Coronavirus (Covid-19)

  • 60,151,799Coronavirus Vaka Sayısı
  • 1,415,776Ölü Sayısı
  • 17,139,433Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 11:05

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

Dünyada Kovid-19 vaka sayısı 60 milyonu geçti

Dünyada yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayısı 60 milyonu geçti.

Kovid-19 görülen ülke ve bölgelerdeki vakalara ilişkin güncel verilerin derlendiği 'Worldometer' internet sitesine göre, Çin'in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünya geneline yayılan Kovid-19 salgınında tespit edilen toplam vaka sayısı 60 milyon 108 bin 193 oldu.

ABD 12 milyon 956 bin 783 ile en fazla vaka sayısına sahip ülke konumunda bulunurken, ABD'yi 9 milyon 222 bin 216 ile Hindistan, 6 milyon 121 bin 449 ile Brezilya, 2 milyon 153 bin 815 ile Fransa, 2 milyon 138 bin 828 ile Rusya, 1 milyon 614 bin 126 ile İspanya, 1 milyon 538 bin 794 ile İngiltere, 1 milyon 171 441 ile İngiltere, 1 milyon 455 bin 22 ile İtalya, 1 milyon 381 bin 795 ile Arjantin, 1 milyon 262 bin 494 ile Kolombiya ve 1 milyon 60 bin 152 ile Meksika izliyor.
Kovid-19 nedeniyle dünya genelinde 1 milyon 414 bin 925 kişi yaşamını yitirdi, 41 milyon 556 bin 897 kişi virüsü yenerek sağlığına kavuştu.

Devamını Oku
Dünyada Kovid-19 vaka sayısı 60 milyonu geçti

Tırnak Mantarı Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tırnak mantarı yaygın bir hastalıktır. Bir tırnağın veya ayak tırnağının ucunun altında beyaz ve sarı bir nokta şeklinde başlayarak, yavaş yavaş mantar enfeksiyonu yayılır. Mantar nedeniyle tırnağın artan çürümesi ile tırnağı renklendirir. Bu durum hem rahatsız edici bir görünüme neden olur hem de ayakta ağrı yaşatabileceğinden erken teşhis konulup tedaviye başlanması önem arz eder. Tırnak mantarı nasıl olur sorusunun net bir cevabı olmamakla birlikte en sık oluşma şekli bulaşma yolu ile olmaktadır.

 

Tırnak Mantarının Belirtileri Nelerdir?

 

Tırnaklarınızda aşağıdaki belirtileri gözlemlenir ise tırnak mantarı hastalığına yakalanmışsınız demektir;

  • Tırnaklarınız donuk görünmeye ve doğal parlaklığını kaybetmeye başlar
  • Ayakkabı giyerken, yürürken veya süre ayakta dururken rahatsızlık
  • Tırnakta kalınlaşma
  • Beyaz tırnaklar sarı-kahverengiye dönüşmeye başlıyor ise
  • Gevrek, ufalanmış veya düzensiz tırnak
  • Bozuk şekilli tırnaklar
  • Tırnağınızın altında biriken kirler nedeniyle koyu bir renk
  • Kötü koku

 

Tırnak Mantarının Nedenleri Nelerdir?

 

Adından da anlaşılacağı gibi, mantar enfeksiyonu bir mantar organizmasının (mantar) enfeksiyonu nedeniyle gelişir. Tırnak mantarına neden olan en yaygın mantar formu dermatofit olarak bilinir. Maya ve küfler tırnaklarda mantar enfeksiyonuna neden olan diğer değişkenlerdir. En sık yaşlı insanlarda görülse de genç insanlarda görülmeyeceği anlamına gelmez. Tırnak, yaşlandıkça kırılgan ve kuru hale gelir, bu da tırnaklarda çatlakların oluşmasına neden olur. Bu çatlaklar, mantarların girmesine izin verir.

