Coronavirus (Covid-19)

  • 31,497,547Coronavirus Vaka Sayısı
  • 969,535Ölü Sayısı
  • 7,401,080Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 10:50

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

Barış Pınarı bölgesinde 4 terörist etkisiz hale getirildi

Barış Pınarı bölgesinde terör örgütü PKK/YPG’nin saldırı girişimi önlendi, 4 PKK/YPG’li terörist etkisiz hale getirildi.

Terörle mücadele sınır ötesinde de kararlılıkla sürüyor. Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye'nin kuzeyinde terörden arındırılmış bölgede teröristlerin sızma girişimlerine fırsat tanımıyor. 

 

Son açıklama Milli Savunma Bakanlığı'ndan (MSB) yapıldı. Barış Pınarı bölgesinde komandolar bir saldırı girişimini daha engelleyip 4 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hale getirdi.

 

MSB'den yapılan videolu paylaşımda, "Kahraman komandolarımız, Barış Pınarı bölgesindeki Suriyeli kardeşlerimizin huzur ve güvenliği için her türlü tedbiri almaya devam ediyor. Komandolarımız, terör örgütü PKK/YPG’nin bir saldırı girişimini daha önleyerek 4 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hale getirdi" denildi.

Devamını Oku
Barış Pınarı bölgesinde 4 terörist etkisiz hale getirildi

ABD'den Yunanistan'a 'Sevilla haritası' yanıtı

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, "ABD (Yunanistan'ın sözde kara sularına ilişkin) Sevilla haritasının hukuki bir öneme sahip olduğunu düşünmemektedir” ifadeleri kullanıldı.

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği, ABD'nin, Yunanistan'ın sözde kara sularına ilişkin Sevilla haritasının hukuki bir öneme sahip olduğunu düşünmediğini bildirdi.

 

Büyükelçilik, Twitter hesabından "Sevilla Haritası adlı harita ile ilgili olarak bugüne kadar Türk basınında çok sayıda görüş yer almıştır" notuyla bir açıklama paylaştı.

 

ABD'nin "prensip gereği" diğer devletlerin deniz yetki alanlarıyla ilgili ihtilaflarda herhangi bir pozisyon almadığı kaydedilen açıklamada, "Sevilla Haritası'nın 'hukuki statüsü' hususunda, Amerika Birleşik Devletleri, Sevilla Haritası'nın hukuki bir öneme sahip olduğunu düşünmemektedir. Avrupa Birliği'nin de Sevilla Haritası'nı hukuki bağlayıcılığı olan bir belge olarak değerlendirmediğini görmekteyiz" ifadesine yer verildi.

 

Açıklamada, ayrıca deniz yetki alanlarının uluslararası hukuka dayalı olarak, ilgili devletler arasında varılan mutabakatla karara bağlandığı kaydedilerek, "Amerika Birleşik Devletleri, iyi niyetli diyalog ve müzakere anlayışını şiddetle desteklemekte ve Türkiye ve Yunanistan'ı, istikşafi görüşmeleri en kısa süre içinde yeniden başlatmaya teşvik etmektedir" değerlendirmesi yapıldı.

 

Sevilla haritası

 

Sevilla haritası, Rum-Yunan ikilisinin Türkiye'yi Akdeniz kıyılarına hapsederek izole etme hayallerinin temel araçlarından biri olarak kullanılıyor.

 

İspanya'nın Sevilla Üniversitesi beşeri denizcilik coğrafyası alanında uzman Prof. Juan Luis Suarez de Vivero tarafından hazırlandığı için üniversitenin adıyla anılan bu harita, Yunanistan'ın Ege ve Akdeniz'de kıta sahanlığı olarak hak iddia ettiği alan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin (GKRY) 2004 yılında ilan ettiği MEB'in sınırlarının AB'nin resmi sınırları olduğunu öne sürüyor.

 

Bu haritanın iddiasına göre, Meis Adası'ndan başlayan Yunan kıta sahanlığı güneye doğru Akdeniz'in ortasına kadar iniyor ve Türkiye'ye Antalya Körfezi dışında bir çıkış fırsatı tanımıyor.

