Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

“İstihdamımız salgın öncesine göre 2,7 milyon artmıştır”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, MÜSİAD heyetini kabulünde yaptığı konuşmada, “Büyüme ve ihracat gibi alanlardaki rekorlara ilave olarak istihdamımız salgın öncesine göre 2,7 milyon artmıştır ve bu çok büyük bir başarıdır. Tüm dünyanın ekonomik manevralarını istihdam krizinin önüne geçmek için yaptıkları bir dönemde biz daha büyük hedeflerin peşinde koşuyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MÜSİAD Başkanı Mahmut Asmalı ve Yönetim Kurulu üyelerini Vahdettin Köşkü’nde kabul etti.

Kabulde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlara vesile olmasını diledi. 1990'dan beri MÜSİAD bünyesinde, ülkesinde kalkınma hareketine destek veren, bu konuda gayret gösteren, demokrasinin güçlenmesine katkı verenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, MÜSİAD üyelerinden ebediyete irtihal edenlere Allah'tan rahmet ve mağfiret diledi.
“MÜSİAD'IN DESTEĞİNİ DAİMA YANIMIZDA HİSSETTİK”
MÜSİAD'ın, kuruluşundan itibaren ülkesi ve milleti için hayal kuran, "Büyük ve güçlü Türkiye" idealine inanan iş insanlarının bir araya geldiği önemli bir çatı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "28 Şubat başta olmak üzere vesayetin gölgesinin ülkemizin tepesine adeta karabasan gibi çöktüğü dönemlerde dahi MÜSİAD dik duruşunu, vakarını, milletten ve millî iradeden yana tavrını daima muhafaza etmiştir. Biz de son 20 yılda ülkemizin ve milletimizin istikbali adına yürüttüğümüz zorlu mücadelede MÜSİAD'ın desteğini daima yanımızda hissettik. Cumhuriyet mitinglerinden Gezi olaylarına, 17-25 Aralık girişiminden 15 Temmuz darbe teşebbüsüne kadar milletimizin iradesine kasteden tüm saldırıları hamdolsun birlikte beraberce dayanışma halinde püskürttük. Hak ve özgürlüklerden ekonomideki rekorlara kadar tüm başarılarımızın arkasında hükûmetimizin azmi yanında MÜSİAD gibi kuruluşlarımızın da emeği bulunuyor. Türkiye son yıllarda maruz kaldığı onca operasyona rağmen hamdolsun birlik ve beraberlik içinde özellikle kaderine doğru emin adımlarla ilerliyor."
Koronavirüs salgınının zorluklarının yanı sıra ülkenin önünde yeni fırsat pencerelerinin de açılmasına vesile olduğunu gördüklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek geçen seneye ait büyüme rakamları gerek 2021 yılına ait rekor ihracat rakamlarının bu gerçeği açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.
“DAHA BÜYÜK HEDEFLERİN PEŞİNDE KOŞUYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Büyüme ve ihracat gibi alanlardaki rekorlara ilave olarak istihdamımız salgın öncesine göre 2,7 milyon artmıştır ve bu çok büyük bir başarıdır. Tüm dünyanın ekonomik manevralarını istihdam krizinin önüne geçmek için yaptıkları bir dönemde biz daha büyük hedeflerin peşinde koşuyoruz. Onun için bu dört önemli başlık sürekli olarak bizim gündemimizde. O da nedir? Yatırım, istihdam, ihracat, üretim. Tabii bütün bunları getirip dayadığımız yer, yine iki önemli altyapıdır. Bu da istikrardır, güvendir. Yani bunları hiçbir zaman kaybetmeden yolumuza devam etmemiz lazım. Türkiye ekonomi modeliyle önceliğimiz bu söylediğim dört başlığı, cari fazla yoluyla ülkemizi büyütmek, böylece ülkemizi dünyanın ana üretim merkezlerinden biri hâline getirmektir. Bu amaçla başta iş dünyamız olmak üzere toplumumuzun tüm kesimlerine gereken her türlü desteği sunuyoruz, sunacağız."
"TÜRKİYE'NİN YÜKSELİŞİNİ KİMSE ENGELLEYEMEYECEK"
20 Aralık'ta açıkladıkları tedbir paketiyle "döviz kuru üzerindeki köpüğü aldıklarını" anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ardından asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar her alanda insanımızın hayat standardını koruyacak adımlar attık. Kurun istikrar kazanmasıyla birlikte piyasalarda bir daha dengesiz döviz talebinden kaynaklı aşırı dalgalanmaların yaşanmayacağını da düşünüyoruz. Tıpkı döviz kuru gibi enflasyonun üzerindeki köpüğü de kısa bir sürede alarak bu hususta da ülkemizi sahil-i selamete ulaştırmayı arzu ediyoruz. Bu süreçte sizlerden beklentimiz, siyasetteki tek sermayesi millete umutsuzluk aşılamak olan felaket tellallarına prim vermeden çalışmanız, üretmeniz, ihraç etmeniz ve yatırımlarınızı artırmanızdır. Bunu başardığınızda Allah'ın izniyle Türkiye'nin yükselişini kimse engelleyemeyecek. Hedeflerimize ulaşmamıza kimse mani olamayacaktır."
Ziyaretleri için MÜSİAD heyetine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin" dedi.

Devamını Oku
“İstihdamımız salgın öncesine göre 2,7 milyon artmıştır”

ALMAN ŞEF JAN SCHUMACHER TÜRKİYE’DE

Bu sene 6’ncısı gerçekleşecek Walter Strauss Koro Şefliği Masterclass’ı, 23 Ocak Pazar günü Tarihi CSO Konser Salonu’nda başlıyor.

ALMAN ŞEF JAN SCHUMACHER TÜRKİYE’DE

“Rusya ve Ukrayna arasında bir barışın hâkim olmasına biz ara bulucu olabiliriz”


Basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna gerilimi hakkında, “Rusya ve Ukrayna arasında bir barışın olmasına, bir barışın özellikle hâkim olmasına biz ara bulucu olabiliriz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Üsküdar’daki Büyük Çamlıca Camisi’nde cuma namazını kıldıktan sonra cami içerisinde yapımı devam eden İslam Medeniyetleri Müzesi’ni gezdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretinin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.
RUSYA-UKRAYNA GERİLİMİ
Bir gazetecinin Rusya-Ukrayna gerilimine ilişkin sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha önce de açıkladığım gibi bir defa Rusya ile Ukrayna arasında bölgede sınır ihlalinden tutunuz, herhangi bir işgale yönelik bir gelişmenin olması veya bir savaş çıkması, bölgenin huzuru için çok ciddi bir ihlal doğurur. Bu, bölgeyi ciddi manada rahatsız edeceği gibi bugün 40 milyona yakın bir nüfusu olan Ukrayna ile Rusya’nın zaten durumu ortada, bu kadar büyük bir nüfusa hâkim, bir de öbür taraftan da Rusya’nın alan olarak bölgenin en büyük ülkesi, en büyük devleti, gücü olarak en güçlü devleti. Burada bir huzursuzluğun doğmasını Türkiye olarak bizler kabul etmiyoruz” diye konuştu.
Rusya ile ilişkilerin “güzel bir şekilde devam ettiğini” dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Tarihinde olmayan bir sulh içinde, barış içinde Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri var. Bu, siyasi bazda, askerî bazda, ekonomik, kültürel bütün bu konularda Rusya-Türkiye ilişkileri gelişerek devam ediyor. Ukrayna ile yine aynı şekilde siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, bu alanlarda, bu konularda ilişkilerimiz gayet iyi. Bu olumlu gelişmelerin, biz Rusya-Ukrayna arasında olumsuzluğa dönüşmesini kabullenemiyoruz. Dolayısıyla Rusya ve Ukrayna arasında bir barışın olmasına, bir barışın özellikle hâkim olmasına biz ara bulucu olabiliriz, bu konuda üzerimize düşen görev ne ise bu görevi yapmaya hazır olduğumuzu daha önce de gerek Sayın Vladimir Zelenskiy’e gerek Sayın Vladimir Putin’e de ifade etmiştim. Şimdi önümde bir Ukrayna ziyareti var. Bu arada belki Sayın Putin ile ama telefonla ama belki bir Moskova ziyareti olabilir, bütün bunlarla beraber biz bölgede barışın egemen olmasını, hâkim olmasını istiyoruz. Bunun için de üzerimize ne düşerse bunu yapmaya hazırız.”
OMİCRON VARYANTI KAYNAKLI VAKA ARTIŞLARI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada ve Türkiye’de Omicron varyantı kaynaklı Kovid-19 vakalarında yaşanan artışın hatırlatılması ve “Önümüzdeki döneme ilişkin tedbir düşünüyor musunuz? Aşılama çalışmalarında istenilen seviyede ilerleme sağlanıyor mu?" sorusu üzerine, şunları söyledi: “Şu anda bir defa aslında Omicron daha da olumlu istikamette gelişmelere bir yerde vesile oldu. Vaka sayılarında belki artış oluyor ama olumlu istikamette geçiş de hızlı oluyor. Hemen yanı başınızda Sağlık Bakanım da var ama hastanelerimizde şu anda herhangi bir sıkıntımız yok. Hastanelerde bir defa durum pozitif, vaka olarak söylemiyorum. Şu anda gelişmeler de olumlu. Bu da tabii şunu gösteriyor: Yani şu sıkıntılı dönemlerde hastane inşaatlarımızın ne kadar hızlı gittiği ve bu hastane inşaatlarımız sebebiyle de gerek şehir hastanelerimiz gerekse diğer hastanelerimizin inşası Türkiye genelinde -dikkat edilirse- hızla gerçekleşti ve şu anda hastanelerimizde doluluk oranı da öyle anlatıldığı, zannedildiği gibi değil. Böyle bir durumdayız. Dolayısıyla buradan da endişemiz yok.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın konusunda her geçen gün daha iyiye gidildiğini belirterek vatandaşlardan maske, mesafe ve temizlik kuralına uymalarını istedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ondan sonra ‘Niye böyle oldu?’ dememek lazım. Biz bundan dolayı da tabii üzüntülüyüz. Elimizden gelen tüm tedbirleri alıyoruz, almaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

Devamını Oku
“Rusya ve Ukrayna arasında bir barışın hâkim olmasına biz ara bulucu olabiliriz”

BAKAN ÖZER, ÖĞRENCİLERE YARIYIL KARNELERİNİ DAĞITTI

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Ankara Valisi Vasip Şahin ile Altındağ'daki Kavaklı İlkokulunda düzenlenen karne dağıtım törenine katıldı. Öğrencilerle sohbet eden ve hayallerindeki meslekleri soran Özer, tüm öğrencilere yarıyıl tatilinde mutlaka bir kitap okumaları tavsiyesinde bulundu. Bakan Özer, öğretmenler odasında öğretmenlerle bir araya gelerek sohbet etti. Burada öğretmenlerin taleplerini dinleyen Özer, "Öğretmenlerimiz, her şeyin en iyisine layık, daha iyi şartlarda çalışabilmeleri için var gücümüzle gayret göstereceğiz." ifadesini kullandı.
 
"Öğrencilerimizin maske, mesafe ve hijyene riayet etmelerinin katkısı büyük"
Bakan Özer, karne dağıtım töreninin ardından okul bahçesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Okullarda 6 Eylül'de başlayan eğitim öğretime bugün itibarıyla iki haftalık ara verileceğini anımsatan Özer, "1,5 yıl aradan sonra kararlı bir şekilde, hiçbir kesintiye uğramadan 81 ilde haftada 5 gün yüz yüze eğitime devam edebilmekten dolayı büyük mutluluk duyuyoruz." dedi.
Tüm öğrencileri kutlayan Özer, "Öğrencilerimizin maske, mesafe ve hijyene riayet etmelerinin, 850 bin dersliğimizden kapanan sınıfların 5 ay boyunca yüzde 1'in altında gerçekleşmesine çok büyük katkısı oldu. Bu nedenle bugün dağıtılan karnelerde bazı öğrencilerimizin zayıf notları olsa da biz tüm öğrencilerimizi başarılı buluyoruz." şeklinde konuştu.
 
"Sürecin en büyük kahramanları öğretmenlerimiz"
Bu sürecin en büyük kahramanlarının öğretmenler olduğunu vurgulayan Özer, "Öğretmenlerimiz kararlı bir şekilde 5 ay yüz yüze eğitime devam edebilmek için çok büyük fedakarlık gösterdiler. Her gün maskelerle ders anlatabilmek kolay bir şey değil." değerlendirmesinde bulundu.
 
Özer, öğretmenlerin aşılanma oranlarının hem toplumun hem de Kıta Avrupası ve farklı ülkelerde haftada 5 gün yüz yüze eğitime devam eden öğretmenlerin aşılanma oranlarının üzerinde olduğuna dikkati çekti.
 
Bakan Özer, "Öğretmenlerimize hem bu süreçte maskelerle ders anlatma fedakarlıklarından, emeklerinden dolayı hem okullarda kuralların uygulanmasına göstermiş oldukları titizlikten dolayı hem de aşılanma konusunda salgınla mücadelede sergiledikleri örnek davranıştan dolayı şahsım ve Millî Eğitim Bakanlığı adına şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.
Özer, sürecin sağlıklı ilerletilmesi konusunda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulu'na da teşekkürlerini iletti.
 
18 milyon öğrenciye tatilde "en az bir kitap okuyun" çağrısı
Öğretmenlerden iki haftalık yarıyıl tatilinde öğrencilere ödev verilmemesi yönünde bir ricada bulunduklarını anımsatan Özer, "Öğretmenlerimiz öğrencilerimize yarıyıl tatilinde ödev vermediler. Ama ben öğrencilerimize bir ödev veriyorum, 18 milyon öğrencimizin iki haftalık yarıyıl tatilinde en az bir kitap okumalarını istiyorum." dedi.
 
Toplumda kitap okuma kültürünün geliştirilmesi amacıyla tüm okullara kütüphane yaptırıldığını anlatan Özer, "İki ay gibi kısa bir sürede 16 bin 361 kütüphanesi olmayan okula, kütüphane yaptık. Tüm kütüphanelerdeki kitap sayısını da 28 milyondan 42 milyona çıkardık. 2022 yılı içerisinde de bu kitap sayımızı, sadece kitap olarak değil dijital olarak da, 100 milyonun üzerine çıkartmayı hedefliyoruz." bilgisini paylaştı.
Özer, tüm öğrenciler ve öğretmenlere iyi bir tatil geçirmelerini diledi.
 
Yarıyıl tatili uzatılmayacak
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, bir basın mensubunun iki haftalık yarıyıl tatilinin uzatılacağı iddialarına ilişkin sorusu üzerine şunları kaydetti:
"Biz bu süreçte bir elektronik takip sistemi oluşturduk, buradaki bilimsel verilere bakarak konuşuyoruz. Şu an için yarıyıl tatilini uzatmamızı gerektirecek herhangi bir durum söz konusu değildir. Dolayısıyla hiçbir sıkıntı olmadan, ikinci döneme kaldığımız yerden aynı kararlılıkla, yüz yüze eğitime devam etmek için 7 Şubat'ta okullarımızı açacağız."

