Coronavirus (Covid-19)

  • 12,542,572Coronavirus Vaka Sayısı
  • 560,059Ölü Sayısı
  • 4,681,268Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 23:20

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

Bulgaristan ve Hırvatistan euroya geçmeye hazırlanıyor

Bulgaristan ve Hırvatistan euro para birimine geçişin ilk aşaması olan Avrupa Döviz Kuru Mekanizması'na katıldı.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yönetim Konseyi, Bulgaristan para birimi leva ve Hırvatistan para birimi kunanın euroya geçişte gerekli kriterleri yerine getirerek "bekleme odası" olarak adlandırılan Avrupa Döviz Kuru Mekanizması'na (ERM2) girdiğini açıkladı.

 

Açıklamada, söz konusu ülkelerin para birimlerinin mekanizma içerisinde yüzde 15 oranındaki kur dalgalanma bandına alındığı, 1 avronun 1,95583 Bulgar levası ve 7,53450 kuna olarak belirlendiği kaydedildi.

 

Bu süreçten sonra, Bulgaristan ve Hırvatistan, mekanizmada en az 2 yıl bekledikten sonra avro para birimine geçebilecek.

 

Mekanizma hakkında

 

Avrupa Döviz Kuru Mekanizması (ERM2), üye ülke para birimleri arasındaki döviz kurlarının istikrarını sağlamak için gerekli çerçeveyi sağlıyor. Mekanizmada, avro kullanmayan AB üyesi ülke para biriminin döviz kuru avro karşısında sabitlenirken, sadece belirlenmiş limitler dahilinde dalgalanmasına izin veriliyor. Söz konusu döviz kurunun belirlenen dalgalanma oranı yüzde 15 olarak uygulanırken, sistemin içerisinde iki yılın tamamlanmasının ardından Avro Bölgesi üyeleri, ülkenin katılıp katılmamasını karar veriyor.

Devamını Oku
Bulgaristan ve Hırvatistan euroya geçmeye hazırlanıyor

Prof. Cahit KURBANOĞLU: ELHAMDÜLİLLAH AYASOFYA CAMİİMİZ HÜRRİYETİNE KAVUŞTU

ELHAMDÜLİLLAH AYASOFYA CAMİİMİZ HÜRRİYETİNE KAVUŞTU

Ayasofya camiinin ibadete açılması noktasında daha önce yazmış olduğumuz ve yayınlanmış iki yazımız var.
Elhamdülillah çok sevinçli olduğumuzu buradan ifade etmek isterim.
Sadece ben sevinçli değilim, ailem de çok sevinçli, ülkemizde çok sevinçli, İslâm Alemi de çok sevinçli durumdadır.

Yani sevinmeyen var mı? Bilemem ama daha önce yazdığım gibi Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin üzerinde durduğu ve hükümetten talep ettiği üç önemli konudan biri de bu olmuştur.
Hatta Merhum Adnan Menderes’ten de bunları talep etmiştir.

Bunlardan bir tanesi Ezan-ı Muhammed’inin aslına döndürülmesi,
ikincisi Risale-i Nurların diyanet eliyle bastırılması,
üçüncüsü de Ayasofya Camiinin ibadete açılmasıdır.

Bunlardan birincisini rahmetli Başbakanımız Adnan Menderes yerine getirince üstadımız bayram etmiştir. Bundan dolayı da Merhum Adnan Menderes Türk Milletinin gönlünde taht kurmuştur ve halen de rahmetle ve minnetle yâd edilmektedir.
İkincisinin ve üçüncüsünün gerçekleşmesi Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a nasip olmuştur. Bundan dolayı da kesinlikle milletimizin gönlünde taht kuracak ve bu yaptıkları unutulmayacaktır.
Burada buna sebep olanları başta Cumhurbaşkanımız, dualarımıza mazhar olmuştur.
Ülkemizin, milletimizin dualarına mazhar olmuştur.
Alemi İslam’ın dualarına mazhar olmuştur. Fatih Sultan Mehmet Hazretlerinin dualarına mazhar olmuştur.
Resul-ü Ekrem Aleyhissalat-u Vesselamın dualarına mazhar olmuştur.
En önemlisi de Cenabı Hakk’ın, Rabbimizin rızasına mazhar olmuştur.
Bu herkese nasip olacak bir şey değildir.
Ben bu noktadan çok sevinçliyim, sürurluyum ve iftihar ediyorum.

