Kürtlere selam Veren Lider

Çok geriye gitmeye gerek yok, çünkü eskisi çok çok dertli, 1980 darbesinden sonra yasal olarak Kürtçe konuşma yasağı getirildi, bundan daha büyük bir kabahat var mı? Tabi bununla birlikte binlerce zulüm ve mağduriyetler başladı, hala bundan dolayı devlet adına bir özür diyen bile olmadı!

Düşünün sabah kalıyorsunuz kendini ifade edebildiğin dilin konuşma yasağı gelmiş, bu zulme “normaldir” diyen kim olursa olsun ülkemden def olsun derim, hatta dünyadan ayrılsın bence.

O kadar sıkıntı oluştu ki adam fırına ekmek almaya giderken ekmek Türkçe nasıl istenir bilemediği için şöyle bir ifade kullanıyor  “hele bı tırki dun ana bıde” (hele Türkçe iki ekmek ver) demek durumunda kaldı, bu bile tartışmaya neden oluyor Kürtçe konuştu diye,

Hey dünya hey!  bu ülkede gereksiz yere ne sıkıntılar yaşandı, Allah bu sıkıntıları oluşturanları kahretsin! etti de, ama bu kimselerin arkasında duran kimselerin aklına şaşıyorum.

Aslında birçok ehli vicdan kimseler bu zulmü fark ediyordu, ama bu saha tehlikeliydi, girmeye cesaret etmiyordu,

Merhum Erbakan; Kürt sorununu Türkiye-İran-Irak ve Suriye bir araya gelip hal etmemiz lazım, yoksa birileri bu sorunu kullanır, demişti.

Süleyman Demirel “Kürt realitesini tanıyorum,”

Mesut Yılmaz: AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçer,

Rahmetli Özal bu ülkede 12 milyon Kürt var dedi ve Kürtçe yasağını kaldırdı.

Ancak bir lider var ki bu sorunu çözmek için kalbi, kavli ve fiili her türlü imkanı değerlendirerek bu sorunu ortadan kaldırmaya çalıştı, ne yazık ki siyasi arenada etrafında da, karşısında da iyi niyetli pek kimse bulamadı.

Bu liderin adı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Siyasi hayatının birçok aşamasında Kürtler üzerinde sıkıntı oluşturan bu zulmün kalması gerektiğini dillendiren Erdoğan, iktidara gelir gelmez, genel olarak hak ve özgürlükler alanını genişlemenin yanı sıra Kürt sorunu adına da peyderpey iyileştirmeler oldu.

Bir dostum anlatıyor;  Erdoğan Başbakanken 2007 yılında bir gün Dolma Bahçede sarayında üç Kürt yazarı etkin dinleyerek bu sıkıntının içi yüzünü öğrenmek ister,  bir saat süren bu dinlemeden sonra gözlerinden akan yaşların yanı sıra diyor ki; “ey Allah’ım bu Kürt haklarını adalet dairesinde çözüme kavuşturmadan bu dünyadan göçsem sana ne cevap vereceğim. Diyor.

Gel de bunu ahret hayatına inanmayan kimi kerestelere anlat anlatabilirsen, tam tersine alay ederler.

Yapılanları bir yazıya almam zor ama bir kaçını dillendireyim,

TRT-6(ŞEŞ) açıldı sözüm ona Kürt muhalefeti olan parti boykot çağrısını yaptı, izlemeyin diye,

Kürdoloji açıldı dudak bükülerek küçük görenler oldu,

Mesut Berzani Diyarbakır meydanına davet edildi, yine zamanın DBT’si karşılamamak için boykot çağrısında bulundu,

İmralı, Kandil ile müzakereler oldu, derken Dolama Bahçede bir deklarasyon kabul edilecekti, basına poz verilerek sabote edildi.

Bu muhterem zat Recep Tayyip Erdoğan bir kere baldıran zehiri de olsa içer, yine de bu sorunu çözerim demişti, ama ne yazık ki muhatapları samimi ve sağlam değillerdi, her şeyden önce İslam ile barışık kimseler değildi ve bu başarının bir Müslüman lidere nasip olmasını istemiyor, ellerinde gelen engellemeyi yapıyorlardı.