Devamını Oku

“Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ilişkilerimiz, çok boyutlu dış politikamızın temel sütunlarından birini teşkil ediyor”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ilişkilerimiz, çok boyutlu dış politikamızın temel sütunlarından birini teşkil ediyor. 15 sene önce bölgede yalnızca altı olan diplomatik misyon sayımız bugün 17’ye yükselmiş durumdadır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve El Salvador Cumhurbaşkanı Nayib Bukele’nin Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından anlaşmaların imza törenine geçildi. İmzaların atılmasının ardından iki lider ortak basın toplantısı düzenledi.
El Salvador Cumhurbaşkanı Bukele’nin, El Salvador’dan Türkiye’ye Devlet Başkanı düzeyinde yaptığı bu ilk resmî ziyaretinden memnuniyet duyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tarihî ziyaretin, Türkiye-El Salvador ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası olacağına inanıyorum. Sayın Başkan’ın liderliğinde El Salvador’un son dönemde dış politikada ufkunu genişletme yönünde attığı adımları biz de yakından takip ediyoruz. Değerli dostumun bugünkü ziyaretini, ezber bozan nitelikteki bu politikalarının bir yansıması olarak görüyorum. Kendilerine bir kez de sizlerin huzurunda ‘hoş geldiniz’ diyorum.”

“Aile kökleri Filistin’e dayanan ve ülkesinde ‘El Turco’ olarak tanınan Sayın Bukele’nin ülkemizi ziyareti bizler için ayrı bir anlam taşıyor” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esasen kendisinin göreve gelmesinin ardından ilişkilerimizde ciddi bir ivme yakaladık. Geçtiğimiz yıl faaliyete geçen El Salvador’un Ankara Büyükelçiliği’nin resmî açılışı bugün Dışişleri Bakanlarımız tarafından yapıldı. İnşallah biz de San Salvador Büyükelçiliğimizi en kısa sürede hizmete açacağız” dedi.
“EKONOMİK VE TİCARİ İLİŞKİLERİMİZ SALGINA RAĞMEN SON DÖNEMDE CİDDİ SIÇRAMA YAŞADI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz salgına rağmen son dönemde ciddi sıçrama yaşadı. 2020 yılında 27 milyon doları aşan ticaret hacmimiz, geçtiğimiz sene 50 milyon dolara yaklaştı. Yüzde 80 civarındaki bu artış esasen potansiyelimizin ne kadar büyük olduğunun göstergesidir. Dolayısıyla, bu rakamı ilk etapta 100 milyon dolara, önümüzdeki beş yıllık sürede de inşallah 500 milyon dolara çıkaralım istiyoruz. Bugün imzaladığımız Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması bu bakımdan önemli bir araç teşkil edecektir” açıklamasında bulundu.
Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi ile Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmalarının müzakerelerini de en kısa sürede tamamlayacaklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sayın Başkan’ın El Salvador’u bölgesinin lojistik merkezi hâline dönüştürme vizyonunu biz de destekliyoruz. Bu amaçla hayata geçirmeyi planladığı tüm yatırımlarda Türk firmalarının altyapıda, üst yapıda gerekli desteği vermeye hazır olduğunu da yine kendilerine ifade ettim. El Salvador’un kalkınma projelerine desteğimizin devam edeceğini vurguladım. TİKA, geçen yıl salgın döneminde El Salvador’daki bir çocuk hastanesine malzeme ve ultrason cihazı gibi teknik ekipman yardımında bulunmuştu. Kurumumuz, El Salvador makamlarının öncelikleri doğrultusunda sağlıktan eğitime ve tarıma kadar birçok alanda desteğini sürdürecektir.”
Görüşmelerinde, Orta Amerika özelinde, bölgesel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ilişkilerimiz, çok boyutlu dış politikamızın temel sütunlarından birini teşkil ediyor. 15 sene önce bölgede yalnızca altı olan diplomatik misyon sayımız bugün 17’ye yükselmiş durumdadır. Bu vesileyle El Salvador’un birçok Orta Amerika ülkesiyle birlikte geçen yıl kutladığı 200. bağımsızlık yıl dönümünü bir kez daha gönülden tebrik ediyorum. Yarın İstanbul’da El Salvador dâhil bölge ülkeleriyle ilişkilerimizin tarihine ışık tutacak önemli bir sergiyi açacağız. Türkiye-El Salvador arasındaki dostane ilişkilerin ve iş birliğinin gelişimine büyük katkı sağlayan Sayın Bukele’ye tekrar teşekkür ediyorum. Toplantılarımızda aldığımız kararların ve imzaladığımız anlaşmaların hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

Devamını Oku
“Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ilişkilerimiz, çok boyutlu dış politikamızın temel sütunlarından birini teşkil ediyor”

TBMM GENEL KURULU

Genel Kurul'da HDP Muş Milletvekili Şevin Coşkun, "Muş ilinin sorunları", AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, "Azerbaycan'ın 20 Ocak 1990 Hüzün Günü", AK Parti Zonguldak Milletvekili Hamdi Uçar, "İlk yerli cep uydusunun uzaya gönderilmesi" ile ilgili gündem dışı konuşma yaptı.
HDP Muş Milletvekili Coşkun, Muş'ta sağlık alanında büyük sorunlar yaşandığını savunarak, hastanelerde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hizmeti verilmediğini iddia etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Ayrım, 20 Ocak 1990'da Azerbaycan'da yaşanan ve "Kara Ocak" olarak bilinen katliama ilişkin, "Kara Yanvar, bizim de kara günümüzdür." dedi. Azerbaycan'ın bağımsızlık ve istiklal yolunda dönüm noktalarından önemli bir tarih olduğunu vurgulayan Ayrım, bu haksız işgalin, Azerbaycan halkının bağımsızlık ruhunu asla yok etmediğini, bağımsızlık yolundan geri adım atmayacaklarını tüm dünyaya gösterdiğini söyledi.
Karabağ'da ve 20 Yanvar'da şehit olanları rahmetle andığını ifade eden Ayrım, "Türkiye'nin gücü, Azerbaycan'ın gücüdür. Azerbaycan'ın gücü de Türkiye'nin gücüdür." diye konuştu.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Uçar, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Mühendislik Fakültesi öğrencilerinden oluşan Grizu-263A Uzay Takımı tarafından tasarlanan Türkiye'nin ilk cep uydusu Grizu-263A'nın ABD'nin Florida eyaletinde bulunan Cape Canaveral Üssü'nden uzaya fırlatıldığını hatırlatarak, "1992'de Kozlu grizu patlamasında yitirdiğimiz 263 maden şehidimizin anısını yaşatmak için takımın adı 'Grizu-263 Uzay Takımı' olarak belirlenmişti. Maden şehitlerimizin ruhu şad olsun, Grizu-263'ün yolu açık olsun." ifadesini kullandı.
AK Parti Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya, Massachusetts Institute of Technology'de (MIT) fizik profesörü olan ABD'li Max Tegmark'ın açıklamalarına tepki göstererek, "Kendini bilmez bir yabancı bir akademisyen, Selçuk Bayraktar'a eğitim vermekten utanç duyduklarını ifade etmiş. Öncelikle şunu iyi bilmeliler; sizin utanmanız gereken geçmişte yaptığınız soykırım ve katliamlardır. Türk SİHA ve İHA'ları ile birlikte Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı kullanarak 'Katil robotlar gerçek oluyor' başlığı atarak bu lobi çalışmalarına öncülük etmek ise çaresizliğinizin göstergesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Devamını Oku

“Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek, programımızdaki işlerin takibini yapmak, yeni projeler geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.
Geçtiğimiz haftaya organize sanayi bölgelerimizde kurulan mesleki eğitim merkezlerinin ortak açılış töreni ile başlamıştık. En büyük zararı 28 Şubat’ın verdiği mesleki eğitim sistemimizi yeniden ayağa kaldırma çabalarımızın bu en son ve en verimli adımıyla ülkemizin önemli bir meselesini daha hâl yoluna koyduğumuza inanıyorum.
Hem işverenlerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli personel ihtiyacını karşılayacak, hem gençlerimizin donanımlı bir şekilde hayata atılmalarını ve geleceklerini görebilmelerini sağlayacak yeni mesleki eğitim merkezleri modelimizin bir kez daha ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN İNŞASI HEDEFİNİ KARALAMAYA ÇALIŞANLARIN MAHCUBİYETLERİNİ HEP BERABER GÖRECEĞİZ”
Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyüyerek dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmesini hedeflediğimiz bir dönemde böyle bir projenin gerçekleştirilmiş olması ayrıca önemlidir. Nitekim bu törende bir araya geldiğimiz sanayicilerimizin hedeflerimize ulaşma konusundaki inancına ve gayretine bizzat şahit olduk. İnşallah önümüzdeki yıl bu zamanlar bambaşka bir Türkiye fotoğrafıyla milletimizin huzuruna çıkacağız. İşte o zaman kimi inanmadığı, kimi istemediği için ülkemizin takip ettiği büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası hedefini karalamaya çalışanların mahcubiyetlerini hep beraber göreceğiz.
Yine geçtiğimiz hafta iştirak etmekten memnuniyet duyduğumuz bir diğer önemli program, Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri Ödül Töreniydi. Türkiye, Birleşmiş Milletler’e bağlı UNESCO tarafından hazırlanan somut olmayan kültürel miras listesine en çok değer kaydettiren ülkeler arasında yer almaktadır. Yaşayan İnsan Hazineleri Ödüllerimiz, Anadolu’nun bereketli kültür mirasının dünyaya tanıtılması bakımından önemli bir envanter çalışmasıdır. Bu kapsamda 2021 yılı için belirlenen 21 sanatçımız ile mehteran birliğimize, marifet sahiplerine hak teslimi olarak gördüğümüz ödüllerini takdim ettik.
Çarşamba günü yaptığımız Savunma Sanayi İcra Komitesi Toplantısında mevcut projeleri gözden geçirme yanında, önümüzdeki dönemde öncelik vereceğimiz hususları değerlendirdik ve karara bağladık.
Perşembe günü Avrupa Birliği büyükelçileriyle bir araya gelerek ülkemizle birlik arasındaki ilişkilerin geçmişten bugüne muhasebesini yaparak tıkanan noktaları ve çözüm yollarını kendileriyle paylaştık.
Cuma günü ülkemizin ilk istihbarat gemisi Ufuk’un hizmete girme töreni vesilesiyle bu alandaki gücümüzü ve kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyduk.
Cumartesi günü Aydın’da gerçekten çok güzel bir dizi programa katıldık. Söke’de toplamda bir milyar dolarlık bir proje olan KİPAŞ Kâğıt Fabrikasının 550 milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçirilen ilk etabını hizmete açtık. Bu fabrika ithalatımızı azaltarak ve ihracatımızı artırarak ülkemiz cari dengesine yılda 450 milyon dolarlık olumlu katkıda bulunacaktır.
Aydın’da toplu açılış töreni vesilesiyle hem oradaki kardeşlerimizle hasret giderdik, hem de kendileriyle samimi bir hasbihal yaptık. On binlerin katıldığı bu törende coşku, heyecan tamamıyla oraya hâkimdi.
Aynı günün akşamı rahmetli Menderes’in hayatının son günlerinde Çine Çayı’nın kenarında oturup söğüt ağaçlarının altında serinliğinin saadetini tatmak istediği yerde inşa edilen Adnan Menderes Müzesi’nin açılışını gerçekleştirdik. Müzede Menderes ailesi, gençlerimiz ve diğer katılımcıların iştirakiyle yaptığımız ufuk açıcı demokrasi sohbeti de hem geçmişin hatırlanmasına, hem geleceğimize umutla bakmamıza vesile oldu.
Özellikle de bu vesileyle Aydın’daki programımıza çizdikleri güzel resimleri, “Seni çok seviyorum Tayyip Amca” notuyla bize ileten Hatice ve Nisa evlatlarımıza da selamlarımı iletiyorum.
“522 KONUTUN TESLİM TÖRENİNDE ARNAVUT KARDEŞLERİMİZLE BİR ARAYA GELDİK”
Önceki gün Arnavutluk’a hem açılış törenleri, hem resim görüşmeler vesilesiyle bir ziyaret gerçekleştirdik. Öncelikle Laç şehrinde 2019 depreminin yol açtığı yıkımın telafisi için TOKİ’miz vasıtasıyla inşa ettirdiğimiz 522 konutun teslim töreninde Arnavut kardeşlerimizle bir araya geldik. Ardından Başbakan Sayın Edi Rama ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerimizi gerçekleştirerek farklı alanlarda yedi anlaşma imzaladık. Daha sonra Arnavutluk Meclisi’nde milletvekillerine hitap etme imkânı bulduk. Son olarak da Tiran’da restorasyonu TİKA tarafından yapılan Osmanlı döneminde inşa edilen en önemli eserlerden biri ve günümüze ulaşan tek yer olan Ethem Bey Camiinin açılış törenine katıldık. Arnavutluk’a ayak basışımızdan ayrılışımıza kadar bize ve heyetimize gösterilen teveccüh, Balkan coğrafyasındaki kardeşlerimizle aramızdaki gönül bağının gücünü göstermeye tek başına yeterlidir. Ayrıca, yine Tiran’da yapılan tarafımızdan şu anda bitmek üzere olan muhteşem caminin ki yaklaşık 3 bin 250 cemaat kapasiteli caminin son şu anda çalışmalarını yerinde bir görelim dedik ve yerinde arkadaşlarımızla beraber camiyi bir gezdik. İnşallah yetişebilirse Ramazan sonuna kadar caminin bitişini gerçekleştireceğiz ve ondan sonra da açılışını inşallah Tiran’da yapacağız.
Dün de yine Balkanlar’dan önemli bir misafirimizi, Sırbistan Cumhurbaşkanı Sayın Vucic’i ağırladık. Kendisiyle Bosna Hersek’teki son gelişmeler başta olmak üzere bölgeye ve ülkelerimizin ikili ilişkilerine dair kapsamlı fikir alışverişinde bulunduk.
“MUHTARLAR BULUŞMAMIZ YİNE COŞKULU VE SAMİMİ BİR ATMOSFERDE GEÇTİ”
Bugün ise Kabine toplantımızın özellikle öncesinde ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızla bir araya geldik. Yaklaşık bin 500 civarında muhtarımızın da katıldığı yemekli sohbet toplantısını kendileriyle gerçekleştirdik. Koronavirüs salgını sebebiyle ara verdiğimiz muhtarlar buluşmalarımızın bu ilk toplantısı her zamanki gibi yine coşkulu ve samimi bir atmosferde geçti.
Tabi bu programların yanında hemen her gün kabine üyelerimizle ve kurumlarımızın yöneticileriyle çok sayıda dar kapsamlı görüşmeler yaparak ülkemizin ve milletimizin gündemindeki konularla ilgili istişarelerde bulunduk, kararlar aldık. Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek, programımızdaki işlerin takibini yapmak, yeni projeler geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz.
Dünyanın yakın tarihin en büyük sağlık ve ekonomik krizini yaşadığı bir dönemde hem ülkemizi bu fırtınadan sâhil-i selâmete çıkartmak, hem önümüze gelen fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek için daha çok çalışacağız. İstikrar ve güven iklimini güçlendirerek, programlarımızı kararlılıkla uygulayarak, ekonomideki hedeflerimize ulaşmamızı engellemek isteyenlere aradıkları ortamı vermeyeceğiz. Bu ülkenin boş teneke gürültüsünden öte anlamı olmayan, insanımızın önüne herhangi bir vizyon ve umut koymayan polemiklerle, kavgalarla, itiş-kakışlarla kaybedecek vaktinin ve enerjisinin olmadığı bilinciyle yolumuza devam edeceğiz.
