Coronavirus (Covid-19)

  • 140,303,745Coronavirus Vaka Sayısı
  • 3,006,487Ölü Sayısı
  • 18,080,755Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 22:25

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

Rusya'dan ABD'ye yaptırım misillemesi

Rusya-ABD arasındaki yaptırım krizi derinleşiyor. Rusya, ABD yönetiminin yaptırım adımına cevap verdi. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, kendilerinin de 10 Amerikalı diplomattan "ülkeyi terk etmelerini isteyeceğini" söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD'nin Rusya'ya karşı yeni yaptırım uygulamalarıyla ilgili açıklama yaptı.

ABD'li 10 diplomattan ayrılmaları istenecek

ABD'nin 10 Rus diplomatı sınır dışı etme yönünde karar aldığını anımsatan Lavrov, mütekabiliyet gereği atılacak adımları bildirerek, "Moskova, ABD'li 10 diplomatın Rusya'yı terk etmesini teklif edecek" dedi.

Diplomatik temsilcilikte çalışanlara seyahat kısıtlaması

ABD'nin Moskova Büyükelçiliğinde Rus ve üçüncü ülke vatandaşların çalıştırılmaması yönünde prosedürü başlatacaklarını belirten Lavrov, "ABD'nin Rusya'daki diplomatik temsilciklerindeki çalışanların kontrolsüz kısa süreli seyahatleri uygulamasına son verilecek" dedi.

Lavrov, "ABD, bu çizgiden devam ederse, ABD'den Rusya'da çalışan diplomat sayısını 300'e düşürmesini isteyeceğiz" diye konuştu.

ABD'nin bazı Rusya'daki vakıfların faaliyetlerine de değinen Lavrov, "Rusya'nın iç işlerine açık açık müdahale eden Amerikan sivil toplum kuruluşları ve vakıfların ülkemizdeki faaliyetlerini kısıtlayacağız ve durduracağız" dedi.

Devamını Oku
Rusya'dan ABD'ye yaptırım misillemesi

Bakan Varank yerli aşı için gönüllü oluyor

Bakan Varank, koronavirüse karşı geliştirilen ve en yenilikçi aşı yöntemlerinden biri kabul edilen virüs benzeri parçacıklara dayalı (VLP) aşısı için gönüllü olacak. İlk doz aşıyı vurulacak Bakan Varank, 21 gün sonra ikinci dozu olacak.
TÜBİTAK COVID-19 Türkiye Platformu çatısı altında çalışmaları süren VLP temelli aşının insan denemelerinin Faz-1 aşamasına katılacak olan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, yarın sabah saatlerinde Ankara Onkoloji Hastanesi'nde müşahede altına alınacak.

Bakan Varank pazar günü taburcu edilecek

Hastanede EKG dahil klinik parametreleri takip edilecek olan Varank, kan testleri yapıldıktan sonra ilk doz aşıyı vurulacak. Aşının ardından da çeşitli tetkiklerden geçirilecek olan Varank, geceyi hastanede geçirdikten sonra pazar günü taburcu edilecek.

21 gün sonra ikinci dozu olacak

Türkiye'de uygulanmaya başlanan aşıların aksine VLP aşısı, subkutan enjeksiyonu yöntemiyle koldan kas içine değil, deri altına yapılacak. Varank, 21 gün sonra ikinci doz aşıyı alacak.

Ankara Onkoloji Hastanesi Faz-1 Klinik Araştırma Merkezi'nde Varank gibi TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da gönüllü olarak aşılanacak.

İnsan denemelerine 36 kişi katılıyor

Orta Doğu Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Mayda Gürsel ile Bilkent Üniversitesinden İhsan Gürsel çiftinin ortak projesi sonucu geliştirilen VLP aşı adayının insan denemeleri, 18 artı 18'lik biri düşük, diğeri yüksek doz olmak üzere iki gruba uygulanıyor. Her 2 grubun 6'sı plasebo. Yani içinde aktif ya da etken bir madde bulunmayan enjeksiyonlardan oluşuyor.

