Popüler Kullanıcılar

Türkiye aileye güvende yüzde 94 ile ilk sıralarda yer alıyor

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, istatistiklere göre nüfusun yüzde 74’ünün en çok aileleri ile mutlu olduğunu ve aileye güven açısından Türkiye’nin yüzde 94 ile ilk sıralarda yer aldığını belirterek, “Gençlerimize evlilik kurumunun değerini, önemini daha iyi anlatmalıyız" dedi.
’Aileye değer, Türkiye’ye değer’ temasıyla düzenlenen 7. Aile Şurası’nın açılışı, Cumhurbaşkanlığı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı program tanıtım filmi ile başladı. Şuranın açılışında konuşan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Selçuk, "Aile nedir, ailenin size ilk çağrıştırdığı nedir diye soracak olsak zannediyorum ki buradaki herkes zihnindeki en olumlu / en sıcak kelimeyi aileye hasreder. Aile, yuvadır, güvendir, huzurdur der. Aile, iyi günde kötü günde bir arada olmaktır, paylaşmaktır der. Aile, büyüklerimizle beraber olduğumuz sofralardır der. Aile denince bizim ilk aklımıza gelen ise ailenin başlı başına bir değer oluşu. Daha da doğrusu değerlerin kaynağı oluşu. İşte biz, bu değere sahip çıkmak için bugün buradayız. #AileyeDeğer demek için buradayız" dedi.

“Aileye güven açısından Dünya Aile Haritası Raporu’nda ilk sıralarda yer almaktayız”
"Buradan da hareketle aileyi ülkemizin dünü, bugünü ve yarını için en önemli stratejik gücü olarak görüyor, bakış açımızı ’aileye değer, Türkiye’ye değer’ diyerek özetliyoruz" diyen Bakan Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:
"TÜİK’in 2018 yaşam memnuniyeti istatistiklerine göre, ülkemiz nüfusumuzun yüzde 74’ü kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini ifade ediyor. Aileye güven açısından da Dünya Aile Haritası Raporu’nda yüzde 94’lük oran ile ilk sıralarda yer almaktayız. Öncelikle, aile kurumu ve meseleleri üzerine mesai vermenin vakit kaybı değil, hepimiz için önemli bir sorumluluk, bir vazife olduğunu vurgulamak isterim. Aile değerlerinde yaşanacak en ufak bir yıpranma, bir çözülme, öngörülemediği ve tedbir alınmadığı takdirde toplumun huzur ve barışını hızla tehdit eder noktaya gelebiliyor. Zira, aile hem sosyolojik hem ekonomik açıdan toplumu değiştiren ve dönüştüren muazzam bir güce sahip. Ve bu gücü sağlam ve sağlıklı bir şekilde muhafaza etmek için tüm dünyada genel olarak izlenen politikaları; evlilik öncesine odaklı, nüfusa odaklı, aile içi barış, huzur ve mutluluğun tesisine ve devamına odaklı, aile ve iş yaşamı arasında denge kurulmasına odaklı diye sınıflandırabiliriz."
Ailenin sürekliliğinin, temeli sağlam, çatısı güçlü bir evlilik kurumuyla idame ettirilebileceğine dikkat çeken Bakan Selçuk, "Nikah benim sünnetimdir’ diyen bir peygamberin ümmeti olarak evlilik kurumunun oluşturulması, can ve mal emniyeti, akıl ve din emniyetinin yanı sıra neslin emniyeti için de bir haktır. Bu nedenle kadın ve erkek arasında sevgi, saygı, sorumluluk, sadakat ve sabra dayalı evlilik kurumu, güçlü aile yapısının temelidir. OECD ülkeleri ile kıyasladığımızda evlenme oranında ilk ülkeyiz; boşanma oranında ise sonda yer alan ülkelerdeniz. Bu ülkemiz elbette göreli bir avantaj. Bu avantajımızı kaybetmeden muhafaza etmek için, gençlerimize evlilik kurumunun değerini, önemini daha iyi anlatmalıyız. Aile yapısının sağlıklı ve sağlam olması yalnız kendi üyeleri için değil, çevresi ve toplum için de bir denge ve güven unsuru. Bu bağlamda, ailenin korunması ve güçlendirilmesi hususunda bireylere ve ailelere düşen sorumluluklar kadar, bizler de sosyal devlet olarak görevlerimizin farkındayız. Bakanlık olarak bu konuyu önemsiyor, dinamik nüfus yapımızı korumak için çeşitli uygulamalarla evliliği teşvik ediyoruz" diye konuştu.