 

Türkiye, yüzölçümü 10 kilometrekare olan, Anadolu'ya 2 kilometre, Yunan ana karasına ise 580 kilometre uzaklıkta olan bir adanın 40 bin kilometrekare genişliğinde kıta sahanlığı alanı yaratmasının rasyonel ve uluslararası hukuka uygun bir tez olmadığını vurgulayarak bu iddiaları reddediyor. Yunanistan ve GKRY tarafından yıllardır her vesileyle "AB'nin Doğu Akdeniz'deki deniz sınırları" olarak ön plana çıkarılan haritanın resmi bir hükmü olmadığı ve AB tarafından hazırlatılmadığı Birlik yetkilileri tarafından açıklanmışsa da AB'yle irtibatlı çeşitli kaynaklarda bu haritanın temel alındığı biliniyor.

Devamını Oku
ABD'den Yunanistan'a 'Sevilla haritası' yanıtı

Ukrayna günlük koronavirüs rakamları: 2,884 yeni vaka, 59 can kaybı (22 Eylül)

Ukrayna Halk Sağlığı Merkezi tarafından açıklanan Ukrayna günlük koronavirüs rakamları: 22 Eylül günü sabah itibariyle önceki gün içerisinde 2,884 laboratuvar onaylı yeni koronavirüs vakası görüldü. Toplam vaka sayısı 181,237...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Bakan Koca: Şiddetin ihtimali bile olmamalı, devlet geçit vermeyecek

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden kişinin yakınlarının sağlık görevlilerine saldırarak ameliyathaneye girmeye çalışmasına tepki gösterdi, "Şiddetin ihtimali bile olmamalı. Devlet, geçit vermeyecek" dedi.
Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisinde çok sayıda kişi, ateşli silahla yaralanan, müdahalelere rağmen kurtarılamayan yakınlarını kuralları zorlayarak görmeye çalıştı.

Sağlık görevlileri, ameliyathane kapısına sedyelerle barikat kurarak korundu.

Polisin saldırganlara müdahalesinin ardından sağlık çalışanları göreve dönebildi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından olayın görüntülerini paylaşarak tepki gösterdi.

Bakan Koca, "Arkadaşlarımız, şiddet olasılığına karşı, kapıyı kapalı tuttu. Şiddetin ihtimali bile olmamalı. Devlet, geçit vermeyecek!" ifadelerini kullandı.

Devamını Oku
Bakan Koca: Şiddetin ihtimali bile olmamalı, devlet geçit vermeyecek

Alman virolog: Bu kış zorlu geçecek

Almanya hükümetine Kovid-19 salgınıyla ilgili danışmanlık yapan Berlin Charite Hastanesi Viroloji Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Christian Drosten, Kovid-19’a karşı aşı bulunsa da uzun bir süre daha maske takmak zorunda kalınacağını söyledi. Drosten, "Bu kış zor geçecek" ifadelerini kullandı.

Alman hükümetine Kovid-19 salgınıyla ilgili danışmanlık yapan Berlin Charite Hastanesi Viroloji Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Christian Drosten’e göre koronavirüs salgınında aşı bulunsa da uzun bir süre daha maske takmak zorunda kalacağız. Dünyada ilk SARS-CoV-2 test kitini geliştiren ünlü virolog Drosten, Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, “Küresel tahminler yapmak çok zor. Avrupa’da birbirinden farklı zor durumlar söz konusu. Kolay bir kış olmayacak. Gelecek yıl aşıya sahip olacağız. Halkın belirli kesimlerinin aşılanmasının gelecek yılın sonuna kadar süreceğini tahmin ediyorum. Maskelerden bu kadar çabuk kurtulamayacağız” dedi.

Aşılama başlasa bile halkın çoğunun maske takmak zorunda kalacağını vurgulayan Drosten, Almanya gibi çok az enfeksiyonun olduğu ülkelerde bağışıklık kazananların sayısının sınırlı olacağını söyledi. Afrika’da hastalığın genç nüfusa sahip olması nedeniyle daha az şiddetli seyrettiğine işaret eden Drosten, şunları söyledi:

“Hindistan için şu anda çok endişeliyim. Hindistan büyük bir nüfus yoğunluğuna sahip. Virüs orada yayılıyor. Kontrolsüz diyemem ama neredeyse öyle. Sonra, tabii ki Güney Amerika. Şu anda küçük bir bilmece olan Afrika kıtası. Ama aynı zamanda kuzey yarımküre de söz konusu. Kış geliyor ve aralarında Avrupa’nın da olduğu virüs üzerinde çok az kontrol sağlayabilmiş bölgeler korona vakalarıyla sonbahara giriyor. Avrupa‘da da olmak üzere, çok yakında daha sıkı önlemler alması gerektiğine inandığım ülkeler mevcut. Avrupa ülkeleri arasında nüfus yapısı ve diğer parametreler açısından çok az fark olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle Fransa, İngiltere, İspanya gibi diğer ülkelere bakmalıyız. Orada gördüğümüz şey, ekonomi için katlanılabilir ama gerekli olan tepkileri çok erken vermezsek Almanya’da da benzer durumları yaşayacak olmamız. Şu anda uyguladığımız ve hiçbir şekilde eleştirilecek bir tarafı olmayan önlemleri değiştirmek için doğru noktayı bulmak zor bir iş. Konseptleri yaygın virüs bulaşmasını önlemek ve bir aşının kullanılmasını beklemek olan dünyanın diğer bölgelerinde 2021’in sonuna kadar maske takılacağından yola çıkabiliriz. Doğru tahminler yapmak imkansız, ancak gelecek yıl maske taktığımız bir yıl olacak.”

‘Günlük vaka sayısı 50 bine çıkacak’
İngiltere’de hükümetin sağlık danışmanı Prof. Chris Whitty ülkede koronavirüs vaka sayısının her 7 günde ikiye katlandığını söyledi. Whitty, yeni kısıtlamaların getirilmemesi halinde ekim ortasında günlük vaka sayısının 50 bine çıkacağını, kasım ortasında günlük can kaybının 200’e yükseleceğini belirtti. Vaka sayılarının bölgesel farklılıklar göstermekle birlikte her yaş grubunda arttığını Whitty, bunun test sayısının artmasıyla ilgisi bulunmadığını vurguladı. Ülkede, pazar günü bir günde tespit edilen yeni vaka sayısı 3899’du.

'Sürü bağışıklığı virüsün yayılmasını önlemeyecek'
Salgının başında sürü bağışıklığını benimseyen bir politika izleyen İngiltere’de nüfusun yüzde 8’inin Kovid-19’a karşı antikor geliştirdiğini, Londra’da ise bu oranın yüzde 17 olduğunu açıklayan Whitty, bu oranların virüsün yayılmasını önlemeyeceğine dikkat çekti. Hükümetin bilim danışmanı Patrick Vallance ise Kovid-19 nedeniyle hastanede tedavi görenlerin sayısının eylül ayı başından beri sürekli artış gösterdiğini kaydetti. Sonbahar ve kış döneminde salgının daha da artacağının beklendiğini vurgulayan Vallance, durumun ciddiyetinin herkes tarafından anlaşılması gerektiğini vurguladı. Gripten yılda ortalama 7000 kişinin öldüğünü belirten Vallance, koronavirüsten ölüm sayısının çok daha yüksek olduğunu söyledi. Vallance, İngiltere’de Kovid-19 bulaşanların sayısının toplam 70 bin civarında olduğunu ve günlük vaka sayısının 6000’lerde seyrettiğinin tahmin edildiğini ifade etti.

‘Mini karantina’
Başbakanlık konutunda dün Prof. Whitty, Maliye Bakanı Rishi Sunak ve Sağlık Bakanı Matt Hancock ile bir araya gelen Başbakan Boris Johnson’ın 'iki haftalık mini bir karantina” önerisini değerlendirdiği belirtiliyor.

Hükümet ülke çapında kısıtlamalardan ziyade bölgesel önlemler üzerinde duruyor.

Ülkenin kuzeyindeki Lancashire, Merseyside, Midlands ve West Yorkshire bölgelerinde vaka sayılarının artması nedeniyle önlemler geçen hafta artırıldı.

Devamını Oku
Alman virolog: Bu kış zorlu geçecek

EMİN PAZARCI: Ayıp, çok ayıp…

İyiyiz, dünyadaki pek çok ülkeye baktığımızda övünülecek bir noktadayız. Bütün istatistikler de bunu gösteriyor zaten. Ama zor ve sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Küresel bir sıkıntı ile karşı karşıyayız. Ancak, kendi mücadelemizi de kendimiz vermek zorundayız. Bütün milleti ilgilendiren zorlu bir sınavla karşı karşıyayız.

Asıl yük, elbette sağlık çalışanlarının üzerinde. Sağ olsunlar, çırpınıp duruyorlar. En büyük bedeli de onlar ödüyorlar…

Bizde Türk Tabipler Birliği adında bir kuruluş var. İlk günden itibaren garip tavırlar içinde. Sanırsınız, Türkiye’nin mücadelesini gölgelemek ve sıkıntı üretmekle görevli. Bütün dünya bizi alkışlayıp, örnek olarak gösterirken; bu Birlik meselelere çok farklı gözle bakıyor.

Devlet maske dağıtıyor, “olmuyor” diyor.

Yapılan testlerle ilgili moral bozucu açıklamalar yapıyor.

Küçücük sağlık ocağındaki aksayan bir konuyu büyütüp, Türkiye fotoğrafıymış gibi sunmaya çalışıyor.

Sürekli olarak hasta sayıları ile ilgili kafa karıştırıcı açıklamalar yapıyor.

Hiç memnun değil. Hiçbir şekilde tatmin olmuyor. Ama mücadeleye omuz verip, elini taşın altına koymaktan da kaçınıyor.

Sanırsınız, mücadeleyi kirletmek gibi bir görevi var. Ya sağlık sistemini çökmüş gibi gösteriyor ya da çökecekmiş görüntüsü vermek için çırpınıyor. Felaket tellalından farkı yok.

***
Tabipler Birliği, elbette üyelerinin hak ve menfaatlerini koruyacak. Ama bu Birliğin yaptığı, adeta sağlık sistemine topyekûn bir saldırı gibi!

Doğal olarak tepkiler de ortaya çıkıyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bu tepkiyi en sert şekilde ortaya koyan bir isim.

Karşısına da İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener çıktı hemen. Ne ilgisi varsa, Atatürk’ü de işin içine katıp karşı saldırıya geçti. Aynen şu ifadeleri kullandı:

-Atamın bize emanet ettiği Türk Tabiplerine selam olsun.

İyi güzel de Atatürk “Beni Türk Tabiplerine emanet edin” dedi. Devlet Bahçeli’nin “virüsten daha tehlikeli” dediği terör destekçilerine değil ki!

Bu Birlik, 2015 yılında PKK-YPG’nin Suriye kolunun başı olan Asya Abdullah’a “Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü” verdi. Benim ülkemin düşmanı ve vatandaşlarımın katili bir kadını kutsayıp göklere çıkardı.

Bunu mu istemişti Atatürk?
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
EMİN PAZARCI: Ayıp, çok ayıp…

SEDAT ERGİN: Doğu Akdeniz’de gerilim döneminin muhasebesi

Herhalde 2020 yazı ileride hatırlanmak istendiğinde zihinlerdeki ilk çağrışımları, TV programlarında fonu kaplayan muhtelif renklerde çizgilerle bölünmüş Doğu Akdeniz haritaları, birbirini izleyen NAVTEX duyuruları, Oruç Reis gemisi, Meis Adası, Türk ve Yunan savaş gemileri arasındaki karşılıklı meydan okumalar ve hava sahasında savaş uçakları arasındaki it dalaşları olacaktır.

Gerçekten de gerilimin belirgin bir şekilde yükseldiği, askeri seçeneğin sürekli gündemde tutulması nedeniyle, en ufak bir yanlış anlama ya da hatalı niyet okumada kriz ortamının birden sıcak çatışmaya dönüşmesi potansiyelini de taşıyan bir dönemdi.

Özetle, gergin bir yazı geride bıraktık. Yaşanan sıcak hareketlilik yerini kısmi bir sakinleşmeye bırakmış görünüyor. Ve –son anda bir aksilik olmazsa- işlerin diyalog ve müzakerelerin başlaması yönünde evrilmekte oluşunu, bütün bu egzersizden çıkan hayırlı bir sonuç olarak görmeliyiz. Avrupa Birliği’nin perşembe ve cuma günü düzenlenecek zirve toplantısı yaklaşırken bütün beklentiler -belli bir ihtiyat payı içinde- Türkiye ile Yunanistan arasında müzakerelerin başlaması ihtimaline odaklanıyor.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
SEDAT ERGİN: Doğu Akdeniz’de gerilim döneminin muhasebesi

MUHARREM SARIKAYA: İYİ Parti’nin yeni dokusu reddetti…

PARTİNİN kuruluşundan beri etkin rol üstlenmiş bir isim, bir yıl önceki kurultayda en çok oyu alırken, bir yıl sonda nasıl liste dışı kalabilir?