“İÇ SARSINTILAR VE DIŞ BASKILARLA YERLE YEKSAN OLAN TÜRKİYE FOTOĞRAFI HAMDOLSUN ARTIK GERİDE KALMIŞTIR”
Aziz milletim, Türkiye geçtiğimiz 20 yılda kurduğu güçlü altyapı üzerinde küresel sınamalara hiç olmadığı kadar hazırlıklı girdiği bir dönemden geçmektedir. Bugünün Türkiye’si ne 1970’li yılların, ne de 1994 ve 2001 krizlerinin kırılganlığıyla maluldür. Siyasetinden ekonomisine kadar tüm unsurlarıyla küçük iç sarsıntılar ve dış baskılarla yerle yeksan olan Türkiye fotoğrafı hamdolsun artık geride kalmıştır. Ülkemizin Gezi olaylarından beri yaşadığı her hadise bu gerçeği bize tekrar tekrar göstermiştir. Milletimizin birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin gücü devletimizin altyapısı ve makro dengeleriyle geldiği seviyenin desteği sayesinde kendi hedeflerimizden kopmadan yolumuza devam edebiliyoruz. Bunun son örneğine geçtiğimiz aylarda yaşadığımız ekonomimizin gerçekleriyle uyumlu olmayan, daha ziyade belli kesimlerin oluşturduğu suni bir panik hâlinin etkisiyle ortaya çıkan döviz kuru dalgalanmasında hep birlikte şahit olduğumuz konudur. Kendi içerisinde dinmesini beklediğimiz bu dengesizlik hâli devam edince, serbest piyasa ekonomisi kuralları çerçevesinde 20 Aralık’ta açıkladığımız bir tedbir paketiyle panik havasını dağıtmak mecburiyetinde kaldık. Her şey bitip kur yeniden dengeye oturduğunda görüldü ki aslında ortaya böyle bir sert çıkış yaşanmasını gerektirecek hiçbir sebep, hiçbir tehdit, hiçbir tehlike mevcut değildir.
“ŞU ANA KADAR 163 MİLYAR LİRALIK MEVDUAT, KUR KORUMALI SİSTEME GEÇMİŞTİR”
Açıkladığımız tedbir paketindeki unsurlardan biri olan kur korumalı Türk Lirası mevduatına bireylerin ve yatırımcıların ciddi ilgi gösterdiğini görüyoruz. Şu ana kadar 163 milyar liralık mevduat, kur korumalı sisteme geçmiştir. Katılım finans kuruluşlarını da sisteme dâhil ederek bu imkânın cazibesini artırdık. Döviz ve altın cinsi hesaplardan bu mevduata dönüşleri zorunlu karşılıktan muaf tuttuk. Tüzel kişilerin döviz ve altın hesaplarından bu sisteme geçişini teşvik etmek için stopaj oranını sıfırladık. Türk Lirası hesaplarına Hazine desteğinin hukuki altyapısını oluşturacak kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmektedir.
Merkez Bankamız da dış ticaret firmalarına Türk Lirası vadeli döviz satım ihaleleri düzenleyerek kendi paramızın istikrarına katkıda bulunuyor.
Devlet iç borçlanma senetlerine olan talebi artırmak için burada da stopajları sıfıra indirdik. Aynı şekilde temettü gelirlerine uygulanan stopajı 5 puanlık indirimle yüzde 10’na çektik.
Yastık altı altınları ekonomiye kazandırmaya yönelik çalışmalarımız sürüyor. Bu çerçevede hurda altın değerleme sisteminin işlerliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamak için milyem değerlerinde değişiklik yaptık. Bankaların, darphanenin ve altın rafinerilerinin içinde yer aldığı bir mekanizmayla vatandaşlarımızın altınlarını sisteme sokmalarını temin edeceğiz. İsteyen vatandaşlarımız bu sisteme verdikleri altınlarını veya darphane altını bazında açtıkları hesaplarındaki birikimlerini fiziki altın olarak alabilmelerini de sağlayacağız. Hazine ve Maliye Bakanlığımız altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası ihracını farklı alternatiflerle sürdürüyor.
Tutarı 250 milyar lirayı, katılımcı sayısı 13,2 milyon kişiyi bulan bireysel emeklilik sistemindeki devlet katkısını yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkartan kanun teklifi de Meclis Genel Kurulu’ndadır.
“YATIRIMCILARIMIZA TÜRK LİRASI BAZLI YENİ ALTERNATİFLER SUNUYORUZ”
Girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişimci sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kazançları Kurumlar Vergisinden istisna tutuyoruz. Bunun yanında çeşitli fonlardan elde edilen kar paylarının iştirak kazançlarını da bu kapsama alıyoruz.
Kamu iktisadi teşebbüslerinden elde edilen ve bütçeye aktarılan gelir paylarına endeksli kamu borçlanma senetleri çıkartarak yatırımcılarımıza Türk Lirası bazlı yeni alternatifler sunuyoruz. Kamu bankalarının kredilerinin belli bir oranını her yıl önceden ilan edilecek sektörlere şeffaf bir şekilde kullandırmalarını temin ediyoruz.
Kredi Garanti Fonu desteğiyle istihdamı koruma ve geliştirme öncelikli işletme ve yatırım kredileri vermeye yönelik paketin hazırlığı da bitmek üzeredir. Finansal istikrar ve güveni temin için sermaye artırımlarını teşvik ettiğimiz bankaların kredi tahsisi ve izlemesini uluslararası standartlara uygun sistemlerle yapabilmelerini sağlayacak bir altyapı kurduk. Böylece proje odaklı bankacılığı yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz.
İhracat ve imalat sektörlerindeki sanayi şirketlerinin Kurumlar Vergilerini 1 puan indiren düzenleme de Meclis’te görüşülmektedir. Katma Değer Vergisinde etkinliği, adaleti ve basitleştirmeyi sağlayacak çalışma tüm taraflarla görüşülerek hazırlanıyor. Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Finansal İstikrar Komitesi ve Fiyat İstikrarı Komitesi gibi yapıları etkin şekilde çalıştırıyoruz.
Aziz milletim; Türkiye ekonomi modeli çerçevesinde hazırlıklarını sürdürdüğümüz çalışmaları ilgili taraflarla beraber olgunlaştırarak kamuoyuyla paylaşmayı ve hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Ülkemizin bir daha geçtiğimiz aylardakine benzer dalgalanmalar yaşamaması için gereken her türlü tedbiri alıyoruz. Kendi ülkesinin ve ekonomisinin felaketi pahasına açgözlülük yapanlara hareket alanı bırakmamakta kararlıyız. Kısır hesaplarla hareket ederek içinden geçtiği kritik süreçte ülkemize zarar verenleri, kusura bakmasınlar, affetmeyeceğiz.
“İNŞALLAH BU EKONOMİ PROGRAMIMIZI DA BAŞARIYA ULAŞTIRACAĞIZ”
Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda sabrıyla, fedakârlığıyla, gayretiyle, emeğiyle, üretimiyle, dirayetiyle bize destek veren her bir vatandaşıma şükranlarımı sunuyorum. Nice büyük mücadelelerden alnının akıyla çıkan, nice aşılmaz gözüken engelleri geride bırakan, nice olmaz denilenleri gerçekleştiren bir millet olarak inşallah bu ekonomi programımızı da başarıya ulaştıracağız.
Türkiye’yi çift paralı bir ülke olmaktan çıkartarak dış ticaretle iştigal edenler dışında herkesin işini de, tasarrufunu da Türk Lirası ile yaptığı bir yer hâline getirmek için herkesten destek istiyoruz. Ülkemizde döviz mevduat hesapları hâlâ oldukça yüksek seviyelerdedir. Vatandaşlarımızı, kurumlarımızı, yatırımcılarımızı sağladığımız imkânlardan faydalanarak dövizden kendi paramıza ve kendi paramızla yürütülen finansal enstrümanlara geçmeye davet ediyoruz. Hükûmet olarak devletimizin tüm kaynaklarını milletimizin emrine tahsis ettiğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
Geçtiğimiz yıl sadece milletimize daha uygun fiyatlarla doğal gaz, elektrik ve akaryakıt vermek için yaptığımız fedakârlığın tutarı 165 milyar liradır. Bu tutarın bütçenin neredeyse onda biri kadar olduğunu hatırlatmak istiyorum. Yılbaşından itibaren bu ürünlerin fiyatlarında yaşanan artışlar da mümkün olabilecek en alt seviyede yapılmıştır. Bir başka ifadeyle, devlet bu alanlarda fedakârlık yapmayı sürdürmektedir. Yanı başımızdaki Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyayı takip eden herkes bu gerçeği teslim edecektir. Üstelik tüm bunları salgından, tabii afetlere kadar yaşadığımız nice badireye rağmen başardık.
