Coronavirus (Covid-19)

  • 115,345,405Coronavirus Vaka Sayısı
  • 2,561,698Ölü Sayısı
  • 21,621,684Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 11:25

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

MİT'e kumpası davasında karar

2012'deki "MİT kumpası"na ilişkin 10'u tutuklu 18 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı. 9 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Yurt Atayün, Ali Fuat Yılmazer, Kazım Aksoy, Erol Demirhan, Nuh Mehmet Damgacı,

Ayhan Albayrak, Sebahattin Kaplan, Musa Metin ve Bilal İrice'ye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Ankara'da ekmeğin fiyatı 1,75 lira oldu

Ankara Fırıncılar Odası'ndan yapılan açıklamaya göre, Ankara'da 1,5 lira olan 200 gram ekmek satış fiyatı bugün itibarıyla 1,75 liraya yekseldi.

Ankara Fırıncılar Odası Başkanı Gürsel Alnıaçık yaptığı açıklamada, fırıncı esnafının zor durumda olduğunu söyledi.

 

Ocak ayında ekmek fiyatlarına zam yapmak için toplandıklarını, zamlı fiyat tarifesinin 24 Şubat'ta alındığını dile getiren Alnıaçık, söz konusu fiyat artışının bugün itibarıyla uygulanmaya başlandığını bildirdi.

 

Alnıaçık, yapılan toplantılarda yüzde 30 zam talep ettiklerini belirterek şöyle konuştu:

 

"Son 3 ay içinde yüzde 45 civarında una, yüzde 90 civarında da mayaya zam geldi. İşçiliğe de yaklaşık yüzde 20 zam oldu. Bu şartlar altında fırıncılarımız para kazanmayı bırakın, zarar ediyordu. Fırıncılarımızın daha fazla zarar etmemesi için ekmek fiyatlarına yaklaşık yüzde 16 zam yapıldı. Bu zamla bile fırıncılarımız kar edecek seviyede değil ancak bir nefes alabilecekler. Yapılan zamla Ankara'da 1,5 lira olan 200 gram ekmek satış fiyatı bugün itibarıyla 1,75 liraya yükseldi. Diğer bütün ekmek çeşitlerine de aynı oranda zam geldi."

 

Un ve maya fiyatları artmadığı sürece bir müddet bu fiyatlarla ekmek satışı yapılacağını belirten Alnıaçık, salgından dolayı bu oranda zam yaptıklarını ve fırıncılar için esas yapılması gereken zam oranının yüzde 30 olduğunu ifade etti.  

Devamını Oku
Ankara'da ekmeğin fiyatı 1,75 lira oldu

"Bir Aşk Hikayesi'nde kaşığı devralan isim Rıza Sönmez

Seyircisini her bölümde farklı bir malzeme ile birbirinden lezzetli tatlarla tanıştıran TRT Belgesel’in beğeniyle izlenen programı “Bir Aş Hikayesi”, yeni bölümlerinde Rıza Sönmez’in sunumuyla ekrana gelecek.

Her bölüm özel bir malzeme üzerinden oluşan farklı tabakları ve şeflerin tutkulu süreçlerini ekrana getiren, TRT Belgesel’in beğeniyle takip edilen programı Bir Aş Hikayesi’nin yeni bölümlerinde gastronomi hikayelerinin peşindeki lezzet avcısı Rıza Sönmez olacak. 30 yıla yaklaşan ekran macerasında birçok televizyon dizisi ve sinema filminde başarıyla rol almış; gastronomi alanında yazdıkları ilgiyle takip edilen Rıza Sönmez, programın yeni bölümlerinde izleyicisini yeni lezzetlerin peşinde yolculuğa davet edecek.

İlk bölümünden itibaren seyircisi tarafından severek izlenen ve İstanbul'da birbirinden lezzetli yemekleri tüm hünerleriyle yapan ustaları tanıtan Bir Aş Hikayesi, yakında yeni bölümleriyle izleyicisi karşısına çıkacak. Rıza Sönmez’in sunumuyla ekranlara gelecek programın yeni bölümlerinde esnafından sanatçısına, yazarından gurmesine herkesin favorisi olan ve günlük olarak hazırlanan yemekleriyle seçim yapmakta zorlayan esnaf lokantası, yüz binlerce yıl öncesinde ilk yemeğin pişirilmesini sağlayarak kendine özgü kokusunu veren ve aromasıyla yemeklere başka bir anlam katan ateş, hemen hemen her sebze, meyve hatta et ile hazırlanan ve sofraların olmazsa olmaz lezzetlerinden dolma ile güne enerjik ve mutlu bir şekilde başlamanın ilk adımı olan ve onlarca çeşit farklı lezzeti aynı sofrada buluşturan kahvaltı bölümleri seyirciyle buluşacak.

Yapımcılığını Uğur Veli ve Raif İnan’ın, yönetmenliğini Ceylan Sözer’in ve sunuculuğunu Rıza Sönmez’in yaptığı Bir Aş Hikayesi’nin yeni bölümleri, 10 Mart Çarşamba itibariyle TRT Belgesel kanalında izleyiciyle buluşacak.