Çözüm süreci sebebi ile rahat bir tarzda terör endeksli siyaset yapıp HDP 80 vekille meclise gitti orada görevini yapmayıp tekrara sokaklara indi, yetmedi hendek mücadelesinin arkasında durdular.

Şu anda barajın altında kalan bu parti Cumhurbaşkanı bir daha HDP meclise gelsin diye milliyetçi bazı kavramları kullanıyor, ben dahi düşünüyorum acaba bir daha meclise gitseler insanca vazifelerini yapacaklar mı? Yoksa Seza Temelli eş bakanlığında gevezeliğine devam mı edecekler?

Kürt kardeşim diyen Başbakan,

Kürdistan eyaleti diyen Başbakan,

Kardeşlik hukuku diyen Cumhurbaşkanı,

Bu zatın adı Recep Tayip Erdoğan’dır.

Ne yaptıysa işe yaramadı, maalesef Kürt partisi olmadığı halde, öyle lanse edilen komünist beyinli bir parti her atılan adımı küçük gördü,

*Bunları yapmaya mecbursunuz,

*Tabi ki bu hakları vereceksiniz,

*Bu iyileştirmeleri minnet edemezsiniz,

*Bu gelişmeler PKK’nin silahlı mücadelesi sayesinde oluyor,

*Söke söke alırız …vs.

Bu şuna benziyor, namazını kılan birisine “Allah kabul etsin” demek yerine, “ne yani, zaten kılmak zorundasınız, bir de dua mı bekliyorsun” demeye benzer.

Halbuki iyi işler iltifat ister, ki kişi motive olsun daha iyisini yapsın ama nerde o zarafet?

Adamların derdi ne Kürt’tür ne Kürdistan’dır varsa yoksa kanton komün, sosyalist bir düzen, bunu da halka açıktan söyleyemiyorlar.

Cumhurbaşkanımıza Allah kolaylık versin gerçekten işi zor, ama zor olmasına rağmen doğru yolda devam etmesini diliyorum, bir canımız var o da Allah için hak yoluna, adalet uğruna feda olsun derim.

Daha huzurlu ve mutlu gönleri görmek, yaşamak dileğiyle

Devamını Oku
Eyüphan Kaya

SEBZE VE MEYVELERDEKİ PESTİSİT KALINTILARI KISIRLIĞA YOL AÇIYOR

Gıdalarında yüksek miktarda pestisit kalıntıları bulunan kadınların gebe kalma ihtimallerinin yüzde 18 ve canlı doğum yapma ihtimallerinin yüzde 26 daha düşük olduğu bildirildi.

JAMA’ da yayınlanan araştırmaya göre, bir kadının günde bir porsiyon yüksek pestisit kalıntılı sebze-meyve yerine düşük kalıntılı sebze-meyve yemesi gebe kalma şansını yüzde 79, canlı doğum yapma şansını ise yüzde 88 artırıyor.

Araştırma kısırlık tedavisi gören 325 kadın üzerinde, Tarım Bakanlığı tarafından yayınlanan meyve ve sebzelerdeki pestisit kalıntı raporlarından istifade edilerek yapıldı.

Rapora göre, en fazla pestisit kalıntısı ıspanak, çilek, biber, üzüm, lahana, elma ve domateste; en az ise avokado, fasulye, soğan, karnabahar, portakal ve erikte bulunuyor.

Daha önce yapılan araştırmalarda pestisitlerin sperm sayısını azalttıkları ve pestisitlerin gebelik hormonlarını etkiledikleri gösterilmişti.

Bu araştırma bir sebep-sonuç ilişkisini göstermemekle beraberi pestisitlerin insan sağlığı için ne kadar zararlı olabileceklerini bir kere daha hatırlatmış oluyor.

Gelelim neticeye

Bu gidişte Amerika' da böcek, sinek kalmayacak ama insanlarda üreyemez olacaklar.

Çok şükür ki bizim böyle bir problemimiz yok.

