Popüler Kullanıcılar

Galata Köprüleri

DSC_0673-2.jpg
Özellikle eski İstanbul fotoğraflarında karşımıza en çok çıkan görüntülerdendir Galata Köprüleri. Bunlar bugün Galata Köprüsü olarak bildiğimiz Karaköy-Eminönü arasında bulunan ile Unkapanı-Azapkapı arasında bulunan ve Atatürk Köprüsü olarak isimlendirdiğimiz Unkapanı Köprüsü‘dür. Yaya olarak her iki köprüden de geçiş mümkün olduğu halde Unkapanı Köprüsü’nde yaya geçiş alanı dar olup yürümenin keyifli bir yanı da pek yoktur. Galata Köprüsü ise hem geniş yaya yolu, hem köprü altındaki bar, kafe ve seyir alanları ile hem yayaların hem de olta balıkçılarının sıkça kullanımındadır. Ahh birde olta balıkçıları bu bölümleri bu kadar pisletmeseler çok daha güzel olacak.

1. Unkapanı Köprüsü (1836)

İlk köprü Unkapanı-Azapkapı arasında 3 Eylül 1836’da II. Mahmut devrinde açılan Hayratiye Köprüsü’dür. Sallar üzerine inşa edilmiş ahşap bir köprüdür.

1860'larda bir Sophus&Williams fotoğrafında Hayratiye Köprüsü

1860’larda bir Sophus&Williams fotoğrafında Hayratiye Köprüsü

1. Galata Köprüsü (1845)

19.Yüzyıl ortalarından itibaren ticari ilişkiler artmış, saray tarihi yarımadadan taşınmış ve kent içi ulaşımda Eminönü-Karaköy aksı yolcu talebi yoğunlaşmış, şehirde atlı binek arabaları da artmıştır. Dolayısıyla bu aksa da bir köprü lüzumu üzerine 1845 yılında Tersane’de ahşap bir köprü yapılmıştır. Sultan Abdülmecit’in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırılan köprü, Hayratiye köprüsüne benzemekle birlikte dubalar üzerine inşa edilmiştir. Konumuna göre 500 metre uzunluğundadır. Cisr-i Cedid, Valide Köprüsü, Yeni Cami Köprüsü olarak adlandırılan bu köprüden geçiş ücretlidir. 1853’de büyük çapta onarım geçirmiştir.

James Robertson'un 1854 tarihli panoramasında sağda görünmektedir

James Robertson’un 1854 tarihli panoramasında sağda görünmektedir

2. Galata Köprüsü (1863)

1863 yılına gelindiğinde aynı yerde yine ahşaptan, 96 duba üzerinde 504 metre uzunluğu ve 14 metre genişliğiyle ikinci Galata Köprüsü yapılır. Altından küçük deniz araçlarının geçebileceği 5 metrelik bir yüksekliği olan geçiş gözleri bulunur.

2. Galata Köprüsü  Felix Bonfils fotoğrafı, 1870

2. Galata Köprüsü  Felix Bonfils fotoğrafı, 1870

Ekim 1870’e gelindiğinde ikinci ahşap köprü sökülür ve Marmara’ya doğru birkaç metre çekilerek yeniden trafiğe açılır.

2. Unkapanı Köprüsü (1872)

Bu esnada Galata’ya yapılmak üzere Fransızlar’a sipariş verilen çelik köprü karar değişikliğiyle Unkapanı’na nakledilir ve Eylül 1872‘de Unkapanı’nda 2. köprü çalışmaya başlar.

2. Unkapanı Köprüsü

2. Unkapanı Köprüsü

3. Galata Köprüsü (1877)

Unkapanı’na yapılmak üzere İngilizler’e sipariş verilen köprü de Eminönü’ne konulmak istenir. Uzunluk ve yapı farkları ile hayli tartışmalı bir süreç geçer. Nihayet ilk plandan farklı olan kısımlardaki anlaşmazlıklar bir şekilde aşılır 1877‘de 3. Galata Köprüsü hizmete girer. 495 metre uzunluğu ve 14 metre genişliği vardır. Gemilerin de geçmesi için açılır kapanır özelliği bulunur.