Cenabı Allah bunu yapanların, yaptıklarının manasının anlamlarına uygun olarak, bundan böyle icraatlarına da öyle devam etmelerini nasip etsin.

AYASOFYA CAMİİNİN İBADETE AÇILMASININ SONUÇLARI

Gelelim Ayasofya’nın camii olarak ibadete tekrar açılmasının sonuçlarına:
Bir kere Türkiye Cumhuriyeti Devleti elhamdülillah Osmanlı’nın torunu ve mirası olan, netice olarak da sorumluluğu çok büyük ve güçlü bir devlettir.

Buna tarih şahittir, delillendirmek için oraya buraya gitmeye gerek yoktur. Yakın tarihimizdeki 15 Temmuz’u çocuklarımız da hatırlar ki, konu vatan olunca gerisi teferruattır.

Onun için Türkiye Cumhuriyeti kendi sınırları içerisinde elbette bağımsız karar alabilecek ve onu uygulayacaktır.
Almıştır ve uygulamıştır.
Çünkü Ayasofya Camii’inin müzeye dönüştürülmesi 1934 yılında, Bakanlar Kurulu kararıyla yapılmıştır.

Sene 2020 Danıştay, Bakanlar kurulu kararını iptal etmiştir. Konu bu kadar açık ve nettir.
Bizi ilgilendiren bir meseledir.
Yapılan yanlıştan dönülmüştur.
Vakfın sahibi olan Fatih Sultan Mehmet’in artık bedduasından kurtulmuşuzdur.
Bundan böyle inşallah onların manevi destekleri arkamızda olacaktır.
Ülke olarak da vakıf eserlerine göstermemiz gereken değer bir kere daha ortaya koyulmuştur.

Yani vakıf eserlerinin hayatlandırmasını ve devam etmesini şevkle ve gayretle istediğimizi ortaya koymuş olduk.

Bunun dışında falanca devlet şöyle demiş, filanca şöyle yapacakmış, bunlar bizi ilgilendiren şeyler değildir, enterese etmez.

Allah’tan korkan başka kimseden korkmaz.
Biz kimseden korkmayız, bizim her bir ferdimiz vatanımızın bir karış toprağı için, canını vermiştir ve vermeye hazırdır.

Bundan sonra da verecektir, bunu dünya bilmektedir. Yapılan tehditlere karşı verilen bir cevap, şantajlara gelen bir ülke değiliz, kimsenin malında da gözümüz yok ama kimsenin de bizim işimize karışmasını istemeyiz!

Yoksa bu demek değil ki dünyaya meydan okuyoruz, kafa tutuyoruz; hayır tersi biz bütün dünyaya adalet götürüyoruz, insanlık götürüyoruz.
Mazlumların yanında yer alıyoruz, zalimlere karşı duruyoruz, tarihte de böyleydi, şimdi de böyle.

Ayasofya ülkemize, Alem-i İslam’a ve insanlığa hayırlı uğurlu olsun.
Allah huzur içerisinde ibadetler yapmayı nasip etsin. Allaha ibadet edenlerin sayılarını çoğaltsın.
Allah ibadete açanlardan ebeden razı olsun.
Allah onları maddi ve manevi muhafaza etsin.
Başlarına akıl, kalplerine iman nasip etsin ve Hükümet-i Cumhuriyetimizi maddi manevi muhafaza edip, muvaffak etsin. Şerlerden de korusun âmin.

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu.
10.07.2020

Devamını Oku
Prof. Cahit KURBANOĞLU: ELHAMDÜLİLLAH AYASOFYA CAMİİMİZ HÜRRİYETİNE KAVUŞTU

DSÖ, koronavirüsün kaynağını araştırmak üzere Çin'e uzman ekip gönderdi

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) kaynağını araştırmak üzere örgüt bünyesinde uzman bir ekibin Çin'e hareket ettiğini bildirdi.

 

DSÖ'nün İsviçre'nin Cenevre kentinde bulunan merkezinde video konferans yöntemiyle düzenlenen basın toplantısında konuşan Ghebreyesus, "Pandemi ile mücadeleye devam ederken, virüsün kaynağını (kökenini) da araştırıyoruz. Şu anda iki DSÖ uzmanı, diğer bilim insanlarıyla buluşmak için Çin'e gidiyor" dedi.