Yani İYİ Parti’nin bir yıl önce Ağustos’ta yapılan olağanüstü kurultayında o günkü delegelerle yapılan seçimde merkez sağdan gelen isimlerin ağırlıklı bölümü Genel İdare Kurulu’na girebilmişti.

Aradan bir yıl geçti, delegele yapısı değişti…

Önceki gün yapılan olağan kurultayda o gün liste başı olanlar yeni delege yapısıyla liste dışında kaldı…

Şu savda bulunulabilir, “Merkez sağ belli isimlerden mi oluşuyor? Biz siyasi yelpazenin merkezindeyiz…”

Ancak unutulmasın ki siyaset çoğu zaman simgelerle yapılır, o simgenin en önemli zenginliği de isimlerdir…

Bir anda Türkiye’nin yetişmiş en iyi diplomatlarından olan, emekli Büyükelçi Aydın Adnan Sezgin, Ahmet Çelik, Hayrettin Nuhoğlu ve Aylin Cesur’u yedek üyelik seviyesinde bıraktı…

CHP milletvekilliğini bırakıp kuruluş aşamasında partiye katılan ve önemli işlere imza atan Aytun Çıray, Feridun Bahşi, Behiç Çelik ve yılların siyasetçisi eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Hasan Subaşı’nı da tamamen liste dışına attı.

DYP KÖKENLİ…


Bu bir başka okuma yapma kolaylığını da sağladı, çünkü neredeyse tamamı Akşener gibi DYP’de politika yapmış, merkez siyasetçi…

Daha önemlisi bu isimlerin hemen hepsinin kurultay sırasında ortada dolaşan bir listede isimleri çizilmesi gerekenler arasında sayılıp, yerlerine yazılması gerekenlere dönük talep de yerine geldiyse örgütlülük en üst düzeyde diye bakılır.

Sonunda ortaya çıkan duygusal tepkimenin yatıştırılması da zor olur…

Şurası kesin ki bu gelişmelerden İYİ Parti lideri Meral Akşener ve yakın çevresinin çok bilgisi yok.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
MUHARREM SARIKAYA: İYİ Parti’nin yeni dokusu reddetti…

ERTUĞRUL ÖZKÖK: CHP’NİN ESKİ PÜSKÜ TÜFEKLERİNE İKİ NOT

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na savaş açan “eski tüfek CHP’lilere” küçük iki hatırlatma...

*

“Gardırop Atatürkçülüğü” kavramının mucidi,
Cumhuriyet gazetesi yazarı
rahmetli İlhan Selçuk’tur...

9 Eylül 1966 günü yazdığı bir yazıda aynen şunu demişti:

“Türkiye’de hiç kimse gardırop Atatürkçüsü kadar Atatürkçülüğe zarar vermedi.”

*

“Ben Atatürkçü değilim” cümlesinin müellifi, Cumhuriyet gazetesinin eski başyazarı rahmetli Nadir Nadi’dir...

16 Aralık 1965 günü yazdığı bir yazıda aynen şöyle demişti:

“...Böylece büyük kahramanın ömrü boyunca nefret ettiği ve bütün gücü ile bizi kurtarmaya çalıştığı dogmacılığı şimdi gericiler onun adına sığınarak tam anlamıyla hortlattılar...”
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ERTUĞRUL ÖZKÖK: CHP’NİN ESKİ PÜSKÜ TÜFEKLERİNE İKİ NOT

AHMET HAKAN: AT ETİ YEDİRENLERİ İFŞA ETMEK YETMEZ

MİLLETE at eti yedirenlerin ifşa edilmesi önemli bir adımdır.

Eskiden bu bile yapılmıyordu.

*

Ama artık bunun bir adım ilerisine geçmek şart.

Çünkü adamlar arsız, utanmaz...

İfşa ile durmazlar, durdurulamazlar.

*

Artık bunlara çok etkili cezalar vermek lazım.

Ama öyle ödeyip yollarına kaldıkları yerden devam edebilecekleri türden basit cezalar değil.

Feleklerini şaşırtacak denli büyük cezalar verilmesi lazım.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
AHMET HAKAN: AT ETİ YEDİRENLERİ İFŞA ETMEK YETMEZ