Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Eğitimde Yaşam Alanı

          Toplumsal olarak kalkınmış milletlerin; tüm sosyal hizmet alanlarında ve toplum yaşam alanlarında, düzenlemelere gittikleri ve ihtiyaca göre gerekli değişiklikleri sürekli olarak gerçekleştirdiklerini görüyoruz! Kamusal alanların yenilenmesi; toplumsal olarak gelişmişliğin adeta bir göstergesi.

         Okullarımız; gelecek nesillerimizi yetiştirdiğimiz ve geleceğimizi inşa ettiğimiz kurumlarımız. Çocuklarımızın yetiştirilmesi için; gönüllü emanet ettiğimiz eğitim ve öğretim kurumları! Okullarımızın büyük bir kısmı, özellikle büyük şehirlerde; sokak aralarına sıkışmış ve güvenlik sıkıntısı içerisinde! Okulların denetimi ve güvenliği, ya yok ya da yetkisiz, etkisiz, yetersiz ellerde! Okulların şehir içinde ki yerleşimi nedeniyle, hava kirliliğinden, terör olaylarından, uyuşturucu satıcıları veya çocuklarımızın arkadaşlık etmesini istemeyeceğimiz insanların, pek yakınında! Çok sayıda okul, çok sayıda yönetici, çok sayıda eksik ve ihtiyaç! Okullarda: Temel ihtiyaç olan kişisel gelişim alanları ve sosyal alanlar yok! Okullarda; vahşi şehirleşme nedeniyle, çocuklarımızın yaşam alanları yok edilmiş!

İstanbul için bir hikâye anlatacağım: ‘ÇILGIN PROJE’

         ‘Başbakanın biri; bir gün İstanbul’dan başlayarak, tüm memlekette okulların belli bir alanda toplanmasına, bunların yerleşke şeklinde düzenlenmesine ve her türlü imkâna sahip olmalarına karar vermiş! Öncelikle İstanbul’dan başlamış, çünkü deprem her an olabilir ve memleketin güzide kenti yerle bir olabilirmiş! Başbakanın tüm isteği ne olursa olsun! Bu şehirde eğitimin hiç durmamasıymış! Yerler belirlenmiş! Nice projelerden vazgeçilmiş! En sonunda; cezaevi yerleşkelerine dudak ısırttıracak kadar güzel ve onlarla kıyaslanamayacak kadar muhteşem bir projeye başlanmış! Bu eğitim yerleşkesi, projesinde; nice firmalar gönüllü olarak görev almış! Devletin istediğinden çok daha fazla özenerek bu projeyi iki yılda bitirmişler! Projede neler varmış? Neler?

            Sınıflar merkezi sistem havalandırmalı, havalandırmaları özel filtreliymiş! Çocuklarımız hasta olmasınlar, bedenen daha iyi gelişsinler, zihinleri daha iyi çalışsın diye; okullar havası en temiz yerlere, şehir dışında etrafı ormanlık alanlara kurulmuş! Her öğrenciye, bir oturma yerinin olduğu yirmi kişilik sınıflar yapmışlar! Öğrenci hangi dersi almak istiyorsa, kendisinin karar verdiği bir sistem yapmışlar! Tuvaletlerde;  sağlığa uygun sistemler kullanılmış! Her yerde sıvı sabun ve köpükler konmuş! Kâğıt peçeteler varmış! Her katta temizlik elemanları ve özel yetiştirilmiş güvenlik görevlileri bulunuyormuş! Danışman öğretmenler yanında, çocukların gelişimi için psikologlar ve sosyologlar varmış! Yerleşkede; bir hastane ve her okul için bir klinik varmış! Her okulun kullanımına uygun spor alanları, tiyatro ve sanatsal eğitim alanları yapmışlar! Yetenekli öğrencilerin, özel olarak yetiştirildiği ayrıca uzman eğitimciler varmış! Her okulun tüm öğrencilerine yetecek birer kütüphanesi ve yatılı kalan öğrencileri için misafirhaneleri bile varmış! Yerleşkede; öğretmenler kalabilsin diye lojmanlar yapılmış! Yerleşkenin çevre güvenliğini sağlamak için polis merkezi bile yapmışlar ve dışarıdan ilgisi olmayan kimse, izinsiz içeri giremiyormuş! Tek bir yerden ısıtılan ve soğutulan yerleşkede, yönetici kadrosuna atanmış öğretmen olmadığı için hiçbir okulda, öğretmen açığı olmayacakmış! Derslerine tam zamanında giren öğrenciler hiç müfredatın gerisinde ya da öğretmensiz kalmayacakmış! İsteyen veliler; çocuklarının daha iyi yetiştirilmesi için, yaz aylarında bile okula gönderebilecekmiş! Veliler; isterse yeraltı treni gibi toplu taşıma araçlarıyla, isterse özel taşıma araçları ile çocuklarını okullara gönderebilecekmiş! Okullarda; çocuklar görsel ve işitsel eğitimin yanında, deneysel öğrenme imkânlarına da kavuşacakmış! Özel gelişim elemanları sayesinde, çocukların meslek seçiminde yardımcı olacaklarmış ve mesleki olarak daha iyi eğitim almaları sağlanacakmış! Bu yöntemle; Türkiye 10 yıla kalmaz, lider gelişmiş ülkelerin en tepesine otururmuş! Bu sayede; ülkemizde gittikçe aşağı inmiş olan, uyuşturucu madde kullanımı yaşı, eski yıllarda ki gibi olması gereken duruma gelecekmiş! Dünya atletizm ve spor müsabakalarında daha iyi sonuçlar alabilirmişiz! Daha iyi doktorlar ve mühendisler yetiştirebilir ve tarihe tekrar adımızı yazdıracak atılımları, artık yapabilirmişiz! Şu İstanbul’da yaptığın; çılgın projelerin ile sen çok yaşa: Başbakanım!’

 Onlar varmış muradına, bizler çıkalım kerevetine!          

            Olmayacak şey değil! Pek çok alanda; özellikle İstanbul’da en değerli araziler üzerinde yerleşmiş, okullarımız mevcut! Bu okulların arazileri dahi böyle bir projenin finansmanı için yeterli olabilir! Tabi ki; tarihi değerler yok edilmemeli ama göz göre göre de koca bir nesli yok etmemeli! Bu sıralar, belki de makûs tarihimizi değiştirme zamanı! Her ne kadar; Arap baharında ki rüzgâr’da, yelkenimiz yırtıldı ise de! Kendi rüzgârını, kendi yapan bir milletin evladı olarak; haydi yeni rüzgâr’a!               

              Hepinize nice sağlıklı ve neşeli bayramlar diliyorum. Selametle!…

 

 

 

 

Devamını Oku

SAĞLIKLI YAŞAM ALANI

         Bizim burada bahis etmek istediğimiz; Alman sosyolojisi ve felsefesinin lebensraum’u (yaşam alanı) değil ya da İngilizlerin, Alman halkının emperyalist Nazi Almanya’sının yayılmacı politikalarını anlatma da kullandıkları anlamıyla değil, en azından! Bizim konumuz bir insan için gerekli olan sağlıklı, gelişimini sağlayabileceği, uygun yaşam alanıdır. Bu konu üzerinde; okuldan, evlerimize, çevre sağlığından, işyeri sağlığına ve kişisel sağlık bilgisi ile bulaşıcı hastalıklardan korunmaya kadar pek çok konu var aslında!

         İnsani ihtiyaçların en önemlilerinden birisi olan BARINMA; ilk konumuz! Ülkemizde; İşsizlik sorununa, güvenlik ihtiyaçlarına, sosyal alan ihtiyacına ve güzel mimari görüneme katkıları olacak; yeterli ve sağlıklı yaşam alanlarına kavuşmamız da milat olacak diyerek sunulan; emlak piyasası yeniden yapılanması, devletin tanımıyla Kentsel Dönüşüm Projesi: yeni bir döneme girmiştir.