 

Ghebreyesus, DSÖ uzmanları ve Çinli meslektaşlarının, "Kovid-19'un hayvan rezervuarını anlamada kaydedilen ilerlemeyi" ve "virüsün hayvanlardan insanlara nasıl bulaştığını" inceleyeceğini aktardı.

 

Ghebreyesus, Çin'deki araştırmaların, DSÖ liderliğindeki uluslararası misyonun virüslerin kaynağına ilişkin yapacağı saha çalışmalarına da yardımcı olacağını belirtti.

Devamını Oku
DSÖ, koronavirüsün kaynağını araştırmak üzere Çin'e uzman ekip gönderdi

Eyüphan KAYA : Hakkımı Helal Etmem Arkadaş!

Hakkımı Helal Etmem Arkadaş!
1-Hırsız arsız kimselere,
2-İşini angarya usulü yapan devlet memurlarına,
3-Halka üstten bakan yöneticilere,
4-İhalelerden pay alanlar, fesat karıştıranlara,
5-Dünyevi kayıp ve endişelerle İslam’ın bazı değerlerini gizleyen din adamlarına,
6-Zalim ve zorba adamlara,
7-İslam’ın aleyhinde atıp tutanlara,
Hakkımı helal etmem arkadaş!
Sevgili dostlar siz buna on yedi vasıf da ekleyebilirsiniz ama bir yazı bundan fazlasını kaldırmaz, bu yazı bir perspektif ortaya koyuyor, ölçü insan hakkı, ölçü kamu yararı olunca baka bakşa bir çok sıkıntıları da sıralayabilirsiniz.
Hırsız arsız kimseleri selamsız ilgisiz bırakmak şerefli kimselerin boyun borcudur. Ayrıca aşırıya gitmemek şartıyla eleştirmek de onların hakkı, hatta vazifesidir. Çünkü hem bunların tanınması bilinmesi lazım, hem de bu vasıfları iyi vasıflar olmadığını bilmek ve dillendirmek gerekir. Hırsız arsız insana güvenemezsiniz, malınıza da namusunuza da ihanet eder, daha var mı ötesi?
Devletin çarkını gevşeten, paslanmış makine dişi gibi vatandaşa huzur kazandıracağına moral bozucu bir tarzda canı istediği gibi görev yapan/yapmayan devlet memuru bir parazittir ve devlet ile millet arasında bir “ kara kedi” gibi hayatı kolaylaştırması gerekirken sıkıntı verir ve bu sıkıntı devletin hanesine yazılır, halbuki devlet, vatandaşına hizmet etsin diye ona maaş veriyor, ona bir rol bir sosyal statü vermiş değil mi?
Bir yönetici çalıştığı kurumun temsilcisi olup, o kurumun vitrininde yer alır. Hem mahiyetindeki insanları kontrol etmekle hem de motive etmekle yükümlüdür. Eğer yönetici vatandaşa maraba gözüyle bakarsa “at sahibine göre kişner” ifadesiyle mahiyetindekiler de benzer bir hataya düşebilirler, halkın hizmetkarları hakla üstten bakarsa halimiz ne olacak?
İhalelerin para kaynağı hazinedir, hazine tüm vatandaşın ortak malıdır. Buradan bir şeyler haksız yere alanların vebali pek ağırdır. Çünkü milletin tamamına karşı borçlu olurlar. “devletin malı denizdir, yemeyen domuzdur” diyenler domuzların hasıdır. Yüzüne tükürün vebalı varsa bana aittir. Bu zihniyette olan insanlar var oldukça biz nasıl huzur bulacağız, fakir mağdur hakkına ulaşacak?
Beşikten mezara kadar bir insana lazım olan dini bilgiler, dini değerlerdir, çünkü bu değerler eşliğinde yaşayanlar ebedi hayata rahat ederler, eğer bir din adamı korku ve endişelerle bazı dini mevzularda eksik aksak bilgi paylaşıyor ve Müslümanları gerektiği gibi aydınlatmıyorsa halımız ne olacak?
Zulüm dünyanın en adi vakalarından biri, zalim olan kimse bir o kadar karaktersiz ve ad,i zulüm hiç insana yakışır mı? Bir insan güçsüz olabilir, yeterince etrafında yakınları olmaya bilir, eli kolu uzun olmayabilir; bu durumda olan bir kimseye hakaret etmek, elindekini almak haktan reva mı? Bunu yapmak insana yakışır mı? Tam tersine düşük ve zayıf insanlara yardımcı olmamız gerekmez mi?
İslam’ın aleyhinde atıp tutulanlar, bunları da kınamamak elde değil racıh rivayetlere yüce Allah 124 bin peygamber ve 313 Resul göndermiş ve bunların asıl hedefi insanları yeryüzünde Allah’ı tanıyarak, O’na ibadet ederek, uyumlu bir şekilde huzur ve sükunet içinde yaşamını sürdürebilmeleri için mücadele etmişlerdir. Ortak davaları; “Allah var Ahiret var ve insanlar yaptıklarına göre ebedi hayatta karşılanacaklar, amel ve niyetlerine göre ağırlanacaklar”. Bu mesajın son Resulü Hz.Muhammeddir. inanırsınız inanmazsınız, o özgürlük hakkını da insanlara tanınmıştır. Ama haddini aşarak İslami değerlerle alay etmek, bilir bilmez meseleleri ele alarak İslam’ı eleştirerek, Müslümanları rencide etmeye kimsenin hakkı yoktur. O İslam ki diğer dinlerle de barışık ve diğer dinlerin artı değerlerini içinde barındırıyor. Birileri bu değerlerle uğraşarak hayatı çekilmez hale getiriyorsa gayretli birer vatandaş olarak ben sen sesiz kalabilir miyiz?
Dikkat edilirse bu şikâyet edilen vasıflarda bireysel menfaat söz konusu olmadığı gibi kişinin nefsini ilgilendiren konular da değil. “her koyun kendi bacağından asılır” meselesi burada geçerliliğini yitiriyor.
Ben bir vatandaş olarak bu ve benzeri vasıflara sahip kimselere hakkımı helal etmem, ayrıca sağımda solumda fark etsem eleştiririm, gerekirse adalete şikâyet ederim. Bu medeni bir insan olarak birinci vazifemdir. Şayet yapamazsam da en azında karşılaşsam selam vermemek için yolumu değiştiririm, yüz yüze gelmek durumunda kalırsam şayet en azında yüzüne tebessüm etmem, ki bu da küçük bir cezalandırma tarzıdır.
Bence vatandaşlık hak ve görevlerinden biri de bu konularda uyanık davranmaktır. Siz siz olun “rızayı kabahat aynı kabahattir” atasözünden pay almayın emi?
Selam ve saygılarımla, bu iki insani değer kimlere düşmez artık anlaşılsa gerek.