 

Tırnak mantarında ilerleme aşağıdaki durumlar ile birlikte ortaya çıkabilmektedir;

  • İleri yaş
  • Kan akışında azalma
  • Çok terleme
  • Mantarların büyümesine izin veren sağlıksız koşullar
  • Yüzme havuzları, banyolar gibi nemli alanlarda çıplak ayakla yürümek.
  • Gözetimsiz bir cilt veya tırnak yaralanması veya sedef hastalığı gibi bir cilt rahatsızlığı olması durumunda
  • Diyabet hastası
  • Kan dolaşımında bir problem
  • Vücudun zayıflamış bağışıklık sistemi

 

Tırnak Mantarının Teşhisi

 

Tırnak mantarına benzer semptomları taklit edebilecek başka durumlar olduğu için doktorunuzun tedaviye başlamadan önce tırnak mantarı olup olmadığını doğrulaması önemlidir. Doktor, tırnağı muayene ederek ve laboratuvarın mantar enfeksiyonu olduğunu teşhisi için tırnaktan küçük bir kazıma işlemi yapar.

 

Tırnak Mantarının Tedavisi

 

Tüm tırnak mantarı vakaları ilaçla tedavi gerektirmez. Ancak doktor tırnak mantarı olduğunu doğruladıysa ve tedavi gerektiriyorsa, enfeksiyona neden olan mantarın türüne göre oral antifungal bir ilaç (terbinafin, itrakonazol) reçete eder. Kişi oral antifungalleri alamıyorsa veya hafif ila orta derecede tırnak mantarı vakası varsa, doktor doğrudan etkilenen tırnaklara uygulanan topikal tedaviyi (siklopiroks, efinaconazole) tercih eder.

Tedavinin süresi oral tedaviler için 2-3 ay ile topikal tedavi için 12 aya kadar değişir. Tırnakların büyümesi uzun zaman aldığından (tırnaklar için 6 ay ve ayak tırnakları için 12-18 ay), kullanılan tedavi türünden bağımsız olarak enfeksiyonun çözülmesi ve tırnak görünümünün iyileşmesi biraz zaman alacaktır. Bazen tedavi başarılı olmayabilir ve doktor farklı bir ilaç reçete eder.

Aşırı durumlarda veya tedaviye cevap alınamadığı durumlarda, doktor tırnağın cerrahi olarak çıkarılmasını önerir. Yeni bir tırnak genellikle yerinde büyüyecek, ancak bir yıl kadar sürecektir. Bazı durumlarda, enfeksiyonun tekrarlanmasını önlemek için cerrahi topikal tedavi ile birleştirilir. Tırnak mantarı tedavisi ilaçları içerisinde en çok bilinen ve kullanılan ilaç Nibulen tırnak cilası setidir.

 

Tırnak mantarı hastalığına maruz kalanların yapması gerekenler ise şunlardır;

  • Gün boyunca çoraplarınızı değiştirin
  • Ter tutmayan veya ter emici çorap giyin
  • %100 pamuklu çorap tercih edin
  • Ayakkabılara antifungal kullanın
  • Her kullanımdan sonra tırnak makaslarını dezenfekte edin
  • Yüzme havuzlarının ve ortak duş alanlarının yakınında su geçirmez ayakkabı giyin
  • Tırnaklarınızı temiz tutun ve kısa kesin

Diğer taraftan tırnak mantarınız var ise şunları asla yapmayın;

  • Tırnak makası veya ayakkabısını paylaşmak
  • Tırnakları temiz tutmamak ve uzatmak
  • Spor salonu duşları ve havuzlarda terlik kullanmamak
  • Ayakları iyi durulamamak
  • Hava almayan ayakkabılar giymek

 

Hamilelikte Tırnak Mantarı: Gebe kadınlarda görülebilen tırnak mantarlarını tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar bebeğe zarar verebilmektedir. Bu sebepten tırnak mantarları için ilaç kullanılmadan önce mutlaka doktordan tavsiye alınması gerekmektedir.

 

Çocuklarda Tırnak Mantarı: Çocuklara tırnak mantarı genellikle ebeveynlerden, kreş ya da okul gibi ortamlardan bulaşmaktadır. Çocuklarda ilaç kullanımında yetişkinlerle aynı dozda olmayacağından ilaç kullanmadan önce mutlaka doktor tarafından muayene edilmesi gerekmektedir.

