Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

"Kaldı Bu Yaşamak Suçu Üstümde"

Omuzlarımızdaki tuğlalardan ilkinin adı, "insanlık" tır...
Kalplerimize aynı Ruh'tan üflenmişti.. Her birimiz o soruya, "bela" demiştik. Sonra zamanla kendimizi unuttuk. Kendimize öyle duvarlar ördük ki, öyle sınırlar çizdik ki aşılması imkansız hale geldi. Birimiz siyahiydi diğerimiz beyaz adamdı. birimiz budistti diğerimiz hristiyan bir diğeri müslüman. birimiz batılıydık diğerimiz doğulu. Birimizin en sevdiği renk kırmızıydı bir diğerimizin mavi. Ayrıldıkça ayrıldık bölündükçe bölündük. Ruhumuzu unuttuk.
İnsan olmanın gereklerini yerine getiremeden etiketler yapıştırdık üstümüze. İlk tuğlayı yerleştiremeden tuğlalar yığdık omuzlarımıza. Müslüman olduk muhafazakar olduk sosyal demokrat olduk hümanist olduk solcu olduk liberal olduk kemalist olduk...
"İnsan" olduk mu? Dur oraya gelmedik daha...

Ve etiketlerimiz öyle bir hal aldı ki, karşımızdakinin insan olduğunu, aynı ruhtan ona da üflendiğini unuttuk... Hunharca saldırabiliyoruz artık! bizim dilimizden konuşmuyor, bizim ırkımızdan değil, aynı ideoloji uğruna savaşmıyor! O, bizden değildi değil mi... Ama hiçbir yere sığmayan Rahman'ın, onun kalbine sığmış olabileceğini düşünmeden, yaktık yıktık dağıttık nice kalpleri(burada mü'minler kastedilmiştir).

"Zulüm" gören nicelere "iyi oldu" diyebildik, bu hakkı bulduk kendimizde... Bir Filistinliye mesela. "topraklarını satmasalardı". Bir Japon'a. "adamların dini mi var". bir Amerikalıya.."elin gavuru"

VE BİR ERMENİ'YE!
"Soysuz"!

Yazık bize!...
Atın şimdi üzerinizdeki etiketleri! İnsanlıktan başlayın ve bugün arkasından vurulmuş bir Ermeni için ağlayın.. Yarına Allah Kerim.

"Kaldı bu yaşamak suçu üzerimde.."

Vesselam
...

Devamını Oku

Amerika Fark Etmelisin Beni Şimdi!

Başörtülüyüm, Girdiğim sınavlarda aldığım uyarıları hiç ciddiye almadım. Söylenen kanun hükmündeki(!) her laf bir kulağımdan girmedi ki diğerinden çıksın.  Devlet memurları itinayla fark ettirdi, bu düzenin bir parçası olmadığımı daha çok küçükken. Daha çok küçükken, kavgaya zorladı beni kravatlı tıraşlı bey ağabeyler. Savaştım ve yendim hepsini. Şimdi uyuyamıyor laik teyzeler, başımdaki şerefle üniversite kapısından geçtiğim için. "Xanax" alın iyi gelir, sakinleştirir. Ya da ıhlamur isteyin üst komşunuzdan ama dikkat edin, evlerindeki Kuran-ı Kerim duvara asılı olsun, zira ellerindeyse bu o evden taşınmanız için yeterli bir sebep demektir. Bayanım, Dengelerin en büyük oyunlarını üzerimizde oynadığı bu çağda, modern dünyaya savaş açmış, feminizmin kokusunu duyduğu yerde arkasına bakmadan kaçan, kaçarken yoldaki reklam panolarında tekerlek, tıraş, araba afişlerine rastlayan, afişlerde hem cinsleriyle karşılaşıp gözünü kulağını kapatıp koca trafikte avazı çıktığı kadar bağırmak isteyen, tesettürü kapitalizme -kendi çapımda- kurban etmemeye çalışan bir kızım. Modernizm adına kadının "nesneye" dönüştüren "kapital reyislerin" çarkına tükürmek istiyorum ama daha kısmet olmadı. Cahiliye gibi bir dönemde, kadının bulunduğu sosyal statüyü alaşağı edip,kadını yepyeni bir seviyeye yükselten İslam'ı, bu konuda anlamamak ve anlatmamak için dehşet bir çaba söz konusu şimdi    kalplerine mühür vurulmuş nicelerinde. Kadına verdiği değerin, önemin, saygının; yer yüzündeki hiçbir ideolojide, felsefede, dinde mevcut olmadığının farkına varamayanlar, bizlere "örümcek kafalılar" olarak seslenmeye devam ettikçe bizler şu lanet dünya düzeninde bir yerlere oturtamayacağız kendimizi (binlerce şükür). Güneydoğuluyum, Rengimden dolayı potansiyel suçluyum, ülkemin diğer ucundaki kardeşlerimle ne kadar iyi anlaşsak da, düzen kırıyor kollarımızı kanatlarımızı. Kucaklaşamıyoruz Çanakkale'den beri. İçimi kanatıyor, uykularımı kaçırıyor. Dilim yüzünden terörist sanıyorlar beni. Halbuki ben, örülen duvarları yıkmak için kullanırdım bir silahı en fazla. Dualarım, kırmızıyı kanla tanıyan çocukların büyümemesi içindi her sabah namazında. Öyle inanıyorum ki şafağa, kızılı onun sayesinde bir daha seveceğiz biliyorum. Anadilimde ağlayacağım günler gelecek ve herkes anlayacak beni o gün. Bizim, bu toprağın evlatlarının, ümmetin çocuklarının gözyaşlarının rengi aynı. Er veya geç, filiz verecek kuruyan fidanlar. Yıllardır yazılan kardeşlik türküsü sona geliyor, bitiyor. Abdest alın gençler hep birlikte söylenmeli nakarat! Ben... Yeteri kadar suç teşkil eden cümleler kuruyorum. Dengeler üzerine oynuyorum, Amerika fark etmelisin beni şimdi. Sana küfrediyorum..!