Devamını Oku
Bakan Varank yerli aşı için gönüllü oluyor

US' Biden meets Japan's PM Suga as Chinese aggressions grow

As tensions continue to grow in the Pacific, United States President Joe Biden welcomed Japanese Prime Minister Yoshihide Suga Friday in his first face-to-face meeting with a forei...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

US' Biden meets Japan's PM Suga as Chinese aggressions grow

Muslims observe first Friday prayers of Ramadan amid pandemic

As the coronavirus pandemic continues, Muslims are observing the holy month of Ramadan. Meanwhile, the first Friday prayers of the month were attended globally, as the faithful lar...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Muslims observe first Friday prayers of Ramadan amid pandemic

Podcaster cracks 25-year-old cold case, helps police arrest killer

Cold, unsolved cases and the idea to go back to them after decades have passed – to this time actually solve them, like in the first season of HBO's "True Detective"...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Podcaster cracks 25-year-old cold case, helps police arrest killer

Dr. Vehbi KARA: Niçin Generaller Değil de Emekli Amiraller İhanet Bildirisini İmzaladılar?

Niçin Generaller Değil de Emekli Amiraller İhanet Bildirisini İmzaladılar?

Kanal İstanbul Projesi İslam düşmanlarını fevkalade rahatsız etmişe benziyor. Nasıl ki 3. Köprü ve İstanbul Havaalanına karşı çıktılar aynı şekilde bu çok önemli projeyi önlemek için ellerinden gelen her şeyi yapmaya başladılar.

104 Amiralin büyük bir hadsizlikle Möntrö hükümlerini bahane ederek hükümete ayar vermeye kalkmasını bir de bu gözle değerlendirmek gerekiyor. Çünkü Kanal İstanbul projesi sayesinde Lozan ve Montrö’de kısıtlanmış olan egemenlik haklarımızı tamamen kullanmış olacağız.

Bu konunun çok geniş boyutları var. Kamuoyunda hiç tartışılmamış bazı yönlerini ele almak gerekiyor. Özellikle Süveyş Kanalının kaza nedeni ile 6 gün boyunca kapatılması ile bazı benzerliklerden yola çıkarak önemli uyarılarda bulunmak istiyorum.

Bize düşman ülkelerin İstanbul veya Çanakkale Boğazlarında bir sabotaj veya kaza sonucu gemilerin geçişine kapatılması durumunda başımıza gelecek tehlikeleri düşünelim. Zira böyle bir tehlike her zaman söz konusudur ve saldırgan devlet tarafından çok az bir masraf ile gerçekleştirilebilir.

Her şeyden önce şu acı gerçeği bir defa daha tekrar etmekte yarar vardır. Montrö Anlaşmasına göre ticaret gemilerinin Türk Boğazlarından serbestçe geçme hakkı vardır ve kılavuz kaptan alma zorunluluğu yoktur. Vakti zamanında Sovyetler Birliği’nin desteği sayesinde Lozan Anlaşmasının bazı maddelerini lehimize değiştirmiş olsak dahi Montrö anlaşması ülkemizin Türk Boğazlarındaki egemenlik haklarını kısıtlamaya devam etmektedir.  

İşin acı tarafı ise daima batılı emperyalist devletlerin ağzı ile konuşan general, amiral, gazeteci ve bilim adamı kimlikli çok sayıda erdemsiz ve onursuz kişiye rastlıyoruz. 104 Emekli amiralin yayınlamış oldukları ihanet bildirisi bunlardan sadece bir tanesidir.

Bu açıdan düşündüğümüz zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Montrö anlaşmasını değiştirme imkânı olduğuna dair demeçleri çok önemlidir. Ülkemizin çıkar ve menfaatlerine aykırı her anlaşma yeniden ele alınmalı ve ülkemizin lehine olacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Bu duruma vatan hainlerinden başka hiçbir kişinin söz söylemeye hakkı yoktur.

Eğer akılcı davranıp uluslar arası kamuoyuna ülkemizin imajını zedeleyici bir durum yaşatmak istemiyor isek yapacak çok önemli işlerimiz vardır. Nitekim Boğazlar Tüzüğü ve Gemi Trafik Sistemini (VTS) yürürlüğe sokarak başta Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve saygın denizcilik otoritelerinin desteğini almış durumdayız.