 

Bebeklerde Tırnak Mantarı: Bebeklerde de çocuklardaki gibi nedenlerden dolayı tırnak mantarı oluşur. Bebeklerde yetişkinlere göre daha ağır seyreden bu hastalık farklı yerlere de sıçraması mümkündür.

 

Tırnak mantarı belirtilerini yaşayan kişi hastanenin deri ve zührevi hastalıklar bölümü olan dermatoloji bölümüne gitmeleri gerekmektedir.

Devamını Oku
Tırnak Mantarı Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıl Yapılır? Tırnak Mantarı Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıl Yapılır? Tırnak Mantarı Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kovid 19 İçin Uygulanan Testler Hangileri?

Dünyayı kasıp kavuran yeni tip koronavirüse karşı dünyanın çeşitli bölgelerinden testler üretilmiştir. Şu an bulunduğumuz an itibariyle pek çok kurumda SARS-CoV-2 (COVID-19) PCR testiIgA, IgM ve IgG antikor (bağışıklık) testleri uygulanıyor.

Covid PCR testi bunların arasında virüs olan kişileri tespit etmeye yarayan en kolay testtir. COVID-19 (SARS –CoV-2) hastalığı ile başvuran kişilere uygulanan bu test ile hastalığın erken teşhisi sağlanıyor ve hastalığın ilerlemesi engelleniyor.

PCR Testi

Bu testler, söz konusu virüsün genetik bilgisini ve kişiye bulaşıp bulaşmadığı konusunda bilgi sağlayan testler olarak öne çıkmaktadır. Covid PCR testi, söz konusu enfeksiyonun erken döneminde, hasta aktif şekilde enfekte haldeyken ve henüz antikorlar meydana gelmemişken sonuç verebilir. Pozitif sonuç çıkan hastalarda, hemen izolasyon işlemi uygulanmaktadır. Bunun yanı sıra temasta oldukları kişiler de izole hale getirilerek virüsün yayılma oranı çok önemli bir ölçüde azaltılabilmektedir.

Yeni tip koronavirüsün insan insana yayıldığı düşünüldüğünde bu zincirin kırılmasında çok önemli bir rol oynayan bir testtir. Test sonuçlarındaki hata payı oranının ise oldukça düşük olduğu gözlemlenmiştir. Burundan alınan örnekle uygulanan PCR testi oldukça başarılı sonuçlar vermiştir.

Serolojik Test (Antikor Testi)Bir kişinin söz konusu virüse maruz kalması sonucunda vücudunda yer alan savunma sistemi bu virüse karşı savunma sistemi geliştirir. İşte smarttest adı verilen bu antikor testi bu savunmayı tespit eden bir test türüdür. Test sonucu pozitif çıkarsa o hastanın vücudu söz konusu virüsle herhangi bir biçimde tanışmış demektir. Fakat bu test ile vücuttaki antikorların ne zaman oluştuğu ve onu takiben vücudun hastalığı yenip yenmediğine dair bir sonuca varılamaz. Test sonucu negatif çıkan bir kişide, virüs kesinlikle yok demek doğru değildir. Bunun sebebi virüsün vücuda girdikten sonra savunma sisteminin bunu anlamasının ve savunma sistemini geliştirmesinin zaman almasıdır. Böyle bir durumda erken dönemde test uygulandığından sonuç pozitifken, negatif de çıkabilmektedir. Virüse maruz kalınan ilk günlerde hareket halindeki enfeksiyonu göstermeme ihtimali oldukça fazladır. Çoğunlukla antikorlar virüslerin vücuda girmesinin üzerinden 1-2 hafta sonra oluşmaya başlar. LFIA (Lateral Flow Assay)İdrar, tükürük, kan, serum, ter ya da diğer sıvılar ile virüsün direkt olarak test edildiği ve 15 dakikada sonuçlanan test türüdür. Covid PCR testleri bu testten daha fazla uygulanır ve bu testin adı fazla duyulmamış olabilir. Söz konusu test biyolojik aleti bir strip boyunca yalnızca o virüs için geliştirilmiş olan antikorlar ile bağlayarak virüsün (antijenin) var olup olmadığını ortaya çıkarır. Bu söz konusu testte virüsün doğrudan kendisini yakalayarak varlığı tespit edilebilir. Hızlı Antijen TestiBu test diğerlerine göre tek başına bir Covid-19 testi değildir. Bütün SARS CoV-2 ailesi virüslerini saptayarak test edilen bu test türünün pozitif olması durumu vücutta kesinlikle ve yalnızca COVID-19 varlığını göstermese de, SARS CoV-2 ailesinden COVID-19 da dâhil olmak üzere herhangi bir virüsün varlığını gösterir. Smarttest gibi hızlı sonuç veren testler vardır.Bu testin ana özelliği, hastanın virüs olmama ihtimaline karşın daha ileri bir Covid-19 testine gerek kalmadan hemen tedaviye geçilmesini sağlar. Toplamda 2,5 saat içinde sonuçlanarak yayılma işlemi ve numune taşıma kaynaklı bulaşma riski oldukça düşüktür.

