Coronavirus (Covid-19)

  • 44,027,370Coronavirus Vaka Sayısı
  • 1,167,871Ölü Sayısı
  • 10,548,304Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 20:20

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

Sağlık çalışanları için yeni genelge: Salgın sürecinde istifalar kabul edilmeyecek, yıllık izinler durduruldu

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle sağlık çalışanlarına istifa yasağı geldi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın valiliklere gönderdiği genelgeye göre yıllık izinler de durduruldu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın imzasıyla 81 il valiliğine 'Personel İşlemleri' hakkında genelge gönderildi.

Genelgeye göre, her ne sebeple olursa olsun Kovid-19 salgını sürecinde istifa talebinde bulunan personelin mezkur talebi kabul edilmeyecek. Yaş haddinden emekli olacaklar ile malulen emekli olacaklar dışındakilere yönelik emeklilik işlemi tesis edilmeyecek.

Devamını Oku
Sağlık çalışanları için yeni genelge: Salgın sürecinde istifalar kabul edilmeyecek, yıllık izinler durduruldu

Türkiye'den Ermenistan'a kınama

Dışişleri Bakanlığı, Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarına yönelik saldırısını kınadığını açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Ermenistan’ın işlemeye devam ettiği savaş suçlarına dur demeye çağırıyoruz" denildi.

Enginyurt'un koronavirüs testi pozitif çıktı

Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt'un koronavirüs testi pozitif çıktı. Enginyurt, tedavisinin evde devam ettiğini açıkladı.

Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, kişisel Twitter hesabında yaptığı paylaşımla yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına yakalandığını duyurdu.

Enginyurt, "Kovid-19 testim pozitif çıktı. An itibariyle evde tedavim devam ediyor Dualarınızı esirgemeyin" dedi.

Enginyurt'un koronavirüs testi pozitif çıktı

Bakan Albayrak: Yeni bir sermaye yatırım dalgası ufukta belirdi

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Türkiye ekonomisinin dönüm noktasında olduğunu vurgulayarak, "Yeni bir sermaye yatırımı dalgası ufukta belirmiş durumda" dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, Citibank tarafından düzenlenen ve uluslararası dev şirketlerin temsilcilerinin yer aldığı Citibank Yatırımcı Konferansı'na video konferans yöntemiyle katıldı.

Albayrak, buradaki konuşmasında birçok çok uluslu şirketin üretimlerini Asya'dan Türkiye'nin bulunduğu bölgeye yönlendirmeye başladığına işaret ederek, artan korumacılık ve milliyetçiliğin dünyada "de-globalizasyon" trendi oluşturduğunu aktardı.

Söz konusu trendin şirketlerin operasyonlarını yerelleştirmelerine ve bölgesel tedarik zincirlerini tercih etmelerine neden olduğunu anlatan Albayrak, yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınında bu durumun daha da derinleştiğini söyledi.

"Türkiye, yatırımcılara benzersiz fırsatlar sunuyor"

Salgının, küresel değer zincirlerinde Doğu Asya'ya aşırı bağımlılığın çok riskli olduğu sonucunu ortaya koyduğuna dikkati çeken Albayrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Küresel şirketlerin, bu belirsiz ve zorlu dönemde, Türkiye gibi yabancı şirketlere karşı tarafsız, değişime açık, şoklara karşı dirençli, güvenilir ve dinamik ortaklara ihtiyacı vardır. Rekabetçi maliyet yapısı, çok çeşitli ve güçlü üretim tabanı, iyi eğitimli insan kaynağı, stratejik konumu, modern lojistik altyapısı, sermaye yatırımları için özelleştirilmiş teşvik ve destek paketleriyle iş hayatını destekleyen Türkiye, yatırımcılara benzersiz fırsatlar sunuyor. Türkiye'nin ekonomik dönüşümünü sağlamak için bölgesel bir güç merkezi olarak potansiyelinin tamamını harekete geçirmek amacıyla son birkaç yıldır hiç yorulmaksızın çalışıyoruz. Yeni ekonomik model, artan yerli üretim, yatırım, iş imkanları, yeterli düzeyde rekabetçi kur ile pandemi öncesi seviyeye ihracatı getirerek kendini gösterdi."

Albayrak, yeni ekonomik modelin, etkin yerli sermaye ve iş gücü kullanımını gerektirdiğini de belirterek, "Türkiye ekonomisi bir dönüm noktasındadır. Yeni bir sermaye yatırımı dalgası ufukta belirmiş durumda. Hükümet, özel sektör yatırımlarını desteklemenin yanında etkin bir paydaş olarak demir yolu, yükleme limanı ve sulama sistemleri gibi alanlarla tarım, enerji, eğitim ve sağlık hizmetlerinde de yer alacak" diye konuştu.

"Türkiye güçlü ve büyük bir pazar"

Bakan Albayrak, Türkiye'nin yatırımcılar için avantajlarına da değinerek, şunları kaydetti:

"Lojistik avantajı, üç kıtanın birleştiği noktada yer alması, ekonomisi, genç demografik yapısı, eğitimli iş gücü Türkiye'nin tartışmasız en güçlü yanlarından. Türkiye, doğu-batı, kuzey-güney arasında doğal köprü olarak önemli piyasalar için verimli ve maliyet avantajlı doğal bir merkez. Türkiye, dünya nüfusunun üçte birine 4 saatlik uçuş mesafesi yakınlıkta. AB için de güvenli ve bağımsız enerjiyi sağlayan hatta yer alıyoruz. Türkiye, hızlı ekonomik büyümesi, son 20 yılda üç katına çıkan gayrisafi yurt içi hasılası, geniş nüfuslu 23 merkezi ve satın alma gücü artan orta sınıfı ile güçlü ve büyük bir pazar. Türkiye, genç ve enerjik demografiye sahip olması yanında Batı tarzı modern tüketim ekonomisi ile çok uluslu şirketler için büyüyen bir yerle talebe sahip."