Sağlıklı yapılaşma için, denetimlerin daha da sıklaştırılması sonucu; talebinde etkisi ile otoparkları, sosyal alanları ve güzel görünümleri ile şehir içinde şehir olan SİTELER! Raflardaki, yerlerini almaya başladı! Bu tip yapılaşma, beraberinde yeni çalışma alanlarına kapı aralarken; aslında emlak sektöründe de bir atılımı beraberinde getirdi! Bu güzel gelişme olurken; yükselen emlak fiyatları, şuan kaymak tabakanın talebiyle coşmuş durumda! Bu arz ve talep, daha uzun sürer mi? Diye sorduğumuzda elbette bir doygunluk noktasının olacağını akıllara getiriyor! Arzı yapan firmalar; daha şimdiden bu daralma riskine karşı, stüdyo daireler ile hem fiyat artışının önüne geçmek, hem de talep daralmasının önlemek istiyorlar.

         Başbakanımızın, halkından talebi çerçevesinde; beş kişilik bir ailenin, sağlıklı bir ev hayatı sürebilmesi için gereken standart bir evin, en az dört odalı ve 200 metrekare olması gerekmektedir! Ne toki’nin projelerinde böyle bir uygulama var! Ne de, müteahhit projelerin de; 200 metrekare dairelerin yanına yaklaşmak, orta ve dar gelirli alıcılar için mümkün değil! Henüz genel çoğunluğu oluşturan; orta ve dar gelirli vatandaşların talebine uygun bir gelişme yok! Lüks olarak değerlendirilen, dört odalı bir dairede; lüksten kasıt sadece oda sayısı yani sağlıklı yaşayabilmek için gerekli olan yeterli alan ise söylenecek tek söz kalıyor: Bu millete; lüks olarak görülen, sağlıklı yaşamdır! Toki olsun, kentsel dönüşüm projesi olsun; bu halkın sağlıklı yapılaşma ihtiyacı için planlanmadığını ve halkın talebinin karşılanması için çıkmadığını söylemeyin sakın! En azından başbakanımızın ağzından çıkanları, biz bu şekilde algıladık.

         Tamda bu noktada! Güzel gelişmeler olurken; tarafsızca yazabilmek büyük sorun! Yapılan güzellikleri göstermek ve hataları önlemeye çalışmak veya bakış açısı oluşturmak. Sağlıklı binalara kavuşmaya hasret durumda ki bir halkın, aynı zamanda yeterli bireysel mekâna da kavuşmasını istemek! İşte burada! Lüks tanımı devreye giriyor. Emlak sektöründe lüks: yeterli bireysel metrekare demek! Bize göre lüks: kullanılmadığı halde ısıtılan boş oda veya akıllı ev demek! Bu tanımda; devletin bakışı da sektörle aynı yani sağlıklı yaşam için gerekli görülen, alanın vergisi yükseliyor. Binalara asılan lüks ibaresi, tamamen metrekare üzerinden! Evin; akıllı ev sistemi olması vesaire değil! Hatta her evde olması gereken özel yalıtım sistemi bile bu lüks tanımı içinde Nedense? Bütün evlerin sunumu aynı fakat yaşam alanı yeterli ise lüks! Saunası varsa spor salonu varsa akıllı ev sistemi varsa: ultra lüks! ne demek ise? Yani bu işte de, bir standart yok!

         İşte; tamda burada! Türk Ulusunun yaşam alanı başlamaktadır. Devletin eliyle başlatılan yeni yapılaşmanın, yeni anlayışın taze hâkimleri: Özel Sektörün! götürü peşinde; bürokrat ile siyasetçiler ile halkın ihtiyaçlarına cevap verememesi!