Devamını Oku
Kovid 19 İçin Uygulanan Testler Hangileri? Kovid 19 İçin Uygulanan Testler Hangileri?

İstanbul Valisi Yerlikaya: Aile içi şiddet olaylarında bu yıl 38 kadın hayatını kaybetti

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, "Geçtiğimiz yıl yaşanan, 33.101 aile içi şiddet olayı, bu yıl yüzde 12 azalarak 29.111 olmuştur. Şiddet mağduru kadınlar için, 58.817 önleyici ve koruyucu tedbir kararı aldık. Aile içi şiddet olaylarında, geçen yıl maalesef 47, bu yıl da 38 kadın hayatını kaybetti" dedi.

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla mesaj yayınladı. Vali Yerlikaya mesajında, "Kadınların ayrımcılığa uğramadığı, hiçbir şiddete maruz kalmadığı bir dünyaya kavuşmak en büyük dileğimiz. Aile içi şiddet olaylarında, geçen yıl maalesef 47, bu yıl da 38 kadın hayatını kaybetti. Medeniyetimiz, yaratılmışların en kıymetlisi olan insana, şiddeti asla kabul etmez Yaşam hakkı, her insanın, en temel hakkıdır. Kadına şiddeti, insanlığa ihanet olarak görüyoruz" dedi.

'Aile içi şiddet olayı, bu yıl yüzde 12 azalarak 29.111 olmuştur'

Vali Yerlikaya'nın mesajında şu ifadeler yer aldı:

"Bugün, Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü. Kadına yönelik şiddetin karşısında olduğum gibi, şiddetin her türlüsüne de karşıyım. Kadınların ayrımcılığa uğramadığı, hiçbir şiddete maruz kalmadığı bir dünyaya kavuşmak en büyük dileğimiz.

İstanbul'umuzda, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için kamu kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve medyamız büyük çaba gösteriyor. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Eylem Planımız üç yıldır uygulanıyor.112, 155 ve 156 Acil Çağrı Merkezlerimiz ile Alo 183 Sosyal Destek Hattı, 7/24 hizmet veriyor. Bir diğer önemli erişim hizmetimiz de, KADES akıllı telefon uygulaması. Bu uygulama üzerinden, kadınlar, cihaz konum bilgisiyle ihbarda bulunduğunda, KADES Yani (Kadın Acil Destek İhbar Sistemi) anında devreye giriyor. Jandarma ve Polis teşkilatlarımızda kurulan "Aile İçi Şiddet, Kadın ve Çocuk Suçlarıyla Mücadele" bürolarında kadın amir ve kadın personel görev yapıyor. İstanbul'da bu yıl; Şiddet Önleme ve İzleme Merkezimizden 2.902, Kadın konukevlerimizden 2.689 kadın, destek aldı. Geçtiğimiz yıl yaşanan, 33.101 aile içi şiddet olayı, bu yıl yüzde 12 azalarak 29.111 olmuştur. Şiddet mağduru kadınlar için, 58.817 önleyici ve koruyucu tedbir kararı aldık. Aile içi şiddet olaylarında, geçen yıl maalesef 47, bu yıl da 38 kadın hayatını kaybetti. Medeniyetimiz, yaratılmışların en kıymetlisi olan insana, şiddeti asla kabul etmez Yaşam hakkı, her insanın, en temel hakkıdır. Kadına şiddeti, insanlığa ihanet olarak görüyoruz. Devlet, millet olarak bu mücadelemizi, "sıfır tolerans" ilkesiyle, hassasiyetle sürdürüyoruz. En büyük hedefimiz, kadına yönelik şiddetin son bulması."

