Coronavirus (Covid-19)

  • 13,462,873Coronavirus Vaka Sayısı
  • 581,317Ölü Sayısı
  • 5,029,095Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 08:55

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

AK PARTİ'Lİ DURMUŞOĞLU VE TAŞKIN'IN BASIN TOPLANTISI

O gece, ülkenin istikbalini ve istiklalini korumak için uçakların, tankların, kurşunların karşısına dikilen kahraman milletin, hain terör örgütü FETÖ'nün "sözde darbe girişimini" engelleyerek, ikinci kurtuluş mücadelesini verdiğini ifade eden Mücahit Durmuşoğlu, Türkiye'nin, en karanlık, en uzun gecesini aydınlık bir sabaha ve millet destanına dönüştürmesinin üzerinden 4 yıl geçtiğini belirtti.
Durmuşoğlu, "O geceyi Gazi Meclisimiz çatısı altında bizzat yaşayan birisi olarak egemenliğimize ve o özgürlüğümüze pranga vurulamayacağını, darbecilerin ve cuntacıların bu ülkede asla söz sahibi olamayacağını tüm dünyaya gösterdik. Bugün huzurlu bir şekilde yaşayabiliyorsak bunu, 251 şehidimiz ve 2 bin 194 gazimize borçluyuz." diye konuştu.
AK Parti'li Durmuşoğlu, 15 Temmuz'da "kaybedenlerin", aziz milletin sarsılmaz inancı ve çelikten iradesi karşısında pes etmek zorunda kaldıklarını belirterek, "Bunu asla unutamayacaklar. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde tanka, tüfeğe, uçağa karşı eşsiz bir direniş gösteren ve büyük bir zafer kazanan aziz milletimiz de o karanlık geceyi unutmayacaktır." dedi.
Vatan için canlarını seve seve feda eden tüm şehitleri rahmetle yad eden, gazilere sağlıklı ve uzun ömür dileyen Durmuşoğlu, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nü kutladı.
AK Parti Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın da 15 Temmuz'un, FETÖ'cü hainlerin darbe girişimine karşı milletin destanının yazılışının 4. yılı olduğunu belirtti.
O gece, Gazi Meclis, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı Genelkurmay ve Emniyet gibi birçok stratejik binanın FETÖ'cü hainler tarafından vurulduğunu ve işgal edilmek istendiğini hatırlatan Taşkın, "Bu kalleş darbeye karşı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde milletvekilleri olarak bizler TBMM'de; aziz milletimiz meydanlarda tanka, tüfeğe karşı iman göğsünü siper ederek, canlarımız pahasına müsaade etmemiştik. 15 Temmuz'un 4. yılında şehitlerimizin aziz hatıralarına ve kanlarıyla suladığı bu topraklara sahip çıkmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
AK Parti'li Taşkın, eşsiz zaferin kalıcı olması için, aradan geçen 4 yıla rağmen FETÖ'ye yönelik mücadelenin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde her alanda kararlılıkla devam ettiğini vurgulayarak, "15 Temmuz bize göstermiştir ki bu coğrafyada var olabilmek için devlet ve millet olarak güçlü olmak, 83 milyon bir ve beraber olmak zorundayız. 15 Temmuz'u unutmayacağız, unutturmayacağız." ifadelerini kullandı.

Devamını Oku
AK PARTİ'Lİ DURMUŞOĞLU VE TAŞKIN'IN BASIN TOPLANTISI

AK PARTİ'Lİ KARAYEL'İN BASIN TOPLANTISI

İsmail Emrah Karayel, Ayasofya'nın inşa edildiği tarihten beri 15 asır, 1930'larda kapatılana kadar ibadethane olarak kullanıldığını söyledi.
Ayasofya'nın İstanbul'un fethiyle 500 yıl boyunca cami olarak hizmet verdiğini belirten Karayel, "Osmanlı'nın kültürel mirasa gösterdiği saygının büyük bir örneği de Ayasofya'dır." dedi.
Karayel, Orta Çağ Avrupası'nın Endülüs'te camileri yakıp yıktığı anlayışın aksine kılıç hakkı ile alınan Ayasofya'nın cami yapılması esnasında ve sonrasında geçen yüz yıllar boyunca korunduğunu belirtti.
Ayasofya'nın 1934'ten bugüne manevi boyutundan kopartılıp sadece sanatsal bir yapı ve müze olarak görülmesinin milleti müteessir ettiğini dile getiren Karayel, "Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmek için o günlerde duyduğu derin arzuyu 86 yıldır milletimiz Ayasofya'yı tekrar cami olarak görmek için duymuş ve 'zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın diyerek' senelerce mücadelesini vermiştir. 2 Temmuz 2020 tarihli Danıştay 10. Dairesi ve 10 Temmuz 2020 tarihli Cumhurbaşkanı kararı ile 86 yıllık hasret son buldu." diye konuştu.
Karayel, Ayasofya'nın ibadete açılmasından rahatsızlık duyanların olduğunu, taşlaşmış yüreklerin Ayasofya'nın dirilişine sevinmesinin de beklenemeyeceğini söyledi.
Karayel, insanların kutsal mekanlarında inandığı şekilde ibadet edebilmesinden yana olduklarını vurgulayarak, Ayasofya'nın asli hüviyetine döndürülmesini sağlayan herkese şükranlarını sunduğunu belirtti. Karayel, "Peygamberimizin işareti, Fatih'in emaneti, büyük Türkiye'nin alameti Ayasofya Cami hayırlı olsun." dedi.

