Coronavirus (Covid-19)

  • 1,348,410Coronavirus Vaka Sayısı
  • 74,795Ölü Sayısı
  • 286,513Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 10:20

HaberX Anket

Koronavirüs önlemleri yeterli mi?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

9 terörist etkisiz hale getirildi

Fırat Kalkanı bölgesine taciz atışı yapan 1 PKK/YPG’li terörist ile Barış Pınarı bölgesine sızma girişiminde bulunan 8 PKK/YPG’li terörist etkisiz hale getirildi.

Milli Savunma Bakanlığı'nın Twitter hesabından yapılan paylaşımda, "Huzur ve güvenliğin teminatı komandolarımız, Fırat Kalkanı bölgesine taciz atışı yapan 1 PKK/YPG’li terörist ile Barış Pınarı bölgesine sızma girişiminde bulunan 8 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hale getirdi" denildi.

Devamını Oku
9 terörist etkisiz hale getirildi

MUHARREM SARIKAYA: MASKE İLE CEZALANDIRILMAK

“Duygumuzu 5-10 yıl yaşlandırıyor…”

“Altmış beş yaş üstünü evlerine tam kapatarak duygularını 5-10 yıl yaşlandırdık, bundan çıkmamız lazım…”

Bu sözlerin sahibi ETÜ Psikoloji Bölümünden Prof. Dr. Nuray Karancı...

Kendisini birçoğumuz 1999 büyük depremi sırasında yaptığı çalışmalar ile tanıyor.

O dönem toplumun geniş kesiminde ortaya çıkan travmayı ortadan kaldırıcı önlemleri hayata geçiren ekipte yer almış, oldukça başarılı işlere imza atmıştı.

Prof. Dr. Karancı hocam ile dün sohbet ederken, kendisinin de 65 yaş üstü olduğuna dikkat çekerek söze girdi.

“Bizi acınacak, utanıp eve kapatılacak grup ruh halinden çıkaracak yöntemlere ihtiyaç var” tespitinde bulundu…

MASKE İLE CEZALANDIRILMAK

Bu ruh halinin yaratacağı travmaların daha ağır olabileceğini de belirtti.

“Toplumun burada ayrışmasından çok, birlikte olduğu hissine kapılacağı davranışlara yönelmeliyiz” deyip ekledi:

“Örneğin maske… Önce 65 yaş üstüne maske ve kolonya verileceği söylendi, şimdi bedava maskeden 65 yaş üstü yararlanmayacak deniliyor. Yani 20-65 yaş arasındaki gruba, ‘siz ayrıcalıklısınız sokağa çıkabilirsiniz, o nedenle sizi maske ile ödüllendiriyoruz’ denilmiş olunuyor. Diğer gruptakileri cezalı duygusuna yönlendiriyor. Evinin içinde yürüyen, balkonunda spor yapan 65 yaş üstü grubun kontrol duygusunu zedeliyor; çünkü maske verilmeyen toplu taşıta alınmayan cezalandırılan gibi hissetmesine yol açılıyor. Sosyal hayattan uzaklaştırıyor…”
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
MUHARREM SARIKAYA: MASKE İLE CEZALANDIRILMAK