Devamını Oku
İstanbul Valisi Yerlikaya: Aile içi şiddet olaylarında bu yıl 38 kadın hayatını kaybetti

“Ey Dipdiri Meyyit”

Ey dipdiri meyyit sözünü Bediuzzaman hazretleri söylemektedir. Bedenen diri ama ruhen ölü insanları tasvir etmek için bu sözü kullanmıştır. Üstadın bu sözünü biraz açalım. İnsan iki yönlü bir varlıktır. Bu ikisi beraber var olmalıdır. Beden ölürse imtihan biter, ruh ölürse imtihanın bir anlamı kalmaz. Ruhunu diri tutan beden Rabbinden gelen mesajı anlamış ve gerekliliklerini yerine getirmiştir. Dipdiri meyyiti şu şekilde anlatabiliriz: Akıl tevhitten nasiplenmemişse, kalp muhabbetullah ile dolmadıysa bu kimse dipdiri meyyit sınıfına dahildir.

Bu sınıftan kurtulmak için bütün benliğimizle ibadetlere sarılmalıyız. İbadetler ise çeşit çeşittir. Fikirsel, duygusal ve davranışsal ibadetleri bir bütün halinde uygulamalıyız. Akıl kabını İslam ile doldurmalıyız. Bu kabı bu şekilde doldurursak diğer bütün ideoloji ve fikirlere karşı tedbir almış oluruz. Kalp kabını iman ile doldurmalıyız. İman ile dolan kalp ruhunun en derin kısımlarında dahi bu imanı hisseder. Davranışsal konularda ise islam fıkhını hayatımızda uygulayarak kendimizi geliştirmeliyiz. Bu üç konuyu birlikte uyguladığımızda ruhen dipdiri bir insan olmuş oluruz.

En çok konuşulan ama en az amel edilen bir dönemde yaşıyoruz. Şeytanın ya Rabbi ben bu günahlardan beriyim dediği, şeytanın bile bazı insanlara euzu-besmele çektiği iğrenç bir dönemde yaşıyoruz. Böyle bir dönemde bakıldığında Allah’ı hatırlatanlardan mısın, şeytana merhamet okutanlardan mısın?

Bugünün müslümanlığının misali televizyon kanalına benzemektedir. Televizyon kanalını değiştirdikçe programlara göre ruh halimiz çok kısa bir sürede nasıl değişiyorsa, yaşadığımız olaylara karşı da duruşumuz bu kadar çabuk değişmektedir. Modernizm insanı ruhsuzlaştırıp olaylara karşı duyarsızlaştırıyor. Bunun neticesinde ruhsuzlaşan müslüman bir topluluk olduk. Zulümler, bela ve musibetler artık bizleri etkilemez oldu. Böyle sıkıntılı bir zamanda akıl ve kalp kabımızı koruyup ruhumuzu yaşatmalıyız. Bunu yapmazsak ölürüz. Ruhun canlı kalması için kalp aklı desteklemeli, eğer desteklemezse din ideolojikleşir. İslamı fikir olarak gören, fikren kabul eden biri oluruz. Bu ise bizi tekfirci, partizan, hizipçi yapar ya da islamı bilen ama yaşamayan biri oluruz. Akıl kalbi desteklemezse samimi ama kullanılan bir müslüman olur. Bu iki örneği ziyadesiyle çevremizde görmekteyiz. Bu tehlikeyle karşılaşmamak için akıl kabını tevhit ile, kalp kabını ise ihlas sigortasıyla koruma altına almalıyız.