Devamını Oku
AK PARTİ'Lİ KARAYEL'İN BASIN TOPLANTISI

“Türkiye Azerbaycan’ın hakkına, hukukuna, topraklarına yönelik her türlü saldırının karşısında yer almakta asla tereddüt göstermeyecektir”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye kadim dostluk bağları ve kardeşlik ilişkilerinin bulunduğu Azerbaycan’ın hakkına, hukukuna, topraklarına yönelik her türlü saldırının karşısında yer almakta asla tereddüt göstermeyecektir. Bölgemizdeki ve dünyadaki tüm siyasi, diplomatik, sosyal ilişkilerimizi bu doğrultuda seferber etmek boynumuzun borcudur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce Kabine’nin ikinci yılını doldurması vesilesiyle kapsamlı icraat değerlendirmesi yapacağını açıklamasına rağmen gündem yoğunluğu nedeniyle bu değerlendirmeyi haftaya müstakil bir programda yapmaya karar verdiklerini söyledi.

“SALGININ ZİRVE DÖNEMİNİ ALNIMIZIN AKIYLA GERİDE BIRAKTIK”
Kabine Toplantısı’nda ele alınan konuların başında koronavirüs salgınının etkileri ve sonuçlarının bulunduğunu, Türkiye’nin bu konuda dünyaya örnek, başarılı bir mücadele yürüttüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık hizmetleri başta olmak üzere, her alanda, milletin tüm ihtiyaçlarını karşılayan bir sistemle süreci yönettiklerini, hiçbir konuda mağduriyete meydan vermediklerini anlattı.
“Hamdolsun, salgının zirve dönemini alnımızın akıyla geride bıraktık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok ülkede salgının hasta ve ölü sayısında rekor kırdığı bir dönemde Türkiye’nin gayet kontrolü ve sakin bir şekilde süreci geçirdiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlardan tedbiri elden bırakmamalarını isteyerek, “Geldiğimiz noktada, baş harflerinden ilhamla TAMAM diye ifade ettiğimiz temizlik, maske, mesafe ilkelerine uymanın ötesinde yapılabilecek bir iş, alınabilecek bir tedbir yoktur” diye konuştu.
“TÜRKİYE’NİN YÜKSELİŞİ KİMSENİN ÖNÜNDE DURAMAYACAĞI BİR İVMEYE ULAŞMIŞTIR”
Vaka ve ölüm sayılarının yeniden aşağı yönlü bir eğilime girmiş olmasının sevindirici olduğunu kaydederek biraz daha gayret ve fedakârlıkla bu sayıları sıfıra yaklaştırmak gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Türkiye, elde ettiği bu küresel başarının karşılığını siyasi ve ekonomik sınıf atlamayla alabilecek bir konumdadır. Bu fırsatı değerlendirip değerlendirememe kararını, 83 milyon hep birlikte vereceğiz. Ekonomide, toparlanma ve yeni bir atılım için gereken her türlü adımı atıyoruz” dedi.
Destek paketleri, teşvikler, nakdi yardımlarla ülkedeki her kesimi, yeni döneme hazırlamanın gayreti içinde olduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kimi sektörlerde ülkemize karşı uygulanan çifte standart, önümüzde aydınlık bir gelecek olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Türkiye’nin yükselişi, kimsenin önünde duramayacağı, engelleyemeyeceği, geri döndüremeyeceği bir ivmeye ulaşmıştır. Yeter ki millet olarak kazanımlarımıza sahip çıkalım, hedeflerimize kararlılıkla ilerlemeye devam edelim. İnşallah gerisi kendiliğinden gelecektir. Hâlen süren kimi kısıtlamaları, bu çerçevede bir müddet daha ödememiz gereken bedeller olarak görmeliyiz. Salgının seyrine bağlı olarak, bunları da en kısa sürede yeniden değerlendireceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkla ilgili mecburi sınırlamalar dışında hayatın akışını, ekonominin işleyişini, yatırımları, iç ve dış güvenlik operasyonlarını planlanan şekilde sürdürdüklerini ifade ederek, yapılan açılışların, düzenlenen programların ve icra edilen faaliyetlerin bunun en somut ifadesi olduğunu, son olarak da Türkiye’nin en yüksek köprüsü olan, Botan Çayı üzerine inşa edilen Beğendik Köprüsü’nü ve güzergâhındaki yolları hizmete açtıklarını anımsattı.
“EKONOMİDE AÇIKLANAN HER VERİ, KAYIPLARI TELAFİNİN ÖTESİNDE BİR KIPIRDANIŞI HABER VERİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu dönemde Meclis’in de kısa bir aranın dışında çalışmasına devam ettiğini belirterek Meclis’in yeni yönetimini de tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, baro yönetimleriyle ilgili kanun değişikliğinin de Türkiye’ye ve yargı camiasına hayırlı olmasını diledi.
Özel sektörün de işine sahip çıkarak üretim çarklarını döndürme iradesini takdirle izlediklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayide, tarımda, ihracatta yaşanan olumlu gelişmelerden memnuniyet duyduklarını, ekonomide açıklanan her verinin, kayıpları telafinin ötesinde bir kıpırdanışı haber verdiğini, turizm sektörünün de en kısa sürede beklediği çıtayı yakalayacağına inandığını söyledi.
Salgın döneminde Suriye’de, Kuzey Irak’ta ve Libya’da, Türkiye’nin ve dostlarının güvenliği için ortaya koydukları iradeyi kesintisiz şekilde sürdürdüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde ve dünyada dengelerin değişmesini sağlayacak derecede neticeler aldığımız bu faaliyetlerimizi hedeflerimize ulaşana kadar sürdüreceğiz. Artık bu bölgede Türkiye’nin içinde yer almadığı, muvafakat vermediği veya destek sağlamadığı hiçbir projenin yürüme şansı olmadığının kabul edildiğini umuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Bölgede etkinlik gösteren ülkelerin hepsiyle diyalog kanallarını açık tutma, iş birliği yollarını genişletme, yapıcı diplomasiyi işletme gayreti içinde olduklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Yaşadığımız dünyayı, sadece belirli bir kesim değil, herkes için daha huzurlu, daha güvenli, daha müreffeh bir yer hâline getirene kadar mücadeleye devam edeceğiz. ‘Dünya 5’ten büyüktür’ itirazımızı ve adil bir yeni dünya düzeni çağrımızı her platformda tekrarlamayı sürdüreceğiz. Türkiye’ye yakışan tavır ne ise, bedelini göze alarak sergilemeyi, tarihin milletimizin üzerine yüklediği bir sorumluluk olduğuna görüyoruz. Ecdadın asırlar boyunca yerine getirdiği bu görevi, biz de son nefesimize kadar yürüteceğiz.”
