Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

“Karadeniz gazının devreye girmesiyle, dışa bağımlılığımızı önemli oranda azaltacağız”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya Türkali-2 kuyusu doğal gaz akış testi programına canlı bağlantıyla katılarak yaptığı konuşmada, “Sondaj konusunda ulaştığımız teknik yeterlilikle, dışa bağımlılığımızı sona erdirdik. Araştırma ve sondaj gemilerimizi filomuza dâhil ettik. Bu gemileri, tersanelerimizdeki bakım ve geliştirme işlemlerinin ardından kendi sınıflarının en iyileri arasına soktuk. İnşallah yakın zamanda Karadeniz gazının devreye girmesiyle, kaynaktaki dışa bağımlılığımızı da önemli oranda azaltacağız” dedi.
Konuşmasına, Antalya'nın Manavgat ilçesindeki yangından etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tarım ve Orman Bakanlığımızın, İçişleri Bakanlığımızın, Dışişleri Bakanım gerek Kültür ve Turizm Bakanım, valiliğimizin, Antalya Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimleri ihtiyaç duyulan her türlü araç, gereç ve personel ile yangına müdahale etmektedir" ifadesini kullandı.
Milletvekillerinin de bölgede olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "En kısa zamanda yangını kontrol altına almak suretiyle bir an önce temennimiz o ki cana hiçbir şey gelmeden bu yangını söndürmüş olalım. Geniş bir alanda süren yangının en kısa zamanda sönmesi temennimizdir. Olay tüm boyutları ile araştırılarak yangında zarar gören vatandaşlarımıza her türlü destek sağlanacaktır. Rabbimden ülkemizi yangın ve sel başta olmak üzere her türlü afetten muhafaza etmesini niyaz ediyorum" diye konuştu.
“KARADENİZ'DE AÇTIĞIMIZ KUYULAR İLK DEĞİLDİR, SON DA OLMAYACAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl Ağustos ayında milletin uzun zamandır hasretle beklediği müjdeyi büyük bir gururla verdiklerini anımsatarak, şöyle devam etti: "Fatih Sondaj Gemimizin keşfettiği 320 milyar metreküplük doğalgaz sadece Türkiye'de değil, dünyada da büyük yankı uyandırdı. İlk keşiften yaklaşık iki ay sonra Fatih Sondaj Gemisi'ni ziyaret ederek, ilave 85 milyar metreküplük yeni keşfi de gemimizde açıklamıştık. Keşifle ilgili son müjdemizi ise Haziran ayının başlarında Filyos'ta düzenlenen törende vererek 135 milyar metreküplük yeni keşifle toplamda 540 milyar metreküpe ulaştığımızı ilan etmiştik. Karadeniz'de açtığımız bu kuyular ilk değildir, elbette son da olmayacaktır. Bununla birlikte son bir yılda açtığımız kuyuların öncekilerden büyük bir farkı vardır. Daha önce bu işleri uluslararası şirketlerle birlikte kiralama usulüyle yürütüyorduk, artık öncekilerden farklı olarak bu işleri kendi gemilerimiz ve kendi insan kaynağımızla yapıyoruz. Sondaj konusunda ulaştığımız teknik yeterlilikle dışa bağımlılığımızı sona erdirdik. Araştırma ve sondaj gemilerimizi filomuza dâhil ettik. Bu gemileri, tersanelerimizdeki bakım ve geliştirme işlemlerinin ardından kendi sınıflarının en iyileri arasına soktuk. İnşallah yakın zamanda Karadeniz gazının devreye girmesiyle kaynaktaki dışa bağımlılığımızı da önemli oranda azaltacağız. Tabii bu işler bir günde, bir gecede olmadı. Arkasında yılların emeği, ortaya konan güçlü irade ve milletimizin desteği var."
"2018'DEN BU YANA 14 DERİN DENİZ KUYUSU AÇTIK"
Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar Türk karasularındaki hidrokarbon kaynaklarının nerede olduğuna ve bunların nasıl bulunacağına dair yeterli veri olmadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şayet biz bu işi hakkıyla yapacaksak öncelikle teknik ekipman ve donanım işini halletmemiz gerekir' dedik ve hemen kolları sıvadık. İlk gemimiz Barbaros Hayrettin Paşa'yı 10 yıl önce satın alarak başlattığımız süreci, Kanuni Sondaj Gemimizde bir üst aşamaya çıkardık. Ardından diğer gemilerimiz geldi, sahip olduğumuz filoyla 2018'den bu yana 14 derin deniz kuyusu açtık" dedi.
Akdeniz ve Karadeniz'deki iki ve üç boyutlu sismik araştırmaların altı yedi katına çıkarıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Yaptırımlarla, tehditlerle, şantajlarla, yıldırmalarla biz engellemeye çalıştılar ancak hiçbirine eyvallah etmedik. Kararlı duruşumuzdan geri adım atmadık. Eğer biz o günün şartlarında yerli ve millî imkânlarla bu operasyonları hızlandırmasaydık, son yıllarda elde ettiğimiz başarıları başkalarının insafına bırakmış olacaktık. Akla hayale gelmeyecek türlü bahanelerle attığımız her adımın önü kesilecekti. Hamdolsun bunların hepsi geçmişte kaldı. Artık Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis sismik araştırma gemilerimiz denizlerimizin altını tarıyor, Fatih, Yavuz ve Kanuni de sondajlarını yapıyor. Bugün sismik araştırma ve sondaj çalışmalarında son bir yılda geldiğimiz noktanın önemli bir dönüm noktasını da geride bırakacağız."
“KARADENİZ GAZININ İLK FAZINI 2023'E YETİŞTİRMEK İÇİN BÜYÜK BİR EMEK HARCANIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sondaj Gemisi'nin açtığı, Kanuni Sondaj Gemisi'nin tamamlamasını yaptığı Türkali-2 kuyusu gaz akış testini gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, "Bir başka ifadeyle keşfettiğimiz ve yerin yüzlerce metre altından çıkartmaya başladığımız Karadeniz gazını, bugün ilk defa yerinde yakacağız. Keşfettiğimiz gazın değerini mesnetsiz iddialarla düşürmeye çalışanlar, bugün burada yanan ateşe iyi baksınlar. Biz burada bilimle, bilgiyle, teknikle konuşarak birilerinin yalanlarla, çarptırmalarla, manipülasyonlarla oluşturmaya çalıştığı algıya da en güzel cevabı veriyoruz" ifadelerini kullandı.
Kuyuda bu aşamaya kadar yapılan işlemler hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce Türkali-2 kuyusunda üç seviyede uzun süreli akış testleri yapıldığını, 135 metre perforasyon ve çakıl filtre ile kuyu tamamlama işlemleri yürütüldüğünü söyledi.
Bu işlemin Türkiye'de ilk defa derin denizde, Türkali-2 kuyusunda uygulandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "İkinci aşamada yüzeyden kontrol edilen akıllı vanalar ve deniz tabanı test vanaları devreye sokuldu. Son aşamada da yüzey test ekipmanları ve flare ile gaz akışa verildi. Bütün bu operasyon, toplamda 247 saatlik bir akış sürecinde gerçekleştirildi. Karadeniz gazının ilk fazını 2023'e yetiştirmek için hem masa başında hem de sahada büyük bir emek harcanıyor. Proje elbette kendi içinde doğal ve teknik zorluklar içeriyor. Hamdolsun şu ana kadar iyi bir planlama ve detaylı iş takvimiyle hedeflerimizden herhangi bir sapma yaşamadık. Bundan sonrası için de çalışmalar aynı titizlikle devam edecek."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son bir yılda Tuna-1, Türkali-1, Türkali-2, Türkali-3 ve Amasra-1 olmak üzere toplam beş kuyu açtıklarını ve her bir kuyuda keşfedilen gaz miktarını doğruladıklarını belirterek, Tuna-1 kuyusunun 40 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Amasra-1 kuyusunun daha önce elde edilen sismik verilerin yorumlanmasıyla açıldığını bildirdi.
“DOĞAL GAZ ARZ GÜVENLİĞİNDE BÖLGEMİZİN REFAHI İÇİN KİLİT BİR ROLDEYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylece 135 milyar metreküplük yeni bir rezerv daha yakaladık. Amasra-1 kuyusunun keşfini Sakarya gaz sahasındaki benzer keşiflerin de habercisi olarak görüyoruz. Sahanın etrafındaki çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah buralardan gelecek müjdeli haberleri de milletimizle paylaşacağız" dedi.
Gazı karaya çıkaracak deniz tabanı üretim sistemleri ve kara gaz işleme tesislerinin süreçlerinin eş zamanlı sürdüğünü bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, son aşamada ise her iki üniteyi birbirine bağlayacak boru hatlarını inşa edeceklerini kaydetti. Derin deniz etüt ile boru hattı rotalarının çalışmalarının sona erdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Önümüzdeki yıl 169 kilometre boruyu denizin dibine döşeyeceğiz. Bu operasyon dünyanın en uzun derin deniz taban bağlantısı olacak. Kara gaz işleme tesislerinin temelini haziran ayının başında atmıştık. Orada da yoğun bir faaliyet devam ediyor. Karadeniz gazı tüm tesisleriyle biterek, kullanıma girdiğinde Türkiye'nin derin denizlerde arama, sondaj ve üretim kabiliyetlerini üst bir noktaya taşıyacaktır. Bu gazın karaya çıkarılması için yürütülen çalışmalar doğal gaz endüstrisini besleyen yan sanayinin gelişimine de önemli katkı sağlayacaktır. Burada kullanılacak ekipmanın önemli bir kısmı yerli üretim olacaktır."
Bütün bu faaliyetlerin, Türkiye'nin doğal gazda üretimden taşımaya kadar her aşamada ulaştığı etkinliği ortaya koyduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Doğal gaz arz güvenliğinde bölgemizin refahı için kilit bir roldeyiz. Bölge kaynaklarının uluslararası pazarlarla buluşması için her zaman yapıcı bir pozisyon üstlendik, üstlenmeye de devam ediyoruz. Bölgesinin siyasi ve ekonomik bakımından en güçlü ülkesi olan Türkiye'nin uzattığı dost elini tutanlar bugüne kadar hep kazançlı çıktı. Biz karşılıklı saygı ve haklara riayet çerçevesinde kapalı kapılar ardında ne diyorsak, dışarıda da aynısını söyleyen bir ülke ve yönetimiz. Bazıları gibi yolun başında ayrı, ortasında ayrı, sonunda bambaşka konuşmuyoruz. Kendi gazımızın bölge refahına sağlayacağı katkının farkındayız. Bu projenin, Türkiye'nin enerjide merkez ülke rolüne koyacağı katkıyı da iyi biliyoruz. Türkiye'nin tecrübesinden, bilgi birikiminden, dostluğundan faydalanmak isteyen herkese kapımız sonuna kadar açıktır. Türkiye ile iş yapan bugüne kadar kaybetmedi, bundan sonra da kaybetmeyecektir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkali-2 kuyusu akış testinin hayırlı olmasını dileyerek, "En başından bugüne kadar projenin hayata geçmesinde emeği olan Enerji Bakanlarımıza ve diğer herkese teşekkür ediyorum" dedi.
Canlı bağlantı sırasında Fatih Sondaj Gemisi'ndeki ekip için "Şu anda karşımda doğal gaz millî ekibini görüyorum" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tüm ekibe şahsım, ailem, milletim adına en kalbi şükranlarımı Ankara'dan bildiriyorum, tekrar tekrar başarılarının devamını diliyorum. Bu yanan ateşlerimiz inşallah hiç sönmesin" diye konuştu.