İki cami arası beynamaz olmaz. Gözü camii de olanın namazı kazaya kalır mı? En çok vakit harcadığın şey en çok sevdiğin şeydir. Ya aklını vahyin doğrultusunda kullanırsın eşrefi mahlukat olursun ya da aklını vahyin önüne geçirirsin belhum adal (hayvanlardan aşağı bir konuma düşmek) olursun. Tercih senin…? Bu yolda gaz ile bir yere kadar gidilir, sonrasında fikren ve kalben diri bir ruha ihtiyaç var. Fikren ve kalben ölü olanlar, bu yolda nereye kadar gidebilirler, muhatabına ne kadar heyecan verebilirler? Bilgi ile amelin aynı doğrultuda olması gerekiyor. Bilgi arttıkça amel azalıyorsa nefis azgınlaşır. Nefsini terbiye etmeyen insanlar için koltuk ve makamlar “ego” şişirme makinesidir. Geldikleri makamlarda sadece insanların başına bela olurlar. Bir yerlere gelmek için Kur’an’dan ve Peygamberimizden uzaklaşmamız gerekiyorsa o yolda hayır var mıdır? Böyle olmamak için takva sahibi olmalıyız. Allah’tan korkanlar; Allah’ın kitabını anlayarak okurlar. Kitabımızı anlayarak ve yaşayarak okursak Allah’ın razı olacağı bir kul oluruz. Selam ve dua ile sağlıcakla kalın.

Mücahit GÜLER

Devamını Oku
Bülent Ertekin

Prof. Dr. İbrahim Ortaş: Mesele Sınav Değil Sınavın Ölçtüğü Şey Önemli

Sınavların Yüz Yüze Yapılması Şart
Mesele Sınav Değil Sınavın Ölçtüğü Şey Önemli

Sınav bir ölçme değerlendirme kadar bilinen ile bilmeyenin, çalışan ile çalışmayanın, liyakat sahibi ile liyakat sahibi olmayanın ayrıt edildiği bir ayırt etme mekanizmasıdır. Sınavın ciddiyetle yapılması ve kimsenin hak etmeden başkasının yerine geçmesinin önlenmesi bir bilinç ve sorumluluk gerektirir. Konuyu çok önemsiyor ve bu aşamada sorumluluk ve farkındalığın genelde çoğu öğrencide yeterince gelişmediğini düşünerek konuyu öğrencileri kendi duygularına bırakmamamız gerekir diye düşünüyorum. Sınavları geçmek için, hiç merak etmedikleri konuları ve dersleri çalışmanın çoğuna cehennem azabı gibi geldiğini biliyorum. Bazen derste bile maalesef “hocam bu bilgi ne işime yarayacak” diyebilen öğrenciler ile karşılaşıyoruz. Öğrencilerin sadece sınavdan sınava çalıştığı, hocaların kısa notlarını hatırlamak için kullandığı sunum notlarından ders çalışan ve ezbere dayalı bir sınav sistemi ile öğrenciler hayata hazırlanamaz. Bu durum 21 yy ’da ülkemizin ulaşacağı hedeflere hizmet edemeyeceğini düşünerek çözüm önerileri geliştirmek zorundayız.

Sınavdan Öte Araştırma Kültürü ve Yüzleşmeyi Teşvik Etmek Gerekiyor Öğrencilerin nihai hedeflerinin diploma almak olduğunu bilmekle birlikte, ülkenin ve toplumun geleceği açısından, uygun yöntemlerle, eğitim ve araştırmanın kalitelisini yapmayı da düşünmemiz gerekmektedir. Her yönüyle donanım kazanmış bir diplomalı için test ve online sınavlar ile yetinilmeden, öğrencileri bağımsız araştırma yapmaya ve kendi kendilerine öğrenme becerileri kazandırmayı da sağlayacak yöntemler geliştirmek gerekir.
Öğrencilerin başarısı ve aldığı notları sadece % 20-40 vize, %80-60 oranında yılsonu sınavlarına bırakılmadan, ayrıca öğrenciyi araştırma yapma ve kendi yaratıcı düşünce potansiyelini ve de bilgi düzeyini ölçecek bir not sistemi ile daha gerçekçi bir değerlendirme yapılmış olur. Öğrencileri araştırmaya ve kaynak taraması gerektirecek ödev yapmaya yönlendirebiliriz. Kopyaya ve etik dışı davranışlara teşebbüslerin engellenmesi için ödevlerin Turnitin üzerinden taranılacağının bilinmesi yararlı olacaktır. Öğrenci sayıları uygun olan sınıflar için birkaç dakikalık sunumlar yaptırılabilir. Böylece öğrencilerin kendi yetenekleri ve potansiyellerinin farkına varmaları sağlanacaktır. Böylece daha hakkaniyetli bir ölçme değerlendirme yapılmış olur. Öğrencinin çok yönlü düşünsel boyutta çalışması ve kendi düşünce ve bilgilerini belirtmesi istenebilir. Kurumsal düzeyde bu tür önlemler alınarak öğrencilerin öğrenme kapasitesi artırılabilir. Aksi halde öğrencileri çağa hazırlayamayız.