 

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku

Sabri Ülker Çevre Ödülü’nün bu yılki kazananı “ecoDrone” projesi oldu

Yıldız Holding ve DenizTemiz Derneği/ TURMEPA iş birliğiyle doğal kaynakların gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılabilmesi için yenilikçi projeler geliştirmiş girişimleri ödüllendiren Sabri Ülker Çevre Ödülü’nü bu yıl ecording imzalı “ecoDrone projesi” kazandı. İnsansız hava aracıyla havadan tohum topu atışları gerçekleştirebilen “ecoDrone” ulaşılması zor alanlarda 54 kat daha hızlı sonuç veriyor.

Yıldız Holding ve TURMEPA iş birliğiyle düzenlenen “Sabri Ülker Çevre Ödülü” 4’üncü kez sahibini buldu. Sabri Ülker Çevre Ödülü’nü insansız hava aracıyla havadan tohum topu atışları gerçekleştirebilen “ecoDrone projesi” kazandı. “Yarınlar Seninle Yaşayacak” mottosu ve “Çevre ve İnsan” temasıyla düzenlenen yarışmaya 172 proje başvurdu. Projeler, Yıldız Holding ve TURMEPA’nın belirlediği seçici kurul ve jüri üyeleri tarafından su ve doğal kaynak kullanımı, karbon ve enerji yönetimi, atık yönetimi, biyo-çeşitliliğin korunması ve iklim değişikliği konu başlıkları altında değerlendirildi. 

 

Altınsoy: “Küresel ısınmaya karşı en etkili yöntemlerden biri olacak”

Yıldız Holding Kurumsal İletişim Grup Direktörü Tuğçe Altınsoy, Sabri Ülker Çevre Ödülü’nü kazanan ecoDrone projesinin küresel ısınmaya karşı yürütülen mücadelede ülkemiz adına önemli bir kazanım olduğunu ifade etti: “İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak adına, orman varlığının artırılması yönündeki çalışmalar dünyamız için kritik bir önem taşıyor. 2019 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Hükümetlerarası Paneli raporu için hazırlanan çalışmaya göre; en az bir trilyon ağaç dikilmesi halinde, gelecek yıllarda 830 milyar tonluk karbondioksitin bu ağaçlar tarafından emilebilmesi mümkün hale geliyor. Bu nedenle ağaç dikimi uygulamaları, iklim değişikliğiyle mücadelenin en masrafsız ve en doğal çözüm yöntemlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu çerçevede, ecoDrone projesinin önümüzdeki yıllarda küresel ısınmaya karşı yürütülen çalışmalarda çok önemli bir fonksiyon üstleneceğine inanıyorum. ecoDrone başta olmak üzere tüm katılımcıları değerli projeleri ve başarılarından dolayı tebrik ediyorum.” 

     

Öztürk: “ecoDrone projesi ülkemizin geleceği adına ışık yakacak”

TURMEPA Genel Müdürü Semiha Öztürk: “2013 yılında ülkemizin yarınlarına bırakacağımız değerli fikirleri bulmak için yola çıkarken Yıldız Holding Kurucusu merhum Sabri Ülker’in, ‘Topraklarımıza, sularımıza, çevremize sahip çıkmak vatana sahip çıkmaktır' sözü bizlere ışık tuttu. Bu köklü miras üzerine inşa ettiğimiz ödülümüzde her yıl önemli kazanımlar elde ettik. Bu yıl da aynı hedefe ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Üstelik bu hedefe 2020 gibi zorlu bir yılda ulaşmak bizleri daha da mutlu ediyor. Projeleri değerlendirirken toplumda farkındalığı artıracak ve örnek projelerin çoğalmasına katkıda bulunacak olmasına özen gösterdik. Türkiye’nin dört bir yanından gelen 200’e yakın başvuruyu değerlendirirken bir hayli zorlandık. İnce eleyip sık dokuduk. Bu sürecin galibi olan ecoDrone projesinin ülkemizin geleceği adına ışık yakacağına inanıyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi. 

 

ecoDrone ağaçlandırma çalışmalarında maliyet avantajı sunuyor

Küresel iklim değişikliği konusunda son derece kritik bir konu başlığı haline gelen ağaçlandırma çalışmalarına büyük katkı sağlaması beklenen ecoDrone, ağaçlandırılması gereken ancak ulaşılması zor olan alanlara insansız hava araçlarıyla havadan tohum topu atışları gerçekleştirebiliyor. Böylece 10 dakikada 6 bin tohum topu toprakla buluşabiliyor. Projenin en önemli avantajı ise, geleneksel ağaçlandırma yöntemlerine göre 12 kat daha az maliyetli olması. 

Projede kullanılan tohum topları; toprak yüzeyinde yetişebilen ve Ar-Ge ile geliştirilen tohum türlerinin kil, mineral, toz gübre ve orman toprağıyla kaplanmasıyla oluşturuluyor. Bu sayede minimum maliyetle, rüzgârdan, soğuktan, hayvanlardan veya aşırı sıcaktan korunan tohumların, çimlenebilecekleri en verimli ortam sağlanmış oluyor. ecoDrone projesinin sahibi ecording Ar-Ge çalışmalarını, Orman Genel Müdürlüğü ve Artvin Çoruh Üniversitesi’nin desteğiyle yürütüyor. 

Yine ecording tarafından geliştirilen insansız hava araçları da tam otonom özelliğiyle yüksek ağırlıklar kaldırabiliyor ve çok sayıda tohum topunu toprakla buluşturuyor. 

