Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Emine Erdoğan, “Kudüs’ün Meryemleri Sönmeyen Kandillerdir” konferansına katıldı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Hepimiz Meryemiz Platformu tarafından Filistinli kadınlara destek amacıyla düzenlenen “Kudüs’ün Meryemleri Sönmeyen Kandillerdir” konferansına katıldı.
Konferansta yaptığı konuşmada, Kudüs'ün Müslümanlar için sembollerle yüklü kutsal bir mekân olduğunu söyleyen Emine Erdoğan, Mescid-i Aksa'nın ilk kıble olduğunu hatırlatarak Müslümanlar için inşa edilen ikinci mescit olduğunu söyledi.
Kudüs'ün ilahi tebliğe şahit olmuş bir peygamber şehri olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, Filistin'in, Osmanlı Devleti hâkimiyeti altında olduğu dönemde farklı din ve mezheplerin barış ikliminde yaşadıklarını ancak şimdi işgal altındaki bu devlette büyük insanlık kayıplarının merkezi haline geldiğini ifade etti. ​​​​​​​

“ÇOCUKLARIN SESİ EN ÇOK KAHKAHALARA YAKIŞIR”
Konuşması sırasında gözyaşlarını tutamayan Emine Erdoğan, duygularını şöyle dile getirdi: “İnsanlık, çocuklara çevrilmiş namluların fotoğraf karelerini kendine nasıl açıklayabilir? Bazı çocukların, bir evden ya da doğumhaneden ziyade savaşta doğduğunun farkında mıyız? İnanıyorum ki çocukların şehit düştüğü bir dünyada, cehennem ateşini çok uzakta aramaya gerek yok. Bu çocuklar, başlarını kaldırdıklarında uçan balonları değil, gökten yağan bombaları görüyorlar. Üzeri silah dolu bir İsrail askerinin karşısında, küçücük yumruğunu kaldırmak zorunda kalan kız çocukları, hepimizin kalbini paramparça ediyor. Çocukların sesi en çok kahkahalara yakışır kardeşlerim, çığlıklara ve feryatlara değil. Onların gülmesini, parklarda oynamasını sağlamak boynumuzun borcudur.”
Bu sorunun çözümünün iki ayağı olduğunu söyleyen Emine Erdoğan, bunlardan birinin uluslararası toplumun uyanışı, diğerinin ise Müslüman ümmetinin dirilişi olduğunu kaydetti.
Uluslararası toplumun sıkça dillendirdiği demokrasi, insan hakları, kadın hakları ve çocuk hakları gibi evrensel değerlerin tüm insanların ihtiyacı olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, ancak dünyanın yarısının bu değerlere susamış halde olduğunu aktardı.
“DÜNYA BARIŞI İLELEBET BİR TEMENNİ OLARAK KALACAKTIR”
Adalet, sevgi ve merhamet gibi değerlerin yalnızca belli toplumlar ya da zümreler için geçerli olmasının samimiyetsizlik olduğunu anlatan Emine Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: “Adalet sağlarken ya da merhamet gösterirken, insanları dinlerine, ırklarına, mensubiyetlerine göre ayıramayız. Eğer insan hakları, bazı coğrafyaları teğet geçiyorsa, o haklar aslında hiç var olmamıştır. Çocuk haklarından bahsediyorsak, önce Filistinli çocukların hakkını teslim edelim. Kadın haklarından bahsediyorsak, Filistinli kadınlar İsrail hapishanelerinin meçhul koridorlarında karanlıklara karışmasın. Ne zaman ki uluslararası toplum, mülkiyet hakları gasp edilen Filistinlilerin yanında durur, o zaman tüm bu değerlerin evrenselliğinden bahsedebiliriz. Ne zaman ki Filistinli çocuklar ve kadınlar, insan haklarının kapsayıcılığına dâhil olur, o zaman vicdanın yeniden ayağa kalktığına inanabiliriz. Uluslararası toplum olarak el ele verip, bunu başaramazsak, dünya barışı ilelebet bir temenni olarak kalacaktır.”
Filistin davasını düşünürken, “Kim bir kötülük görürse eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse kalbiyle hoş görmesin ki, bu imanın en zayıf derecesidir” hadisinin akıllardan çıkarılmaması gerektiğini ifade eden Emine Erdoğan, Filistin'de her yaştan insanın cesaretin ve fedakârlığın en çarpıcı örneklerini sergilediklerini anlattı
“MESCİD-İ AKSA TÜM MÜSLÜMANLARIN ORTAK MİRASIDIR”
Müslümanların aksiyon insanı olması gerektiğini dile getiren Emine Erdoğan, “Bugün Filistin'de direnişin sembolü haline gelen her yaştan insan, cesaretin ve fedakârlığın en çarpıcı örneklerini sergiliyorlar. Zalimle zalimleşmeden, Müslümanca ve imanı hep taze tutarak mücadele etmeyi gösteriyorlar. Mescid-i Aksa tüm Müslümanların ortak mirasıdır. Filistin, biz Müslümanlar için de bir aynadır. Bir anlamda, mensubu olduğumuz bu yüce dinin bizden beklediklerini yerine getirip getiremediğimizin sağlamasıdır” diye konuştu.
Filistin'in ayrıca Müslümanların makro düzlemde sıkıştırıldığı kapanın bir yansıması olduğunu aktaran Emine Erdoğan, İslamofobinin dünyada hızla yükseldiğine dikkati çekerek, konuşmasına şöyle devam etti: “(İslamofobi) Gizli bir salgın olarak zihinden zihne bulaşıyor, kalpleri kirletiyor. Müslümanlara her alanda yapılan saldırılar etrafımızdaki nefret çemberinin gittikçe daraldığına işaret ediyor. Tüm bunlar, artık birbirimize kenetlenmemizin vaktinin geldiğini söylemiyor mu? Bizim aramızda, harita üzerinde, suni sınırlar olabilir. Ama Müslüman ümmeti, sınırların üstünde bir kardeşliğin parçaları olmalıdır. Konuştuğumuz dillerin, pratik ettiğimiz kültürlerin birbirinden farklı olması bizi uzak kılmaz. Çünkü hepimiz kelime-i şehadetin çatısı altında birleşiyoruz. Bu şuuru hiç kaybetmeden, birbirimize yakınlaşmalı ve Kudüs’ün manevi sorumluluğu etrafında birleşmeliyiz.”
Filistin'de uygulanan zulmün İslam coğrafyasının başka yerlerinde de devam ettiğini vurgulayan Emine Erdoğan, Suriye savaşının üzerinden 10 yıl geçtiğini, sayısız insanın göç yollarına düştüğünü, dünyanın birçok kapısının bu insanların yüzlerine kapandığını söyledi.
Türkiye'nin 4 milyona yakın sığınmacıyı misafir ettiğini hatırlatan Emine Erdoğan, Müslümanın Müslümana kardeş olduğu inancını hiçbir zaman terk etmediklerine işaret etti.
“FİLİSTİN'DE KADIN OLMANIN ZORLUĞUNU GÖSTERDİNİZ”
Emine Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Kadınların, savaşın yakıp yıktığı hayatların ortasında, eş, anne, evlat ve kardeş gibi nice sıfatlarla verdiği mücadelenin sesi oldunuz. Vatan müdafaasında ortaya koydukları cesaretin ortağısınız. Kadınların dünyanın her yerinde dezavantajlı olduğu bir düzende, Filistin'de kadın olmanın zorluğunu gösterdiniz. Allah sizlerden razı olsun. Allah'tan, kardeşliğimizi arttırmasını niyaz ediyorum. Yan yana geldiğimizde yeryüzünün en güzel insanlık tablosunu oluşturacağımıza yürekten inanıyorum.”
Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ile Gençlik, Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Uluslararası Kudüs Eğitim ve Kültür Araştırma Derneği (UKEAD) Kurucusu, Türkiye Grubu Başkanı Ayşegül Bayıcı, Uluslararası Hepimiz Meryemiz Platformu Başkanı Hind Al Mutava, Kudüslü Murabıta Hatice Kuveys, Müslüman ülkelerden yabancı STK temsilcileri ve davetliler katıldı.

