Coronavirus (Covid-19)

  • 30,731,907Coronavirus Vaka Sayısı
  • 957,158Ölü Sayısı
  • 7,414,729Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 14:30

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

Vakıflar Genel Müdürü Ersoy: Galata Kulesi'ni en kısa sürede açacağız

Vakıflar Genel Müdürü Burhan Ersoy, "5737 sayılı kanunun 30. maddesine göre aldığımız 400'e yakın taşınmaz var. Bunlardan biri de Galata Kulesi. Şu anda Galata Kulesi'ni restore ediyoruz, en kısa sürede açacağız" dedi.

Vakıflar Genel Müdürü Burhan Ersoy, Müdürlüğün sadece restorasyon yapan bir kurum olmadığını söyledi.

 

Kültürel faaliyetlere de önem verdiklerini anlatan Ersoy, "Ayrıca eğitim ve öğretimle ilgili 2 üniversitemiz var. Birinde sağlık birimleri, diğerinde ise teknik bilimler konusunda eğitim veriyoruz. Pandemi sürecinde online eğitime geçeceğiz. Eğitime devam ederken diğer taraftan kuru gıda yardımı ve muhtaç maaşı ödemelerimiz var" dedi.

 

Vakıflar Genel Müdürlüğünün dimdik ayakta durduğunu dile getiren Ersoy, yurt içinde öğrencilere burs imkanının yanı sıra yurt dışından gelen öğrencilere akademi eğitim bursları verdiklerini anlattı.

 

"Yurt içinde 241 eserin restorasyonu sürüyor"

 

Ersoy, Genel Müdürlüğün restorasyon çalışmalarına da değinerek, şunları söyledi:

 

"Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak 2003-2020'de 5 bin 400 tarihi eseri restore ettik. 2020'de Türkiye genelinde 241 şantiyemiz var. Bunların dışında da Ayasofya Camii ve Kariye Camii, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetine geçti. Bununla ilgili de restorasyon çalışmalarımız devam ediyor. 5737 sayılı kanunun 30. maddesine göre aldığımız 400'e yakın taşınmaz var. Bunlardan biri de Galata Kulesi. Şu anda Galata Kulesi'ni restore ediyoruz, en kısa sürede bunu açacağız. Yurt içinde 241 eserin restorasyonu sürerken, yurt dışında 15'e yakın projemiz devam ediyor. Restorasyonu devam edenler de var. Bunları da en kısa zamanda bitireceğiz. Bosna Hersek, Makedonya, Macaristan, Kosova ve KKTC'de çalışmalarımız var."

Devamını Oku
Vakıflar Genel Müdürü Ersoy: Galata Kulesi'ni en kısa sürede açacağız

6 hakemin koronavirüs test sonucu pozitif çıktı

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), 4 klasman ve 2 klasman yardımcı hakeminin yeni tip koronavirüs (COVID-19) test sonucunun pozitif çıktığını açıkladı.

TFF Sağlık Kurulu'ndan yapılan açıklamada 4 klasman hakemi ile 2 klasman yardımcı hakemin 17 Eylül Perşembe günü yapılan rutin COVID-19 PCR test sonuçlarının pozitif çıktığı duyuruldu. 

 

Hakemlerin herhangi bir semptom göstermemesine rağmen talimatlar gereği tedbir amaçlı karantinaya alındığı belirtilerek, "14 gün boyunca izolasyon süreci devam edecek olan hakemlerimizin yapılacak tüm tetkik ve testleri yakından takip edilecektir" denildi.

Devamını Oku
6 hakemin koronavirüs test sonucu pozitif çıktı

Ukrayna: “Türkiye ile serbest ticaret bölgesi müzakerelerine yeniden başlıyoruz”

Ukrayna Ekonomik Kalkınma, Ticaret ve Tarım Bakan yardımcısı Taras Kaçka, Ukrayna ve Türkiye’nin, serbest ticaret anlaşması için müzakere sürecini yeniden başlattıklarını; yeni teklifler geliştirmeyi kabul ettiklerini ve metni tari...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

FETÖ zanlısı maske denetimlerinde yakalandı

Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla aranan kişi, koronavirüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında yapılan maske denetiminde yakalandı.

Taşköprü ilçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Kovid-19 tedbirleri kapsamında ilçe pazarında maske denetimi yaptıkları sırada şüphelendikleri bir kişiyi durdurdu.

 

Yapılan kimlik kontrolünde şüphelinin FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla aranan İ.K. olduğu belirlendi.

 

Zanlı, gözaltına alındı. 

Devamını Oku
FETÖ zanlısı maske denetimlerinde yakalandı

Tanju Karaçancı: Reisin yolunu yol, davasını dava biliriz

Tanju Karaçancı: Reisin yolunu yol, davasını dava biliriz

Uluslararası Gazeteciler ve Televizyoncular Federasyonu (UGTF) Yönetim Kurulu  ve Siyasi İşler Kurulu Üyesi, Efeler Haber İmtiyaz Sahibi Mehmet Evren Karaköse, röportaj köşemizde bu hafta AK Parti'nin sevilen ismi Tanju Karaçancı'yı konuk etti.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Aydın’daki önemli siyasi aktörlerinden Tanju Karaçancı’yı konuk ediyoruz. Kendisi 2007 yılından itibaren aktif siyasetin içinde değil ancak AK Parti’de görev verileceği zaman akla ilk gelen isimlerden.

Erdemli duruşu ve siyasetiyle parti tabanı tarafından çok sevilen, tabanın vazgeçmedi bir isim Tanju Karaçancı. Geçen dönem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine ismi Aydın İl Başkanlığı için geçmişti.

-Evet Sayın Tanju Karaçancı, öncelikle kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Tanju Karaçancı. 1973 yılı Söke doğumluyum. Evliyim. Eğitimim iktisat ve yerel yönetimler üzerine. Dokuz Eylül İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat ve Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler mezunuyum. Şu anda da Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimime devam etmekteyim.

-Daha önce Söke’de İlçe Başkanlığı görevinde bulunmuştunuz. O günler ile bugünleri genel siyaset bazında değerlendirebilir misiniz? Genel siyaset nasıl?

Evet, o günlerde kendimizi milletimizin önüne çıkarttığımız ilk dönemdi. Elbette bu oluşum milletin bağrından kopan bir hareket. AK Parti çatısı altında vitrine ilk çıktığımız yıllardı. Türkiye’nin yıllardan beri bekleyen sorunlarının çözümü için Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde AK kadrolar yoğun bir çaba içerisindeydi. O günlere baktığımda, heyecan anlamında aynı heyecan devam ediyor. Ancak Türkiye, partimizin kuruluş yıllarındaki Türkiye değil elbette. Artık AK Parti iktidarıyla hem masada hem sahada sözü geçen, bölgede lider konumda bir ülkeyiz. Milli teknoloji alanında yapılan atılımlar, İHA ve SİHA’ların göklerimizde uçması bugün Türkiye’nin geldiği noktayı en iyi şekilde özetliyor.

O dönemle bu dönemi karşılaştırmak gerekirse şayet, mücadele devam ediyor. AK Parti, rayların üzerinde varış noktasına giden bir tren gibidir. Hedef hep daha ileridedir. İlk durak 2023, sonrasında da 2071’dir.

-Yerel siyaset ile ilgili düşünceleriniz neler? Aydın hak ettiği hizmeti alabiliyor mu?

Aydınımız maalesef bir süredir hak ettiği hizmeti alamıyor. Hükümetimiz milyarlarca liralık yatırım yapıyor ancak yerel belediyeler maalesef ki dar alanda siyaset yaparak koltuklarını koruma gayreti içerisinde. Aydın’da elle tutulur tek bir yatırım yok. AK belediyeleri hepimiz görüyoruz. Bugün bir Konya, Kayseri, Denizli’nin merkezi hükümet ile uyumlu çalışan belediyelerinin aldığı hizmetleri hepimiz görüyor ve imreniyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız belediye başkanlığı yaptığı dönemi hepimiz hatırlıyoruz. İstanbul’u almış, bambaşka bir İstanbul ortaya çıkarmıştı. Çöp sorunu, Haliç’in temizlenmesi gibi görüntüler halen hafızamızda.

-Partinizin Aydın’daki çalışmalarını beğeniyor musunuz? Önerileriniz oldu mu hiç?

Partimizin Aydın’daki temsilcileri çalışmalarını sürdürüyor. Halk odaklı çalışmalarına devam ediyorlar. İl Başkanımız ve Milletvekillerimizi başarılı buluyorum. Şayet yanlış gittiğini gördüğüm bir nokta olursa da bunu zaten burada konuşmam, aile içi meselemizdir. İstişare toplantılarında dile getiririm.

-Siz partinin kurucularındansınız.. O dönem ile bu dönemi karşılaştırmanızı istesek ne gibi farklılıklar görürsünüz?

Partiyi ilk kurduğumuz dönemlerde daha dar bir kadro ile yola çıkmıştık. Şimdi AK Parti artık dünyanın en büyük siyasi oluşumu. Dava aynı dava, hizmet aşkı aynı. Ama artık Recep Tayyip Erdoğan’ın davası ümmetin davası haline geldi. Eskiden AK hizmetleri anlatıyorduk. Şimdi hem AK hizmetleri anlatıyoruz hem de Türkiye’nin dünyadaki pozisyonunu anlatıyoruz.

-Yani artık yükümüz daha ağırlaştı diyorsunuz..

Bizim yükümüz ne olur ki.. Çalışma arkadaşlarının bile temposuna yetişemediği Recep Tayyip Erdoğan’ın yüküne bakınca biz yükümüz var demeye ar ederiz. Ömrünü vatanına, milletine adamış bir lidere omuz vermek bizim için bir onurdur. Bizim mahalle başkanlarımızdan il, ilçe başkanlarımıza kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın yüküne omuz vermek gibi bir görevimiz var. Ben Sayın Cumhurbaşkanımızın, göğsünde yanıp tutuşan imanından, mazlumların sesi olmasından, zalimin karşısında asla eğilip bükülmeyen iradesinden dolayı yanındayım. Siyasete dava bilinci içinde bakıyoruz.

-Peki partinizde bir göreviniz yok, adınız da il başkanlığı için konuşuluyor. Diyelim ki görev verilmedi, bu sözleriniz o zaman için de geçerli olacak mı?

Ben gerek davama ve gerekse liderime sadakatle bağlıyımdır. Güce, kudrete ve menfaate tapan biri değilim. Aksine 19 yıldır partimin tüm çalışmalarında yanında olan biriyim. Bizim dava inancımızda mağlubiyet yoktur, imtihan vardır. Ben her türlü sonucu muhasebe eden ondan ders çıkaran bir siyasi anlayışın talebesiyim. Bende mücadele esastır. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin her üyesi il başkanı, ilçe başkanı ve milletvekili kadar çalışmak zorundadır. Bizim Erdoğan’ın yüküne omuz vermek için mevki-makam beklentimiz yok. Zaten gittiğimiz her köyde, her mahallede, girdiğimiz her kahvede, ev ziyaretlerimizde AK Parti’yi anlatıyoruz. Eğer partide bir görevimiz olursa o doğrultuda çalışırız, görevimiz olmazsa da şimdi ne yapıyorsak onu yaparız, yani Sayın Cumhurbaşkanımızın yüküne parti üyesi olarak omuz veririz.

-Görev almadan neden bu kadar emek veriyorsunuz?

Ben bir ilahi davaya inanırım ve bu dava için mücadele ederim. Benim davam hiçbir zaman makam davası, mal, mülk, şan, şöhret davası olmadı. Az önce de dediğim gibi, bu dava yalnız Türkiye’nin değil ümmetin davası oldu artık. Siyaset insanlara hizmet edebilmek amacıyla yapılan sanattır. Teşkilatçılık anlayışımız çalınmadık kapı, sıkılmadık el bırakmamaktır. Amacımız gönüllere girmektir. Türkiye dünyanın lider ülkelerinden biri haline geldi. Hem masada hem sahada sözü geçen bir ülke haline geldik. Bunu bize sağlayan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ben AK Parti’liyim. Ama her şeyden önce Recep Tayyip Erdoğan’ın neferiyim. Onun yolunda hangi şartlarda olursa olsun o şekilde hizmet ederim.

-İki üniversite bitirdiğinizi biliyoruz. İş insanısınız. Bu yoğunlukta siyasete ne kadar zaman ayırıyorsunuz?

Benim iş hayatım belirli bir düzende ilerliyor. Günümün büyük bölümünü siyasi çalışmalara ayırıyorum. Tabi siyaset yapmak için büyük toplantılara, mitinglere ihtiyaç yok. Gittiğimiz köy kahvesinde, mahallede, ev ziyaretinde mutlaka partimizi konuşuyoruz. Partimizin hizmetlerini anlatıyoruz. Türkiye’nin dünyadaki pozisyonunu anlatıyoruz.

-Lafı çok dolandırmadan sormak isteriz; İl Başkanı adayı mısınız?

Ben geçmişte ilçe başkanlığı görevinde bulunmuştum. Siyasette her devrin adamı olmadım. Çizgimi hep korudum. Hizmet şiarım Millete Efendi olmak değil, hizmetkâr olmaktır. Geçen dönem de Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle İl Başkanı adayı olarak Ankara’ya çağrılmıştık. Benim adayım demek gibi bir durumum yok. İl Başkanı olmak isterim, daha fazla sorumluluk almak isterim. Ancak şu anda partimizin İl Başkanı görevinin başında. Sayın Cumhurbaşkanımız takdir ederse -onun davasında daha fazla sorumluluk almak için- İl Başkanı olmak isterim.

-İl Başkanı olursanız ilde ne gibi bir değişiklikler planlıyorsunuz?

Partimizin teamülleri var. Öncelikle Genel Merkezimizin belirlediği politikalar ile yolumuza devam edeceğiz. Ancak oluşturmak istediğim kadroyu Aydın’ı bilen, Aydın’ın ihtiyaçlarına karşılık verebilecek arkadaşlar ile oluşturmak isterim. Örnek vermek gerekirse kentleşmede sıkıntı var, şehir planlamacısı bir büyüğümüzü kadromuza alırım. Aydın’da suni bir gündem yaratılıyor jeotermallerle ilgili. Bu alanda uzmanlaşmış bir arkadaşımıza yönetimimde görev veririm. Yani Aydın’a her anlamda hakim bir kadro ile yola çıkarım. Eğer görev değişikliği meydana gelir, bize de görev verilirse şimdiye kadar görev almış tüm il başkanlarımızla periyodik olarak toplantı yapar, görüşlerini alırım.

-İl Başkanı olmazsanız?

İl Başkanı olursam olmazsam diye şimdiye kadar hiç düşünmedim. Ama il başkanı olmazsam siyasi hayatımda herhangi bir değişiklik olmaz, AK Parti’ye üye olarak hizmet etmeye, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yüküne omuz vermeye üye olarak devam ederim. Benim fikrim ve zikrimde devlet ebed müddettir. Siyaseti de milletim için, devletim için, bayrağım için yaparım. Bunu 15 Temmuz’da meydanlarda, alanlarda mikrofon başında halkımızla birlikte omuz omuza mücadele vererek kanıtlamışımdır.

-Genel siyasetle ilgili görüşleriniz neler? Yeni partiler kuruluyor, seçimlere bir etkisi olur mu?

Yeni kurulan partilerin zorla oluşturdukları kadrolar dışında milletimizde bir karşılığı yok. O yüzden bu konuyla ilgili söylenecek bir şey yok.

-Aydınlılara söylemek istediğiniz neler var?

Siyasette hep ‘Hayata tepeden bakarsan insanların tepesini görürsün. Hayata insanların yanından bak ki insanların yüzünü ve kalbini gör’ mantığıyla yapmaya çalıştım. Tüm çalışmalarım da bu yönde oldu. Şimdi sorunuza istinaden bir değerlendirme yapmak gerekirse, Aydın birkaç dönemdir geriye gidiyor. Merkezi hükümet ile yerel yönetimin aynı partiden olmasının önemi Kayseri, Konya, Denizli gibi illerimizde görülebiliyor. Aydın, Merhum Başvekilimiz Adnan Menderes’in memleketi. İnşallah bir sonraki dönem hem yerelde hem genelde Aydın’dan daha iyi sonuçlar çıkartacağız. Aydınımız daha güzel şeyleri, daha fazla hizmeti hak ediyor. Komşumuz Denizli’nin geldiği noktayı hep beraber görüyoruz. Aydın ise hizmet noktasında yerel yönetimden hak ettiği desteği göremiyor. Olduğu yerde patinaj çekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız belediyecilikten geliyor. İstanbul’un o dönemiyle Sayın Erdoğan dönemi arasındaki farkları hep birlikte hatırlıyoruz. AK Belediyecilik de bunu gerektiriyor. Görev olsun olmasın önemli değil, bir sonraki dönemde Aydın’ı AK Parti Belediyeciliği ile buluşturacağız hem Büyükşehir Belediyesi hem de 17 ilçede AK Parti’yi birinci parti yapacağız.

Devamını Oku
Tanju Karaçancı: Reisin yolunu yol, davasını dava biliriz

CDC: TEMASLI OLUP BELİRTİSİZ OLANLAR TEST YAPTIRMAK ZORUNDA DEĞİL

Bir dediği diğerini tutmayan CDC’ nin son numarası. Daha önce hastalığı belirtisiz geçirenlere de test yaptırılmasını savunan CDC çark etti. Virüsü en çok yayan grup olan asemptomatik kişilerin devamlı takibini yapmanın çok önemli olduğu, bu yüzden bu yeni değişikliğin oldukça endişe verici olduğu dile getiriliyor.

***

Bir dediği diğerini tutmayan CDC' nin son numarası: Temaslı olup belirtisiz olanların test yaptırması zorunlu değil!

CDC daha önce hastalığı belirtisiz geçirenlere (!) test yaptırılmasını savunuyordu. 

Hastalık Örtme Merkezi

Amerikalılar CDC’ ye şimdi Hastalık Örtme Merkezi (Centers for Disease Coverup) diyorlar.

Ben de vaktiyle CDC’ ye CCDC yani Comedy Centers for Disease Control and Prevention adını takmıştım.

Etkisiz dedikleri aşıyı yaptırın demeleri başka bir şekilde izah edilemezdi.

Gelelim neticeye

Asemptomatik kişiler bulaştırıcı olmasalardı salgını kontrol altına almak çok daha kolay olurdu.

Kaynak: https://ahmetrasimkucukusta.com/2014/11/16/yazilar/tip-yazilari/grip-tip-yazilari-yazilar/ccdc-grip-asilari-etkisiz-ama-gene-de-yaptirin/

Resim

***

Medimagazin' in haberi:

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi (CDC), daha önce, Covid-19 hastalığına yakalanmış bireyle temas halinde olan ancak hastalığı asemptomatik geçiren kişilerin de test yaptırması gerektiğini savunuyordu Ancak 24 Ağustos tarihinde güncellediği bilgiye göre, temaslı ancak asemptomatik kişiler bağlı olduğu sağlık kuruluşu tavsiye etmedikçe test yaptırmak zorunda değil.

CDC’nin "Covid-19 Pandemi Planlama Senaryoları"na göre, bulaşıcılık %50 oranında semptomlar ortaya çıkmadan önce gerçekleşiyor. Ayrıca kılavuzda, “hiçbir semptom göstermeyen hastaların da birer taşıyıcı olabilecekleri ve virüsü diğer insanlara yayabilecekleri” ibaresinde herhangi bir değişiklik yok.

Yapılan değişikliği savunanlar olduğu gibi buna itiraz edenlerin sayısı da fazla. Trump yönetiminin test çalışmalarına liderlik eden Brett Giroir, yapılan değişikliğin sağlık çalışanları ve sağlık kliniklerini güçlendireceğini ve bu değişikliğin arkasında olduğunu bildirdi. Fakat sağlık çalışanları aynı fikirde değil.

Asemptomatik kişilerin toplumdaki bulaş oranını artırdığı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, CDC’nin yaptığı değişikliğin hiçbir fayda sağlamadığını savunanlar da az değil. 

Harvard Üniversitesinde epidemiyoloji profesörü olan Dr. Michael Mina, virüsü en çok yayan grup olan asemptomatik kişilerin devamlı takibini yapmanın çok önemli olduğunu, bu yüzden bu yeni değişikliğin oldukça endişe verici olduğunu dile getirdi. 

George Washington Üniversitesinde halk sağlığı profesörü olan Dr. Leana Wen, asemptomatik hastaların %50 oranında bulaşıcılığı artırdığını, daha az teste değil aksine daha çok teste ihtiyaç olduğunu belirtti.

Diğer sağlık profesörleri ve eski sağlık çalışanları da, asemptomatik kişilerin toplumdaki bulaş oranını doğrudan etkilemesinden dolayı CDC’nin yeni uygulamasını eleştirdi. Uzmanlar, temaslı kişilerin test edilmesinin onların takibinin yapılmasında son derece önemli rol oynadığını vurguluyor.

Yapılan açıklamalara göre, test sayısındaki kısıtlılık nedeniyle sağlık çalışanlarının zor durumda kalmaları bu uygulamayı yürürlüğe koymada etkili. Ayrıca Başkan Trump da, daha önce defalarca daha az sayıda test yapılması gerektiğini belirtmişti. ABD' de günde yaklaşık 700 bin tanı testi gerçekleştiriliyor.  

Buna ilaveten CDC, ABD’nin ulusal müdahale planı için Covid-19 pandemisinde test ve takip izleme sisteminin önemine vurgu yapan bir satırı da kılavuzdan kaldırdı.

Kaynak: https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-cdcden-ilginc-karar-temasli-olup-asemptomatik-olan-kisiler-test-yaptirmak-zorunda-degil-11-681-90995.html

Devamını Oku

KORONAVİRÜS AŞISI KADINLAR VE ERKEKLER İÇİN FARKLI OLMALI

Erkeklerin bağışıklık tepkisinin kadınlara göre daha zayıf olduğu ve bu nedenle koronavirüsten daha şiddetli etkilendikleri ve ölüm oranlarının kadınlardan daha fazla olduğu belirtildi. Buna göre, kadın ve erkeklerin farklı aşı ve tedavi yöntemlerine ihtiyaç duydukları düşünülüyor.

***

Aşıda da cinsiyet ayırımcılığı var.

***

Ntv' nin haberi:

ABD’de yapılan yeni bir araştırmada yeni tip corona virüse (Covid-19) yakalanan erkek hastaların bağışıklık tepkisinin kadınlara göre daha zayıf olduğu ve bu nedenle virüsten daha şiddetli etkilendikleri ve ölüm oranlarının kadınlardan daha fazla olduğu belirtildi. Bu kapsamda, bilim insanları kadınların ve erkeklerin farklı aşı ve tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyduğunu açıkladı.

ABD’de Yale Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırmada,  erkeklerin şiddetli yeni tip corona virüs vakalarından muzdarip olmasının ve hastallıktan daha fazla ölmelerinin nedeni olarak bağışıklık sistemi tepkilerinin daha zayıf olması gösterildi.

Araştırmacılar, erkek hastaların virüsü öldüren ve iltihaplanmaya karşı savaşan T hücrelerinin zayıf üretimine sahip olduğunu keşfetti.  Bununla birlikte, kadınların bağışıklık sistemlerinin,  erkeklerde görüldüğü gibi yaşla birlikte azalmayan sağlam bir tepkiye sahip olduğu görüldü.

"KADIN VE ERKEKLERİN HASTALIĞA TEPKİSİNİN FARKLI OLDUĞUNU NET BİR ŞEKİLDE BİLİYORUZ"
Bununla birlikte, tüm dünyada erkekler, Covid-19’dan  ölümlerin yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor. Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde immünoloji profesörü olan kıdemli yazar Dr Akiko Iwasaki konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Artık, Covid-19  hastalarında bağışıklık tepkisinin  cinsiyetler arasında önemli ölçüde farklı olduğunu ve bu farklılıkların erkeklerde daha şiddetli sonuçlara neden olduğunu gösteren net verilere sahibiz. Bulgular, tedavilerin ve aşıların hem kadınlar hem de erkekler için eşit derecede etkili olmasını sağlamak için farklı stratejilere ihtiyacımız olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

KADINLAR VE ERKEKLER AYRI AŞI VE TEDAVİLERE İHTİYAÇ DUYUYOR
Bilim insanları, bulguların cinsiyetler arasındaki farklılırı göz önüne serdiğini ve kadın ve erkeklerin ayrı aşı ve tedavilere ihtiyaç duyabileceğini açıkladı.

Çalışmanın yazarları, “Araştırmamız erkeklerde Covid-19’a karşı verilen T hücresi bağışıklık tepkisini yükseltmek için aşı ve tedavi uygulanabileceğini, kadınlarda  ise hastalık sırasında erken dönemde doğuştan gelen bağışıklık aktivasyonunu azaltmaya yönelik tedavilerin uygulanabileceğini  gösteriyor” ifaderini kullandı.

Nature dergisinde yayınlanan çalışma için ekip, 18 Mart - 9 Mayıs tarihleri arasında Yale-New Haven Hastanesi’ne kabul edilen ve corona virüs testi pozitif çıkan 17 erkek ve 22 kadın hastayı inceledi. Iwasaki, vantilatör kullanan veya bağışıklık sistemini etkileyen ilaç kullanan hastaların 'virüse karşı doğal bağışıklık tepkisini ölçtüklerinden emin olmak için' dışlandığını söyledi.

ERKEKLER HASTALARDA ÖLÜMCÜL SİTOKİN FIRTINASI DAHA YÜKSEK
Sonuçlarda, erkekler ve kadınlar arasında viral yükte ya da antikorlarının seviyelerinde farklılık göstermedi. Ancak, enfeksiyonun erken aşamalarında erkek hastaların, kadın hastalara göre sitokin adı verilen iltihaplı proteinlere daha fazla sahip olduğu görüldü.

VÜCUDUN KENDİ HÜCRELERİNE SALDIRIYOR
Sitokinler, genellikle bağışıklık sistemi tarafından vücuda giren patojenlere karşı ilk savunma hattı olaral başlatılar enfeksiyon bölgesine ulaşıyor ve iyileşmeyi desteklemek için virüse karşı fiziksel bariyer olarak iltihaplanma oluşturuyor. Covid-19  hastalarında, bu proteinler, vücut tarafından sitokin fırtınası adı verilen tehlikeli bir aşırı reaksiyona neden olabiliyor. Sitokin fırtınası, vücut sadece virüsle savaşmakla kalmayıp aynı zamanda kendi hücrelerine ve dokularına da saldırdığında meydana geliyor.

Ardından, sitokin fırtınaları, çoklu sistem organ yetmezliğine ve ölüme yol açabiliyor. Erkek hastaların enfeksiyonda erken yaşta deneyimledikleri yüksek sitokin konsantrasyonu, bu son sonuçları daha olası hale getiriyor.

KADINLAR DAHA FAZLA VE DAHA GÜÇLÜ T HÜCRELERİ ÜRETİYOR
Diğer taraftan araştırmacılar, kadınların  bağışıklık tepkisi olarak virüs bulaşmış hücrelere saldıran ve onların ölmesini sağlayan T hücreleri adı verilen beyaz kan hücrelerini daha fazla ve daha güçlü üretme eğiliminde olduğunu buldu. Ek olarak, yaşlı erkeklerin T hücrelerinin daha zayıf olduğu, ama kadınlarda bunun yaşla azalmadığı görüldü.

ERKEKLER YAŞLANDIĞINDA T HÜCRESİ ÜRETİMİ AZALIYOR, KADINLARDA BU DURUM YAŞANMIYOR
Iwasaki, "Erkekler yaşlandıklarında T hücrelerini uyarma yeteneklerini kaybederler. T hücresi üretimi zayıf olanlar, , hastalıkla daha kötü performans gösteriyor. Ancak, daha yaşlı kadınlar, hatta 90 yaşında olanlar oldukça iyi, yeterli bağışıklık tepkisi veriyor” dedi.

Kaynak: https://www.ntv.com.tr/galeri/saglik/corona-virus-asisi-kadinlar-ve-erkekler-icin-farkli-olmali,FaFbd9YLSUGnIhGDRbu2RQ

Devamını Oku

Salgından çıkışın umudu COVID-19 aşısı için çalışmalar sonuca yaklaşıyor

Dünyada yeni tip koronavirüse (COVID-19) karşı bağışıklık sağlamayı amaçlayan aşı çalışmalarında tünelin ucu göründü.

 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya çapında 8 aşı adayı klinik denemelerin nihai safhası durumundaki 3'üncü aşamada insanlar üzerinde test edilirken 1 aşı adayı 3'üncü aşama denemelere başlamak üzere izin aldı.

 

Üçüncü aşamadaki aşı adaylarından 5’inin acil kullanımına onay verildi. Bunlardan ABD’de ve İngiltere’de denenen 2’sinin testlerinin ekim sonunda tamamlanarak yaygın şekilde kullanılması hedefleniyor. Diğer yandan Çin ve Rus hükümetleri tarafından acil kullanımına izin verilen 3 aşı adayının ise klinik deneme programı dışında, sağlık çalışanları ve kamu görevlileri üzerinde uygulanmaya başladığı bildiriliyor

 

Dünya çapında aşı seferberliği

 

COVID-19 salgını tüm dünyayı etkisi altına alırken salgından çıkışın anahtarı olarak görülen aşı geliştirme çalışmaları aynı anda birçok ülkede birden yürütülüyor.

 

Devlet kurumları, araştırma kuruluşları, biyoteknoloji ve ilaç şirketleri, Kovid-19'a karşı bağışıklık sağlayacak aşı geliştirmek üzere seferber olmuş durumda.

 

Devletler ve uluslararası kuruluşlar, aşı çalışmalarına daha önce görülmemiş miktarlarda mali kaynak sağlarken şirketler de henüz klinik deneme aşamasında olan aşılardan yüz milyonlarca doz üreterek büyük riskler alıyor.

 

DSÖ kayıtlarına göre, 17 Eylül itibarıyla dünya genelinde 36 COVID-19 aşı adayı klinik denemelerle insanlar üzerinde test edilirken 146 aşı adayı klinik öncesi geliştirme aşamasında bulunuyor.

 

Olağan koşullarda bir aşının geliştirilebilmesi için 10-15 yıl kadar süren uzun bir çalışma gerekirken COVID-19'a karşı aşı geliştirme çalışmalarında bu kadar hızlı mesafe kat edilmesinde, dünya çapında etkisini gösteren salgının yarattığı aciliyetin yanı sıra DNA teknolojisindeki ilerlemelerin etkisi oldu.

 

Virüsün DNA diziliminin açıklanması aşı çalışmalarını hızlandırdı

 

Çin'in 11 Ocak'ta COVID-19'un DNA dizilimini açıklamasının ardından dünyanın farklı ülkelerindeki araştırmacılar, genetik kopyasını ürettikleri virüs üzerinde laboratuvarlarda çalışmaya başladı.

 

Virüsün genetik diziliminin bilinmesi, aşı geliştirme sürecinin hazırlık safhasını hızlandırarak klinik denemelere çabuk geçilebilmesinin yolunu açtı.

 

COVID-19'un genetik yapısının 2002-2003'te Çin'den dünyaya yayılan Şiddetli Akut Solunum Yolu Sendromu'na (SARS) yol açan koronavirüsle büyük ölçüde örtüşmesi, araştırmacılara SARS'a karşı aşı bulmak için yapılan geçmiş çalışmalardan yararlanma imkanı sağladı.

 

Binlerce deneğin katıldığı, 3'üncü aşama klinik denemelere başlayan potansiyel aşılar arasında ABD’den 1 ve Avrupa’dan 2, Rusya’dan 1 ve Çin’den 4 aday yer alıyor.

 

Moderna ve "mRNA-1273"

 

ABD'de Moderna ilaç firmasının Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NIAID) iş birliğiyle geliştirdiği aşı adayı "mRNA-1273" için 27 Temmuz'da 3'üncü aşama klinik denemelerin başladığı duyuruldu.

 

Merkezi Boston kentinde bulunan "Moderna", Çin'in COVID-19'un genetik dizilimini açıklamasından yalnızca iki gün sonra potansiyel bir aşı geliştirdiğini duyurdu.

 

Ribo Nükleik Asit (RNA) temelli aşı, virüsün insan hücresine tutunmasını sağlayan "çivi proteini" adı verilen enzimi baskılayarak vücutta bağışıklık sağlamayı hedefliyor.

 

ABD Gıda ve İlaç İdaresinin (FDA) onay vermesinin ardından aşının 1'inci aşama klinik denemeleri 17 Mart'ta Washington eyaletinde başlarken mRNA-1273, "insanlar üzerinde denenmeye başlanan ilk potansiyel Kovid-19 aşısı" oldu.

 

Aşı adayının klinik denemelerin 3'üncü aşamasında 30 bin kişi üzerinde test edilmesi planlanıyor. Halen ABD’de 38 merkezde sürdürülen denemelerden 2020 sonu veya 2021 başlarında sonuç alınması umuluyor.

 

Piyasada daha önce ürettiği herhangi bir ilaç bulunmayan Moderna şirketi ABD'de bir an önce Kovid-19'a karşı aşı bulunması için başlatılan Warp Speed (Işık Hızı) Operasyonu kapsamında ABD hükümetinden yaklaşık 1 milyar dolar destek almış ve 1,5 milyar dolarlık tedarik anlaşması imzalamıştı.

 

NIAID Direktörü ve Beyaz Saray Koronavirüs ile Mücadele Görev Gücü’nde yer alan Dr. Anthony Fauci, mayıs sonunda yaptığı açıklamada, umut vadeden aşının çalışmasının bir yıl içinde sonuçlanabileceğini umduklarını bildirmişti.

 

Oxford aşısı

 

İngiltere'de Oxford Üniversitesi Jenner Enstitüsü ile Oxford Aşı Grubu iş birliğinde geliştirilen ve üretim lisansı İngiliz-İsveç ilaç şirketi AstraZeneca tarafından satın alınan "AZD1222" adlı aşı adayı için İngiltere ve Hindistan’da 2'nci ve 3'üncü aşama Brezilya, Güney Afrika ve ABD’de 3'üncü aşama klinik denemeler yürütülüyor.

 

Aşı adayı, insanlarda basit soğuk algınlığına yol açan bir adenovirüsün zayıflatılmış ve kendini çoğaltamayan bir versiyonunu içeriyor. Aşı adayı, COVID-19'un insan hücrelerine tutunmasını sağlayan çivi proteininin yapay şekilde ortaya çıkmasını ve vücudun buna karşı koruyucu antikorlar üreterek gerçek virüse bağışıklık kazanmasını amaçlıyor.

 

Dünya çapında 30 bin sağlıklı gönüllü üzerinde test edilmesi hedeflenen aşı adayı için ABD 1,2 milyar dolar kaynak sağlarken Avrupa Birliği ülkeleri testlerin başarılı olması halinde şirketten 400 milyon doz aşı satın alma konusunda anlaştı.

 

Hindistan Serum Enstitüsü (SII) iş birliği ile denemelerde kullanılmak üzere milyonlarca doz aşı üreten şirket, aşı adayının ekim sonunda acil kullanıma hazır hale getirilmesini hedefliyor.

 

Öte yandan aşı adayının 3'üncü aşama klinik denemeleri İngiltere'de bir katılımcıda "transvers miyelit” adı verilen omurilik yangılarının ortaya çıkması nedeniyle 9 Eylül'de geçici olarak durduruldu. İngiltere ve Brezilya’daki testler 12 Eylül'de yeniden başlatılırken diğer ülkelerde hala beklemede tutuluyor.

 

BioNTech ve "BNT162b1"

 

Almanya'da Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin'in kurucu ortağı olduğu biyoteknoloji firması BioNTech'in geliştirdiği "BNT162b1" adlı aşı adayı da 3'üncü aşama denemelere geçen aşı adayları arasında yer aldı.

 

4 ayrı formül olarak geliştirilen aşı adayının "b1" ve "b2" versiyonları, insanlar üzerinde test edilmeye başlandı.

 

RNA temelli aşı, COVID-19'u etkisiz kılan kan şekeri enzimleri ile alımlayıcı-bağlayıcı İmmünoglobulin G antikorlarını harekete geçirmeyi, hücre düzeyinde bağışıklık tepkisi yaratan CD4+ ve CD8+ glikoproteinleri artırmayı amaçlıyor.

 

ABD'de Pfizer, Çin'de Fosun Pharma ilaç firmalarının üretim lisansını aldığı aşı adayı için 1. ve 2. aşama klinik denemelerinin Almanya’da yürütülmesinin ardından 27 Temmuz’da ABD ile Arjantin ve Almanya’nın aralarında olduğu diğer ülkelerde 30 bin sağlıklı gönüllünün katılması hedefiyle 3. aşama klinik denemeler başlatıldı.

 

Pfizer, 12 Eylül’de denemenin katılımcı sayısını 44 bine çıkarmak için ABD Gıda ve İlaç İdaresine (FDA) başvuruda bulundu. Şirket Üst Yöneticisi Albert Bourla, 14 Eylül’de, aşının etkinliğine dair kesin sonuçları ekim sonuna kadar almayı beklediklerini, tescil, imalat ve dağıtım süreçleri için de hazırlıklara başladıklarını bildirdi.

 

ABD yönetimi, testlerin başarılı olması durumunda aralıkta 100 milyon doz, sonrasında 500 milyon doz daha aşı satın almak üzere Pfizer ile 1,9 milyar dolarlık anlaşma yaptı. Japonya aşıdan 120 milyon doz, Avrupa Birliği ise 200 milyon doz satın almak üzere anlaşmaya vardı.

 

Öte yandan aşı adayının insanlar üzerindeki testlerinde hafif ve orta dereceli yan etkilere rastlandığını bildirdi. Şirket ortaklarıyla yaptığı konferans görüşmesinde, aşının "BNT162b2" adlı versiyonunun ABD'de yürütülen üçüncü aşama klinik denemelerinde ilk doz aşı uygulanan deneklerin birçoğunda yorgunluk, baş ağrısı, üşüme ve kas ağrıları görüldüğü, bazılarında ateş ve sınırlı sayıdaki denekte yüksek ateş tespit edildiği kaydetti.

 

Söz konusu bulguların güvenlik açısından risk oluşturacağını düşünmesi halinde denemeyi durdurma yetkisi bulunan Bağımsız Veri İzleme Komitesi şu ana kadar bu yönde bir adım atmadı.

 

Çin'deki aşı çalışmaları

 

COVID-19'un ortaya çıktığı Çin'de de 9 aşı adayının klinik denemeleri sürüyor.

 

Bunlardan 3'ü birinci, 2'si ikinci, 4'ü ise üçüncü aşamada insanlar üzerinde test ediliyor.

 

Sinopharm, Sinovac ve CanSino gibi kamuya ait ilaç firmaları, Çin Askeri Tıp Akademisi, Vuhan Viroloji Enstitüsü, Pekin Biyolojik Ürünler Enstitüsü gibi kurumlar ile iş birliği içinde aşı çalışmaları yürütüyor.

 

SinoVac'ın geliştirdiği "CoronaVac" ve Sinopharm'ın Vuhan Viroloji Enstitüsü ve Pekin Biyolojik Ürünler Enstitüsü ile geliştirdiği iki aşı adayı ile CanSino'nun Çin Askeri Tıp Akademisi ile iş birliğinde geliştirdiği "Ad5-NCov" adlı aşı adayı, en fazla umut bağlanan çalışmalar arasında görülüyor.

 

Sinopharm'ın virüs temelli aşı adayları

 

Sinopharm'ın ürettiği isimsiz iki aşı adayı, formüllerinde COVID-19'un "etkisizleştirilmiş" bir hali olan virüs bileşeni bulunduruyor.

 

Aşı adayları, vücudun güçsüzleştirilmiş virüse karşı doğal korumalarını canlandırmayı, bu yolla bağışıklık tepkisi yaratmayı amaçlıyor.

 

Birinci ve ikinci aşama klinik denemeleri Çin'de yürütülen aşı adaylarının, 3. aşama klinik denemeleri 17 Temmuz'da Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de başladı.

 

45 bin sağlıklı gönüllünün katılması planlanan denemeler, ilave olarak Bahreyn ve Ürdün’de sürdürülüyor.

 

SinoVac ve "CoronaVac"

 

Çinli ilaç şirketi Sinovac'ın geliştirdiği CoronaVac da 3'üncü aşama klinik denemelere başlayan aşı adayları arasında bulunuyor.

 

Formülünde virüsün etkisizleştirilmiş bir versiyonunu içeren aşı adayı için 21 Temmuz'da Brezilya'da, 11 Ağustos'ta Endonezya'da 3'üncü aşama klinik denemelere başlandı.

 

Brezilya'daki denemede 8 bin 870, Endonezya'daki denmede ise 1620 sağlıklı gönüllünün aşılanması planlanıyor.

 

Çin hükümeti 1'inci ve 2'nci aşama denemelerde etkinliği kanıtlanan ve ciddi bir yan etkiye rastlanmayan aşı adayının acil durum kullanımına izin verdi.

 

CanSino ve "Ad5-NCov"

 

CanSino'nun Çin Askeri Tıp Akademisi ile iş birliğinde geliştirdiği "Ad5-NCov" da 3'üncü aşama denemelere başlanan aşı adayları arasında yer aldı.

 

Soğuk algınlığına yol açan zararsız bir adenovirüsle insan vücuduna Kovid-19'un genetik bileşenlerini aktararak bağışıklık tepkilerini uyandırmayı hedefleyen Ad5-nCOV'un güvenliğinin ve bağışıklık etkisinin test edildiği 1'inci ve 2'nci aşama klinik denemeleri Çin'de yürütüldü.

 

Aşı adayının 3'üncü aşama denemeleri 9 Ağustos’ta Suudi Arabistan’da başladı. 19 Ağustos’ta Pakistan, 3 Eylül’de Rusya, aşı adayının klinik denemelerine onay verdi. Toplam 40 bin kişinin katılması planlanan klinik denemelerin Brezilya ve Şili'de de yürütülmesi planlanıyor.

 

Çin ordusu, 25 Haziran’da aşı adayının "özel ihtiyaç sağlık malzemesi" olarak kullanımını onayladı. Aşı adayının askerler için zorunlu mu tutulacağı yoksa gönüllü olarak mı kullanılacağı hususu açıklığa kavuşturulmadı.

 

Rusya’nın "Sputnik V" aşısı

 

Kovid-19 için aşı geliştirilen ülkelerden biri de Rusya oldu. Gamaleya Ulusal Epidemioloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği "Sputnik V" adlı COVID-19 aşı adayı, kısa süren 1'inci ve 2'nci aşama klinik denemelerin ardından 3'üncü aşamada insanlar üzerinde test edilmeye başlandı.

 

Aşı adayı, Oxford aşısı gibi soğuk algınlığına yol açan bir adenovirüsten alınan, kendini çoğaltamayan, ayrı dozlar halinde uygulanan iki virüs bileşeni (rAd26 ve rAd5) içeriyor.

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 11 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, aşı adayının erken aşamadaki klinik denemelerde kaydettiği olumlu sonuçların ardından "aşı" olarak tescillendiğini ve yaygın kullanımına başlanacağını duyurdu.

 

Kızlarından birinin de aşıyı yaptırdığını ifade eden Putin, "Bildiğim üzere bugün sabah dünyada ilk kez yeni tip koronavirüs aşısı tescil edildi. Aşı, sağlam bağışıklık sistemini oluşturuyor ve gerekli tüm denetimlerden geçti." diye konuştu.

 

Ancak DSÖ yetkilileri, Rusya'nın iddiası karşısında temkinli bir tutum izlenmesini salık verdi. Yetkililer, bir aşı adayının yaygın kullanım için tescillenebilmesi içi klinik denemelerinin eksiksiz tamamlamış olması gerektiğini hatırlatarak prosedürlerin aceleye getirilmesinin halk sağlığı bakımından sakıncaları olacağını vurguladı.

 

Gelecek ay ülke genelinde yaygın bir aşı kampanyası düzenlemeyi hedefleyen Rusya, aşı tedariki için Brezilya, Meksika ve Hindistan ile anlaşmalara vardı.

 

Janssen ve "Ad26COVS1"

 

Öte yandan Belçikalı Janssen ilaç şirketi de "Ad26COVS1" adlı aşı adayı için 15 Temmuz’da Belçika ve ABD’de başladığı klinik denemeleri 3'üncü aşamaya taşıyacağını duyurdu.

 

"Adenovirüs serotip 26" adı verilen tekil bir virüs bileşeni içeren aşı adayı, COVID-19’un insan hücrelerine tutunmasını sağlayan "çivi proteine" istikrarlı bir yapay ifade kazandırarak vücutta virüsü körelten ve etkisizleştiren antikorları canlandırıyor.

 

Şirketin DSÖ’ye tahmini başlangıç olarak 5 Eylül tarihini kaydettirdiği 3'üncü aşama klinik denemelere 9 ülkeden 60 bin gönüllünün katılması planlanıyor.

 

ABD hükümeti, Amerikan ilaç şirketi Johnson & Johnson bünyesindeki şirketle, aşı adayının başarılı olması halinde, ilk etapta 100 milyon, sonrasında 200 milyon doz satın almak üzere 5 Ağustos’ta anlaşmaya vardı.

 

Anılan ülkeler dışında Hindistan, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Singapur, Kanada, Avustralya, Fransa, İtalya, Kazakistan ve Küba'da da Kovid-19 aşı adaylarının klinik denemeleri yürütülüyor.

 

Türkiye'den 8 aşı adayı klinik öncesi safhada

 

DSÖ kayıtlarına göre, klinik deneme aşamasındaki aşılar dışında dünyada 146 aşı adayı da klinik öncesi değerlendirme aşamasında bulunuyor.

 

Bunlar arasında Türkiye'den Ege Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi ile Acıbadem Labmed Sağlık Hizmetleri AŞ, Ankara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Bezmialem Vakıf Üniversitesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesinin aşı çalışmaları yer alıyor.

 

Potansiyel aşılar Türkiye’de de denenmeye başlandı

 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 17 Eylül’de yaptığı açıklamada, Çinli Sinovac firmasının geliştirdiği "Coronavac" adlı aşı adayının Hacettepe Üniversitesinde görevli 3 gönüllü sağlık çalışanı üzerinde test edilmeye başlandığını duyurdu. Coronavac, Türkiye’de insanlar üzerinde denenen ilk potansiyel Kovid-19 aşısı oldu.

 

Bakan Koca, aşı adayının ilk başta 1200 sağlık çalışanı üzerinde deneneceğini, devamında denek sayısının 12-13 bine çıkarılmasının planlandığını ifade etti.

 

Koca, ayrıca Pfizer’in aşı adayının 3'üncü aşama denemelerine izin verildiğini, Rusya’nın aşı adayı için yaptığı müracaatın da değerlendirildiğini kaydetti.

 

Kovid-19 aşısı ne zaman hazır olacak?

 

Tüm bu çalışmaların ne zaman sonuçlanıp, yaygın olarak kullanılabilecek bir aşının ortaya çıkacağı ise henüz belirsizliğini koruyor.

 

Klinik denemelerde başarı kaydedilmesi halinde aşıların gelecek aydan itibaren yaygın kullanımına başlanabileceği ifade edilirken ABD, Rusya ve Çin gibi ülkeler buna ilişkin hazırlıklar yapıyor. Uzmanlar ise aşıların geliştirilmesinin aceleye getirilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.

 

Çok yönlü biyolojik etkileri olan ve zaman içinde mutasyon geçirebilen virüslere karşı standart bir aşı üretmek her zaman mümkün olmuyor. Örneğin; COVID-19'un öncülü olan SARS koronavirüsünün ortaya çıkmasından bu yana 20 yıla yakın zaman geçmesine karşın aşı geliştirilemedi. 1980'li yıllarda AIDS'e yol açan HIV virüsüne karşı başlatılan aşı geliştirme çalışmaları da sonuçsuz kaldı.

 

Klinik denemeler 3 aşamada yapılıyor

 

Bir aşının yaygın olarak kullanılabilmesi için 3 aşamada insanlar üzerinde test edilmesi gerekiyor.

 

Klinik denemelerin ilk aşamasında, az sayıdaki gönüllü sağlıklı denek üzerinde aşının güvenli olup olmadığı ve insanlar üzerindeki muhtemel yan etkileri araştırılıyor. İkinci aşamada, aşının bağışık tepkilerini uyandırmadaki etkinliği 100’den fazla denek üzerinde test ediliyor. Üçüncü ve son aşamada ise aynı işlem binlerce denekle tekrarlanıyor. Tüm bu süreç aylar ve hatta yıllar alabiliyor.

 

Çin'in Vuhan kentinde Aralık 2019'da ortaya çıkan COVID-19, 200'den fazla ülke ve bölgeye yayılarak salgına dönüştü.

 

Dünya genelinde vaka sayısı 30 milyon 700 bini aşarken 956 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Devamını Oku
Salgından çıkışın umudu COVID-19 aşısı için çalışmalar sonuca yaklaşıyor

Ömer Çelik: Bu alçak ifadeler o politikacıların alnına yapışır

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten Yunanistan’da bir gazetede Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret edilmesine tepki: Bu alçakça yayınların arkasında bazı Yunanlı politikacıların Türkiye hakkındaki zehirli dili var.

Çelik tepkisini sosyal medya hesabından dile getirdi. “Yunanistan’da bir gazetenin Cumhurbaşkanımıza dönük çirkin ve alçakça ifadelerini şiddetle kınıyoruz” diyen Çelik şunları dile getirdi:

 

"Yunanlı politikacıların zehirli dili var"

 

“Bu alçakça yayınların arkasında bazı Yunanlı politikacıların Türkiye hakkındaki zehirli dili var. Bu alçak ifadeler o politikacıların alnına yapışır.”

 

Yunanistan’da bir gazetenin Cumhurbaşkanımıza dönük çirkin ve alçakça ifadelerini şiddetle kınıyoruz.

Bu alçakça yayınların arkasında bazı Yunanlı politikacıların Türkiye hakkındaki zehirli dili var.

Bu alçak ifadeler o politikacıların alnına yapışır.

Devamını Oku
Ömer Çelik: Bu alçak ifadeler o politikacıların alnına yapışır