Albayrak, 2040'dan önce ülke nüfusunun 100 milyonu aşmasının beklendiğine işaret ederek, Türkiye'nin, yarısından fazlası 32 yaş ve altı nüfusuyla AB'deki tüm ülkelerden daha genç nüfusa sahip olduğunu belirtti.

Bakan Albayrak, bu durumun ülkede kamu harcamalarında, sağlık sistemi, sosyal güvenlik ve eğitim alanlarında esneklik sağladığını aktardı.

'Türkiye, yabancı yatırımcılar için pek çok avantaj sağlıyor'

Türkiye'nin 2000'li yılların başından beri devam eden reformlarla iş dostu yaklaşım göstererek, özel sektör yatırımlarını kararlı şekilde desteklediğini vurgulayan Albayrak, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'nin 82 ülkeyle doğrudan yabancı yatırım için özel olarak oluşturulan ikili yatırım koruma anlaşmaları var. Ayrıca 86 ülkeyle çifte vergilendirmeyi engelleme anlaşmaları bulunuyor. Yapılan reformlarla, 2002 yılında 38 gün olan iş yeri açma süresi 6,5 güne indi. Türkiye, yabancı yatırımcı üzerindeki kısıtlamalar konusunda OECD ortalamalarının ve özellikle Çin-Hindistan gibi rakiplerinin oldukça altında ve iyi durumda. Türkiye, İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nde hızla ön sıralara doğru ilerlemesinin yanında yabancı yatırımcılar ve çalışanlar için de hem kültürel hem de sosyal açıdan pek çok avantajlar sağlıyor."

Albayrak, sermaye kontrolü iddialarına ilişkin olarak da, "Net bir biçimde açıklık getireyim, böyle bir şey yok" dedi.

Bakan Albayrak, gelecek üç yıla ilişkin hazırlanan Yeni Ekonomi Programı'ndaki hedefleri de uluslararası yatırımcılara anlattı.

Devamını Oku
Bakan Albayrak: Yeni bir sermaye yatırım dalgası ufukta belirdi

ADALET BAKANI GÜL, MECLİSTE GAZETECİLERİN SORULARINI CEVAPLADI

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisine yönelik eleştirilerine, "Eğer bir makam için birisini görmek istiyorsa aynaya baksın. Koltuğu için kolunun altında kasetlerle gelen birinin bizlere söyleyeceği lafların hiçbirisini kabul etmiyoruz. Bizim tek derdimiz adalete hizmet yönünde emaneti koruyabilmek. Şahsımızla ilgili söylediği hususları da kendisine iade ediyorum." karşılığını verdi.
"Kılıçdaroğlu'nun, Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğlu kararının ardından, bu konuda adım atmadığınız, sustuğunuza yönelik eleştirileri var. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?" sorusu üzerine Gül, yargı süreci devam ederken bir hakimin, mahkemenin önündeki konuyla ilgili Adalet Bakanı olarak yorum yapmasının hiç uygun düşmeyeceğini, bir hukukçu olarak da böyle bir prensiplerinin bulunmadığını belirtti.
Hakimin, savcının amiri olmadıklarına, hakim ve savcının dosyaya, delillere göre değerlendirip karar verdiğine işaret eden Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Adalet Bakanının, yargıda görülmekte olan bir konuyla ilgili, süreç devam ederken bir görüş açıklamasının, hukuk devleti yaklaşımına uygun olmadığına inanıyorum. Bu prensibimi koruyacağım. Ancak şu bir gerçek: Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcıdır; kişileri, kurumları, mahkemeleri, yargıyı bağlar. Anayasada da kanunlarda da Anayasa Mahkemesinin kararlarının sonrasındaki işlemler, usuller bellidir, bunun yine değerlendirmesini mahkemeler yapmaktadır."
Hukukun, kişiye göre değil, anayasa ve kanundaki düzenlemelere göre davranacağını belirten Gül, "Mahkemelerden milletimizin beklentisi; verdiği kararlarla yeni tartışmalar açmak değil, tartışmaları nihayetlendirmektir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin bu anlamda kararını beğenirsiniz, beğenmezsiniz, bu hepimiz için geçerlidir. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararlarının bağlayıcı olduğu hususunda hiçbir şüphe yoktur. Hukuk devletinde kararlar herkesi bağlar. O kararların gereğini de yapmak hukuk devletinin ana ilkesidir." diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun kendisine yönelik eleştirisini de yanıtlayan Adalet Bakanı Gül, "Eğer bir makam için birisini görmek istiyorsa aynaya baksın. Koltuğu için kolunun altında kasetlerle gelen birinin bizlere söyleyeceği lafların hiçbirisini kabul etmiyoruz. Bizim tek derdimiz adalete hizmet yönünde emaneti koruyabilmek. Şahsımızla ilgili söylediği hususları da kendisine iade ediyorum." dedi.
Gül, bir başka soru üzerine, yürüyen bir süreçle ilgili yorum yapamayacağını bildirdi. Hakim, savcı cübbesinin olmadığını dile getiren Gül, "Sayın Kılıçdaroğlu'nda varsa onu bilemem. Türkiye'de sadece ve sadece yargısal yetkiyi hakim ve savcılar kullanır, yargı mensupları kullanır, bunun ötesindeki hiçbir tutumu, hiçbir aktivizmi kabul edemeyiz. Yargısal aktivizme de karşıyız. Yürütmenin aktivizmini de kabul etmek böyle bir şeyi temenni etmek... Sayın Kılıçdaroğlu'nun eski Türkiye anlamında özlediği bazı tablolar varsa onu bilemeyiz. Ama yürütmenin, Adalet Bakanı olarak, yürüyen bir dava ile ilgili, yargı mensuplarına, 'şöyle yapın, böyle yapın, şu şekilde karar verin' diye yargısal sürece yönelik bir şey söyleme imkanımız yok." şeklinde konuştu.
Gül, "Anayasa Mahkemesi kararı bağlayıcı ancak mahkeme aksi karar veriyor. Bu nasıl aşılacak?" sorusuna ise "Yine hukuk sistemi, kendi sistemi içerisinde bu süreci tamamlayacaktır. Anayasanın, kanunların gereği yapılacaktır. Yine yargı mercileri takdir edip belirleyecektir." karşılığını verdi.
Fransa, Hollanda ve Almanya'da Müslümanlara yönelik saldırılara ilişkin Gül, "Hiçbir hukukta nefret suçları, kişi haklarına saldırılar kabul edilemez. Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik asla kabul edilemeyecek, tasvip edilemeyecek hukuk dışı, insanlık dışı bu açıklamalara karşı da hukuk gereğini yapacaktır. Nitekim bu yönde de bir savcılık süreci başlamıştır. Kim olursa olsun hiçbir şekilde suç işleme serbestiyeti, özgürlüğü yoktur." değerlendirmesinde bulundu.
Gül, özellikle Avrupa'da İslam'a, Türklere, yabancılara yönelik bu düşmanlığın hat safhaya gelmesinde Avrupa'daki bazı siyasetçilerin ve medya dilinin çok etkili olduğunu belirterek şunları kaydetti:
"Dolayısıyla bu nefret dilinin, nefret söyleminin sona ermesi, insanlık, hukuk, Avrupa'nın bugüne kadar hep söyleyegeldiği değerler bakımından da korunması gereken bir ilke. Ama bunu korumayan bazı siyasetçilerin, bazı uygulayıcıların olduğunu üzülerek görüyoruz.
İslam'a, Peygamberimize yönelik saldırıları da asla hiçbir insan kabul edemez. Peygamber Efendimizin doğumunun yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu günlerde... Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed, bütün insanlığa kıyamete kadar barışı, esenliği, selamı getiren bir peygamberdir; liderdir, yol göstericidir. Onun bu yol göstericiliğine bütün insanlığın, Macron'un da bütün Avrupa'nın da bütün kıtaların da kıyamete kadar ihtiyacı var."