3. Galata Köprüsü

3. Galata Köprüsü

 4. Galata Köprüsü (1912)

Tramvay artık şehir hayatına girmiştir. Köprü de yıpranmıştır. Çelik malzemeyle yapılan 4. Galata Köprüsü 27 Nisan 1912‘de açılır. Köprü 466,6 metre uzunluğu ve 25 metre genişliğindedir. 80 yıla yakın hizmet veren bu köprü en uzun süreli köprüdür. 31 Mayıs 1930’da köprü geçişlerinden ücret alımı kaldırılmıştır.

4. Galata Köprüsü

4. Galata Köprüsü

3. Unkapanı Köprüsü

Sökülen 3. Galata Köprüsü’de Unkapanı 3. Köprüsü olarak kurulur ve 1912-1936 arasında orada hizmete devam eder. 1936 yılında şiddetli bir fırtına da yıkılır.

3. Unkapanı Köprüsü (?)

3. Unkapanı Köprüsü (?)

 4. Unkapanı Köprüsü

1940 yılında 24 duba üzerinde 470 metre uzunluğu ve 25 metre genişliğiyle günümüzde Atatürk Köprüsü olarak bildiğimiz yeni köprü yapılır.

4. Unkapanı Köprüsü İnşaatı

4. Unkapanı Köprüsü İnşaatı

5. Galata Köprüsü (1992)

Bu arada 1980’lerden itibaren yeni köprü çalışmaları başlanmış ve ihalesi de yapılmıştır. Köprünün yapım çalışmaları sürerken 16 Mayıs 1992 günü 4. Galata Köprüsü’nde bir yangın çıkar ve kullanılamaz hale gelir. Kimi eksikliklerine rağmen 12 Haziran 1992 günü 5. Galata Köprüsü hizmete açılır. 80 metrelik kısmı açılıp kapanabilir olarak yapılmıştır. 490 metre uzunluğu ve 42 metre genişliği vardır.

4. ve 5. Galata Köprüleri

4. ve 5. Galata Köprüleri

Günümüzde Eski Galata Köprüsü olarak bilinen köprü Balat-Hasköy arasında her iki sahilin kenarında öylece durur. Bu köprünün bir kısmı Eyüp-Sütlüce arasında kullanılmakta, eksik parçaların da eklenmesi suretiyle yaya trafiğine de açılmıştır.

Galata Köprüsü, Haziran 2010

Galata Köprüsü, Haziran 2010

 

Kar Zamanı Galata Köprüsü, Ocak 2010

Kar Zamanı Galata Köprüsü, Ocak 2010

 

Unkapanı Atatürk Köprüsü, Ocak 2009

Unkapanı Atatürk Köprüsü, Ocak 2009

 

Balat'taki Eski Galata Köprüsü, Ocak 2009

Balat’taki Eski Galata Köprüsü, Ocak 2009

Not: Daha fazla eski fotoğraf için www.eskiistanbul.net sitesinde “galata köprüsü” olarak arayabilirsiniz.


Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku

Tophane ve Çevresi

Tophane, Galata ile Fındıklı arasında bulunan, Boğaziçi’nin başlangıcı da diyebileceğimiz bir semt. Fatih Sultan Mehmet devri ile birlikte top dökümhanesinin yapılmasıyla temeli atılan Tophane-i Amire’den ismi gelmektedir. Tophane-i Amire çeşitli devirlerde gelişmiş, kışlalar eklenmiş, yeni üretim alanları eklenmiş sonra bunlar yol genişletme çalışmalarında yıkılmış. Bugün kalan ve MSGSÜ tarafından kullanılan yapıların ikisi dökümhane, biri de kalıphane binasıdır.


View Tophane ve Çevresi in a larger map

Tophane-i Amire Dökümhane Binaları

Tophane-i Amire Dökümhane Binaları

Meydanı süsleyen Tophane Çeşmesi ise 1732 tarihli, I. Mahmut devrinden. Topkapı Sarayı önündeki III. Ahmet Çeşme ve Sebili gibi görkemli bir örnektir. Başlangıçta bugünkü gibi kubbeli olan çeşmeye kısa  süre sonra rokoko tarzı bir çatı yaptırılmış, daha sonrada aşağıda eski fotoğraflarda görebileceğiniz gibi tepesi tamamen açılıp parmaklıkla çevrilmiştir.

Çeşmenin batısında Ayasofya’nın bir benzeri cami: Kılıç Ali Paşa Camii bulunmaktadır. Devrin Kaptan-ı Deryalarından Uluç Ali Paşa olarak da bilinen Kılıç Ali Paşa’nın yaptırdığı cami ve külliye Mimar Sinan’ın eseridir. 1580-81 yılında tamamlanan eser Sinan’ın yaşlılık dönemine aittir. Caminin kıble yönünde yani deniz tarafında Kılıç Ali Paşa’nın türbesi, sağ tarafında tekli hamam olarak yapılmış bir hamam ve hamamın deniz tarafında muhtemelen Sinan’ın ölümünden sonra tamamlanmış medrese yapısı vardır.

Tophane Kasrı

Tophane Kasrı

Çeşmenin Beşiktaş yönünde şirin bir yapı bu bölgede ağaçların arkasında göze çarpar: Tophane Kasrı. Sultan Abdülmecit tarafından İngiliz mimar William James Smith’e yaptırılmıştır. 1851 tarihlidir. 22×10 metre ölçülerinde iki katlı dikdörtgen bir yapıdır.

Tophane Saat Kulesi

Tophane Saat Kulesi

Kasrın güneyinde, deniz yönünde Tophane Saat Kulesi bulunmaktadır ama geçiş İstanbul Modern’in içindendir. 19. yüzyılında ikinci yarısına tarihlenen saat kulesi zamanında deniz kıyısında iken, denizin doldurulması sonucunda bugün içerde kalmıştır.

Nusretiye Camii İç Görünümü

Nusretiye Camii İç Görünümü

Kasrın hemen ilerisinde ise selatin camilerinden olan ve Tophane Camii olarak da bilinen ince minarelerinin görünümü dikkati çeken Nusretiye Camii vardır. Daha önce 1823 yılındaki yangında yok olan Arabacılar Kışlası Camii yerine II. Mahmut tarafından yaptırılmıştır. 1826’da bitirilen camii Krikor Amira Balyan tarafından yapılmıştır. Caminin bugün sol yanında bulunan sebil ve muvakkithane daha önce caminin karşısındadır. Eski fotoğraflarda aşağıda görülebilir. Bugün Maçka’ya bulunan R. D’aranco’nun eseri olan II. Abdülhamit Çeşmesi 1957 yılında buradan taşınmıştır.

Daha Fazla Tophane Fotoğrafları: http://www.canercangul.com/tag/tophane/

Eski Tophane Fotoğraflarıhttp://www.eskiistanbul.net/arama/tophane/


Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku

TABİAT YARATABİLİR Mİ!

Atomların bir araya gelmesiyle moleküller meydana gelir...

Kâinat ve içinde canlı, cansız her şey bu moleküllerden oluşum bulur...

Atomun kendi içinde hesaplı ilişkiler kurabilmesi için nükler, elektron, çekim kuvveti ve zayıf kuvvetten oluşan bir dengeyle işlemesi, kainatın içindeki istisnasız bütün varlığın oluşum bulmasına sebep olur.

 

Peki, nasıl olurda bu dizaynlı işleyiş hem kendisini yaratır ve hemde kanun koyup kendisinde uygular, bu yaratıcının kanununa aykırıdır...

Çünkü yaratıcı yaratır, yarattığına emreder ve emrettiğinede yaptırır.

 

Kur´anı Kerimde kâinatın iki hususta yaratıldığından bahsedilir...

Birincisi İbda, yoktan yaratmak...

İkincisi İnşa, yaratılmış olandan yaratmak.

 

Canlı olan her şeyi, ( Esir )yani Su maddesinden yoktan yarattık ifadesi kullanılırken...

Başka bir ayette, Yaratılmış olandan ( Cevheri, ferde ) yani atomlara kalp ettik buyrulmakta.

 

Görülüyor ki Kur'anda Elektron, Işık, Sıcaklık ve Çekim kuvveti gibi akışkan maddelerinde ( Esir ) su sıvısından inşa edildiği ve sonrada kâinata yerleştirildiğine işaret eder.

 

Yaratılan herşeye bakıldığında ne bir kusur nede bir lüzumsuzluk görülmemekte...

Her şey yerli yerine konularak sınırsız akıl dairesi içerisinde ne evrenin nede mahlukatın gücünün yapamayacağı bir olağanüstülükle dizayn edilmektedir.

 

Bütün tarihlerde insanların akıllarını çelmeye çalışıp yaratanın evren olduğunu, evrenin kendi kendisini yarattığını ve her şeyin değişime uğradığını savunarak kendi putlarını ve ilahlarını oluşturma çabaları, asla zerre miktarı kale alınmamalı ve itibar edilmemelidir.

 

Akıl ve irade sahibi olan herkes...

Mahlukata verdiği ğörevi milimetrik aksattırmadan sonsuz kudretiyle dizayn eden yaratıcının Allah olduğunu bütün mahlukatta görür ve bilir...

Aksi taktirde şeytan kibriyle isyan eden, nefsani istek ve arzularına kanan kimseler, fıtratlarıyla inatlaşarak yararlandığı bütün nimetlere nankörlük eder.

 

Hâlbu ki hiç bir şey kendi kendisini yaratamayacağı gibi, yaratıcı olmadan da küçücük incir çekirdeğinden kocaman incir ağacının çıkamayacağını...

Her baharda yeniden vücut bulan, bitki, şekil, renk ve kokunun kendiliğinden oluşamayacağınıda akıl sahibi herkes bilir ve idrak eder.

 

Aslında çok sözede gerek yoktur...

Çünkü yaratıcı her yarattığı mahlukata tecelli ederek varlığının delillerini göz önüne sermiş...

Akleden ve gören için anlamak mümkün, ancak kibrine kapılarak anlamak istemeyen isyancılar bilsin ki,

Bunları yapabilmek için sınırsız bir akıl, sınırsız bir kudret ve bütün canlı, cansız mahlûkatı yaratan, yarattığından da yaratan, her şeyi kuşatarak dengede tutan, başlangıcı ve sonu olmayan, Allah’a mahsustur.

 

Yunus Emrenin dediği gibi, Bir avuç toprak, Birazda suyum ben, Neyimle övüneyim, İşte buyum ben.   Enbiya. 30 Hud. 7 İşaretül-icaz

Devamını Oku
TABİAT YARATABİLİR Mİ!

7 Nisan 2019 Pazar Reyting sonuçları, reyting sonuçlarında günün birincisi kim oldu?

7 Nisan 2019 Pazar Reyting sonuçları, reyting sonuçlarında günün birincisi kim olacak ? Zengin ve Yoksul mu ? Atv 20:00 Savaşçı mı ? Fox Tv 20:00 Çok güzel hareketler bunlar 2 Kanal D 19:45  Nöbet mi?  Show Tv 20:00 Kardeş çocukları mı? Star Tv 20:00
Haftalık reyting sonuçlarında kim birinci, Günlük Reytingler Hergün Saat 10.30 da Reyting Tv'de.

Tv'de bu akşam, Televizyonda bu akşam ne var ? Televizyonda bugün hangi Diziler oynayacak ? 

Televizyonda bugün neler yayınlanacak?  Dizi reytingleri, Kitap Haberleri, Güncel Makaleler,Reyting sonuçlarıTv izle gibi onlarca kategori ve Binlerce Haber, yorum Reyting Tv'de,

Televizyon'da bu akşam, Dünkü dizi reytingleri

Reyting sonuçları için tıklayınız

Devamını Oku
7 Nisan 2019 Pazar Reyting sonuçları, reyting sonuçlarında günün birincisi kim oldu?

26 Kasım 2018 Merkez Bankası Altın Fiyatları

  ALIŞ SATIŞ Gram Altın (has altın) 2.044.844 2.104.469 Çeyrek Altın (küçük altın) 3.353.320 3.460.807 Yarım Altın 6.706.640 6.921.614 Tam Altın (büyük altın) 13.510.691 13.550.691 Gremse Altın (iki buçukluk altın) 34.408.068 34.508.068 Reşat ve Hamit Altın (Osmanlı altını) 13.533.318 13.553.318 Cumhuriyet Altını (ata altın) 13.919.698 13.939.698 24 Ayar Altın (g) 2.044.844 2.104.469 22 Ayar altın fiyatı (g) 1.860.808 1.915.067 18 Ayar Altın (g) 1.533.633 1.578.352 14 Ayar Altın (g) 1.192.144 1.226.905

Devamını Oku

BAKIŞ AÇIN DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE SORUNLAR DEĞİŞMEZ

Kişinin boyutları, sorunun boyutlarından daha önemlidir.  İnsanlar için gerekli olan bakış açılarını değiştirmektir; sorunlarını değil.

Bir kartalın üstesinden gelmesi gereken tek sorununun daha hızlı uçmak olduğunu, havanın da bunu kolaylaştırdığını biliriz. Eğer hava akımı değişir ve kartal bir anaforun içine girerse, aniden uçamaz ve düşmeye başlar. Uçuş şartlarını aynı anda etkileyen bir çok faktör vardır.

Bir sürat teknesinin en büyük engeli, pervaneye çarpan sudur, yine de aynı direnç olmadan hareket edemez

Başarıyı oluşturan engeller şeklindeki aynı kural da insan hayatında geçerlidir. Tüm engel ve zorluklardan uzak bir yaşam, güç ve imkanları sıfıra indirecektir. Sorunların olmaması, yaratıcı gerilimi ortadan kaldırır. Cahillik sorunu, eğitimi anlamlı hale getirir. Sağlık sorunları tıbba anlam verir ve tıbbın gelişmesini sağlar. Sosyal sorunlar, hükümetleri var olmasını gerektirir.

 

*Politikalar çok çeşitlidir; prensipler ise birkaç tane, politikalar değişir; prensipler ise asla.

 

Güney’de Alabama’da pamuk “kral” iken, pamuk kurtları Meksika’dan Amerika’ya geçerek pamuk tarlalarını talan ederler. Çiftçiler soya, yer fıstığı gibi farklı ürünler yetiştirmek zorunda kalırlar. Sonuç olarak, birçok çiftçi eski günlerdekinden daha başarılı hale gelirler.

Alabamalı’lar , 1910’da pamuk kurtlarının yaptıklarından dolayı şükrederler. Tek ürünlü çalışma sisteminden çeşitli tarıma yöneldiklerinde, daha fazla zengin olurlar. Anıtlarında da şöyle yazarİ “Yaptıkları ve bereket müjdecisi oldukları için pamuk kurtlarının anısına.

Hayatlarımızda hep sorumluluklardan ve sorunlardan kaçma eğilimimiz vardır. Böyle bir davranışın cazibesine kapılan genç bilgeye : “ Hayattaki en ağır şey nedir?” diye sorar. Bilge üzgün bir tavırla cevap verir.” Hayatta üzülecek hiçbir şeyin olmaması.”

*Büyük insanlar hayatlarında büyük sorunlarla karşılaşırlar

Tarihe malolmuş insanların birçoğu, zorluklar içinde büyümüşlerdir. En büyük düşünürlerin en büyük fikirleri, daima ateşlerin içinden geçmek zorunda kalmışlardır.

Florance Nightingale, yatağından kalkamayacak kadar hastayken, İngiltere hastanelerini baştan düzenlemiştir. Apopleksi hastası, yarı felçli Pastör, hastalık nöbetlerinden yılmamıştır. Amerikan tarihçisi Francis Parkman, hayatının büyük bölümünde bir seferde beş dakikadan fazla konuşamayacak kadar hastaydı. Bir doküman üzerinde dev yazılarla yazılmış birkaç kelimeyi görebilecek kadar gözleri bozulmuş olduğu halde, tarih üzerine yirmi eser vermiştir.

Eğer gökkuşağını istiyorsanız, yağmura dayanmak zorunda olduğumuzu hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor.

Twitter: @adalivildn

adalivildan@gmail.com

Devamını Oku