“AYASOFYA’YI YENİDEN VAKFİYESİNE UYGUN HÂLE GETİRİRKEN, KÜLTÜREL MİRAS VASFINI DA KORUYACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya’nın statüsü konusundaki gelişmelere değinerek, “Ayasofya’nın müzeden camiye döndürülerek, vakfiyesindeki amaca uygun şekilde hizmet vermeye başlayacak olması hepimizi sevindirdi. Burada bir kez daha Ayasofya’nın kiliseden değil, müzeden camiye dönüştürüldüğünün altını çizmek istiyorum” ifadesini kullandı.
Bu kutsal mabedi, 1453 yılında harap bir vaziyette teslim alıp camiye dönüştürenin Fatih Sultan Mehmet Han ve ardından gelen padişahlar olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Harap hâlde bir ana kubbe olarak teslim alınan Ayasofya; külliyesi, minareleri, kütüphanesi, şadırvanı, imareti, hamamı, sıbyan mektebi, sebilleri, türbeleri, muvakkithanesi, kasr-ı hümayunu, hünkâr mahfili ve nice eklemeleriyle tam anlamıyla bize ait bir eser hâline dönüşmüştür” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam beş asırdır süren bu sahiplenişi yok sayarak, burayı fetihten önceki hâliyle tasavvur etmekte ısrarın gerisinde, gaflet yoksa, başka şeyler aramak gerekir. Gerçi, daha yakın tarihlerde yaşanan sokak eylemlerinde İstanbul’un duvarlarına ‘Zulüm 1453’te başladı’ diye yazıldığını da unutmadık. İstanbul’un fethinden utanmak, sadece kendini Türk ve Müslüman olarak görenlerin değil, bu topraklarda yaşayan hiç kimsenin hissiyatı olamaz. Fethin sorgulanışının bir adım gerisi Söğüt, onun bir adım gerisi Malazgirt ve İznik, onun bir adım gerisi Bedir’dir” ifadelerini kullandı.
Ayasofya tartışmasını, kültürel değer parantezine hapsetmeye çalışanların, Osmanlının Balkanlar ve Doğu Avrupa’da bıraktığı göz alıcı mirasın hoyratça yok edilişi karşısında tek bir söz dahi etmediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde bu kesimlerin, Endülüs’ten Kırım’a kadar medeniyetimizin zirvesini teşkil eden değerlerinin yıkılışı veya yağmalanışı hususunda da herhangi bir serzenişleri vaki değildir. Demek ki bunların maksadı kültürel mirası savunmak değil, kalplerini ve zihinlerini sarmış olan Türk ve İslam düşmanlığına kılıf bulmaktır” diye konuştu.
“Gün, bu ulu mabedin yeniden özüne dönmesinin sevincini ‘ama’sız, ‘fakat’sız, ‘lakin’siz, hesapsız kitapsız bir şekilde yaşama günüdür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya’yı yeniden vakfiyesine uygun hâle getirirken, kültürel miras vasfını da ecdadın yaptığı gibi koruyacaklarının altını çizdi.
“BU COĞRAFYADA YAŞAMAYI TERCİH ETMİŞSEK, BUNUN İÇİN GEREKEN MÜCADELEYİ VERMEYİ GÖZE ALDIK DEMEKTİR”
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, hangi inançtan olursa olsun, tüm vatandaşlarının ibadethane ihtiyaçlarını karşılama konusunda, dünyadaki tüm ülkelerden daha ileri bir seviyede olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa ülkelerinde, mesela Müslüman nüfusa düşen ibadethane sayısı ile ülkemizdeki gayrimüslim nüfusa düşen ibadethane sayısı arasında dört, beş kat fark vardır. Bizde ortalama 460 gayrimüslime bir ibadethane hizmet verirken, Avrupa’da ortalama 2 bin Müslümana bir ibadethane düşmektedir. Avrupa’daki kilise ve sinagogların önemli bir kısmının da harap vaziyette olduğunu, en iyi oralarda yaşayanlar bilir. Meseleye tarihî açıdan bakacak olursak, Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u fethettiğinde hemen Ayasofya’yı imara başladı. Buna karşılık, ondan yaklaşık 250 yıl önce İstanbul’u işgal eden Haçlı ordusu, Ayasofya’yı vahşice yağmalamıştır. Bu dönemde yağmalanan eserler, Vatikan başta olmak üzere Avrupa’nın pek çok şehrinde hâlâ gururla sergileniyor. Demek ki mesele, Ayasofya’nın kendisi değil, bu mabedin ve içinde bulunduğu şehrin kimin egemenliğinde olduğudur. Coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı, İstanbul’daki 600 yıla yaklaşan hâkimiyetimizi bırakmak niyetinde değiliz. Dolayısıyla, Ayasofya konusu başta olmak üzere, milletimizin varlığı, birliği, özgürlüğü ve haklarıyla ilgili konularda kararımızı kendimiz veririz. Ayasofya’yı, yanlış bir kararla da olsa müzeye biz çevirmiştik, onu yeniden camiye de biz döndürüyoruz. Yerin altında yatan yüzlerce milyon ecdada ve üstünde yaşayan 83 milyon vatandaşımıza karşı sorumluluğumuzun gereğini yerine getirmiş olmanın huzuru ve mutluluğu içindeyiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin istiklal ve istikbal davasının, her alanda ilelebet devam edeceğinin altını çizerek, “Hep söylediğim gibi, kadim dönemlerden beri tüm dünyanın göz bebeği olan bu coğrafyada yaşamayı tercih etmişsek, bunun için gereken mücadeleyi de vermeyi göze aldık demektir. Sultan Alparslan’dan beri bu mücadeleyi kesintisiz yürütüyoruz” şeklinde konuştu.
“AYAK BASTIĞIMIZ HER YERDE YAŞATMANIN, İNŞA ETMENİN GAYRETİ İÇİNDE OLMAKTA KARARLIYIZ”