Aynı şekilde asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar çalışanlarımızın gelirlerinde yaptığımız artışları da bütçe imkânlarını sonuna kadar zorlayarak gerçekleştirdik. Amacımız; ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyütmek, böylece ortaya çıkacak artı değeri tekrar insanlarımızın hizmetine vermektir.
Dünyadaki değişimlerin, ekonomide de yeni yaklaşımları, yeni çözümleri, yeni politikaları, yeni uygulamaları gerektirdiği gerçeğini ilk gören ülkelerden biriyiz. Türkiye’nin izlediği bu yol şimdi pek çok ülke tarafından konuşulmakta, değerlendirilmekte, yavaş yavaş uygulanmaya başlanmaktadır. Bir asırlık, yarım asırlık çözümleri ülkemize tek hakikat, tek kurtuluş yolu olarak dayatanlar da elbette bir gün efsunlu uykularından uyanacaklardır. Biz o güne kadar inşallah ülkemizi her alanda olduğu gibi ekonomide de hak ettiği seviyeye getirmiş olacağız.
“SAĞLIK SİSTEMİMİZ SALGINLA MÜCADELE İÇİN GEREKLİ KAPASİTEYE SAHİPTİR”
Aziz milletim; dünya koronavirüs salgınının yeni dalgası altında sıkıntılı günler geçirmeyi sürdürüyor, Avrupa ve Amerika başta olmak üzere pek çok coğrafya Omicron varyantının etkisi altında kıvranıyor. Türkiye, salgının her safhasında olduğu gibi bu süreçte de hem vatandaşlarının sağlığını gözeten, hem günlük hayatın kendi akışında sürmesini temin eden bir yaklaşımla yoluna devam ediyor. Hamdolsun, sağlık sistemimiz hastane ve yoğun bakımından aşıya kadar salgınla mücadele için gereken her türlü ihtiyacı karşılamaya yetecek kapasiteye sahiptir.
Ülkemizin bilim insanlarının geliştirdiği ve yine ülkemizdeki tesislerde üretimine başlanan TURKOVAC aşımız sayesinde artık kendimize daha güvenle bakıyoruz. Aşı geliştirme ve üretimi konusunda devam eden çalışmalarımızda inşallah yakın gelecekte Türkiye bu alanda dünyanın önde gelen merkezlerinden biri hâline dönüşecektir.
Salgının yayılması, istihdam ve üretim tarafında şu ana kadar kayda değer bir soruna, kesintiye yol açmamıştır. ,
Eğitim-öğretim başta olmak üzere hiçbir alanda insanlarımızın mağduriyetine neden olacak bir açığa, aksaklığa, gereksiz kısıtlamaya meydan vermedik, vermeyeceğiz. Bu son dalganın koronavirüsü öncelikle tehdit olmaktan çıkartarak rutin salgınlar seviyesine geriletmesini umuyoruz. Vatandaşlarımızdan bu dönemde de temizlik, mesafe, maske kurallarına uymayı, aşılarını yaptırmayı veya tamamlamayı ihmal etmemelerini istiyoruz.
“60 YAŞ ÜZERİ VATANDAŞLARIMIZIN SAĞLIKLARI İÇİN HATIRLATMA DOZLARI ÖNEMLİDİR”
Bilhassa 60 yaş üzeri vatandaşlarımızın sağlıkları için hatırlatma dozları önemlidir. Yeni varyantta maske kullanımının etkin sonuçlar verdiği bilinmektedir. İnşallah bu badireyi de geride bıraktıktan sonra salgınla birlikte zorunlu olarak odak değiştiren sağlık sistemimizi vatandaşlarımıza daha etkin ve kalite hizmet sunacak şekilde geliştirmeye yöneleceğiz.
Ülkemizi geçtiğimiz 20 yılda şehir hastaneleri ve onları aratmayan devlet hastanelerimizle, özel kuruluşlarımızla dünyanın en üst düzeyde sağlık hizmeti veren kurumlarına kavuşturduk. Doktorlarımızla, hemşirelerimizle, destek personellerimizle sayıları artık bir milyon 200 bine ulaşan sağlıkçılarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Ecdadın, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi diyerek dünyada sağlıktan daha büyük mutluluk olmadığını ifade ettiği düsturla çalışmayı sürdüreceğiz.
Son dönemde vatandaşlarımızdan gelen serzenişleri biliyoruz, bunları da çözüm için gereken hazırlıkları yapıyoruz. Milletimiz müsterih olsun, geçtiğimiz 20 yılda olduğu gibi bugün de, yarın da bu ülkenin ve insanlarının çözülmedik hiçbir sorununu bırakmayacağız.
Aziz milletim; sözlerime son vermeden önce birkaç hususu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemizde 2021 yılında yaşanan yangın ve sel afetlerinde zarar gören vatandaşlarımıza 2090 iş yeri, 2338 araç ve muhtelif ev eşyası yardımı kapsamında toplam 354 milyon lira ödeme yapılmıştır.
Ayrıca, tarım ürünleri zarar gören vatandaşlarımıza da 133 milyon lira ödeme gerçekleştirilmiştir. Şimdi de tarım ürünleri zararlarının karşılanması konusundaki eksikleri tamamlamak için AFAD üzerinden 200 milyon liralık bir kaynak daha ayırıyoruz. Bu meblağ da en kısa sürede Antalya, Artvin, Aydın, Bartın, Kastamonu, Mersin, Muğla, Osmaniye, Rize, Sinop ve Van’daki hak sahiplerine dağıtılacaktır.
“AFGANİSTANLI KARDEŞLERİMİZİ YALNIZ BIRAKMAMAKTA KARARLIYIZ”
Öte yandan, kadim tarihî ve kültürel bağlarımızın bulunduğu Afganistan’da yaşanan sıkıntılara bigâne kaymıyoruz. Uzun yıllardır süren iç çatışmalar, dış yardımların kesilmesi, kuraklık ve sert hava şartları sebebiyle milyonlarca Afganlı kardeşimiz çok zor şartlarda hayata tutunma mücadelesi vermektedir. Ülkede 13 milyonu çocuk olmak üzere 19 milyona yakın kişinin acil gıda sıkıntısı olduğu bilinmektedir. Türkiye olarak bu zor dönemlerinde Afganistanlı kardeşlerimizi yalnız bırakmamakta kararlıyız. AFAD koordinasyonunda 10 sivil toplum kuruluşumuzun desteğiyle bu ülkeye 700 ton gıda, giyim, sağlık, malzeme olarak söylüyorum, acil ihtiyaç ürünleri taşıyan bir iyilik treni göndermeye hazırlanıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız ve vatandaşlarımız tarafından temin edilecek bu ihtiyaç maddeleri Devlet Demiryolları’mızın bir treniyle Afganistan’a ulaştırılacaktır. İmkânı olan vatandaşlarımızı bu iyilik trenine katkıda bulunmaya davet ediyoruz.
Diğer yandan, pancar üreticilerimize verilecek avans, kota tamamlama pirimi ve posa bedellerinde yüzde 100’e varan onlarda artış yaptık. Pancar alım fiyatını da kilogramda 42 kuruştan 80 kuruşa çıkardık, böylece pirim ve posa desteğiyle birlikte önümüzdeki dönem için üreticilerimize ton başına 875 liralık bir pancar bedeli ortaya çıkıyor. Hasat döneminde elbette bu rakamlar tekrar değerlendirilecektir. Çiftçilerimizin 2022 hasat dönemindeki üretimini desteklemek için imkânlarımızı seferber etmeyi sürdüreceğiz.
“DOĞAL GAZ DESTEĞİNDEN YAKLAŞIK 4 MİLYON HANE YARARLANACAK”
Bir başka konu, elektrik tüketim desteği programı kapsamında yapılan ödemelerdir. Bu kapsamda ülkemizde son 3 senede yıllık ortalama 2,1 milyon haneye toplamda 6,4 milyar lira kaynak tahsis edilmiştir. Elektrik desteği programının kapsamını kronik hastalığı sebebiyle cihaz kullanan, maddi imkânı yetersiz vatandaşlarımızın elektriğe erişiminde sıkıntı yaşamalarının önüne geçecek şekilde genişletiyoruz. Bu şekilde 50,4 milyon liralık ilave kaynakla 20 bin aileyi daha elektrik desteği kapsamına alıyoruz.
Kömür yardımı alan hanelerden isteyenlerin bunu doğal gaz olarak da kullanabilmelerini sağlayacak düzenleme tamamlandı. Doğal gaz desteğinden yaklaşık 4 milyon hane yararlanacak. Sosyal destek yelpazesini genişleten bir başka çalışmayı da bitirmek üzereyiz.
Tüm bu hususların da milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu duygularla bir kez daha sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”