Kaynak: https://jamanetwork.com/journals/jamainternalmedicine/fullarticle/2659557?resultClick=1

Devamını Oku

SERTAB VE ÖZKÖK’ Ü “OT YOLUNA GİTMEMELERİ” İÇİN UYARIYORUM

Tuzu kuru insanların en büyük derdi olabildiğince uzun yaşamak, 100 sene 150 sene ve hatta daha da fazla ama “genç kalmak” şartıyla.

Ertuğrul Özkök bunu “ebedi gençlik” olarak dillendiriyor, yaşım ilerlerse ilerlesin ama “genç kalayım” istiyor (1).

Ünlü şarkıcımız Sertab Erener de aynı yolun yolcusu (2).

Tabii ki haklı ve yalnız da değiller elbette; onlar gibi milyonlarca insan olduğuna inanıyorum.

Vitamin, mineral, antioksidan, balık yağı haplarının hiçbir işe yaramadığı artık saklanamaz olunca piyasayı uyanık tüccarların “telomerlerimizi” uzatacak, hiç değilse kısalmalarını önleyecek, geciktirecek ürünleri doldurmaya başladı.

Astragalus bitkisinin de bu bitkiden elde edilen TA-65 adlı molekülün de telomeraz enzimini aktive ederek kısa telomerleri uzattığı iddia ediliyor (1, 2).

Peki, bunlar doğru, bu maddeler gerçekten işe yarıyor mu, sorusuna cevap vermeden önce teleomerlerin ne olduğuna bakalım.

Telomer nedir?

Telomerler, kromozomların uç kısımlarında bulunan ve DNA proteinlerinden oluşan koruyucu başlıklardır.

Telomerler her hücre bölünmesinde kısalırlar, bundan dolayı da yaşlı hücrelerin telomerleri genç hücrelerinkinden daha kısa olur ve bu yapıların çok kısalması hücre ölümünün yakın olduğunun bir işaretidir.

Telomer uzunluğu yaşlanmanın biyolojik bir belirteci olarak görülür.

Kalıtsal olarak uzun telomerlere sahip olan insanların daha uzun yaşadıkları, kısa olanların ise yaşlanmayla ilgili demans, kalp hastalıkları ve kanserlere daha çok yakalandıkları bilinir.

Sigara, hava kirliliği, hareketsizlik, radyasyon, obezite, şiddet, stres ise teleomerlerin kısalmasını hızlandırır (3, 4, 5).

Telomerleri uzatan ilaçlar gençlik ilacı olabilir mi?

Uzun yaşamak için telomerleri bir ilaçla -hele de bitkisel bir ilaçla- uzatmak kulağa çok hoş gelebilir ama elimizde bunu ispatlayan yeterli ve güvenilir bilgi yoktur.

Buradaki esas mesele teleomerlerin kısalmasına sebep olan etkenleri, yani hayat tarzındaki olumsuzlukları (sigara, hava kirliliği, radyasyon, obezite, stres vb) ortadan kaldırmaktır.

Bir "ilacın" laboratuvar şartlarında veya hayvan deneylerinde teleomerlerin kısalmasını önleyebildiği veya uzamasını sağlayabildiği gösterilebilir ama bu insanların böyle bir ilaçla sağlıklı uzun bir ömür süreceği anlamına gelmez.

Hatta bu tür ilaçların kanser ve başka pek çok hastalık riskini artırmaları veya mevcut bir hastalığı veya kanseri hızlandırmaları da kuvvetle muhtemeldir.

Dr. Bill Andrews’ in esamisi okunmuyor

Sertab’ ın da Özkök’ ün de yere göğe sığdıramadıkları “telomer uzmanı” Dr. Bill Andrews Hürriyet’ teki resimlerinde bir kere 65 yaşından fazla gösteriyor.

70 yaşında olduğunu söyleyen Özkök telomerciden hem daha genç hem daha dinç görünüyor.

Sertab’ ın 16 yılını telomerlere vermiş dediği Andrews’ in tıbbi araştırmaların kayıt altına alındığı www.pubmed’ de adı sadece bir yayında, kendisiyle yapılan bir röportajda geçiyor (6).

