Coronavirus (Covid-19)

  • 33,347,819Coronavirus Vaka Sayısı
  • 1,003,002Ölü Sayısı
  • 7,687,623Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 15:40

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

Meslek liselilerin staj dönemi başladı

Anadolu meslek ve Anadolu teknik lisesi öğrencileri, bugünden itibaren staj yapabilecek.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un imzasıyla illere gönderilen yazıya göre Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü'ne bağlı Anadolu meslek ve Anadolu teknik programı öğrencileri bugün itibariyle stajlarına başlayabilecek.

 

İşletmenin talebi, velinin izni ve koronavirüs salgınına yönelik gerekli tedbirlerin işletmeler tarafından alınması şartı gözetilecek.

 

İşletmelere gönderilemeyen öğrenciler ise virüs tedbirleri alınarak "işletmede beceri/meslek eğitimi" derslerini okullarında yapabilecek.

Devamını Oku
Meslek liselilerin staj dönemi başladı

AK Parti Sözcüsü Çelik: Ermenistan’ın yalanlarını aynı cümlelerle CHP’den duyuyoruz, utanç verici

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Ünal Çeviköz'ün "Türkiye'den Azerbaycan'a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların da Azerbaycan'a gönderildiği ifade ediliyor" ifadesine tepki gösterdi.

 

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşananlarla ilgili olarak kişisel Twitter hesabında bir paylaşımda bulundu. CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Ünal Çeviköz'e tepki gösteren Çelik, şunları kaydetti:

 

"CHP’de dış politikadan sorumlu Ünal Çeviköz’ün 'Türkiye'den Azerbaycan'a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların da Azerbaycan'a gönderildiği ifade ediliyor' şeklindeki provokatif açıklamasını şiddetle kınıyoruz.

Bu açıklama Türkiye karşıtı ahlak dışı bir provokasyondur. Ermenistan’ın Dış İşleri Bakanı ve Moskova Büyükelçisi tarafından dile getirilen bu yalanların maksadı bellidir. CHP sözcüsünün eş zamanlı olarak bu yalanları ifade etmesi manidardır.

Ermenistan tarafı bu yalanları Türkiye’nin Azerbaycan’la dayanışmasının önünü kesmek için üretiyor. Ermenistan tarafı bu yalanları Türkiye düşmanlığı yapmak için üretiyor. Ermenistan’ın yalanlarını aynı cümlelerle CHP’den duyuyoruz. Bu benzerlik utanç vericidir."

Ermenistan tarafı bu yalanları Türkiye’nin Azerbaycan’la dayanışmasının önünü kesmek için üretiyor. Ermenistan tarafı bu yalanları Türkiye düşmanlığı yapmak için üretiyor. Ermenistan’ın yalanlarını aynı cümlelerle CHP’den duyuyoruz. Bu benzerlik utanç vericidir.

Devamını Oku
AK Parti Sözcüsü Çelik: Ermenistan’ın yalanlarını aynı cümlelerle CHP’den duyuyoruz, utanç verici

Meme Kanseri İle İlgili Doğru Bilinen 10 Yanlış

“Ailesinde meme kanseri öyküsü olmayan kişide meme kanseri görülmez”
YANLIŞ! Birçok insan meme kanserinin tamamen ailesel geçişli olduğunu düşünür. Ancak meme kanseri tanısı alan hastaların önemli bir çoğunluğunda aile öyküsü bulunmamaktadır. Ailevi ya da genetik geçişli meme kanserleri, tüm meme kanserlerinin sadece %15-20’sini oluşturur.

"Memedeki kitlede ağrı varsa kesinlikle kanser değildir"
YANLIŞ! Meme kanserinde en sık bulgu, ağrısız kitledir. Ancak hastaların %10-20’sinde kitleye ağrı eşlik edebilir. Kişide ağrı olup olmaması kitlenin öneminin belirlenmesinde bir ölçüt değildir. Kitle varlığı durumunda klinik muayene ve görüntüleme tetkiklerinin sonuçlarına göre karar verilmelidir.

"Memede kitle yoksa kanser yoktur"
YANLIŞ! Meme kanserinin kitle dışında başka bulguları da olabilir. Meme derisinde ya da ucunda içeri çökme, meme derisinde kalınlaşma, meme başı akıntısı, koltuk altında kitle olması meme kanserinin diğer bulguları arasındadır. Taramada görülen meme kanserleri kitle haline gelmeden saptanabilmektedir.

“Genç yaşta mamografi çekilmez"
YANLIŞ! Meme kanseri konusunda herhangi bir belirtisi olmayan sağlıklı bir kadında tarama amaçlı mamografi çekimine 40 yaşından sonra başlanmalıdır. Ancak kitle veya benzeri bulguların varlığında ya da meme kanseri şüphesinde daha erken yaşta yapılabilir. Bu konudaki bilimsel kılavuzlar, ailesinde meme kanseri öyküsü olan bir kadın için ilk mamografi tarama zamanının ailedeki bireyin meme kanseri tanı yaşından 10 yıl önce olmasını önermektedir.

“Meme kanseri gençlerde görülmez”
YANLIŞ! Meme kanseri riski yaşla birlikte artmasına rağmen erken yaşta da görülebilmektedir. Türkiye’de meme kanseri ortalama yaşı ABD’ye göre 11 yıl daha erkendir. Ülkemizde meme kanseri tanısı alan her 6 kadından biri 20’li ve 30’lu yaşlardadır.

“Meme kanserli hastalarda iki meme alınırsa hastalık tekrar etmez ve ek tedaviye ihtiyaç olmaz”
YANLIŞ! Genetik geçişli meme kanserlerinde ve yoğun aile öyküsünde, diğer memeye de risk azaltıcı cerrahi yapılabilmektedir. Ancak iki memenin de alınması, meme kanserinin tekrar etme riskini sıfıra indirmemektedir. Meme kanseri sistemik bir hastalık olduğu için, cerrahiye ek olarak ilaç ya da ışın tedavisi tamamlayıcı olarak gerekebilmektedir.

"Meme kanseri tedavisi gören kadınlar bir daha çocuk sahibi olamaz"
YANLIŞ! Meme kanseri tedavisi gerçekleştirilen uygun hastalarda hekim onayı ile gebeliğe izin verilebilmektedir. Kemoterapi başlanmadan önce de tüp bebek teknikleriyle yumurta ya da embriyo dondurma işlemleri gebelik şansını artırmak için kullanılabilmektedir.

“Sıkı ve balenli sütyenler meme kanseri riskini artırır”
YANLIŞ!Toplumda, sütyen kullanımının meme kanserine sebep olabileceği konusunda kulaktan dolma bilgiler yayıldığı görülmektedir. Sutyendeki balenlerin meme dokusuna baskı yapması ile lenf akımını engellediği teorisi ileri sürülse de, meme kanseri ve sütyen kullanımı ile ilişkili bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır.

“Kitlelere biyopsi yapılması meme kanserinin yayılmasına sebep olur”
YANLIŞ! Memedeki şüpheli kitlelerin tanısı için iğne biyopsileri kullanılmaktadır. Biyopsilerin kanser yayılımına sebep olduğu ile ilgili bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. İğne biyopsisi sonucunda iyi huylu çıkan kitlelerde ameliyata gerek kalmazken, meme kanseri tanısı alan hastalarda biyopsi ile tümörün alt tipi belirlenerek tedavi planı yapılmaktadır. Bu nedenle biyopsi meme kanseri tedavisine yön veren çok önemli bir uygulamadır.

“Erkeklerin memesi olmadığı için kanser görülmez”
YANLIŞ! Erkeklerde meme dokusu kadınlara göre daha az olsa da meme kanseri erkeklerde de ortaya çıkabilmektedir. Her 100 meme kanseri hastasından bir tanesi erkektir. Erken tanı ve tedavi planlaması ile erkeklerde de meme kanseri kısa sürede kontrol altına alınabilmektedir.

Devamını Oku
Meme Kanseri İle İlgili Doğru Bilinen 10 Yanlış

TBMM'DE YENİ YASAMA YILI ÖNCESİ DETAYLI TEMİZLİK YAPILDI

TBMM Genel Kurulu, 28 Temmuz'da ara verdiği çalışmalarına, 27. Dönem 4. Yasama Yılı mesaisine başlamak üzere 1 Ekim Perşembe günü toplanarak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) koşullarında devam edecek.
Meclis, koronavirüs salgınına rağmen ihtiyaç duyulan düzenlemelerin hayata geçirilmesi için çalışmalarını sürdürecek.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un talimatları doğrultusunda, Türkiye'de ilk koronavirüs vakasının görüldüğü 11 Mart'tan haftalar önce tedbir alınmaya başlanan Meclis'te, yeni yasama döneminde de çalışmalara, fiziksel mesafe, maske ve temizlik konularına gerekli özen gösterilerek devam edilecek.
Bu kapsamda Meclis'teki genel kullanım alanları, TBMM Genel Kurul salonu ve kulisler dezenfekte edildi. Meclis'teki tüm koltukların antibakteriyel temizliği yapıldı.
Meclis'in havalandırma sistemi gözden geçirildi ve filtreler yenilendi. Havalandırma sistemleri, yüzde 100 dış hava alacak konuma getirildi.
Koronavirüsle mücadele kapsamında Meclis personeli ve milletvekillerine maske dağıtımı sürüyor.
Tedbirler kapsamında, TBMM'ye yeni dönemde de ziyaretçi kabul edilmemesi bekleniyor.
Milletvekillerinin basın toplantılarının açık alanda yapılmasına devam ediliyor.
TBMM yerleşkesi giriş noktalarında uygulanan termal kamera kontrol sistemine ek olarak, araçlı girişlerde araç içindeki herkesin "temassız alından ateş ölçer" cihazı ile ateş ölçümleri yapılıyor.

Devamını Oku
TBMM'DE YENİ YASAMA YILI ÖNCESİ DETAYLI TEMİZLİK YAPILDI

Ermenistan ordusu sivilleri hedef alıyor

Ermenistan-Azerbaycan cephe hattında son iki günde Ermenistan ordusunun ağır silahlarla gerçekleştirdiği saldırılarda siviller arasında can kayıpları yaşandı, çok sayıda ev hasar gördü.

Ermenistan ordusu saldırılarını daha çok Terter ve Ağdam bölgesinde yoğunlaştırdı ve buralarda çok sayıda konutta hasar oluştu.

 

Bölgeye giden AA muhabirleri Ermenistan güçlerinin ateşi sonucu oluşan tahribatı görüntüledi.

 

 

 

Çatışmalarda Ermenistan askerlerinin ateş açtığı bölgelerden biri olan Ağdam ilinin Mireşelli köyünde çok sayıda eve mermi isabet etti.

 

Köy sakinlerinden Azad Ağayev, AA muhabirine yaptığı açıklamada, köylerinin yoğun ateş altında bulunduğunu bildirdi.

 

Ağayev, Ermenistan güçlerinin Azerbaycan askerleriyle baş edemediğini, bu nedenle sivilleri hedef aldığını kaydetti.

 

 

 

Saldırılara rağmen evlerini terketmediklerini ifade eden Ağayev, Azerbaycan ordusuna güvendiğini vurguladı.

 

Ermenistan'ın saldırıları sonucu 2 günde aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 6 sivil yaşamını yitirmiş, yaklaşık 30 sivil de yaralanmıştı.

Devamını Oku
Ermenistan ordusu sivilleri hedef alıyor

Sahte Fatura Kullanma İddiasıyla Düzeltme Beyannamesi İstenilmesi

Sahte fatura kullanıldığı iddiasıyla vergi idarelerince düzeltme beyannamesi verilmesinin istenilmesi durumunda mükelleflerce ne yapılması gerektiği yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

Son günlerde sıklıkla karşılaşıldığı üzere, vergi daireleri, hakkında sahte fatura düzenlediği yolunda olumsuz tespit bulunan mükelleflerden mal veya hizmet satın alan mükelleflere sahte fatura kullanma iddiasıyla bir yazı göndermektedirler.

Bu yazıda mükelleflerden, sahte olduğu ileri sürülen faturalara ilişkin katma değer vergilerini beyanlarından çıkartmaları ve düzeltme beyannamesi vermelerini istenmektedir.

Düzeltme Beyannamesi İstenmesi Durumunda Yapılacaklar

Bu durumla karşılaşan mükellefler üç şekilde hareket edebilirler:

  1. Düzeltme beyannamesini verip, tahakkuk eden katma değer vergisi ile %50 oranında kesilen vergi ziyaı cezasını ödemek.
  2. İhtirazı kayıtla düzeltme beyannamesi verip sonrasında dava açmak,
  3. Hiçbir düzeltme yapmayarak vergi idaresinin inceleme yapmasını bekleyip inceleme sonucu çıkacak vergiyi ödemek veya dava konusu yapmak.

Aldıkları faturaların gerçek olduğunu ileri süren ve aldıkları faturalara güvenen mükelleflerin, düzeltme beyannamesi verip tahakkuk eden vergi ve cezaları ödemesi veya vermeyip, yapılacak vergi incelemesi sonucu tarh edilecek vergiler ile kesilecek cezaları ödemesi kendilerinden beklenecek bir davranış değildir.

Bu durumda olan mükellefler;

  • Ya ihtirazı kayıtla düzeltme beyannamesini vererek yapılacak tahakkuklara dava açacaklar ya da
  • Vergi incelemesi sonucu yapılacak cezalı tarhiyatlara dava açacaklardır.

Bu yollardan ilkini seçmek mükelleflerin daha yararınadır. Çünkü verilecek düzeltme beyannamesinin üzerine tahakkuk ettirilecek verginin yanında verginin yarısı kadar vergi ziyaı cezası kesilecekken, yapılacak vergi incelemesi sonucu tarh edilecek verginin yanında verginin bir veya üç katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilecektir.

Bu nedenle, aldığı faturalar güvenen, alışlarının ve ödemelerinin gerçek olduğunu iddia eden mükelleflerin, kendilerinden düzeltme beyannamesi vermelerinin istenilmesi halinde, “ihtirazı kayıtla” düzeltme beyannamesini verip, tahakkuk ettirilecek vergiye ve cezaya karşı “yürütmenin durdurulması” istemli dava açmaları elzemdir.

Açılacak davanın lehe sonuçlanması için, davada ileri sürülecek argümanların doğru seçilmesi ve dava sürecinin iyi yürütülmesi gereklidir. Bu hususta vergi hukuku alanında uzman kişilerden destek alınması önemlidir. 

Konuyla ilgili olarak açılan davalarda, doğru argümanlar kullanıldığında vergi yargısınca mükellefler lehine kararlar verildiği görülmektedir.

Devamını Oku
Sahte Fatura Kullanma İddiasıyla Düzeltme Beyannamesi İstenilmesi

Halil Sezai’nin tahliye talebine ret

İstanbul Tuzla'da yaşlı adamı darbettiği gerekçesiyle tutuklanan şarkıcı Halil Sezai’nin tahliye talebi reddedildi.

Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliği, Halil Sezai Paracıkoğlu'nun 18 Eylül'de "silahla kasten yaralama" suçundan tutuklanmasına ilişkin verilen karara karşı avukatınca yapılan itirazı karara bağladı.

 

Hakimlik, Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğince verilen tutuklama kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verererek, Paracıkoğlu'nun tutukluluk halinin devamına hükmetti.

 

Süreç

 

Tuzla'da bir sitede 2 villayı film çekimi için kiralayan Paracıkoğlu ile yan villada yaşayan 66 yaşındaki Hüseyin Meriç arasında 15 Eylül'de tartışma çıkmıştı.

 

Yaşanan tartışma sırasında darbedildiğini belirten Meriç, Tuzla İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğine giderek şikayette bulunmuştu. Bunun üzerine kamera kayıtlarını inceleyen polis ekipleri, Halil Sezai Paracıkoğlu'nu Kadıköy'deki evinde gözaltına almıştı.

 

Emniyetteki ifade işlemleri tamamlanan Paracıkoğlu, serbest bırakılmıştı.

 

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, şarkıcı Halil Sezai Paracıkoğlu hakkındaki soruşturmayı, dosyaya giren görüntüler ve alınan beyanlar doğrultusunda genişletmiş, şüphelinin "silahla kasten yaralama", "hakaret", "konut dokunulmazlığını ihlal" ve "tehdit" suçlarından mevcutlu şekilde adliyeye getirilerek ifadesinin alınması talimatını vermişti.

 

Avukatı ve polis eşliğinde Anadolu Adalet Sarayı'na getirilen Paracıkoğlu, çıkarıldığı hakimlikçe "Silahla kasten yaralama" suçundun tutuklanmıştı. Paracıkoğlu'nun avukatı da tutuklama kararına karşı itirazda bulunarak, müvekkilinin tahliyesini talep etmişti.

Devamını Oku
Halil Sezai’nin tahliye talebine ret

SALDA’YA KORUMA KALKANI: "BEYAZ ADALAR" BÖLGESİNDE GÖLE VE PLAJA GİRİŞ YASAKLANIYOR

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Türkiye’nin eşsiz güzelliklerinden biri olan Salda Gölü’nü gelecek nesillere taşımak için aldığı önlemlere bir yenisi daha eklendi. 15 Ekim’den itibaren Salda’nın “Beyaz Adalar” olarak adlandırılan bölgesinde göle girmek ve plajı kullanmak yasak olacak. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Doğa harikası gölün hep güzel kalması ve nesiller boyu yaşaması için çalışmalarımız devam ediyor” dedi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Salda Gölü'nün ekosistemi ve su kalitesini sürekli takip ettiklerini aktararak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla Salda Gölü ve çevresinin korunan alan büyüklüğünün 7 kat artırıldığını ve alanın Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildiğini anımsattı.  Bakan Kurum, Salda’yı korumak için bugüne kadar aldıkları önlemleri şöyle sıraladı: "Bölgedeki kaçak yapıları yıktık ve sadece vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını gidereceği, doğal malzemelerden oluşan kullanım alanları oluşturduk. Göl yakınına araç park edilmesini engelledik. Göl çevresini dumansız hava sahası ilan ettik. 24 saat aktif kamera sistemi ile bölgeyi koruma çemberine aldık ve vatandaşlarımızın da www.saldagolu.gov.tr adresinden anbean takip etmesine olanak sağladık."
 "Aldığımız tedbirlere bir yenisini daha ekledik"
Salda'nın korunması için akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan Çevre ve Tabiat Varlıkları Kurulunun tavsiyelerini uygulamaya geçirdiklerini ifade eden Kurum, şunları kaydetti:
"Kurulun yeni tavsiye kararı doğrultusunda Salda Gölü ve çevresinde aldığımız tedbirlere bir yenisini daha ekledik. Salda Gölü'nü diğer göllerden ayıran en önemli özellik eşsiz beyaz kumsalıdır. Bu kumsal rengini hassas bir ekolojik etkileşime borçludur. Vatandaşlarımızın büyük bir bölümü bu alanı ziyaret ediyorlar. Dolayısıyla göl çevresinde en büyük tahribat bu alanda oluşuyor. Beyaz Adalar bölgesi, endemik türlere ev sahipliği yapan ve adeta göle rengini veren yapıların kuluçka merkezidir. Bilimsel araştırmalar ve raporlar doğrultusunda aldığımız kararla bu yapıların ezilerek azalmasının önüne geçiyoruz. Buna göre, 15 Ekim itibarıyla 'Beyaz Adalar' kısmında göle girilmeyecek, yüzülmeyecek ve plaj kullanılmayacaktır. Bakanlık olarak, Beyaz Adalar bölgesinde yaklaşık 1,5 kilometrelik sahil şeridindeki taşıma kapasitesine bağlı olarak ziyaretçi sayısını belirleyecek çalışmamızı da başlattık."
Kurulun tavsiyesi doğrultusunda aldıkları bu yeni karar ve çalışmanın Salda Gölü Çevre Koruma Projesinin bir parçası olduğunu belirten Kurum, "Bu kararla Salda'nın eşsiz güzelliğini daha da korunaklı hale getiriyoruz. Tek gayemiz bu eşsiz güzelliği koruyarak gelecek nesillere aktarmak." ifadesini kullandı.
 

Devamını Oku
SALDA’YA KORUMA KALKANI: "BEYAZ ADALAR" BÖLGESİNDE GÖLE VE PLAJA GİRİŞ YASAKLANIYOR

İskenderun Körfezi Açıklarında Uyuşturucu Operasyonu

Ticaret Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, İskenderun'a Güney Amerika'dan gelecek yabancı bayraklı bir geminin riskli olduğu değerlendirilerek gemi aramalarında uzmanlaşmış ekiplerce, geminin ambar kapaklarının birine mıknatıslı özel bir düzenek yardımıyla sabitlenmiş paketler bulundu.
Kömür yüklü gemide bulunan paketlerin içinde tespit edilen toz maddenin, uyuşturucu test cihazıyla yapılan analizinde kokain olduğu saptandı.
Gümrük Muhafaza ekiplerinin koordinasyonunda emniyet ve sahil güvenlik birimlerinin katılımıyla deniz üzerinde gerçekleştirilen operasyonda yaklaşık 3 milyon 750 bin lira değerinde 5 kilogram kokain ele geçirildi.
Olaya ilişkin yürütülen soruşturmaya devam ediliyor.

Devamını Oku

Bakan Koca açıkladı: Evde karantinada olması gereken kişiler için bileklik uygulaması geliyor

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına yakalanan ve evde karantinada kalması gereken kişilerle ilgili hayata geçirilecek yeni uygulamayı anlattı. Koca, bu kişilerin dışarı çıkıp çıkmadıklarını kontrol etmek amacıyla iki farklı bileklik çeşidi üzerinde çalıştıklarını söyledi.

 

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye'deki seyrine ilişkin olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile gerçekleştirdiği görüşmeyi okurlarına aktardı.

 

Sarıkaya, Koca'nın açıklamalarına da yer verdiği yazısında şunları kaydetti:

 

"Bakan Koca ile Samsun yolunda uçaktaki sohbetimiz geniş kapsamlı oldu…

 

Gidişimiz de ilginçti…

 

Daha çok basın toplantısıyla yetinen, özel röportaj vermekten kaçınan Bakan Koca, ‘Samsun’a birlikte gidelim mi?’ teklifinde bulununca, anında ’Geliyorum’ dedim.

 

Sabah erken saatte buluştuk, daha uçak kalkmadan cep telefonuna indirdiği uygulamalardaki verileri göstermeye başladı, yol boyunca da aktarmasını sürdürdü.

 

İllerdeki vakaları, hastanelerdeki doluluk oranlarını; ezcümle nerede bir koronavirüs hastası var her şeyiyle Bakan Koca’nın cep telefonuna düşüyordu.

 

'Adıyaman'da vaka artışı yükselmiş'

Uygulamadan gördüm ki Adıyaman ve çevresindeki vaka sayısında son dönem yükselme var.

 

Şunu belirteyim, Bakan Koca, hem verileri aktarırken hem de genel durumu yorumlarken oldukça berrak; bir şeyi gizleme telaşına kapılmıyor.

 

Ancak yayınlanması halinde ne gibi etkiler bırakacağı konusunda baştan görüşünü koyuyor ve sizin takdirinize bırakıyor…

 

Aslında bir gazeteciden önce, toplum sağlığını öncelemesi gereken bir insan olarak sizi de yaşadığınız pandemi yönetimine ve sürecine dahil etmeyi başarıyor.

 

Bu kapsamda önce nereden nereye, hangi nedenlerle gelindiğini açık yüreklilikle anlattı.

 

'İlk dönemi yaşamadan virüse yakalandılar'

Yaza girmeden önce insanların evde sıkıldığını, yaz ile birlikte dünyanın diğer ülkeleri gibi hızlı açılma sürecinin yaşandığını, yaz sıcağında virüsün etkisinin düşeceğinin varsayıldığını sıraladı.

 

Bunu belirteyim ki AVM kararını ilk günkü gibi içselleştirmediğine bir daha tanıklık ettim.

 

‘Hızlı gevşeme, 600’lere inen vaka sayısını 1500’e çıkardı’ dedi.

 

Vaka sayısında İstanbul’daki %60 artışın, bir anda ülkeye yayıldığına vurgu yapıp ekledi:

 

‘Sivas, Tokat, Amasya, Çorum’un köylerinde virüs yokken, oradakilere de bulaşır oldu... Ama onlar pandeminin ilk dönemini yaşamadan, nasıl bir şey olduğu bilgisine erişmeden, birden üst seviyede yaşamaya başladı. Bir arada yaşama kültürü de yoğun olduğu için vaka sayısı hızla artmaya başladı.’

 

Doğu ve Güneydoğu illerinde sağlık alt yapısının da yetersiz olmasının yayılmaya katkı yaptığını da açık yüreklilikle söyledi.

 

Batman örneğinden yola çıktı, ’Altyapısı kötüydü, şimdi 350 yataklı hastane hemen, 500 yataklı ise kısa sürede hizmete girecek’ dedi.

 

Önce Türkiye’deki vaka ve hasta sayısına ilişkin verilerin nasıl o her akşam televizyon ekranlarımıza düştüğünün sürecini özetledi.

 

'Son haftada yüzde 38 oranında düştü'

Bakan Fahrettin Koca, cep telefonunu açıp, günlük vaka ve hasta sayısında durumun ne olduğunu grafik üzerinden gösterdi.

 

İki hafta öncesine göre Türkiye genelinde yüzde 38 düşme görülüyor.

 

Bu noktaya ulaşmalarının gerisinde uyguladıkları modelin yattığını belirtti.

 

Yani, bir kişi sorun yaşıyorsa anında teste tabi tutuluyor, semptomu yüksek ise hastaneye yatırılıyor; eğer yüksek değilse de evine gönderiliyor.

 

Ancak hemen ardından da filyasyon dediğimiz, o kişinin temas ettiği kişileri de belirleyecek ekip evine gidiyor; ilacını veriyor, neler yapması gerektiğini anlatıyor.

 

Sonrasında da bir doktor semptomu az olanı evinden takibe alıyor, eğer ateşi yükselir, zatürre başlarsa da anında 112 ambulansı ile hastaneye götürülüyor.

 

Bakan bu süreçlerin hiçbirinde enfeksiyon kapmış olan kişiden bir kuruş alınmadığını bildirdi.

 

'Dünyada 140 dolar olan ilacı bedava veriyoruz'

Dünyada 140 dolardan satılan ilacı Türkiye’de üreterek maliyetini 14 dolara düşürdüklerini ve virüs kapan herkese bedava verdiklerini bildirdi.

 

Favipiravir isimli bu ilacın erken evre kullanılması halinde zatürrenin önüne geçip, hastalığın hafif atlatılmasını sağladığının da bugün bütün dünyada kabul gördüğünü İtalya’da çıkan son bilimsel yayın ile anlattı.

 

Sahadaki filyasyon ekiplerinin temaslıya ulaşma süresinin 14 saate, hastaya ulaşma süresinin de 11 saate indiğini bildirdi.

 

'Onlar zatürre aşamasında hastaneye gideni yazıyor'

Sonra da şu soruyu yöneltti:

 

‘Biz bunları yaparken Avrupa ve İskandinav ülkeleri ne yapıyor?’

 

Dikkatimi çeken şu ki, Bakan Koca, batıdaki uygulamalar geride olmasına karşın Türkiye’nin eleştiri oklarına tutulmasına isyanlarda.

 

Batılı ülkeler öncelikle rahatsızlığı olan kişiye evinde kalmasını öneriyormuş, hastaneye ancak virüs ciğerlere inip öksürük çok yükseldiğinde gelmelerini istiyormuş.

 

‘Bunlar, virüs aşağı doğru etkisini göstermeye başlamış hasta demek. Onların testi alındığında yüzde 70 negatif çıkma dönemi söz konusu. yüzde 30 pozitif olan vakayı Kovid 19 olarak tedavi etti, geri kalan yüzde 70’i kendi istatistiğine Kovid 19 vakası girmedi. Oysa tedavisi de tanısı da Kovid 19 idi.’

 

'Salgın böyle engellenemez'

Devamını da şöyle getirdi:

 

‘Dünya vaka düştü diye göstermek için tarama yapmıyor, siz tarama yapmıyorsunuz, bunu yaptıkça vaka sayınız artıyor. Sizin semptomu olmayan kişi ile kendisinin solunum sıkıntısı olanını aynı kefeye koyup eşdeğer gösteriyor. Ağır vakanın artışı veya ölümlerin artışını hiç gündemine almıyor.’

 

Bunun doğru bir yöntem olmadığını Bakan Koca da kabul ediyor.

 

Baştan yaptıkları uygulamadan vazgeçmeme konusunda kararlılar.

 

Koca, gerekçesini de şu cümlede özetledi:

 

‘Temaslıyı takip etmez, göstermezseniz, hasta sayısı artar, sizin sağlık kuruluşunda istediğiniz kadar yatağınız olsun bunu engelleyemezsiniz. Dünya ise ağırlıklı olarak iz sürmeyi, vakayı takip etmeyi gündeminden çıkardı. Salgının böyle kontrol edilemeyeceğini biz biliyoruz.’

 

Bakan bu konuda oldukça dertli olsa da ben sözü bundan sonrasında ne olacağına getirdim.

 

'Yeniden kapanma yok'

Bir kere gelecekte olacağı gizlemedi aynen şöyle dedi:

 

‘Önümüzdeki grip mevsimi ile birlikte bunun daha kamçılanacağına dair endişe taşıyoruz. Bu böyle midir evet böyledir. Onun için düğün, nişan gibi temasları azaltalım, etkinlikleri devre dışı bırakalım. Bu işin aslı, maske, mesafe ve temizlik…’

 

Türkiye’nin sadece tedavide değil, insanların dikkatlerinde de önemli mesafe kaydettiğini bildirdi.

 

‘Maskeyi yaygın kullanım konusunda diğer ülkelere göre alışkanlığımız daha iyi; yurt dışından gelenler ülkenin bu konudaki hassasiyetini kabul ediyor’ dedi.

 

Şunu belirteyim, yeni bir kapanma sürecini başlatma gibi yaklaşımı yok, doğru da bulmuyor.

 

Bunu da Ankara örneği ile açıkladı…

 

‘Ankara’da vaka sayısı sokağa çıkma yasağı getirdik de mi düştü?’ sorusunu yöneltti.

 

Ben de fırsatını bulmuşken konuyu yaşamımı da sürdüğüm Ankara’ya getirdim.

 

'Türkiye'deki vakanın yüzde 24'ü Ankara'daydı'

Bir sırrını ifşa eden insan ses tonuyla, ’Biliyor musun?’ diye başladı ve gerisini kendisi getirdi:

 

‘Üç hafta önce Ankara’da yükselen trend oluştu, vaka çok. Ben de Ankara, İstanbul’un iki katı oldu dedim; Ankaralı da Türkiye de şaşırdı. Ankara dikine doğru ilerledi. Geçen hafta artış devam etti. Son bir haftadır hafif aşağı doğru iniyor. Birden rehavet oluşmasın. Ankara güç durumda ama geçen haftaya göre vaka sayısında %30 düşme var. On gün sonra hasta sayısına yansır…’

 

Aktardığına göre geçen haftaya kadar Ankara’daki vaka sayısı Türkiye’deki toplam vakanın dörtte biri kadarmış; %24 seviyesindeymiş

 

'Başarıyı göstermekte zayıfız'

Bu aşamada biraz da virüs ile mücadeledeki başarılarını iyi anlatamamaktan yakındı.

 

Gerekçesini de kendisi söyledi:

 

‘Yoğun bir iş yapıyoruz, bu yoğun iş ve mücadeleyi, başarıyı gösterme noktasında zayıf kalıyoruz. Çünkü şu dönemde yaptığımız mücadelenin dünyada benzerini yapan yok.’

 

Duyarsız davrananlar da hedefindeydi.

 

‘Ölüm oranının birin altına indiğini’ bildirip devam etti:

 

‘Bunu vermeyip, vatandaşa ‘Her 25 hastadan birisi vefat ediyor’ diyorum, uyarıyı almıyor. Ölümler günlük 14 kişiden 73’e çıktı, 4-5 kat artış var. Ağır hastanın arttığı görülüyor. Her defasında ağır hastaya dikkat çekiyorum. Ama vatandaş vakaya takılmış.’

 

Ölümlerin hala %88-90’ının 60 yaş üstü vatandaşlarda görüldüğünü de bu aşamada kayda geçirdi.

 

'Kesinlikle bileklik'

‘Ne yapacaksınız?’ diye sordum, önemli bir bilgiyi paylaştı.

 

Buna göre pozitif olup evinde karantinada kalması gerekirken dışarı çıkanlara yönelik yeni bir uygulamaya gidiliyor.

 

Kesinlikle bileklik uygulaması yapılacak.

 

Ancak bunun için iki farklı model var ve bunun hangisinde karar kılmaları gerektiği konusunu tartışıyor.

 

İlki pozitif olan ve evinde karantinada kalması gereken her kişiye bileklik takılması ve olması gereken yerden ayrıldığında merkezdeki alarmın çalması…

 

Bileklikte ikinci model

İkinci model yine aynı mantıkla çalışıyor, ancak eve bir cihaz konuluyor, kişiyi bu cihaz takibe alıyor.

 

İlkinde kişi dar bir alanda çıksa dahi alarm çalabildiği dikkate alınarak, eve bir kutu halinde ikinci cihaz konuluyor.

 

Daha bu kutudan belirlenen sınırlar aşıldığında cihaz alarmını çalarak uyarı veriyor, daha uzağa gittiğinde ise merkezdeki alarmı çalıştırıyor.

 

Ayrıca bu kutu yerinden hareket ettirildiğinde de merkezi uyararak kişinin yerinden kıpırdatmasının önüne geçiyor.

 

Bakan Koca hangisinin daha faydalı olduğunu tespit ettiklerinde hazır olan uygulamanın kullanılmaya başlanacağını da açıkladı.

 

Benim için kısa ama bilgi açısından bir o kadar dolu gezi oldu."

Devamını Oku
Bakan Koca açıkladı: Evde karantinada olması gereken kişiler için bileklik uygulaması geliyor