ERGÜN DİLER: Taht oyunu

KRALİÇE 2. Elizabeth, 68 yıllık saltanatı boyunca kimilerine göre 5. olsa da aslında 4. kez ulusa sesleniş konuşması yaptı.
Çocukluğunda ailesinin Lilibet diye seslendiği Kraliçe II. Elizabeth, 1952'de tahta geçti...
O tarihten günümüze bakınca Sir Winston Churchill, Sir Anthony Eden, Harold McMillan, Sir Alec Douglas Home, Harold Wilson, Edward Heath, James Callaghan, Margaret Thatcher, John Major, Tony Blair, Gordon Brown, David Cameron, Theresa May ve Boris Johnson gibi BASBAKANLARLA çalıştığını görüyoruz... Koca bir tarih yani...
Kraliçe II. Elizabeth kolay kolay ekrana çıkıp ULUSA SESLENMEZDİ...
Mesela 1991'de İngiltere Birinci Körfez Savaşı'na katıldığında, "Güneş batmayan imparatorluk için Körfez'deyiz" dedi.
1997'de Prenses Diana'nın cenazesi öncesinde, cinayeti işlediklerini ama buna mecbur olduklarını ima ediyordu. Kimileri Kraliçe'nin günah çıkardığını biliyordu.
2002'de annesi Elizabeth Bowes Lyon ölünce cenaze töreni öncesinde Kraliçe olarak değil bir insan olarak ulusa sesleniyordu.
Şimdi yani 2020'de yalnız biri olarak ekrandaydı. Dünya bu konuşmaya kilitlenmişti. Birlik olmaktan söz ediyordu.
Büyük Britanya'ya birlikte olurlarsa Coronavirüs üzerinden kimseye teslim olmayacaklarını anlatıyordu. Ekonominin kötüye gideceğini, burada cesaretle zafer kazanacaklarını haykırıyordu.
İşadamlarının bugünlerde nasıl davrandıklarını unutmayacaklarını söylüyordu. Konuşması bant yayındı.
Derin Londra, kaydı izlemişti. Hemen harekat kararı alınmıştı. Kraliçe son sözünü söylediği anda, İngiliz televizyonları son dakika anonsu veriyordu. Tüm internet siteleri, "Boris Johnson hastaneye kaldırıldı" diyordu.
Bir güç Kraliçe'nin yaptığı çağrıyı etkisiz kılıyordu... Buduyordu...
Kraliçe Elizabeth'in tarihi konuşması ikinci plana atılıyordu. Boris Johnson'ın öldüğü iddiaları da sosyal medyaya düşüyordu. Derin Londra, Kraliçe'nin ulusa sesleniş konuşmasını etkisiz hale getiriyordu. Evet Johnson, Londra yerel saati ile 16:00'da hastaneye götürülmüştü.
Sorunu yoktu, ancak açıklama için Kraliçe'nin son sözünü söylemesi bekleniyordu. Öyle de oldu.
Derin Londra, Coronavirüs'ü Kraliçe'ye gönderdi. Ciddi kaynaklar, Kraliçe'nin ulusa sesleniş konuşmasındaki hasta halini gördü. Üzgün bir Kraliçe değildi ekrandaki. Yorgun ve bitkindi.
İngiltere de Kraliçe de panikteydi. Bunun gizlenecek bir tarafı da yoktu. İngiltere Başbakanı hastaneye kaldırılıyor, Kraliçe ona geçmiş olsun telefonu açmıyor, açamıyordu...
Çünkü Kraliçe'nin Britanya hayali ile Başbakan Johnson'un Britanya hayali aynı değildi. Johnson, Kraliçe'nin 2020 yılının sonunu göremeyeceğini birçok işadamı ile paylaştı. Bu Kraliçe'nin ölebileceğini de tahttan çekilebileceğini de işaret ediyordu. Kurgu çok iyi.
Oğlu Prens Charles, Başbakan Boris Johnson ve Kraliçe'nin birçok çalışanı Coronavirüs'e yakalandı.
Kraliçe de salgına yakalanıp ölürse, kimse şaşırmaz. Londra'daki gelişmeler aslında dünyanın da geleceğine yön verecek. Bunu anlamak zor değil.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ERGÜN DİLER: Taht oyunu

AHMET KEKEÇ: Tiktokçu pisliğe devam ediyor!

Davutoğlu, “Maske satmak devletin işi değildir...” diyor. Sanki ortada parayla maske dağıtmak gibi bir “devlet iradesi” varmış gibi...

Daha önce de söylemiştim.

Tiktokçu Ahmet Davutoğlu muhalefet yapmıyor.

Pislik yapıyor.

Birazcık vicdan ve ahlak sahibi bir insan, devletin hangi katlarında “halka parayla maske dağıtmak” gibi bir kararın alındığını ve sonradan (Ahmet Davutoğlu eleştirdiği için) bundan vazgeçildiğini açıklar.

Bu kararı kim ya da kimler almış?

Durum, hangi resmi ya da gayrı resmi bildirimle açık edilmiş de, oradan Davutoğlu’nun ağzına düşmüş?

Diyorum ya, birazcık vicdan ve ahlak sahibi bir insan bunu açıklar...

Hastane masrafları ve ilaç bedava olacak; parası olan da olmayan da aynı muayene süreçlerine tabi tutulacak; hasta yakınlarından otopark ücreti bile alınmayacak ama 1 TL bile etmeyecek kıytırık bir maske için devlet paragöz tüccarlar gibi halkla pazarlığa oturacak, öyle mi?

Öyle mi Sayın Davutoğlu?

Kemal Kılıçdaroğlu aklıdır bu... Bu muhalefet tarzından derhal vazgeçiniz...

Özgür Özel aklıdır...

Gürsel Tekin aklıdır...

Canan Kaftancıoğlu aklıdır...

Bir de buyuruyor ki muhterem tiktokçumuz, “Biz birçok şeyi önceden hükümete söylemiştik ama dinlemediler. Bizim dediğimize yeni yeni geliyorlar...”

Hangi birçok şeyi önceden söylediğinizi bilmiyorum ama siz zannediyorsunuz ki hükümet de işi gücü bırakmış sizin ağzınıza bakıyor.

Sizi umursamıyor bile...

Siz yoksunuz...

Cumhurbaşkanıyla “vefa ilişkisi” kurduğunu söyledikten sonra onu satan birini niye umursasınlar?

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
AHMET KEKEÇ: Tiktokçu pisliğe devam ediyor!

EMİN PAZARCI: Kötülük ve kötüler

Çocukların ihtiyaçları vardı. O yüzden dün dolaşmak zorunda kaldım bir süre Ankara’da. Gördüm ki genellikle kısıtlamalara uyuluyor. En önemlisi de hemen herkesin yüzünde maske var.

Oysa Avrupa birbirinin boğazına çöküyor o maske için. Bütün ahlaki değerler ayaklar altına alınmış. Herkes birbirinin siparişine el koyma yarışında. Yok, bulamıyorlar; çaresizliğin ortaya çıkardığı bir durum bu.

Bizde her yerde var. Üstelik isteyenin kapısına kadar götürmeyi taahhüt eden bir devlete sahibiz. Batılı ülkelerle kıyas bile kabul etmeyecek bir durumdayız. İngiltere’de yoğun bakım doktorları korunmak için kafalarına naylon poşet sararken, biz hiçbir konuda sıkıntı çekmiyoruz. İtalya’da hastanelerde yer yok, hasta yatakları sokakta; hastalar ise sahipsiz. İspanya’da cenaze kuyruklarında bekliyor insanlar. ABD’de ise sağlık sistemi çökmüş durumda…

İşte kötüler görmüyor ve görmek istemiyorlar bunu! Çünkü kötülük dolu içleri! Onu dışarı kusuyorlar sürekli.

Durum bu olunca, CHP’li Gaye Usluer, vatandaşın kapısına kadar ulaştırılan maske dağıtımı bile eleştirebiliyor. Hiç sıkılmadan, bu uygulamanın “vatandaşı zora sokmak olduğunu” söylüyor. Garip, ama “Eczanelerle anlaşsaydınız, onlar dağıtsaydı” diyebiliyor.

Kötüler, kötülük etmeden duramıyorlar işte!

Sanırsınız virüsün gizli ortağı! Sırf muhalefet olsun diye vatandaşın evden çıkıp, eczanelerin önünde kuyruklar oluşturmasını isteyebiliyor. Bilim adamları “izolasyon” diye bağırırken, O, kalabalıklar oluşturmaya çalışıyor.

Hangi akıl ve mantık süzgecinden geçirip izah edebilirsiniz bunu? Bazı belediyelerin halen pazar yerlerinde “halka hizmet” diye çorba dağıtımı yapmasına ne diyebilirsiniz?

Söylenebilecek tek söz: Kötülük!
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
EMİN PAZARCI: Kötülük ve kötüler

Ukrayna’da şehir bazında koronavirüs vakaları: Toplam 1,462 (7 Nisan)

Ukrayna Halk Sağlığı Merkezi’ne göre, 7 Nisan günü sabah saat 09:00 itibariyle, 45’i ölümle sonuçlanan, 28’i iyileşen, 1,462 laboratuvar onaylı COVID-19 koronavirüs vakası görüldü.

Son gün 143 yeni vaka tespit edildi.

Uk...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

ABBAS GÜÇLÜ: Eğitimi unutursanız, 50 milyonu unutursunuz!

Eğitim deyip geçmeyin. Öğrencisi, öğretmeni, velisi, idari personeli, hizmetlisi ve servis çalışanlarıyla birlikte en az 50 milyonluk kocaman bir aile!

Sektör mutsuzsa, ülke mutsuz demektir.

Korona önlemleri doğrultusunda, sesini gür çıkaranlar ya da farklı bağlantısı olan sektörler, eğitim sektöründen çok daha küçük olmalarına rağmen, her türlü koruyucu, kollayıcı önlemlerden yararlanıyorlar.

Peki ya eğitim sektörü?