Eyüphan KAYA

Devamını Oku
Eyüphan KAYA  : Hakkımı Helal Etmem Arkadaş!

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Zelenskiy ile görüştü

Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy, çalışma ziyaretin için Ukrayna’da bulunan Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Zelenskiy, Türkiye’nin Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütü...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Ayasofya'da ilk namaz 24 Temmuz'da

Danıştay'ın Ayasofya kararının ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Millete Sesleniş konuşması yaptı. Ayasofya'da ilk namazın 24 Temmuz'da kılınacağını ilan eden Erdoğan, "Bugün alınan karar, Fatih'in bedduasından kurtulmamızı sağlamıştır" dedi.

 

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

 

- İnsanlığın ortak mirası Ayasofya, yeni statüsüyle herkesi kucaklamaya, çok daha samimi, çok daha özgün şekilde devam edecek.

 

- Ayasofya Camii'ne ücretli giriş uygulamasını kaldırıyoruz. Tüm camilerimiz gibi Ayasofya'nın kapıları da yerli ve yabancı, Müslim ve gayrımüslim herkese sonuna kadar açık olacaktır.

 

- 24 Temmuz 2020 Cuma günü, Cuma namazı ile birlikte Ayasofya'yı ibadete açmayı planlıyoruz.

 

- Herkesi, ülkemizin yargı ve yürütme organları tarafından alınan Ayasofya kararına saygılı olmaya davet ediyorum. Uluslararası alanda bu konuda ortaya konan her türlü görüşü elbette anlayışla karşılarız. Ancak, Ayasofya'nın hangi amaçla kullanılacağı konusu, Türkiye'nin egemenlik haklarıyla ilgilidir. Bu konuda, görüş belirtmenin ötesindeki her türlü tavrı ve ifadeyi, bağımsızlığımızın ihlali olarak kabul ederiz.

 

- Türk milletinin Ayasofya üzerindeki hakkı, yaklaşık 1500 yıl önce bu eseri ilk inşa edenlerden daha az değildir. Tam tersine yaptığı katkılar ve güçlü sahiplenişi itibarıyla milletimizin, bugün insanlık mirasının en önemli eserleri arasında gösterilen Ayasofya üzerindeki hakkı daha fazladır.

 

- Bir kez daha dikkatlerin üzerinde toplandığı Ayasofya tartışmalarının yaklaşık 1 asırlık geçmişi vardır. 

 

- Ülkemizde ibadete açık 435 kilise, sinagog ve havra bulunuyor. Bu manzara, farklılıklarımızı zenginlik olarak gören anlayışımızın tezahürü.

 

- Tek parti döneminde alınan bu karar, tarihe ihanet olmanın yanında hukuka da aykırıydı. Çünkü Ayasofya ne devletin ne de herhangi bir kurumun malı değil, vakıf mülküdür.

 

- Bugün alınan karar, Fatih'in bedduasından kurtulmamızı sağlamıştır. 

 

- Vatikan’ın müzeye dönüştürülerek ibadete kapatılmasını talep etmekle Ayasofya’nın müze olarak kalmasında ısrarcı olmak aynı mantığın ürünü.

 

- Bugün Ayasofya, inşa edildiği tarihten itibaren defalarca şahit olduğu yeniden dirilişlerinden birini yaşıyor. Ayasofya'nın dirilişi Mescid-i Aksa'nın özgürlüğe kavuşmasının habercisi, dünyanın dört bir yanından Müslümanların fetret devrinden çıkış iradesinin ayak sesidir. Ayasofya'nın dirilişi, şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetlerine gerekirse canımız pahasına sahip çıkma kararlılığımızın remzidir. Ayasofya'nın dirilişi, Fatih'in fetih ruhunu şad etme yanında Akşemsettin'in maneviyatını, Mimar Sinan'ın estetiğini ve zevkini de yeniden gönlümüzde canlandırmaktır.

 

- Ezanın aslına döndürülmesinden 70 yıl sonra Fatih'in emaneti Ayasofya'nın da cami olarak hizmete girmesi, gecikmiş bir yeniden silkiniştir.

 

- Ayasofya'yı insanlığın ortak kültürel mirası vasfını koruyarak cami olarak ibadete açacağımızın altını çiziyorum.

Devamını Oku
Ayasofya'da ilk namaz 24 Temmuz'da

Ayasofya'nın önünde akşam namazı kılındı

Danıştayın, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesi sonrasında Ayasofya Meydanı'na gelen bir grup vatandaş burada akşam namazı kıldı.

Ayasofya'nın önünde akşam namazı kılındı

"ÇOCUKLARIN SİZİN OMUZLARINIZA İHTİYACI VAR"

Haftanın ilk buluşması Yalova'daki öğretmenlerle gerçekleşti. Öğretmenler, salgın döneminde yapılan uzaktan eğitim ve yaz tatilinde EBA TV ve EBA platformu üzerinden sürdürülen çalışmalara ilişkin saha deneyimlerini Ziya Öğretmen ile paylaştı.
 
EBA Televizyonu ve EBA platformuna içerik hazırlanması, tüm öğrencilere uzaktan eğitim verilmesi için gayret gösteren meslektaşlarına teşekkür eden Bakan Selçuk, "Bu işler ekip işi... Birlikte çaba göstererek yapılacak işler... Tek tek, her bir öğretmenimizin emeğine çok saygı duyuyorum. Bu ülkenin geleceğini kurmak için çocuklarımızın, sizin omuzlarınıza ihtiyacı var. Siz bu meseleye böyle sahip çıktıkça başarılı olmamamız için hiçbir sebep yok." diye konuştu.
 
EBA TV'de öğretmenlere yönelik yayınların artırılması da gündeme geldi. Bakan Selçuk, "Öğretmenlere yönelik çalışmaların artırılması konusunda ciddi çalışmalarımız var." diyerek bundan sonraki süreçte öğretmenlerin EBA TV'yi sürükleyip götürmesini istediklerini anlattı.
 
Müzik Öğretmenlerinden Türküler
Müzik öğretmeni Haydar Kılıç, Neşet Ertaş'ın eşsiz eseri "Gönül Dağı" nı, Derya Suiçmez ise Şehit öğretmen Aybüke Yalçın ile özdeşleşen Mağusa Limanı adlı türküyü seslendirdi. Öğretmenlere Bakan Selçuk da eşlik etti.
 
"Yazın da çocuklarımızla, velilerimizle teması kesmeyelim."
Ziya Öğretmen, haftanın ikinci eğitim buluşmasını da Osmaniye'deki meslektaşlarıyla gerçekleştirdi. Türkçe öğretmeni İzzet Irmak, Bakan Selçuk'un "Okullar açılınca yapılacaklarınızı paylaşın." çağrısından hareketle öğrencileriyle beraber yazdıkları "Okullar Açılınca" adlı şiiri okudu. Osmaniye buluşmasında da müzik sürprizleri vardı. Bakan Selçuk öğretmenlerin yüreğinden dökülen ezgilere eşlik etti.
 
Yatılı Bölge Okulu Müdürü Abdullah Erdem, yaylalardaki öğrencilerin uzaktan eğitim alabilmesi için yaptıkları çalışmaları Ziya Öğretmen'le paylaştı. Çadırlara güneş paneli ve uydu antene takarak çocukların EBA TV'den derslerini takip etmeleri için seferber oluşlarını anlattı. "Bu, bir başarı hikayesi..." diyen Selçuk, en zor şartlarda bile yapılabilecek şeyler olduğunu gösteren meslektaşlarına teşekkür etti. 
 
Selçuk, "Yazın da çocuklarımızla, velilerimizle teması kesmeyelim, bu ülke için gurur duyacağımız işler yapmaya devam edelim." şeklinde konuştu.

Devamını Oku

AYASOFYA'NIN TEKRAR CAMİ OLMASI, TÜRKİYE'NİN VE TÜRKLERİN 1453 YILINDAN BERİ HAKKIDIR

Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli, Danıştayın Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesiyle ilgili, "Oranın tamamen tekrar cami olması, Türkiye'nin ve Türklerin 1453 yılından beri hakkıdır." dedi.
Bakan Pakdemirli, Tokat'taki bir otelde gerçekleştirilen Sektör Buluşması Toplantısı'nda, Danıştayın, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması yönünde karar aldığını söyledi.
Ayasofya'nın müze olması yönündeki 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptal edildiğini dile getiren Pakdemirli, "Zaten orada ibadete açılan bir kısım vardı ama oranın tamamen tekrar cami olması, Türkiye'nin ve Türklerin 1453 yılından beri hakkıdır. Hayırlı uğurlu olsun." ifadesini kullandı.