Bill Andrews adı ne telomerlerle ne başka konulardaki araştırmalarla ilgili tek bir defa bile yer almıyor.

Andrews, 16 sene ne yapmış merak ettim.

Pubmed’ de TA-65 maddesiyle ilgili aramada ise 18 yayın çıkıyor ama bunların sadece 4 tanesi TA-65 ile insanlar üzerinde yapılan araştırma; diğerleri laboratuvar hayvan deneyleri veya TA-65 ile ilgili olmayan araştırmalar (7).

Buna göre, bizimkilerin meftun olduğu Andrews’ i bir bilim adamı veya araştırmacı olarak görmek mümkün olmadığı gibi TA-65 isimli molekülün bilimsel bir değerinden söz etmek de mümkün değil.

Gelelim neticeye

BİR: Bu tür otlar ve moleküller uzun yaşama sevdalısı insanları kandırmaktan, oyalamaktan başka bir işe yaramaz, üstelik ciddi riskleri de olabilir.

İKİ: Uzun ve sağlıklı yaşamak adam gibi beslenmek ve adam gibi bir hayat tarzıyla mümkündür.

ÜÇ: Özkök ve Sertab, bu tür abidik gubudik ürünlere kanabilirler, kendileri bilir ama başkalarını kandırmaya hakları yoktur.

DÖRT: Bill Andrews bilim adamı falan değil, bir bitki tüccarı veya pazarlama elamanıdır.

BEŞ: Özkök’ ün de Sertab’ ında “ot yoluna gitmelerini” istemem.

Kaynaklar:

1. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ertugrul-ozkok/benim-yasimdaki-insanlar-ebedi-gencligi-gorecek-mi-40627194

2. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/sertab-erener-telomer-tedavisi-goruyor-hedefi-100-yasina-kadar-yasamak-40626299

3. https://jamanetwork.com/journals/jamapediatrics/fullarticle/2656621

4. http://ahmetrasimkucukusta.com/2017/07/04/yazilar/elestirel-yazilar/ilaclar/mide-koruyucu-ilaclar-olum-riskini-artiriyor/

5. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28450121

6. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Bill+Andrews

7. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=TA-65

Devamını Oku

ÖKSÜRÜK İÇİN YENİ TEDAVİ UMUDU

Sağlıklı çocuklarda hava yolları epitel hücrelerinde TRPV-1’ e bağımlı kalsiyum transportunun RSV enfeksiyonlarında hiperaktif olduğu tespit edildi.

Araştırmaya göre, bu hiperaktivite hücre içinde kalsiyum dengesizliğine sebep olarak öksürük, düz kas kasılması, mukus yapımında ve damar geçirgenliğinin artışa yol açıyor.

Çocuklarda ortaya çıkan bu etkiler bu virüsle enfekte olan erişkinlerde görülmüyor.

Bu kanalın bloke edilmesini sağlayacak ilaçların çocuklarda RSV enfeksiyonunda standart astım ilaçlarıyla tedaviye cevap alınamayan durumlarda işe yarayabileceği umut ediliyor.

Gelelim neticeye

Ömür biter, tıpta yeni ilaç umudu asla bitmez.

Kaynak: http://www.jacionline.org/article/S0091-6749(17)31271-X/abstract

Devamını Oku

Öğretmenler münhal kadroların açıklanmasını bekliyor

MEB Öğretmenlerin il içi tayinleri içi başvuru takvimini açıklamış ve başvurular başlamış olmasına malesef münhal kadrolara ilişkin gerekli açıklamayı çoğu yerde hala yapmış değil. Öğrertmenlerin bir kaç yıllık yaşam planlamasını doğrudan etkileyen bir uygulamanın bu denli savruk ve keyfekeder yürütülüyor olması ibretliktir. 22 Mayıs itibariyle başlayan 2018 yılı il içi isteğe bağlı yer değişikliği başvurularını öğretmenlerin bu şartlar altında nasıl yapması bekleniyor? İllerinde münhal bulunan kadrolarla ilgili çaalışmayı öğretmenlerin kendilerinin yapması şeklinde MEB’in yeni bir uygulaması mıdır bu?