“Sorunların çözüm merkezine aileyi koyduk”
Aile olma yolunda ilerleyen gençlere sadece maddi olarak değil, eğitim ve danışmanlık hizmetleri ile de destek olduklarını söyleyen Bakan Selçuk, “Eğitim ailede başlar” ilkesinden hareketle hazırladıkları Aile Eğitim Programı’nın bilgi çağının gereklerine uygun olarak ailelerin yaşam kalitesini arttırmaya dönük önemli bir adımları olduğunu kaydetti. "Aileyi korumak için aileye ve çocuğa yönelik şiddet ve istismar vakalarını yakınen takip ediyor; gerekli idari ve hukuki mekanizmaları harekete geçiriyoruz" ifadesini kullanan Selçuk şunları kaydetti:
"Koruyucu ve önleyici hizmetlerimizde de aileyi esas alarak, sorunların çözüm merkezine aileyi koyduk.1003 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfımız (SYDV), 325 Sosyal Hizmet Merkezimiz (SHM), 201 Aile Destek Merkezimiz (ADEM), 24 Sosyal Dayanışma Merkezimiz (SODAM) ile ihtiyaç duyan her aileye sosyal hizmetlere ve yardımlara ulaşması için imkanlar sağlamaktayız. Ülkemizde ailenin en büyük destek mekanizmalarından biri de sosyal güvenlik sistemimiz. Sosyal Güvenlik Sistemimiz doğumdan ölüme ve hatta kişinin vefatından sonra da aile üyelerine dayanak olmaya devam ediyor. Ailede annenin, babanın ya da bir evladın çalışmasıyla tüm aileyi sosyal güvence altına alıyor, ücretsiz sağlık hizmeti veriyoruz. Bu doğrultuda hedefimiz, çalışanı olmayan hanenin kalmaması. Çalışabilir durumda olup da hiç çalışan bireyi olmayan hanelere daha yoğun odaklanacağız. Kadınlarımızın aile ve iş yaşamı dengesini kolaylaştırmak adına da yarım çalışma uygulaması, ebeveynler için kısmi zamanlı çalışma hakkı, istihdam teşvikleri gibi düzenlemeler, hayata geçirdiğimiz uygulamalardan sadece bir kaçı" şeklinde konuştu.
Türkiye’de ortalama hane halkı büyüklüğü 3,4 kişi olan 22,7 milyon hanenin mevcut olduğunu belirten Bakan Selçuk şu bilgileri verdi:
"Hane halklarının yüzde 66’sı çekirdek ailelerden oluşurken, tek kişilik hane halklarının oranı ise yüzde 15 civarında. Cumhurbaşkanımızın ailelerimizi büyütme tavsiyesi çerçevesinde, 3’e çıkardığımız doğum borçlanma hakkı ile bir yandan aileyi korurken, diğer yandan çocuk sahibi olmayı teşvik ediyoruz. Çocuk sahibi olmayı teşvik amacıyla, 2014 yılında tüp bebek denemesi hakkını da 2’den 3’e çıkardık. Aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi için sağlıklı ve güvenli yetişmiş olan nesillere ihtiyacımız var. Koruyucu ailelik ve evlat edindirme modellerimize ilaveten, ülkemizde sosyoekonomik yönden dezavantajlı 126 bin çocuğumuzun da öncelikle hayatlarını aileleri yanında devam ettirmelerine katkıda bulunmak için Sosyal ve Ekonomik Destek Hizmeti sunuyoruz. Ülkemizde 0-17 arası yaş grubundaki çocukların yüzde 93’ü anne ve babası ile birlikte yaşamakta. Bu oranla ülkemiz, ebeveynleriyle birlikte yaşayan çocuklar bakımından OECD ülkeleri içinde birinci sırada yer alıyor. Bu nedenle, sağlıklı nesiller, güçlü aileler için annelerimize-babalarımıza çok önemli görevler düşmekte."

