabilecek önlemlerin de olabildiğince hızlı ve koruyucu olması amaçlanıyor. Hayatımıza bu şekilde hızlı ve öngörülemez bir şekilde giren koronavirüs salgını için, başta tıbbi ve koruyucu önlemler olmak üzere her türlü risk için hazırlanmış bilgilendirme spotları, başta görsel ve yazılı basın, sosyal medya olmak üzere tüm iletişim kanallarından aktarılıyor.Kısa bir süre içinde bu derece yoğun bilgi akışına maruz kalmak, hayatımızın bir anda kısıtlanması, öngörülemezlik ve ölüm haberleri gibi olağan dışı gelişmeler karşısındaki tehlike algısı bizi, kaygı ve paniğe sürükleyebilir.

“Koronavirüs alacağımız tedbirlerden daha güçlü değildir”

Hayatımızda olağan dışı olaylar oluyorsa, olağan dışı tepkiler vermek bir dereceye kadar normal tanımlanabilir. Beklenmedik durum karşısında, hiç kaygı yaşanmıyorsa ya da diğer uçta aşırı tepkiler gösteriliyorsa; her ikisi de içinde bulunulan durumun üstesinden gelmeye engel olacaktır. Koronavirüs salgını ile ilgili algılanan tehlike karşısında, bir miktar endişe beraberinde önlem almayı sağlayacağından bu kaygı gerekli ve işlevseldir. Ancak, tehlikenin gerçekte olduğundan daha fazla algılanması ve baş edebilme gücünün ise gerçekte olduğundan az olduğu inancı, kişiyi kaygı ve paniğe sürükler. Kamu spotlarında yer aldığı şekliyle “Koronavirüs alacağımız tedbirlerden daha güçlü değildir”

Çocuklar yetişkin tepkilerini örnek alıyor!

Peki ya çocuklar nasıl etkileniyor? Çocuklar anlamlandıramadıkları durumlar karşısında nasıl tepki vereceklerini yetişkinleri gözlemleyerek karar veriyor, yetişkin tepkilerini model alıyorlar. Bu nedenle anne babalar öncelikle, kendi tepkilerini gözden geçirmelidir. Anne babalar aşırı kaygılıysa, kaygı ile baş etmekte zorluk yaşıyorsa, alınması gereken koruyucu tedbirleri abartılı bir şekilde uyguluyorsa, çocukların sakin ve güvende hissetmelerine yardımcı olamazlar. İletişim kanalları aracılığıyla, doğruluğu kanıtlanmadan paylaşılan her türlü bilgi panik ve kaygının artmasına neden olur. Anne babalar, çocuklarının gelişimlerine uygun olmayan, gereğinden fazla haber ve bildirime maruz kalmalarına engel olmalıdır. Bununla birlikte yaşanılan gelişmelerden tamamen uzaklaşıp, hiçbir şey olmamış gibi davranmak da sakıncalıdır.

Yaşam “an”lardan oluşuyor

Etkileri belki de, çok uzun yıllar devam edecek olan Koronavirüs salgını; tüm bireylerde olduğu gibi çocukların da hayatlarının bir dönemine damgasını vuruyor. Yaşam, içinde bulunduğumuz “an”lardan oluşuyor. Çocukların, sağlıklı bir şekilde “an”a tanıklık etmelerine olanak sağlanmalıdır.

Çocuklar koronavirüs salgını hakkında bilgilendirilmelidir!

“Koronavirüs, bize nasıl zarar verebilir”, “Hangi yollarla ve ne şekilde bulaşır”, “Hangi tedbirler alınmalıdır” gibi merak edilen ve kaygıya neden olan tüm olası durumlar, çocukların gelişim seviyelerine uygun biçimde konuşulmalı ve soruları cevaplandırılmaya çalışılmalıdır. Çocuğa gerekli önlemler alındığında güvende olduğu ve durumun kontrol edilebilir olduğu mesajı verilmelidir.

Çocuğunuza bu şekilde bilgilendirmeler yapabilirsiniz!

* Çocuğun soru sormasına izin verilmeli, soruları geçiştirilmemeli, dikkate alınmalıdır.
* Çocuğun içinde bulunduğu durum hakkında ne düşündüğü ve nasıl hissettiği hakkında konuşmak önemlidir.
* Korku, kaygı ve endişe yaşıyorsa duyguları hakkında konuşmak, ifade edebilmesine olanak sağlamak gerekir.
* Bilgilendirme için koronavirüs resmi çizilip görselleştirilebilir, şekli veya virüsün neye benzediği hakkında konuşulabilir.
* Görselleştirme için kukla veya oyuncaklar da kullanılabilir. Bu şekilde somutlaştırıldığında üzerinde konuşmak daha kolay ve eğlenceli olacaktır.
* Çocuklar için hazırlanmış video ve görseller araştırılarak uygun içerikli ve bilgilendirici olanlardan faydalanılabilir.
* Gazete veya dergilerden resimler kesip koronavirüs albümü hazırlayarak, özellikleri, ne şekilde bulaştığı, korunma yöntemleri gibi merak ettiği tüm bilgiler eğlenceli bir şekilde çocuğa aktarılabilir.