Devamını Oku
Emine Erdoğan, “Kudüs’ün Meryemleri Sönmeyen Kandillerdir” konferansına katıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Şansölyesi Merkel ile ortak basın toplantısı düzenledi


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Şansölyesi Merkel ile gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Sayın Merkel'le yakın diyaloğumuz yalnızca ikili konularda değil, bölgesel meselelere çözümler geliştirilmesine de ciddi katkılar sağladı. Suriye kaynaklı düzensiz göç krizinin engellenmesinden Suriye'nin kuzeyine insani yardımların ulaştırılmasına kadar pek çok hususta Sayın Merkel inisiyatif almaktan ve sorumluluk üstlenmekten asla çekinmedi” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile Huber Köşkü’nde gerçekleştirdiği baş başa görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dost ve müttefik Almanya Şansölyesi Merkel'i ve heyetini İstanbul'da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

"Bir kez de sizin huzurunuzda Sayın Merkel'e 'Hoş geldiniz.' diyorum. Değerli dostum Sayın Merkel'le göreve başladığı 2005 yılından bu yana karşılıklı saygıya dayalı yakın bir diyalog tesis ettik" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 senedir gerçekleştirdikleri görüşmelerde Almanya Şansölyesi Merkel'in her zaman sağduyulu ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergilediğini, görev süresi boyunca Avrupa Birliği’nin içinden geçtiği krizlerde liderliğinin belirleyici olduğunu ifade etti.
İkili ilişkilerde zaman zaman sıkıntılı dönemler yaşansa da bunları aşmayı ve iş birliğini çok daha ileriye taşımayı daima başardıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Sayın Merkel'le yakın diyaloğumuz yalnızca ikili konularda değil, bölgesel meselelere çözümler geliştirilmesine de ciddi katkılar sağladı. Suriye kaynaklı düzensiz göç krizinin engellenmesinden Suriye'nin kuzeyine insani yardımların ulaştırılmasına kadar pek çok hususta Sayın Merkel inisiyatif almaktan ve sorumluluk üstlenmekten asla çekinmedi. Sayın Şansölye'ye özellikle Suriye krizinin çözümüne yönelik gösterdiği samimi çabalar için şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Eylül'de Almanya'da gerçekleştirilen Federal Meclis seçim sonuçlarının Alman halkı için hayırlı olmasını, kurulacak yeni hükûmete ve şansölyesine de muvaffakiyetler dileyerek, "Sayın Merkel'le yürüttüğümüz başarılı çalışmaların yeni hükûmet döneminde de aynı şekilde devam etmesini temenni ediyorum" dedi.
“İKİLİ TİCARET HACMİMİZİN EN KISA SÜREDE 50 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNE ULAŞMASINI HEDEFLİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Şansölyesi Merkel'in devlet ve diplomasi tecrübesinin etkisini hissettirdiği bir başka alanın Türkiye-Avrupa Birliği münasebetleri olduğuna işaret ederek, "Türkiye olarak tam üyelik yolunda önümüze çıkan onca zorluğa ve engele rağmen Sayın Merkel'in bu süreçteki müspet katkılarını her zaman takdirle hatırlayacağız" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Şansölyesi Merkel ile bugünkü görüşmelerine ilişkin şu bilgileri verdi: "Nitekim Sayın Merkel'le bugünkü görüşmelerimizde ikili ilişkilerimiz başta olmak üzere gündemimizdeki meseleleri ayrıntılı şekilde ele aldık. Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin geliştirilmesine verdiğimiz önemi teyit ettik. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi, 18 Mart Mutabakatı'nın yenilenmesi başta olmak üzere kritik meselelerdeki beklentilerimizi değerli dostumla bir kez daha paylaştım. Doğu Akdeniz, Afganistan, Libya ve Suriye'deki gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. İkili ticaret hacmimizin en kısa sürede 50 milyar dolar seviyesine ulaşmasını hedefliyoruz. Almanya'daki Türk toplumu, ilişkilerimizin en önemli sosyal yönünü oluşturuyor. Ortak zenginliğimizi teşkil ediyor."
Bu yıl Türkiye ile Almanya arasında 1961 senesinde imzalanan iş gücü anlaşmasının 60. yıl dönümü olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya'nın kalkınmasına, çok kültürlü ve müreffeh bir ülke hâline gelmesine önemli katkılar yapan Türk toplumunun emeklerini bir kez daha takdir ettiklerini söyledi.
“YABANCI DÜŞMANLIĞI İLE AYRIMCILIK NE YAZIK Kİ AVRUPA'DAKİ TÜRK TOPLUMUNUN BAŞLICA SORUNLARI OLMAYA DEVAM EDİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Şansölyesi Merkel'in görev süresi boyunca Türk toplumuyla geliştirdiği yakın temastan mutluluk duyduklarının altını çizerek şöyle devam etti: "Irkçılık, İslam ve yabancı düşmanlığı ile ayrımcılık ne yazık ki Avrupa'daki Türk toplumunun başlıca sorunları olmaya devam ediyor. Saldırı, hakaret, düşmanca ve ayrımcı muamelelerde bulunan tüm faillere karşı etkin tedbirler alınması büyük önem taşıyor. Kültürel ırkçılığın toplumsal köklerinin kurutulması, Türklerin kendilerini Avrupa'da tam anlamıyla evlerinde hissetmelerine yardımcı olacaktır. Şansölye Merkel, bu sorunların çözümü konusunda daima samimi çaba göstermiştir. Halefinin de aynı gayret içerisinde olacağına yürekten inanıyorum. Sayın Şansölye'nin bundan sonra da Türk-Alman dostluğuna önemli katkılar sağlayacağına eminim."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şansölye sıfatıyla Türkiye'ye gerçekleştirdiği bu son ziyaret için Almanya Şansölyesi Merkel'e teşekkür ederek bundan sonraki hayatında kendilerine başarılar diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası camianın Almanya Şansölyesi Merkel'in tecrübelerinden yararlanmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Almanya Şansölyesi Merkel ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevapladı.
Türkiye'deki tutuklu Alman vatandaşlarının durumuna ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, her ülkede yargının bağımsız olduğunu söyledi.
Yargının bağımsızlığını savunduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'de de yargı bağımsızdır. Yargının vereceği veya verdiği karara benim bir Cumhurbaşkanı olarak müdahale etmem söz konusu değil. Yeter ki yargının adil olduğuna hep birlikte inanmış olalım" diye konuştu.
MÜLTECİ ANLAŞMALARI KONUSU
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mülteci anlaşmaları konusundaki soru üzerine şunları aktardı: “Mülteciler konusunda malumunuz Türkiye bu işin âdeta misafirhanesi durumunda. Malum 5 milyon Suriye'den var, Irak'tan var, Afganistan'dan 300 bin var. Bütün bunlara ev sahipliği yapmaya devam ediyoruz. Ve bu insanları tabii bizim ötelememiz Yunanistan'ın yaptığı gibi, mümkün değil, yapamayız. Şu anda biz bunlara aynı şekilde ev sahipliği yapmaya devam ediyoruz ve bu ev sahipliğimiz devam edecektir. Çünkü göçleri bugüne kadar uyguladığımız gibi aynen kabulleniyoruz. Bir taraftan biliyorsunuz briket evler yaparak o briket evlerde de onlara çadırlarda falan değil, o briket evlerde onları ağırlamayı da ayrıca bir görev telakki ettik. Şu an itibarıyla 60 bini aşkın briket evi bitirdik, hedefimiz bunu 100 binin üzerine çıkarmak.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Şansölye ile çalışmak nasıldı?" sorusuna şu karşılığı verdi: “16 yıl kısa bir süreç değil. Benim de 19 yılım var. Bu süreç içerisinde birçok dünya lideriyle bir arada çalıştık, görüştük. Tabii Sayın Şansölye özellikle Almanya'nın idaresinde, yönetiminde gerçekten başarılı bir sürece imza attı. Belki koalisyon hükûmetleri olmamış olsaydı Almanya, Türkiye ilişkileri çok daha farklı bir yere ulaşabilirdi, fakat koalisyon hükûmetleri de tabii çalışmayı her zaman zorlaştırıyor. Geçmişte bizdeki koalisyon hükûmetleri de çok çok başarısız olmuştur, hiçbir netice alamamıştır. Başkanlık sistemine geçmemizle birlikte biz bu koalisyonlardan kurtulduk ve yoğun bir çalışmanın içerisine girdik. Temennimiz odur ki yeni yönetimle bu başarılı süreci aynen devam ettiririz. Zira Almanya'da ciddi manada bir Türk potansiyeli var ve bu insanlar da orada sağlıklı bir yaşamın sürecini inşallah görmek, yaşamak istiyorlar. Onlar orada mutlu oldukça Türkiye-Almanya arasındaki bu mutluluğu yaşamak istiyoruz. Hedef de 50 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşalım istiyoruz."
Almanya Şansölyesi Merkel'in, "Koalisyon ortaklarımla çalışmaktan mutlu olmadığım anlaşılmasın. Alman hükûmetlerinin özelliği budur, koalisyonlar bizim yapımıza uygundur. Biz bir başkanlık sistemi uygulamak istemiyoruz" sözleri üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaman zaman şikâyetlerinizi bana aktardınız" dedi. Almanya Şansölyesi Merkel de "Doğrudur, hayat böyle, fakat buna rağmen güzel" yorumunu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da torununun kendisine "Dede, ne yapacaksın hayat böyle" dediğini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısını "Değerli Şansölye'nin inşallah bundan sonra değerli fikirlerinden, düşüncelerinden, uluslararası toplantılarda da istifade etme arzusuyla tekrar şahsım, milletim adına bundan sonraki hayatında başarılar diliyorum" sözleriyle tamamladı.