Online Sınavlar Sorunlu, Yüz Yüze Sınav Şart
“Covid-19 Tedbirler” çerçevesinde zorunlu olarak eğitim ve sınavlar online yapılması kararlaştırıldı. Üniversitemizde sınavların açık kamera sistemi ile izleneceği belirtildi, ancak, vakalar artınca, merkezi olarak alınan bazı zorunlu karantina kararları nedeniyle, vaz geçildiği duyuruldu. Bu konuda öğrencilerin de talepleri olduğunu da biliyoruz.
Korona virüs nedeniyle geçen Haziran 2020 döneminde yapılan online sınavların çok başarılı geçmediği anlaşıldı. Açıkçası geçen sınav döneminde bazı sınıflarda toplu kopya çekildiğinin hissedilmesi nedeniyle “çalışan öğrencilere haksızlık yapılıyor” düşünceleri akla gelmektedir. Bilgi işlem yönünden alt yapısı yeterli olmayan çoğu üniversite güz dönemi dersleri sınavlarını online ve kamera ile izlemeye alacaklarını belirttiler. Ancak sorunun ciddiyeti anlaşılınca, bazı üniversiteler öğrencileri mevcut teknolojinin imkânları ile gözlemleme imkânı varken bile, yine de öğrencileri yüz yüze sınava çağırdılar. Bazıları da online üzerinde olanakları ölçüsünde sınav yapmaya çalışmaktadırlar.
Ancak yine de sınavların güvenle ve geçek anlamda ölçmeyi sağladığı konusundaki sorunun/sorunların çözülmediği görülüyor/biliniyor. Sınav sorularının sisteme yüklenmesi esnasında dahi çok sayıda pratik sorunun yaşandığı düşünülürse sınavın daha güvenli ortamda yüz yüze yapılması en büyük dileğimizdir. Bilgisayar, internet ve diğer olanakları yetersiz olan öğrencileri de düşünülerek sınavların yüz yüze yapılması ile bu tür haksızlıklarda önlenmiş olacaktır.

Mikrobiyolojik salgının yaratığı sağlık sorunun ciddiyetinin de farkındayım. Ancak her şeye rağmen yaşam devamda ediyor. Sorumluluk bilinci içinde farkındalıkla hepimiz kendimizi ve koşulları disipline ederek önlem almak zorundayız.

Yapılacak Açık: Yüz Yüze Sınavlar İçin Acilen Hazırlıkları Tamamlamak Gerekiyor
Üniversite eğitiminin özgül ağırlığı ve sebep-sonuç ilişkileri ekseninde işi bilenin diploma ve yetkisi sahibi olması hayati derecede önemli olduğu hepimizin malumu. Öğrenmenin ve bilgi sahibi olmanın ciddi bir disiplinli çalışma ile sağlandığı gerçeği ile bilen ile bilmeyenin ciddiyetle ayırt edilmesi şart. Ayrıca kişinin emeğinin doğru ölçülmesi ciddi bir ulvi ve etik durumu da içermektedir. Helen KPSS, Açık Öğretim Sınavları ve diğer kamu sınavları ve bazı vakıf üniversiteleri yüz yüze yapılmaktadır. Üniversitelerde de önlemler alınarak gerekirse birkaç gün daha sınav süresi uzatılarak ve de gerekli fiziki mesafe ve önlemleri de alarak yüz yüze sınavların yapılması sağlanabilir. Bu konuda şimdiden gerekli hazırlıklara başlayarak dönem sonu sınavlarını güvenli yapmamız eğitim kalitesi ve haksızlıkların giderilmesi için şart gözüküyor.

Özetle gerek kişilik hakları gerek sosyal imkânlar veya altyapı kısıtları online sınav kayıtlarını ve bunların takibini hem sorunlu hem de teknik olarak çok da mümkün kılmamaktadır. AÖF veya KPSS gibi sınavların düzenleme ve gözetmenliğini hocalarımız yaparken kendi sınavlarımızı uzaktan yapmak kabul edilebilir değildir.
Sonuç olarak yılsonu final sınavlarının yüz yüze yapılabilmesi için acilen hazırlıkları tamamlanmak gerektiğini düşünüyorum.
Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr

Devamını Oku
Prof. Dr. İbrahim Ortaş:  Mesele Sınav Değil Sınavın Ölçtüğü Şey Önemli

AYM: İşsizlik Fonu'ndan işverene destek anayasaya aykırı değil

Anayasa Mahkemesi, işverene sağlanacak ücret desteği tutarının İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmasını öngören kuralın anayasaya aykırı olmadığına hükmetti.

Anayasa Mahkemesi (AYM), işverene sağlanacak ücret desteği tutarının İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmasını öngören kuralın anayasaya aykırı olmadığına hükmetti.

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre CHP, 21 Şubat 2019 tarihli 7166 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun geçici 19. maddesine eklenen ve işsizlik fonundan işverene destek verilmesini öngören hükmün anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu.

CHP'nin başvurusunda, fonun, "işsiz kalınması durumunda çalışanlara ekonomik güvence sağlanması"na yönelik amaç dışında kullanılmasına imkan tanındığı, işverene teşvik sağlanmasının fon amaçları arasında bulunmadığı savunuldu.

Yüksek Mahkeme, kuralın anayasaya aykırı olmadığına hükmetti, CHP'nin iptal talebini reddetti.

Gerekçe
Kuralla, işverene sağlanacak ücret desteği tutarının İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmasının öngörüldüğüne işaret edilen gerekçede, teşvik niteliğindeki kuralla istihdamın artırılmasının amaçlandığı belirtildi.

Anayasanın 60'ıncı maddesiyle devlete, sosyal güvenlik hakkını sağlayacak gerekli tedbirleri alma ödevi yüklendiği ifade edilen gerekçede, anayasanın 49. maddesine göre de devletin işsizliği önlemeye yönelik ekonomik bir ortam yaratma yükümlülüğü bulunduğu, anayasaya aykırı olmamak kaydıyla bu kapsamda alınacak tedbirleri, bu tedbirlerin kapsamını, içeriğini, şeklini ve usulünü belirlemenin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu vurgulandı.

Gerekçede, şunlar kaydedildi:

"İşverene sağlanacak ücret desteği tutarının fondan karşılanmasının öngörülmesiyle ilave çalışan istihdamının kolaylaştırılmasının hedeflendiği açıktır. Bu yönüyle kural, devletin işsizliği önlemeye yönelik ekonomik bir ortam yaratmak yükümlülüğü kapsamında aldığı bir tedbir niteliğindedir. Öte yandan kural sosyal güvenlik hakkının sağlanmasına hizmet eden işsizlik sigortasının işleyişinde herhangi bir değişiklik öngörmemekte, işsizlik durumunda sigortalıya yapılan ödeme ve sunulan hizmetlerde herhangi bir sınırlamada bulunmamaktadır. Sigortalı, kural öncesinde sahip olduğu imkanları kural sonrasında da aynen muhafaza etmeye devam etmektedir. Bu itibarla işverene sağlanacak ücret desteği tutarının fondan karşılanmasının öngörülmesinin sigortalının sosyal güvenlik hakları bakımından bir kayba yol açtığı söylenemez."

Devamını Oku
AYM: İşsizlik Fonu'ndan işverene destek anayasaya aykırı değil