Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, CANLI YAYINDA SORULARI CEVAPLADI

Rumeli İskelesi'nden yapılan yayında Şentop, Belediye Başkanı Cüneyt Yüksel'in sorularını yanıtladı. Şentop sorular üzerine hayatından örnekler verdi, akademisyenlik dönemlerine ve siyasete girişi gibi konulara değindi.
Yüksel'in "Hukukçu olmasaydınız hangi mesleği seçerdiniz?" sorusuna Şentop, hukukçu olmaya ortaokul sıralarında karar verdiğini söyledi.
1980 askeri darbesinin etkilerini yaşamasının da hukukçu olma isteğini artırdığını ifade eden Şentop, şunları kaydetti:
"O çerçevede Türkiyede bir mücadele, bir ideal için, bir dava için bir mücadele yürütecekseniz. Bunu, bu mücadeleyi yürütmeyi kolaylaştıracak şeyin hukukçu olmak kanatindeydim. Yani hukuk yoluyla hukuku bilerek mücadele etmek, hukukçu olarak mücadele etmenin daha önemli, daha etkili, daha faydalı olacağına kanaat getirmiştim.
Daha sonraki yıllarda hukuk okudukça, hukuk fakültesine girdikten sonra bu konuda daha derinleşmenin, daha etraflı bilgi sahibi olmanın, akademisyenliğin önemini anladım ama akademisyen olmasaydım yine hukukçu olurdum, belki avukatlık yapardım, hukukçuluk dışında bir şey düşünmedim."
Öğrencilik yıllarında o zamanlar İl Başkanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çok desteklerini gördüklerini aktaran Şentop, bir anısını şöyle paylaştı:
"O zaman da Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul'da il başkanıydı. Gençlik faaliyetleriyle ilgili olduğu zaman biz irtibat halindeydik. 1988 yılından bahsediyorum. Dergiyi çıkartırken bizi destekleyen 2 kişiden birisiydi. Birisi Mahmut Toptaş Hoca (kendisinden o zaman İslam hukuku dersleri alırdık ayrıca fakülte dışında). Birisi de Cumhurbaşkanımızdı. Hatta bizim ofis olarak tuttuğumuz çok küçük bir yer şu an üzerinde bulunduğumuz mekan kadar bir yerdi orası. Orayı kiralamışız fakat yere serecek bir halımız, yok masamız yok, sandalyemiz yok.
O zaman Cumhurbaşkanımıza gitmiştik. 'Tayyip ağabey' diyorduk arkadaşlarımızla beraber. O zaman kendi evindeki masayı yemek masasını 'gidin alın' dedi 'onu kullanın' dedi. Bu şekilde bizi her zaman o zamanlarda da desteklerdi. Bir takım gençlerin katılması gereken programlar olursa bizi yönlendirirdi 'siz gidin katılın' diye gönderirdi."
Sosyal medya kullanımıyla ilgili bir soruya da TBMM Başkanı Şentop, sosyal medyanın gelişen olaylara hızlıca vakıf olma açısından iyi ancak denetimsiz bir alan olması nedeniyle de zaman zaman manipulatif olaylara neden olduğunun altını çizdi.
Yüksel'in dünyanın değişik ülkelerinden Türkiye'nin nasıl göründüğü yönündeki sorusuna Şentop, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devlet ve millet bütünleşmesini sağladığını, bunun da ülkeye itibarı getirdiğini belirtti.
Türkiye'nin son yıllarda önemli mesafeler aldığını anlatan Şentop, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Dünyayı da bu çerçevede bir bütünlük içinde değerlendirmek lazım. Bundan 20 sene önceki dünya ile karşı karşıya değiliz, dolayısıyla bizim sanki 30, 40 sene öncesinin dünyasında yaşıyormuşuz gibi bir değerlendirme yaparsak bundan doğru sonuçlar çıkartamayız. Bu sebeple yeni bir dünya kuruluyor 20. yüzyılın anlayışları, paradigmaları bitti.
21. yüzyılın dünyasında yeni anlayışlara ihtiyaç var. Buna baktığımızda dünyada geleceğe yönelik analiz yapanlar önümüzdeki yüzyılda öne çıkacak üç beş ülke ismi sayın denildiğinde Türkiye'yi bu ülkeler içerisinde sayıyor. "
Yüksel, program sonunda Şentop'a Tekirdağ'a katkıları için teşekkür etti.

Devamını Oku
TBMM BAŞKANI ŞENTOP, CANLI YAYINDA SORULARI CEVAPLADI

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, BAYRAM NAMAZI SONRASI GAZETECİLERE AÇIKLAMALARDA BULUNDU

Şentop, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ın Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde kıldırdığı Ramazan Bayramı namazına iştirak etti.
Namaz sonrası gazetecilere açıklama yapan Şentop, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde 87 yıl sonra ilk kez Ramazan Bayramı namazı kılındığını ifade ederek, "İlk bayram namazı da Ramazan Bayramı namazı Ekim 1453'te kılınmış. 568 yıl sonra Ramazan Bayramı namazını tekrar burada eda etmiş olduk. Aziz milletimizin Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyorum. Allah sağlık, afiyetle nice bayramlara hepimizi eriştirsin. Bilhassa sağlık çalışanlarımızın bayramını tebrik ediyorum." diye konuştu.
Şentop, bir süredir "bayram tadında bayram"lar yaşanamadığını ve bunun en önemli sebebinin dünyayı 1,5 senedir kasıp kavuran Kovid-19 salgını olduğunu dile getirerek, "Bu sebeple kısıtlamalar altındayız. Yine bir kapanma dönemi içerisinde Ramazan Bayramı'nı idrak ediyoruz. Sevdiklerimizle kucaklaşamıyoruz, yakın bayramlaşamıyoruz. Arzu ediyoruz ve dua ediyoruz ki bu şekilde sıkıntılı son bayramımız olsun. İnşallah önümüzdeki Kurban Bayramı'nı daha önce olduğu gibi sevdiklerimizle ailemizle akrabalarımızla komşularımızla bir arada, kucaklaşarak geçirelim." dedi.
Dünyanın birçok yerinde Müslümanların sıkıntı, baskı zulüm altında yaşadığını ve bayrama böyle girdiğini anlatan Şentop, bütün coğrafyalarda, dünyanın her yerinde mazlum, mağdur durumdaki Müslümanların da bayramını tebrik ederek, bayramın onların da kurtulmasına, felaha erişmesine vesile olmasını diledi.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop, şöyle devam etti:
"Siyonist İsrail'in, Mescid-i Aksa'da, Kudüs'te ve Filistin'de yaşayan kardeşlerimize karşı dozajını artıran bir zulüm ve saldırganlık içerisinde olduğunu her ramazan maalesef müşahede ediyoruz. Bu ramazan ayında da başta Kadir Gecesi olmak üzere yine bayram olması münasebetiyle bugün ve bugünlerde de devam eden bir zulüm politikası İsrail'in, bölgede cereyan ediyor. Bu, bütün İslam dünyasını, dünyadaki 2 milyarı aşkın Müslümanları rencide eden, üzen, tabiri caizse bayramını zehir eden bir durum, bir tablo."
Osmanlı Devleti'nin yüzyıllar boyunca Mescid-i Aksa'yı ve Kudüs'ü yönetimi altında bulundurduğunu anımsatan Şentop, şunları söyledi:
"Mecsid-i Aksa, Müslümanlar için olduğu gibi üç semavi dinin, Hristiyanlık ve Museviliğin de mukaddes mekanlarından biri. Bu bakımdan burayı, bu mukaddes mekanı şanına layık bir şekilde yönetmek ve bütün inananların ziyaretine, ibadetine açık halde tutmak önemli bir yönetim sorumluluğu. Osmanlı Devleti, bunu başarıyla gerçekleştirmiş, kendi topraklarını da her dinden insanlara bir selam yurdu olarak, barış yurdu olarak açmış. 1492'de İspanya'da zulüm gören Yahudiler, Osmanlı Devleti'ni sığınacak barış ve huzur mekanı olarak görmüşler. Hala Yahudi vatandaşlarımız burada huzur içerisinde yaşamaktadırlar. Dolayısıyla bizim tepkimiz, aslında Musevilere, Yahudilere karşı değil, siyonist bir amaçla ideolojik olarak hareket eden ve bölgeyi bir kan gölüne, zulüm mekanına çeviren siyonist Yahudi, İsrail zihniyetine karşıdır. Başta İslam ülkeleri olmak üzere dünyanın, uluslararası hukuka aykırı bu tutumlar, işgal ve zulüm politikalarına karşı ortak bir tavır alması lazım."
Şentop, dünyada bazı yerlerin ve mekanların, bir nevi huzurun ve savaşın nabız noktası olduğunu ifade ederek, "Tarih boyunca da baktığımızda Kudüs, Mescid-i Aksa her zaman savaşın ve barışın sigortası olmuş bir mekandır. Kudüs ve Mescid-i Aksa'da barış ve huzur sağlanmadığı sürece başta Orta Doğu olmak üzere bütün dünyada barışın tesis edilebilmesi mümkün değil." değerlendirmesinde bulundu.
"İsrail'e arka çıkan ülkeleri de Birleşmiş Milletler zemininde ve başka platformlarda arka çıkanları da yine dünyada adalet ve barış, uluslararası hukuk bakımından düzgün dürüst ve adaletli davranmaya davet ediyorum." diyen Şentop, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanımızın sık sık ifade ettiği gibi 'Dünya beşten büyüktür.' idealinin bir örneğini de yakın zamanda gördük. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2 kez toplandı, ikisinde de bütün dünyanın gözü önünde cereyan eden bu zulüm ve vahşete karşı bir tavır geliştiremedi, Amerika Birleşik Devletleri'nin karşı çıkışı, vetosu sebebiyle. Dolayısıyla Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların da dünya barışına hizmet edecek şekilde yeniden teşekkül etmesi ve eşit, adil bir anlayışla yeniden organize edilmesi de gerekiyor. Bunu bir kere daha müşahede etmiş olduk. Herkes İsrail'in kendini savunma hakkından bahsediyor. Yapılanın bir savunma olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu ama İsrail'in savunma hakkı varsa Filistin de bir devlet Filistin'in de Filistinlilerin de kendini savunma hakkı vardır. Burada konuya adalet, uluslararası hukuk nezdinde bakmak lazım, taraflı olmamak lazım, bu vahşete de bir 'dur' demek lazım. Bu bayram münasebetiyle bu hüznü, acıyı burada ifade ediyorum. İnşallah bayramlar Mescid-i Aksa'nın da Kudüs'ün de huzur ve barışa, sükünete erdiği dönemler olarak bundan sonra idrak edilir."
TBMM Başkanı Mustafa Şentop, basın mensuplarının da bayramlarını tebrik ederek, "Allah nice bayramlara sağlık, afiyetle hepimizi eriştirsin." dedi.
Şentop'a bayram namazında, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Diyanet işleri Başkanı Ali Erbaş, AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş ve İl Müftüsü Mehmet Emin Maşalı da eşlik etti.