Devamını Oku
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Şansölyesi Merkel ile ortak basın toplantısı düzenledi

BAKANLIKTAN SİNEMA SEKTÖRÜNE 65 MİLYONLUK DESTEK

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2021 yılının son destekleme kurulu toplantısında sinema sektörüne 18 proje için 17 milyon 450 bin lira destek sağladı. Bu desteklerle birlikte 2021 yılı içerisinde Bakanlık tarafından 356 proje için sinema sektörüne sağlanan toplam miktar 65 milyon 450 bin liraya ulaştı.

BAKAN KURUM: “YEŞİL KALKINMA DEVRİMİ SÜRECİNİ BAŞLATTIK”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Paris Anlaşması'nın onaylanmasıyla yeni bir sürece başlandığını belirterek, "Yeşil kalkınma devrimi süreci başlamaktadır. İnşallah ülkemiz de bu yeşil kalkınma döneminde, yeşil dönüşüme maruz kalan, etkilenen değil, etki eden, yön veren ve liderlik eden bir ülke olarak bu süreci takip edecektir." dedi.
Kurum, Ankara Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Millet Bahçesi'nde, basın kuruluşlarının temsilcileriyle kahvaltıda bir araya gelerek, "İklim Değişikliği ve Türkiye" başlıklı sunum yaptı, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İklim değişikliğinin etkilerinin, dünyada ve Türkiye'de yoğun şekilde görüldüğüne işaret eden Kurum, içinde bulunulan çağda yaşanan iklim değişikliğinin, insan faaliyetleri neticesinde ortaya çıktığının bilimsel kanıtlarıyla ortaya konulduğunu söyledi.
Kurum, özellikle fosil yakıt kullanımı, atık sektörü, tarım ve sanayi faaliyetleri, sera gazı emisyonlarını ortaya çıkardığı iklim değişikliğinin, renk, din, ırk, zengin, fakir ayrımı gözetmeksizin herkesi etkilediğini belirtti.
İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden örnekler veren Kurum, iklim göçlerinin başladığını, bundan sonraki süreçte terör dışında dünyayı, ülkeleri etkileyecek en önemli sorunların başında iklim göçlerinin geleceğini öngördüklerini söyledi.
Kurum, iklim değişikliğinin, küresel ve ciddiye alınması gereken bir kriz olduğunu vurgulayarak, "Yaşadığımız afetlerin yüzde 91'ini iklim ve iklimle ilişkili olarak tarif edebiliriz." dedi.
İklim kaynaklı afetler dolayısıyla yaşanan kayıplara işaret eden Bakan Kurum, "Bu kesinlikle siyasi bir mesele değil, siyaset üstü, herkesin dört elle sarılması gereken bir mesele. Yarın, ileride yaşayamayacağınız İstanbul, Bursa, Konya, Ankara olursa büyümenin, gelişmenin çok da anlamı kalmayacak, çünkü yaşayacağınız bir toprak olmayacak. Dolayısıyla büyüme ve gelişmeyi, çevreyi ve doğayı koruyarak, iç içe yapmak zorundayız. Çevre odaklı, çevre merkezli yapmak zorundayız." diye konuştu.
Dünyada ve Türkiye'de yaşanan doğal afetlere ilişkin örnekler veren Kurum, doğal afetler karşısında, sahada afet anından itibaren tüm kurumların seferberlik ruhu içerisinde etkin bir çalışma yürüttüğünü anlattı.
Bakan Kurum, etkin bir diplomasiyle yapılan görüşmeler, Bakanlığın müzakere süreci ve ortaya konan adımların önemine işaret ederek, "Sayın Cumhurbaşkanımız da bu noktada BM Genel Kurulu'nda Paris Anlaşması'na taraf olacağımızı, onaylayacağımızı tüm dünyayla paylaşmış oldular. Çok ciddi ve önemli bir adım attık. Ben bu süreci çok çok önemsiyorum." dedi.
Bu sürecin bir fırsat olacağını belirten Murat Kurum, 2053'te, net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma hedefine ulaşmak için bu süreci bir kilometre taşı olarak düşünebileceklerini ifade etti.
Bakan Kurum, iklim değişikliğinin artık milletlerarası, ülkelerarası bir sorun haline geldiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 20 yıldır iklim değişikliği ile ilgili mücadele çerçevesinde çok önemli adımlar attık, atmaya da devam ediyoruz. Bu çerçevede, gerek korunan alan miktarımızı artırma, gerek ülkemizin kuzeyi ile güneyi doğusu ile batısının ekolojik hatlar üzerinde kurmak ve bunları da millet bahçeleri ile birbirine bağlamak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının sayısını, miktarını arttırmak, yine bu anlamda tüm teknolojiyi, sanayimizde, turizmimiz de tarımımız da kullanmak suretiyle iklim değişikliği ile mücadele ediyoruz. Sürdürülebilir bir ekonomi kuruyoruz ve bu çerçevede daha sağlıklı, daha yaşanabilir, daha yeşil medeniyetimizi yaşatan şehirler anlayışıyla çalışmalarımızı yapıyoruz."
"YEŞİL KALKINMA DÖNEMİNİN BAŞLANGICINI VERMİŞ OLUYORUZ"
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Paris Anlaşması'nın Mecliste onaylandığını anımsatarak, şunları kaydetti:
"Bundan sonraki süreçte de yeni bir dönemin, yeni yeşil kalkınma döneminin başlangıcını vermiş oluyoruz. Bu hem ülkemiz adına hem dünya adına çok önemli bir süreçtir. Tabii burada şu iki hususun altını çizmek gerekirse, Türkiye bu anlaşmayı gelişmekte olan bir ülke olarak imzalanmış ve ulusal katkı beyanı çerçevesinde de adımları atacağını beyan etmiştir. Bundan sonraki yol haritamızda hem ulusal katkı beyanımız hem de gelişmekte olan ülke olarak tüm sektörlerdeki büyümemizle birlikte gerçekleşecektir."
Kurum, tarihte sanayi devriminin 1950'li yıllarda, teknoloji devriminin 2000'li senelerde olduğunu, ancak Türkiye'nin tam anlamıyla bu devrimlerden istifade edemediğini dile getirerek, şöyle devam etti:
"Bugün yeni bir sürece başlıyoruz. Yeşil kalkınma devrimi süreci başlamaktadır. İnşallah ülkemizde bu yeşil kalkınma sürecinde, yeşil dönüşüme maruz kalan, etkilenen değil, etki eden, yön veren ve liderlik eden bir ülke olarak bu süreci takip edecektir. Bu süreçte, istihdam anlamında gençlerimiz en önemli iş ortaklarımızdır. Gençlerimizle, çocuklarımızla, kadınlarımızla bütün sivil toplum örgütlerinin içinde olduğu siyaset üstü bir mesele olarak gördüğümüz iklim değişikliği ve iklim değişikliğiyle mücadele çerçevesinde adımlarımızı atıyor olacağız. Ülkemizin bu noktada, yenilenebilir enerji, yerli elektrikli araç, sıfır atık, sıfır atık uyumlu projelerimizle, gerek binalarda gerek üretim tesislerinde, yenilenebilir enerji kaynaklarından en iyi şekilde istifade ettiğimiz, Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde yürüttüğünüz sıfır atık projesi çatısı altında, sürdürülebilir bir ekonomi anlayışıyla, depozito iade sistemiyle, atıkların yeniden toplanarak ekonomiye kazandırılmasıyla yeni bir sistemin başlangıcını vermiş oluyoruz."