Devamını Oku
ADALET BAKANI GÜL, MECLİSTE GAZETECİLERİN SORULARINI CEVAPLADI

Türkiye'de son 24 saatte 2 bin 209 yeni hasta tespit edildi, 76 kişi vefat etti

Türkiye'de son 24 saatte 2 bin 209 yeni hasta tespit edildi, 76 kişi vefat etti. 1511 kişinin daha iyileşmesiyle COVID-19'u yenenlerin sayısı 317 bin 519'a yükseldi.

Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, "covid19.saglik.gov.tr" adresinden paylaşıldı.

 

Türkiye'de son 24 saatte 127 bin 651 Kovid-19 testi yapıldı, 2209 kişiye hastalık tanısı konuldu, 76 kişi hayatını kaybetti.

 

Ağır hasta sayısı 1827 oldu, son 24 saatte 1511 kişinin Kovid-19 tedavisinin tamamlanmasıyla iyileşenlerin sayısı 317 bin 519'a yükseldi.

 

Sağlık Bakanı Koca, "Ağır hasta ve aktif hasta sayısı düşmeden başarılı olamayız. Mücadele birlikteliği tedbirleri istisnasız uygulamaktan geçiyor" açıklamasını yaptı.

Devamını Oku
Türkiye'de son 24 saatte 2 bin 209 yeni hasta tespit edildi, 76 kişi vefat etti

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Macron'un sözleri DEAŞ gibi örgütlere ideolojik mühimmat sağlıyor"

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı sona erdi.

 

Parti genel merkezindeki basına kapalı toplantı, 3 saat sürdü.

 

AK Parti Sözcüsü Çelik, gündeme ilişkin konularla ilgili açıklama yaptı.

 

Macron'un İslam karşıtlığı tavrına tepki gösteren Çelik, "Macron'un sözleri DEAŞ gibi örgütlere ideolojik mühimmat ve lojistik sağlıyor. Yaptığı şey Fransa toplumunun da huzurunu bozacak bir şeydir" açıklamasını yaptı.

 

Çelik'in konuşmalarından satır başları şöyle:

 

Kim demokrasiden bahsediyorsa Diyarbakır annelerinin yanında olmalı.

 

Birileri gidip de Diyarbakır annelerini görmezden gelerek 'Ben Kürt sorunundan bahsediyorum', 'Ben Kürt çocuklarının sorunlarından bahsediyorum' 'Ben şu yasaklara karşıyım', 'Ben şu şekilde demokrasi mücadelesi veriyorum' dediği anda, Diyarbakır annelerinin mücadelesine destek veren bir tutum içerisine girmiyorsa, bilelim ki otomatikman ikiyüzlü bir adrese kendisini postalamış olur.