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bize yönelik tarihî husumetleri ne derece sabırla karşılarsak karşılayalım, sürekli çifte standarda maruz kalmaktan kurtulamadık” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği tam üyelik sürecinin bunun en bariz örneklerinden biri olduğunun üzerinde durdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ülkemizin müdahil olduğu her konuda, insan hakları, hukuk, adalet gibi kriterlerin yerini benzer yaklaşımlar almaktadır. Suriye’de bunu görüyoruz, Libya’da bunu görüyoruz, diğer pek çok yerde aynı gerçekle karşılaşıyoruz. Ülkemiz üzerinden Suriye’deki milyonlarca mazlum ve mağdura yardım ulaştırılmasıyla ilgili programlar, sırf halkın Türkiye’ye muhabbetini kırmak için engellenmiştir. Libya’da, Birleşmiş Milletler tarafından muhatap kabul edilen meşru hükûmet, sırf Türkiye destekliyor diye yıpratılmaya çalışılmaktadır. Ülkemizin pek çok yerdeki kalkınma ve yardım programları, makul sebeplere dayanmayan engellemelere maruz kalabilmektedir. Hâlbuki biz, ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz şekilde, yaptığımız her şeyi Allah rızası için yapıyor, sadece insana hizmet gayesiyle hareket ediyoruz. Tarihinde sömürge ve katliam lekesi bulunmayan bir ülke olarak, aynı anlayışla çalışmayı sürdüreceğiz. Ayak bastığımız her yerde yaşatmanın, inşa etmenin, ihyanın gayreti içinde olmakta kararlıyız. Biz sağlam durdukça, hem milletimizin hem dostlarımızın hem de tüm insanlığın samimiyetimizi, ihlasımızı, hak ve hayır üzerine duruşumuzu eninde sonunda göreceğine inanıyorum. Bugüne kadar içeride ve dışarıda oluşturduğumuz muhabbet halesi, bu gayretlerin boşa gitmediğinin ispatıdır. Kimi ülkelerin yönetimleri Türkiye düşmanlığı yapıyor olsa da halkların gönlündeki yerimizin farklı olduğunu gayet iyi biliyoruz. Milletimizin de, 18 yıldır olduğu gibi, bugün de girdiğimiz her mücadelede yanımızda olduğundan şüphe duymuyorum.”
“15 TEMMUZ’U UNUTMAMA VE UNUTTURMAMA SÖZÜMÜZÜ YERİNE GETİRMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın 15 Temmuz darbe girişiminin dördüncü yıl dönümü olduğuna dikkati çekerek şehitlere Allah’tan rahmet, gazilere sağlık ve afiyet diledi.
Yarın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önündeki şehitler anıtında ve darbecilerin hedef aldığı Meclis’te düzenlenecek anma toplantılarına katılacağını, şehit yakınları ve gazilerin temsilcileriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda bir araya geleceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, akşam da millete sesleniş konuşmasıyla yaşananların ve kayıpların bir kez daha yâd edileceğini söyledi.
15 Temmuz’un, “Demokrasi ve Millî Birlik Günü” adıyla resmî anma günü ilan edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin her yerinde yapılacak etkinliklerle 15 Temmuz’u unutmama ve unutturmama sözümüzü yerine getirmeyi sürdüreceklerini kaydetti.
“TÜM İMKÂNLARIMIZLA AZERBAYCAN’IN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde Ermenistan tarafından Azerbaycan’a yapılan saldırılara da değinerek şöyle konuştu: “Ecdadın asırlar boyunca yerine getirdiği bu görevi Kafkaslar da neyse, yine yerine getirmeye devam edeceğiz. Dost ve kardeş Azerbaycan’a karşı Ermenistan tarafından yapılan saldırıları şiddetle kınadığımızı belirtmek istiyorum. Vatanını savunan Azerbaycanlı kardeşlerimizden şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Yukarı Karabağ’ın işgalinden beri bu bölgede süren gerginliğin Ermenistan’ın pervasız ve sistematik saldırıları sebebiyle çatışmaya dönüşmesinden dolayı endişeliyiz. Üstelik bu son saldırı Yukarı Karabağ hattında değil, doğrudan iki devlet arasındaki sınırlarda ve ağır silahlarla yapılmıştır. Bu durum olayın herhangi bir sınır ihlali ve çatışması değil, doğrudan Azerbaycan’a yönelik bilinçli bir taarruz olduğunu göstermektedir. Hiç şüphesiz bu saldırı Ermenistan’ın çapını aşan bir hadisedir. Amaç provokatif bir yaklaşımla hem Yukarı Karabağ sorunun çözümüyle ilgili süreci tıkamak hem de bölgede yeni çatışma alanları ortaya çıkarmaktır. Türkiye kadim dostluk bağları ve kardeşlik ilişkilerinin bulunduğu Azerbaycan’ın hakkına, hukukuna, topraklarına yönelik her türlü saldırının karşısında yer almakta asla tereddüt göstermeyecektir. Bölgemizdeki ve dünyadaki tüm siyasi, diplomatik, sosyal ilişkilerimizi bu doğrultuda seferber etmek boynumuzun borcudur.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan gibi; kendi toprakları içerisinde siyasi, ekonomik, koronavirüs salgınından kaynaklanan sağlık, altyapı gibi çok sayıda sorununu çözemeyen bir ülkenin böyle saldırganlık içine girmesinin kendi halkına saygısızlık olduğunu belirtti.
“Ailelerinin geçimlerini sağlamak için ülkemizde çalışmakta olan on binlerce Ermeni’nin de devletlerinin bu tutarsız davranışlarından rahatsız olduklarına inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölge ülkelerini Ermenistan’ın Yukarı Karabağ işgalinden beri süren saldırgan ve istikrarsızlığı körükleyen tavırlarına karşı ilkeli ve samimi bir duruş sergilemeye davet ediyoruz. Tüm imkânlarımızla dost ve kardeş Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edeceğiz” vurgusunda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize ve Artvin’deki heyelan ve sel neticesinde hayatını kaybeden vatandaşlara da Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı dileyerek, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile il milletvekillerinin bölgede olduğunu, atılması gereken adımların da hızla atılacağını kaydetti.