"OCAK AYINDA BİR İKLİM ŞURASI DÜZENLEYECEĞİZ"
Murat Kurum, Türkiye'nin yeni fikirlerin, çevreci teknolojilerin kullanıldığı yeşil kalkınma devrimi ile iklim ve çevre dostu anlayışla bundan sonra atılacak her adımda, iklimi ve çevreyi merkeze alan, yeşil kalkınma sürecinden en iyi şekilde istifade eden ülke olacağını söyledi. Bu çerçevede çalışmalarını yürüteceklerini anlatan Kurum, yenilenebilir enerjide dünyada 12, Avrupa'da 5'inci ülke durumunda bulunduğunu belirtti.
Fosil yakıtların kullanımını azaltacak, emisyon oranlarının sıfırlanmasını 2053'te sağlayacak adımları da atmaya devam edeceklerini aktaran Kurum, "Bu noktada yeni istihdam alanları oluşturacağız. Şimdi yeni bir süreç başlıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın kabine toplantısı sonrasında açıkladığı gibi, Bakanlığımız Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak yeniden yapılanıyor. Bu çerçevede, Tarım Orman Bakanlığımızdan da yeni Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz ve Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğümüz bakanlığımız bünyesinde çalışacak." dedi.
Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye sürece katkılarından dolayı teşekkürlerini ileterek, "Bundan sonraki süreçte de inşallah ocak ayında bir İklim Şurası düzenleyeceğiz. İklim Şurası'nda sivil toplum örgütlerimizin, sanayicimizin, tüm sektörlerin, hocalarımızın, bilim adamlarımızın içinde olduğu bu Şura'da her türlü detayı tartışacağız, istişare edeceğiz ve ülkemizin 2053 yılına ilişkin vizyonunu belirleyecek adımları inşallah atıyor olacağız." ifadelerini kullandı.
Bu çerçevede, İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu'nun yapılandırılacağını belirten Kurum, böylece İklim Değişikliği Başkanlığının sahadaki emisyona ilişkin sürecin, iklim değişikliği ile ilgili mücadele sürecinin, iklim finansmanı konusunda tüm sektörlere verilecek desteklere ilişkin sübvansiyon oranları, kredilendirme ve destek oranlarına ilişkin sürecin takibinin yapılacağını anlattı.
Kurum, İklim Kanunu çerçevesinde çalışmalarını yürüttüklerini belirterek, "Ulusal Katkı Beyanımız bu çerçevede çalışılıyor, zaten artıştan azalış olarak yüzde 21 taahhüdümüz vardı ve taahhütlerimiz hamdolsun bunun da altında gerçekleşmekte ve bu çerçevede yürütülüyor. Hep birlikte daha iyi, güzel, temiz bir ülke için çalışmalarımızı sürdüreceğiz." dedi.
-"BİZ TÜRKİYE OLARAK BU KONUDA BELİRLEYİCİ, ETKİ EDEN BİR ÜLKE OLACAĞIZ"
Bakan Kurum, iklim değişikliğine ilişkin bir eylem planı ortaya koyacaklarının da altını çizerek, şöyle konuştu:
"Kendi emisyon ticaret sistemimizi kuracağız. Bu çerçevede temiz üretim teknolojilerinin kullanıldığı, iklim dostu yatırımları desteklediğimiz bir sürece giriyor olacağız. Bunlara fırsat olacak adımlara destek vereceğiz. Sonuç olarak, biz Türkiye olarak bu konuda belirleyici, etki eden bir ülke olacağız. Tüm süreçlerimizi şeffaf bir şekilde, iş birliklerimizi tüm sektörlerin içinde olduğu bir şekilde yürüteceğiz ve çevreye saygılı, iklim dostu şehirler anlayışıyla da şehirlerimizi yapıyor olacağız. Cumhurbaşkanımızın başlattığı 'yeşil kalkınma seferberliği' kapsamında, ülkemizi 'devrim niteliğinde' diyeceğimiz adımlarla istihdamın içinde olduğu, tüm sektörlerin daha da büyüdüğü, ülkemizin ihracatının daha da artırıldığı bir sürece hep birlikte dahil olacağız."
Yeni fikirlerin, çevreci teknolojilerin ortaya çıkacağını ve uluslararası fonlarla verilecek desteklerle bu kalkınmayı hızlı bir şekilde yapacaklarını vurgulayan Kurum, "İnşallah bu kalkınmadan en fazla istifade eden ülke konumuna erişmiş olacağız." dedi.
AKM MİLLET BAHÇESİ 28 EKİM'DE AÇILIYOR
Murat Kurum, 760 bin metrekarelik alanda kurulu Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Millet Bahçesi hakkında da bilgi vererek, "AKM Millet Bahçesini inşallah 28'inde Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Ankara'mıza, ülkemize kazandırıyor olacağız." diye konuştu.
Son 2 yılda korunan alan büyüklüğünü yüzde 9,6'dan 11'e çıkardıklarını belirten Kurum, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin ekolojik dönüşümü başlığı adı altında projelerimizi yürütüyoruz. 400 tane millet bahçesi projelendirdik. 81 ilimizde 81 milyon metrekare hedefi ile bu projelerimiz yapılıyor. 100 tane millet bahçemizi tamamladık, vatandaşımızın hizmetine sunduk ve 300 taneye ilişkin de çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah 2023 yılına geldiğimizde bu bahçelerimizi de teslim ediyor olacağız. Ankara özelinde toplamda 21 millet bahçesi yapıyoruz. 4,2 milyon metrekare büyüklüğünde millet bahçelerimiz. Bundan sonra Ankara'yı 'yeşil Ankara' olarak tarif edeceğiz. Burada vatandaşlarımız vakit geçirecekler, atıl, kullanılmayan bu alanda inanın 7 gün 24 saat her türlü organizasyonun, faaliyetin yapılacağı bir alan olacak."
Kurum, Ankara'nın hem kuzeyinde hem güneyinde iki ekolojik koridor oluşturduklarını anlatarak, bu iki koridoru 21 millet bahçesi ile birbirine bağlayacaklarını belirtti.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, "Bu millet bahçelerinde inşallah çok güzel organizasyonlar faaliyetler gerçekleşecek. Ben hem bu millet bahçemizin hem Paris İklim Anlaşması'ndaki Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu vizyonun, çerçevenin, yeşil kalkınma sürecinin ülkemize, şehirlerimize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum." diye konuştu.
Bakan Kurum, konuşmasının ardından, AKM'yi basın temsilcileriyle nostaljik trenle ve bisiklet sürerek gezdi.