 

"Ermenistan işgalcidir"

 

Ermenistan'ın diplomasi istemediği bir kez daha görüldü. Bizim açımızdan Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü kırmızı çizgidir. Şu ana kadar 63 Azerbaycanlı hayatını kaybetti.

 

Cumhurbaşkanımız her fırsatta Sayın Aliyev ile görüşerek bilgi alıyor.

 

Burada soruna çözüm bulmak isteyenlerin Ermenistan'ı işgalden vazgeçirmesi gerekir. Ermenistan işgalcidir. Azerbaycan vatan savunması yürütüyor, biz de onların yanındayız.

 

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Ermenistan'a verilen silahları görmezden gelenlerin Azerbaycan'ın vatan savunmasına leke sürmek için ne tür kara propagandalar yaptıklarını gördük.https://t.co/quDzfzKyJ8 pic.twitter.com/0fG32UU8xr

 

— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) October 27, 2020

Doğu Akdeniz'deki gelişmeler

 

KKTC'nin hak ve menfaatlerinin korunması açısından yeni bir dönem açılmıştır. Ersin Tatar'ın gerçeklere dayalı çözüm çağrıları önemlidir.

 

Türkiye hukuki temelli haklı tezleri savunmaktadır. Her zaman müzakerelere açık bir devletiz. Türkiye masadan kaçan taraf değildir. İstikararı bozan taraf Yunanistan olduğu için herhangi bir fiili duruma müsade edilmeyecektir.

 

KKTC Cumhurbaşkanlığında geçmiş dönemde duyduğumuz Türkiye'yi, Kıbrıs davasını, Kıbrıs Türkü'nü inciten mesajların siyasi dönemi kapanmış oldu

 

Müzakereyi bir istismar aracı olarak kullanıp sahada fiili durum yaratma peşinde koşanlar varsa Türkiye'nin buradaki kararlılığı esastır

 

Yunanistan eğer sahada fiili durum yaratmak gibi bir tutumdan vazgeçerse müzakere kapısı her zaman açıktır.

 

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Türkiye hukuki temelli haklı tezleri savunmaktadır. Her zaman müzakerelere açık bir devletiz. Türkiye masadan kaçan taraf değildir. İstikrarı bozan taraf Yunanistan olduğu için bir fiili duruma müsaade edilmeyecektir.https://t.co/quDzfzKyJ8 pic.twitter.com/rWXEWoU7gb

 

— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) October 27, 2020

Macron'un İslam karşıtlığı tavrı

 

Macron'un sözleri DEAŞ gibi örgütlere ideolojik mühimmat ve lojistik sağlıyor. Yaptığı şey Fransa toplumunun da huzurunu bozacak bir şeydir

 

İslam'ı terörle yan yana kullanan bir metni, yasa adı altında Bakanlar Kurulundan geçireceğini söylemesi büyük bir basiretsizliktir

Devamını Oku
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Macron'un sözleri DEAŞ gibi örgütlere ideolojik mühimmat sağlıyor"

Bluz Modelleri

 

Renk, tasarım ve kesim olarak en fazla çeşitliliğe sahip olan parçalardan biri şüphesiz bluzlar. Günün her anında bizlere eşlik etmeye hazırlar. Bir iş toplantısında, şık bir akşam yemeğinde, hafta sonu eğlenceli bir aktivite de bize uyum sağlayarak, duruşumuzu daha çekici hale getiriyorlar.

Bluzlar Nasıl Kombinlenir?

Bluz tercihimizde yapacağımız kombinlerin bir sınırı yoktur. Her modelin yakışacağı bir sürü kombin mevcut. Örneğin önden düğümlü bluzları yüksek belli pantolonlarla birlikte kullanmak çok hoş dururken, daha ince kumaştan şifon bluzları, cigarrette ya da boru paça kumaş pantolonlarla kullanmak çok daha şık bir görünüm sağlayacaktır. Dantel ise hiç eskimeyecek bir güzellik, yine bu sezonda uzun kollu dantellerle iddialı olduğu kadar romantik bir görünüm yakalayabilirsiniz. Transparan bluzlarda dantel kadar talep görüyor.  Yarattığı seksiliği, siyah renk adeta taçlandırıyor.

Bluz Fiyatları

Her kombinimize uyacak çeşit çeşit bluzları edinmemiz için, şıklığım kadar fiyatları da düşünmek durumundayız. Dilvin sonbahar sezonunda kalitesiyle birleştirdiği parçaları oldukça makul rakamlar ile bizlere sunuyor. Bol model seçeneği ve göz alıcı renkleri ile harika bir kreasyon yaratmış. Her kadının mutlaka incelemesi gereken seçenekleri görmek için https://www.dilvin.com.tr/kadin-bluz-modelleri sayfaya giderek alışverişin keyfini çıkarırken, tarzınızı da yeni sezona hazırlayarak taçlandırabilirsiniz.

