Popüler Kullanıcılar

FERHAT ÜNLÜ : Seçim polisiyesi muamması

Sandığın, evrensel kültürde ve milli kültürümüzde dört ayrı simgesel çağrışımı vardır. Sandık, evrensel kültürde Antik Yunan'dan beri hem seçimi, hem defineyi, hem de çeyizi simgeler. Seçimin, daha doğrusu referandumun ilk örneklerine Eski Yunan'da rastlandı. (Oylama) Eski Yunan mitolojisinde geçen 'Pandora'nın Kutusu' aynı zamanda Pandora'nın çeyizi olarak gönderildi. (Çeyiz. Bizim kültürümüze de oradan geçti.)

Özellikle Coğrafi Keşifler'den sonra bu iki çağrışıma korsan hikâyeleri ve define efsaneleri eklendi. (Bizdeki karşılığı beytülmal, yani devlet hazinesidir.) Ve nihayet barutun icadından bir süre sonra mermiler de sandıklarda muhafaza edildiği için dördüncü çağrışım (mermi-ölüm) de bu zincire eklenmiş oldu. 

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
FERHAT ÜNLÜ : Seçim polisiyesi muamması

MAHMUT ÖVÜR : Masadaki başarının ilk yansımaları

Başkan Erdoğan-Trump görüşmesi sadece içerideki muhalefetin değil, dışarıdaki Türkiye karşıtlarının da ezberini bozdu.
Ne yapacaklarını şaşırdılar. İki lideri anlamadıkları gibi, iki ülkenin geldiği noktayı ve dünyanın nasıl değiştiğini de görmediler.
Sürece birinin "mat" edilmesi üzerinden baktıkları ve beklenti olarak da "Türkiye'nin mat edilmesi" gerektiğini düşündükleri için görüşmenin orasına, burasına saldırıp itibarsızlaştırmaya çalışan bir muhalefet aklı var. Çalıştıkça da batıyorlar.
Bu konuda dışarıdaki Türkiye karşıtları daha insaflı... Sabah akşam Türkiye karşıtı manşet atan yabancı medya bile Türkiye'nin hakkını teslim etti. İçeridekiler onu bile yapmadı. Hatta görüşmenin hemen ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun "ayaktaki" fotoğrafı üzerinden algı operasyonu yaptılar.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
 MAHMUT ÖVÜR : Masadaki başarının ilk yansımaları

Bitlis Medeniyet Platformu’ndan "Neler oluyor" konferansı

Bitlis Medeniyet Platformu tarafından Tatvan ilçesinde "Dünyada ve Türkiye’de neler oluyor" konulu konferans düzenlendi.
Siyaset Bilimci Murat Bahadır Akkoyunlu’nun katılımıyla Tatvan Kültür Merkezinde düzenlenen konferans yoğun ilgi gördü. Düzenlenen konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren Bitlis Medeniyet Platformu Dönem Başkanı Cengiz Şahin, "Bitlis Medeniyet Platformu tarafından düzenlenen konferansımıza hoş geldiniz. Dönem başkanı olarak hepinizi Medeniyet Platformu bileşenleri adına saygı ile selamlıyorum. Dönem başkanlığını devraldığımızdan bu yana etkinlik üzerine etkinlik yapıyoruz ve Allah’ın izni ile yapmaya devam edeceğiz. Burada bulunan katılımcılar ve bizler, hocamızdan inşallah feyiz alır, buraya gelemeyenlere de bizler aktarırız. Tekrardan hoş geldiniz, konferansımız hayırlara vesile olur inşallah" diye konuştu.
Gerçekleştirilen açılış konuşmasının ardından ise Siyaset Bilimci Murat Bahadır Akkoyunlu tarafından "Dünyada ve Türkiye’de neler oluyor" konulu konferans verildi. Dünya ve ülkemiz gündemindeki konulara değinen Murat Bahadır Akkoyunlu, "Türkiye’mizde, bölgemizde ve dünyada ne oluyor? Kim yapıyor? Niçin ve nasıl yapıyor? Biz ne yapıyoruz? Yaşanan tüm bu olayları doğru şekilde tahlil etmek gerekiyor" dedi.
Konuşmasının devamında yaşanan olaylarla ilgili tahlillerde bulunan Murat Bahadır Akkoyunlu, konferansını davetlilerden gelen soruları cezalandırarak sonlandırdı.
Düzenlenen konferansa Tatvan Belediye Başkan Yardımcısı Fahrettin Korkmaz, STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.
(İHA)

Devamını Oku
Bitlis Medeniyet Platformu’ndan "Neler oluyor" konferansı
Bitlis Medeniyet Platformu’ndan "Neler oluyor" konferansı
Bitlis Medeniyet Platformu’ndan "Neler oluyor" konferansı
Bitlis Medeniyet Platformu’ndan "Neler oluyor" konferansı

Ersoy DEDE : Faşist Kemalist baskı fırsat kolluyor

Okullarda Atatürk’e secde eden çocuklar, adı sanı kimliği belli bir kişinin sosyal medyadan yaptığı; “Bütün Atatürkçüler bunların eşleriyle ilişkiye girsinler ki (yumuşatarak yazıyorum E.D.) Atatürkçü çocuklar dünyaya gelsin” çağrısı, sokaklarda pervasızca başörtülü kadınlara yapılan saldırılar. Bir saniye arkadaşım bir saniye... “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!” Bu adamlar bazı şeyleri birbirine karıştırıyor sanırım. Toplumsal barış için herkes bulunduğu pozisyondan bir adım geri atacaksa, değerlerimizi bu pazarlığa katmamak kaydıyla atarız elbette. Ama bir taraf geri adım atarken diğeri tam gaz üstüne çıkmaya kalkarsa kimse kusura bakmasın da buna müsaade edilmez... 

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
Ersoy DEDE : Faşist Kemalist baskı fırsat kolluyor

MELİH ALTINOK : Ahmet Altan’ı FETÖ’nün elinden kurtarın!

Geçtiğimiz günlerde Nazlı Ilıcak'la birlikte tahliye olan Ahmet Altan, kısa bir süre sonra tutuklanarak yeniden cezaevine koyuldu.
Altan'ın tahliyesi sonrası "Niye bırakıldı" diyenler çoğunluktaydı... Şimdi de kamuoyu "Niçin yeniden tutuklandı" diye tartışıyor...
Altan hakkında yeniden tutukluluk kararı veren mahkeme pek çok hukuki gerekçe sıralıyor:
"Sanık Ahmet Altan'ın suçunun kaçma şüphesi var sayılan katalog suçlardan olması, sanığın konumu, sıfatı, eylemlerdeki yoğunluk, aldığı ceza miktarı, tutuklu kaldığı süre, eylemlerinin uzun süreye yayılmış olması... vs."

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
MELİH ALTINOK : Ahmet Altan’ı FETÖ’nün elinden kurtarın!

ENGİN ARDIÇ : Kenefleşenler

Kaç bin kere söylendi, yazıldı, çizildi...
"Kimse kimsenin kılığına kıyafetine karışmasın, isteyen açılsın, isteyen kapansın" denildi. Özgürlük olsun, demokrasi olsun istendi.
Hayır, saldırıyorlar. Umurları değil.
Yaptıkları, ayırımcılığın daniskası. Kin ve nefrete tahrik.
Bir yobaz açık saçık gezen bir kadına saldırırsa kıyameti koparıyorlar, fakat kendileri kapalı gezen kadınlara saldırma hakkını kendilerinde görüyorlar.
Çünkü "bu memleket onlarınmış"...

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
 ENGİN ARDIÇ : Kenefleşenler

MEHMET BARLAS : Bir insanın başarısı kadar diğer insanları öfkelendiren durum pek yoktur

Gerçek dost yaşadığın felakete üzülen değil, başarından ötürü sevinendir... Bu mealdeki özdeyişin gerçeği ifade ettiğini düşünüyorum. Çünkü bir kişinin kendi alanında elde ettiği başarı kadar, diğer insanların kıskanmaktan çok öfkelenmelerine sebep olan durum pek yoktur. Bunu özellikle siyasette görmüyor muyuz?

Nusret Gökçe olayı
Ama başarının görmezden gelindiği ve buna karşı başarılı olanın olumsuz biçimde teşhir edildiği durumlar sade siyasette değildir. Bunu somut biçimde dünyanın önemli kentlerinde açtığı et lokantaları ile ün yapan ve bir marka haline gelen Nusret Gökçe hakkındaki olumsuz haberlerin medyada çok rağbet bulmasında görmedik mi?

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
 MEHMET BARLAS : Bir insanın başarısı kadar diğer insanları öfkelendiren durum pek yoktur

Gazete Manşetleri 17 Kasım 2019

17 Kasım 2019 tarihli gazetelerin birinci sayfalarında neler var? #Cumhuriyet#YeniŞafak#Türkiye#Sözcü#Star#YeniAsır #Takvim#Sabah#Akşam gazetelerinin manşetlerini okuyun.

Devamını Oku
Gazete Manşetleri 17 Kasım 2019 Gazete Manşetleri 17 Kasım 2019 Gazete Manşetleri 17 Kasım 2019 Gazete Manşetleri 17 Kasım 2019 Gazete Manşetleri 17 Kasım 2019 Gazete Manşetleri 17 Kasım 2019 Gazete Manşetleri 17 Kasım 2019 Gazete Manşetleri 17 Kasım 2019 Gazete Manşetleri 17 Kasım 2019

Otostopla Türkiye’den sonra dünyayı gezecek

Kayseri’den yola çıkarak Türkiye’nin 81 ilini otostopla gezen Ali Küçükoğlu, şimdi de otostopla 3 buçuk yılda dünyayı gezmek için yola çıkıyor.
19 yaşında olan ve 16 yaşından beri otostopla Türkiye’yi gezen Ali Küçükoğlu, 3 buçuk yıl içerisinde sırasıyla Bakü, İran, Pakistan, Afganistan, Tacikistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Çin, Japonya, Kore ve Vietnam’dan geçerek otostopla dünyayı gezmek için yola çıkacak.
Gittiği yerlerde gezerken yol parasını kendisinin kazandığını söyleyen Ali Küçükoğlu” 19 yaşındayım. 2 buçuk yıldır gezgincilik yapıyorum. 16 yaşında başladım. Türkiye de 81 ili gezdim 180’den fazla ilçeye gittim, Türkiye’yi tamamen gezdim. İlk olarak Gürcistan sınır kapısına gideceğim. Otostopa başlayacağım birazdan. Artvin’e gideceğim, Artvin Hopa’dan Gürcistan’a geçip Dünya turuna başlayacağım. Bakü, İran, Pakistan, Afganistan, Tacikistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Çin, Japonya, Kore, Vietnam diye devam edeceğim. Sadece otostop kullanıyorum. Hiçbir şekilde ücret ödemeden geziyorum. Yolda gezerken kendi paramı kendim çıkarıyorum. Bileklik yapıp satıyorum, bazen müzik söylüyorum. Bu yolculuk tahminen 3 buçuk yıl kadar sürecek. 85 ülkeden fazla ülkeye gitmek istiyorum. Türkçeden başka bir dilmiyorum, her şeyi kendi imkanım ile yapacağım. Parasızda gezebilir insan yeter ki içinden o istek gelsin, her şey para değil” dedi.
(İHA)

Devamını Oku
Otostopla Türkiye’den sonra dünyayı gezecek
Otostopla Türkiye’den sonra dünyayı gezecek

Dr. Murat Çağlar:”Teknolojinin gelişmesiyle prematüre bebekler hayata daha fazla tutunabiliyorlar”

Prematüre bebekler hakkında bilgiler veren Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Doktoru Murat Çağlar, ”Teknolojinin gelişmesiyle prematüre bebekler hayata daha fazla tutunabiliyorlar” dedi.
Murat Çağlar, prematüre doğumların sebebinin kesin olarak bilinmediğini ama teknolojinin gelişmesiyle prematüre bebeklerin hayatta kalma olasılığının daha da yükseldiğini belirterek, hayatlarında olumsuz bir etki olmamakla birlikte prematüre bebeklerin toplumda çok önemli yerlere gelen bireyler olduklarını söyledi.
Prematüre bebeklerde çoğu zaman iç organların gelişmediğini ve böyle durumlarda müdahale etmek zorunda kaldıklarını söyleyen Murat Çağlar, “ Her sene 17 Kasım da biz tüm Dünyada prematüre bebek günü olarak kutlamaktayız. Dünya da son yıllarda teknolojinin gelişmesi ile prematüre bebek sayısı her geçen gün artmaktadır. Prematüre bebek dediğimiz aslında 37 haftanın altında doğan çocuklara prematüre diyoruz. Prematüre bebeklerin kesin sebebi bilinmemektedir. Her gebelikte erken doğum riski olabilir. Tabi bunu kadın doğumcu arkadaşlar takip edip riski belirleyebiliyorlar. Gebelik esnasında nasıl çocuğunuzun doğacağının erken doğacağının garantisi yok. Ama bu 36 haftanın altında doğan çocuklara prematüre diyoruz. 36 haftanın altında çocuklar doğsa bile, eğer ki doğum kilomuz iyiyse bile doğumdan sonra solunum sıkıntısı yaşamıyorsak çocuğun beslenmesi iyi ise, kan şekeri düşüklüğü yok ise 33-34 haftaya kadar iner bu çocuklar. Prematüre bebekler eğer 34 haftanın altında ise bu çocukların kilosu biraz daha küçük olduğu için bu çocuklarda yoğun bakım ihtiyacı olabiliyor. Bazen sadece beslenme desteği vermek zorunda kaldığımız hastalarda olabiliyor. Yani her 36 haftanın altında doğan hastalarda prematüre olmasına rağmen yoğun bakım ihtiyacı olmayabilir. Eğer çocuğumuz 32 haftanın altında, ise vücut ağırlığı 2 kilonun altında ise bu hastalarda yeni doğan bakımı takibi yapmak zorunda kalıyoruz. Bizim için esas prematüre risk hastalığı bu faktörler olmuş oluyor. Bazen Akciğerleri gelişmemiş olabiliyor. Bu yüzden bu çocuklara Akciğer geliştirici ilacalar vermek zorunda kalıyoruz. Yine enfeksiyonlara yatkın olabiliyorlar, enfeksiyon tedavisi almak zorunda kalıyorlar. Fakat son yıllarda teknolojinin gelişmesi ile çocuklar 28 haftanın altında doğsa bile, kilosu 1 kilonun altında olsa bile yine bu çocuklar hayata tutunabiliyorlar, mücadele edebiliyorlar. Yoğun bakım ünitemizde birçok hasta bu şekilde şifa buluyor. Yeni doğan yoğun bakım ünitemizde 1 kilonun altında 28 haftanın altındaki çocukları takip etmekteyiz” dedi.
Çağlar, prematüre çocukların ilk 1 yıl içerisinde enfeksiyonlardan korunması gerektiğini söyleyerek sözlerine şu şekilde devam etti:
“Prematüre çocuklar anne ve baba sahibi olduktan sonra yepyeni bir dünyaya açılıyorlar. Prematüre bebekler çok mücadeleci oluyorlar. Bu yeni doğan sürecini atlattıktan sonra, çocuk taburcu olduktan sonra aslında diğer çocuklardan bir farkı olmuyor. Ama biz yine de taburcu edildikten sonra bu çocuklar ilk 1 yıl içerisinde enfeksiyondan korumak açısından, toplum içerisine çok fazla çıkmamalarını, grip olan insanların bu çocuklara yaklaşmamasını öneriyoruz. Çok basit bir grip bile prematüre çocuklarda büyük sıkıntı çıkarabiliyor. O yüzden ilk 1 yıl içerisinde çocukların yaşı 4-4 olana kadar çok dikkatli olunması gerekir. Prematüre bebek sahibi olan anne ve babalara tavsiyem kesinlikle mücadeleden vazgeçmesinler. Çocuğun kilosunun az olması kesinlikle çocuğu küçük göstermiyor. 3-4 yıl sonra emin olun ki yaşıtlarıyla aynı seviyeye erişecektir. Zeka olarak da diğer çocuklardan bir eksiği olmayacaktır. Prematüre olup da doktor olan, profesör olan, toplum içinde bir yer edinmiş birçok arkadaşımız var o yüzden prematüre olması çocuğun hayatını çok fazla etkilemeyecektir.”
(İHA)

Devamını Oku
Dr. Murat Çağlar:”Teknolojinin gelişmesiyle prematüre bebekler hayata daha fazla tutunabiliyorlar”