Devamını Oku
BAKAN KURUM: “YEŞİL KALKINMA DEVRİMİ SÜRECİNİ BAŞLATTIK”

BAKAN PAKDEMİRLİ, İZMİR'DE KADIN GİRİŞİMCİLERLE BİR ARAYA GELDİ


Dünya Kadın Çiftçiler Günü etkinlikleri kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı desteğiyle Coca-Cola Vakfı, TOBB ve Habitat Derneği tarafından yürütülen "Kız Kardeşim Projesi"nin son toplantısı İzmir'deki bir otelde düzenlendi.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, projenin uygulandığı 10 ilden 21 kooperatif ve 100'e yakın kadın girişimcinin ürünlerini sergilediği ve market zincirlerinin satın alma yetkilileriyle buluştuğu etkinliğin açılış konuşmasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, Türkiye'yi tarımsal hasılada Avrupa'da lider konuma getiren kadın çiftçilerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Kadınların artık üretici, girişimci, işveren, istihdam sağlayan ve işinin patronu konumuna ulaştığına işaret eden Pakdemirli, "Ülkemizde istihdam edilen 4,8 milyon kişinin yüzde 41'i kadın. Türkiye'de kadınların ve erkeklerin hemen hemen eşit sayıda istihdam edildiği tek sektör, tarım sektörüdür. Tabii kadınlarımızın gücünü, fikrini ve emeğini sadece üretimde değil yönetimde de daha çok kullanmak zorundayız." dedi.
Kadınların gücüne güç katmak ve onlara daha yakın olmak amacıyla Ayşe Ayşin Işıkgece'yi Bakanlıkta ilk kadın bakan yardımcısı olarak görevlendirdiklerini ve tarımın önemli alanlarını kendisine emanet ettiklerini anlatan Pakdemirli, Işıkgece'nin de çiftçilerin eğitimine yönelik Kız Kardeşim Projesi'ne büyük önem verdiğini bildirdi.
Bugüne kadar projenin yürütüldüğü 10 ilin tamamına gittiğini ve çoğu kadınlardan oluşan 73 kadın kooperatifi, 10 dernek ve 271 girişimciyle buluştuklarını kaydeden Pakdemirli, şöyle konuştu:
"Gururla söylemeliyiz ki bu projeyle bugüne kadar toplam bine yakın kadının eğitim almasını sağladık. İşte bizim için bu bin kadın bin hanenin geçimi demek, bin kere üretim, bin kere kalkınmak demek. Biliyoruz ki kadın eli değen her şeyin ayrı bir güzelliği, kadın tarafından yapılan her üretimin ayrı bir değeri vardır. Bu nedenle tarımın gizli mimarları ve isimsiz kahramanları olan kadınlarımızı baş tacı kılmaya devam edeceğiz."
IPARD Programında 4 bin 484 kadın yatırımcıya 2,7 milyar lira hibe desteği sunulduğunu, Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesi'nde destek sağlananlar arasında kadınların oranının yüzde 50, Genç Çiftçi Projesinde ise yüzde 60'a ulaştığını anlatan Pakdemirli, "Son 19 yılda yaklaşık 250 bin faaliyetle 3 milyondan fazla kadınımıza tarımsal konularda eğitim verdik. Son 3 yılda ise yaklaşık 50 bin faaliyette 925 bin kadın çiftçimiz eğitim aldı." dedi.
Kurucusu ve ortaklarının çoğu kadınlardan oluşan tarımsal kalkınma kooperatifi sayısının 129'u bulduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli, Girişimci Kadın Çiftçiler Ödül Töreniyle başarılı projeleri hayata geçirdiklerini, bu programın uluslararası platformda da sesinin duyulduğunu ve 2016 yılı Avrupa Girişimciliği Teşvik Ödüllerinde Türkiye'yi temsil ettiğini hatırlattı.
"ÜRETİCİLERİMİZE TOPLAMDA 55 MİLYON 290 BİN LİRALIK DESTEK ÖDEMESİNE BUGÜN BAŞLIYORUZ"
Destekleme ödemeleriyle ilgili bir müjdeyi de paylaşmak istediğini söyleyen Pakdemirli, "Bugün itibarıyla kırsal kalkınma, sertifikalı tohum kullanımı ve sertifikalı tohum üretimi kapsamında toplam 55 milyon 290 bin liralık destekleme ödemesine başlıyoruz. Çiftçilerimize hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun." ifadelerini kullandı.
"BAKANLIK OLARAK PROJELERE DEVAM EDECEĞİZ"
Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ayşe Ayşin Işıkgece de yerel değerleri marketlere ulaştırmaya yönelik eğitimler verdiklerini, hem ürün hem pazarlama alanında eksiklikleri tamamlayan çalışmalara odaklandıklarını söyledi.
Işıkgece, "Biz eğitimleri verip ayrılmayacağız. İllere danışman atadık. Biz bu çalışmalarda sizleri yalnız bırakmayacağız ve özel fuarlar yapacağız dedik. Bugün de aramızda birçok alıcı var. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak bu projelere devam edeceğiz." diye konuştu.
Kadın üreticilerin de deneyimlerini paylaştığı etkinlikte Pakdemirli ve beraberindekiler, kadın girişimcilerin ürettiği ürünlerin sergilendiği stantları gezdi, girişimcilerden bilgi aldı.
Kız Kardeşim Projesi, kadınların ekonomik hayata katılımı konusunda gerekli bilgi ve becerilerle donatılarak toplumsal ve ekonomik konumlarının güçlendirilmesi ve ekonomik kalkınmada aktif rol almaları için desteklenmesini amaçlıyor.

Devamını Oku
BAKAN PAKDEMİRLİ, İZMİR'DE KADIN GİRİŞİMCİLERLE BİR ARAYA GELDİ

İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi kuruldu

Ticaret Bakanı Mehmet Muş'un koordinasyonunda çalışmaları yürütülen İGE'nin kuruluşu, ilgili kurum ve kuruluşların katkısıyla gerçekleştirildi.
Türkiye ekonomisi 2021 yılının ilk çeyreğinde yüzde 7,2, ikinci çeyrekte yüzde 21,7'lik rekor bir büyüme kaydederken, mal ve hizmet ihracatının büyüme oranına katkısı 10,8 puan oldu.
İhracatın, ekonomik büyüme üzerindeki pozitif etkisinin artırılması ve sürdürülebilir kılınması için tabana yayılması önem taşıyor. Firmaların ihracat kapasitesinin ve uluslararası pazardaki rekabet gücünün artırılması gerekirken, buna yönelik en önemli enstrümanlardan birisi ihracatçı firmaların finansmana erişiminin kolaylaştırılması olarak görülüyor.
İGE, sadece ihracatçıların erişimine açık, ihracatçıların finansmana erişiminde teminat sorununu ortadan kaldırmayı amaçlayan bir fon olarak kuruldu.
İGE aracılığıyla, teminat yetersizliği nedeniyle çeşitli kredi ve destek imkanlarından yeterince yararlanamayan ihracatçıların krediye erişimleri kefalet suretiyle sağlanacak. Bu vesileyle ihracatçılar, kredi almak için fabrikasını, arsasını bankaya ipotek vermek zorunda kalmayacak, teminat sorunu çözülmüş olacak.- İhracatçı birlikleri de ortak olacak
Şirket, öncelikle 10 milyon lira sermaye ile Türkiye İhracatçılar Meclisinin yüzde 95 (9 milyon 500 bin lira) Eximbank'ın yüzde 5 (500 bin lira) ortaklığı ile 14 Ekim'de kuruldu. İlerleyen dönemde 61 ihracatçı birliğinin de gerekli sermaye katkısı ile şirkete ortak olması yönünde kanun çalışmaları devam ediyor.
İhracata yönelik büyüme modeli hedefi doğrultusunda ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler ile uğraşan firmalara yönelik ihtisaslaşmış bir "İhracat Kredi Garanti Fonu", küçük ölçekli firmaların da ihracat kredisi bağlamında finansmana erişimlerinin kolaylaştırılmasını ve ihracatın tabana yayılmasını sağlayarak ihracat hacminin sürdürülebilir şekilde artırılmasına büyük katkı verecek.

