Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

KADIN

Ne yaparsak öfkelendirmeyiz sizi?

Erkek baskın bu dünyada yüzyıllardır değer verilmeyen kadınlar, 

sevgililer günü zırvasıyla kendilerini kandırmalarına izin verecek kadar 

aptallar.

Kadınlar gününü, kendilerini özel hissetmeleri için, 

aslında hiçbir değer verilmediklerini maskelemek isteyen sistemi göremeyen

kör kadınlar! 

Arada bir parmak bal çalıp, pohpohlayıp, kandırdığınız kadınlar.

Bunlar size ait değil mi?

Nasıl bir öfke birikmiş içinizde..

 Bir kendinize dönün arada beyler.

 Kime bu öfkeniz, empati kurmak iyidir, fakat baktığınız her şeyde olumsuzu görmenizin, sahiden asıl nedeni biz miyiz?

 Kadın biyolojik yapısı gereği sizden daha fazla oksitosine maruz kaldığından, daha yapıcıdır, şefkatlidir.

 O sevgiyi yaymaya çalışırken sizin içlerinde her daim bir kinle yürümeye devam etmelerini istemeniz!?

 Ne katacak o sözde kendi haklarını savunmaktan aciz, sizin deyiminizle her fırsatta toplumun, sistemin önlerine 

bir kemik atıp susturmaya çalıştırdığı kadınlara.

Dünyaya gözünü açtığı her gün ilk aklına gelen ortaçağda yakılan kadınlar olup, ardından dövülen, namus cinayetine kurban

 edilen kadınları düşünerek devam etse, sonra iş hayatındaki ayrımcalıkları, mobingleri düşünse, içindeki o kinle yataktan kalkıp

güne ilk adımını atsa, ve gün boyu işte, yolda, hatta evindeki adamla karşılaştığında beslese tüm olumsuz duyguları,

 o enerjiyle yaşamaya devam etse, anne olsa çocuğuna da o düşünce yapısını aşılasa. 

Ne geçecek elinize?..

Kadınlar aptal, kadınlar farkında değil, kadınlar yeterince savaşmıyor öyle mı?

Kelimelerinize dikkat ettiniz mi hiç..

Ağzınızdan çıkanı gerçekten duyuyor musunuz?

Siz kadın düşmanı değilsiniz öyle mi:)

Diğerlerinden bir farkınız yok. 

Kurduğunuz cümleleri kurabilen bir insanın, diğer cümleleri söyleyebilme ihtimalini düşünebilmek 

için aşkın mantık doktorası yapmaya gerek yok.

 Bu kadar farklı bakışaçısına sahiptiyseniz neden toplumda bir fark yaratamadınız. Sizide mi ezdiler yoksa..

Yoksa sizde ''aptal'' kadınlar gibi haklarınıza sahip çıkamadınız mı?!

Bir otur içine bak..

Siz de onlarla aynı fikirdesiniz de sadece onlar kadar dürüst mü olamıyorsunuz..

Onların açık açık yaptıklarını aşağılamaları siz farklı şeyler söyleyerek ki yine kadınların 

insulasının, prefrontal korteksi' nin erkeklerinkinden daha aktif ve geniş olduğundan bi haber,

kadınların her cümlenizin altındaki alt metinleri okuduklarından bi haber..

Bu özelliklerini de  küçümseyerek, kadınlara aklınızca hakaret ediyorsunuz.

Biz öfkelenmeyi de , öfke kontrolünü de, iyi bir muhakemeyi de iyi biliriz.

Hepsini yaşarız ama biz çok çabuk döneriz özümüze.

O öz ki sizin kıyısına yaklaşabilmeniz için nehirlerde yıkanmanız, 

sayfalarca okumanız, hatalarına rağmen sevebilmeniz bir çocuğu- adamı- kadını- hayvanı,

affedebilmeniz, şefkat gösterebilmeniz, dünyanızdaki küçük sorunlar yüzünden gerçeklere sırtınızı dönmemeniz,

 rehberlik edebilmeniz, durmadan kendinizi geliştirmeniz, gülüşlerde saklı acıları okuyabilmeniz,

 yeri geldiğinde kol kanat germeniz, zoru görünce kaçmamanız,

keyfiniz hazzınız uğruna sorumluluklarınızdan kaçmamanız, yaratıcı olmanız, merhametli olmanız, doğurgan olmanız,

 vs.. gerekir. ( burada kestiren de kadın oluşum )

Her fırsatta da tırnağı olamayacağınız kadınlara saydırmamanız tabii..