“Çocuklarımızı sosyal medyanın ve teknolojinin olumsuz etkilerinin esir almasına müsaade etmeyeceğiz”
Çocukların sosyal medya ve dijital teknoloji kullanımı nedeniyle yoğun bir imgesel bombardımana maruz kaldıklarına dikkat çeken Selçuk sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tüm dünyada çocukları yönlendirerek onları intihara sürüklemeye kadar ileri giden uygulamalar/oyunlar yaygınlaşıyor. Geleceğimizin teminatı, ailelerimizin neşesi olan çocuklarımızı korumak için onları sosyal medyanın ve teknolojinin olumsuz etkilerinin esir almasına müsaade etmeyeceğiz. Bu bağlamda, sosyal medya çalışma grubumuz içerik taraması yaparak gerekli müdahelelerde bulunuyor. Ayrıca aile dostu ve çocuk dostu görsel ve yazılı yayınları artırılmasını teşvik etmekteyiz. Aile, dinamik bir yapı. Aileyi etkileyen her konu mikro düzeyde bireyi, makro düzeyde ise toplumu direkt etkiliyor. Şartlar değiştikçe, ihtiyaçlar çeşitlendikçe bu değişimi göz ardı etmeden ailelere yönelik politikaları ve aileyi koruyan sosyal hizmetleri de sürekli geliştirmek dönüştürmek durumundayız. Lakin birey, aile ve toplum eksenindeki hiçbir konunun tek başına bir kurum tarafından çözülemeyeceği de aşikar. Bu nedenle, aile politikalarının veri odaklı ve daha kapsayıcı bir bakış açısıyla belirlenmesi, aileye yönelik hizmetlerin de toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirilmesi için bütün paydaşları bir araya getirmeyi bir gereklilik olarak görüyor ve aileye yönelik araştırmalar yapıyoruz. Sorun değil çözüm odaklı yaklaşmayı önemsiyoruz. Aile Şuralarının ilki 30 yıl önce Aile Araştırma Kurumunun kurulmasının akabinde yapılıyor. 1994, 1998, 2004, 2008 ve 2014 yıllarında geniş aralıklarla yapılan şuralardan sonra işte bugün 7. Aile Şûrası’nda biraradayız. Bu Şurayı Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde düzenli olarak gerçekleştirmeyi ve uluslararası bir platform haline getirmeyi hedefliyoruz. 7. Aile Şuramızda, aile politikaları ve ailelere yönelik hizmetler, Aile Birliğinin Korunması, Toplumda Çocuk Algısı ve Çocuğun Hayata Hazırlanması, Kadın ve Aile Aileye yönelik Sosyo-Ekonomik Destek Mekanizmaları Engellisi, Yaşlısı ile Büyük Aile olmak üzere 5 ayrı komisyon tarafından istişareye açılacak. Aile politikalarına yön ve ilham verici nitelikte, hepimiz için ufuk açıcı olacak sonuçların çıkacağına inancımız tam. Bu amaçla, kamu kurum ve kuruluşları ile STK’larımızın temsilcilerinin, akademisyenlerin ve uzmanların tartışmalarıyla ortaya çıkacak görüşler ve öneriler rapor haline getirilecek. Bu önemli rapor önümüzdeki çalışmalar için bir referans olacak. Çıkan sonuçların dikkate alınacağı, sunulan politika önerilerinin uygulamaya konulabilmesi için de her türlü çabayı göstereceğimizden emin olabilirsiniz."
(İHA)

Devamını Oku

Hadi ipucu 10 Şubat 2019 sorusu ve cevabı : Eskimoların kar kalıplarından yaptıkları eve ne ad verilir ?

Ailece hadi @ceydadvenci'nin sunumuyla bugün saat 18.00'de
Ödülümüz 30.000 TL
Anneler, babalar minik hadicileri buraya alalım! Bu ipucu onlar için geliyor. Bugün içinde yaşadığımız betonarme evler yaygınlaşmadan önce insanlar kalacak sıcak bir yer inşa edebilmek için yaratıcı olmalıydı. Alaska, Kanada'nın kuzey kesimleri ya da Grönland'de yaşayan insanlar soğuk iklim nedeniyle diğerlerinden daha da yaratıcı olmak zorunda kaldılar. İşte İnuit dilinde "ev" anlamına gelen yapılar böyle doğdu. Peki Eskimoların kar kalıplarından yaptıkları bu eve ne ad verilir biliyor musun?

Cevap :İglo 

 
#hadi #hadihayırlısı #trivia #test#hadibilgiyarışması #hadioynalive#heyecanlı #canlı #gercekpara #appstore#playstore #ailecehadi

Devamını Oku
Hadi ipucu 10 Şubat 2019   sorusu ve cevabı : Eskimoların kar kalıplarından yaptıkları  eve ne ad verilir ?

Tüketiyoruz



Tüketiyoruz!

Her geçen gün insanlığa dair değerleri döke döke gidiyoruz. Her adımda ya şiddet ya da cinayetle yüzleşiyoruz.

Kimi zaman zayıf taraflarımızı bir silahın içine saklıyor,  kimi zaman da 'çocuklarımızı' içimizdeki canavarla tanıştırıyoruz.

İşte yine büyük bir acı.. 6 yaşında küçük bir çocuk olan Mertcan ödevini yapmadığı için babası tarafından elektrikli süpürgenin demir borusuyla dövülüyor ve komalık oluyor. 3 günlük yaşam mücadelesinin ardından minik bedeni maalesef yaşama veda ediyor.

Ne söylesek, hangi harfleri bir araya getirsek senin acını anlatamayız. Masum bedenine çarpan yüreksiz el izlerini silemeyiz, gözü dönmüş canavarın salyalarını temizleyemeyiz.. ne söyleyelim Mertcan.. sadece dua geliyor dilimize.. sabır saklanıyor içimize..'Allah'ın rahmeti seninle olsun' küçük yavru..
....

Bizler evlatlarımızın ayakları üşümesin diye sarıp sarmalarken, gözleri gülmediğinde etrafında pervane olurken, ihtiyaçlarını alamadık diye uykularımız kaçarken kaç çocuk ŞİDDET'in kucağında büyüyor?


Sıfırdan Üçe (Zero to Three) adlı çocuk gelişimi grubu bu konu üzerinde yaptığı araştırmalarda % 61 oranında yetişkinin çocuklara ceza olarak "VURMANIN" normal olduğuna inandığını gösteriyor.

İstatistik değerlere göre biz Peygamberimizin öğütlerini unutmuş, Allah'ın emanetlerini 'içimizdeki öfkeden' koruyamamışız.

Bir gün Rasulullah (s.a.s) Hz. Ali'nin oglu Hasan (r.a .)'i öpmustu. Yanında bulunan Akra:
"Benim on çocugum var, hiç birini öpmedim."
dedi. Rasulullah (s.a.s) hayretle Akra'nin yüzüne baktı ve buyurdu ki:
"Eğer Allah sizin gönüllerinizden rahmet ve şefkati çekip çikarmıssa ben ne yapabilirim?"
diye buyurdu.
.................
Rahmet ve şefkatten yoksun olan babalardan biri de Mertcan'ın babası.

Ayrıca Mertcan olayında devletin yetkili organlarına şunu sormak istiyorum;

Mertcan'ın babası yıllardır kendi öz annesini dövmüş,  karısını dövmüş ve karısı dayaktan kurtulmak için boşanmış.

Dayak atmaya alışkın böyle bir caniye nasıl "çocuk" emanet edersiniz?

Teknolojinin bu kadar ilerlediği bir yüzyılda psikolojisi bozuk bir insanı tespit etmek için 'katil' olmasını mı bekliyorsunuz?

Dün Ceren Damar'ı vuran genç 'katil' olmamış olsaydı yarın aramızda avukat olarak dolaşacaktı.

Bugün 'insan' diye selam verdiğimiz kaç kişinin daha 'katil' olmasını bekleyeceğiz?

Buradan eğitim ve aile bakanlıklarımıza sesleniyorum;

Akademik başarıdan ya da anne,baba olmadan önce 'kişilik testlerini' önemsemenin zamanı gelmedi mi?

Maalesef ülkemizde cinsel sapkınlık yapan eğitimciler, şiddete sarılan ünlüler,  hayvanlara saldıran kariyerli kişiler çok gördük, çok duyduk.

Dün alkışlarla başımıza taç yaptığımız, milli üniformayla bayrağımızı taşıttığımız isimler dahi gün geliyor ya vatan haini çıkıyor ya da çapkınlık peşinde insanlığını yitiriyor.

John Wooden'in dediği gibi;
Yetenek sizi zirveye taşıyabilir fakat zirvede kalmanızı sağlayacak olan şey karakterinizdir.

Yeni Mertcan'lar, Ceren'ler kaybetmemek için sizce neler yapabiliriz? Hangi çözümlerle geleceğe sağlıklı bir toplum bırakabiliriz?

Unutmayalım ki:
Hayatta her şey olabiliriz; fakat mühim olan hayatın içinde ‘insan’ olabilmektir!

'İnsan' olabilmek ümidiyle...

#Mertcan #Ceren Damar #CerenDamar #eğitim #çocuk #aile

Devamını Oku
Tüketiyoruz