 

 

Devamını Oku

CHP TBMM GRUP TOPLANTISI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, vefat eden eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş'a Allah'tan rahmet, ailesine ve siyaset dünyasına başsağlığı dileklerini iletti.
Teröre karşı, nereden ve kimden gelirse gelsin, ortak duruş sergilemek gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Terörün partisi, kimliği, inancı yoktur. Çünkü teröristin temel amacı insanı yok etmektir. Dolayısıyla terör eylemlerine hep birlikte karşı çıkmak zorundayız. Özellikle 40 yıldır canları feda eden Türkiye dimdik, bir arada durmak zorundadır." diye konuştu.
İskenderun'da dün akşam bir terör eylemi gerçekleştirilmek istendiğini ancak güvenlik güçlerinin can kaybının olmamasını sağladığını belirten Kılıçdaroğlu, "Yaralanan güvenlik görevlilerimiz var, onlara şükranlarımızı, sevgilerimizi gönderiyoruz, inşallah bir an önce sağlıklarına kavuşurlar." temennisinde bulundu.
Pandemi sürecinden geçildiğini, bu salgının partisi, kimliği olmadığını ve herkesi tahdit ettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Dolayısıyla bir salgın hastalıkla mücadelenin kolektif, topyekün olması lazım. Burada parti ayrımı yaparsak, en büyük zararı insana, demokrasimize vermiş oluruz." değerlendirmesinde bulundu.
Toplumun bir kesimini ötekileştirmenin asla doğru olmayacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, "Salgın hastalık varsa, bütün vatandaşlarımızı salgından kurtarmak için elimizden gelen bütün çabayı göstermek zorundayız. Bu süreçte yapılması gerekenleri hükümete söyledik, kabul edilir ya da edilmez. Biz büyük bir sorumluluk içinde hareket ediyoruz." dedi. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"İstanbul'da Kovid-19 dolayısıyla bir toplantı yapılıyor. Bu toplantıya İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı davet edilmiyor. Niçin? Bir sindirememişlik var burada; başarıyı, demokrasiyi sindiremiyorlar. Ekrem Bey, İstanbulluların oyuyla geldi. Ekrem Bey görevini yaparken 'bunlar AK Parti'li, bunlara ceza verelim, bunlara hizmet götürmeyelim' dedi mi? Hayır. Tam tersine her vatandaşa eşit yaklaşmaya özen gösterdi. Ama İstanbul Valisi Kovid-19 toplantısı yapıyor ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı davet edilmiyor. Bu doğru değil, ahlaki de değil. Sayın Vali'ye hatırlatmak isterim: Sen arabanda Türk bayrağı kullanan bir kişisin. Yani sen hem hükümetin hem devletin temsilcisisin. Sen bu bayrağı kullanıyorsan, bayrağın gereğini yerine getirmek zorundasın, öyle bir toplantı yapıldığında da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nı davet etmek zorundasın. Bu belediye başkanı aynı zamanda senin de büyükşehir belediye başkanındır, oy verirsin veya vermezsin. Demokrasinin ve ahlakın gereğini yapacaksın. Diyorsan ki 'ben arabamda Türk bayrağı taşırım ama talimatı saraydan alıyorum, ben sarayın valisiyim.' O zaman Türk bayrağını değil, AK Parti'nin bayrağını takacaksın. Hepimiz biliriz ki bu vali devletin valisi değil.
Ama ben valileri devletin valisi olarak görmek istiyorum. Her görüşten insanın sorunlarını dinleyen bir kişi olarak görmek istiyorum. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diye yazdıysa, Sayın Vali sen bunun gereğini niye yapmıyorsun? Çok acil olmuş... Bir gerekçe uydurmak için. Valiler, gerekçe uydurmaz. Gerekçe uyduracak bir pozisyona düştüysen, kusura bakma sen vali değilsin. İkiyüzlülükle valilik yapılmaz. Vali sağlam durur, onurlu durur. Koltuk için onurunu satan vali olmaz. Efendim 'sürerler beni.' Sen onurunla gidersin bir yere gidiyorsan. 'Ben devletin valisiyim' diyeceksin. 'Benim başkanlığımda ortak mücadele yapacağız' diyeceksin. Yeri geldiğinde bir eksiği varsa belediye başkanına talimat vereceksin. Sen bunları yapmıyorsun, çünkü korkuyorsun. Korkak adamdan vali olmaz. Vali dediğiniz biraz cesur olur, bayrağın hakkını verir en azından."
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, devlet kurumlarının Kovid-19 salgını nedeniyle bütün riskleri görerek önlem alması gerektiğini söyledi.
Türkiye nüfusunun dikkate alınarak aşı ithal edilmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin 1,5 milyon doz grip aşısı alırken İngiltere'nin 30 milyon doz aşı temin ettiğine dikkati çekti. Kılıçdaroğlu, "Bizim insanımız değersiz mi, ölüme mahkum mu? Eminim bu 1,5 milyon dozu torpili olan, adamını bulan alıp kullanacak. Yine olan garibana olacak." diye konuştu.
Türk Eczacıları Birliği'nin 11 Eylül'de Hollandalı bir firmadan 1,5 milyon doz grip aşısı alabilmek için Sağlık Bakanlığına başvuruda bulunduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, Bakanlıkla yürütülen bürokratik sürecin uzaması nedeniyle aşıların alınamadığını ifade etti.