Devamını Oku

BAKAN ERSOY'DAN "RAMAZAN BAYRAMI" MESAJI

Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy, “Ramazan Bayramı” dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
 
Bakan Ersoy’un mesajı şöyledir:
“Nefsimize gem vurup, sahip olduklarımız için şükrün gereğini tekrar tekrar idrak ettiğimiz; bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’nde bereketin, rahmetin, affın kapılarının ardına kadar açıldığı on bir ayın sultanı Ramazan’ı geride bıraktık. Manevi hazzıyla yüreğimizi ısıttık; paylaşmayı, anlaşmayı, hoş görmeyi velhasıl insan olmanın cümle güzel hasletlerini her zamankinden daha güçlü olarak hatırladık ve onlara yakışır şekilde yaradılıştan gelen sorumluluklarımızı yerine getirme çabası içerisinde olduk. Hepimizin bu ruhu yaşantımıza hâkim kılabilmesini ve yüce dinimiz İslam’ın çizdiği çerçevede kâmil insanlar olabilmemizi temenni ediyorum.
Sağlık, huzur ve refah içerisinde, bir ve beraber nice Ramazan aylarına bizleri ulaştırmasını Cenabıhakk’tan niyaz ediyor, aziz milletimizin ve bütün İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyorum.”(13.05.2021)

Devamını Oku

TBMM BAŞKANI ŞENTOP'TAN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI

Şentop'un Ramazan Bayramı mesajının videosuna buradan ulaşabilirsiniz.
Meclis Başkanı Şentop yayınladığı mesajında şu ifadelere yer verdi:
"Gelişiyle dünyamızı imar, gönüllerimizi mamur eden mübarek Ramazan-ı Şerif, maneviyatı ile bütün varlığımızı ve benliğimizi kuşattı; rahmet, mağfiret ve bereketiyle bizleri sarıp sarmaladı. İmanımızın ve inancımızın gereğini yerine getirmek için hulus-i kalp ile taat ve ibadet etmeye gayret ettiğimiz mübarek günlerde salgın şartlarında olsa da Allah'ın bahşettiklerinden tasadduk edip yardımlaştık; birbirimizin derdiyle hemdert, hâliyle hemhal olduk. Cenabı Hakk'a hamdolsun ki manevi olarak tazelendik, arındık, yenilendik, yaklaştık, yakınlaştık. Ramazan ayının manevî iklimine uygun şekilde yakınlarımızla, dostlarımızla bir araya gelerek iftar sofralarının bereketini paylaşma, sohbet edip kaynaşma, birlikte teravih namazını eda etme imkânı bulamasak da bir ümmet olmanın sevincini yeniden tattık.
Sevginin, kardeşliğin hazzını yaşatan, muhabbetle kucaklaşmamıza vesile olan Ramazan Bayramı'na salgın şartları ve Kudüs'lü kardeşlerimizin uğradığı zulüm sebebiyle buruk bir şekilde eriştik.
İsrail'in, işgali altındaki Filistin'de masum Filistinli sivillere yönelik şiddet ve suç içeren saldırılarını Ramazan ayında da devam etti. İsrail askerlerinin, aralarında bebeklerin, çocukların, kadınların ve yaşlıların da bulunduğu savunmasız Filistinli sivillere karşı ölümcül silahlar kullandığı baskınlar ve saldırılar karşısında derin üzüntü içindeyiz.
İsrail'in etnik temizlik yapmasını, Filistinlileri zorla anavatanlarından etmesini, Filistin halkının mülklerine el koymasını, ibadet edenlere saldırmasını, Müslüman halkın ilk kıblesi olan mübarek Mescid-i Aksa'ya gitmelerini engellemesini ve Filistin halkını meşru haklarını kullanmaktan mahrum bırakmasını önlemek için başta İslam ülkeleri olmak üzere bütün dünyanın harekete geçmesi ahlaki ve hukuki bir sorumluluktur. Türkiye bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da, bölgemizin ve dünyanın en önemli sorunu haline gelen İsrail sorununun hak, hukuk ve adalet çerçevesi içinde çözülmesi için uluslararası hukukun verdiği bütün imkanları daha etkin ve etkili bir şekilde kullanmaya kararlılıkla devam edecektir.
Her yıl ramazan ayında olduğu gibi İsrail'in zulmüne uğrayan Filistinli kardeşlerimizin bayrama az bir zaman kala yaşadıkları saldırıların son bulmasını, zalimlerin kurduğu planların tersine dönmesini ve Kudüs'ün, Müslümanların ilk kıblesi olan kutsal toprakların bütün İslam âlemi ile birlikte huzur ve felaha erişmesini Rabbimden niyaz ederim.
Ramazan Bayramı'nın insanlığın kurtuluşuna, dünyanın çeşitli bölgelerinde zulüm ve baskı altında, acıyla ve gözyaşıyla yaşamak durumunda kalan Müslümanların ve hangi dinden olursa olsun bütün insanların felahına, dünyamızda huzur ve barışın teminine, kardeşliğimizin pekişmesine, kötülerin ıslahına ve bu salgın hastalığın def'ine vesile olmasını; ülkemize ve dünyamıza hayırlar getirmesini Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum.
Ramazan Bayramı'nın; içinden geçtiğimiz bu zor ve dar zamanları aşabileceğimize, her daim birlik ve beraberlik içinde, her türlü güçlüğü yenebileceğimize olan inancımızı ve bilincimizi kuvvetlendireceğine inanıyorum. İslam âleminin yaşadığı tarihin bu zorlu günlerini atlattığımızda hakiki bayramlara erişeceğimize olan inancım tamdır.
Salgın şartlarını en kısa zamanda atlatıp, yine elleri öpülesi büyüklerimizle, tertemiz masumiyetleriyle dünyamızı aydınlatan çocuklarımızla, hasret duyduğumuz sevdiklerimizle yeniden kucaklaşıp kavuşacağız. Tekrar kapılarımızın zili çalacak, bayramın neşe kaynağı sevgili çocuklarımıza hediyeler ikram edeceğiz ve bayramlarımız gerçek tadına ulaşacak. Büyüklerin gönlünü alıp heyecanlı çocukları sevindireceğiz.
Yüce Mevla'nın verdiği umudumuz daim; birliğimiz, dirliğimiz kaim; dualarımız kabul ve ibadetlerimiz makbul, Ramazan Bayramı'mız bereketli olsun."

