Coronavirus (Covid-19)

  • 98,650,199Coronavirus Vaka Sayısı
  • 2,113,077Ölü Sayısı
  • 25,700,665Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 01:15

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

Biden's speedy start and the future of Trumpism

I had the opportunity to attend the inauguration ceremony of the U.S.' 46th president, Joe Biden, which was closely followed by the whole world. I can say that we actually expe...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Biden's speedy start and the future of Trumpism

Is Ankara sincere in its renewed EU interest?

Before the European Council's leaders' summit two months ago, experts and journalists in Turkey discussed the European Union's possible sanctions. The frozen EU agenda...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Is Ankara sincere in its renewed EU interest?

Does new US govt mean fresh chapter in ties with Turkey?

Frankly, I was worried before the U.S.' 46th President Joe Biden's inauguration ceremony. My worry was not only for the United States but for the rest of the world. I was w...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Does new US govt mean fresh chapter in ties with Turkey?

AK Party's mission on Turkey's global, regional status

With 25 years of active experience, Istanbul-based research company Genar is one of Turkey's leading research institutions. Coming from the organizational structure of a well-e...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

AK Party's mission on Turkey's global, regional status

Texas sues Biden administration over deportations moratorium

Not even a week after his inauguration, Texas on Friday moved to stop U.S. President Joe Biden from allowing a 100-day moratorium on deportations, bringing one of the first lawsuit...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Texas sues Biden administration over deportations moratorium

Lloyd Austin makes history as first Black defense secretary of US

The retired Army general Lloyd Austin broke down barriers on Friday by becoming the first Black defense secretary of the United States, arriving at the Pentagon minutes after his S...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Lloyd Austin makes history as first Black defense secretary of US

Mehmet Nuri BİNGÖL: Külliyat'ı Anlamak Üzerine-2

Külliyat'ı Anlamak Üzerine-2

Geçen yazımda temas ettiğim mevzûnun asıl yönü şudur. Bilhassa “münevver” olma iddiasında bulunan kimselerin, Külliyat’ı takdir etmekle birlikte onu anlamaya çalışmama gibi bir samimiyetsizlik içinde hapsolmalarıdır.
“Risale-i Nur’u anlamıyorlar, yahut anlamaya çalışmıyorlar” şeklindeki sayhalaşmış çığlık meseleye ne güzel dikkat çeker. Aziz ve Muhterem Müellifin, eserlerinin “dâvâ değil, dâvâ içinde bürhan” olduğunu beyanla en büyük kuvvetinin bundan geldiğini ifade etmesi, Külliyat’ı anlamak isteyenlerin onun temel bakış açısını kavradıktan sonra harekete geçmelerinin mecburiyetini çok iyi anlatır. (Kastamonu Lahikası)
Eskilerin “şerh-i mütun” adını verdikleri metin tahlili çalışması şu esası öngörmektedir. Bir eser “tefhim” edilmeye çalışılırken, yazıldığı günün-veya yılların şartları tam olarak anlaşıldıktan sonra işe girişmek gerekir.
Eğer o metin veya eser devrin “hakikî” zaruretleri ve o husustaki mesuliyeti kaldırıcı hâlleri, ihbar ve beyânlar kavranmadan değerlendirilip referans alınmaya kalkışılırsa bu gayretin neticesinin “müsbet” olacağı hayallenemez bile.
"Değerlendirme” mefhumu ile “tefhim”in eş manalı olmadığını belirtmek gerekir. Değerlendirme, sübjektif ve oportünist yaklaşımlara daha açıktır.
Sözkonusu mefhum, meseleyi “kişinin kendi yaşadığı haller” ile, “maksat ve garaz” da denilmiş olan “ana fikrin” birbiriyle “uzlaştırmaya çalışma” hevesinden başka bir şey olmadığı bellidir, yani gerçeği incitici bir tevildir aslında, tefhim kılığına girmiş cerbezedir.
Günümüzde zihinlerdeki telâkkilerin tepe takla olduğunu söylemek abartılı bir gözlem sayılmamalıdır. “Adalet külahını zulüm başına geçirmiş” ifâdesindeki gibi, telakki ve anlayışlar da yer değiştirmiştir maalesef. (Lemaat) Halbuki böyle bir yer değiştirmenin, anlayışların başkalaşmasının, menfiye dönmesinin kabul edilemeyeceği hususların başında İlahi Vahy’ile tespit edilmiş “nass”lar gelir.
Aynı zamanda bir topluluğu millet haline getiren değerler sisteminin, “modernleşme” yahut “yenileşme” gibi hududu muayyen olmayan sözlerle başkalaşmasına göz yummak o milletin intiharıyla eş mânâya gelir. “Milliyetimiz bir vücuttur; aklı iman ve Kur’ân, ruhu İslâmiyettir.” (Münâzarat) izahında, değişmesi düşünülemeyen “realite”nin tanımı da verilmiştir.
Külliyat’ta “millet” kelimesin-den neyin anlaşılması gerektiğini de belirten ifadeler, temel bakış açısının anahtarını da sunmakta değil midir? Demek oluyor ki, bugünün, zihnimize sonradan “dayatılmış” telâkkileri ile Risale’yi doğru anlamanın mümkün olamayacağını söylemek kötümserlik değil, yanlışlığı hatırlatıcı bir dost ikâzı olarak anlaşılmalıdır.
"Dünyevîleşme” ihlassızlığına kapılmamış düşünceleri anlayış “kuvve”miz içerisindeki denkleme dahil etmek, yolumuzdaki işaret taşlarından biridir. Dünya “yaşantı”sının zaruret ve haklı mazeretlerini dikkate alarak, muhatap kitleleri ve dinleyici fertleri yerinde seçemeyiş de, Külliyat’ı “tefhim” edememek neticesini getirebilir.
Çünkü Külliyat’ın “naşirliğini” üstlenmiş insanların onu başkalarına duyurma isteği hissetmeleri hem kalbî ihtiyaçları, hem de “vazife”leridir. (Kastamonu Lahikası) Fakat, Külliyat’ı “neşr”, “Şerh ve izah” vazifesini yaparlarken “anlatıcı” fonksiyonunu seçtiklerinden, muhatap aldıkları kimselerin zihinlerdeki “şüphe ve sualleri” ilk önce kendi nefislerinde cevaplamaları gereği doğacaktır, öyle olmalıdır.
Bu gereği yerine getirirlerse ne alâ, yok eğer tam tersi bir hâl görülürse, o “şüphe ve sual”lerle zihnin lekelenmesi bir “varta”yı doğuracaktır.
Daha önce “dosdoğru” hakikatleri, o andan sonra “kabulde ve tefhim etmede” zorlanacağını demek bir kehanet olmayacaktır.
Demek ki Külliyat’ı “gazete gibi okumamak” mecburiyeti, aynı zamanda ferdî hayatımız için de bir “yükümlülük”tür.
KÜLLİYATI “tam” anlamanın yollarından biri de onun neden ve niçin “telif ettirildiğini” bilmekten, kabul etmekten geçiyor. Bir teknolojik cihazın “niçin ve hangi maksatla” icat edildiğinin farkında olmadan, ondan “tam mânâsıyla” istifade etmemiz çok müşkülleşir. Külliyat’tan “tam istifade”nin de bu mantalite ile olabileceği kanaatindeyiz.
Bediüzzaman Said Nursî’nin sadece İkinci Said devrine değil, hayatının “bütününe” baktığımızda, her zaman “âsâyişi” muhafazayı netice veren (Emirdağ Lahikası, s. 449) hizmetlerle meşgul olduğunu görürüz. Bu müspetnmeşguliyetin dinamiğini kafa fenerimizle aydınlatmaya çalıştığımızda ise en iyi bir “zann”la varacağımız nokta ya “maslahat” cihetinin ağır basmasıdır ya da “Rahmet-i İlahî’den fazla merhamet merhamet değildir” beyanatının varlığına rağmen, aşırı şefkatinden yaptığı neticesine varacağız.
Halbuki Hazret, “… dahilî asayişe bütün kuvvetimizle yardım etmek” ifadesiyle târif ettiği bu tavrını, “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez” mealindeki âyet-i kerime’nin emri ile açıklamaktadır. (Emirdağ; Lahikası, s. 455) Yoksa herhangi bir kurumu ayakta tutmak gibi bir yoz yorumu akla getirebilecek en ufak bir beyanı bile yoktur. Böylesi, kendi arzusu ve “görüşü” istikametinde davranan hodgam nefsi, Külliyat’la aramıza aşılması zor perdeler çekmekten alıkoymak, Külliyat’ı anlamanın temel şartlarından biridir; belki de en büyüğüdür.

Mehmet Nuri BİNGÖL

Devamını Oku
Mehmet Nuri BİNGÖL: Külliyat'ı Anlamak Üzerine-2

Ruhsatı iptal edilen dükkanların değeri belediyenin bütçesi kadar

CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Bahçeşehir Gölet bölgesinde mahkeme kararıyla iptal edilen dükkan ruhsatlarının yaklaşık 12 bin metrekarelik alanı kapsadığını dile getirdi. Karabat, "Gayrimenkullerin bedelinin 600 milyona yaklaştığını söyleyebiliriz. Belediyenin 2019 yılı bütçesinin 620 milyon olduğu dikkate alındığında ortadaki rantın büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor" dedi.

 

İstanbul’un en değerli yeşil alanlarından biri olan Bahçeşehir gölet bölgesindeki lokanta, kafeterya, mağaza ve ofis projesinin ruhsatlarının mahkeme tarafından iptal edilmesi “buradaki dükkanlara ne olacak” sorusunu gündeme getirdi.

 

2015 yılından beri bölgedeki yapılaşmaya karşı hukuk mücadelesi veren CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, kararla ilgili yaptığı değerlendirmede iptal edilen dükkan ruhsatlarının yaklaşık 12 bin metrekarelik bir alanı kapsadığını belirterek “Bu alanlar 6 ayrı üniteden oluşuyor, açık ilanlarda metrekare bedelinin 40 -50 bin TL civarında olduğu düşünüldüğünde kaçak duruma düşen ve ruhsatı iptal edilen gayrimenkullerin bedelinin 600 milyona yaklaştığını söyleyebiliriz. Belediyenin 2019 yılı bütçesinin 620 milyon olduğu dikkate alındığında ortadaki rantın büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor” dedi.

 

MAHKEME KARARLARI BAĞLAYICI

 

Gölet alanındaki usulsüzlükleri yıllardır takip ettiklerini ve STK'larla birlikte bunlara karşı mücadele ettiklerini vurgulayan Karabat,”Son mahkeme kararında ‘Dayanak ihale işlemi hakkında Danıştay 13. Dairesi'nce bir karar verildikten sonra idarece yeni bir işlem tesis edilebileceği açıktır' denilerek Başakşehir Belediye Başkanına yetki verilmesi, ihaleye çıkma yetki kararlarının da hukuka aykırı olduğu anlaşılıyor. Önümüzdeki günlerde sonuçlanacak mahkeme kararlarına bunun yansıyacağını ümit ediyoruz” diye konuştu.

 

SAYIŞTAY RAPORLARINA DA YANSIMIŞTI

 

Başakşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili Nizamettin Kümeç, Sayıştay raporlarına da yansıyan usulsüzlüklere dikkat çekerek “2018 yılı denetimlerinde, teslim alınan senetlerin yanlış biçimde kayıt altına alındığı tespit edilmişti. Bu hatalı işlem sonucunda belediyenin mali tablolarında özel kesim tahvil, senet ve bonoları hesaplarında yaklaşık 204 milyonluk hatalı bilgi oluşmuştur. Bu hatalı işlemdeki senetlerin, ruhsatı iptal edilen gayrimenkuller ile hasılat paylaşımı ile yapılan ihalelere ilişkin olduğu zaten tarafımızca ve Başakşehir kamuoyunca bilinmekteydi. Acaba CHP'li bir belediyede böylesi bir durum yaşansaydı sonuçları neler olurdu?” diye sordu.

 

Kaynak : https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/ruhsati-iptal-edilen-dukkanlarin-degeri-belediyenin-butcesi-kadar-6221099/

 

Devamını Oku
Ruhsatı iptal edilen dükkanların değeri belediyenin bütçesi kadar

HER KES ŞİKAYETÇİ MEMNUN KİMSE YOK
Biz millet olarak ,çalışmadık dünya zevk-u Sefasına daldık. Gayri Müslimler, gece gündüz çalıştılar, Bağdat, Endülüs, Şam, İstanbul ,Edirne ve diğer İslam dünyasının medreselerinde Müslüman alimlerin geliştirdiği bilim ve tekniği alıp, ülkelerine götürüp, gençlerini bu alanda yetiştirdiler. Biz 2.Mahmut dönemine geldiğimizde batının, yani gayri Müslimlerin her alanda bizi geçtiklerini fark ettik. bizim yöneticilerimiz ve gençlerimiz kendimize gelerek, kendi değerlerimizden kopmadan; Kur’an ve Sünnet’e sarılarak bilim ve teknikte yeni projeler geliştirip, daha ileri seviyede milletimize ve insanlığa hizmet etme yerine dünya zevk-u sefasına daldık.
2.Mahmut, batının gelişmişliğine karşı harekete geçti. Kendi medreselerini modernize etmeye yerine batıya öğrenci göndermeğe başladı. Batıya gidip batı okullarında okuyan gençlerimiz ülkemizde yeterince kendi değerlerimizle yetişmedikleri için kısa zamanda batılıların etkisinde kalarak batılılar gibi yaşamaya başladılar. Bu zamana kadar toplumumuzda, kız ve erkeklerin evlilik dışı ilişkiler ile alkolü içki içme alışkanlıkları çok nadirdi. Batıda yaygın olan bu anlayışın etkisinde kalan gençler bilim ve teknik yerine , batılıların bu gayri İslami ahlakı alanlar artmaya başladı. Bu gençler ülkesini sevmek ve ülkesi için bilim ve teknik alanında çalışma yerine batılıların yaşam tarzlarını ülkemize getirme gayreti içine girdiler.
Batıda eğitim gören bu gençler daha sonraki yıllarda batıda örgütlendiler. ülkemizde de yer altında örgütlenmeye başladır. ‘’JÖN TÜRKLER homojen ve hareket birlikteliği olan bir grup değildi. Birçok önder ve bunların etrafında kümelenen farklı gruplar ortaya çıkmıştı. Önde gelen Jön Türk liderleri arasında Mizancı Murat, Ahmet Rıza, Prens Sebahattin, Bahâeddin Şâkir, İbrahim Temo ve Abdullah Cevdet gibi isimler sayılabilir.
Farklı liderler ve gruplar arasında hem fikir temelinde, hem de faaliyet metotları ve tarzları açısından önemli farklılıklar vardı. Hatta birlikten yoksunluğun da ötesinde, Jön Türk liderleri ve grupları arasında çoğu kişisel olan önemli anlaşmazlık ve düşmanlıklar vardı. Jön Türk grupları içerisinde en etkili oluşum İttihat ve Terakki Cemiyetidir. İttihat ve Terakki Cemiyeti 1889 yılında Askeri Tıbbiye öğrencileri tarafından kuruldu. İlk ismi İttihad-ı Osmanî Cemiyetidir. Gizli örgüt olarak kurulmuştur. Başlangıçta sadece Askeri Tıbbiye öğrencilerinden oluşan küçük bir örgüttü. Daha sonra İstanbul’daki diğer okullara da yayılmaya başladı.’’ Bu grupları belirli bir hedef ve program çerçevesinde birleştirmeye yönelik girişimler olmuşsa da başarıya ulaşmamıştır. Jön Türkler adı altında batıda örgütlenen gençler, bazı batı ülkelerinde aldıkları maddi destekle çeşitli gazete ve dergiler çıkararak, Osmanlı devleti aleyhine yazılar yazmaya başladılar. Jön Türkler,zamanla İttihat ve Terakki Cemiyetini de kurarak 2.Abdulhamit’in taht’ta indirdiler.
Kendi tarihi değerlerimizden koparak, batı değerleri ile yetişen bu gençlerin kurduğu İttihat ve Terakki koca Osmanlı devletini 1.dünya savaşına sokarak, Osmanlının sonunu hazırladılar.
Osmanlı külleri üzerinde kurulan genç Türkiye cumhuriyetinin tüm kurum ve kuruluşları batı normlarına uygun olarak düzenlendi. Cumhuriyetin kuran kadroların çoğu batıda eğitim alanlardan oluşuyordu. 1924 tarihli anayasa ve bu anayasaya uygun hazırlanan yasalar yine batılı anlayış damgasını vurdu. Zamanla batılı normlara göre kurulan cumhuriyetin kurumları ve uygulamaları halkla uymadı. Halk büyük oranda Kur’an ve Sünnette uzaklaştırılmışsa da batılı anlayıştaki sistemi benimsemedi. Devleti yönetenler sistemi zorla halka kabul ettirmek için zaman zaman askeri darbelere baş vuruldu. Serbest seçimlerle birlikte halk yine sağcı ve dindar siyasi partileri iktidara taşıdı.
Gelinen noktada hiç kimse memnun değil, ne dindarlar ,nede batılı tarzda yetişmiş vatandaşlar. Ülkede herkes ,hırsızdan, soyguncudan, ihaleye fesat karıştırandan, rüşvetçiden, ahde vefa göstermeyenden, fuhşiyattan, kişilerin birbirine olan güvensizlikten, her kes şikayetçi.
Tek çare, nüfusun o/o 95 Müslüman olan bu ülkede eğitimden başlayarak, tüm kurum ve uygulamaları halkın değerlerine ters olmayan bir hale getirmek için çaba göstermektir. Müslüman bir toplumun İslam’a aykırı kural ve kaidelerle yönetmek kimseyi memnun etmez.

Devamını Oku

Rusya, Sputnik V aşısının Türkiye’de üretilmesi için bir Türk ilaç şirketiyle anlaşma imzaladı

RDIF’ten (Rusya Doğrudan Yatırım Fonu) Sputnik’e yapılan açıklamaya göre, Rus Sputnik V aşısının Türkiye’de üretilmesine yönelik Türk bir ilaç şirketi ile anlaşma imzalandı.

Üretim için gerekli teknolojinin transfer süreci başladı.

Şirket ile işbirliği, RDIF’in Sputnik V aşısının dış pazarlara tanıtılması görevi çerçevesinde yürütülüyor.

Yılda milyonlarca doz aşı üretim hacmi potansiyeli mevcut, ayrıca gelecekte üretimin daha da artırılması olasılığı da görüşülüyor. Aşının hem Türkiye iç pazarına hem de diğer ülkelere sevkiyatı yapılacak.

Macaristan, Rusya'dan Covid-19 aşısı Sputnik V'yi alacağını açıklayan ilk Avrupa Birliği (AB) üyesi ülke olmuştu.

İki ülke arasındaki aşı anlaşmasına, Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto ve Rusya Sağlık Bakanı Mihail Murasko imza attı.

Macaristan, anlaşma kapsamında Rusya'dan 2 milyon doz aşı alacak.

Devamını Oku
Rusya, Sputnik V aşısının Türkiye’de üretilmesi için bir Türk ilaç şirketiyle anlaşma imzaladı