Devamını Oku
“Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak, sorunlara çözümler üretmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz”

2021 YILINDA 350 MİLYON 228 BİN TL ÇEVRE CEZASI UYGULANDI

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ülke genelinde çevre kirliliğine sebep olan işletmelere yönelik denetimlerini sürdürüyor.
Bakanlık, merkez teşkilatı ve 81 il müdürlüğü personeli ile birlikte Çevre Kanunu’na aykırı hareket eden işletmelere cezai işlem uyguluyor.
Denetim sonucu çevre ve insan sağlığı açısından faaliyetleri sakıncalı olduğu tespit edilen bazı işletmeler ise faaliyetten men ediliyor.
Bu kapsamda geçtiğimiz yıl 81 ilde, 56 bin 211 rakamıyla rekor sayıda çevre denetimi yapan Bakanlık, hava, su ve toprak başta olmak üzere doğayı kirleten 3 bin 941 tesise toplamda 350 milyon 228 bin 270 lira idari para cezası uyguladı, 406 işletmeyi de faaliyetten menetti.
En çok çevre cezası Ankara, İstanbul ve Muğla’ya
En fazla idari para cezası uygulanan ilk beş il ise sırayla Ankara, İstanbul, Muğla, Tekirdağ ve İzmir oldu. Bakanlık geçen yıl başkentte 44 milyon 860 bin 550 lira çevre cezası kesti. Ankara’yı 44 milyon 790 bin 176 lira ceza ile İstanbul takip etti. En çok çevre cezasının uygulandığı üçüncü il ise Muğla oldu. Muğla’da çevre kirliliğine sebep olan işletmelere 42 milyon 892 bin 945 lira ceza verildi.
Ankara, İstanbul ve Muğla’dan sonra en çok çevre cezası uygulanan iller Tekirdağ ve İzmir oldu. Sanayi tesislerinin yoğun olduğu Tekirdağ’da 27 milyon 659 bin 196 lira idari para cezası uygulanırken, İzmir’de ise 19 milyon 972 bin 736 lira cezai işlem gerçekleştirildi.