Devamını Oku

"kaçakçılık" bir infaz sebebidir bundan böyle gözüm...

‎"Kaçakçılık" bir infaz sebebidir bundan böyle.
İçinizde, dışınızda bunda sonra her şey ve herkes sınırlarını bilecek efendim!
Bilmeyene bildirirler evelallah...
Katırlar ne de büyük bir tehlikeydi, demokratik laik sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin barış ve refah ortamı için.
Bunun farkında değildiniz değil mi.. ülkenin bir ucundaki bir avuç katırın hayatınızda neleri değiştireceğini göremediniz hiçbiriniz!
F-16 'lar gördü panik yok bey abiler...
Gereğini de yaptı ve bize ne yaptıysa bu gereklilik kipleri yaptı...
Katırlar ölmüş, nerde bu hayvanları koruma derneklerinin çığırtkan başkanları, üyeleri, müritleri...
"Elmaa" diyorum çıksanıza. Ama doğru kurban bayramı yaklaşmadı daha.
Şimdi bir büfeden kaçak bi sigara paketi istiyorsunuzdur. Paketi itinayla açıp, "hakettiler" diye de ekliyorsunuzdur yanınızdaki ultra entel dostunuza...
Ve o sigara sizi zehirlemek için can atıyordur dudaklarınızda...

Onca katırın tek suçu güneydoğu da yaşıyor olmak değil mi.. Hani iç anadolu da bir mera da dolansaydılar sakin sakin, devlet en teknolojik silahlarıyla onları öldürmek zorunda kalmayacaktı.
İyi de şırnak da mera yok ki...
Olsaydı canım bize ne...
Âh, hakket size ne!
Size ne oradaki katırların kaderlerinden!
Ha unutmadan bir de 35 tane "can" gitti...
Bunu az kalsın unutuyordum.. Onlar da haketti ama yani!
Senin ne işin var kaçakçılıkla.. Bölgende her köşe başında fabrika var bre gafil!
Hiç mi birine denk gelmedin... 
Otuzbeşcangitti!
Büyütmenin alemi yok, güneydoğu ülke çapındaki ölüm ihtiyacını karşılamak için tasarlanmış bozkır iklimine sahip bir bölgedir.. f-16 ların gökyüzünü bir an boş bırakmamasıyla oluşan hararet, kışların dondurucu soğuğunu az da olsa kesmektedir...
Yüce devletimiz, güneydoğunun iklimini değştirecek güçtedir!
Ama kaderini değiştiremez asla..
Doğan her çocuk ya dağda ya ova da ya da sınırda "öldürülmeye" mahkumdur...
Şimdi ailesinden 29 kişiyi kaybeden Berivan'ın kendini bıçaklaması bir suçtur!
Devlete mi diklendin lan sen!
Vatan sağ olsun diyeceksin... Âh biz pis doğulular ezberleyemedik repliklerimizi!
Şırnak'lı bir arkadaşımın o gece yazdığı bir cümleyle bitirmeliyim bu yazıyı..


"Ölümün tapusunu sıkıştırmışlar ellerimize.. bedava verdikleri için kan istiyorlar.. Ölüm bize en iyi iyiliktir.."
Az-Öz 

Devamını Oku