"Hani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde bütün işler hızlı gerçekleştirilecekti?" diye soran Kılıçdaroğlu, bu sistemde bakanların bile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşemediğini öne sürdü.
CHP lideri Kılıçdaroğlu, devletin adaletle yönetilmesi gerektiğini vurgulayarak, bu nedenle devlete, yazar Kemal Tahir'in de eserinin ismi olan, "Devlet Ana" denildiğini, bu terimin adaletle bağdaştığını söyledi.
Fatih Sultan Mehmet'in de adaletin önemine binaen "Kadıyı satın aldığın gün, adalet ölür. Adaletin öldüğü gün de devlet ölür." dediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Günümüz, kadının veya kadıların satın alındığı gündür. Devlette adalet yok." ifadesini kullandı.
Kılıçdaroğlu, Enis Berberoğlu'nun yeniden yargılanma talebinin reddedilmesine yönelik yerel mahkeme kararlarını eleştirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bizim yeni Zekeriya Öz'ümüz, saraydan aldığı talimatla Anayasa Mahkemesine, 'Kusura bakma, senin kararını uygulamam. Ne demek Anayasa, ne demek karar. Ben bunlara bakmam. Saray ne istediyse aynen onu yazarım, altına da imza atarım. Cübbe giyiyorum ama sarayın cübbesi, adaletin cübbesi değil. Gücümü hukuktan, hukukun üstünlüğünden, vicdanımdan değil, saraydan alıyorum. Bu kararı vereceğim ki yarın beni saray daha üst makamlara getirsin, taltif etsin, yüceltsin. Ben, yeni Zekeriya Öz'üm.' diyor. Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadı."
Enis Berberoğlu'na ilişkin yerel mahkeme kararlarıyla Anayasa'nın birçok maddesinin ihlal edildiğini savunan Kılıçdaroğlu, yerel mahkemelerin, Anayasa'nın "bağlayıcılığı ve üstünlüğü", "kişi güvenliği ve hürriyeti", "hak arama hürriyeti", "temel hak ve hürriyetlerin korunması", "seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı" ile "duruşmaların açık ve kararların gerekçeli" olmasına yönelik maddelerini askıya aldığını öne sürdü.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) hakimler hakkında soruşturma açabildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, HSK'nin başkanlığını Adalet Bakanı'nın yürüttüğünü hatırlattı.
Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün haksızlık karşısında tek cümle etmediğini söyleyerek, şöyle devam etti:
"Sormak gerekiyor; o koltukta sessiz kaldığın için mi sürekli oturuyorsun? Adalet Bakanı olarak acaba oturup bir vicdan muhasebesi yaptın mı? 'Anayasa'yı ihlal eden bir hakim hakkında soruşturma açmamız gerekir.' dedin mi hiç? Yoksa bütün geleceğini koltuğa bağlayıp 'Benim için koltuk her şeyden değerlidir, koltuğumu koruyayım, memleket yanabilir.' mi dedin sen? Adalet Bakanı'nın da yatacak yeri yok, onun da oturup bir vicdan sorgulaması yapması lazım."
Eleştirilerinin sadece Enis Berberoğlu bağlamında algılanmaması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, benzer şekilde Müyesser Yıldız, Selahattin Demirtaş, Ahmet Altan ve Osman Kavala'nın, beraat ettikleri dosyaların ardından yeni dosyalarla içeride tutulmaya devam edildiğini öne sürdü.
Adalet Bakanı Gül'e seslenen Kılıçdaroğlu, "Sen adalet bakanıysan, adalet kurumu sana bağlıysa, HSK başkanlığını yapıyorsan bu yanlış giden düzene bir çomak sokmayacak mısın? 'Burada bir şeyler yanlış gidiyor.' demeyecek misin? Yasaların sana verdiği yetki de var ayrıca. Kamu yararına bazı kararları bozup 'Tekrar görüş' diyebiliyorsun. Ama onu yapmak istemiyorlar. Çünkü 'Saray beni görevden alır ve ben koltuğumdan olurum.' diyorlar. Koltuk meraklısı kişinin bu memlekete faydası olmaz." dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu, bir devletin, Anayasa ve yasaların kaldırılması, hakimlerin bir kişiden taraf karar almaya başlaması halinde aşama aşama organize suç örgütüne dönüşeceğini ifade ederek, şunları söyledi:
"Türkiye'nin geldiği nokta budur. Eleştiriye tahammül edemeyen bir kişiyi eleştirdiğinizde sabahın köründe eviniz basılıyor, hapse atılıyorsunuz. O izin verdiği zaman hapisten çıkıyorsunuz. Onun avukatına dolar bazında milyonlar verip tuttuğunuz zaman savcı size iddianame bile düzenlemiyor. Her işverenin tepesinde 'Kızdırma, mallarına el koyarım.' tehdidi var. Bu, devletin aşama aşama organize suç örgütüne dönüşmesidir."
Daha önceki bir CHP TBMM Grup Toplantısı'nda FETÖ'nün siyasi ayağına ilişkin bir konuşmasını kitapçık haline getirdiklerini belirten Kılıçdaroğlu, iktidarın "FETÖ ile mücadele ettiği" yönündeki söyleminin "külliyen yalan" olduğunu iddia etti.
İktidarın FETÖ ile mücadele kapsamında, söz konusu örgüte üye asker, baklavacı, bankacı birçok kişiyi tespit ettiğini ancak FETÖ'nün siyasi ayağına mensup kişileri bulamadığını savunan Kılıçdaroğlu, "Devletin kılcal damarlarına ve en kritik noktalarına FETÖ unsurlarını yerleştiren siyasi otoriteye, 'FETÖ'nün siyasi ayağı' denir." diye konuştu.
