Veda

Buruk bir kelime gibidir sanki veda. Hani zorlasam şöyle kendimi, olumlu birşeyler getirmeye çalışsam aklıma veda sözcüğüyle başlayan, biten ya da sadece cümlenin bir kenarından öylesine geçen, bir türlü beceremem. Hüzün gizlenmiş gibidir arkasına. Elveda denir, veda mektubu okunur, veda zamanı gelmiştir; başbaşa kalınca vedanın kendisiyle, düğümleniverir boğaza o ne olduğu belli olmayan birşey.

İlk ne zaman başlamışızdır acaba veda etmeye. Belki de annemizin sıcacık karnından çıkmakla başlar ilk veda, ilk yolculuğumuz budur vedayla başlayan, dönüşü olmayan..Sonra devam eder vedalar. Önce, annelerin sen yanlış yollara sapma diye helal etmeme konusunda tehditlerine maruz kaldığımız ak sütü, ardından bebekliğimiz, çocukluğumuz, değişen evlerimiz, komşularımız, arkadaşlarımız, sevdalarımız.. Gerçekleşmesinin imkansızlığına tanık oldukça birer birer veda ettiğimiz çocukluk hayallerimiz de vardır elbet.

Düşündüğümüzde şöyle geriye dönüp, teselli ararız ve buluruz da çoğu zaman bu vedalarda. Bir dönem bitti ama yeni bir dönem başladı deriz, bir komşuya veda ederiz belki üzülerek ama yeni komşular vardır tanışılacak. Anne sütü kadar beslemez belki ama bir ağaçtan koparıp yenen bir meyvedir o vedanın da tesellisi.

Peki ya tesellisi olmayan vedalar.. Beklemediğimiz anlarda aramızdan ayrılanların vedasıdır tesellisi olmayan vedalar. Günün öylesine geçen rutin bir anıdır. İşteyizdir, yemekteyizdir, okuldayızdır, uykudayızdır,telefondayızdır.. Bir anda çıkıp geliverir öyle habersizce, hızlıca. Hoşcakal kelimesine bile yer olmayan tek kelimelik hüzün anlarıdır.

Ne ‘yarın görüşürüz’ le başlayan vedalara benzer ne de sevdiceğinle arana giren kara kedinin getirdiği ayrılığa. Veda edilen bir telefon uzaklıkta değildir artık, bir kart atıp gönlü alınabilecek diyarlarda da değildir. Karşılaşma ihtimalinin sevildiği bir durumu da yoktur öyle her gün geçtiği yollarda dolaştığında.

Kötü olaylar gibi tesellisi olmayan vedalar da sanki hep başkasının başına gelirmiş de haberlerde falan ya da etraftan öyle duyarmışız gibi bir hal alır günlük hayatımızda. Ama öyle ansızın girer işte bir hayata ve sadece pişmanlık duygusu bırakır ardında. Biraz gözyaşı ve donuk bir bakış da eşlik eder bu pişmanlığa.

Birinin son vedasıdır keşkelerle yaşanan. Veda eden de edilen de keşke der ardından keşke.. Sonra bir kısacık an olsun ister, keşkeleri silmek için. Ama o an kayıp gitmiştir artık avuçlardan.

Sonrası mı.. İlk gözyaşları kurur gidenin ardından. Sonra gözler her gün baktığı gibi bakmaya başlar. Arada bir anılar canlanır zihinde ama sadece arada bir. Öyle ya tesellisi olmayan vedaları yine sadece başkaları yaşar.. 

Popüler Kullanıcılar