Devamını Oku
TBMM BAŞKANI ŞENTOP'TAN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI

KURAKLIKTAN EN AZ ETKİLENMEK İÇİN ÇALIŞMALAR BAŞLADI


GÜNEYDOĞU ANADOLU VE KONYA KAPALI HAVZASINDA METEOROLOJİK KURAKLIK YERİNİ TARIMSAL KURAKLIĞA BIRAKTI; İL VE İLÇE MÜDÜRLÜKLERİ İLE TESPİT ÇALIŞMALARINA BAŞLADIK
Dünyada yaşanan küresel ısınma ve iklim değişikliğinin bir sonucu olarak yaşanan kuraklıktan ülkemiz de etkilendi. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından yapılan analizler çerçevesinde yeraltı sularının tarımsal açıdan yetersiz olduğu 10 il ve 45 ilçeyi kapsayan havzalar belirlendi ve önlemlerin alınmasına başlandı.
Kuraklıktan zarar gören sahalarda tespitlere devam edilirken, pandemi döneminde çiftçilerimiz tarımsal faaliyetlerini kesintisiz sürdürüyor. Bakanlığımıza bağlı tüm birimler sahada çiftçilerin yanında olmaya devam ediyor.
İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini en aza indirmek için Bakanlığımızca uzun süredir çalışmalar devam etmekte olup, ülke genelinde yaşanan meteorolojik kuraklıktan çiftçilerimizin en az düzeyde etkilenmesi için Tarımsal Kuraklık Strateji Eylem Planımız kapsamında faaliyetler yürütülmektedir. Tüm alanlarda bilinç düzeyinin artırılması, tüm paydaşların sürece dâhil edilmesi, sürdürülebilir tarımsal su kullanımının planlanması, gerekli tedbirlerin önceden alınması ve kuraklıkla etkin mücadele programı uygulayarak kuraklığın etkilerini en aza indirilmesi için merkezde ve sahada tüm birimlerimizle etkin bir şekilde çalışmalara devam ediyoruz.
Uzun vadede sulama şebekelerini modern sulamaya dönüştürme çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Suyun etkili ve verimli kullanılması, sürüm teknikleri (işlemesiz tarım), yabancı ot mücadelesi, gübreleme konularında çiftçi eğitimleri yapılıyor. Kısıntılı sulama ile birlikte gece sulaması yapılmasına dikkat edilmesi sağlanıyor.
Özellikle 2021 yılında, köy bazlı kuraklık verim sigortası hizmete alınmış olup kuru tarım alanlarında, buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, nohut, kırmızı mercimek ve yeşil mercimek ürünleri kuraklık, don, sıcak, rüzgâr, sıcak hava dalgası, aşırı nem, aşırı yağış risklerinden kaynaklı verim azalışları, Tarım Sigortaları Havuzu tarafından teminat altına alındı. Kuraklıktan olumsuz etkilenen ve sigorta yaptıran çiftçilerimize ödemeler yapılacak.
Güneydoğu Anadolu ve Konya kapalı havzasında meteorolojik kuraklık yerini tarımsal kuraklığa bırakırken, il ve ilçe müdürlükleri ile tespit çalışmalarına da başlandı.
DESTEKLER VE ÜRÜN DESENİ
Su kısıtı olan havzalarda uygulanan tarımsal destekler ile uygun ürün deseninin oluşturulması da hedefleniyor.
Meteorolojik kuraklığın, bazı bölgelerde tarımsal kuraklığa doğru ilerlediğini görüyoruz. Bu kapsamda su kısıtının olduğu havzalarda su tüketimi yüksek olan mısır gibi ürünler yerine su tüketimi az olan bakliyat gibi ürünlerin ekimi sağlanarak tedbirler alındı. Su kısıtı olan tarım havzalarında damlama sulama yapmayan dane mısır üreticilerine destek ödemesi yapılmayacaktır. Ayrıca bu havzalarda daha az su tüketen mercimek veya nohut yetiştiren çiftçilerimize ilave yüzde 50 fark ödemesi desteği, yem bezelyesi, fiğ, macar fiği, burçak ile mürdümük eken çiftçilere ise yüzde 50 yem bitkileri üretim desteği ödenmeye devam edilecek. 

Devamını Oku
KURAKLIKTAN EN AZ ETKİLENMEK İÇİN ÇALIŞMALAR BAŞLADI

BAKAN KASAPOĞLU'NDAN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI

Bayramlar, birliğin ve beraberliğin pekiştiği, dargınların barıştığı, kavuşmanın ve hasretleri dindirmenin daha da anlam kazandığı, manevi sorumlulukların ön plana çıktığı özel günlerdir.
Bu yıl da sevdiklerimizle bir araya gelemedik, kucaklaşamadık. Ancak ayrılığın sağlık, sıhhat ve huzur içinde gerçekleşecek nice buluşmalar için bir zorunluluk olduğunun bilincindeyiz.
Dijital ortama bağlı kalmış olsak da gönülden gönüle kurulan köprülerimizle bayramlaşmanın güzelliğini hep birlikte yaşıyoruz.
Ancak İslam Coğrafyası maalesef kan, şiddet ve teröre maruz kalmaya, acılar çekmeye devam etmektedir.
Ramazan Bayramı öncesinde bütün dünyanın gözleri önünde Filistinli Müslüman kardeşlerimize uygulanan zulüm milletimizi ve bütün Müslümanları acıya boğmuştur.
İsrail tarafından kutsal emanetlere, inanca, kültüre ve değerlerimize yapılan saygısız ve küstahça saldırılar kesinlikle kabul edilemez.
Her fırsatta insan haklarından ve adaletten dem vuran batı, konu Müslüman hakları olduğunda bir anda dilsiz, konu İsrail’in silahsız sivillere uyguladığı şiddet olduğunda bir anda kör, konu binlerce yıllık insanlık mirasının en değerli kutsal emanetlerinden Mescid-i Aksa’ya yönelik gerçekleştirilen İsrail barbarlığı olduğunda bir anda sağır kesilmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde her zaman olduğu gibi mazlumun yanında, zulmün karşısında yer alma sorumluluğumuzdan asla ödün vermedik.
Haksızlık karşısında susmadık, susmayacağız.
Bu duygu ve düşüncelerle Ramazan Bayramı’nda bütün insanlığa barış ve mutluluk diliyor; gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan bütün Müslüman kardeşlerimizin mübarek bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.

Devamını Oku

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, APA BAŞKANI SIFATIYLA İSRAİL'İN FİLİSTİN'E UYGULADIĞI ŞİDDET VE ZULMÜ KINADI

Şentop'un açıklaması şöyle:
"Asya Parlamenter Asamblesi olarak, İsrail'in, işgal altındaki Filistin'de masum Filistinli sivillere yönelik şiddet ve suç içeren saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz. İsrail silahlı kuvvetlerinin, aralarında bebeklerin, çocukların, kadınların ve yaşlıların da bulunduğu savunmasız Filistinli sivillere karşı ölümcül silahlar kullandığı baskınlar ve saldırılar karşısında derin üzüntü içindeyiz.
Ne yazık ki İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarında, özellikle de kutsal alanlarda uzun zamandır insanlığa karşı suç işlemektedir. İsrail'in işgal altındaki topraklarda süregelen korkunç suçları, bilhassa Mübarek Ramazan ayının başından itibaren yoğunlaşarak artmıştır. İsrail'in sivillere yönelik ölümcül saldırıları Ramazan Bayramı'nın arifesinde vahim bir duruma ulaşarak birçok sivilin ölümüne ve yaralanmasına neden olmuştur.
Masum Filistinlilere yönelik aralıksız devam eden zulmü ve İsrail devletinin sürdürdüğü uluslararası hukuk ihlallerini sona erdirmek üzere uluslararası toplumu daha fazla vakit kaybetmeden etkili ve sonuç verici bir şekilde harekete geçmeye çağırıyoruz.
İsrail makamlarının kutsal şehir Kudüs ve mahallelerini hukuka aykırı bir şekilde savaş alanına dönüştürme uygulamalarına karşı uluslararası topluma harekete geçme çağırısında bulunuyoruz. İsrail'in etnik temizlik yapmasını, Filistinlileri zorla anavatanlarından etmesini, Filistin halkının mülklerine el koymasını, ibadet edenlere saldırmasını, Müslüman halkın ilk kıblesi olan mübarek Mescid-i Aksa'ya gitmelerini engellemesini ve Filistin halkını meşru haklarını kullanmaktan mahrum bırakmasını önlemek, uluslararası toplumun ahlaki ve hukuki bir yükümlülüğüdür.
İşgal suçlarına maruz bırakılan Filistinli sivillere koruma sağlamak, Filistin halkının haklarını desteklemek ve onların adalet, özgürlük ve bağımsızlık yolundaki onurlu davalarında onların yanında olmak bizlerin ahlaki görevi ve sorumluluğudur.
İşgal altındaki topraklarda yaşayan Filistin halkına tam destek verdiğimizi ve onlarla dayanışma içinde olduğumuzu beyan ediyoruz. Ayrıca İsrail'i, 1967'den bu yana işgal altındaki Filistin topraklarında sivillere yönelik insan hakları ihlallerinden sorumlu tutmanın da acil bir ihtiyaç olduğunu vurguluyoruz."
Açıklamanın İngilizce metni için buraya tıklayın.

Devamını Oku
TBMM BAŞKANI ŞENTOP, APA BAŞKANI SIFATIYLA İSRAİL'İN FİLİSTİN'E UYGULADIĞI ŞİDDET VE ZULMÜ KINADI

“Salgın sonrasında yeniden şekillenecek küresel sistemde ülkemizin hak ettiği yeri almasını sağlamakta kararlıyız”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, “Türkiye’yi 20 yıl öncesinin siyasette, ekonomide ve toplumsal yapıda kırılgan ülkesinden, bugünkü bölgesinde ve dünyada söz sahibi ülkesi hâline nasıl getirdiysek, mevcut sıkıntıları da aynı şekilde çözeceğiz. Salgın sonrasında yeniden şekillenecek küresel siyasi ve ekonomik sistemde ülkemizin hak ettiği yeri almasını sağlamakta kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, tüm vatandaşların Ramazan Bayramı’nı tebrik etti.
“Her ne kadar salgının yol açtığı sıkıntılar sebebiyle buruk bir bayram geçiriyor olsak da, inşallah güzel günler bizi bekliyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen Ramazan Bayramı’nda, bu musibetten yıl bitmeden kurtulmayı umut ettiklerini ancak yeni dalgalar hâlinde tüm dünyayı etkisi altına alan salgının olumsuzluklarından, kaçınılmaz olarak Türkiye’nin de etkilendiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, artan vaka, yoğun bakım ve vefat sayıları karşısında, millete olan sorumlulukları gereği, sınırlamalara gitmek mecburiyetinde kaldıklarını belirterek, Ramazan ayının büyük ölçüde sınırlamaların gölgesinde geçtiğini aktardı.
“BAYRAM SONRASINDA KONTROLLÜ BİR ŞEKİLDE NORMALLEŞME ADIMLARINI ATIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah salgını kontrol altına almış olarak, bayram sonrasında kontrollü bir şekilde normalleşme adımlarını atıyoruz.  Yakın çevremiz başta olmak üzere, dünyanın tamamını etkileyen bu tehditle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Sağlık sistemimizi güçlü tutmanın yanında, aşı başta olmak üzere, salgın tehdidine karşı gereken her türlü yol ve yöntemi kullanacağız. Bunun, zorlu ama arkası aydınlık bir imtihan olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz” dedi.
Salgın tedbirlerinden olumsuz etkilenen her kesime, sıkıntıya düşen her vatandaşa destek paketleriyle el uzattıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajına şöyle devam etti: “Üretimi, istihdamı, büyümeyi, kalkınmayı destekleyecek her adımı atıyor, her desteği veriyoruz. Buna rağmen, sıkıntıya düşen, geliri azalan, işi bozulan vatandaşlarımız olduğunu biliyoruz. İnşallah, onların sıkıntılarını da en kısa sürede yine biz gidereceğiz. Türkiye’yi 20 yıl öncesinin siyasette, ekonomide ve toplumsal yapıda kırılgan ülkesinden, bugünkü bölgesinde ve dünyada söz sahibi ülkesi hâline nasıl getirdiysek, mevcut sıkıntıları da aynı şekilde çözeceğiz. Salgın sonrasında yeniden şekillenecek küresel siyasi ve ekonomik sistemde ülkemizin hak ettiği yeri almasını sağlamakta kararlıyız. Bunun için gece-gündüz çalışıyoruz.”
“HEM SALGININ ÜSTESİNDEN GELECEK HEM DE TÜRKİYE’Yİ HEDEFLERİNE ULAŞTIRACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede yaşanan hemen her hadisenin gerisinde, Türkiye’yi kazanımlarından mahrum bırakma, hedeflerinden uzaklaştırma niyeti olduğun inkâr edilemez bir gerçek olduğunun altını çizerek, “Ülkemize karşı artık saklamaya bile gerek görmedikleri kinlerini kusanları ve onların senaryolarına gönüllü figüranlık yapanları milletimizin irfanına havale ediyoruz. Dünyanın her yerinde yaşanan salgını bile bu gayeyle istismar edenlere meydanı bırakmayacağız” değerlendirmesinde bulundu.
Yapılan fedakârlıkların, verilen emeklerin karşılığını alarak, hem salgının üstesinden gelecek hem de Türkiye’yi hedeflerine ulaştıracaklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbimden hepimizi bundan sonraki bayramlara sağlıkla, esenlikle, huzurla kavuşturmasını diliyorum. Bir kez daha Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum” ifadeleriyle mesajını tamamladı.

Devamını Oku

"ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZI LAYIKIYLA HEYECANLA, COŞKUYLA KUTLAYACAĞIZ"

Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ile Gençlik Haftası kapsamında dolu dolu bir program hazırladıklarını belirterek, "Bu yıl da yine pandemi yüzünden maalesef evlerimizde olmak mecburiyetindeyiz. Her sene hayata geçirdiğimiz fener alayları, okul gösterileri, açık hava etkinliklerimiz maalesef bu yıl da olmayacak. Ancak bu durum bizleri 19 Mayıs coşkusundan asla uzaklaştıramaz. Gençlerimiz için, bütün vatandaşlarımız için dolu dolu bir program hazırladık" dedi.
Bakan Kasapoğlu, Gençlik Haftası açılışı dolayısıyla yaptığı açıklamada, bundan 102 yıl önce 19 Mayıs 1919'da Samsun'da tutuşturulan istiklal meşalesinin tam yüz yıldır parlamaya devam ettiğini kaydederek, "19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı; vatanı sahipsiz sananlara karşı duruşumuzu; bölünmemizi, parçalanmamızı isteyenlere karşı birliğimizi simgeleyen kutlu bir gündür. 100 yıldır iftiharla ve gururla milli vicdanımızda taşıdığımız 19 Mayıs ruhu, geçilemez ve yenilemez özelliğiyle milletimize ilham olmuştur. Bugünümüzü gelecekle birleştirecek beraberliğimizin güvencesi, bu ülkeyi emanet ettiğiniz gençlerimizdir" şeklinde konuştu.
Her yıl, 19 Mayıs'ı da içine alan haftanın "Gençlik Haftası" olarak kutlandığını hatırlatan Bakan Kasapoğlu, şöyle devam etti:
"81 ilimizin tamamında hayata geçirdiğimiz etkinliklerle bir asırlık milli şuurumuzu ilk günkü gibi diri tutuyoruz. Gençlik Haftamıza, Anıtkabir'de, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün huzuruna çıkarak başladık. Önceki sene, Milli Mücadele'nin 100. yılını asla unutulmayacak bir coşkuyla kutlamıştık. Geçtiğimiz sene pandemi tedbirleri nedeniyle, daha çok dijital etkinliklere ağırlık verdiğimiz kutlamalarımız olmuştu. Bu yıl da yine pandemi yüzünden maalesef evlerimizde olmak mecburiyetindeyiz. Her sene hayata geçirdiğimiz fener alayları, okul gösterileri, açık hava etkinliklerimiz maalesef bu yıl da olmayacak."
Ancak bu durumun kendilerini 19 Mayıs coşkusundan asla uzaklaştıramayacağını ifade eden Bakan Kasapoğlu, "Gençlerimiz için, bütün vatandaşlarımız için dolu dolu bir program hazırladık. Gençlik Haftamızın başlangıcını simgeleyen Anıtkabir ziyaretimizi erkene alarak, daha uzun bir gençlik haftası geçirmeyi amaçladık. Sosyal medyadan takip edilebilecek on-line fotoğraf yarışması sergimiz, sahne senin programı, gençlik haftası özel yayını, İlber Ortaylı hocamızın konuk olacağı ve Cansu Canan Özgen'in sunuculuğunu yapacağı 'eşit ağırlık özel' programlarımız olacak. Aynı zamanda yine çevrim içi bilgi yarışması, çek paylaş etkinliği ve sporcularımızla olan buluşmalar, yine sosyal medyadan eş zamanlı olarak takip edilebilecek"diye konuştu.
 
 
"Bütün Türkiye, hep bir ağızdan İstiklal Marşı'mızı okuyacağız"
Gençlik Haftası dolayısıyla ayrıca bir de çevrim içi satranç turnuvası organize edeceklerini belirten Bakan Kasapoğlu, "O da sosyal medyadan canlı yayınlanacak. Bu özel haftada gençlerimizi büyük bir müzik ziyafetiyle de buluşturmak istiyoruz. 18 Mayıs'ta Reng-i Hakkari ekibiyle halk oyunları ve halk müziği etkinliğiyle, 19 Mayıs akşamı da Zeynep Bastık ve Oğuzhan Koç konseriyle gençlerimiz keyifli vakit geçirecekler. Bütün bu etkinlikler yine on-line olarak takip edilebilecek. Öte yandan 81 vilayetimizden gelen temsilci gençlerimizle önce Gazi Meclisimize, 19 Mayıs sabahı Anıtkabir'e ve ardından Sayın Cumhurbaşkanımızla buluşmak üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gideceğiz" ifadelerini kullandı.
Bakan Kasapoğlu, etkinliklere katılan gençlerin, evlerinde kalan arkadaşlarını temsilen milli görevlerini en iyi şekilde yerine getireceklerini aktararak, şunları kaydetti:
"Spor federasyonlarımız tarafından düzenlenen yüzlerce etkinlikle bu hafta spora da doyacağız. Her şeyden önemlisi 19 Mayıs günü saat 19.19'da bütün Türkiye aynı anda evlerimizin pencerelerine, balkonlarımıza şanlı bayrağımızla çıkarak, hep bir ağızdan İstiklal Marşı'mızı okuyacağız. İstiklal Marşı'mız aynı geçen yıl olduğu gibi stadyumlardan, spor tesislerinden de çalınacak. Gençlerimiz, en ufak taviz vermeden, millet iradesini ve demokrasiyi korumaya devam ettiklerini, bu mirası en iyi şekilde geleceğe taşıma noktasındaki kararlılıklarını haykıracaklar. Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı layıkıyla heyecanla, coşkuyla kutlayacağız. Ben bu vesileyle gençlerimiz ve sporcularımız başta olmak üzere bütün milletimizin 19 Mayıs'ını ve yaklaşan Ramazan Bayramını tebrik ediyor, bütün kahramanlarımızı ve aziz şehitlerimizi şükranla, rahmetle, minnetle yad ediyorum. Gençlik Haftamız kutlu olsun."

Devamını Oku

TBMM'DE GRUBU BULUNAN SİYASİ PARTİLERDEN, KUDÜS İÇİN ORTAK BİLDİRİ

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop ve TBMM'de Grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekilerinin imzasını taşıyan ortak metinde şu ifadelere yer verildi:
"İsrail'in, Kudüs'te sivil ve savunmasız Filistin halkına yönelik uyguladığı şiddet, baskıcı politikaları ve ibadet özgürlüğünü engellemeye yönelik girişimleri, Ramazan Bayramı'nın hemen arifesinde vahim bir boyut kazanmıştır. Mukaddes mekân Mescid-i Aksa ve çevresinde, İsrail güvenlik güçleri tarafından gaz, plastik mermi ve ses bombalarıyla gerçekleştirilen menfur saldırılar, bebek ve çocuklar dâhil çok sayıda masum Filistinlinin yaralanmasına sebep olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bu zulmü ve hukuk tanımazlığı şiddetle kınıyoruz.
İsrail'in, yasadışı yerleşimciler lehine Kudüs'ün Şeyh Cerrah ve Silvan mahallelerindeki Filistinlilerin nesillerdir yaşadıkları evlerine el koyularak, zorla tahliye edilmelerine yönelik operasyonlarının hukuk dışı ve gayri insani olduğunun bir kere daha altını çiziyoruz. Birleşmiş Milletler'in (BM) uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku çerçevesinde yıkım ve tahliyelerin durdurulması; mukaddes mekânların statükosunun korunması için İsrail'e yönelik çağrısına tam destek verdiğimizi ve bu çağrının arkasında bütün BM üyesi ülkelerin kararlılıkla durması gerektiğini belirtiyoruz.
Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM), 1967'den bu yana İsrail'in işgali altındaki Doğu Kudüs dâhil Filistin topraklarında yargı yetkisine sahip bulunduğuna dair kararı, İsrail'in Filistin topraklarında işlemekte olduğu suçlardan dolayı hesap vermesinin ve söz konusu suçların sorumlularının tespit edilmesinin önünü açmıştır. Bu çerçevede, UCM'nin yaşanan olaylar ve insanlık suçları bakımından İsrail'e karşı net bir tavır alarak, görevini yerine getirmesini talep ediyor ve destekliyoruz.
İsrail'in, Kudüs'e ilişkin BM Güvenlik Konseyi, BM Genel Kurulu kararları dâhil olmak üzere uluslararası hukuka aykırı uygulamalarına karşı uluslararası toplumun daha fazla vakit kaybetmeden etkili ve sonuç verici bir şekilde harekete geçmesi için bütün dünyaya çağrıda bulunuyoruz.
TBMM olarak Kudüs'ün ve Harem-i Şerif'in statüsünü aşındırmaya yönelik İsrail'in mütecaviz eylemlerine ve Filistin halkının meşru haklarını gasp etme girişimlerine karşı her zaman gerekli tepkiyi vermeye; Filistin davasını ve kardeş Filistin halkının özgürlük, adalet ve bağımsızlık mücadelesini savunmaya devam edeceğimizi en kuvvetli şekilde beyan ediyoruz."
Bildirinin İngilize metnine ulaşmak için buraya tıklayın.
Bildirinin Fransızca metnine ulaşmak için buraya tıklayın.
Bildirinin Arapça metnine ulaşmak için buraya tıklayın.

Devamını Oku
TBMM'DE GRUBU BULUNAN SİYASİ PARTİLERDEN, KUDÜS İÇİN ORTAK BİLDİRİ