TBMM'de FETÖ'nün siyasi ayağının tespit edilmesine yönelik araştırma komisyonu kurulduğunu, iktidar bu konudan rahatsız olduğu için komisyon raporunun yayınlanmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, "Çünkü FETÖ'nün siyasi ayağının bir numaralı sorumlusunun sarayda oturduğunu herkes biliyor." sözlerini sarf etti.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, kitap toplatmanın darbe dönemlerinde yapıldığını ifade ederek, "Şimdi 20 Temmuz sivil darbesinden sonra kitap toplatıyorlar. Sanıyorlar ki bunu topladıklarında CHP susacak, Kılıçdaroğlu susacak. Senin feriştahın gelse bizi susturamaz. Biz, bu memlekete sevdalıyız, insanımıza sevdalıyız. Oy verir veya vermez ona saygı duymak benim ve herkesin görevi." dedi.
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, Londra'daki bir avuç tefeciye peşkeş çekmek bizim kitabımızda yoktur." diyen Kılıçdaroğlu, partisinin halk için mücadele ettiğini vurguladı.
Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Meclis'te tarafsız olacağına dair namusu ve şerefi üzerine yemin ettiğini hatırlatarak, "Namus ve şeref nedir bilmeyen bir kişiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti karşı karşıya. Bir partinin genel başkanı, gitti partiye kaydını oldu. Herhalde yemin ederken bir ayağını kaldırmıştır, 'bir ayağımı kaldırırsam bir şey olmaz.' diye. Bu milletin bir vicdanı, ahlakı, erdemi, feraseti var. Tarafsız olmak zorundasın. Bayrağı taşıyorsan tarafsız olacaksın, 83 milyonu kucaklayacaksın." ifadelerini kullandı.
Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Malatya'da AK Parti İl Kongresi'ne katıldığını hatırlatarak, "Malatya Servisçiler Odası Başkanı'na seslenmek isterim: Koskoca Erdoğan, koskoca Cumhurbaşkanı size ne müjdeler vermiş, siz müjdenin farkında bile değilsiniz. Askıda ekmek uygulaması başladı. Ekmek götüremiyorsan, git oradan ekmeği al, evine götür. Bunu müjdeliyor sana." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Malatya'da bir esnafla arasındaki diyaloğa ilişkin "Bütün servisçilerle dalga geçiyor." iddiasında bulunan Kılıçdaroğlu, "Malatya Servisçiler Odası Başkanı diyor ki 'Evimize ekmek götüremiyoruz.' Aylarca öğrenci taşımadılar çünkü yasaktı, yasağa da uydular. Bu başkana seslenmek isterim; sana ve 200 bin servisçiye 1 kuruş dahi karşılıksız para vermediler. Çünkü senin Genel Başkanı'nın gözünde sosyal devlet diye bir devlet yok, bir saray devleti var." dedi.
Toplanan vergilerin nereye harcanacağını iktidarın belirlediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, vatandaşın, toplanan vergilerin nereye harcandığının hesabını iktidara sormasını istedi.
Kılıçdaroğlu, iktidarın esnafı, çiftçiyi, emekçiyi, aç vatandaşı önemsemediğini öne sürerek, "Erdoğan 'Benim için önemli olan 5'li çete. En büyük ihaleleri onlara veririm. Dünyanın parasını kazanırlar. Uçağın uçmadığı havaalanının parasını da alırım. O parayı da servisçiden faiziyle söke söke alırım. Vermezse bir de ayrıca icraya veririm.' diyor. Servisçi, takım tutar gibi parti tutarsa bu sonuca katlanacak. Siyasi partiler takım değildir. Hizmet ediyorsa oyumu veririm, etmiyorsa 'Kusura bakma.' derim." değerlendirmelerinde bulundu.
Kılıçdaroğlu, vatandaşın, siyasi partilere hizmet etmesi durumunda oy verdiğini, alınan vergilerin bir avuç insan için harcanması halinde ise o siyasi partiyi sandıkta harcayacağını söyledi.
İthal edilen ürünlerden vergi alınmasının çiftçiyi korumaya yönelik olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, 21 Ekim'de hükümetin 'vergileri sıfırladık' demesi üzerine TMO'nun buğday, arpa ve mısır ithal ettiğini belirtti.
TMO'nun iç piyasada buğdayı 1325 liradan aldığını, ithal edilen buğdayın ise 1832 liradan getirtildiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Bizim çiftçiden buğdayın tonunu 1325 liradan, yabancı çiftçiden ise 1832 liradan alıyorlar. Kim kazanıyor? Niye ikinci sınıf vatandaş bizim çiftçimiz? Arpada da TMO, 1275 liraya bizim çiftçimizden alıyor, sonra sıfır gümrükle yurtdışından 1664 liraya arpa aldı. Hepimiz kime çalışıyoruz? Yabancı çiftçilere. Mısırda da aynı sorun var. Dolayısıyla çiftçilerin oturup düşünmesi lazım." diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, emekli vatandaşların da hakkını, hukukunu CHP'nin savunduğunu ifade etti.
Emeklilerin Ramazan ve Kurban bayramlarında iki maaş ikramiye almasını CHP'nin sağladığını belirten Kılıçdaroğlu, bu sayede emeklilerin bayramlarda torununa harçlık verebilmesine, evine bir kutu şeker, çikolata alabilmesine vesile olduklarını söyledi.