Projede kullanılan tohum toplarının üretiminde ise ekim sahalarının yakınlarında yaşayan kadınlardan destek alınıyor. Böylelikle, bir ek fayda olarak toplumsal ve ekonomik cinsiyet eşitsizlikleriyle mücadeleye de destek veriliyor. 

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku

Kaspersky, siber uzayda güvenliği geliştirmek için Paris Çağrısı’nda Cigref ile bir araya geliyor

Büyük Fransız şirketlerinin ve kamu idarelerinin dijital birliği Cigref ile dünyanın önde gelen siber güvenlik şirketi Kaspersky, Siber Uzayda Güven ve Güvenlik için Paris Çağrısının bir parçası olarak 6. Çalışma Grubu’na (WG6) eş başkanlık ediyor. Çalışma grubu, siber uzayda güvenlik düzeyini iyileştirmek üzere somut çözüm önerileri geliştirmeyi amaçlıyor.

Hızlı dijitalleşme toplumları ve ekonomiyi dönüştürürken, yenilik ve ekonomik ilerleme için büyük fırsatlar sunuyor. Ancak şirketlerin ve kuruluşların dijital altyapılarının güvenliğiyle ilgili riskleri de beraberinde getiriyor. Bunların başında siber güvenlik ve güvenle ilgili sorunlar geliyor.

Cigref ve Kaspersky, farklı aktörler, kullanıcılar, tedarikçiler ve kamu kurumları arasında, teknolojilere ve BİT tedarik zincirlerine olan güvenin güçlendirilmesine katkıda bulunacak iş birliği çabalarının geliştirilmesi gerektiğine inanıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Kasım 2018'de başlatılan Siber Uzayda Güven ve Güvenlik için Paris Çağrısı (Paris Call for Trust and Security in Cyberspace), kendi alanında dünyanın en büyük çok paydaşlı girişimi olarak 1.100'den fazla kamu ve özel destekçiyi, şirketi ve sivil toplum kuruluşu temsilcisini bir araya getiriyor. Paris Çağrısı, eyaletler, yerel yönetimler, özel sektör kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde siber uzayın güvenini, güvenliğini ve istikrarını güçlendirmek üzere tasarlandı.

Paris Çağrısı'nın bir parçası olan Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı, siber uzayda küresel düzeyde istikrarı sağlamaya yönelik fırsatları ve araçları araştırmak için altı ayrı çalışma grubu kurdu. Bunlardan çalışma Grubu 6, Paris Çağrısı'nın destekçilerinin siber güvenlik seviyelerini iyileştirmelerine yardımcı olacak somut araçları önermeyi amaç edindi. Bu grubun eş başkanlığını veri dünyasının jeopolitiği üzerine araştırmalar yapan GEODE'nin uzman desteği eşliğinde Cigref ve Kaspersky yürütüyor.

Paris Çağrısı Cigref Temsilcisi Arnaud Coustillière, Paris Çağrısı'nın bir destekçisi olan Cigref’in çalışma gruplarının oluşturulması için Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı'nı desteklediğini, şu anda da bu çalışmaya operasyonel bir boyut kazandırmaya odaklandığını söylüyor. 

Kaspersky CEO'su Eugène Kaspersky görüşlerini şöyle paylaşıyor: "Siber uzayda istikrar için anahtar niteliğinde bir girişim olan çok paydaşlı Paris Çağrısını destekliyoruz. Küresel Şeffaflık Girişimimiz (GTI) doğrultusunda, yaşam döngüsü güvenliğine ilişkin 6 ilkeyi destekleyen çabalarımızı endüstrinin ve akademi ve sivil toplum uzmanlarının katılımıyla sürdüreceğiz. Böylece siber uzayın güvenliğini ve direncini artırmak için somut araçlar geliştirilmesine yardımcı olacağız."

Fransa Dijital İlişkiler Elçisi Henri Verdier şunları ekliyor: "Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı, Paris Çağrısı'nın destekçileriyle iş birliği içinde grubunun çalışmalarını yönlendirmek için Cigref ve Kaspersky'ye güvenmekten memnuniyet duyuyor. Sektör aktörlerinin ortak çabalarının, küresel siber güvenliğin durumunu gelişmemize yardımcı olacağına inanıyoruz."

WG6, öncelikli olarak ürün güvenliği ve paydaşların hesap verebilirliği konusundaki mevcut girişimleri haritalayarak güven ve güvenlik konusunu ele alacak. Bu, mevcut küresel çabaları tekrarlamadan BİT tedarik zinciri güvenliği hakkında tartışmaların sürdürülmesine olanak tanıyacak. Grup çalışmaları sırasında, dijital güvenlik üzerine OECD politika önerileri ve "Dijital Ürün ve Hizmetlerin Güvenliği" ve Cenevre Diyaloğu çıktı belgesi gibi mevcut uygulamaların, girişimlerin ve önerilerin üzerinden geçecek. Bunlara olası boşlukları ve uygulama zorluklarını belirleyen diğer girişimler ilave edilecek. Ayrıca Paris Çağrısı topluluğuyla birlikte daha fazla inceleme ve tartışma için sonuçları ve önerileri masaya yatıracak.

Çalışmanın Paris Çağrısı topluluğuna yönelik daha geniş bir sunum, 2021 Paris Barış Forumu'nda yapılacak. WG6, Paris Çağrısını destekleyen tüm kuruluşlara açık. 