Devamını Oku
“Türkiye Azerbaycan’ın hakkına, hukukuna, topraklarına yönelik her türlü saldırının karşısında yer almakta asla tereddüt göstermeyecektir”

Gazete manşetlerinde bugün 15 Temmuz 2020

15 Temmuz 2020 tarihli gazetelerin birinci sayfalarında neler var? #Cumhuriyet#YeniŞafak#Türkiye#Sözcü#Dünya#Karar#Takvim#Sabah#Akşam gazetelerinin manşetlerini okuyun.

 

Devamını Oku
Gazete manşetlerinde bugün 15 Temmuz 2020 Gazete manşetlerinde bugün 15 Temmuz 2020 Gazete manşetlerinde bugün 15 Temmuz 2020 Gazete manşetlerinde bugün 15 Temmuz 2020 Gazete manşetlerinde bugün 15 Temmuz 2020 Gazete manşetlerinde bugün 15 Temmuz 2020 Gazete manşetlerinde bugün 15 Temmuz 2020 Gazete manşetlerinde bugün 15 Temmuz 2020 Gazete manşetlerinde bugün 15 Temmuz 2020

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Heveslerini kursaklarında bırakmayı sürdüreceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz 2016'da düzenlenen darbe girişiminin dördüncü yıl dönümü nedeniyle kaleme aldığı yazıda "İnşallah ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırarak, ihanet şebekelerinin ve onların iplerini ellerinde tutanların heveslerini kursaklarında bırakmayı sürdüreceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz 2016'da düzenlenen darbe girişiminin dördüncü yılı nedeniyle Hürriyet için bir yazı kaleme aldı.

Sözlerine "Bin senedir üzerinde yaşadığımız bu topraklarda varlığımızı idame ettirebilmek için hep büyük bedeller ödedik" diye başlayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"İrili, ufaklı pek çok devlet kurarak bugüne kadar geldik. Döneminin en büyük devletlerinden olan Büyük Selçuklu’nun parçalanmasının en önemli sebeplerinden birisi sapkın bir akım olan Haşhaşilerin sinsi faaliyetleriydi. Selçuklu’nun dağılmasını müteakip Anadolu’nun imarında çok büyük katkıları olan Türk beyliklerinin ortaya çıkması, milletimizin bu topraklarda tutunma iradesi ve direncinin bir tezahürüydü.
Bu beyliklerden biri de tarihin gördüğü en güçlü kurumsal yapılardan olan Osmanlı Devleti’ydi. Yaklaşık 600 yıl boyunca çok geniş bir alanda güçlü bir yönetim sergileyen Osmanlı, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından tarihteki yerini almak üzere sahneden çekildi. Türk tarihindeki her benzer hadisede olduğu gibi, Osmanlı yıkılırken yerini yeni ve genç bir devlet, Türkiye Cumhuriyeti aldı.
'Karşılaştığımız sıkıntıların en kalleşçesiydi'
Cumhuriyet döneminde de geçmişteki devletlerimizin yaşadıkları sıkıntıların benzerleriyle karşılaştık. Kimi zaman dış saldırılar ve tuzaklar, kimi zaman içeriden gelen ihanetler, milletimizi meşgul ve mağdur etti. 15 Temmuz ihaneti ise bin yıldır bu topraklarda karşılaştığımız sıkıntıların en kalleşçesiydi.
Milletimiz, bin yıldır ne yaşarsa yaşasın, bu topraklarda ilelebet var olma iradesinden asla vazgeçmedi. 15 Temmuz ihaneti, bizi bu topraklarda yaşama irademizden vazgeçirmeye yönelik en son tertipti. İlhamını ve örgütlenme modelini bin yıl önceki yapılardan alan FETÖ’nün amacı, başarabilirse vatanımızı işgal etmek, başaramazsa iç mücadeleyle milletimizin enerjisini tüketmekti. Ancak milletimiz o gece destansı bir cesaret ve kahramanlık örneği sergileyerek, bu ihaneti sabah olmadan bertaraf etti.
Allah’ın yardımı, milletimizin istiklaline ve istikbaline olan bağlılığı, dostlarımızın duası sayesinde başarısızlığa uğrayan 15 Temmuz darbe girişimi, benzer tüm niyetlerin de tarihin çöplüğüne havale edilmesine vesile oldu.
'Uzun ve meşakkatli bir süreç, biliyoruz'
Devlet ve toplum hayatımızın kılcal damarlarına kadar sızan terör örgütü FETÖ’yü titiz bir çalışmayla büyük ölçüde tasfiye ettik. Elbette böylesine sinsi ve karanlık bir örgütle mücadelenin uzun ve meşakkatli bir süreç olduğunu biliyoruz. Sonuna kadar dikkatimizi canlı tutacak, gardımızı indirmeyeceğiz. Ülkemize ve milletimize yapılan ihanetin hesabını sonuna kadar soracak, kimseyi mağdur etmeden suçluları cezalandıracağız. Dünyanın neresine kaçarlarsa kaçsınlar, peşlerini bırakmayacağız.
Rabbimizin 'Sizin şer gördüklerinizde hayır, hayır gördüklerinizde şer vardır' emri ilahisinin tecellisi olarak bugün Türkiye, 15 Temmuz öncesinden daha güçlü, milletimiz 15 Temmuz öncesinden daha muhabbetlidir. Ordumuz, polisimiz ve yargımız başta olmak üzere devlet kurumlarımız hainlerden temizlendiği için Türkiye, terörle mücadelede tarihinin en başarılı dönemini yaşıyor. Bununla da kalmıyor Irak, Suriye ve Libya gibi sınır ötesi faaliyetleriyle güvenlik hattını çok ilerilere taşıyor.
'Milletimin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum'
İnşallah ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırarak, ihanet şebekelerinin ve onların iplerini ellerinde tutanların heveslerini kursaklarında bırakmayı sürdüreceğiz. 15 Temmuz darbe girişiminin dördüncü yıl dönümünde, o gece bir gül bahçesine girercesine şehadete koşan şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum.
Bin yıldır hep olduğu gibi, bir kez daha bu ülkeyi ebedi vatan yapma iradesini tüm dünyaya haykıran milletimin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum."

Devamını Oku
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Heveslerini kursaklarında bırakmayı sürdüreceğiz

Trump: Beyazlar da polis şiddetiyle ölüyor

ABD Başkanı Donald Trump, bir muhabirin sorusu üzerine sert çıktı. Trump, "Beyazlar da polis şiddetiyle ölüyor. Bu ne korkunç bir soru. Hatta siyahilerden çok beyaz insanlar ölüyor." dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, CBS televizyonuna verdiği röportajda, ülkede 25 Mayıs'ta siyahi George Floyd'un ölümünün ardından alevlenen siyahilere yönelik polis şiddeti, Çin ile ilişkiler ve yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını konusunda değerlendirmelerde bulundu.

 

"Beyazlar da polis şiddetiyle ölüyor"

 

Floyd'un polis şiddetiyle ölümünü "korkunç" olarak nitelendiren Trump, muhabirin "Peki neden hala bu ülkede siyahiler, polis şiddetiyle ölüyor?" sorusu üzerine sert çıktı.

 

Trump, "Beyazlar da polis şiddetiyle ölüyor. Bu ne korkunç bir soru. Hatta siyahilerden çok beyaz insanlar ölüyor." ifadesini kullandı.

 

COVID-19 salgını nedeniyle uzaktan eğitime geçen okulların sonbahar döneminde yeniden açılması gerektiğinin altını çizen Trump, "Sonbahar döneminde yüz yüze eğitime dönmek için tereddüt eden okullar büyük bir hata yapıyor." diye konuştu.

 

Trump, okulların kapalı kalmasının virüsten daha çok zararlı olduğunu savunarak, "Çocuklar ve veliler travmadan dolayı ölmeye başladı. Anneler bir anda evlerinde oturup çocuklarına bakmak zorunda kaldılar ve çalışamıyorlar." dedi.

 

Çin ile konuşmaya sıcak bakmıyor

 

Çin ile ikinci faz ticaret anlaşması konusunda görüşüp görüşmeyeceğine yönelik bir soruya Trump, "Şu anda Çin ile görüşmeye çok istekli değilim. Birinci faz ticaret anlaşmasının daha mürekkebi kurumadan bizi veba (COVID-19) ile vurdular." şeklinde yanıt verdi.

 

Trump, röportajın ardından Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada da "Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşme planım yok." ifadesini kullandı.

Devamını Oku
Trump: Beyazlar da polis şiddetiyle ölüyor

KORONAVİRÜSÜN LABORATUARDA ÜRETİLDİĞİNE DAİR YENİ İDDİA

Koronavirüsün tabii bir değişim sonucu değil laboratuarda üretildiğine dair yeni bir iddia ortaya atıldı. Bu iddiaları doğrulayabilecek veya yalanlayabilecek bir bilgiye sahip değilim ama bu virüsün hakikaten “acayip” bir virüs olduğuna inanıyorum. Bunun bir laboratuar virüsü olması ihtimali bana göre artık daha yüksek.

***

Koronavirüsün tabii bir değişim sonucu değil laboratuarda üretildiğine dair yeni bir iddia ortaya atıldı.

Bu iddiaları doğrulayabilecek veya yalanlayabilecek bir bilgiye sahip değilim ama bu virüsün hakikaten "acayip" bir virüs olduğuna inanıyorum.

Bunun bir laboratuar virüsü olması ihtimali bana göre artık daha yüksek.

Hani belgesi nerde diyenlere cevabım şudur: Her şeyin belgesi olmaz!

Özel olarak dışarı verilmek üzere tasarlanmamış olsa bile kazara dışarı kaçmış olması ihtimali kuvvetlidir.

Yeni virüsün bazı çevreler tarafından kendi menfaatleri doğrultusunda kullanıldığına inancım ise tamdır.

Not: Anadolu Ajansı' nın "Kovid-19'un laboratuvarda üretildiğine dair yeni iddia" şeklindeki başlığı yanlıştır. Kovid-19 hastalığın adıdır, virüsün değil. Doğrusu, KOVİD-19 virüsü veya yeni koronavirüs olmalıdır. KOVİD bir akronimdir ve büyük harflerle yazılması daha doğru olur, tıpkı SARS ve MERS gibi.

Coronavirüs (COVID 19) BİLGİ KAYNAKLARI | Recep Tayyip Erdoğan ...

***

Anadolu Ajansı' nın haberi:

Forbes dergisinde yer alan habere göre, Norveçli virolog Birger Sorensen ve İngiliz onkoloji uzmanı Angus Dalgleish, sonuçlarını "Quarterly Review of Biophysics" dergisinde yayımladıkları çalışmada, Kovid-19'un insan vücuduna tutunmasını sağlayan "çivi proteinin" DNA dizisine yapay olarak eklenmiş kodlar olduğunu ileri sürdü.

Sorensen ve Dalgleish, virüse karşı nasıl bir aşı geliştirilmesi gerektiğini tartışan, "Biovacc-19" adlı aşı adayını ele aldıkları çalışmada, Kovid-19'un ortaya çıkmasından bu yana mutasyona uğramaması ve insan vücuduna doğrudan uyum sağlamasının bunun için tasarlandığının göstergesi olduğunu savundu.

Doğada bulunmayan özellikler

Sorensen, araştırmayla ilgili Norveç televizyon kanalı NRK'ya yaptığı açıklamada, Kovid-19'un benzer yapıdaki Şiddetli Akut Solunum Enfeksiyonuna (SARS) yol açan koronavirüsten farklı olarak doğada hiç görülmeyen özelliklere sahip olduğunu belirtti.

ABD ve Çin'in yıllar içinde koronavirüs çalışmaları konusunda iş birliği yaptıklarına dikkati çeken Sorensen, her iki ülkenin de virüslerin "işlev kazanması" üzerine çalışmalar yürüttüğünü, bu çalışmalarda salgın yaratan virüsleri daha iyi anlamak için patojen ve bulaşıcı niteliklerinin arttırıldığını ifade etti.

Sorensen, kendi çalışmalarına kaynaklık eden gen dizisinin ilk kez Çinli bilim insanları tarafından yayımlandığını, Çin devletinin daha sonra bu tür çalışmaların üzerini örtüğünü dile getirdi.

Eski MI-6 şefi de iddiaya destek veriyor

Öte yandan İngiliz istihbarat teşkilatı MI-6'in eski İstihbarat Şefi Richard Dearlove, Sorensen ve Dalgleish'in bulgularının Kovid-19'un laboratuvarda üretildiği tezini kanıtladığını savunarak iddiaya destek verdi.

1999-2004 yıllarında İngiliz dış istihbarat teşkilatının başında bulunan Dearlove, Daily Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada, virüsün, yarasalardaki koronavirüsler üzerine yapılan bir deney sırasında hata sonucu laboratuvardan çıktığını tahmin ettiğini söyledi.

Virüsün bilinçli şekilde dışarıya çıkarıldığını sanmadığını, ancak bir kez dışarı çıktıktan sonra Çinli yetkililerin gizlemeye yönelik açık çabalarının görüldüğünü ifade eden Dealove, "Bence bu bir kaza olarak başladı. Ancak bu durumda Çin'in sorumluluğu üstlenip üstlenmeyeceği, tazminat ödeyip ödemeyeceği sorusu gündeme geliyor. Bence bu diğer ülkeleri Çin'le ilişkilerini gözden geçirmeye, Çin yönetimine nasıl bir tavır alacağını belirlemeye yöneltecek." değerlendirmesinde bulundu.

Dearlove, Sorensen ve Dalgleish'in çalışmasının, Çin'in tepkisini çekmek istemeyen birçok bilimsel yayın tarafından geri çevrildiğini ileri sürdü.

Daha önce Kovid-19'un Vuhan'daki Viroloji Enstitüsü Laboratuvarından çıktığı iddiaları ortaya atılmıştı. ABD istihbaratının araştırdığı iddialar Çin tarafından yalanlanmıştı.

Kovid-19’un laboratuvarda üretilip üretilmediği sorusuna yanıt olarak bir grup bilim insanı, 17 Mart’ta “Nature” dergisinde “SARS-Cov-2’nin (Kovid-19) Yakınsal Kökeni” başlıklı bir analiz yazısı yayımlamıştı. Yazarlar burada yeni tip koronavirüsün genetik dizilimine bakarak, virüsün insan vücuduna tutunmasını sağlayan DNA dizilerinde doğal seçilimin izleri olduğu, dolayısıyla virüsün laboratuvarda yapay olarak üretilmiş olmayacağı sonucuna varmıştı.

Çin'in Vuhan kentinde Aralık 2019'da ortaya çıkan yeni tip koronavirüs 200'den fazla ülke ve bölgeye yayılarak küresel salgına dönüştü. Dünya genelinde vaka sayısı 7 milyonu aşarken, 400 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Kaynakhttps://www.aa.com.tr/tr/dunya/kovid-19un-laboratuvarda-uretildigine-dair-yeni-iddia/1869356

Devamını Oku

SAĞLIK BAKANLIĞI AŞILAMA TAKVİMİNDE DEĞİŞİKLİK YAPTI

İlköğretim 1. ve 8.sınıf okul çağı aşılamalarının, Bağışıklama Danışma Kurulu tavsiyesi doğrultusunda 3 Haziran 2020 tarihinde değiştirilerek Aile Hekimliği Birimlerinde uygulanmasına karar verildi. Yapılan değişiklikle  ilköğretim 1.sınıfta okullarda uygulanan KKK ve DaBT-İPA aşıları, 1 Temmuz 2016 tarihinde doğanlardan başlamak üzere 48.ayına girmiş olan tüm çocuklara Aile Hekimliği Birimlerinde uygulanacak. 

***

Sağlık Bakanlığı tarafından 81 il sağlık müdürlüğüne gönderilen yazıyla, aşılama takviminde değişiklikler yapıldı. 

İlköğretim 1. ve 8.sınıf okul çağı aşılamalarının, Bağışıklama Danışma Kurulu tavsiyesi doğrultusunda 3 Haziran 2020 tarihinde değiştirilerek Aile Hekimliği Birimlerinde uygulanmasına karar verildi.

İlköğretim 1. sınıfta KKK (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak) aşısının 2. dozu ve DaBT-İPA (Difteri, Boğmaca, Tetanoz, Çocuk Felci)  aşısının pekiştirme dozu, 8. Sınıfta da Td (Tetanoz, Difteri) aşısının pekiştirme dozu uygulanıyor.   

Yapılan değişiklikle  ilköğretim 1.sınıfta okullarda uygulanan KKK ve DaBT-İPA aşıları, 1 Temmuz 2016 tarihinde doğanlardan başlamak üzere 48.ayına girmiş olan tüm çocuklara Aile Hekimliği Birimlerinde uygulanacak. 

İlköğretim 8.sınıfta okullarda uygulanan Td aşısı 1 Temmuz 2007 tarihinde doğanlardan başlamak üzere 13 yaşına (156.ay) girmiş olan tüm çocuklara Aile Hekimliği Birimlerinde uygulanacak. 

Experts underscore COVID-19 threat to global progress on child ...

Yeni uygulama 1 Temmuz 2020 itibarıyla başlayacak.

1 Temmuz 2016 tarihinden önce doğmuş ve halen ilköğretime başlamamış olan çocukların KKK ikinci dozu ve DaBT-İPA aşısı 2020-2021, 2021-2022 ve 2022-2023 eğitim ve öğretim dönemlerinde yine okullarda uygulanacak. 

Ebeveynlerin, çocuklarının aşılanma bilgilerini aile hekimlerine başvurarak kayıtlardan ve aşı kartlarından takip etmeleri, çocukların aşılanma zamanı geldiğinde gecikmeksizin aile hekimliği birimlerine başvurmaları gerekiyor.

Kaynak: https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-saglik-bakanligi-asilama-takviminde-degisiklik-yapti-11-681-89495.html

Devamını Oku

SITMA İLACINA TOZ KONDURMAYANLARIN ARAŞTIRMALARINI DÖRT GÖZLE BEKLİYORUZ

Hidroksiklorokinin solunum cihazı ihtiyacı ve ölüm riskini azaltmadığı, tedaviye azitromisin eklenmesinin de bir faydası olmadığı bildirildi. Hidroksiklorokine toz kondurmayanların “laf ebeliğinin” hiçbir değeri yok, iddialarının doğruluğunu ortaya koyan araştırmalarını bir an önce görmek istiyoruz.

***

Yeni bir araştırmada daha hidroksiklorokinin solunum cihazı ihtiyacı ve ölüm riskini azaltmadığı, tedaviye azitromisin eklenmesinin bir faydası olmadığı ve hidroksiklorokinin hastanede yatış süresini de uzattığı bildirildi (1).

KOVİD tedavisinde etkinlik ve emniyeti ispatlanmamış olmakla beraber en çok kullanılan ilaç hidroksiklorokin.

Araştırma retrospektif olarak 9 mart 29 nisan tarihleri arasında kesin teşhis konmuş 807 hasta üzerinde yapıldı.

Buna göre tek başına veya azitromisin ile beraber verilen hidroksiklorokinin ölüm riski ve solunum cihazı ihtiyacını azaltmadığı tespit edildi.

India's malaria is 'helping' nations combat COVID-19: Know how ...

Geri çekilen araştırma 

Lancet' de yayınlanan çok geniş kapsamlı bir araştırmada da benzer neticelere ulaşılmıştı ama o çalışma başta hastalara ait verilerin doğrulanamaması ve metodundaki hatalar sebebiyle geri çekilmişti (2, 3).

Bu yayının geri çekilmesi hatalı metodoloji ile doğru sonuca varılamayacağını ortaya koyuyor, bunun hidroksiklorokinin etkili olduğu şeklinde değerlendirilmesi yanlıştır.

Bu araştırma doğru metotla ve ulaşılabilir ham verilerle tekrarlandığında hidroksiklorokin gene etkisiz bulunabileceği gibi etkili de bulunabilir.

Bir ilaçla ilgili doğru bilgi ancak ilaç şirketlerinin müdahalesinin olmadığı "randomize kontrollü" araştırmalar ve bunların meta-analizinden sağlanabilir. 

Gelelim neticeye

Bugüne kadar hem bizde hem de bildiğim kadarıyla tüm dünyada KOVİD tedavisinde en çok kullanılan ilaç olan hidroksiklorokinin etkili ve emniyetli olduğu sonucuna varılan bir çalışma yok.

Yayınlanan araştırmaların hepsi de ilacın etkinliğini göstermediği gibi çoğunda burada da olduğu gibi risklerinin daha fazla olduğu sonucuna varılıyor.

Hidroksiklorokine toz kondurmayanlardan “laf ebeliğini” bırakıp iddialarının doğruluğunu ortaya koyan araştırmalarını bir an önce yayınlamalarını bekliyoruz.

Bu ilacın etkisiz olduğunu gösteren araştırmaların tümünün ucuz olan bir ilacı karalamak için ilaç endüstrisi tarafından yaptırıldığı veya maniple edildiği fikrine ben bile inanmaz olacağım.

Kaynaklar:

1. https://www.cell.com/med/fulltext/S2666-6340(20)30006-4

2. https://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(20)31180-6/fulltext

3. https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/06/07/yazilar/tip-yazilari/corona-virus/sitma-ilaci-muammasi/

Devamını Oku

2019-2020 Devlet Üniversiteleri Genel Sıralaması

ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde yer alan University Ranking by Academic Performance (URAP) Araştırma Laboratuvarı her yıl üniversiteler ve bölümler hakkında ölçülebilir somut veriler sunmaktadır. İşte, 2019-2020 en iyi Devlet Üniversiteleri genel sıralaması.

2019-2020 Devlet Üniversiteleri Genel Sıralaması