Başlangıçta Rusya ve yandaşı devletlerin büyük baskısına rağmen Türk Boğazlarında meydana gelen kaza sayıları azalmış ve güvenli seyir imkânı geliştirilmiştir. Şu anda karşı çıkan devletler de dâhil olmak üzere yapılan uygulamalardan herkes memnundur.

Fakat bu durum yani yapılan düzenlemeler ve teknolojik yatırımlar yeterli değildir. Hala Montrö’nün dayattığı “serbest ve ücretsiz” geçiş devam etmektedir. Süveyş kanalında meydana gelen kaza veya sabotaj durumuna karşı “nasıl bir çözüm bulabiliriz?”sorusu boşlukta kalmaktadır.

Evet, çözüm basittir. Kanal İstanbul sayesinde alternatif bir suyolu inşa edilerek Türk Boğazlarının herhangi bir nedenle isteğimiz dışında kapatılması önlenebilecektir. Ayrıca emniyetli seyir imkânı ve beklemeden geçiş sayesinde önemli sayılabilecek ücret alınabilecektir.

Meseleyi sırf güvenlik ve ekonomik nedenlerle izah etmek çok yanlıştır. Bunlardan daha önemlisi Türk Boğazları vatanın bir parçasıdır ve buradaki egemenlik haklarımızın pekiştirilmesi gereklidir.

Kanal İstanbul sayesinde Montrö Anlaşması çöpe atılacak bütün gemilerden geçiş ücreti alınabileceği gibi ülke güvenliği de önemli bir ölçüde sağlanacaktır. Boğazlarda meydana gelebilecek sabotaj riski azaltılarak ülkemizin can damarı sayılabilecek bu geçişler daima açık kalabilecektir.

Kanal İstanbul’u bir siyasi malzeme olarak değil ülke menfaatlerimiz ve egemenlik haklarımız açısından tartışmalıyız. Bu önemli denizcilik yatırımını kısır siyasi çekişmelere kurban etmemeliyiz.

Kanal İstanbul’u reddetmek yerine hep birlikte “daha iyisini nasıl yapabiliriz” sorusunu cevaplandırmamız gerekiyor. Örneğin Kanal İstanbul’dan başka Sakarya nehri havzasından yararlanarak Karadeniz’i İzmit Körfezine bağlamak için kafa yormalıyız.

Kanal İstanbul’dan başka Saroz körfezinde açılacak bir kanalı tartışmalıyız. Çok az bir masraf ile güvenli seyir geçişi ve ülkemiz için gelir getirecek yolları araştırmak bu vatanda yaşayan her insanın bir görevi olmalıdır.

Şimdi yeniden şu ihanet bildirisine dönecek olursak söylenmesi gereken hususlar vardır.

Eskiden darbe heveslileri “genç subaylar rahatsız” diyerek darbe şakşakçısı medya aracılığı ile mesaj verirlerdi. Şimdi ise emekli amiraller bunu yaptığına göre artık bütün darbecilerin mezara yaklaştığını ve bu dönemin kapanmakta olduğunu görebiliriz.

Evet, çalıştığı sektörde uzman her vatandaş, bilimsel temellere dayalı her türlü tezi savunabilir, karşı olduğu bir politikayı eleştirebilir, ürettiği bir tezlerle karşı olduğu politikaların değişmesi için karar alma mekanizmalarına meşru yol ve yöntemlerle etki etmek için de çalışabilir.

Ülkemizde bu tür çalışmalar için kurulmuş birçok fikir kuruluşu, enstitü ve sivil toplum kuruluşu vardır. Fakat hâl böyleyken, birilerinin çıkıp vesayet dönemlerini anımsatan bir dil ve yöntemle gece yarısı bildirisi yayınlaması çok çirkindir. Devlet politikalarını eleştirme ve karar alma mekanizmalarına etki etmenin yolu, üniformanın şerefini istismar ederek kemiyet oluşturup toplumsal düzene parmak sallamak değildir. 