         Dairelerde ki metrekare üzerinden hesaplanan vergi sisteminde; değişiklik yapılarak; ıslak zeminlerin (balkon, tuvalet, banyo, mutfak varsa kiler) vergilendirmeden acilen çıkarılması gerekmektedir! Bu sayede sektörde ki talepte, sağlıklı sonuçlar alınabileceği gibi fiyatları kendi avantajına göre kullanmadığı takdirde, firmalarda bu şanstan faydalanacaklardır!

         Yanlış anlaşılmasın; lütfen! Ne ben bir müteahhidim, ne bir akrabam, nede bir arkadaşım! Nede bir ortaklığımız var!

Devamını Oku

Sağlıkta Dönüşürken

 

Sağlık Bakanımız Sayın Recep Akdağ, son icraatları ile büyük bir değişimi başlatmakla; sağlıkta da dönüşümün startını vermiş oldu. Sağlıkta ki dönüşümün başlangıcı Aile Hekimliği değil miydi? Veya Özel Sağlık Kuruluşların da muayene olabilmenin başlaması ile bu start verilmedi mi? Diyeceksiniz!

Tabi ki değil! Esas yapılmak istenen, daha hızlı ve etkin denetlenebilen ve belli standartlara oturtulmuş hizmet sunumunun sağlanması; adeta beton kalıbı gibi oturmuş olan, yeni ufuklar açmaktan uzak, bürokratik kadroların değişiminin sağlanması:

Peki bu başarılabilecek mi?

Şu an ki geçiş döneminde; bu durum söz konusu olmasa da, gelecek için belki daha umutla bakılabilir bir hal oluşmakta! Zira her dönem de, yönetici olarak bulunan kişiler takip edildiğinde bu hegemonyanın pekte dağılmadığı görülebilmektedir. Bazı ufak yer değişiklikleri söz konusu!

Peki, bu neden böyle?

İl Teşkilatları, ilçe teşkilatları bu konular da söz sahibi olunca; siyasi olarak etkili olabilen ailelerin yakını olanlar bu işten rahatça nemalanabilmekteler de ondan!

Peki, bu insanlar bu görevler için uygun değiller mi?

Bu görevlerde bulunanlara bakıldığında aslında, CV olarak genelde yeterli doluluğa da sahipler! Fakat işin içine girildiğinde; bu doluluk oranında, bir çaba içinde olmadıkları ve görevlerini doğal hakları olarak görmelerinden sebep ve siyasi bağlantılarından kaynaklanan avantajlarının atamaları yapıldıktan sonra dezavantaja dönüşmektedir. Bu insanların; koltuklarını koruması için, gerekli siyasi beklentilere cevap vermesi gerekmektedir! Uygulamalar yanlış ya da hatalı olsa bile! İşte tam bu sebeple: ya işlerini gerektiği şekilde yapamamakta veya işgücünün dağılımında siyasi taleplere bağlı kalınması sonucu; personel dağılımı, araç ve malzeme dağılımı vb sebeplerle fazlalıklar ile eksiklikler oluşmakta hizmet ise aksamaktadır!

Peki, bu önlenemiyor mu?

İşte tam da burada bir bakan çıkıyor! Sistemi tamamen serbest hale getirecek iken, önce İl Teşkilatları çıkıyor! Talepler yağmaya başladığında: Sadece geçiş dönemine özgü olarak, bir umutla hepsine sözleşme imzalattırılıyor! Belki zamanla sistem kendisini düzeltir ya da aynı basmakalıp içinde yuvarlanır gider. Nitekim hep birlikte görüyoruz; siyasetin fazlası ile içine girdiği her alanda başarısızlıklar yaşıyoruz! Futbol ve milli takım buna en güzel örnek. Siyaset toplumun ilerlemesi için pek tabii ki gerekli ama hayatımız siyaset olduğunda sonuç hüsran! Siyaset meydanlarda, partilerde, mecliste güzel! Siyaset günlük yaşantıya girdiğinde: Sıraya dizilen polisler, savaşamayan askerler, işlemeyen ya da yanlı işleyen bürokrasi ve ezilen hukuk! Hayatın; günlük mücadelesi siyasileştiğinde sonuçsuzluk, ‘Ben istedim oldu!’ mantığı; peki sonuç: Kaybeden bir Türkiye!