Devamını Oku
Koronavirüs Çocuk Psikolojisini Nasıl Etkiliyor?

Hastalıklara en büyük önlem: Su içmek! İşte su içmenin 7 faydası!

Koronavirüse karşı en önemli önlem su içmek. Koronavirüse karşı önlem alan vatandaşlar su içmenin faydalarını merak ediyor. Uzmanların açıklamalarına göre virüsler kuru yüzeylere daha kolay yapışıyor. Suyun solunum yollarını nemlendirmede çok etkili olduğuna dikkat çeken uzmanlar, güçlü bağışıklık sistemi için için günde en az 2.5 litre su tüketmesi gerektiğini belirtti. İşte su içmenin faydaları...

Su içmenin faydaları nelerdir? Günde kaç bardak su içilmeli? gibi sorular vatandaşlar tarafından merak ediliyor. Bağışıklık sistemini korumada vücudun yaşam kaynağı olan su, birçok hastalıktan koruyor. Bağışıklık sisteminin çalışmasında çok önemli bir işlevi bulunduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Yıldırım, "Su, solunum yollarının nemlendirilmesinde çok etkili. Az su tüketildiğinde hem alerjik reaksiyonların gelişimi hem enfeksiyon etkeninin solunum yolu mukozalarına yapışması kolaylaşıyor. 

Virüslerin kuru yüzeylere daha kolay yapıştığını ifade eden Uzm. Dr. Yusuf Yıldırım, yeni koronavirüse (Covid-19) karşı suyun önemine şu sözlerle dikkat çekti:

Yeterince su tüketmezsek, diğer solunum yolları enfeksiyonlarında olduğu gibi yeni koronavirüse (Covid-19) yakalanmak kolaylaşabilir." dedi. 

1. Kan dolaşımını hızlandırır

2. İdrar akışını hızlandırır

3. Ciltteki kolajen ve hyaluronik asit üretimini hızlandırır, cildi gençleştirir ve nemlendirir

4. Sindirimi kolaylaştırır, hidroliz suyla yapılan bir işlemdir ve gıdaların sindiriminde en önemli maddelerden birisidir

5. Beyin omurilik sıvısının dolaşımını hızlandırır, bu sayede baş ağrılarını önler

6. Sindirimi hızlandırıp kabızlığı önler

7. Kemik üretim hızını artırdığı için kemik erimesine karşı koruyucu etkiye sahiptir

Devamını Oku
Hastalıklara en büyük önlem: Su içmek! İşte su içmenin 7 faydası!

Koronavirüse karşı önlem alan Bülent Ersoy, 25 bin TL'ye evini temizletti

Çin'den dünyaya yayılan koronavirüse karşı çeşitli önlemler alan Bülent Ersoy, Sarıyer'deki lüks evini dezenfekte etmek için 25 bin TL harcadı.

Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve 11 binden fazla kişinin ölümüne sebep olan koronavirüs Türkiye'ye de bulaştı. 9 kişinin hayatına mal olan virüse karşı geniş önlemler alan Bülent Ersoy kesenin ağzını açtı.

EVLERDE TEMİZLİK ÖNLEMLERİ ALINDI

Koronavirüsün Türkiye'ye gelmesinin ardından harekete geçen vatandaşlar evlerinde geniş önlemler aldı. Sirkeli ve çamaşırlı sular ile evlerini temizleyen vatandaşların yanı sıra birçok kişi de evlerini dezenfekte ettirmek için çeşitli şirketlerle iletişime geçti. Bunlardan biri de Diva lakaplı Bülent Ersoy oldu.

Diva Bülent Ersoy, koronavirüs nedeniyle Sarıyer'deki evini başta aşağıya dezenfekte ettirmek için kesenin ağzını açtı. Yaklaşık 25 bin TL ödediği öğrenilen Bülent Ersoy, evine kapandığı için restoranları ayağına getirtti. Sürekli gittiği kebapçıyı da evine çağıran Ersoy'un, mart ayı sonundaki Denizli konserinin gerçekleşmesi halinde uçak yerine kiralayacağı VIP araçla gidecek.

Devamını Oku
Koronavirüse karşı önlem alan Bülent Ersoy, 25 bin TL'ye evini temizletti