Özellikle Deniz Harp Okulundan mezun kişilerin yani amirallerin böyle bir saldırıda bulunması bu okul hakkında sorgulama yapmamızı gerektirmektedir.

Üzülerek söylemem gerekir ki bu okul yani Bahriye Mektebi Osmanlı zamanından beri Sabetaycıların meskeni olmuştur. 1930 yılında Heybeliada’da bulunan tek cami bu okulda bulunuyordu. Fakat acımasızca bu sanat eserleri ile dolu camiyi, Sabetaycı amiraller yıktılar.

Buna karşılık her yıl 22 Mart Günü “Kuzu Gecesi” adı verilen Sabetaycıların iğrenç ritüelleri daima devam etti. Kuzu gecesinde eğlenceler tertip edilip sanatçılar okulda ağırlanarak binlerce lira masraflar yapılırdı ve halen de yapılıyor.

Buna karşılık her Müslüman’ın Cuma günü kılmakla yükümlü olduğu Cuma namazı için bir tane cami dahi Bahriye Mektebinde ve Hava Harp okulunda yoktur. Bu konuda 25 yıldan fazla bir zamandan beri büyük çaba gösteriyordum. Lakin başarısız kaldığımı üzülerek söylemek zorundayım.

Hâlbuki devlet büyükleri ve siyasetçilerle defalarca bizzat konuştum. Yüze yakın makale yayınlayıp çeşitli gazete ve dergilerde neşrettim. Yetmedi Milli Savunma Üniversitesi Rektörüne çıkıp konuyu dile getirdim. Deniz Harp Okulu Komutanlarına durumun önemini anlatarak yardımlarını istedim.

Bana verilen cevaplarda itiraz etmek yerine daima çok haklı olduğumu söylediler. Zamana ihtiyaçları olduğunu söyleyerek müsaade istediler. Fakat aradan yıllar geçti Sabetaycı amirallerin zorlamaları benden daha güçlü çıktı. Maalesef hala tek bir çivi çakılmış değildir.

Şimdi kalkıp cami yapılmadığı fakat bunun yerine kuzu günü ritüelleri yapıldığı için neden çok sert tepki gösterdiğimi kimse söylememelidir. Zira Kuzu Günü adı altında tertip edilen törenlerin çok çirkin bir yönü vardır. Umursamaz ve anlayışsız tavırlar yüzünden mecbur kaldım bunu ifşa etmeye…

Sabetaycılar, bu gecede hayvanlaşarak birbirlerinin namuslarını yok ederler. “Mum söndü ayini” adını verdikleri bu iğrenç törenlerde doğan çocukları kutsal sayarlar. İşin acı tarafı bu Müslüman memlekette 22 Mart günlerinde bizlere de kendi kutsal ritüellerini yaptırmaya çalışırlar.

Buna mukabil Cuma namazını kılmaya ise müsaade etmezler. Çünkü ortada bir tane cami yoktur. Resmen Müslüman memleketinde salyangoz satmakla kalmayıp bize de yedirmektedirler.

Şimdi neden bu ihanet bildirisinin generaller tarafından değil de amiraller tarafından yayınlandığını anlayabildiniz mi? Çünkü 15 yıl Deniz Kuvvetlerinde görev yaptığım için bunları herkesten daha iyi tanıyorum.

Türkiye bütün deniz ve boğazlardaki hakları gasp edilmeye çalışılırken, çevresi deniz ve karadan kuşatılırken sesi soluğu çıkmayan bu amirallerin gece yarısı kalkıp tehditle bildiri yayımlamış olması, asıl niyetin ülke menfaati değil, vesayet dönemleri özlem ve arzusu olduğunu açıkça göstermektedir. 

Elbette üç yıl önce benim de açmış olduğum davada 21 general ve amiralin müebbet hapis cezası yediği halde elini kolunu sallayarak gezmesi bu amiralleri şımartan en önemli nedenlerden bir tanesidir. Müebbet yemiş kişilerin cezasını infaz edemeyen bir hükümet muktedir bir iktidar olamaz. Dünyanın hiçbir yerinde böylesine büyük bir ayıp yoktur.

Yapılması gereken husus: Devlet yetkililerinin artık ürkek ve çekingen tavırları bir tarafa bırakarak bu amirallerin yapmış olduğu eylemi şiddetle cezalandırmak olmalıdır. Halkın seçtiği sivil yöneticilere parmak sallamanın cezasını ağır bir şekilde ödetmelidir.

Ayrıca darbelerin planlandığı ve büyük bir israfla yetim hakkının yenildiği orduevlerine çeki düzen verilmelidir. Örneğin bu 104 amiralin de devamlı surette kullandığı Fenerbahçe Orduevi kapatılmalıdır. Buraya bir cami yapmak ve etrafını halka açık park hale getirmek en güzel cevap olacaktır.

Eğer rakıya müptela olmuş ve illa da içmek isteyen amiral ve general var ise kendileri için açılmış yüzlerce meyhane mevcuttur. İstedikleri kadar zıkkımlanabilirler, vesselam…

Dr. Vehbi KARA  

Devamını Oku
Dr. Vehbi KARA: Niçin Generaller Değil de Emekli Amiraller İhanet Bildirisini İmzaladılar?

Cumhurbaşkanı Erdoğan polislerle iftar yaptı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar Çengelköy Polis Merkezi'nde iftar yaptı. İçişleri Bakanı Soylu ve İstanbul Emniyet Müdürü Aktaş da polislerle yapılan iftara katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışmalarını sürdürdüğü Vahdettin Köşkü'nden iftar saatinde Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü Çengelköy Polis Merkezi'ne geçti.

Erdoğan, Çengelköy'de esnaf tarafından sevgi gösterisiyle karşılandı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş'ın da katıldığı iftarda Erdoğan, polislerle orucunu açıp onlarla tek tek sohbet etti.

Öte yandan Erdoğan'ı karşılamaya gelen Süleyman Soylu, iftar öncesinde Çengelköy'de vatandaşları selamladı. Kendisine arabalarını durdurarak sevgi gösteren vatandaşlara el sallayan Soylu, bir sokak köpeğini de sevdi.

Devamını Oku
Cumhurbaşkanı Erdoğan polislerle iftar yaptı

İSLAMİ DEĞERLERE UYGUN  KRİPTO PARA BİRİMİ: CAİZCOİN

İSLAMİ DEĞERLERE UYGUN  KRİPTO PARA BİRİMİ: CAİZCOİN

Blockchain ve kripto para ekosistemini İslami değerlere göre ele alan Caizcoin, herkes için finansal özgürlük vizyonuyla 2 milyarlık nüfusa sahip İslam dünyasının Avrupa’dan yükselen yıldızı olarak parlıyor. Caizcoin, İslam alimleri tarafından İslami finans hukukuna uygun olarak faaliyetlerini yürütüyor. 15 Ocak'ta özel satışlara başladı…

Köklerinde İslami değerleri barındıran kripto para birimi Caizcoin, finansal sisteme adalet, şeffaflık ve herkes için özgürlük getirmek için vizyonuyla dünyanın dört bir yanından yoğun ilgi görüyor.

İsviçre ve Almanya merkezli olarak Avrupalı Müslümanlar tarafından dizayn edilen Caizcoin, 2 milyarlık nüfusa sahip olan İslam dünyasının temsil ettiği değerleri ilke edinen yapısıyla dikkat çekiyor. Caizcoin, müslümanların diğer dinlere mensup kişilerle ticaretini destekleyen İslami öğretilerini baz alıyor. Bu yönüyle sadece Müslüman dünyasını değil, İslam'ın insani felsefesinden yararlanmak isteyen tüm dünya nüfusunun hızlı ve güvenilir ödeme sistemi ile adaletli yatırım aracı ihtiyacını karşılamayı hedefliyor.

Caizcoin sayesinde dünyanın dört bir yanındaki müslümanlar, limitler dahilinde komisyon ödemeden coin transfer edebilirken yüksek getiri potansiyelinden yararlanarak tasarruflarını yönlendirebiliyor. Batı’nın modern finans algısını İslami değerlere göre ele alan Caizcoin, yüksek oynaklığa izin vermeyen kurgusuyla yüksek ve düzenli getiri potansiyeli barındırıyor.

Caizcoin, güçlü ve özgün blockcahin altyapısı olan CaizChain'in çevreci ve merkeziyetsiz oluşu gücünü aldığı İslami felsefeyi pekiştiriyor. Önümüzdeki ay devreye girecek olan CaizChain, emsallerine göre çok daha az enerji harcayarak çalışan bir teknolojiye sahip. Teknolojik kurgusunda madencilik olmayan Caizcoin, kripto paraların temel özelliği olan deFI (merkeziyetsiz finans) mantığı sayesinde herhangi bir düzenleyici finans kuruluşu olmadan kişiler arasında güvenli bir şekilde transfer edilebiliyor.

Merkeziyetsiz finans özelliğini hız ve güvenirlilik ile destekleyen Caizcoin, İslami değerleri benimseyen sivil toplum kuruluşları ile iş birliği yapıyor. Bu sayede kurumlara yapılan bağışlar, zekât ödemeleri anlık ve anonim bir şekilde gerçekleştiriliyor.

İSLAM COĞRAFYASININ GÜÇLÜ PARA BİRİMİ

Finansal teknolojiler alanında uzman akademisyenler, ekonomistler, ve İslam alimlerinin ortak çalışmasının bir ürünü olan Caizcoin, inanç değerlerini esas alan dijital ekosistem sunuyor. Avrupalı Müslüman yatırımcılar ve profesyonellerin geliştirdiği Caizcoin, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu İslam coğrafyasının en güçlü kripto para birimi olarak dikkat çekiyor. Ahlaki değerleri benimseyen hedef kitlesiyle güven ve şeffaflık temelinde yüksek getiri potansiyeli sunan Caizcoin, henüz borsalara işleme açılmadan gördüğü yoğun taleple birlikte Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerinden yatırımcı portföyüne erişmeyi başardı.

 

Devamını Oku
İSLAMİ DEĞERLERE UYGUN  KRİPTO PARA BİRİMİ: CAİZCOİN

Mahalleye dönüşen köyler eski haklarına kavuşabilecek

Mahalleye dönüşen köy ve beldeler, 'kırsal' statüsüne geçebilecek. 30 büyükşehri kapsayan yeni yönetmeliğe göre şartları taşıyan yerleşim yerleri, köy haklarına kavuşacak.


16 bin 220 köy ve bin 53 belde 2012'de çıkan Büyükşehir Yasası ile mahalleye dönüştü.

Yeni düzenleme, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kesimde mağduriyet oluşturdu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da 'Kırsal Mahalle ve Kırsal Yerleşik Alan Yönetmeliği' hazırladı.

Mahalleye dönüşen köy ve beldelere 'kırsal' statüsüne geçme hakkı tanındı.

Kırsal yerleşim için ilk kararı İlçe Belediye Meclisleri alacak. Nihai kararı ise Büyükşehir Belediye Meclisleri 90 gün içinde vermek zorunda.

Su beledi, tarifenin yüzde 25'ini geçmeyecek emlak vergisi alınmayacak

Kırsal statüye geçen yerleşim yerlerinde, konutlarda su kullanım bedeli, en düşük tarifenin yüzde 25'ini geçemeyecek. İş yerleri için bu oran yüzde 50 olacak.

Zirai amaç için kullanılan bina, arsa ve araziler emlak vergisinden muaf olacak.
Ticari amaç için kullanılan bina ve araziler için vergi oranı yüzde 50 indirimli uygulanacak.

TRTHABER

Devamını Oku
Mahalleye dönüşen köyler eski haklarına kavuşabilecek

Esra Erol'da 16 Nisan 2021 tek parça HD izle

Esra Erol'da 16 Nisan 2021 tek parça HD izle

Esra Erol'da 16 Nisan 2021 tek parça HD izle