...ve biz hiçbir kavgayı, romantik karşılaşmayı, sevgi dolu karşılaşmayı unutmayan o file, oldukça geniş bir hipokampusa sahibiz..

Meraklanmayın sizin de unutmanıza izin vermeyiz!

Devamını Oku

Düşüncelerimiz duygularımızı oluşturur..

Korkup uzak durulan her nesne ya da olay korkuyu büyütür, bir şeyden duyularınızla hissedemeyeceğiniz kadar uzak durursanız fantezi dünyalarınızın kapılarını açarsınız, ve o şey her ne ise olduğundan daha farklı görürsünüz çünkü fantezi dünyanız her türlü oyunu oynamaya hazırdır, bu korkulan bir nesneyse ona maruz bırakmalısınız kendinizi, korktuğunuz nesneleri duyularınızla algılayabileceğiniz bir mesafedeyseniz genellikle daha güvenli bir alandasınızdır. Hiçbir gerçeklik fantezi dünyanızın yarattığı olumsuz kurgular kadar zarar verici olamaz. Bu  bir insansa onu gözünüzde büyüttüğünüz  ve içinizde yaşattığınız her an, onun size olumsuz anlamlar yüklediğini düşündüğünüz her an , kendinizi onun belki de asla başaramayacağı şekilde değersizleştirebilir ve üzebilirsiniz ve bu yaptığınız sorununuzu büyütmekten, abartmaktan başka bir işe yaramaz. Ve sonunda direncinizin kırılmasıyla ortaya çıkan davranış elbette beklendik bir şekilde yıkıcı olacaktır.

 

 

Devamını Oku

Karar veriyor ama bu kararı uygulayamıyor musunuz?

Kararı vermek kadar sürdürmekte önemli bir aşama. Her şeyden önce kendinize sormanız gereken soru, gerçekten karar verip vermediğinizdir.

Kilo vermeye, bir ilişkiye başlamaya, iş değiştirmeye, kötü bir davranışınızdan kurtulmaya, zararlı alışkanlıklardan ya da bağımlılıklardan uzaklaşmaya, vb…

Varsayalım kilo vermek için diyet yapmaya başlayacağım dediniz. Kilonuz gerçekten fazla mı yoksa bu sizin algınız mı?

Eğer fazla ise, size bu fazla kilonun verdiği ya da verebileceği olası zararlar neler?

Fazla kiloların size sağladığı faydalar var mı?

Neden soruyoruz bu soruları kendimize. Çünkü nelerin farkında olduğumuz verdiğimiz kararı eyleme dönüştürmemiz ve sürdürebilmemiz için gerekli olan motivasyonu sağlayacak bize. Motivasyon kararımızı uygulamada en güçlü kaynağımız olacak. Farkındalığınız yoksa hayatınıza yapmaya çalıştığınız müdahalelerde temelsiz inşaat yapmaya döner. Temel olmadığında da ilk zorlukta kararınızdan dönersiniz.

Değişime ihtiyacınız olduğu yönünde bir farkındalığınız varsa ve bu değişim için gerçekçi ve geçerli nedenleriniz varsa, değişim yönünde karar dengenizi sabitleştirmenizi sağlayacak motivasyonel kaynaklar kullanmaya ihtiyacınız olacak. Bunun için tavsiyem değişim ile ilgili algıladığınız artıları ve eksileri belirlemeniz. Yazarak, düşünerek bir şekilde kendinize hatırlatmanız ve zihninizi bu idrakle doldurmanız.

İlişkilerle ilgili tehlikeler

İş kaybı

Ekonomik kayıp

Prestij kaybı

Etik – Varoluşsal

Sağlık

Yasal problemler gibi alanlarda ne gibi eksilerle karşılaşacağınızı düşünebilirsiniz.

Şu an sahip olduğunuz davranış, alışkanlık ya da değiştirmek istediğiniz her ne ise ne gibi alanlarda artılar ve eksiler sağlayabilir size. Bu değişim gerçekleşirse yukarıdaki alanlarda ne gibi değişiklikler olur hatırlatın kendinize.

Tüm bunları yaptıktan sonra karar kısmına geçebilirsiniz. Hedefleri, zamanlamaları ve değişim stratejilerini netleştirebilirsiniz. Bir yandan da kendi analizinizi yapıp daha önceki denemelerinizde neden olmadığının cevabını kendinize dürüstçe vermelisiniz. Sizi kararınızdan caydırma ihtimali olan yüksek riskli durumları da belirledikten sonra üstesinden nasıl gelebileceğinize dair baş etme yöntemlerinizi belirlersiniz. Hem bu analizi yapmak geçmişte işe yarayan yöntemleri kullanıp işe yaramayanları eleme imkanı verir size.

Hedefi diyete başlamak olarak belirledik diyelim. Zamanını da haftanın ilk günü dediniz diyelim. Haftanın ilk günü olmak zorunda değil bu arada biliyorsunuz. İlk günler zor olacak elbette yemekten haz aldığınız yiyeceklerden uzak durmanız, onların size yasak olması. O anlarda zihninizde kayıtlı artı, eksi listenizi anımsayacaksınız. Seçeceksiniz artılardan en kıymetlisini, hatırlatacaksınız kendinize kararınızın arkasında durduğunuzda hayatınızda nasıl güzel değişiklikler olduğunu. Ya da tüm hedeflerinizi alt üst edecek o eylemi gerçekleştirmeden, yani diyetinizi bozacak o hamleyi yapmadan önce, eksiler listesinden bir maddeyi alıp zihninizde canlandırma yapacaksınız. Biliyoruz ki bazen kendimizi bir kabusla korkutmak, işe yarıyor. Aynı zamanda hala hayatınızın otoritesinin sizde olduğunu ispatlıyor. Kaldı ki tek haz kaynağınız size kilo aldıran besinler yemek değil! Değil mi?

Özetle hangi konuda karar vermiş olursan ol, şiddetli bir karardan dönme isteği gelirse motivasyonunu güçlendirecek kaynaklarına dön. Zaten o istek aynı oranda kalmayacak, zaman içinde dalgalanacak. Araştırmalar bize 10 dakika ile 60 dakika arasında bir yerde azalarak yok olacağını söylüyor şiddetli arzunun. Bazen tek yapman gereken durup, geçmesini beklemek olacak.

Sonuç olarak. Hayat tarzınızda yapacağınız her olumlu değişim kendinize olan inancınızı güçlendirecektir.

Değmez mi?

 

Sevgi ve Saygılarımla

Uzm. Psikolog & Aile Danışmanı

kurcenlipsikoloji@gmail.com

Yasemin KURÇENLİ

 

 

 

Devamını Oku

Sosyal Medya ve Gerçekler

Selamlar, bundan böyle haberX'te güncel hayatımızın veya anlamaya çalıştığımız olguların peşinden birlikte gideceğiz...Okur-yazar ilişkimizin uzun yıllar devam etmesini dileyerek ilk yazımı paylaşıyorum.

Son zamanlarda facebook, twitter ve diğer birçok sosyal medya kanalında özlü sözler gözlemliyoruz. Kadınlar, erkekler mesajlarla dolu paylaşımlar yapıyorlar. Kendimizi ifade etmenin ya da iletişim kurmanın birçok yolu var. Bu da son yıllarda hayatlarımıza eklenmiş yeni bir yöntem. Bizler etkileşim kuran canlılarız, elbette içinde bulunduğumuz zamanın ruhunun bizde bazı izdüşümleri olacak. İçinde bulunduğumuz dünyanın ruhumuza işlemesinden, kokusunun üzerimize sinmesinden daha doğal bir şey olamaz.  Ancak bazı yanlış anlaşılmalar doğabiliyor bilgilerin eksik alınmasından ötürü. Öncelikle farkında olmamız gereken nokta, sosyal medyada karşımıza çokça çıkan herkesin beğenisini almış bir yazı ya da görsel bilimsel bir araştırma, gerçeklik olmayabilir.

Bir danışanım şöyle demişti; eğer bir şey hakkında olumsuz düşünürsem olmazmış. Bu beni korkutuyor. Çünkü siz bir şeyin olma ve olmama olasılığının başlangıçta eşit olduğunu söylemiştiniz. İster istemez olumsuz olma ihtimali aklıma geliyor. Ve bu ……….. sitenin ya da öğretinin dediğine göre benim bu düşüncem onun olmasına engel oluyor.

Şimdi gelin bilimsel gerçekliklere bakalım…

Bir şeyin kötü olacağına inanırsanız, o düşünceyle yaşar ve ona göre davranırsınız, olumsuz düşünceleriniz kötü hisler yaşatır size, öyle kötü hissederken güzel eylemlerde bulunamazsın, bu eylemler de eninde sonunda başlangıçta olmasına inandığınız şeyi getirir hayatınıza. İşte kendi kehanetinizi gerçekleştirdiniz.

Burada dikkat etmemiz gereken noktalar şunlar;

1. %100 olumsuz olacağına dair inancınızla, düşüncelerinizle

2. Bir eylemde, davranışta bulunuyorsunuz

3. Olumsuz düşüncelerin doğurduğu olumsuz eylemlerin getirilerinden bahsediyoruz

Eyleme dökmediğiniz düşüncelerinizin zaten hayatınız üzerinde etkisi olamaz!!!

Olumsuz düşündüm olmadı, ya da tam aksi olumlu düşündüm oldu gibi bir şey mümkün değildir. Elbette motivasyon arttırıcı bazı öğretiler, kişisel gelişim kitapları bunlardan bahsediyor olabilir. Size tavsiyem size iyi hissettirdiği kadarını almanız o öğretilerden ya da kitaplardan. Sonuçta onlar sizin kendinizi gelişim, motive etme ya da mutlu hissetme yolunda kullandığınız araçlardan biri amacından şaşmasın.

Diğer yandan kendinizi kısır döngüde, bir şeylerin tekrarında gibi hissediyorsanız. Sorgulamanızı tavsiye ederim.

Neden hep aynı döngü içindesiniz hiç düşündünüz mü neden hayatınız tekerrür den ibaret, hep aynı yanlışlar hep aynı yanılgılar, inançlarınıza bir bakmalı bu noktada, en temeldeki inançlarımız, varsayımlarımızı oluşturur onlarda düşüncelerimizi, düşünceler duyguları, duygularda davranışları , ve elbette fizyolojik reaksiyonları. Bütün parametrelerin birbirleri üzerinde etkisi var, elbette sadece bunlardan oluşmuyor insan. Bizim düşüncelerimiz var, ama biz sadece düşüncelerimiz değiliz. Duygularımız var, ama biz duygularımız da değiliz sadece, hormonlar da var onları da göz ardı edemeyiz, östrojen ve projesteron hormonları düşük olan kadınların strese karşı daha hassas olduklarını ve daha az serotonin hücresine sahip olduklarını da biliyoruz. Depresyonda serotonin miktarındaki düşüşü, eksikliği, şizofrenide dopamin miktarındaki fazlalığı. Bir de dış etkenler, çevremiz arkadaşlarımız , akrabalar, sevgili, eş, çocuklar, toplum, kurallar, normlar, kanunlar, bize oradan yüklenmiş bazılarını bilip bazıları bilinçaltında olduğundan farkında olmadığımız şeyler,..

Bunca karmaşık yapıya sahip insan bir de hayatını karmaşıklaştırmak için neden uğraşır, neden zorlaştırır hayatı böylesine kendisine. 

Hayatı zorlaştırmayın, hayatı sevin!

Sevgi ve saygılarımla,

Uzm. Psikolog & Aile Danışmanı 

kurcenlipsikoloji@gmail.com

Yasemin KURÇENLİ


 

Devamını Oku
}