Devamını Oku

GÖRME YETERSİZLİĞİ OLAN ÖĞRENCİLER İÇİN ÖZEL EBA DERS VİDEOLARI HAZIRLANDI

Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü iş birliğinde, 15 Ekim Beyaz Baston Dünya Görme Engelliler Günü dolayısıyla görme yetersizliği olan öğrenciler için erişilebilir EBA ders videoları yayımlandı. 
Millî Eğitim Bakanlığınca tüm özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilere yönelik ders anlatım videoları TRT EBA TV kanallarında yayınlanmaya devam ediyor. 
Bu kapsamda, sesli betimlemesi yapılan ders videoları ile görme yetersizliği olan öğrencilerin eğitim öğretim sürecine aktif katılım sağlamaları amacıyla 1, 2, 8 ve 12. sınıf ders videolarının toplam 675'i sesli betimleme ile erişilebilir hâle getirildi. 
Betimleme sürecinde 17 ayrı branş ve toplam 145 alan uzmanı öğretmenden oluşan bir denetleme komisyonu tarafından incelenen ders içerikleri, eba.gov.tr adresinde her hafta 45 video olacak şekilde yayımlanacak. 
"Birlikte Yürüyoruz"
Öte yandın Millî Eğitim Bakanlığı ve WeWALK iş birliğinde yürütülen "Birlikte Yürüyelim" projesi kapsamında, hayırseverlerin desteğiyle görme yetersizliğinden etkilenmiş öğrencilerin kullanması için temin edilen akıllı bastonlar dağıtılmaya başlandı.
22 Haziran 2021 tarihinde başlayan projenin ilk aşamasında görme yetersizliğinden etkilenmiş 160 öğrenci, akıllı bastonlarına kavuştu. Planlanan dağıtım programıyla Ekim ayı içinde de 200 akıllı baston daha göreneller ile buluşacak. Proje kapsamında 3 yıl içinde öğrencilere toplamda 3 bin 200 akıllı baston dağıtımı yapılacak.

Devamını Oku

İHRACATA YÖNELİK YATIRIM VE ÜRETİMİN TEŞVİKİ TEKLİFİ TBMM'DE

Teklife göre, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Türkiye İhracat Kredi Bankası Anonim Şirketi'nin öz kaynaklarıyla kurulan İhracatı Geliştirme Anonim Şirketine, ihracatçı birliklerince gerekli sermaye katkısı sağlanması için düzenleme yapılıyor. İhracatı Geliştirme Anonim Şirketine aktarılmak üzere, ihraç bedelinin on binde üçüne kadar (hizmet sektörlerinde brüt asgari ücretin on katına kadar) kesinti yapılacak.
İhracatçı birliklerinin yedek akçelerinde bulunan meblağlar ile halihazırda TİM nezdinde faaliyet gösteren Türkiye Tanıtım Grubunun varlıkları İhracatı Geliştirme AŞ'ye aktarılacak.
İhracatçılara sadece ihracat kredilerinde kefalet kurumu olarak hizmet edecek İhracatı Geliştirme AŞ'ye gelir, damga, harç ve katma değer vergisi muafiyeti tanınacak.
Yürürlük tarihinden sonra ilk kez faaliyete geçecek serbest bölgelerde, işleticilerin serbest bölgelerin işletilmesi ile ilgili faaliyetlerden elde ettikleri kazançları, 30 yılı geçmemek ve Ticaret Bakanlığınca kendilerine verilecek ilk faaliyet ruhsatında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere gelir veya kurumlar vergisinden müstesna olacak.
Türkiye İhracat Kredi Bankası AŞ, diğer kamu bankalarına halihazırda tanınan istisna ve muafiyetlere sahip olacak.
Kanun teklifiyle, Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nda değişiklik öngörülüyor.
Buna göre, meslek kuruluşu üyelerine; sadece kayıtlı olduğu meslek kuruluşu ile sınırlı kalmak kaydıyla Ticaret Bakanlığı e-esnaf ve sanatkar veri tabanı üzerinden, üyelerin adı soyadı, sicil numarası ile sabit iş yeri olanların iş yeri adresi bilgilerini içeren listeye erişim yetkisi verilecek. Elde edilen kişisel veriler, sadece meslek kuruluşu organlarında görev almak isteyen adayların bu kuruluşların üyelerine ulaşabilmeleri amacıyla kullanılabilecek. Bu veriler Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na aykırı kullanılamayacak, aktarılamayacak veya başka bir şekilde işlenemeyecek.
Teklifle, İhracatı Geliştirme AŞ'ye kurumlar vergisi muafiyeti de tanınacak.
Teklifle, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun kaçak eşya naklinde kullanılan taşıtlar için el koyma ve alıkoyma tedbirlerinin nasıl uygulanacağına ilişkin hükümler düzenleniyor. Buna göre, Türkiye'de sicile kayıtlı olmaması ya da soruşturma ve kovuşturma devam ederken kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması halinde el konulan taşıt, el koyma kararı veren mercilerce alıkonulacak.
Kaçak eşya naklinde kullanıldığı şüphesiyle fiilen gümrük idaresine veya yediemine teslim edilmiş ve hakkında el koyma kararı bulunmakla birlikte alıkonulmayan taşıtlar, gümrük idaresince yapılacak tebligattan itibaren 90 gün içinde muhafaza ve diğer masraflar karşılanmak suretiyle sahibi tarafından teslim alınmaması halinde, tasfiye idaresince soruşturma ve kovuşturma sonucu beklenmeksizin derhal tasfiye olunacak.
Tasfiyenin satış suretiyle gerçekleşmesi halinde, satıştan elde edilen gelirden taşıtın muhafaza edilmesi ve satışı için gerekli olan bütün masraflar karşılandıktan sonra kalan miktar, kovuşturma sonucuna göre işlem yapılmak üzere emanet hesabına alınacak.
Teklifle, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun "el konulan eşyanın muhafazasına" ilişkin maddesi de düzenleniyor.
Buna göre, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca el konulan ve ambalajlarında kamu kurumlarınca uygulanan bandrol, etiket hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan tütün mamulleri, etil alkol, metanol, alkollü içkiler, makaron ve yaprak sigara kağıdı ile ilaç, ilaç ham maddeleri, ilaç ham maddesi içeren ürünler, tıbbi cihaz ve malzemeler, ısıtılarak ya da yakılarak tüketilen ve nikotin içersin içermesin tütün mamulünü taklit eder tarzda kullanılan elektronik sigara ve elektronik nargile dahil her türlü mamul ve bu mamullerin tüketiminde kullanılan elektronik cihaz, aksam, yedek parça ve solüsyonlar el koyan idarelerce numune alınmak veya numune alınması mümkün olmaması halinde ayırt edici bilgilerin tespiti yapılmak suretiyle tutanağa bağlanarak imha edilecek. Ancak ilaç, ilaç ham maddeleri, ilaç ham maddesi içeren ürünler, tıbbi cihaz ve malzemeler ile etil alkolden imha haricindeki yöntemlerle tasfiye edilmesi uygun görülenler yönetmelikle belirlenecek. Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kaçak zannı ile el konulan eşya hakkında da bu hüküm uyarınca işlem yapılacak.
Çek Kanunu'nda yapılan değişiklikle, üzerindeki yazılı keşide tarihinden önce çeklerin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz olmasına ilişkin düzenlemenin uygulama süresi 31 Aralık 2023 tarihine kadar uzatılıyor.
Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan değişiklikle şirketlerin tasfiye sürecinde alacaklılara üçüncü kez yapılan çağrı tarihinden itibaren kalan varlığın dağıtılmamasına dair öngörülen altı aylık süre üç aya indiriliyor.

Devamını Oku

BAKAN PAKDEMİRLİ MERSİN'DE ÜRETİCİLERE SESLENDİ


Tarım ve Orman Bakanı Bekir Dr. Bekir Pakdemirli, "Doğru fiyatlarla çiftçimizin alın teri yere dökülmeyecek, alın teri boşa gitmeyecek ve sonunda da bu işten para kazanacak. Bir şekilde çiftçimizi de hasat dönemi memnun edeceğiz." dedi.
Bakan Pakdemirli, Mersin Valiliği ziyaretinde, şeref defterini imzaladı, Vali Ali İhsan Su ile görüştü. Daha sonra Mersin Ticaret ve Sanayi Odası'nda (MTSO) basına kapalı düzenlenen Mersin Sektör Buluşması Toplantısı'na katılan Pakdemirli, buradan Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) binasına geçti.
Bakan Pakdemirli, bina önünde kendisini bekleyen üreticilerle selamlaştı, "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi" kapsamında Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce hazırlanan keçiboynuzu fidanlarını üreticilere dağıttı. Burada kendisini karşılayan üreticiler arasındaki 7 aylık Yiğit Efe'yi kucağına alan Pakdemirli, bir süre sevdiği bebeğin ailesiyle sohbet etti.
AKİB Toplantı Salonu'na geçen Pakdemirli, burada basına kapalı gerçekleşen Yaş Sebze Meyve İhracatçıları ile İstişare Toplantısı'na katıldı. Burada daha sonra IPARD II 10. Başvuru Çağrı Dönemi Temsili Çek Töreni'ne de katılan Pakdemirli, projesi kabul olan 33 girişimciye başarılar diledi.
Toplantının ardından salonun girişinde kurulan stantları gezen Pakdemirli, tanıtımı yapılan yöresel ve coğrafi işaret tescilli ürünlerin tadına baktı, ürünlerle ilgili bilgi aldı. Bakan Pakdemirli, Mersin merkezli "Baibars" firması tarafından üretilen zirai İHA'yı (ZİHA) inceledi, ZİHA'nın üreticisi gençlerle sohbet etti.
AKİB'de balıkçılar, üreticiler ve üretici temsilcileriyle Sektör Buluşması Toplantısı'nda bir araya gelen Pakdemirli, buradaki konuşmasında, illerde en önemli programlarının üretici, yetiştirici ve besicilerle buluşup onların sorunlarını dinlemek olduğunu söyledi.
Ülkede özellikle gıda, tarım ve orman alanlarında ister istemez salgınla bağlantılı bir süreç yaşandığına dikkati çeken Pakdemirli, bu nedenle dünyada emtia fiyatlarında çok ciddi artış olduğunu aktardı.
Pakdemirli, bundan üreticinin de tüketicinin de etkilendiğini anlatarak, kuraklığın etkisinden de bahsetti.
TARSİM'in kuraklık sigortası olduğunu hatırlatan Pakdemirli, bunu biraz daha genişletmeye çalıştıklarını bildirdi.
Buradaki hasar ödeme rakamlarını yüzde 70'lerden 80'lere çıkardıklarını ifade eden Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Aşırı sıcaklık zararına karşı da TARSİM'i özellikle kapsam altına aldık. Hububat ve baklagillerde dönümünde 100 liraya varan bir desteğe kadar çıktık. Tarımsal kredilerin borç ertelemelerine mümkün mertebe yapma cihetine gittik. Tabi her şeyden önemlisi bugünkü sabahtan beri yapmış olduğumuz toplantıların ekseriyetinde konular dönüyor, dolaşıyor ve suya bağlanıyor. Su hepimiz için çok önemli olduğu kadar bizim sektörümüz için son derece önemli, tarımın paydaşları için önemli.
Dünyadaki tatlı su kaynaklarının yüzde 70'ini tarım kullandığına göre bu konuda çabayı ve gayreti mutlaka devam ettiriyor olmamız lazım. Özellikle tabii ki bütün artan emtia fiyatlarıyla beraber hem besicimiz hem de süt üreticimiz ister istemez bu işlerden de etkilendi. Bunların minimuma indirme gayreti içerisinde Toprak Mahsulleri Ofisi yem ham maddesi satışına temmuzda başladı. Eylülde 800 bin ton hububat sattık, ekimde de yine 900 bin ton hububat satıyor olacağız. Bu satışlar elbette piyasa fiyatlarından değil, üreticilerimizi destekleyecek, bugünkü piyasa fiyatlarının çok altında koşullarla üreticilerimizi bir destekleme cihetine gidiyoruz."
Emtia fiyatları kadar gıda fiyatlarının da arttığını kaydeden Pakdemirli, "Gerekli dış ticaret tedbirlerini alarak mümkün mertebe üreticiyi sürekli olarak sürdürülebilir, karlı bir şekilde üretimine devam ettirmek ama aynı zamanda da tüketiciyi de belli bir kalitedeki ürünün de ulaşılabilir bir fiyatla alma gayreti içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz." dedi.
"ÇİFTÇİMİZİ DAHA İYİ BİR NOKTADA TUTMA GAYRETİ İÇERİSİNDE OLDUK"
Son 3 yılda hem destekleri arttırdıklarını hem de iyi bir alım politikası izlediklerini anlatan Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Yani 'alım yaptığımız ürünler de bir üretici dostudur' politikası izleyerek hasat zamanından önce fiyatların açıklanması ve üreticinin de memnun olacağı fiyatları açıklama cihetine giderek üreticimizi memnun ettik. Yani burada memnuniyeti aslında iki taraftan elde ettik diyebilirim. Hem bir yandan artan destekler hem de bir yandan müdahale alımı. Genelde ülkelerin ikisini bir arada uyguladığı politikalar yoktur. Ya müdahale alımı yapılır, çiftçiye destek olunur ya da destekleme politikasıyla iyi desteklerle, çiftçi destekler. Biz her ikisini, bir yandan özellikle sanki bugünleri görmüşçesine 3 sene önce sayın Cumhurbaşkanımızın da bize vermiş olduğu destekle hem desteklerin artışı hem de müdahale alımlarını devreye sokarak çiftçimizi bu zor ve pandemiden ekonominin dalgalı olduğu bir dönemde çiftçimizi daha iyi bir noktada tutma gayreti içerisinde olduk. Burada da önemli derecede başarılı olduk diyebilirim."
"DOĞRU FİYATLARLA ÇİFTÇİMİZİN ALIN TERİ YERE DÖKÜLMEYECEK"
Özellikle son 3 yılda hiçbir üreticiye sahada zarar etmeyecek şekilde fiyatları oluşturduklarının sözünü verdiklerini ve bu sözü tuttuklarını aktaran Pakdemirli, şunları dile getirdi:
"Fiyatlar artabilir, girdiler artabilir ama bunları da ürün fiyatlarınızı da ayarlayacağız, hiç merak etmeyin, siz sadece üretmeye devam edin. Biz ek bir destek olabilecek bir bütçe imkanı sağlayabilirsek ek destek olmaya devam ederiz ama buradaki en büyük ek destek ürün fiyatının doğru bir şekilde ayarlanmasıdır. Burada ben Tarım ve Orman Bakanı olarak size taahhüt ediyorum; doğru fiyat politikasını inşallah yeni hasat döneminde yine karşınıza getiriyor olacağız. Doğru fiyatlarla çiftçimizin alın teri yere dökülmeyecek, alın teri boşa gitmeyecek ve sonunda da bu işten para kazanacak. Bir şekilde çiftçimizi de hasat dönemi memnun edeceğiz."
"TARIMI, SİYASET ÜSTÜ BİR MESELE OLARAK GÖRÜYORUZ"
Pakdemirli, 2021'de ormancılık alanında 40 milyon lira yatırımla 10 proje yapılacağını belirterek, fidan dikimi, bal ormanı, ORKÖY kredisi ve hibe desteğiyle ilgili bilgiler verdi.
Tarımı, "siyaset üstü" bir mesele olarak gördüklerinin altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Maalesef tarım sektörü, üzerinden en çok siyaset yapılan konudur. Halbuki ben her zaman şunu söylüyorum; çiftçimizin, üreticimizin, besicimizin, yetiştiricimizin üzerinden siyaset yapmayalım. Şimdi bir sektör için 'Plastik sektörü kötüdür' diye 10 kişi bir örnek verse, 11'inci kişi geldiği zaman 'Bu iş kötüymüş' diyebilir. Bizim gelecekte zor bir işimiz var, 2050 yılına gidiyoruz. Daha çok gıda, tarımsal ürün üretmemiz lazım. 'Gençlerimiz bu iş için çok hevesli değil' diyoruz. Onları heveslendirecek şekilde bu işin iyi olduğunu, iyi taraflarını anlatmamız lazım.
Üreticilerimizin, hepimizin, ülkemizin gurur duyacağı harikulade başarıları var. Eleştiriler varsa, yanında çözüm önerileriyle beraber gelen yapıcı eleştirilerin hepsini dikkate alacağız ve bunları da daha iyi olmak anlamında gayret ve çaba sarf edeceğiz. Bu son derece önemlidir. Bunu son derece önemsiyorum ama tarımı, siyaset üstü bir mesele olarak görme konusunun son derece önemli olduğunu düşünüyorum."
Kırsal kalkınma için destek verdikleri Mersin'den en fazla proje başvurusunun, soğuk hava deposu, meyve sebzelerin işlenmesi ve paketlenmesi, kırsal turizm, zanaatkarlık, katma değerli ürünler, yenilenebilir enerji, makine parkları gibi sektörlerden oluştuğunu aktaran Pakdemirli, "10. başvuru çağrı kapsamında 976 milyon TL yatırım tutarlı 128 projenin Mersin İl Koordinatörlüğümüz tarafından başvurusu kabul edilmiştir. 10. çağrı kapsamında şimdiye kadar incelenip uygun bulunan 33 projeye yaklaşık 110 milyon TL hibe vererek 274, 2 milyon TL'lik yatırımı Mersin'e kazandıracağız. Bugün bu projelerimizin sözleşme imzalama törenini gerçekleştiriyoruz. Mersinimize hayırlı olsun." ifadelerini kullandı.

Devamını Oku
BAKAN PAKDEMİRLİ MERSİN'DE ÜRETİCİLERE SESLENDİ

"MEB DERS KİTAPLARI VE EĞİTİM ARAÇLARI YÖNETMELİĞİ" YENİDEN DÜZENLENDİ

MEB Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmeliğe göre ders kitabı ve eğitim araçları, nitelikleri Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca belirlenen ders kitapları ve eğitim araçları ile bunlara ait elektronik eğitim içeriklerine dair kriterlere uygun olarak hazırlanacak.
Ders kitaplarında aranan nitelikler; tarihî, kültürel, millî ve manevi değerleri kapsayıcı şekilde belirlendi. Ders kitaplarının kalitesinin arttırılması amacıyla kitap yazım sürecinde program geliştirme, ölçme ve değerlendirme ile rehberlik uzmanı bulundurulması zorunlu hâle getirildi.
Basılı materyallerin yanı sıra çağın gereksinimleri doğrultusunda dijital ve mekanik içeriklerin de yer alması hedeflendi. Dijital ve mekanik içeriklerin uzman kişilerce incelenmesinin gerekliliği doğrultusunda "çoklu ortam tasarım inceleme uzmanı" tanımı eklendi.
Türkçe ve yabancı dil ders kitapları, dinleme ve izleme becerisini kazandırmaya yönelik elektronik eğitim içerikleri ile takım hâlinde hazırlanacak ve değerlendirmeleri birlikte yapılacak. Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için hazırlanan ders kitapları ile engelli öğretmenler için hazırlanacak öğretmen kılavuz kitabında engel durumları dikkate alınacak.
Kitapların ilk sayfalarında yer alacak unsurlar
Kitaplarda yer alacak Türk bayrağının, Türk Bayrağı Tüzüğü'ne uygun olması gerekiyor. İkinci yaprak ve devamında ilkokul 1, 2 ve 3. sınıflara ait kitaplarda, yaprağın ön yüzünde Türk bayrağı ile İstiklal Marşı'nın ilk iki kıtası, yaprağın arka yüzünde Öğrenci Andı, üçüncü yaprağın ön yüzünde Atatürk fotoğrafı ve fotoğrafın alt kısmında Mustafa Kemal Atatürk yazısı bulunacak.
İlkokul 4'üncü, ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıflar ile ortaöğretim ve yaygın eğitim kitaplarında ikinci yaprağın ön yüzünde Türk bayrağı ile İstiklal Marşı, yaprağın arka yüzünde Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi, üçüncü yaprağın ön yüzünde Atatürk fotoğrafı ile fotoğrafın alt kısmında Mustafa Kemal Atatürk yazısı bulunacak.
Azınlık okulları veya yabancılarca açılmış özel okulların kitapları
Azınlık okulları veya yabancılar tarafından açılmış özel okullar, kendi dillerinde okutulmak üzere hazırladıkları yahut hazırlattıkları ders kitapları ve bu kitapların yeminli mütercimlerce tercüme edilmiş bir nüshasını, incelenmek üzere ilgili hizmet birimi kanalıyla Başkanlığa gönderecek. Bu kitaplar, Başkanlıkça oluşturulacak komisyonca incelenecek. Başvuru sahibi tarafından hazırlanmış ve okutulmakta olan ders kitapları, azınlık okullarınca kendi dillerine çevrilerek okutulmak istenmesi hâlinde ilgili hizmet birimi ile iş birliği yapılarak Başkanlıkça belirlenen usullere göre incelenecek.
Kitabın kimliğini belirleyici nitelikte bilgi veya kenar süsü, sayfa numarası gibi simge ya da işaretler bulunan taslak ders kitapları incelemeye alınmayacak, incelemeye alınmış olsa dahi inceleme ve değerlendirmenin herhangi bir safhasında fark edilmesi hâlinde inceleme işlemi Kurulca durdurularak başvuru sahibine iade edilecek. İnceleme sürecinde yabancı dil kitaplarında özel ad kullanılamayacak.
İnceletme ücreti
Özel yayınevleri tarafından hazırlanan taslak ders kitapları ile ders kitabı dışındaki diğer eğitim araç gereçleri ücret karşılığında inceletilecek.
Özel yayınevleri tarafından hazırlanan taslak ders kitabı ve diğer eğitim araç gereçleri için ilkokul taslak ders kitaplarının her biri için artışlar yapıldı. Yönetmelik'e göre, bu ücretler devlet memur aylık katsayı göstergeleri dikkate alınarak hesaplanacak. İnceletme ve inceleme ücreti kapsamında gösterge rakamının devlet memuru aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ödeme yapılacak. Kitapların takım olması hâlinde ödenecek ücret, yüzde 25 oranında artırılacak.
Ders kitapları incelenmesine yönelik panelist niteliklerinde düzenlemeler yapıldı. Her bir panel, alan eğitimcileri ve uzmanları ile dil inceleme ve tasarım inceleme uzmanlarından oluşacak. Panelde en az beş, en çok sekiz üye bulunacak. Panelistlere kitap inceleme ücretlerinde benzer bir iyileştirme yapıldı. Panel sürecinin yüz yüze yapılmasının yanı sıra çevrim içi ortamlarda da yapılmasına imkân verildi.
Bakanlıkça belirlenmeyenler öğrencilere aldırılmayacak
Kurulca kabul edilen ders kitabının karara bağlanmış orijinal nüshasının baskısı yapılacak. Ders kitaplarının uygunluk süresi, Kurul kararında belirtilen öğretim yılından itibaren beş öğretim yılı olacak. Bakanlık tarafından belirlenmeyen ders kitapları ile okutulacak diğer eğitim araçları öğrencilere aldırılamayacak.
Kamu yararı
Yönetmelik'te, baskı ve dağıtım hizmetleri için verilen esnek süre ile kamu yararının sağlanması amaçlandı. Eser ve eser sahipliği, manevi mali haklar ve bağlantılı hakların korunmasına yönelik düzenlemelerin bu Yönetmelik'le kitap yazım ve başvuru süreçleri tek bir panel dönemine indirilerek ders kitaplarının kalitesinin arttırılması hedeflendi. Nesnel değerlendirme ölçütleri kullanılmasına imkân verilerek kişisel değerlendirmelerin kanıta dayalı olması istendi.

Devamını Oku
"MEB DERS KİTAPLARI VE EĞİTİM ARAÇLARI YÖNETMELİĞİ" YENİDEN DÜZENLENDİ