Devamını Oku
2021 YILINDA  350 MİLYON 228 BİN TL ÇEVRE CEZASI UYGULANDI

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, KATAR'DA GAZETECİLERİN SORULARINI CEVAPLADI

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, resmi temaslar kapsamında bulunduğu Katar'ın başkenti Doha'da gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Türkiye ile Katar ilişkilerinin kardeşlik hukukuna dayalı olduğunu kaydeden TBMM Başkanı Şentop, iki ülkenin de zor zamanlarda birbirinin yanında olduğunu söyledi.
Meclis Başkanı Şentop, ikili ilişkileri parlamentolar arasında geliştirmek amacıyla bu ziyareti gerçekleştirdiklerini anlattı.
Seçim sonrası oluşan meclisin ilk ziyaretçisi olma arzusunda olduğunu dile getiren Şentop, "Seçimle oluşan parlamentoların günümüz dünyasında önemli yeri var. Küreselleşen dünyada insanların bilgiye, dünyada olan bitenlere erişimi kolaylaşmış durumda. Bu bakımdan halkların yönetime katılması, kanun yapımına, denetime katılması çok önemli." diye konuştu.
Bu durumun ülkeleri güçlendirdiğini vurgulayan Şentop, Katar ile Türkiye parlamentoları arasında bir protokol imzalandığını da söyleyerek, "Meclis başkanları, komisyonlar ve dostluk grupları arasında ilişkiler devam edecek ama parlamentolarda önemli bürokratik birimler var. Bunlar arasında da bilgi ve deneyim paylaşımını sağlayacak bir protokol imzaladık." ifadelerini kullandı.
Türkiye-Katar ilişkilerinin dünya barışına da önemli faydalar sağladığını belirten Şentop, Türkiye'nin tüm Körfez bölgesinin barış içinde yaşamasını arzu ettiğini vurguladı.
Körfezde daha önce yaşanan sorunların çözülmüş olmasından memnuniyet duyduğunu ifade eden Şentop, "Türkiye barışın ve istikrarın tesisi için her zaman destek vermeye devam edecektir." dedi.
Katar'da düzenlenecek dünya futbol şampiyonasına da değinen Şentop, ülkede büyük hazırlıklar yapıldığını, Türkiye'nin bu noktada da Katar'a her desteği vereceğini söyledi.
Katar ile Türkiye meclisleri arasında imzalanan protokol kapsamında Katar'dan Türkiye'ye gelecek bürokratlara bilgiler verileceğini söyleyen Şentop, iki ülke parlamentosunun uluslararası zeminde de birlikte hareket ettiğini aktardı.
Türkiye ile Katar'ın Afganistan'ın başkenti Kabil'deki Hamit Karzai Uluslararası Havalimanının işletilmesinde yapacağı iş birliğine yönelik soruya da yanıt veren Şentop, "Bu sadece bir havaalanının işletilmesi meselesi değil. Afganistan'da büyük bir insani dram var. Uluslararası ulaşımın açılması, intikallerin sağlanması, başta gıda ve ilaç olmak üzere yardımların ulaştırılacağı bir ortamın oluşması lazım." değerlendirmesini yaptı.
Şentop, bu iş birliğinin ticari olmanın ötesinde insani olduğuna da vurgu yaptı.
Doğu Akdeniz Boru Hattı (EastMed) Projesine ilişkin değerlendirmesinde Şentop, "Biz başından beri bu projenin o haliyle ticari olmadığını, ekonomik olmadığını, makul olmadığını düşünüyorduk. Sadece Türkiyeye hasım olmak noktasından hareketle siyasi amaçlarla böyle bir projenin gerçekleştirilemeyeceğini biz baştan beri söylüyorduk. Daha gaz çıkmadı, onun için kimse gaza gelmesin. O bakımdan gerçekler tabii görüldü. ifadelerini kullandı.
Doğu Akdeniz ile hiçbir alakası olmayan ülkelerin burasıyla ilgili konuşmasını, iddialarda bulunmasını ve talepler dile getirmesini yadırgadığını dile getiren Şentop şöyle devam etti:
"Türkiye Doğu Akdenizde uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını sonuna kadar ve her türlü vasıtayla, araçla müdafaa edecek, onlara sahip çıkabilecek bir kudrettedir. Biz Doğu Akdenizin imkanlarını başta Doğu Akdenizdeki ülkeler olmak üzere uluslararası hukuk, adalet, hakkaniyet çerçevesinde paylaşılmasını, ekonomik imkanlarının paylaşılmasını arzu ediyoruz. Bunun barış içerisinde müzakerelerle gerçekleştirilmesini arzu ediyoruz."
Özellikle Kovid-19 salgının etkisiyle bütün dünyada ciddi bir ekonomik sorun yaşandığını dile getiren Şentop, Türkiye daha önce tarihe baktığımızda da zaman zaman ekonomik sıkıntılar yaşamıştır ama Türkiye çok güçlü, çok büyük bir ekonomik potansiyele sahip bir ülkedir. Dünyadaki en büyük ekonomik büyüklüğe sahip 20 ülkeden birisi. Bu ekonomik sorunları Türkiye daha önce de aşmıştır. Daha büyük sorunlar vardır onları da aşmıştır. Bu sorunu da aşacak. şeklinde konuştu.
Göçmenler konusuna da değinen Şentop, Türkiye'nin dünyada en fazla göçmen barındıran ülke olduğunu ve bunun Türk milletinin insani ve vicdani yaklaşımının bir sonucu olduğu vurguladı.
Göçmenlere yönelik bazı münferit olaylar üzerinden genel bir değerlendirme yapılmaması gerektiğine ve Türkiye tarihinde ırkçılık olmadığına vurgu yapan Şentop, şunları kaydetti:
"Türkiyede 5 milyondan fazla göçmen var, Türkiyenin nüfusu da 85 milyon. Bu kadar çok insanın yaşadığı ülkede, bazı münferit olaylar mutlaka olur, olacaktır ama eğer bu şekilde Türkiyede bir halkımızın onlara karşı yaklaşımında bir kasıt olmuş olsaydı, o insanlar Türkiyede bulunmazlar, o zaman gider Yunanistanda veya Almanyada yaşarlardı. Yani öyle basına yansıyan üç beş olayla karar vermek çok yanlış olur, Türkiyeye büyük haksızlık olur, bizim milletimize büyük haksızlık olur."
Yunanistan polisinin göçmenlerin botlarını şişlerle patlatarak onları denizlerde boğulmaya terk ettiğini dile getiren Şentop, Türkiye'nin ise sınırlarına gelen göçmenlere sahip çıktığının altını çizdi.
Bir İngiliz gazetesinin 2023'teki seçimlerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaybedeceği yönündeki makalesine ilişkin soruya Şentop, "İngiliz gazeteciler önce İngilteredeki gelişmelere baksınlar, Başbakan (Boris Johnson) ne yapacak acaba, istifa edecek mi devam edecek mi, düşürecekler mi ne olacak onunla ilgilensinler. Kendi arzu ettikleri şeyleri yazıyorlar." cevabını verdi.
Türkiyedeki başkanlık seçimlerinde 50+1 sisteminin değiştirilmesinin gündemde olup olmadığına ilişkin soruya ise Şentop, Bunun için bir anayasa değişikliği gerekir böyle bir konu için. Böyle bir şey Meclisin gündeminde yok, Türkiyenin gündeminde yok. şeklinde cevapladı.

Devamını Oku

BAKAN ÖZER, OLGUNLAŞMA ENSTİTÜLERİNİN MÜDÜRLERİYLE BİR ARAYA GELDİ

Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer'in başkanlık ettiği toplantıya Bakan Yardımcıları Nazif Yılmaz ve Sadri Şensoy ile Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Sabahattin Dülger, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Nazan Şener ile olgunlaşma enstitüsü müdürleri katıldı.
 
Toplantıda olgunlaşma enstitüleri ile ilgili bir değerlendirmede bulunan Bakan Özer, olgunlaşma enstitülerinin geleneksel yaklaşımları inovatif şekilde yeniden ele alması gerektiğini ifade etti. 
Olgunlaşma enstitülerini birer AR-GE merkezine dönüştürmek için yeniden yapılandırdıklarını ve altyapılarını güçlendirmek üzere 6 milyon liralık başlangıç destek ödeneğini de enstitülere gönderdiklerini belirten Özer, buralarda fikrî mülkiyet çalışmaları yapılmasını önemsediklerini söyledi. 
 
Türkiye'de 24 olgunlaşma enstitüsünün bulunduğunu hatırlatan Bakan Özer, olgunlaşma enstitülerinin daha fazla etkin olması gerektiğini vurgulayarak "2022 yılı, olgunlaşma enstitülerinin daha çok başarılar elde ettiği ve farklı süreçlerin yaşandığı yeni bir dönem olsun istiyoruz. Klasik kalıplardan çıkarak moderni gelenekselle harmanlayıp yeni ürünler ortaya koyacağız. Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu süreçte aktif olmaları için olgunlaşma enstitülerimize her türlü katkıyı vereceğiz." dedi.
 
Geleneksel formların önemli olduğunu, bunun gelecek nesillere aktarımını da önemsediklerini dile getiren Özer, "Bu potansiyeli farklı yerlere taşımamız lazım. Bizim medeniyetimiz ve kültürümüzle ilgili en büyük katkımız, bu olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Devamını Oku