Devamını Oku
AYASOFYA'NIN TEKRAR CAMİ OLMASI, TÜRKİYE'NİN VE TÜRKLERİN 1453 YILINDAN BERİ HAKKIDIR

TARIM VE ORMAN BAKANI PAKDEMİRLİ TOKAT'TA STK TEMSİLCİLERİYLE BİR ARAYA GELDİ

Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli, "ÇKS kayıtları haziran ayının sonu itibarıyla bitmişti. ÇKS kayıtlarını koşulsuz şekilde 1 Eylül'e kadar uzatmış olduk. Üreticilerimize hayırlı uğurlu olsun." dedi.
Bakan Pakdemirli, Tokat'taki bir otelde sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileriyle bir araya geldi.
Bakanlığın yürüttüğü çalışmalarla ilgili bilgi veren Pakdemirli, ekilmedik bir karış toprak dahi bırakmamak niyetinde olduklarını, hayvancılığı geliştirmek için her türlü desteği verdiklerini, 2023'e kadar Türkiye nüfusu kadar küçükbaşa ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde 81 il ve 922 ilçe ile sürekli irtibat halinde olduklarını, videokonferans toplantıları yaptıklarını anlatan Pakdemirli, Erzurum, İzmir, Konya, Antalya, Samsun ve Adana'da "söz sizde" buluşmaları gerçekleştirdiklerini, krizi fırsata çevirerek dijital imkanlar kullandıklarını belirtti.
Pakdemirli, 18 yılda oluşturulan güçlü tarım orman altyapısı ile 310 milyar lira tarımsal destek sağladıklarına işaret ederek, "Tarımsal hasılamızı 7,5 kat artırdık. 4,7 milyar fidan diktik. Tohumluk üretimimizi 8 kat artırdık. Büyükbaş hayvan varlığımızı yüzde 80, küçükbaş hayvan varlığımızı yüzde 51 artırdık. 18 milyar dolarlık tarımsal ihracatımız ve 5,3 milyar dolarlık dış ticaret fazlamızla tarımda net ihracatçıyız." diye konuştu. 
Türkiye'nin tarımda gerçek fotoğrafının ne olduğu sorusuna cevap vermek istediğini dile getiren Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Bazen muhalefete bakıyorum. Meclis'te arkadaşlarımız yaşıyorlar. 'Tarım bitti, tarım öldü, üretici bitti'. Söylenen sözlerin hiçbiri rakamlara dayalı değil. Rakamlardan hiçbir gerçeği saklayamazsınız ve size doğruları söyler. Tarımsal hasılamız tam 7,5 misli 2002 ile 2020 arasında artmış. 275 milyar liraya geldi. 585 yeni baraj inşa ettik Türkiye genelinde. Bunun anlamı şu. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca yapılan barajların 2,5 misli. Bu, 18 yıllık sürece sığdırılmış. Bugünkü parayla 310 milyar lira tarımsal destek çiftçimize verildi. 6,6 milyon hektar alan sulamaya açıldı. Tohumluk ihracatımız 10 misli arttı. Süt üretimimiz yüzde 130 arttı."
"CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ İLE TARIMSAL ÜRETİMDEKİ BAŞARILAR TAÇLANDIRILDI"
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile desteklerde muazzam artış yaşandığına, 2018 yılında 14,5 milyar lira tarımsal desteği 2019'da 16,1 milyar liraya çıkardıklarına işaret eden Pakdemirli, 2020'de destekleri toplamda yüzde 52 artışla 22 milyar liraya yükselttiklerini vurguladı.
Bütçelerinin yüzde 55'ini çiftçiye, yani tarımsal desteklere ayırdıklarının altını çizen Pakdemirli, tarımsal desteklerin yüzde 75'i olan 16 milyar liranın çiftçilerin hesaplarına yattığını aktardı.
Tarımsal üretimde büyük ivme yakaladıklarına, bu bakımdan AB'de lider konuma geldiklerine dikkati çeken Pakdemirli, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile tarımsal üretimdeki başarılar taçlandırıldı. 189 milyar lira olan tarımsal üretim 2018'de 217, 2019'da da 275 milyar lira oldu. 2019 yılında ülke ekonomisine katkımız yüzde 6,5 ve tarımsal gayri safi yurt içi hasılamız 48 milyar dolarla yine Avrupa'da birincilik konumuna oturduk." diye konuştu.
Pakdemirli, üretici dostu politikalar üretmeye çalıştıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"2019 yılı içinde kendimize bir söz vermiştik. Bu söz, hiçbir problemli ürün bırakmamak. Üreticimizin memnun olmadığı, 'Ben kar edemiyorum' dediği hiçbir ürün kalmamalı. Bunu da aynen böyle yaptık. Yeşil çay yüzde 25, şeker pancarında yüzde 28, ekmeklik buğday yüzde 29, çiğ sütte yüzde 35... Yani her üründe neredeyse çok ciddi artışlara sebebiyet verebilecek şekilde fiyat ayarlamaları yaptık. Bu fiyat ayarlamalarını bazen regülasyon kuruluşları alım destekli yaptık, bazen de sektörün oyuncularını ve paydaşları bir masaya oturttuk, oturun anlaşın."
ÇKS KAYIT SÜRESİ 1 EYLÜL'E KADAR UZATILDI
Pakdemirli, ilk defa açıklayacağını belirterek, "Biliyorsunuz, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kayıtları haziran ayının sonu itibarıyla bitmişti. ÇKS kayıtlarını koşulsuz şekilde 1 Eylül'e kadar uzatmış olduk. Üreticilerimize hayırlı uğurlu olsun." ifadesini kullandı.
Programa Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, Tokat Valisi Ozan Balcı, Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu, milletvekilleri ile protokol üyeleri katıldı.
Bakan Pakdemirli, toplantıdan önce Valilik ile Belediye Başkanlığını da ziyaret etti.

Devamını Oku
TARIM VE ORMAN BAKANI PAKDEMİRLİ TOKAT'TA STK TEMSİLCİLERİYLE BİR ARAYA GELDİ