Peki, nasıl kurtuluruz?

Hukuk; herkese eşit işlemeye başladığında, yönetici ve idareciler gerçekten öngörüsünü kullanabildiğinde, günlük hayattan siyaseti çıkardığımızda, kendimize olduğu kadar ulusumuza da bir şeyler katmaya çalıştığımız da! Yapbozlarla değil ya da başka milletlerden kopya sistemler ile değil; milli yapımıza uygun gerekirse yöresel çözümler bularak, sonuca varabiliriz!

Nasıl yapıcağız?

En alt birimlerden başlayacağız ve her şeyi kurumsallaştıracağız! Mesleki olarak insanların ihtiyaçları belli: Meslek içi eğitimler! Zamanında başlanan programlar gayet iyi iken bugün ne kadar gereksiz ve angarya eğitimler varsa onlarla zaman öldürülüyor! Esas ihtiyaçları karşılasanıza önce! Kanun hükmünde kararname çıkarıldı! Hastane acillerinde çalıştırılan personel öncelikle beş ayrı eğitimden geçecek, eğitimlerini bir yılda tamamlayamayanları bu birimlerde çalıştıramayacaktınız! Ne oldu? Şu an bu personellerin ne kadarı uygun? Bunda bakanın suçu var mı? Tabi ki yok! Kanunun çıkması için en başta uğraşan O!

Peki ne oldu?

Siyaset ve siyasetçinin korudukları değil mi? Bu duruma sebep! Beyler lütfen; bari halkın hayatıyla oynamayınız! Hedefler yüksek ama hedefi yakalamak için gerekli çaba ortada yok! Van’da yakalanan özveriyi, Hacettepe’yi tepeleyerek yok ettik! Üniversiteler boşaldı! Yeni doktorlar nerde yetişecek? Kim? Nasıl? Yetiştirecek! Sağlıkla ilgili davalar hızla artarken! ‘Aman: alın, mesleğini elinden! Nasılsa, geriden gelen sürüyle salak var!’ mı? Diyeceğiz! Beyler: Bu millete; doktor yetiştirmenin maliyeti nedir? Bu kadar zengin miyiz? Birde bu milletin canı; bu kadar ucuz mu?

Peki hedefi nasıl yakalayacağız?

Yeni yüzyılda kendimizi gösterebilmemiz için önce yaptığımız işin hakkını verebilmeli, çaba göstermeliyiz! Umudumuz sıradan olmak olmamalı ya da bir anda harlayan benzin alevi gibi geçici olmamalı! Hedefimiz olmalı, bir bakış açımız, bir tarzımız olmalı! Her şeyde olduğu gibi, burada da on kafadan ayrı ses çıkmamalı! Kafalar bir seste anlaşmalı ve tek ses çıkmalı: O ses; Sağlık Bakanı olmalı! Sağlıktan anlamayan bir teşkilat üyesi değil! Siyaset ile sağlık yürümez: Yürür ise ancak birkaç partilinin işleri yürür! Birkaç kişi için; koca ulus feda edilemez!

 

Sağlık alanı: Futbol Arenası değil dir! Karar, Bakana bırakılmalı! İdareciler; görüşleri ne olursa olsun! Ulusuna hizmetten imtina etmemeli ve yetkilerini bakan adına, ulusunun yararına kullanmalı!

 

Nice Sağlık Dolu Yıllara!

 

yagmuryesilirmak@gmail.com

 


 

Devamını Oku