 

Paris Çağrısı Hakkında

Kasım 2018'de Başkan Macron tarafından başlatılan Siber Uzayda Güven ve Güvenlik için Paris Çağrısı, devletler, özel sektör kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde siber uzayın düzenlenmesine yönelik çok paydaşlı bir yaklaşımı teşvik etmektedir. Paris Çağrısı, dünyanın tüm bölgelerinden 1.100 destekçiyle siber güvenlik alanında mevcut en büyük uluslararası, çok paydaşlı girişimdir. 

Cigref Hakkında

1970 yılında kurulan Cigref, en büyük Fransız şirketlerini ve kamu idarelerinde dijital çözüm ve hizmet kullanıcılarını temsil eden, 150 üyesinin dijital konularda kolektif düşünmelerinde destekleyen, , kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. Dernek, üyelerinin yararına sürdürülebilir, sorumlu ve güvenilir bir dijital ortam oluşturmak için çalışmaktadır.

Kaspersky Hakkında

Kaspersky, 1997 yılında kurulan dünya çapında bir siber güvenlik şirketi. Kaspersky’nin derin tehdit istihbaratı ve güvenlik uzmanlığı, dünya genelindeki işletmeleri, önemli altyapıları, devletleri ve tüketicileri korumak için güvenlik çözümlerini ve hizmetlerini sürekli olarak dönüştürüyor. Şirketin kapsamı güvenlik portföyü, sofistike ve gelişen dijital tehditlerle savaşmak için önde gelen uç nokta korumasını ve bir dizi özel güvenlik çözümünü ve hizmetini içerir. 400 milyondan fazla kullanıcı Kaspersky teknolojileri tarafından korunuyor ve 250.000 kurumsal müşterinin kendileri en önemli varlıklarını korumasına yardımcı oluyoruz. 

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku

Trail Sisters Türkiye’nin ilk etkinliği ve lansmanı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde gerçekleşecek

Tüm kadınların doğada özgürce ve güvenli bir şekilde spor yapmaları vizyonu ile küresel bir topluluk platformu olan Trail Sisters’a Türkiye de katıldı. 

 

 TRAIL SISTERS TÜRKİYE’NİN İLK ETKİNLİĞİ VE LANSMANI 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ’NDE GERÇEKLEŞECEK

 

8 Mart Pazartesi Saat 10.30 Atatürk Kent Ormanı

 

Tüm kadınların doğada ve patikada özgürce güvenli bir şekilde spor yapmasını teşvik etmek amacıyla Amerika’da kurulan Trail Sisters, artık Türkiye’de spor tutkunu kadınların hayatına dokunacak. Sadece kadınlardan oluşan Trail Sisters Türkiye’nin liderleri ve Merrell Running Team koşucuları, 8 Mart Pazartesi Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Trail Sisters’ın ilk etkinliğini ve lansmanını gerçekleştirecek. 

 

Patika koşuları alanında bir ilk olan Trail Sisters Türkiye’nin Atatürk Kent Ormanı’nda 8 Mart, Pazartesi günü saat 10.30’da gerçekleştireceği etkinlikte kadınlar, doğada ve patikada koşu organizasyonlarının yanı sıra yürüyüş ve yoga gibi etkinliklerle keyifli bir gün yaşayacak.

 

Trail Sisters Türkiye, patika koşularında bir ilk olacak

 

Trail Sisters Türkiye’nin liderleri ve Merrell Running Team koşucuları olan Bahar Baltacı ve Nuray Bulut Göktepe, spor tutkunu kadınları bir araya getirecek ve onların güvenli bir şekilde patika koşusu etkinliklerine katılmasına yardımcı olacak.

 

Daha önce katıldığı ultra-trail yarışlarında çok başarılı sonuçlar elde eden Bahar Baltacı, Youtuber olmasının yanı sıra “Kilometresiz” isimli kitabıyla da ultra maraton koşularında elde ettiği deneyimleri genç koşuculara aktarmıştı. Baltacı, “Kitapları Koşturan Kadın” olarak tanınıyor.

 

Bahar Baltacı ile birlikte Trail Sisters Türkiye’nin liderliğini üstlenen Nuray Bulut Göktepe ise potansiyeli çok yüksek olan atletlerden biri ve gelecek yıllarda düzenlenecek ultra maraton ve maraton yarışlarında kürsüde olması bekleniyor.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku

Gelecek kuşaklar sosyal medya kullanımı konusunda eğitilmeli

Sosyal medya hayatımızın her alanında bulunuyor. Platformların çeşitlenerek görsellik kazanması, her anımızı sosyal medyadan paylaşmamıza imkân sağlıyor.  Dallas, Teksas Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir araştırma, sosyal medya kullanımının narsistik kişilik bozukluğu ile olan ilgisini ortaya koydu.  İletişim Uzmanı Hatice Kumalar, dijitalleşen iletişim platformlarının özellikle Z kuşağında olumsuz sonuçlar yarattığını belirterek, sosyal medya kullanımı hakkında eğitim çalışmalarına başlanması gerektiğini vurguladı. Kumalar, değişen iletişim alışkanlarının ‘yeni bir dil’ oluşturduğunu söyledi. 

 Sosyal medya platformları baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Yazılı içeriklerin, görsele dönüştüğü günümüzde her anımızı sosyal medyada paylaşmaya başladık. Özellikle Z kuşağı gündelik zamanının önemli bir bölümünü sosyal medyada paylaşım yaparak ya da başkalarının hayatını takip ederek geçiriyor. 

Dallas, Teksas Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, sosyal medya kullanımındaki artışın narsistik kişilik bozukluğu ile olan ilgisini ortaya koydu. Sosyal medyada fazla vakit geçirmenin, kendini olduğundan daha büyük görme, kırılganlık, utangaçlık ve endişe, salahiyet (her şeyin daha fazlasını hak ettiğine inanmak) duygularını tetiklediğini ortaya koydu. 

Brandistanbul PR Halkla İlişkiler Ajansı Başkanı Hatice Kumalar, sosyal medyanın yanlış kullanımının özellikle gençler üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirterek, “Z kuşağı kendini tamamlamanın bir unsuru olarak sosyal medyayı kullanıyor. Hayatını olduğundan daha büyük ve gösterişli yansıtan milyonlar, kırılgan bireyler yaratıyor. Gençlere sosyal medyayı doğru kullanmanın eğitimi verilmeli” ifadelerini kullandı. 

‘DİJİTALLEŞEN İLETİŞİM KONUŞMADAN ANLAŞABİLEN NESİLLER YARATTI’ 

Sosyal medya platformlarının insanlık tarihi kadar eski iletişim yöntemlerini değiştirdiğini ifade eden Hatice Kumalar, “İnternetin hızlanmasıyla, sosyal medya platformları daha çok görsel ve video içeren, emojiler, meme’lerle iletişimin kurulduğu kendi dilini yarattı. Önceleri bireyler arasında gerçekleşen iletişim artık bireylerin, takipçileriyle kurduğu iletişime dönüştü. Bu yeni bir dil ve görsel ögeler içeriyor. Gelecekte artırılmış ve sanal gerçeklik teknolojilerinin hayatımıza girmesiyle çok daha farklı, alışılagelmişin dışında yöntemlerle iletişim kurabilmemiz mümkün” dedi.

‘SOSYAL MEDYAYI DOĞRU OKUMALILAR’

Gençlerin sosyal medyada gördükleri her şeyi doğru kabul etmemeleri gerektiğinin altını çizen Kumalar, “Filtre kullanımı, görsel değişiklikler, sahte görünümler yaratıyor. Sahteyi, gerçekle ayıramayan gençlerde bu durum derin özgüven sorunları yaratıyor. O nedenle ebeveynler çocukları bu konuda eğitmeli. Okullarda sosyal medya okur-yazarlığı eğitimi verilmeli. Özellikle milenyum kuşağı bu konuda dışarıdan hiçbir destek almadan, sosyal medyanın tüm olumsuz özelliklerine maruz kalarak büyüdü. Gelecek nesiller için aynı hataların yapılmaması gerekiyor. Sosyal medyada görülen her şeyin gerçek olmadığını, sosyal medyayı okumayı öğrenmeliler” şeklinde konuştu. 

‘BİR GÜN HERKES INFLUENCER OLACAK’ 

Gençlerin meslek tercihlerinin dahi değiştiğini vurgulayan İletişim Uzmanı Kumalar, “Sosyal medyada yansıtılan gerçeklikle bağı koparılmış hayatlar gençlerin hayallerine yerleşiyor. Kolay kazanma ve başarı hırsı salahiyet duygusunu körüklüyor. Oysa çalışmadan, hızla basamakları tırmanabilmek mümkün değil. Kaynakların hızla tükendiği ve duygularımızın ifşa edildiği sanal ortamda gençlerin en azından gerçek ile gerçek olmayanı fark edecek kadar bilgiye ihtiyacı var” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku

SunExpress’ten önemli hamle: Korona Garanti Paketi

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, bilet tarifelerinde yaptığı değişikliklerle pandemi döneminde beklenmedik nedenlerle seyahatlerini ertelemek isteyen misafirlerine maksimum esneklik sağlamaya devam ediyor. Havayolu, SunFlex uygulamasından sonra şimdi de “Korona Garanti Paketi”ni kullanıma sundu. 

 

SunExpress, Kasım 2020’de hayata geçirdiği SunFlex uygulaması ile yolcularına, rezervasyon yaparken tercih ettikleri tarifeler doğrultusunda uçuşlarından belirli bir süre öncesine kadar ücretsiz rezervasyon değişikliği yapma imkanı tanıyor. Bu kapsamda, rezervasyonlarında SunClassic’i tercih eden misafirler, SunFlex 30 Gün özelliği ile artık bir defaya mahsus olarak uçuş tarihlerinden 30 gün öncesine kadar değişiklik yapabilirken, bu süre SunPremium’u tercih eden misafirler için 7 gün öncesine kadar düşebiliyor. Ayrıca SunExpress, 31 Mart 2021’e kadar devam edecek kış sezonunda, SunClassic tarifesi üzerinden rezervasyon yapan misafirlerine özel olarak kalkıştan 15 gün öncesine kadar ücretsiz değişiklik avantajı sağlıyor.

 

SunExpress’ten önemli hamle: Korona Garanti Paketi

 

Hizmete sunmaya başladığı “Korona Garanti Paketi” ile SunExpress, yolcularına kendilerinin veya uçuşta olmasalar bile birinci derece akrabalarının Covid-19 virüsüne yakalanması halinde ücretsiz yeniden rezervasyon ve bilet iptal hakkı tanıyor.

 

Dış hatlarda 3 €’dan ve iç hatlarda 7 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunulan ‘Korona Garanti Paketi’ kapsamında SunExpress misafirleri, uçuş tarihinden 10 gün sonrasına kadar geriye dönük olarak gerekli kanıtları içeren belgeleri sunmaları durumunda yeniden rezervasyon veya bilet iadesi hizmetinden yararlanabiliyor.

 

Almanya ile Türkiye arasında hava köprüsü konumunda olan SunExpress, Türkiye veya Almanya tarafından diğer bir ülke için seyahat uyarısı yayınlanması halinde ise, hali hazırda rezervasyonu olan ve Korona Garanti Paketi’ni alan yolcularına da biletlerinde ücretsiz değişiklik ve iptal hakkı sunuyor.

 

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku

IoT Eurasia’da Dijital Fabrikalar ve Robotların Geleceği Konuşuldu

“Evden uzaya” kadar çok sayıda sektörde ileri teknoloji çözümleriyle dikkat çeken Mitsubishi Electric, bu yıl dördüncüsü gerçekleşen IoT Eurasia etkinliğine katıldı. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Birim Müdürü Tolga Bizel, “Dijital Fabrikalar ve Robotların Ruhu” sunumuyla robotların geleceğinden bahsederken, Ürün Yönetimi ve Pazarlama PLC Ürün Takım Lideri Merve Sarıhan ile Ürün Yönetimi ve Pazarlama Takımı Servo ve Hareket Kontrol Ürünleri Takım Lideri Ali Can Kıbrıslı “Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı canlı demo sunumlarıyla Mitsubishi Electric’in güncel teknolojilerini tanıttılar.

 

İşletmelerin ve sanayicilerin dijital dönüşüm sürecine entegrasyonu için Sanayi 4.0’a uyumlu inovatif teknolojiler geliştiren Mitsubishi Electric, 23 Şubat tarihinde online olarak düzenlenen IoT Eurasia etkinliğine katıldı. 

 

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Birim Müdürü Tolga Bizel, “Dijital Fabrikalar ve Robotların Ruhu” sunumuyla etkinlikte yer aldı. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama PLC Ürün Takım Lideri Merve Sarıhan ve Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Takımı Servo ve Hareket Kontrol Ürünleri Takım Lideri Ali Can Kıbrıslı ise “Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı canlı demo sunumlarıyla Akıllı PLC Sistemleri ile entegre çalışan Servo-Motion Sistemlerindeki titreşim bastırma kontrolü özelliğini ve gelecek teknolojileri online olarak katılımcılara tanıttı.

“Robotlarımıza bilinç katmayı hedefliyoruz”

Mitsubishi Electric robotlarının sektörde fark yaratan özelliklerinden bahseden Tolga Bizel, şu açıklamalarda bulundu: “Günümüzde, fabrikanın içinde bulunan fiziksel süreçlerin siber dünyaya gerçek zamanlı olarak aktarılması konusunu ana yapı taşı olarak değerlendiriyoruz. Daha önceki sanayi evrelerinde her bir evrenin yapı taşı vardı. Sanayi 4.0 evresinin ana yapı taşlarının gömülü bilgisayarlar ve yazılım teknolojiler olacağını düşünüyoruz. Akıllı algılayıcılarla robotların anlayıp, algılayıp ona göre kararlar verebilmesini mümkün kılmak üzere çalışıyoruz. 100 yıllık teknoloji devi Mitsubishi Electric olarak gelecek bir asır için vizyon oluşturup çalışıyoruz. En büyük hayallerimizden biri, gelecekte robotlarımızın kendi kendilerine karar alıp tüketici ihtiyaçlarını giderebilecek yetkinliğe sahip olmasıydı. Yapay zekâ teknolojileriyle güçlendirilmiş bu yeni yaklaşıma Mitsubishi Electric’in tescilli AI markası olarak MAISART (Mitsubishi Electric's AI creates the State-of-the-ART in technology) ismini veriyoruz. Bu tescilli teknolojimiz, üç ana bölüm halinde çalışıyor. Bu aşamalarda ‘Derin Öğrenme’, ‘Pekiştirmeli Öğrenme’ ve ‘Büyük Veri Analizi’ sistematiğini kullanıyoruz. Sanayideki 30 yılı aşkın üretici tecrübemiz sayesinde ve bu üç sistematiği bir araya getirerek robotlarımıza yakın gelecekte bilinç katmayı hedefliyoruz. Sanayi 4.0’a yanıt veren dijital fabrika konseptimiz e-F@ctory ve şirketlerin yapay zekâdan maksimum fayda elde etmelerini sağlayan MAISART teknolojisinin Dijital İkiz uygulamalarına paralel entegrasyonuyla da yapay zekâ ile ilgili pek çok projede yer alıyoruz.”

 

Doğrudan veri gönderme fonksiyonları bulunan gelişmiş PLC serisi

Canlı demo sunumlarıyla gelişmiş titreşim bastırma teknolojisini tanıtan ve Mitsubishi Electric PLC ürünlerinin fonksiyonlarına değinen Merve Sarıhan, iQ-R serisi hakkında da şu bilgileri verdi: “Mitsubishi Electric’in beş PLC ailesi bulunuyor. MELSEC iQ-R Serisi; en son pazara sunulan, en yüksek performansa sahip, Mitsubishi Electric’in Sanayi 4.0’a yanıtı olan e-F@ctory için ideal fonksiyonlara sahip, MES ve ERP sistemlerine doğrudan veri aktarımını sağlayan bir PLC serisidir. iQ-R serisi Multi CPU sistem desteklidir, yani bir çok farklı prosesler için kullanılan CPU modülleri tek bir ana ünite üzerinde birlikte, yan yana kullanılabilirler. Yan yana monte edilen modüller, bir önceki serimizden yaklaşık 40 kat daha hızlı veri iletişimini destekleyen ana ünite sayesinde birbirleri ile yüksek hızda haberleşme sağlayabilir. Modüller arası senkronizasyon özelliği ile yan yana monte edilen CPU’lar ve modüller ile; Network senkronizasyon ile de aynı network hattı üzerindeki tüm ürünler birbirleri ile senkron çalışabilir. Ek olarak, birçok önleyici bakım ve güvenlik fonksiyonlarımız bulunmaktadır. MELSEC iQ-R Serisi mühendislik yazılımı GX Works3 ile tüm bu özellikler ve fonksiyonlar ilgili arayüzler ile parametresel olarak program yazmaya gerek kalmadan kolayca ayarlanabilir.” 

 

Düşük frekanstaki titreşimi bastırmada etkili teknoloji

“Servo-Motion Sistemlerinde Titreşim Bastırma Kontrolü” başlıklı yayında servo motorların özelliklerine değinen Ali Can Kıbrıslı ise şu açıklamalarda bulundu: “İleri teknolojiyle geliştirilmiş servo sürücülerimizde birçok özellik bulunuyor. Tek tuşla servo motoru sistemine uyumlu bir şekilde ayarlama yapılabiliyor. Servo sürücülerimiz içerisinde bulunan çoğu patentli yazılımlarımızdan bir tanesi de geliştirilmiş titreşim bastırma kontrolü. Makinede ve yükte oluşabilecek titreşimleri bastırabilmek için Mitsubishi Electric sürücülerde birden fazla dahili filtre bulunuyor. Gelişmiş titreşim bastırma kontrolünün üç atalet sistemini destekleyen titreşim bastırma algoritması sayesinde iki tür düşük frekanslı titreşim bastırılabiliyor. Bu fonksiyonun, bir kolun ucunda ve bir makinede üretilen yaklaşık 100 Hz veya daha düşük frekanstaki titreşimi bastırmada etkili olduğunu söyleyebiliriz.” 

 

Mitsubishi Electric Corporation Hakkında

Güvenilir ve yüksek kaliteli ürünler üretmek konusunda 100 yıllık deneyime sahip olan Mitsubishi Electric Corporation; bilgi işlem ve iletişim sistemleri, uzay geliştirme ve uydu iletişimleri, tüketici elektroniği cihazları, sanayi teknolojileri, enerji, nakliye ve inşaat makinelerinde kullanılan elektrikli ve elektronik donanımların üretimi, pazarlaması ve satışında bilinen bir dünya lideridir. Mitsubishi Electric, “Changes for the Better” (Daha İyisi İçin Değişim) ruhuyla toplumu teknolojiyle zenginleştirmektedir. Şirket 31 Mart 2020’de sona eren mali yılda 4,462.5 milyar yen* (40.9 milyar dolar) konsolide grup satışı gerçekleştirmiştir.

* Tokyo Döviz Borsası’nın 31 Mart 2020’da ilan ettiği 1 USD = 109 yen kambiyo kurundan hesaplanmıştır.

  

Mitsubishi Electric’in Türkiye’deki Faaliyetleri Hakkında

“Evden uzaya” kadar pek çok farklı sektörde ileri teknoloji çözümleri ile öne çıkan Mitsubishi Electric’in Türkiye’deki ana faaliyet alanları; klima sistemleri, endüstriyel otomasyon sistemleri, ileri robot teknolojileri, CNC mekatronik sistemler ile asansör ve yürüyen merdiven sistemlerinden oluşuyor. Potansiyeline ve gücüne inandığı Türkiye’yi önemli bir üretim üssü olarak konumlandıran Mitsubishi Electric, markanın Avrupa’daki ilk ev tipi klima fabrikası olma özelliğini taşıyan Manisa’daki dijital fabrikasında Türkiye ve Avrupa için yüksek enerji tasarruflu ve çevre dostu klimalar üretiyor. Türk sanayisinin fabrikaların dijital dönüşüm sürecine entegrasyonu için çalışan Mitsubishi Electric, otomasyon teknolojileri ile dünyanın en derin batırma tüp tüneline sahip Marmaray projesinde de dikkat çekiyor. Türkiye’de otomotiv ekipmanları, yarı iletken cihazlar, ulaştırma ve enerji sistemleri gibi pek çok farklı kulvarda da rol alan Mitsubishi Electric, kamu sistemleri alanındaki faaliyetleri kapsamında uçak ve uçuş güvenliğini artırmak amacıyla havalimanları için geliştirdiği radar teknolojisini Antalya Havalimanı’nda da uyguluyor. Uzay araştırma ve geliştirme sistemleri alanında dünyanın önde gelen üreticilerinden Mitsubishi Electric, Türkiye’nin ve komşu ülkelerin iletişim ve yayıncılık altyapısına katkıda bulunan Türksat 4A ve 4B uydularının da üreticisi konumunda. 

 

Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Hakkında

Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri; otomotiv, gıda, paketleme, metal ve PVC işleme makineleri gibi çeşitli alanlarda Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarına hızlı entegrasyon, üretkenlik, esneklik ve verimlilik konusunda katma değer sağlıyor. “Sanayi 4.0” olarak da adlandırılan yeni endüstri evresine e-F@ctory, yani dijital fabrika konseptiyle yanıt veriyor.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku

Senet ödemelerinde dijital devrim başlıyor

FinTech girişim kurucusu olarak faaliyet gösteren Insha Ventures, inovatif ürünlerine bir yenisini daha ekledi. Senet ödemelerinde Türkiye’de bir ilk olan Semosis ile artık bu ödemeleri bankaya gitmeden, nakit taşımaya gerek olmadan, istenilen zamanda, hızlı ve güvenli bir şekilde yapmak mümkün.

Albaraka Türk Katılım Bankası tarafından hayata geçirilen ve 2020 yılında FinTech girişim kurucusu olarak faaliyetlerine başlayan Insha Ventures, geliştirdiği ürünlerle FinTech ekosisteminde ilklere imza atmaya devam ediyor. Insha Ventures yeni FinTech markası Semosis ile senet oluşturma, yönetme, devretme ve tahsilat süreçlerini dijitalleştiriyor. Semosis ile kullanıcılar senet ödemelerini nakit taşımaya gerek olmadan ve banka şubesine gitmeden istediği zaman hızlı ve güvenli bir şekilde yapabilirken; sadece ödeyeceği veya alacaklısı olduğu senetleri değil, devir (ciro) yöntemi ile tek noktadan yönetmeyi istediği senetleri de hatasız bir şekilde yönetebiliyor.

BANKA ŞUBESİNE GİTMEDEN HIZLI VE GÜVENLİ TAHSİLAT

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Insha Ventures Genel Müdürü Yakup Sezer, şöyle konuştu: “Semosis ile ülkemizde yoğun şekilde kullanılan ödeme yöntemlerinden olan ‘senet ile ödeme’de adeta dijital bir devrim gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de eşi benzeri olmayan bu yeni inovatif ürünümüz; bankalar aracılığı ile gerçek veya tüzel kişilerin vadeli ticari mal, hizmet ve borç alıp verme işlemlerinde kullandıkları ödeme araçlarından biri olan senetlerin, herhangi bir banka şubesine gitmeden, nakit taşıma riski olmadan, tahsilatının web sitesi, akıllı telefon uygulamaları ve mobil hizmet sağlayıcı operatörler üzerinden kolay ve zahmetsizce yapılmasına olanak sağlıyor. Yani kullanıcılarımızın uygulama içinden ücretsiz Semosis hesabını birkaç saniyede açıp, dijital akit oluşturabilmeleri, borçlu-alacaklı ilişkisini dijital ortamda kolaylıkla kurabilmeleri, senet ödemelerini ise banka şubesine gitmeden dijital ortamda hızlı ve güvenli şekilde yapabilmeleri artık hayal değil.” 

TÜM FİNANSAL KULLANICILARIN HİZMETİNE SUNULACAK

Öte yandan açık bankacılığın dünyada geldiği noktaya bakıldığında ve iyi uygulamalar incelendiğinde çoklu hesap sahiplerinin çok sayıda entegratörlü hizmet sağlayıcı ile çalışabildiğini vurgulayan Sezer, bu nedenle Semosis’i de sadece Albaraka Türk Katılım Bankası müşterilerine değil, senet ile işlem yapan tüm finansal kullanıcılara sunacaklarını söyledi. Sezer ayrıca, geliştirdikleri ürünlerle FinTech sektöründe öncü rol oynamaya ve yaptıkları iş birlikleriyle ekosistemin gücüne güç katmaya devam edeceklerinin altını çizerek “Insha Ventures olarak çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Kısa süre sonra kullanıcıların hizmetine sunacağımız yeni ürünlerle de sektörde ilklere imza atmayı sürdüreceğiz. 

SEMOSİS PLATFORMU ÜZERİNDEN NELER YAPILABİLİR? 

Senet borçlu bilgilerinin web sitesi üzerinden kaydedilerek fiziki ortamda var olan ve borçluları tarafından imzalanan senetler üzerinden oluşturma, ödeme, yönetme ve devretme işlemleri, Kişiler arasında belirli bir tarihte ödenmesi talimatı ile dijital akitlerin oluşturulabilmesi, Semosis üyelerine Semosis dışında daha önce herhangi bir şekilde (elle veya bilgisayar ortamında) oluşturulmuş senetlerin sisteme kaydedilerek, yine bankalara alacaklıları tarafından teslim edilmesi durumunda, senet borçluları tarafından Semosis üzerinden ödeme kolaylığı sunulması, Semosis ile sonradan Semosis’e kaydedilmiş senetlerin (bonoların) alacaklıları tarafından devirleri işleminin Semosis üzerinden gerçekleşebilmesi hizmetleri sunulacaktır. 

 

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku