Coronavirus (Covid-19)

  • 161,872,987Coronavirus Vaka Sayısı
  • 3,360,026Ölü Sayısı
  • 17,772,354Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 12:25

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu, eski bayramları anlattı

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, çocukluğunun bayramlarını anlatarak, “19 Mayıs’ta mutlaka şiir okurdum. Bayramlarda ise 20 kuzenimle bir araya gelirdik, en çok harçlığı ben toplardım” ifadelerini kullandı.

Ramazan Bayramı ve 19 Mayıs öncesinde, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, çocukluğunu ve gençliğini anlattı.

Bakan Kasapoğlu, üniversite yıllarına ilişkin "Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi işletme bölümünden mezunum. Çok sosyal bir öğrenciydim. Üniversite döneminde girişimcilik kulübünü kurdum. ‘Türkiye’de ilk girişimcilik kulübünü ben kurdum’ diye düşünüyorum. Yoktu o zamanlar. Girişimcilik, teşebbüs kavramı yeni yeni doğuyor. Başarılı iş insanlarını, sanatçı ve gazetecileri okulumuza çağırırdım. 1998 yılında İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde Sayın Cumhurbaşkanımızı üniversitemize davet etmiştik" diye konuştu.

'Şimdi de eşime şiir yazıyorum'
Hürriyet'ten Gizem Karakış'a konuşan Kasapoğlu, yerinde duramayan, çok aktif ve sosyal bir genç olduğını belirterek, şunları söyledi:

"Her 19 Mayıs’ta mutlaka şiir okurdum. O günleri özlüyorum. Arkadaşlarımızla birlikte günler öncesinden hazırlıklar başlardı. Şimdi de eşime şiir yazıyorum. Bu yıl da pandemi önlemleri kapsamında etkinliklerimiz olacak. Gençler bu heyecanı yaşayacak.”
Siyasetle yolunun nasıl kesiştiğini de anlatan bakan, "Siyaset her zaman ilgi ve çalışma alanımda vardı. 1994 seçiminde İstanbul’da aktif görev aldım. Cumhurbaşkanımızın ilk belediye başkanı seçildiği seçimde, sandık görevlisiydim. Üniversite yıllarımın ardından siyasetin içinde birçok görevde bulundum" dedi.

'Dedemle İstanbul’u karış karış gezerdik'
"Bayram demek benim için 'babannemlerde olmak' demekti" diyen Kasapoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Kahvaltıyı babaannemlerde yapardık, tüm aile toplanırdı. Sonrasında misafirler gelirdi. Bayramlar daha kalabalık geçerdi. En çok harçlığı ben alırdım. Biz 5 kardeşiz. Dedemin 20’ye yakın torunu vardı. En çok beni seviyordu. Babaannem, dantelli mendillerde harçlıklar hazırlardı. Mendillerdeki işlemeler hala gözümün önünde. O zamanlar çatapat tabancası vardı. Harçlıklarımızla onu alır, bütün gün oynardık.
Dedemin hayatımdaki yeri çok farklıdır. İsmimi dedemden aldım. Elimden tutardı, İstanbul’u karış karış gezerdik. Bir gün dedemle Beyazıt’a gidiyoruz. 5-6 yaşındayım. Vefa Bozacısı’nın o tarafta bir turist bizi gördü. O kadar çok beğendi ki, durdurdu ve fotoğrafımızı çekti. Babaannem ile de ayrı bir diyaloğumuz vardı. Özellikle üniversite yıllarımda onlarda kalırdım, çalışma odam vardı. Bugün aile yapıları değişiyor, o nedenle maalesef çocuklarımıza eski günleri, kültürü aşılamak her geçen gün zorlaşıyor."
'Yaz spor okullarını açamama gibi bir düşüncemiz olmadı'
Kasapoğlu, 17 Mayıs’ta Kabine Toplantısı’nda tam kapanma sonrası normalleşme adımlarını şöyle anlattı:

"Geçtiğimiz yıl ülkemizin Kovid-19 ile mücadelesinde elde ettiği başarı sonucu normalleşme süreci 1 Haziran’da başlamış ve yeni normalleşme süreciyle beraber, gençlik merkezleri ve gençlik kampları ile bakanlığımıza bağlı spor tesislerini, Sağlık Bakanlığı'mız ve Bilim Kurulu’nun önerileri doğrultusunda gereken önlemleri de alarak açmıştık. Dolayısıyla 17 Mayıs sonrası da hükümetimizin alacağı kararlar doğrultusunda spor tesislerinin açılması gündeme gelebilir. Tesislerimizde tüm tedbirler alınmış, tüm organizasyonlarımız planlanmış, tüm hazırlıklar tamamlanmış şekilde bekliyoruz. Yaz spor okullarını açamama gibi bir düşüncemiz olmadı.
Avrupa’nın açılma sürecine girdiği bir dönemde bizim geride kalmamamız için vaka sayılarını 5 binin altına indirmemiz gerekiyor. Kovid-19 tedavisi gördüm. Zor bir süreçti diyebilirim. İnsan başına gelmeyince anlamıyor denir ya… Gerçekten öyle. Allah’ın izniyle atlattık. Uzmanlar bu hastalığa karşı bağışıklık sisteminin güçlü olması gerektiğini dile getiriyor. Güçlü bir bağışıklık için spor şart. Herkesi en azından evlerinde spor yapmaya davet ediyorum. Avrupa Şampiyonası’nda milli takımımızı yalnız bırakmayacağız, maçlarında onların yanında olacağız. Sporcularımıza inanıyorum. Zira son süreçteki performansları bizi hayli gururlandırdı, mutlu etti."
'Milli takımımızı yalnız bırakmayacağız'
Bakan Kasapoğlu, Avrupa Şampiyonası’yla ilgili "Milli takımımızı yalnız bırakmayacağız, maçlarında onların yanında olacağız. Sporcularımıza inanıyorum. Zira son süreçteki performansları bizi hayli gururlandırdı, mutlu etti" dedi.

Devamını Oku
Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu, eski bayramları anlattı

Salgında uçak yolculuğu ne kadar güvenli?

Uzmanlara göre uçak yolculuklarının güvenli olmasının en büyük koşulu gerekli önlemlerin alınması. Peki güvenle uçak yolculuğu yapılabilmesi için ne gibi önlemlerin alınması gerekiyor? Bilim insanları, salgında uçak yolculuğunu "düşük riskli" olarak sınıflandırsa da alınacak bireysel önlemlerin çok önemli olduğuna vurgu yapıyor. Peki nedir bu önlemler? Salgın döneminde uçak yolculuğunun risklerini, yolcuların ve havayolu şirketlerinin alması gereken önlemler.

Devamını Oku
Salgında uçak yolculuğu ne kadar güvenli?

İsrail katliamlarına ABD'den destek sürüyor

İsrail Filistin'de katliam yapıyor. Ancak ABD İsrail'e destek vermeye devam ediyor. Beyaz Saray Sözcüsü Psaki, ölen çocuklarla ilgili soruyu yine geçiştirdi, "kendini savunma hakkı" diye İsrail saldırılarını savundu.

Devamını Oku
İsrail katliamlarına ABD'den destek sürüyor

Pandemide pozitif enerji yayan takıları keşfettik

Pandemide içe dönüp huzur bulma ihtiyacı mücevher tercihlerini de etkiledi. Atasay’dan alışveriş yapan tüketiciler nazar, kalp, bereket ve şans gibi pozitif enerji yaydığına inanılan figürlerle tasarlanan takılara yöneldi. Altın, bu dönemde de ‘kriz zamanındaki dost’ olarak yatırım amaçlı popülerliğini sürdürdü.

 

Mücevherde, tıpkı moda ve diğer sektörlerde olduğu gibi yeni trendler özellikle pandemi dönemiyle birlikte yeniden şekilleniyor. Pandemi döneminde negatif duygulardan arınıp huzur bulma arayışı tüketicilerin mücevher tercihleri üzerinde de etkili oldu. Tüketiciler bu dönemde anlamı olan ve pozitif enerji yaydıklarına inandıkları figürlü tasarımlara yöneldi. Atasay’dan alışveriş yapan tüketiciler, sezonun ruhunu yansıtan geometrik figürlerin yanı sıra nazar, kalp, bereket ve şans gibi pozitif enerji yaydığına inanılan figürlerle tasarlanan takıları tercih etti. 

Bu dönemde seyahate çıkamayan, doğum günü kutlamalarına katılamayan ya da düğünlerini ertelemek zorunda kalanlar, daha çok yatırım refleksiyle mücevher kategorisine kaydı. Pandemiyle birlikte yeniden hatırlanan ‘güvenli liman’ altın, bu dönemde yine tercihlerde başı çekti. Günün her saatinde şıklığın tamamlayıcısı olan klasik, zamansız ürünlerin yanı sıra minimal tasarımlar da popülerliğini devam ettirdi. Pandeminin en çok satan ürünleri sırasıyla yüzük (27), gerdanlık/kolye (17), bileklik (16), küpe (13) ve alyans (13) oldu. Pandemi sürecinde alyans satışları mağazaların kapalı olduğu dönemde azalsa da 2021’in ilk ayından itibaren artış trendine girdi. 

Altının yanı sıra pırlanta tercihlerinde de pandemi etkisi görüldü. Bu dönemde tektaşların yanı sıra renkli taşlı pırlantalar da keşfedildi. Pandemide mücevher modasında görülen geometrik, yalın etkiler ile birlikte tamamen zıt köşede maksimal etkili çoklu takılar da ilgi odağı oldu. 

Altın kalpli annelerimize altın kolye

Pandemi nedeniyle daha çok dijital ortamda kutlanan Anneler Günü’ndeki hediye tercihlerinde de figürlü tasarımlar öne çıktı. Atasay.com’dan yapılan Anneler Günü alışverişlerinde kanatlı kalp, anne ve çocuğu temsil eden balık figürlü ve taşlı altın kolyeler ilk sıraya yerleşirken, onu dönemin ruhunu yansıtan bileklikler, yüzükler, alyanslar, küpeler ve bilezikler takip etti. Sadece atasay.com’a özel olan ürünlerin de büyük ilgi gördüğü Anneler Günü alışverişlerinde, renkli ve modern tasarımlı pırlantalar, annelerimize duyduğumuz sevgiyi göstermenin bir başka yolu oldu. 

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Pandemide pozitif enerji yayan takıları keşfettik

Huobi Global, Yeni ve Geliştirilmiş Huobi Prime Ürünü için İlk Projesini Duyurdu

Huobi Token tarafından desteklenen Huobi Prime, yatırımcıların son teknoloji kripto projelerine rahatlıkla erişmelerini sağlıyor. Çok titiz bir araştırma ve seçim süreci yürütülen yeni Huobi Prime’da sadece premium projeler listelenebiliyor.

 

Huobi’nin Türkiye, Rusya ve Ukrayna pazarlarından sorumlu Bölge Genel Müdürü Alphan Göğüş, Huobi Prime ile ilgili açıklamalarında şu sözlere yer verdi: "Huobi Prime ekibi, geniş bir potansiyel aday havuzundan yüksek kaliteli projeleri seçer ve kullanıcılara katılım sağlamaları için daha kolay bir giriş yolu sunarak, yatırım yapabilecekleri bir kanal sağlar. Bundan daha da önemlisi, projeyle ilgilenen kullanıcılar projeye erken giriş yapma imkanına sahip olurlar.”

Huobi Prime'da yer alan bu yeni varlıklara erişim hakkı kazanmak isteyen kripto para yatırımcılarının altı gün boyunca (13 Mayıs, saat 19.00 - 19 Mayıs, saat 19.00 arasında) hesaplarında en az 300 Huobi Token bulundurmaları gerekir. Önceki Huobi Prime etkinliklerinden farklı olarak, bu 7. Huobi Prime etkinliği iki tur olarak gerçekleştirilecektir. İlk turda, Huobi Token (HT) ile verilen emirler arasında yapılacak çekilişin sonucunda belirlenen emirler gerçekleştirilecek, böylece kazanımların birkaç güçlü kullanıcıda yoğunlaşmasının önüne geçilecektir. İkinci turda ise, sistem bekleyen emirlerin sayısına göre orantılı bir tahsis gerçekleştirecektir.

Alphan Göğüş açıklamalarına şöyle devam etti: "Huobi Prime, bireysel yatırımcıların premium projelere erişmeleri için eşit fırsat sağlamayı hedeflemektedir. Kripto dünyasında kapsayıcılığı teşvik etmek ve sektörün sadece büyük oyuncular için olmadığını göstermek istiyoruz. Huobi’de yaptığımız her şeye müşterilerimizin ihtiyaçları yön verir. Huobi Prime da bu bakış açısının uzantısıdır."

Bugün açıklanan ilk proje, birinci sınıf sanat eserlerini blockchain üzerinde NFT olarak kaydetme misyonuyla doğan APENFT'tir. Tanınmış sanatçılar ile blockchain arasında köprü kurmayı ve kripto sanatçılarının NFT ortamında büyümesini sağlayan APENFT’nin amacı, bir zamanlar sadece elit kesime ait olduğu düşünülen sanat eserlerini herkese ait bir şeye dönüştürmektir.

Seçilen proje ile ilgili görüşlerini "Huobi Prime'ın yeniden lansmanı için çok sayıda güçlü adayımız olmasına rağmen, APENFT'nin sanatı herkes için erişilebilir hale getirme arzusundan son derece etkilendik. Üstelik, Ethereum (ETH) ve TRON (TRX) üzerinde kurulmuş ve dünyanın en büyük dağıtık veri depolama sistemleri tarafından destekleniyor.” şeklinde paylaşan Göğüş, “Huobi Token’ı da güçlendireceğinden ve tüm kripto ekosistemine daha fazla hacim getireceğinden hiç şüphem yok." diye konuştu.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Huobi Global, Yeni ve Geliştirilmiş Huobi Prime Ürünü için İlk Projesini Duyurdu

Kalite kontrol, üreticilere ne gibi avantajlar sunuyor

Kalite kontrol süreci neden doğru uygulanmalı?

Kalite kontrol, üreticilere ne gibi avantajlar sunuyor?

Üretim hatalarının tespitinde kalite kontrol önemli… 

Kalite kontrol uygulamaları, başta üretim sektörü olmak üzere günümüzde hizmet, tekstil, ilaç ve havacılık gibi birçok alanda kullanılıyor. Üretim hatalarının hemen tespiti için kalite kontrol sürecine sürekli olarak devam edilmesinin önemini vurgulayan uzmanlar, çok fazla sayıda hatalı ürün veya kötü hizmet durumu ortaya çıkması durumunda üretim veya hizmet sürecini iyileştirmek için iyi bir plan tasarlanarak uygulamaya konulması gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, kalite kontrol sürecinin doğru bir şekilde uygulanması durumunda firmalara üretimde maliyet azalması, müşteri memnuniyetinin artması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması gibi avantajlar sağladığını ifade ediyor.

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Enis Bulak, kalite kontrolünün endüstrideki yeri ve öneminden bahsetti.

 

Kalite kontrolü ve kalite güvencesi farklı kavramlar

 

Kalite kontrolünün üretilen bir ürünün veya sunulan bir hizmetin tanımlanmış kalite kriterlerine uygunluğunu sağlayan prosedürler dizisi olarak tanımlandığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Enis Bulak, “Ayrıca ürünü kullanan veya hizmeti alan müşterinin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayan bir süreç olarak da tanımlanabilir. Diğer taraftan kalite güvencesi ile kalite kontrol terimleri birbirine benzeyen farklı kavramlardır. Kalite güvencesi, belirli gereksinimlerin bir ürün veya hizmet tarafından karşılandığına dair onayın alınmasını sağlarken, kalite kontrol bu unsurların fiili kontrolünü ve denetimini ifade ediyor.” dedi.

 

Başarısız ürünler için gerekli adımlar atılmalı

 

Dr. Öğretim Üyesi Bulak, ‘Bir kuruluş etkili bir kalite kontrol programı uygulamak için önce ürün veya hizmetin hangi spesifik standartları karşılaması gerektiğine karar vermelidir’ dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

 

“Daha sonra ise örneğin üretilen ürünlerden test edilecek birimlerin yüzdesinin tanımlanması gibi kalite kontrol aktivitelerinin kapsamı belirlenmeli. Bu aşamanın ardından başarısız olan birimlerin yüzdesi gibi ürüne ait gerçek veriler toplanarak sonuçlar üst yönetim ile paylaşılmalı. Başarısız olan ürünlerle bir sonraki aşamada tekrar karşılaşmamak için düzeltici ve önleyici faaliyetler tanımlanarak gerekli adımlar atılmalıdır. Örneğin, arızalı birimler tamir edilmeli, reddedilmeli veya sunulan servis müşteri tatmin oluncaya kadar ücretsiz olarak tekrarlanmalıdır. Çok fazla sayıda hatalı ürün veya kötü hizmet durumu ortaya çıkarsa üretim veya hizmet sürecini iyileştirmek için iyi bir plan tasarlanarak uygulamaya konulmalıdır. Son olarak, gerekirse iyileştirme çabalarının tatmin edici sonuçlar vermesini sağlamak veya yeni hataların hemen tespiti için kalite kontrol sürecine sürekli olarak devam edilmelidir. İstatistiksel süreç kontrolü, temel sorunların tespiti ve düzeltilmesi yaklaşımları, uygulamalarda sıkça kullanılan metotlar olarak öne çıkıyor.”

 

Kalite standartlarına uygunluk önemli

 

ISO 9001'de belirtildiği gibi kalite standartlarına uygunluğun kalite kontrolünün önemli bir parçası olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Enis Bulak, bu standartlara göre kalite kontrol üretim ve hizmet endüstrisinde odaklanılan 3 noktayı şöyle paylaştı:

 

- İşin yönetimi ve kontrolü, iyi tanımlanmış ve yönetilen süreçler, performans kriterleri ve kayıtların tutulması,

 

- Yetkinlik (beceriler, deneyim, nitelik ve bilgi),

 

- Personel, güven, motivasyon, kaliteli ilişkiler ve organizasyon kültürü gibi daha yönetimsel unsurlar

 

Bulak söz konusu maddelerle ilgili değerlendirmelerini şöyle paylaştı: “Bu üç noktadan herhangi biri bir şekilde eksikse, bu ister bir ürün ister bir hizmet olsun, çıktının kalitesinin düşmesi muhtemeldir. Kalite kontrol, sanayide ürünün müşteriye kadar ulaştırılmasının diğer bir adı olan Tedarik Zinciri Yönetimi’nde kritik bir rol oynuyor. Son kullanıcının eline hatalı bir ürünün gitmesini engelleyerek müşteri memnuniyetinin arttırılmasını ve sadakatin oluşmasına önemli derecede katkı sağlıyor.”

 

Birçok alanda kalite kontrol uygulamaları görülüyor

 

Kalite kontrolün üretim ve hizmet sektöründe sıkça uygulandığını belirten Bulak, “İlaç sektöründen, tekstil sektörüne veya havayolu şirketlerine kadar birçok alanda kalite kontrol uygulamaları mevcut. Kalite kontrol sürecini doğru bir şekilde uygulayan firmalar üretimde maliyet azalması, müşterilerin memnuniyetinin arttırılması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması ve sonucunda daha rekabetçi bir organizasyon olma noktasında rakiplerine oranla büyük avantajlar sağlıyor.” dedi.

 

Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Enis Bulak, kalite kontrolün kullanıldığı alanlara ilişkin örneklerini şöyle paylaştı:

 

- Ürün kalitesi (boyut, büyüklük, renk),

- Etiketlemenin doğruluğu,

- Süreçlerin kontrolü (satın alma, üretim, tedarik zinciri),

- Paketlemenin uygunluğu,

- Montaj hattındaki parçaların birbirleriyle uygunluğunun kontrolü,

- Hizmeti sağlayan kişilerin uygun eğitimden geçmesi,

- Havayolu şirketlerinde verilen hizmetle ilgili müşteri problemlerine çözümlerin sağlanması gibi alanlarda Kalite Kontrol uygulamaları mevcuttur.

 

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Kalite kontrol, üreticilere ne gibi avantajlar sunuyor

Türkiye’nin önde gelen avukatlık bürosu Gün + Partners, Euromoney tarafından Güneydoğu Avrupa’nın en iyi avukatlık bürosu seçildi

Pandemi döneminde ilaç ve yaşam bilimleri hukuku konusunda bölgesel liderlik ödülü alan Gün + Partners tarihi bir başarıya imza attı.

 

Türkiye’nin köklü ve en büyük avukatlık bürolarından Gün + Partners, uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. Daha önce uluslararası alanda birçok seçkin ödülle takdir edilen büro, bu kez Euromoney tarafından İlaç ve Yaşam Bilimleri Hukuku konusunda en iyilerin ödüle değer bulunduğu LMG Life Sciences Awards’ta Güneydoğu Avrupa’nın en iyi avukatlık bürosu ödülünü almaya hak kazandı. Organizasyon, ilaç, tıbbi cihaz ve sağlık endüstrisinde farklı disiplinlerde   hizmet sağlayan avukatlık bürolarını ve avukatları ödüllendirmeyi amaçlıyor.

 

1986 yılında kurulan Gün + Partners Avukatlık Bürosu, 150’nin üzerindeki çalışanıyla müvekkillerine pek çok öne çıkan sektörde olduğu gibi ilaç, tıbbi cihaz ve sağlık alanında da hizmet veriyor. Çalışanlarının 60’ı ve yönetimdeki avukatlarının 80’i kadın olan Gün + Partners Avukatlık Bürosu; dünya genelindeki en büyük kurumsal sürdürülebilirlik girişimi olan Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni (UN Global Compact) Türkiye'de ilk imzalayan kurumlardan birisi,   “Best Managed Companies”, “Great Place to Work”, “Patent Firm of the Year in Turkey,” “Global IP Awards,” “Euromoney: National Firm of the Year” de dahil çok sayıda uluslararası ödülün de sahibi. Av. Mehmet Gün, Türkiye’den bir avukatlık bürosunun, pandemi döneminde ilaç ve yaşam bilimleri hukukunda bölgesel liderlik ödülü almasının çok değerli olduğunu, bu alanlarda çalışan hukukçuların sağlık ürünlerinin geliştirilmesi, korunması ve sürdürülebilirliği konusunda çok önemli bir role sahip olduğunu söyledi. Gün + Partners Avukatlık Büro’sunun ilaç ve yaşam bilimleri çalışma alanından sorumlu ortak avukatı Özge Atılgan Karakulak ise adaylar arasında uluslararası faaliyette bulunan hukuk bürolarının olmasının ve 9 farklı hukuk alanında kısa listeye girmiş olmasının Gün + Partners Avukatlık Büro’sunun uluslararası standartlara ulaşmış olduğunun göstergesi olduğunu belirtti. Şirketler Birleşme ve Devralmalar ve Ticari Suçlar ve Yolsuzlukla Mücadele Çalışma Alanından sorumlu ortak avukat Filiz Toprak Esin ise “İlaç ve tıbbi cihaz endüstrisinin lideri olan müvekkillerimize en kritik ve hassas hukuki konularda hizmet vermekle ön plana çıkıyoruz. Bu başarımızın tescillenmiş olması memnuniyet verici.” dedi. 

 

 

Av. Mehmet Gün: “Bölgesel ve Küresel başarı ile Hukukun üstünlüğü için avukatlık mesleğinde kurumlaşma gerekiyor”

“Her hizmette olduğu gibi avukatlık mesleğinin de ileriye gidebilmesi, bölgesel ve küresel alanda rekabet edebilmesi, hukukun üstünlüğünü güçlendirebilmesi için kurumlaşmanın temel şart ve tek yol olduğuna inanıyorum” diyen Av. Mehmet Gün sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizin uluslararası rekabette ileri gidebilmesi için bütün diğer sektörleri olduğundan daha fazla hukuk ve avukatlık hizmetlerini geliştirmesi, avukatlık bürolarını bölgesel ve küresel piyasa oyuncuları arasına sokması gerekir. Bunu sağlamanın yegane yolu avukatlık bürolarını hızlıca kurumlaştırmaktır. Kurumlaşma avukatlık bürolarının uluslararası iş yapma yetkinliklerini ve kapasitelerini artıracak, mali yönden güçlendirecek, genç avukat iş gücüne yeni iş imkanları açacaktır. Bir KOBİ’nin bir ayda üreterek ihraç ettiği 1 TIR ürün ile elde edebileceği geliri yetkin bir avukatın bir bilgisayar ve bir telefon ile tek başına üretebilir.” dedi. Avukatlık hizmetlerinin adeta bacasız, makinasız bir fabrika gibi olduğunu, ondan çok daha verimli olduğunu, ülkemizin ihracattaki katma değeri böyle sahalarla ilerleyerek artırabileceğini söyleyen A. Mehmet Gün “Ancak kurumlaşan avukatlık büroları, sürdürülebilir ilerlemeyi sağlayabilir. Avukatlar bu sayede daha iyi ve kaliteli hizmet üretebilir ve yargının performansını yukarıya götürür. Bu nedenle, sadece avukatlık hizmetlerinin ihracı için değil, Türkiye'de hukukun üstünlüğü için de avukatlık mesleğinde kurumlaşma gerekiyor. Türkiye’nin yıllardan beri gerçekleştirmek istediği yapısal reformları gerçekleştirmekte en kritik insan gücünün bağımsız düşünceli avukatlardır. Kurumlaşarak dönüşen ve güçlenen avukatlar Türkiye’yi dönüştürebilir. Hukukun üstünlüğü yoluyla ileri demokrasiyi gerçekleştirerek ülkemizin gerçek potansiyelini elde etmesinde ve milli gelirimizin 25,000 Dolar üzerine çıkarılmasında avukatlar çok kritik bir rol oynayacaktır. Bu rolü oynayabilmeleri ve sağlıklı gelişerek daha iyi hizmet verebilmeleri için avukatlar, bürolarını bir an önce kurumlaştırmalıdır. Bunun için de sağlam bir kariyer (mesleki gelişim) planı, adil bir paylaşım sistemi oluşturmak, bilgi, tecrübe ve enerji aktarımı ve sürdürülebilirliği sağlamak zorundalar. Türkiye'de kurumlaşmış avukatlık bürolarının sayısı henüz az, fakat ekonominin dinamikleri buna zorluyor. Avukatlığın kurumlaşmasının önündeki en büyük engel isteyen avukatların, hazır kurumsal kalıplar sunan, kendiliğinden sürdürülebilirlik sağlayan şirket şeklinde örgütlenmesinin önleyen mantalite ve yasaktır. İnsanların canlarını emanet ettiği doktorların şirket kurmaları serbest iken haklarının emanet ettikleri avukatların şirket kurması yasaktır. Avukatlık bürolarını bir kısmı orta büyüklükte KOBİ büyüklüğünü geçmesine rağmen kurallar avukatlığı bir küçük meslek, zenaat gibi görülmektedir. Avukatlık için kanunda öngörülen yapılanma mesleğin gelişmesini kısıtlamaktadır. Avukatlık mesleğini evrensel ilkelere uygun olarak sürdürmek ayrı şey, bu mesleği sürdürenlerin faaliyetlerini ve ekonomik yönlerini şirket çatısı altında toplamaları ayrı şeylerdir. Türkiye, gelişen ekonomisinin ihtiyaçlarına uygun olarak avukatlık bürolarının şirketleşmesine getirdiği yasağı bir an önce kaldırmalı ve avukatları serbest bırakmalıdır.” diye devam etti.

 

Av. Mehmet Gün, açıklamasını, “Müvekkillerimize her zaman en yüksek kalitede hizmet sağlama misyonuyla çok çalışan tüm ekip arkadaşlarıma tebrikler ve teşekkürler…” sözleriyle tamamladı.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Türkiye’nin önde gelen avukatlık bürosu Gün + Partners, Euromoney tarafından Güneydoğu Avrupa’nın en iyi avukatlık bürosu seçildi

Uyku arası bilinçsiz yemek yeme semptomuna dikkat

Gece uyanıp bilinçsizce yemek yemenin, beynin uyku uyanıklık kontrolünde yaşanan sorundan kaynaklandığını belirten uzmanlar, bu durumu uyurgezerliğe benzetiyor. Çoğunlukla genç kadınlarda görülen ve bir uyku bozukluğu olan bu sorun, kişiye aşırı kilo aldırabiliyor. Uyku sırasında kişinin farkında olmadan tehlikeli gıdalar yiyerek zehirlenebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, bu durumun ilaç tedavisiyle ortadan kalkabileceğini belirtiyor.

 

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, gece uykudan uyanıp bilinçsiz yeme semptomuyla ilgili önemli bilgileri paylaştı.

 

Rüya halinde bilinçsiz yemek yenir

 

Gece uyanıp bilinçsizce yemek yemenin bir sorun olduğunu belirten Prof. Dr. Barış Metin, “Bu sorunu yaşayan kişilerde beynin uyku-uyanıklık kontrolünde bir sorun var. Kişi uykusundan kalkıyor yemek aramaya başlıyor ama aslında o anda beyin halen uyuyor. Yani aslında rüya halinde bilinçsiz yemek yeme söz konusu. Hastalığın nedeni anlaşılmış değil ancak uykuda hareketsiz olarak yatmamızı sağlayan mekanizmalarda bir bozukluk olduğu söylenebilir. Ayrıca kişinin uykusunun sık bölünüp uyanıklıklar yaşanması da hastalığı tetikleyebilir.” dedi.

 

Aşırı miktarda kilo artışı olur

 

Bu rahatsızlığa sahip bireylerin gece uykusundan uyanıp bol miktarda yemek yediklerini belirten Prof. Dr. Barış Metin, “Bu aşırı yemek yemelere bağlı olarak aşırı miktarda kilo artışı olur. Hastalar genelde bilinçsizce yer. Yani uykudan uyanıp yemek aradıkları ve yedikleri sırada bilinçleri yerinde değildir ve beyin halen uyku halindedir.” diye konuştu.

 

Uyku uzmanına gidilmeli

 

Bu hastalığın en önemli belirtisinin gece uykudan uyanıp bilinçsizce yeme olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Barış Metin, genelde aşırı kalorili gıdaların tüketildiğini söyledi. 

 

Bu durumun psikiyatrik bir bozukluk değil, parasomni yani uyku bozukluğu olduğunun altını çizen Prof. Dr. Barış Metin, “Hatta bazı bireyler yenilmeyen veya toksik maddeleri de tüketmeye çalışabilir. Kişi kendi iradesi ve bilinci açık olarak yemek yemediğinden psikoterapi ile düzelmesi de beklenmez. Bu rahatsızlık bir uyku bozukluğudur. Bazı hastalarda aşırı yemek yeme ve kilo almaya bağlı depresyon ve çaresizlik hissi görülebilir. Bu durum tedavi edilebilir olduğundan çaresizlik hissetmek yerine uyku uzmanına girmek tercih edilmelidir.” tavsiyesinde bulundu.

  

Genç kadınlarda daha sık görülüyor

 

Uykuda yürüme yani uyurgezerlik hastalığıyla bu durumun benzerlik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Barış Metin, uyurgezerlik hastalığında da kişilerin bilinçli olmadan, uykudan kalkıp yürüdüğünü anlattı. Prof. Dr. Barış Metin şöyle devam etti: 

 

“Uyku ilişkili yeme bozukluğunda da tipik olarak kişiler yemek yediklerinin farkında değillerdir. Ayrıca hastalarda huzursuz bacak sendromu, uykuda periyodik hareket bozukluğu ve uyur gezerlik de sıklıkla bulunabilir.  Bu hastalığa sahip bireyler genelde genç yaştaki kadınlardır. Uykudan kalkıp bilinçsizce buzdolabına gidip yemek yerler. Yedikleri şeyler sıklıkla çok garip besinler olabilir. Buzluktan donmuş gıdaları yiyen, gıdaların ambalajlarını yiyen hastalarım bile oldu. Hastalar yemek yediklerini genelde hatırlamaz, ayrıca kendilerini kontrol edemediği için buzdolabına kilit takan hastam dahi oldu.”

 

İlaç tedavisi uygulanıyor

 

Bu hastalığın tedavi edilebildiğini kaydeden Prof. Dr. Barış Metin, ilaç tedavisi uygulandığını, bu durumu kontrol altına alınmasını sağlayan ilaçlar bulunduğunu söyledi. Dr. Barış Metin, uyku ile ilişkili yemek yeme bozukluğu olan hastaların tedavi olmazsa aşırı şişmanlayabildiğini vurgulayarak “Ayrıca tehlikeli gıdalar tüketerek zehirlenebilirler. Bu nedenle rahatsızlığın mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Bunun yanında eşlik eden başka uyku bozukluğu var mı diye araştırmak gerekli. Eğer uyku bütünlüğünü bozan uyku apnesi gibi bir bozukluk varsa mutlaka tedavi edilmelidir.” uyarısında bulundu.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Uyku arası bilinçsiz yemek yeme semptomuna dikkat

Vodafone TV’nin Nisan ayında izlenme rekoru kırdı

Vodafone’un dijital TV servisi Vodafone TV, Nisan ayında diziden filme, spordan belgesele, her zevke ve yaşa uygun zengin içerikleriyle izleyicilerin tercihi oldu. Vodafone TV’de Nisan boyunca en çok izleme mobilden gerçekleşirken, mobili Android TV ve web üzerinden izlemeler takip etti. Nisan ayında Vodafone TV’nin izlenme oranı geçen yıl “evde kal” tedbirleri kapsamında en yüksek seviyesine çıkan Nisan 2020 verilerine kıyasla 2 katına çıktı. 

 

Toplam 1,3 milyon aktif abonesi bulunan Vodafone TV’de Nisan ayında en çok izlenen yapım, Vodafone TV ve BluTV işbirliğiyle hayata geçirilen “Doğu” dizisi oldu. “Doğu”yu “Ant-Man and the Wasp”, “Bloodshot: Durdurulamaz Güç”, “Avengers: Sonsuzluk Savaşı”, “Avengers: Endgame”, “7. Koğuştaki Mucize” ve “Deli Aşk” takip etti. Nisan’da en çok izlenen kanallar ise ATV, Show TV, Fox, Kanal D ve TRT olarak sıralandı.

 

Film şöleni Mayıs’ta da devam edecek

 

Vodafone TV, tam kapanma nedeniyle evlerde geçirilen zamanın arttığı Mayıs ayında da müşterileri için birbirinden keyifli içerikler sunacak. Vodafone TV kullanıcıları, vizyona girişiyle açılış rekoru kıran ve 3 filmden oluşan “Örümcek Adam” serisini; gişe rekortmeni Sherlock Holmes ikilemesi “Sherlock Holmes” ve “Sherlock Holmes: Gölge Oyunları”nı; hasılat rekoru kıran “Terminatör” serisinden “Terminatör 3: Makinelerin Yükselişi”ni ve “Terminatör 4: Kurtuluş”u izleyebilecek.

 

Kullanıcılar ayrıca, IMDB En İyi 250 listesindeki, 6 Oscar adaylı kült film “Altıncı His”i; yönetmenliğini Night Shyamalan’ın, başrolünü ise Mel Gibson’ın üstlendiği, bilim kurgu türündeki “İşaretler”i; hafızalardan silinmeyecek bilim kurgu filmi “Godzilla”yı; ödüllü oyuncular Jack Nicholson ve Adam Sandler’ın yer aldıkları, komedi türündeki “Asabiyim”i; Adam Sandler’dan 96 dakikalık kesintisiz güldürü serüveni “Kazara Zengin”i; En İyi Erkek Oyuncu Oscar’lı Joaquin Phoenix’in başrolünü üstlendiği, ödüllü gerilim filmi “Köy”ü; Mel Gibson’a 3 dalda Oscar adaylığı getiren ve 9 ödülün sahibi olan dönem filmi “Vatansever”i; kadrosu adeta yıldızlar geçidi olan, Night Shyamalan’dan bir Hollywood seçkisi “Glass”ı da Vodafone TV’den izleyebilecek.

 

Vodafone TV’de yerli yapımlar da izlenebilecek. Kullanıcılar, Çağan Irmak’ın boğazları düğümleyen unutulmaz eseri “Babam ve Oğlum”u ve başrolünde Ata Demirer’in oynadığı, bir Gani Müjde alternatif tarih komedisi olan “Osmanlı Cumhuriyeti”ni izleyebilecekler.

 

Vodafone Türkiye Pazarlama Direktörü Berna Kulaksız, şunları söyledi:

 

“Vodafone TV servisimizle Türkiye’nin dört bir yanında müşterilerimize kaliteli TV ve video içeriğini kesintisiz olarak ve uygun fiyatla sunmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, sinemasever müşterilerimiz için Mayıs ayına özel zengin bir portföy hazırladık. Gerilimden komediye, her zevk ve yaş grubuna hitap eden yapımlarla izleyicilerimizin evlerde daha kaliteli zaman geçirmesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Vodafone olarak, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran ürün ve servislerle her zaman yanlarında olmaya devam edeceğiz.”

 

Binlerce seç-izle içerik

 

Vodafone TV, kullanıcılarına, 24 saate kadar geri alma özelliği ile 90’ı aşkın TV kanalını ve çoğunluğu film, dizi, belgesel ve çizgi filmden oluşan 6 binin üzerinde seç-izle içeriği akıllı telefonlarından, tabletlerinden, web’den ve akıllı televizyonlar üzerinden izleme imkânı sunuyor. Google Play, Apple App Store, Android TV, LG Content Store, Samsung Smart Hub ve Apple TV online mağazalarından da erişilebilen Vodafone TV uygulaması, bugüne kadar 6 milyondan fazla indirildi. Vodafone TV’nin aylık aktif kullanıcı sayısı ise 1,3 milyona ulaştı.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Vodafone TV’nin Nisan ayında izlenme rekoru kırdı

Diyabet riskini azaltmak, kanser riskini de azaltıyor

Amerika Birleşik Devletleri’nin San Antonio şehrinde her yıl yapılan meme kanseri sempozyumunda sunulan bilimsel çalışmada önemli bilgiler verildiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Bu çalışmada kanser hastalarına Tip 2 diyabet hastalarına uygulanan şeker kısıtlama diyetleri önerilmiş ve bu çalışma Harvard Tıp Fakültesi tarafından denetlenmiştir. Çünkü Tip 2 diyabet hem meme kanseri için bir risk faktörüdür, hem de meme kanseri sonrası Tip 2 diyabet gelişmesi ihtimali de yüksektir” dedi.

 

Hastaların beslenmeleri 2-4 yılda bir takip edildi

Bu araştırmada 8320 meme kanseri hastasının değerlendirildiğini söyleyen Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Hastalar her 2 ile 4 yılda bir, perhizlerinin nasıl olduğu ile ilgili anketleri doldurmuşlar ve araştırmacılar da meme kanseri sonrası şeker yoksunu perhize dikkat eden kişilerle, etmeyenler arasında meme kanserinin seyri ve meme kanseri tanısı konulmayan bireylerde de meme kanserinin oluşumuyla ilgili bilgileri değerlendirmişlerdir. Diyabetle uyumlu perhizde daha çok kepek alınması, kahve, kuruyemiş, taze sebze-meyve tüketilmesi, doymuş yağların daha az alınması, kırmızı etin daha az yenmesi, diyet içeceklerin daha az içilmesi ve meyve sularının daha az içilmesi vardır” şeklinde konuştu.

Bu tip bir diyetin genel popülasyonda şeker hastalığı gelişimini yüzde 40 oranında azalttığının gösterildiğini belirten Prof. Dr. Serdar Turhal, “Bu çalışmada ise kanser üzerine etkisi araştırılmıştır. Şeker hastalığı riski en yüksek olan kişiler menopoz sonrası dönemde hormon tedavisi alanlar ve fiziksel olarak daha az aktif olanlar” dedi.

 

Diyabet riskini azaltıcı diyet, meme kanserine bağlı ölüm riskini yüzde 13 azaltıyor

Çalışmada toplam 13 yıllık bir takipte takip edilen hastaların 2146 tanesinin hayatını kaybettiğini paylaşan Prof. Dr. Serdar Turhal, “Bunların 948’inin ölümü meme kanserine bağlı olurken; diyabet riskini azaltıcı diyet uygulayanlarda meme kanserine bağlı ölüm riski yüzde 13 azaltılmış, tüm ölüme bağlı sebeplerde ise yüzde 31 azalma sağlanmıştır. Meme kanseri tanısından sonra bu tür diyet değişikliği yapanlarda meme kanserine bağlı risk yüzde 20, tüm ölümlere bağlı risk ise yüzde 14 oranında azalmıştır” açıklamasında bulundu.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Diyabet riskini azaltmak, kanser riskini de azaltıyor