MEB bünyesinde pek çok öğretmenin yer değişikliği talebinde bulunacağı aşikar. Geçmiş yıllardaki verilere üstünkörü bakıldığında vaziyetin böyle olacağı rahatlıkla görülecektir. Dolayısıyla bu yönde öğretmenlerin talebinin olacağı biliniyor iken ve MEB’in rutin yer değişikliği talebi önceden biliniyorken eğitim sisteminin ve MEB’in ana omurgasını oluşturan öğretmenlere yönelik bu vurdumduymazlık izah edilebilir mi? Sorumlulukları her gün yüz kez hatırlatılan, olur olmaz her iş için hesap sorulan öğretmen karşısında cevval olan MEB, kendi çalışanının en temel hakkını kullanması için rehavette level atlaması nasıl izah edilecek? Birileri için yer tahsisi mi yapılmaktadır? Münhal kadroları açıklamamak dedikodulara, şayialara, istismarlara kapı aralamak değil midir?

Her gün öğretmenlik mesleğinin kutsallığından, öğretmenin nasıl hakkı ödenmez bir fedakar olduğunu dillendirenler sanırım öğretmen denince meselenin kuru bir retorik olduğunu düşünüyorlar. Öğretmenleri hangi içi boş laflarla taltif ettiğiniz değil, çalışma hayatlarında ne tür muameleye tabi tuttuğunuzdur önemli olan.

Malesef öğretmenlerin omuzlarındaki en büyük kambur yine kendi bakanlığı. Kendi kurumundan kendisine hayır yok. Öğretmenin kendi kurumunda itibarı yok. Basit bir bürokratik işlem olan münhal kadro meselesi de bu hali ile MEB’in kendi öğretmenine verdiği önem ve değerin ıspatı hükmündedir.

Özgür Eğitim-Sen olarak MEB’in zaten sıkıntılı olan kurumsal imajını iyice baltalayan ve çok daha önemlisi oek çok öğretmenin mağduriyetine yol açacak bu sorumsuzluğun bir an önce bir an önce düzeltilmesi için tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz.

Devamını Oku
HaberX Editör

Caddebostan Resim Kulübü Venüs Sanat Galerisi’nde

Caddebostan Resim Kulübü Karma Resim Sergisi Venüs Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.

26 Mayıs tarihinde açılacak olan sergi 6 Haziran tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Tanya Müsevitoğlu yönetiminde farklı disiplinlerde çalışan Caddebostan Resim Kulübü üyeleri;

Berna Gümüşgerdanlı, Beyda Ersen, Damla Koç, Deniz Akgöz, Dilek Yılmaz, Gülendam Akpınar, Koparal Mollaoğlu, Lale Karadeniz, Namık Meriç, Nevin Onan, Nezih Gündoğan, Sevgi Tezcanlı, Zuhal Aydın’dır.

Sergide sanatçıların 48 adet çalışması yer almaktadır.

Açılışı 26 Mayıs Cumartesi günü saat 15.00 de yapılacak olan sergi hafta içi her gün 10:00 ile 18:00 saatleri arasında ziyarete açık olacaktır.

VENÜS Sanat Galerisi

Mustafa Mazharbey Cad. Mustafa Kaya Sokak No 2

Göztepe-Kadıköy

0216 565 3572

Devamını Oku
HaberX Editör

Atatürk Havalimanı arazisi, millet bahçesi oluyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınında 'Cumhurbaşkanı Özel Yayını' programında açıklamalarda bulundu.