İddia edildiği gibi “sahipsizler” demek belki çok abartılı olur ama “sahip çıkanları var” demek de yine aynı şekilde, çok su kaldırır. Anaokulundan üniversiteye, kurslardan etüt merkezlerine, devletten özele, ücretli, rehabilitasyon ve PICTES öğretmenlerinden özel öğretim kurumlarındaki tüm öğretmenlere, hizmet almadıkları halde yurt ve öğrenim ücreti istenen öğrenci ve velilerden atanamayan öğretmenlere, KPSS’nin adil uygulanmadığından kadro dağılımının adil yapılmadığına kadar yüzlerce şikâyet konusu söz konusu. Sınavların ertelenmesini, içeriklerini, uzaktan eğitimi ve eğitim adına yapılan birçok komikliği yeterince tartışıldığı ve sonuçsuz kaldığı için temcit pilavı gibi ısıtıp tekrar gündeme getirmek istemiyoruz.

 

Herkes ama herkes şunu çok iyi bilmeli ki eğitim sektörü çökerse, diğerlerine benzemez, derin yaralar açar ve tedavi çok zaman alır. Çünkü geçen zamanı geri getiremezsiniz!..
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ABBAS GÜÇLÜ: Eğitimi unutursanız, 50 milyonu unutursunuz!

ERTUĞRUL ÖZKÖK: KORONA SOSYOLOJİSİ: BU ÜÇ SAATİ NEREDEN ALDIM NEREYE VERDİM

AKILLI telefonum bana her pazartesi günü ilginç bir rapor veriyor.

Bu rapordan, geçen haftada dijital medyada ve sosyal medyada ne kadar zaman geçirdiğimi öğreniyorum.

Dün gelen son rakam beni çok şaşırttı.

Çünkü haftalık 4 saat civarında olan kullanım sürem 7 saate çıkmış.

Yani akıllı telefon kullanımında acayip bir “korona efekti” oluşmuş. Geleneksel medya kullanımımda bir düşüş yok.

İzlediğim geleneksel medya araçlarına önceden ne kadar zaman ayırmışsam, bugün de öyle devam ediyorum.

Öyleyse artan bu üç saati nereden aldım, nereye verdim?

*Instagram, WhatsApp, YouTube kullanımım fena halde artmış.

*Google üzerinden aramalarım çok yükselmiş.

*Bunlara bir de ‘house party’ paylaşım çılgınlığı eklenmiş.

Bu üç saati nereden aldığım ise belli.

65 Plus ev hapsi...
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ERTUĞRUL ÖZKÖK: KORONA SOSYOLOJİSİ: BU ÜÇ SAATİ NEREDEN ALDIM NEREYE VERDİM

AHMET HAKAN: BAKALIM İLK KİM?

KORONA günleri sona erdiğinde... “Virüsten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dememeyi...

Bakalım ilk kim başarmış olacak?

*

“Kemal Atatürk” imzalı maske üretip “Sadece 1881 adet basılmıştır” diyerek satışa sunma fikrini...

Bakalım ilk kim hayata geçirecek?

*

Şu karantina sürecini Instagram’dan hiç canlı yayın yapmadan, roman yazmaya hiç kalkışmadan...


Bakalım ilk kim sona erdirecek?

*

Nihayet olumlu haberler gelmeye başladı: Avrupa’da korona hız kesmiş... Vaka sayısı azalıyormuş...

Bakalım ilk kim “Ay hadi inşallah” diyecek?
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
AHMET HAKAN: BAKALIM İLK KİM?

OKAN MÜDERRİSOĞLU: Kamu bankaları bugünler için var

Hatırlıyorum... 15 yıl önceydi. IMF istiyor, o zamanki ekonomi yönetimi de sıcak bakıyordu. Bilhassa Ziraat Bankası'nın özelleştirilmesi üzerinde duruluyor, Halkbank'ın esnaf bankacılığı kısmının elden çıkarılması öneriliyor, Vakıfbank'taki vakıf hisselerinin satışı yönünde yasal formül bulunması için bastırılıyordu. İşte o tarihte, dilimizin döndüğünce anlatmaya çalıştık. "Kritik zamanlarda piyasanın regüle edilebilmesi adına devletin bankası olmalı" dedik. Bugün çok daha iyi anlaşılıyor ki kamusal sorumluluk üstlenen üç bankanın varlığı sayesinde sanayiciden ihracatçıya, esnaftan çiftçiye kadar her alanda ekonominin motoru çalışabiliyor. Türkiye, bu zorlu dönemde şubelerini, sermayesini ve gönlünü açık tutan Ziraat, Halk ve Vakıfbank yöneticileri ile çalışanlarına teşekkür borçlu. Tabii, piyasanın canlılığını koruması için devlet adamlığı sergileyen Cumhurbaşkanı'nın ve siyasi riski üstlenen Hazine ve Maliye Bakanı'nın gayretlerini de ön sırada tutmak kaydıyla!
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
OKAN MÜDERRİSOĞLU: Kamu bankaları bugünler için var