Devamını Oku

BAKAN PAKDEMİRLİ, "ENPATİ HAYVAN DOSTU ŞEHİRLER" YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİNDE KONUŞTU

Bakan Pakdemirli, hayvanların haklarının korunması için belediyelerin çalışmalarını sıkı bir şekilde takip edeceklerini belirterek, "Bu önemli konunun sorumluluğu sadece bize değil, hayvan severlere ve tüm milletimize de düşüyor. Hep birlikle belediyelere sorumluluklarını hatırlatalım." dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın da katılımıyla, Türkiye Belediyeler Birliği ve Bakanlık tarafından Keçiören Belediyesi Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi'nde düzenlenen "Sahipsiz Evcil ve Sokak Hayvanlarının Barınma ve Beslenme Şartlarının İyileştirilmesi Fikir ve Proje Yarışması (Enpati Hayvan Dostu Şehirler)" ödül törenine katıldı.
Bakan Pakdemirli burada yaptığı konuşmada, sahipsiz hayvanların uygun şartlarda yaşaması için belediyelerle çok sayıda çalışma yürüttüklerini söyledi.
Son değişikliklerle birlikte 14 Temmuz 2021'de yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu'nda belediyelerin sahipsiz hayvanların rehabilitasyonuna yönelik çalışmalarına ilişkin yeni düzenlemeler yapıldığını hatırlatan Pakdemirli, Türkiye'deki sokak hayvanlarının refahını sağlamak için gerekli tüm adımları attıklarını vurguladı.
Pakdemirli, 2004 yılından bugüne yerel yönetimler tarafından yaklaşık 1,9 milyon sahipsiz hayvanın aşılandığına işaret ederek, 1,6 milyon hayvanın popülasyonunun kontrol altına alındığını ve 422 bin sokak hayvanının bakımevlerinden sahiplendirildiğini bildirdi.
Bakanlık olarak yerel yönetimlere hayvan bakımevi yapımıyla ilgili ihale sözleşme bedelinin yüzde 40'ına kadar maddi destek sağladıklarını dile getiren Pakdemirli, "Bu kapsamda 2009'dan bugüne kadar yerel yönetimlere 80 milyon lira destek sağladık. Bunun yanında yerel yönetimlerce popülasyonu kontrol altına alınarak Bakanlığımız Hayvan Koruma Bilgi Sistemi'ne kaydedilen sahipsiz hayvan başına 2021 yılı için 70 lira destek sağlıyoruz. Kaydedilen hayvanlar için son 3 yılda yerel yönetimlere 21 milyon lira ödenek aktardık." dedi.
Pakdemirli, yerel yönetimlerce yılda ortalama 200 bin sahipsiz hayvanın rehabilite edildiğine dikkati çekerek, "Bu sayının 2022 yılından itibaren yılda 1,2 milyon seviyesine çıkarılması için Bakanlık olarak bütçe imkânları dâhilinde yerel yönetimlere sağlayacağımız maddi desteğimizi artıracağız." diye konuştu.
YARIŞMADAN ÇIKAN FİKİRLER DESTEKLENECEK
Yarışmaya toplamda 205 belediyeden 223 proje başvurusu geldiğini belirten Pakdemirli, "Biz bugün aslında bir işaret fişeği yaktık. Bu yarışmadan doğan fikirleri, ödül alan projeleri yerelde yaygınlaştırabilirsek, işte o zaman hedefe ulaşmış olacağız. Buradan çıkan fikirlerin uygulanmasında bütün yerel yönetimlere destek olacağımızın sözünü vermiş olayım." ifadelerini kullandı.
Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Hayvanların haklarının korunması için belediyelerin çalışmalarını sıkı bir şekilde takip edeceğiz. Bu önemli konunun sorumluluğu sadece bize değil, hayvanseverlere ve tüm milletimize de düşüyor. Hep birlikle belediyelere sorumluluklarını hatırlatalım. İhtiyaç olursa kamuoyu oluşturup 'gereğini yapalım' diyelim. Burada hepimizin amacı tüm dünyayı daha yaşanabilir kılmaktır. "

Devamını Oku
BAKAN PAKDEMİRLİ, "ENPATİ HAYVAN DOSTU ŞEHİRLER" YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİNDE KONUŞTU

TBMM BAŞKANI ŞENTOP'UN BAKÜ TEMASLARI

Mustafa Şentop, daha sonra Türk iş insanları ve STK temsilcileriyle bir araya geldi. Bakü'deki temasları hakkında bilgi veren Şentop, Türkiye ve Azerbaycan birlikteliğinin merhum Haydar Aliyev'in ifade ettiği "tek millet, iki devlet" ilkesi etrafında şekillendiğini ancak bunun bir slogan ya da türkü sözü değil, gerçeklik olduğunu söyledi.
Bunun en somut göstergesinin Türkiye'nin Karabağ savaşı sırasında Azerbaycan'a verdiği destekle de görüldüğünü dile getiren Şentop, Türkiye-Azerbaycan birlikteliğinin ortaya çıkarttığı gerçekliğin, bölge ülkeleri bakımından, bilhassa Orta Asya Türk Cumhuriyetleri bakımından da önemli olduğunu ifade etti.
Şentop, Azerbaycan ve Türkiye arasında 1 Nisan'dan itibaren kimlikle seyahatin başladığını, serbest ticaretin kolaylaştırılması bakımından görüşmelerin devam ettiğini de belirterek Karabağ'ın yeniden inşasının da önemli olduğunu dile getirdi.
Türkiye'nin burada daha fazla yer almasını arzuladıklarını ve bunu Azerbaycan makamlarıyla da paylaştıklarını anlatan Şentop, ekonomik ve ticari ilişkilerin öneminin arttığını belirtti. Şentop, Hazar havzasında yatırımların ve iktisadi faaliyetlerin önemli olduğunu söyledi.
Azerbaycan ve Nahçıvan'ı bağlayacak Zengezur koridorunun en kısa zamanda hayata geçirilmesi için Azerbaycan'ın takipte olduğunu, Türkiye'nin de buna önem verdiğini vurgulayan Şentop, bu koridorun Türkiye'yi kara yoluyla Azerbaycan'a ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'ne bağlayacağını ifade etti.
Şentop, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2023'te 15 milyar dolar olduğunu ancak bu hedefin 2023'e kalmadan aşılabileceğini dile getirdi.

Devamını Oku

Ticaret Bakanlığından 300 Milyon Litre Akaryakıtı Piyasaya Usulsüz Sevk Eden Firmalara Operasyon

Ticaret Bakanı Mehmet Muş, bakanlık ekiplerince, sahte fatura yoluyla akaryakıt kaçakçılığı yaptığı tespit edilen dağıtım şirketleri ve bayilere yönelik operasyon düzenlendiğini belirterek, "Operasyonla 17 akaryakıt dağıtım şirketi ve 20 farklı ilde faaliyet gösteren 98 akaryakıt istasyonunun usulsüz şekilde piyasaya 300 milyon litre akaryakıt sevk ettikleri belirlendi." dedi.
 
Operasyon kapsamında faaliyetleri riskli olan dağıtım şirketleri ve bayilerin belirlendiğini bildiren Muş, 42 ilde düzenlenen operasyona konu 784 şirkette ekiplerce denetim yapıldığını belirtti. Muş, denetimlerde elde edilen belgelere yönelik inceleme ve araştırmalar sonucunda bazı akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından bayiler aracılığıyla piyasaya bir yıl içinde 10 milyar liranın üzerinde sahte fatura sürüldüğünün belirlendiğini dile getirdi.
 - "Yasalmış gibi gösterip usulsüzlüğü gizlediler"
 
Muş, düzenlenen sahte faturalar nedeniyle devletin KDV ve gelir veya kurumlar vergisi yönünden 4 milyar liranın üzerinde zarara uğratıldığının tespit edildiğine dikkati çekerek şöyle devam etti:
 
"Ayrıca çalışmalara konu 17 akaryakıt dağıtım şirketi ve 20 farklı ilde faaliyet gösteren 98 akaryakıt istasyonunun usulsüz şekilde piyasaya 300 milyon litre akaryakıt sevk ettikleri, bu akaryakıtın yasal koşullarda faaliyet yürütüldüğünde kar elde edilemeyecek kadar düşük fiyatlardan ve piyasa rayiç bedelinin çok altında piyasaya sürüldüğü belirlenmiştir. Yapılan operasyonda, dağıtım şirketlerinin bayilerince dağıtıcılarından alınan akaryakıtın faturalarının, ödeyecekleri vergileri düşük göstermek için fatura temin etmek isteyen firmalar adına düzenlendiği, akaryakıtın ise diğer bazı dağıtım şirketlerine veya bunların bayilerine faturasız olarak satıldığı anlaşılmıştır. Bu akaryakıtı faturasız alan dağıtıcılar veya bayilerin ise sahte fatura düzenlemek amacıyla faaliyet yürüten diğer firmalardan temin ettikleri faturaları kullanarak faturasız akaryakıtın sevk ve satışı yasalmış gibi göstermek suretiyle akaryakıtı piyasaya sürdükleri tespit edilmiştir. Böylelikle faaliyetler yasalmış gibi gösterilip yapılan usulsüzlüklerin gizlendiği anlaşılmıştır. "
 
Akaryakıt Özel Ekibince yürütülen ve 2021 yılı içinde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na aykırı faaliyet yürüten 21 akaryakıt dağıtım şirketi, 240 bayi ve 523 nihai tüketici olmak üzere 784 firma hakkında yasal işlem başlatıldığını ifade eden Muş, sürece ilişkin raporları tamamlayarak gereğinin yapılması için Vergi Denetim Kurulu ve EPDK gibi ilgili kurum ve kuruluşlara ilettiklerini söyledi.
 
Bakan Muş, her türlü kaçakçılık faaliyetiyle mücadelenin kesintisiz süreceğini vurgulayarak, "TBMM'de AK Parti Grup Başkan Vekilliği yaptığım dönemde milletvekili arkadaşlarımızla birlikte yasalaştırdığımız 7318 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca akaryakıt kaçakçılığıyla mücadelemiz daha güçlü ve kararlı şekilde devam edecektir." dedi.
 

Devamını Oku

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, BAKÜ'DE GÜNDEME İLİŞKİN SORULARI YANITLADI

Vatan müdafaasında Türkiye'nin açıkça Azerbaycan'ın yanında yer aldığını belirten Şentop, "Sadece dostumuz olduğu için değil, davasında sonuna kadar haklı olduğu için Azerbaycan'ın yanında yer aldık." ifadesini kullandı.
Şuşa ve Fuzuli şehirlerine de gideceğini bildiren Şentop, Batı ülkelerinde Ermeni diasporasının yaptığı kara propagandayla sanki Azerbaycan zulmediyormuş, Ermeniler ise mazlum bir halkmış gibi anlatıldığını söyledi.
Şentop, anlatılanlara göre Şuşa dışındaki yerlerde Ermenilerin adeta taş üstünde taş bırakmadığını dile getirerek, buraya dikkati çekip bizatihi görerek bu kara propagandayı yerle bir etmek gerektiğini vurguladı. Şentop, Ermenilerce döşenen mayınlar nedeniyle çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini ve sakat kaldığını da belirtti.
Tunus'ta olanlarla ilgili görüşleri sorulan Şentop, ülkede anayasanın uygulanmasıyla ilgili kanunlar çıkarılamadığı için bazı temel kurumların oluşturulamadığını, bunlardan birinin de Anayasa Mahkemesi olduğunu kaydetti.
Şentop, ülkede şu anda olağanüstü hal ilanı gibi bir durumun söz konusu olduğunu ifade ederek, bunun denetimiyle ilgili "30 gün içinde Anayasa Mahkemesine götürülür." şeklinde bir sürecin bulunduğuna ancak Anayasa Mahkemesinin oluşmadığına dikkati çekti.
Durumu bir darbe olarak değerlendirdiğini belirten Şentop, şöyle konuştu:
"Halin gerektirdiği her türlü tedbiri alabilir gibi bir ifade var. Fakat anayasanın bir maddesine dayanarak anayasayı askıya alabilmek gibi bir durum söz konusu olamaz. Yürütme organının yasama organını işlevsiz hale getirebilecek bir adım atabilmesine bir anayasa hükmünün imkan verdiğini düşünebilmek, kabul edebilmek mümkün değil. Cumhurbaşkanının olağanüstü halle ilgili kararı aldığında Meclisi fesih yetkisi var sistemde. Fakat bu sadece hükümetin kurulamaması gibi hallere münhasır. Cumhurbaşkanının olağanüstü hal ilanı kendi takdiri, değerlendirmesinde olan bir husus. Onunla ilgili bir itirazımız yok. O siyasi bir takdirdir. Buradaki sorun iki noktada düğümleniyor, Meclisin faaliyetlerini askıya alması ve geçici süreyle de olsa milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması. Böyle bir yetkisi cumhurbaşkanının olamaz. Bir başka husus da başbakanın görevden alınması meselesi. Çünkü başbakanın görevden alınmasında ilgili cumhurbaşkanına tanınmış bir yetki yok. Başbakan ancak Mecliste gensoruyla düşürülüyor. Cumhurbaşkanı olağanüstü hal ilan edebilir, bununla ilgili her türlü tedbiri alabilir ama bu her türlü tedbirin içerisine parlamento çalışmalarını askıya alma ve başbakanı, hükümeti görevden alma yoktur. Olması, anayasanın mantığına aykırı bir husus. Bizim arzumuz, Tunus halkının hak ettiği şekilde, kendi iradesiyle, anayasal düzenin ve hukuk kurallarının işlediği bir yönetimle yönetilmesidir."
TBMM Başkanı Şentop, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin oturduğuna inanıp inanmadığının ve eleştirileri nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, "3 yıllık bir uygulama dönemi var. Şüphesiz mükemmel, ideal bir sistem söz konusu olamaz. Dünyanın hiçbir yerinde yok." dedi.
Hiçbir sistemin tasarlanıp mükemmel şekilde uygulanmasının söz konusu olamayacağını belirten Şentop, her sistemin kendisinden, düzenlemeden, konjonktürden kaynaklanan sebeplerle yanlışları, düzeltilmesi gereken noktalarının çıkabileceğini söyledi.
Sistemin kendisinden kaynaklanan hatalar ile konjonktürden, uygulamadan kaynaklanan hataların ayrılması gerektiğini vurgulayan Şentop, "Anayasadaki tasarımı itibarıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kendisinden kaynaklanan bir rahatsızlık, bir sıkıntı, sorun yok. Sistemin temel özelliği, hükümetin doğrudan halk tarafından seçiliyor olmasıdır." diye konuştu.
Mustafa Şentop, anayasal düzlemde sistemin bizatihi kendisinden kaynaklanan sorunlar bulunmadığını ifade ederek, parlamenter sistemin bazı alışkanlıklarıyla hala yeni sistemde hareket etmeye çalışanlar bulunduğunu söyledi.
Henüz bazı alışkanlıkların, zihin dünyasındaki takıntıların, varsayımların düzelebilmesi, yeni sisteme adapte olabilmesi için zamana ihtiyaç olduğunu düşündüğünü ve 5 yıl gibi bir zamanda bunların aşılabileceği kanaatinde olduğunu dile getiren Şentop, mesafe alındığını ve daha da alınacağını belirtti.
Şentop, sadece Türkiye değil bütün dünyayı etkileyen koronavirüs salgınına işaret ederek, "Böyle bir olağanüstü tablonun bütün olumsuz sonuçlarını toplayıp Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yıkmaya çalışan bir anlayış da var tabii." dedi.
Millet İttifakı'nın parlamenter sisteme dönülmesine yönelik vaadiyle ilgili soruya karşılık Şentop, "İktidara gelince hükümet sistemini değiştiririz." gibi basit şekilde anlatmanın aldatıcı olacağını, parlamenter sistem önerenlerin önceki sistemi uygulamak gibi bir niyetleri bulunmadığını söyledi.
"Güçlendirilmiş parlamenter sistem" önerisinin bunun göstergesi olduğunu ifade eden Şentop, "Madem hükümet sistemi değişikliğinin bu kadar önemli olduğunu düşünüyorsunuz o zaman somut bir şey ortaya koyun." dedi.
Güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisiyle neyin güçlendirildiğini soran Şentop, bu söylemle insanların parlamentonun güçlendirildiğini sandığını ancak aksine, bunun yürütmenin güçlendirildiği bir sistem olduğunu ifade etti.
Şentop, yürütmenin güçlü olmasından şikayet edenlerin önerdikleri modelin, hükümetin güçlendirilmesini esas alan bir model olduğunu söyleyerek, "Güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisini somutlaştırın. İlkesel bazdaki tartışmalardan sonuç alabilmek mümkün değil." diye konuştu.

Devamını Oku

YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İÇİN OKULLARDA YAPILAN HAZIRLIKLAR ELE ALINDI

Türk Standartları Enstitüsü (TSE) ile yürütülen "Okulum Temiz Belgesi" standartlarıyla ilgili denetim sürecinin birinci yılının dolmasını beklemeden başladığını belirten Bakan Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü: "Geçen yıl resmî okul ve kurumlarımızın tamamına yakını standartlarını sağlayarak belgelerini almıştı. Bu yıl 4 bin 540 denetçi arkadaşımız ile birlikte tüm okullarımızın koşullarını büyük bir titizlikle izleyip değerlendiriyoruz. Şu ana kadar 51 bin okulumuzun 20 bine yakını belgesini yeniledi ve diğer okullarımızda da çalışmalar büyük bir titizlikle sürüyor. Sürecin koordinasyonunda gösterdiğiniz hassasiyet ve çaba için teşekkür ediyorum. 6 Eylül'de yeni eğitim öğretim yılı için el birliğiyle çalışmaya devam edeceğiz."

Devamını Oku

TARIM VE ORMAN SÜKTÖRÜ SON 3 YILDIR KESİNTİSİZ BÜYÜYOR


Tarım ve orman sektörü son 3 yıldır kesintisiz büyümesini sürdürüyor. 2018 yılında yüzde 2,1, 2019 yılında yüzde 3,7, 2020 yılında yüzde 4,8 büyüyen sektör, bu yılın ilk çeyreğinde de yüzde 7,5 oranında büyüme gösterdi.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, tarım ve orman sektörüyle ilgili son 3 yılda yaptıkları çalışmalara ilişkin twitter hesabından bir video paylaştı.
Bakan Pakdemirli'nin paylaşımında şu bilgilere yer verildi:
"Tarım ve orman sektörü son 3 yıldır kesintisiz büyüdü. 2018 yılında yüzde 2,1, 2019 yılında yüzde 3,7, 2020 yılında yüzde 4,8 büyüyen sektör, bu yılın ilk çeyreğinde de yüzde 7,5 oranında büyüme gösterdi.
Türkiye, tarımsal hasıla bakımında Avrupa'da birinci, dünyada ilk on arasında yer alıyor. Bitkisel üretim miktarı Cumhuriyet tarihinin rekoru kırarak, 2020 yılında 126 milyon tona ulaştı.
BÜYÜKBAŞ HAYVAN SAYISI 18,2 MİLYON BAŞA YÜKSELDİ
Büyükbaş hayvan sayısında Cumhuriyet tarihinde en yüksek sayıya ulaşıl. 2017 yılında 16,1 milyon olan büyükbaş hayvan sayısı 2020'de 18,2 milyon başa yükseldi. Küçükbaş hayvan sayısında ise Avrupa'da birinci sıraya ulaşıldı. 2017 yılında 44,3 milyon olan küçükbaş hayvan sayısı 2020 yılında 54,1 milyona çıktı. Kanatlı hayvan sayısı yüzde 11 oranında artarak 348 milyon adetten 386 milyon adete yükseldi.
Su ürünleri üretim miktarı yüzde 52,5 artışla 276 bin tondan 421 bin tona çıktı. Su ürünleri ihracat hedefine 2019 yılında ulaşılırken 2023 yılı hedefi 2 milyar dolar olarak belirlendi.
TARIMSAL İHRACAT 20,7 MİLYAR DOLARA ULAŞTI
Tarım ve gıda ürünleri ihracatı son 3 yılda 18,6 milyar dolardan 20,7 milyar dolara ulaştı.
Çin Halk Cumhuriyetine ilk defa süt ve süt ürünleri ile kanatlı ve kanatlı ürünleri ihracatı başladı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle birlikte tarımsal destekler 24 milyar liraya yükseldi. Bakanlığın 2021 yılı toplam bütçesinin yüzde 46'sı tarımsal desteklere ayrıldı.
Kırsal kalkınma projeleri kapsamında 35 bin projeye 3,6 milyar lira destek, 104 bin kişiye istihdam imkânı sağlandı.
2,2 MİLYON DEKAR ARAZİ TARIMSAL ÜRETİME KAZANDIRILDI
Korunan büyük ova sayısı 429'a ulaşırken, 2,2 milyon dekar arazi tarımsal üretime kazandırıldı.
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin alım fiyatları hasat öncesi açıklanmaya başlandı. TMO, kayısı ve incir alımına da başladı.
Gıda denetimlerine hız verildi. 2017 yılında 1 milyon olan gıda denetim sayısı 2020'de 1,4 milyona çıktı. Gıdada taklit ve tağşişe geçit verilmedi.
1,2 MİLYAR FİDAN TOPRAKLA BULUŞTULDU
Türkiye ağaçlandırma çalışmalarında Avrupa'da birinci, dünyada dördüncü sıraya yükseldi. Son üç yılda 1,2 milyar fidan toprakla buluşturuldu. Geleceğe Nefes kapsamında bir saatte 13 milyon fidan dikerek en fazla fidan dikme rekoru kırıldı.
ORMAN YANGINLARINDA İLK DEFA İHA KULLANILMAYA BAŞLANDI
Yangınlarla mücadelede ilk defa İHA kullanmaya başlanılırken, yangına ilk müdahale süresi 12 dakikaya düşürüldü.
1,56 MİLYON HEKTAR ALANDA TOPLUŞATIRMA YAPILDI
Su ve toplulaştırma yatırımları kapsamında 1000 tesis tamamlandı. 1,56 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışması tamamlandı.
2021 yılı "Su ve Sulama Yatırımlarında Hamle Yılı" ilan edildi. 1'inci Su Şurası çalışmaları başlatıldı.
Meteorolojik olaylar erken uyarı sistemleriyle çiftçilere ulaştırılmaya başlandı.
Biyolojik çeşitliliği korumak için doğal ve kültürel değerlere sahip korunan alanlar artırıldı.
GIDANI KORU KAMPANYASI İLE 664 MİLYON LİRA TASARRUF SAĞLANDI
Hayata geçirilen 'Gıdanı Koru' kampanyası kapsamında yılda 664 milyon lira tasarruf sağlandı.
Coğrafi işaretli tarım ve gıda ürün sayısı yüzde 70 artışla 635'e çıkarıldı. 4 ürüne daha tescil alarak AB tescilli ürün sayısı 7'ye yükseltildi.
Sektörün geleceğine ışık tutacak olan 3. Tarım Orman Şûra'sı 15 yıl aradan sonra hayata geçirildi." 

Tarım Orman 3 Yılda Kesintisiz Büyüdü

Devamını Oku
TARIM VE ORMAN SÜKTÖRÜ SON 3 YILDIR KESİNTİSİZ BÜYÜYOR

TÜRKİYE, AZERBAYCAN VE PAKİSTAN PARLAMENTO BAŞKANLARI BAKÜ BEYANNAMESİ'Nİ KABUL ETTİ

Beyannamenin icra toplantısında kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Pakistan Milli Meclisi Başkanı Asad Kaiser ve Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova, Azerbaycan parlamentosunda konuşma yaptıktan sonra beyanname imza altına alındı.
TBMM Başkanı Şentop, Bakü'de bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan arasındaki köklü ilişkileri "dostluk ve kardeşlik" paydasında tanımladıklarını söyledi.
Bu paydanın tarihi, siyasi, beşeri ve kültürel bileşenlerden oluşan müşterek bir zemini ifade ettiğini dile getiren Şentop, "Söz konusu zeminde geliştirdiğimiz müstesna ilişkilerimizin, zor zamanlarda ve milli davalarda sergilenen ortak bir anlayışla kendini ispat etmiş tutarlı ilişkiler olmasından gurur duyuyoruz. Halklarımızın saadet, keder ve kader algısının bir olmasının 21'inci asırda ne kadar nadir ve kıymetli bir his olduğunun da farkındayız. Ezeli ve ebedi dostlar olarak yüz yüze geldiğinde birbirine samimiyetle tebessüm eden halklarımızın, ülkelerimizin istikbali bakımından en büyük teminatımız olduğunu düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Üç ülkenin parlamento başkanları olarak yeni bir girişimi Bakü'de başlatmanın heyecanını yaşadıklarını belirten Şentop, müşterek gayretlerle olgunlaşacak bu girişimin parlamentolar arası iş birliğini daha da zenginleştirecek somut projelere hayat vermesini temenni ettiğini kaydetti.
Azerbaycan ordusunun vatan muharebesi sırasında Azerbaycan'la olan birlik ve beraberliği dünyaya gururla ilan ettiklerini anımsatan Şentop, yan yana dalgalanan bayrakların, dayanışmanın şanlı sembolü olarak hafızalardaki yerini aldığını söyledi.
Şentop, zafere giden yolda şehit olan 2 bin 906 kahramana Cenabıhak'tan rahmet, Azerbaycan halkına başsağlığı diledi.
Azerbaycan, Pakistan ve Türkiye olarak yakın coğrafyayı ilgilendiren kronikleşmiş meselelerin çözümlenmesi için üzerlerine düşen birçok sorumluluk olduğunu ifade eden Şentop, siyasi meselelerin yanında savunma, ulaştırma, bölgesel bağlantılılık, ticaret, enerji, eğitim, turizm, bilgi ve iletişim teknolojileri sahalarındaki ortak faaliyetlerin de üçlü iş birliğinin temel taşlarından olduğunu dile getirdi.
Şentop, Bakü Beyannamesi'nde ilan ettikleri iradenin hayata geçirilebilmesi için parlamentolarda uygun kurumsal zemini hazırlamaları gerektiğini anlatarak parlamento başkanları olarak aradaki samimi iletişimle bu süreci kolaylıkla tamamlayacaklarını ve üçlü mekanizmayı süratle kurumsallaştıracaklarına inandığını kaydetti.
Azerbaycan'ın muzaffer bir devlet olarak kapsamlı bir barış anlaşması imzalamak için Ermenistan'a yaptığı çağrıyı "vakur bir açılım" olarak değerlendirdiklerini belirten Şentop, bu süreçte muvaffakiyetler temenni ettiğini söyledi. Şentop, şöyle devam etti:
"Ermenistan'ın söz konusu çağrıya iyi niyetli ve yapıcı bir anlayışla karşılık vermesinin yapabileceği en doğru hamle olacağına inanıyoruz. Savaşı kaybetmesine rağmen 20 Haziran seçimlerinden sonra yeniden seçilen Paşinyan'ın, imzaladığı belgelerin uygulanmasını hızlandırmasını ümit ediyoruz. Bu adımı samimiyetle atması halinde, Türkiye olarak aynı anlayışla karşılık vereceğimizi tekrar ifade etmek isterim.
Bu süreç zarfında, Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan'ın dayanışmasının barış isteyenleri cesaretlendireceğini ve süreci hızlandırabileceğini düşünüyoruz. Karabağ gibi Kıbrıs da Türkiye'nin yarım asırlık milli ve asli meselesidir. 50 seneden uzun bir süredir Kıbrıs meselesine çözüm bulunamamasının esas sebebi, Rum tarafının hakimiyetçi zihniyeti ve Ada'nın eşit sahibi Kıbrıs Türkleriyle iktidarı ve refahı paylaşmak istememesidir. Kıbrıs Türk tarafı ise Cenevre'de egemen eşitliklerinin ve uluslararası eşit statülerinin tescil edilmesini, bilahare iki devlet arasında müzakerelerin başlamasını isteyerek Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ne yazılı bir teklifte bulunmuştur. Kıbrıs Türk tarafı teklifini, adadaki iki devlet arasında iş birliği ilişkisi tesisi üzerine inşa etmiştir. Kıbrıs Türk tarafının söz konusu vizyonunun Kıbrıs'ta çözümü sağlayacağına, aynı zamanda da bölgesel barış ve istikrarı güçlendireceğine inanıyoruz ve bahse konu vizyonu destekliyoruz."
Kıbrıs Türkü'nü senelerdir insanlık dışı ambargolara maruz bırakan statükonun değişmesini samimiyetle arzu ettiğini vurgulayan Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Uluslararası toplumdan da bu sürece destek vermesini, Kıbrıs Türk tarafının yeni teklifini ön yargısız şekilde değerlendirmesini bekliyoruz. Bu çerçevede, Azerbaycan Milli Meclisi Dışişleri ve Parlamentolar Arası İlişkiler Komitesi Başkanı Sayın Samed Seyidov başkanlığındaki heyetin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı gibi anlamlı bir günde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ziyaret etmesini son derece önemli bulduğumuzu ifade etmek isterim. Bu temasların karşılıklı olarak artarak devam etmesi Kıbrıs Türk halkına haklı davasında kuvvet verecektir. Bu temasların karşılıklı olarak artarak devam etmesi Kıbrıs Türk halkına haklı davasında kuvvet verecektir. Bu bağlamda, ambargo ve kısıtlamaların hafifletilmesine yönelik Azerbaycan tarafından atılacak adımlara da önem atfediyoruz."
TBMM Başkanı Şentop, Pakistan'ın da Kıbrıs Türkleriyle olan dayanışmasının artarak devam edeceğine inandığını dile getirdi.
Afganistan'ın yeni bir iç savaşın eşiğine geldiğini endişeyle müşahede ettiklerini söyleyen Şentop, Afgan ordusunun Taliban'ın saldırılarına karşı koymakta zorlandığını belirtti.
Afganistan'da artan istikrarsızlık ve kötüleşen güvenlik durumun bölge ülkelerine çok boyutlu etkileri olacağına dikkati çeken Şentop, "Giderek kötüleşen güvenlik şartlarının tetiklediği, başta bölge ülkeleri olmak üzere, Türkiye'ye yönelik artan bir göç baskısı da mevcut. Bu tabloda Afganistan'ın dış dünyayla bağını sağlayan Kabil Havaalanı'nın açık kalmasının önemli olduğunu düşünüyoruz." dedi.
Türkiye bu bağlamda bir sorumluluk üstlenmeye hazırlandığını aktaran Şentop, "Afganistan'da şiddetin bir an evvel son bulması, tarafların müzakere edilmiş siyasi bir çözümde uzlaşması gerekiyor. Ancak özellikle Taliban'ın, son dönemde sahada elde ettiği kazanımlar nedeniyle müzakere masasında maksimalist bir tutum takındığını takip ediyoruz. Arzumuz Taliban başta olmak üzere bütün tarafların, Afgan halkının huzur ve refahı için daha yapıcı bir tutum benimsemeleridir." diye konuştu.
Pakistan Milli Meclisi Başkanı Asad Kaiser de Azerbaycan halkını 44 günde elde edilen zafer dolayısıyla tebrik ederek bu zaferden Pakistan halkının da memnuniyet duyduğunu ifade etti.
"Azerbaycan, Pakistan ve Türkiye bayraklarının yan yana dalgalanmasından memnuniyet duyuyorum." diyen Kaiser, işgal altındaki toprakların kurtarılmasının kolay olmadığını ancak Allah'ın gereken kudret ve cesareti Azerbaycan askerlerine bahşettiğini dile getirdi.
Kaiser, benzer şekilde Hindistan'ın Cammu Keşmir bölgesindeki hukuk dışı işgalinin biterek halkın barış ve refah içindeki özgürlüğüne en kısa zamanda ulaşmasını umduğunu ifade etti.
Türkiye ve Azerbaycan'a, Pakistan'ın yanlarındaki duruşları nedeniyle teşekkür eden Kaiser, Bakü Beyannamesi ile sunulan önerilerin uygulamaya konulduğunu da görmek istediklerini kaydetti.
Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Gafarova da toplantının Azerbaycan Parlomentosu'nda gerçekleştirilmesinin, üç kardeş ülkenin, meclis başkanlarınca burada temsil edilmesinin tarihi bir olay olduğunu söyledi.
Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan arasındaki müşterek güven ve kardeşlik temelinde zuhur bulan ikili ilişkilerin uzun yıllardır devam ettiğinin altını çizen Gafarova, Azerbaycan'ın Karabağ'daki zaferine de değindi. Gafarova, "Adalet için verdiğimiz savaşta hem Pakistan hem Türkiye'den aldığımız destek sonsuza kadar zihinlerimizde, gönüllerimizde kalacaktır." dedi.
Parlamentolar arasındaki yakın ilişkilerin, halklar arasındaki ilişkilerin gelişmesine hizmet edeceğini belirten Gafarova, üçlü parlamento başkanları toplantısının da uluslararası platformlarda müşterek çıkarların desteklenmesi açısından önem arz ettiğini vurguladı.
Gafarova, bu mekanizmanın kurumsallaşmasını ve daha etkin mekanizmaların gelişmesini sağlamasını umduğunu ifade ederek üç kardeş ülkenin uluslararası huzuru ve refahı tesis etmek için gösterdiği gayretlerin daha güçlenmesini beklediklerini söyledi.
Gafarova, Ermenistan'ı mayınlara ilişkin haritaları ibraz etmediği için de kınadığını belirtti.
Konuşmaların ardından üç parlamento başkanı Bakü Beyannamesi'ni imzaladı.
Parlamento başkanları, Azerbaycan, Pakistan ve Türkiye arasında kardeşlik, tarihi ve kültürel bağlar, karşılıklı saygı ve güven temelinde var olan ilişkilerin öneminin altını çizerek devletler ve milletler arasında var olan ilişkilerin daha da derinleştirilmesi için üç ülke arasındaki parlamenter diyaloğu ve iş birliğini güçlendirmenin gerekliliğini kabul etti.
Azerbaycan, Pakistan ve Türkiye'nin bölgelerinde barışı, istikrarı ve kalkınmayı inşa etme ve geliştirmede oynadıkları önemli rolleri ve katkıları vurgulanan Beyanname'de, kendi bölgelerinde, istikrar, güvenlik ve refahı geliştirmek için Azerbaycan, Pakistan ve Türkiye arasında daha kapsamlı iş birliğinin stratejik öneminin altı çizildi. Beyannamede, şunlar kaydedildi:
"Parlamento başkanları, dış destekli terör eylemleri tehdidi dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere siber saldırılar, hibrit savaş biçimleri, hedefli dezenformasyon kampanyaları ve birçok ülkede Müslüman toplulukların barış içinde bir arada yaşamasını etkileyen artan İslamofobi eğilimleri gibi ülkelerinin karşı karşıya olduğu sayısız zorluğun ve ortaya çıkan tehditlerin bilincinde olarak;
Uluslararası hukukun ilke ve normlarına, ayrıca ülkelerimizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ve diğer uluslararası belgelerdeki yükümlülüklerimize olan bağlılığımızı iş birliğinin pekiştirilmesi için yeniden teyit ederek;
Kovid-19 salgınının ekonomik büyümeye ilişkin dünya çapındaki etkilerinin farkında olarak;
Ermenistan'ın yaklaşık 30 yıldır sürmekte olan işgalinin ardından, bölgesel bütünlüğünü yeniden sağlayan Azerbaycan hükümetini ve halkını tebrik ederek;
Ve Azerbaycan-Pakistan-Türkiye Üçlü Parlamento Başkanları Birinci Toplantısı'na ev sahipliğinden ötürü Azerbaycan Milli Meclisine şükranlarını ifade ederek:
Azerbaycan, Pakistan ve Türkiye'nin kardeş halklarını daha da yakınlaştırmak için hem ikili hem de çok taraflı düzeyde parlamentolar arası diyalog ve iş birliğini geliştirmeye yönelik çaba gösterme kararlılıklarını beyan ettiler."
Beyannameyle, mevcut ilişkileri güçlendirme ve daimi komitelerin, dostluk gruplarının ve parlamentoların idari personelinin iletişimini teşvik etme konusundaki kararlılıklarını teyit eden parlamento başkanları, uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde ve uluslararası barışın ve güvenliğin pekiştirilmesinde ikili ve çok taraflı parlamenter ilişkilerin rolünü vurguladı.
Yapıcı bir diyalog ve iş birliği için başarılı bir platform sunma çabalarında uluslararası kuruluşları, özellikle de parlamenter asambleleri desteklediklerini ifade eden parlamento başkanları, kadın parlamenterlerin karar alma süreçlerindeki rol ve sorumluluklarını arttırmaya yönelik girişimleri ve atılan adımları desteklediklerini belirtti.
Parlamento başkanları, karşılıklı menfaatlerin söz konusu olduğu bölgesel ve küresel konularda yakinen çalışmaya hazır olduklarını ve uluslararası parlamenter kuruluşlarda üç kardeş ülke olarak ortak bir duruş sergilemeye çalışacaklarını ifade ederek, bölgesel ve uluslararası parlamenter platformlarda İslamofobi, ayrımcılık ve Müslüman azınlıklara yönelik baskılara karşı mücadele konusunda ortak çabaları koordine etmeyi teyit etti.
Beyannameye göre; ulaştırma, ticaret, enerji, halklar arası temas, eğitim, sosyal ve kültürel teati, turizm ve bilgi ve iletişim teknolojisinde bölgesel bağlantısallığa ilişkin daha iyi iş birliği inşa etme çabalarında hükümetlerine kapsamlı destek verme hususunda mutabık kalındı.
Başkanlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının geniş kapsamlı etkilerine ilişkin müzakerelerde bulunurken bilgi ve en iyi deneyimlerin teati sürecini destekleme hususunda mutabık kaldı ve bu sorunla etkin ve kapsamlı bir şekilde mücadele edebilmek adına uluslararası iş birliğinin ve dayanışmanın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Bağımsızlık, egemenlik, bölgesel bütünlük ve devletlerin uluslararası sınırlarının dokunulmazlığı için güçlü desteklerini ve karşılıklı saygılarını yeniden tasdik eden üç meclis başkanı, Ermenistan Cumhuriyeti'nin Azerbaycan'a mayınlı alanların haritalarını vermeyi reddetmesini kınayarak, kurtarılmış toprakları yeniden inşa etme ve yerinden edilmiş kişileri evlerine döndürme çabalarında Azerbaycan ile tam dayanışma içinde olduklarını vurguladı.
Bir sonraki üçlü toplantının ise Pakistan'da, Mart 2022'de gerçekleştirilmesinde mutabık kalındı.

Devamını Oku

“Türkiye terörle mücadelede Angola’nın da yanında yer alacaktır”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Angola Cumhurbaşkanı Lourenço ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Terörle mücadelede her an her zaman Türkiye kendisini ispatlamış bir ülke olarak özellikle Angola’nın da yanında yer alacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Angola Cumhurbaşkanı João Manuel Gonçalves Lourenço ile gerçekleştirdiği baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Angola Cumhurbaşkanı Lourenço ve heyetini Ankara’da misafir etmekten duyduğu memnuniyeti ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuk Cumhurbaşkanıyla gerek ikili gerekse heyetler arası görüşmeleri verimli bir şekilde gerçekleştirdiklerini söyledi.

“ANGOLA’YA BİR GRUP İŞ ADAMIYLA GİDECEĞİZ”
Siyasi, askerî, ekonomik, ticari, kültürel ve savunma sanayine yönelik bütün alanları kapsayan etraflıca bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “2017’de BRICS toplantısında kendileriyle ilk defa bir görüşme gerçekleştirmiştik. Üst düzeyde ilk görüşmeyi bugün ülkemizde gerçekleştirmiş oluyoruz. Sayın Lourenço ile geleceğe yönelik atacağımız adımlarda Angola rastgele bir ülke değil. 33 milyon nüfusa sahip, bizim de 84 milyon nüfusumuz var. Topladığımız zaman 117 milyon nüfus. 1 milyon 246 bin kilometrekare yüzölçümüne sahip. Bizim de 780 bin kilometrekare. İki ülke toplam 2 milyon 26 bin kilometrekare yüz ölçümüne sahip. Dolayısıyla müşterek yapılabilecek çok şey var. Yarın kendileri iş adamlarımızla bir araya gelecekler. Altyapı ve üstyapıya yönelik birçok konuyu muhataplarıyla görüşecekler. BM Genel Kurulu’ndan sonra iadeiziyarette bulunmak üzere Angola’ya bir grup iş adamıyla gideceğiz. İstiyoruz ki üst düzey ziyaretleri de başlatmış olalım.”
Ağırlıklı olarak savunma sanayi, turizm, ekonomi, sağlık ve sağlık turizminde neler yapılabileceğini yerinde değerlendirmek istediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Angola Cumhurbaşkanı Lourenço ile birçok adımı atacaklarına inandığını söyledi.
“TİCARET HACMİNDE, İLK ETAPTA MUTABAKATIMIZ 500 MİLYON DOLARA ULAŞMAK”
İmzalanan anlaşmalarla ilk adımı attıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 kadar anlaşma imzalandı, bunları hayata geçirmek şart. Şu anda ticaret hacmimiz 176 milyon dolar. Bu iki güçlü ülke için bu ticaret hacmi, çok ama çok hafif. İlk etapta mutabakatımız 500 milyon dolara ulaşmak. İlgili bakan arkadaşlarımız birbirleriyle adımları atıp gerek Exim gerekse yarın görüşme yapılacak iş adamlarımızın dışarıdan getirecekleri kredilerle, -PPP olabilir, devletten devlete olabilir- bu adımları atmak. Afrika’da ne tür sıkıntılar yaşanıyor Angola’da bunları uzaktan da olsa takip ettik, biliyoruz. Terörle mücadelede her an her zaman Türkiye kendisini ispatlamış bir ülke olarak özellikle Angola’nın da yanında yer alacaktır. Değerli dost Lourenço ve heyetinin şahsında tüm halkına selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Bu seyahatin, yarın yapılacak iş adamları görüşmeleriyle zirve yapacağına inanıyorum.”
ANGOLA CUMHURBAŞKANI LOURENÇO “TÜRK YATIRIMCILAR, DAHA GÜVENLE ANGOLA’YA GELİP YATIRIM YAPABİLECEK”
İki ülke arasında imzalanan anlaşmalardan dolayı çok mutlu olduklarını belirten Angola Cumhurbaşkanı Lourenço ise “Dün başladığımız resmî ziyarete, bugün en tepe noktasında bir baş başa, bir heyetler arası görüşme olmak üzere çok ivme kazandırdık. Artık iki ülke arasında iş birliklerimiz artarak devam edecek. Bunu temin edebilirim” diye konuştu.
Angola Cumhurbaşkanı Lourenço, iki taraf arasındaki görüşmelerin gayet verimli geçtiğini; ikili ilişkilerin, iş birliklerinin nasıl daha yükseğe taşınabileceği konularının ele alındığını belirterek şöyle devam etti: “Sonuç olarak iş birliklerimizi, eksilerimizi, artılarımızı gördük ve dezavantajları eksileri nasıl artıya çabuk bir şekilde dönüştürebiliriz, onu konuştuk. Burada da sizin huzurunuzda bu görüşmelerin sonucu olarak 10 adet anlaşma imzaladık. Özellikle yatırımların teşviki ve korunması anlaşmamız, hava taşıması anlaşması imzalamış olduğumuz bu iki anlaşmanın önemi çok büyük. Bundan sonra Türk yatırımcılar, daha güvenle Angola’ya gelip yatırım yapabilecek, aynı şekilde bu Angolalı yatırımcılar için de geçerli. Onlar da Türkiye’de güvenle yatırımlarını yapabilecekler.”
TÜRKİYE VE ANGOLA ARASINDA 10 ANLAŞMA İMZALANDI
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Angola Cumhurbaşkanı Lourenço huzurunda iki ülke arasında 10 anlaşma imzalandı.
Bu kapsamda iki ülke arasında; “Türkiye Radyo Televizyon Kurumu ile Angola Devlet Televizyonu Arasında İşbirliği Protokolü”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Angola Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşması”, “Türkiye Cumhuriyeti Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ile Angola Cumhuriyeti Mikro, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Destekleme Ulusal Enstitüsü Arasında Mutabakat Zaptı”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Angola Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması”, “Türkiye-Angola Ticari, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Ortak Komisyonunun İkinci Oturum Tutanağı”, “Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Angola Cumhuriyeti Mineral Kaynaklar, Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Arasında Hidrokarbon ve Madencilik Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”, “Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Angola Cumhuriyeti Enerji ve Su Bakanlığı Arasında Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”, “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi ile Angola Cumhuriyeti Dış İlişkiler Bakanlığı Diplomasi Akademisi Arasında Diplomasi Eğitimine İlişkin Mutabakat Zaptı”, “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ile Angola Cumhuriyeti Dış İlişkiler Bakanlığı Arasında Siyasi İstişare Mekanizması Kurulmasına İlişkin Mutabakat Zaptı”nın yanı sıra “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Angola Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport Hamilleri İçin Vize Muafiyeti Anlaşması” imzalandı.

Devamını Oku
“Türkiye terörle mücadelede Angola’nın da yanında yer alacaktır”

BAKAN KURUM LONDRA’DA ALMAN VE FRANSIZ HEYETLERİYLE BİR ARAYA GELDİ

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Londra Çevre Bakanları Toplantısı kapsamında Fransa Ekolojik Geçiş Bakanı Barbara Pompili ile Almanya Çevre, Doğa Koruma ve Nükleer Güvenlik Bakan Yardımcısı Jochen Flasbarth ile bir araya geldi.
Bakan Kurum, İngiltere'nin başkenti Londra'da İngiltere ve Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP26) Başkanı Alok Sharma'nın ev sahipliğinde düzenlenen Çevre Bakanları Toplantısı'na katıldı.
Kurum, bu kapsamda Fransa Ekolojik Geçiş Bakanı Pompili ve Almanya Çevre, Doğa Koruma ve Nükleer Güvenlik Bakan Yardımcısı Flasbarth'ın katılımlarıyla toplantı gerçekleştirdi.
Toplantıya ilişkin Twitter'dan paylaşımda bulunan Kurum, "Daha temiz, sağlıklı ve yaşanabilir bir dünya için fikirlerimizi ortaya koyduğumuz görüşmemizde, iklim değişikliğiyle mücadelede ortak çalışmalarımızı ve iş birliğimizi ileriye taşıyacak adımları istişare ettik." ifadesini kullandı.

Devamını Oku
BAKAN KURUM LONDRA’DA ALMAN VE FRANSIZ HEYETLERİYLE BİR ARAYA GELDİ