Erdoğan'ın açıklamaları şöyle: İlk mitingimizi Erzurum'da başlatacağız. Çok çok farklı olacağını hissediyorum. Cumartesi oradayız. Yarın beyannamemizi açıklamak suretiyle, beyanname içerisinde ne var ne yok, tüm vatandaşlarımıza anlatacağız. 31 miting gerçekleştireceğiz, bazı ilçelerde de mitinglerimiz olacak. (Evinizde iftar yapacak mısınız' sorusuna) İftarı yapmazsak sahuru muhakkak evde yapacağız. Tüm adaylar komisyona geldi. 7000'i aşkın müracat oldu. 7000'i aşkın kişiler içerisinde 600 adayın olduğu vekil listelerine giremeyenler, eğer samimiyetle gönül verdilerse kardeşlik atmosferi içerisinde kalan 24 Haziran'a kadar süreçte koşturacaklar. AK Parti sıradan bir parti değil. Burası bir davadır. Bu davaya gönül verenler her türlü emeği verecekler. Ben onlara kardeşim gibi bakıyorum. (Bakanların milletvekili adayı gösterilmeleri) Artık öyle 25 bakanlı Bakanlar Kurulu yok. Kabinedeki bakan sayısı ciddi manada düşecek. Kabinenin yürütme kapasitesi yüksek insanlardan oluşturulması gerekecek. Halkım, cumhurbaşkanlığı görevini ikinci defa şahsıma verirse ben inanıyorum ki güçlü bir parlamento ile beraber verecektir. Bu vatanın neresinde ne eksik bunu bilyoruz. Sıfırdan başlamıyoruz. Kalınan noktadan devam edeceğiz. Millet bizden icraat bekliyor. Biz ne dediysek yaptık. Şimdi çıkıp şunu yapacağım bunu yapacağım diyorlar. Senin ne yapacağını nereden bileyim? Biz çevreciyiz. Ve bugüne kadar biz diktiğimiz milyarlarca ağaçlarla nam salmış bir iktidarız. Yeni bir adım daha atacağız. Bazı illerimizde millet bahçeleri kuracağız. Örneğin Konya'da eski Konya Stadı vardı. O stadın yerine bir millet bahçesi yapılacak. İstanbul havalimanının olduğu yere millet bahçesi yapacağız. Şehir hastaneleri, batının bile erişemediği bir sağlık sistemi.

Devamını Oku
HaberX Editör

Yunanistan, darbecilere iltica hakkı veriyor

Yunanistan'da Danıştay Mahkemesinin, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrası bu ülkeye kaçan darbeci askerlere iltica hakkı verilmesine hükmettiği bildirildi. Danıştay Genel Kurulunda, Yunanistan Hükümeti'nin, İltica Dairesi tarafından darbeci askerlerden Süleyman Özkaynakçı'ya verilen sığınma hakkının iptaline yönelik itirazı değerlendirildi. Bugün toplanan Danıştay hakimlerinin, hükümetin karara yönelik itirazını reddederek, darbecilere iltica hakkı verilmesine onay verdiği belirtildi.

Özkaynakçı için verilen kararın emsal teşkil etmesi sebebiyle, diğer darbeci askerler için de iltica hakkı verilmesi onaylanmış oldu.

Devamını Oku
HaberX Editör

Erdoğan: Kurdaki dalgalanma, Türkiye'nin ekonomik gerçeklerini yansıtmıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, düzenlenen iftar yemeğinde partililere seslendi. Erdoğan, konuşmasında kurda yaşanan dalgalanmaya da değinerek, yaşanan dalgalanmanın Türkiye'nin ekonomik gerçekliğini yansıtmadığını söyledi. Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle: Biz her zaman olduğu gibi milletimizin karşısına yine riyasız, hesapsız, kitapsız, tamamen hasbi bir şekilde çıkıyoruz Kurdaki dalgalanma sadece ülkemizle ilgili değildir, küresel düzeyde yaşanan bir sorundur. (Kurdaki dalgalanma) Ortada üstesinden gelemeyeceğimiz bir sıkıntı yoktur. Tüm vatandaşlarıma sesleniyorum. Kendi paramızı yabancı paralarla değiştirmeyin. Yerlilik budur. Millilik budur. Kendi yerli paranızı dövize değişmeyin. Yerli paramızla hareket etmeye devam edelim. Millilik, yerlilik, vatanseverlik budur.

Devamını Oku
HaberX Editör

Binali Yıldırım: İlave tedbirler alıyoruz