Hükümetin, TÜİK'e enflasyon rakamlarını düşük göstermesi yönünde talimat vererek emekli maaşlarını buna göre düzenlemeyi planladığını öne süren Kılıçdaroğlu, "Enflasyon düşük gösterildikçe enflasyonun altında bir maaşa mahkum edileceksin. Bu gerçeği sakın unutmayın." dedi.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, maden işçilerinin yerin yüzlerce metre altında çalıştığını, bu insanların eve ekmek alacak paralarının olmadığını iddia etti.
Dayanışmanın önemli olduğunu, her kesimin bir araya gelerek hakkını savunması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, yer altında çalışan maden işçisinin de servisçilerin de çiftçilerin de ülkesini sevdiğini aktardı.
Ermenek'te bir işçinin çocuğunun, "Babam cebime 5 kuruş koyamıyor, babamın hakkını verin." dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Bu babanın hakkını ben değil, herkes savunacak. Hakkı olmayan bir para isteseler, karşı çıkalım ama hak olan bir para verilmiyorsa hep birlikte hareket etmeliyiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'müjde verdik' diyor servisçilere. Sicil affı çıkmadığı için verilen borç parayı çeken oldu, çekemeyen oldu. Bizim sunduğumuz 17 maddelik önerinin maliyetlerini hesapladık. Ne dedik? Esnaf Bakanlığı kurulmalı. Maliyeti, sıfır. Esnafın kullandığı krediler, faizsiz ve ödeme gücüne göre taksitlendirilmeli. Bunun maliyeti, 4,5 milyar lira. Devede kulak bile değil. Kiralarda stopaj kaldırılmalı, AVM'ler haftanın bir günü kapansın dedik. Esnafın sosyal güvenlik primlerini kapalı olduğu sürece devlet ödesin dedik. Bunun bedeli de 5,7 milyar lira. Salgın süresince esnafa ceza yazmayın dedik, dünyanın cezasını kesmişler. Küçük esnafın yanında çalışanların kısa çalışma ödeneğinde karşılaştıkları sorunları çözün dedik. Bunun da maliyeti sıfır. Sigorta primi için yeniden yapılandırma getirilsin, esnaf bu primleri faizsiz ödeyebilsin. Pandemi boyunca esnafa kira desteği sağlansın dedik. Bunun maliyeti de 6 milyar lira. Sunduğumuz önerilerin tamamına bakıldığında bütün esnaf için devletin katlanması gereken rakam 17 milyar lira. Bu rakamın çok olduğunu söylüyorlar.
Bu devlet Londra'daki tefecilere bir günde 76 milyon dolar faiz ödüyor. Toplanan paranın dağıtımı bir siyasi tercih meselesidir. Esnafa mı yoksa Londra'daki tefeciye mi verilecek? Tercih, Londra'daki tefeci. Cumhuriyet tarihinin en büyük bütçe açığı var. Borcun ana parası ödenecek, borç para arıyorlar, borcun faizi ödenecek onun için de borç arıyorlar. Devlet gırtlağına kadar borç içinde. Sadece devlet değil, vatandaş da gırtlağına kadar borç içinde. Türkiye Varlık Fonunu kurdular ve Türkiye'nin bütün kurumları bu fonun malzemesi oldu. Türkiye Varlık Fonu'nun Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başkanvekili ise damadı. Türkiye Varlık Fonu 2019'da 1 milyar avro dışarıdan borç aldı. Bu parayı götürdüler, İstanbul Finans Merkezi'ni inşa eden 3 müteahhite verdiler ve onları kurtardılar. Servisçiyi mi, esnafı mı, çiftçiyi mi kurtardılar? Hayır. Sadece bu üç müteahhidi kurtardılar."
Kılıçdaroğlu, Türkiye Varlık Fonu'nun Eylül ayında borç için yurtdışındaki 3 büyük bankayı yetkilendirdiğini ancak Eylül ayı sonunda kimsenin borç vermediğinin görüldüğünü iddia etti.
Türkiye Varlık Fonu'nun para bulamadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Yunanistan binde 9 ile borç alıyor, biz Türkiye Varlık Fonu olarak yüzde 6-7 veriyoruz, yine de bulamıyoruz. Türkiye Varlık Fonu'nun kısa vadeli borçları 26 milyar liradan 951 milyar liraya, uzun vadeli borçlar ise 32 milyar liradan 211 milyar liraya çıkmış durumda. Toplam borçlar 58 milyar liradan 1 trilyon 223 milyar liraya çıktı. Bu parayı ne servisçiye ne çiftçiye ne esnafa verdiler. Kime verdiler? Bu soruyu sorarsanız demokrasiyi kurtarmış olursunuz. Erdoğan ve damadının çiftliği burası. Parayı nereye harcadınız diye soruyoruz, 'gizli' diyorlar. Parayı bulamayınca ölçü ve ayar işlemlerinin özelleştirilmesine gittiler. Tıpkı araç muayene istasyonları gibi. 'Elde bir bu kaldı, bunu da özelleştirelim' diyorlar. Buna karşı beyfendi ne diyor? 'Fransız mallarını boykot edin'. Vatandaşta Fransız mallarını alacak hal mi kaldı? Saray sosyetesi uygularsa uygulasın. Mesela Fransız uçakları var, satsın hemen."
Kılıçdaroğlu, ülkelerin barış içinde yaşamasından yana olduklarını dile getirerek, "Dünyada yalnız kaldık. 'Boykot uygulayacağız' diyorsun, o zaman Renault'u kapat. Cesaretin varsa kapat. Bu lafları ediyorsun, arkasında duramıyorsun. Biz yurtta barış, dünyada barış geleneğinden geliyoruz. Kavga bizim kitabımızda yoktur, zorunlu olmadıkça. Her ülkeye saygılıyız ama her ülkenin de bize saygı duyması lazım. Her ülkenin, bizim bağımsızlığımızı gözetmesi lazım. Eğer sen Türkiye Cumhuriyeti devletini ve 83 milyonu Londra'daki bir avuç tefeciye teslim etmişsen, senden yurtsever çıkmaz kardeşim." diye konuştu.

Devamını Oku
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI