Coronavirus (Covid-19)

  • 19,693,703Coronavirus Vaka Sayısı
  • 726,895Ölü Sayısı
  • 6,329,255Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 20:25

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

'İstanbul için 7,4 büyüklüğünde deprem olasılığı yüzde 70'

17 Ağustos depreminin 20'inci yıldönümünde dikkatler uzmanların yıllardır "büyük deprem" uyarısında bulunduğu İstanbul'a çevrildi. "İstanbul'da 30 yıl içinde 7,4 büyüklüğünde #deprem olasılığı yüzde 70" - #DWTürkçe 

'İstanbul için 7,4 büyüklüğünde deprem olasılığı yüzde 70'

Almanya'dan Türkiye'ye yapılan silah satışları daha da azaldı

Alman hükümetinin geçen yıl Türkiye'ye yapılmasına izin verdiği silah satışlarının hacmi 13 milyon euronun altında kaldı. Hükümetin satışlara kısıtlı izin vermesinde Türkiye'nin Suriye politikası etkili oldu.

Almanya'dan Türkiye'ye satılan Leopard 2 tankları Afrin'e düzenlenen Zeytin Dalı harekatında kullanılmıştı.

Almanya'dan Türkiye'ye yapılan silah ve askeri malzeme ihracatında geçen yıl da önemli düşüş kaydedildi. Sol Parti'nin soru önergesine Federal Ekonomi Bakanlığı tarafından verilen yanıta göre Alman hükümeti 2018 yılında NATO müttefiki Türkiye'ye 12 milyon 900 bin euro tutarında 58 parti sevkiyat yapılmasına onay verdi.

Alman hükümetinin göreve başladığı 14 Mart'tan bu yana Türkiye'ye silah ihracatında azalma kaydedildi. O tarihten beri Türkiye'ye 916 bin 902 euro değerinde 16 silah ve teçhizat satışına izin verildi. (30.09.2018)

Almanya'dan Türkiye'ye yapılan silah satışlarının hacmi 2016'da 83 milyon 900 bin euro, 2017 yılında ise 34 milyon 200 bin euro olmuştu.

Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerde son dönem kaydedilen düzelmenin Federal Hükümet'in silah ihracat izinleriyle ilgili uygulamasını etkilemediği belirtiliyor.

Türkiye'ye daha az Alman silahı satılmasının nedenleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir yıl önce YPG ile mücadele amacıyla Suriye topraklarına girmesi de gösteriliyor. Harekât sırasında Leopard 2 tipi Alman malı savaş tankları da kullanılmıştı.

15 Temmuz 2016'daki başarısız darbe teşebbüsünden sonra Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin gerilmesinde çok sayıda Alman vatandaşının siyasi nedenlerle Türkiye'de tutuklanması da rol oynamıştı. Alman gazeteci Deniz Yücel bundan tam bir yıl önce serbest bırakılmış, Yücel'in salıverilmesinden sonra ikili ilişkilerde düzelme kaydedilmişti.

#DW

Devamını Oku
Almanya'dan Türkiye'ye yapılan silah satışları daha da azaldı

İstanbul’un bit pazarları -video-

Hiçbir mağazada eşyalar sizi kapıda karşılamaz. Ama bit pazarına gittiğinizde sayısız obje durduğu tezgahtan çağırır sizi. Satıcısı da alıcısı da tutkunudur bu eşyaların. Her birinde hayat vardır, emek vardır. #DW Türkçe ekibi olarak İstanbul’un bit pazarlarına konuk olduk. Bit pazarları hiç eskimeyen bir gelenek... Üstelik İstanbul’da şimdi çok da popüler...

İstanbul’un bit pazarları -video-

İstanbul'daki Polonya: Polonezköy -video-

Tarihi 1800’lü yıllara dayanan, İstanbul’un sırtlarındaki yeşil Polonezköy, kuşaktan kuşağa aktarılan bir mirası temsil ediyor. Fakat köy halkı köyün geleceği konusunda endişeli. #DW Polonya kökenli yerlileri ile köyün tarihini ve yarınlarını konuştu.

İstanbul'daki Polonya: Polonezköy -video-

Üç büyüklerin performansı kahrediyor -video-

Türk fubolunun lokomotifi olan üç büyükler bu sezon taraftarlarını hüsrana uğratıyor. Fenerbahçe sondan ikinci sırada, Beşiktaş ve Galatasaray ise ligde zirveyi geriden takip ediyor. Takımların Avrupa kupalarındaki karnesi de parlak değil. #DW Futbol severlere görüşlerini sordu.

Üç büyüklerin performansı kahrediyor -video-

Sırbistan'dan Kosova'ya işgal tehdidi

2008 yılında Sırbistan'dan bağımsızlığını ilan eden Kosova'da meclis, Kosova ordusu kurulmasını öngören yasa tasarısını kabul etti. NATO bu adımın zamanlamasını eleştirirken Sırbistan'dan müdahale tehdidi geldi.

2008 yılında Sırbistan'dan bağımsızlığını ilan eden Kosova kendi ordusunu kuruyor. Kosova meclisi Sırbistan'dan gelen tepki ve tehditlere rağmen Cuma günü yapılan oylamada, düzenli ordu kurulmasına dair yasa tasarısını onayladı. 120 sandalyeli meclisten 107 milletvekilinin oyuyla geçen tasarı, mevcut 4 bin personelli Kosova Güvenlik Gücü'nün hafif silahlı düzenli bir orduya dönüştürülmesini öngörüyor. On yıl içinde ordudaki asker sayısının beş bine, yedeklerin sayısının ise üç bine çıkarılması hedefleniyor. Ordu için öngörülen yıllık bütçe ise 98 milyon euro olacak.

Kosovalı Sırp miletvekilleri meclisteki oylamayı boykot ederken Sırbistan'dan da meclis kararına sert tepki geldi. Sırp hükümetinden yapılan yazılı açıklamada "Priştine'nin kararı ciddi endişe yaratmıştır ve başta BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 1244 sayılı kararı olmak üzere uluslararası hukukun açık ihlalidir" denildi. 1999 Haziran tarihli söz konusu BMGK kararıyla, 1998 yılında başlayan savaş sona erdirilmiş ve ülkeye KFOR barış gücü askerlerinin konuşlandırılması düzenlenmişti. Sırbistan Dışişleri Bakanı İvica Dacic de konuyla ilgili BM Güvenlik Konseyini acil toplantıya çağıracaklarını belirtti.

İşgal tehdidi

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçic'in danışmanlarından Nikola Selakoviç, Sırp silahlı kuvvetlerinin Kosova'ya gönderilebileceğini ve Kosova'nın "işgal altındaki toprak" ilan edilebileceğini belirtti. Sırbistan Başbakanı Ana Brnabic de Aralık ayı başında yaptığı bir açıklamada Kosova ordusunun kurulmasının askeri bir müdahaleye yol açabileceği tehdidinde bulunmuştu.

Ülkenin kuzeyinde çoğunluğu oluşturan Kosovalı Sırpların lideri Goran Rakiç ise yeni orduyu kabul etmediklerini ve ordu adımının, Priştine'nin barış istemediğini açıkça gösterdiğini söyledi. Rakiç Kosovalı Sırpları itidale ve provokasyonlara karşılık vermemeye çağırdı.
#DW

Devamını Oku
Sırbistan'dan Kosova'ya işgal tehdidi

Audi A1 Sportback -video-

Sekiz yıl değişmeyen modeli, Audi A1 satışlarının azalmasına yol açtı. Kuantum sıçramasına eşdeğerdeki A7 ve A8 zenginleştirmeli dijital model değişikliği şart olmuştu. Yeni Audi A1 son derece değişik bir görünüm kazandı. #DW Bu hafta, 20 bin Euro’dan başlayan fiyatıyla yeni Audi A1'i test etti.

Audi A1 Sportback -video-

Almanya’da ezber bozan yurttaşlık araştırması

Bertelsmann Vakfı’nın "iyi yurttaş kimdir?" araştırmasının sonuçlarına göre, göç ülkesi Almanya’da ortak bir yurttaşlık anlayışı var ve iyi bir yurttaş olmak için Almanya’da doğmuş olmak şart değil.
Alman düşünce kuruluşlarından Bertelsman Vakfı'nın "iyi bir yurttaşın sahip olması gereken özellikler nedir?" sorusuna yanıt aramak için yaptığı, "Göç ülkesinde yurttaşlık anlayışı" araştırması ezber bozan sonuçlar ortaya koydu.

Araştırma kapsamında Temmuz ve Ağustos aylarında ülke genelinde, 14 yaştan büyük, göçmen kökenliler de dahil, toplumun farklı kesimlerden toplam 2059 kişi ile yürütülen anketin sonuçları mercek altına alındı. Ortaya çıkan sonuç ise Almanya'da yaşayan halkın, iyi yurttaşta olması gereken özelliklerde büyük ölçüde görüş birliğinde olduğunu gözler önüne serdi.

Araştırmayı kaleme alan Bertelsmann Vakfı kıdemli proje yöneticisi Dr. Orkan Kösemen, toplumda bir ayrışma olduğu yönündeki izlenimlere karşın, araştırmanın göçmen kökeni olanlar ve olmayanların toplumun nasıl şekillendirilmesi gerektiği, iyi bir yurttaşın taşıması gereken özellikleri konusunda mutabık olduklarını ortaya koyduğunu söyledi.

Dr. Orkan Kösemen'e yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:

#DW Türkçe: Almanya'da uyum ve göç konularında yürütülen siyasi tartışmalar, sanki toplumda da bir ayrışma, kutuplaşma olduğu izlenimine yol açıyor. Raporunuz ise Almanya'daki farklı toplumsal kesimlerin büyük çoğunluğunun, "iyi bir yurttaşta" olması gereken özelliklerde hemfikir olduklarını ortaya koyuyor. Bu sonuç, göç ülkesi olan Almanya için ne anlam ifade ediyor?

Dr. Orkan Kösemen: Uyum tartışmalarında genelde göçün Almanya'da yol açtığı değişim ve bizi ayrıştıranlara odaklanılıyor. Biz ise Almanya'da yaşayanların ortak yönleri var mı ve bu ortak paydalar ne kadar güçlü, onu öğrenmek istedik. Çünkü bu güçlü bir toplumsal birlikteliğin temel koşulu. Bu nedenle "iyi bir yurttaş nasıl olmalı?" sorusunu yönelttik, bu yolla Almanya'daki insanların toplumsal hayatın hangi kurallara göre şekillendirilmesini istediklerini öğrenmek istedik. Araştırmamızın sonucu da, ister göçmen kökenli olsun ister olmasın, Almanya'da iyi bir yurttaşın nasıl olması gerektiği konusunda çok farklı toplumsal kesimlerin aynı görüşte olduğunu ortaya koydu.

Peki üzerinde mutabık kalınan, iyi bir yurttaşın sahip olması gereken özellikler neler?

Kösemen: Ankete katılanların önüne 15 özellik koyduk ve onlara bunlardan hangisinin iyi bir yurttaşta olması gerektiğini sorduk. Özellikleri çok önemli, önemli, önemsiz ya da hiç önem taşımıyor seçenekleriyle değerlendirmelerini istedik. Yaşlılara saygı, yasalara uymak, kendi geçimini sağlamak ankete katılanların yüzde 98'i tarafından en çok önem atfedilen özellikler oldu. Çevreye duyarlı davranmak, cinsiyet eşitliğinden yana tavır almak, farklı insanlara karşı hoşgörü, diğer dinlere mensup olanlara saygı ve seçimlere katılım da yüzde 90'dan fazla bir oranla iyi yurttaşta olması gereken özellikler olarak ortaya kondu. Bu büyük ve önemli bir ortak payda.

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, ankete katılanların yüzde 94'ünün, "İyi bir yurttaşın Almanya'da mı doğmuş olması gerekiyor?" sorusuna "hayır" yanıtını vermiş olması. Bu sonuç, göçmen kökenlileri Almanya'nın yurttaşı olarak görmeyenlere de bir yanıt niteliği taşımıyor mu?

Kösemen: Aynen öyle. Bu bize şunu gösteriyor: Almanya'da bireylerin kökeni artık bir önem taşımıyor. Ben bunun Almanya'daki çoğulculuğun olağan kabul edilmesinin bir ifadesi olarak görüyorum. 40 yıl gibi kısa bir süre öncesine kadar homojen bir toplum olunması gerektiği yönünde yaygın bir kanaatin olduğu Almanya gibi bir ülkede bu sonuç çok iyi.

Symbolbild Integration (picture-alliance/chromorange/C. Ohde)
Göçmen kökenlilerin, "iyi yurttaş" tanımlarında daha büyük önem atfettikleri özellikler neler?

Kösemen: Göçmen kökenliler için başka dinlerin mensuplarına saygı, farklı insanlara hoşgörü ve göçmenlere yardım etmek daha büyük önem taşıyor. Ben bunu, onların bu konuları kendi hayatları ve tecrübeleri ile ilişkilendirmelerine, ayrımcılığa maruz kalmalarına bağlıyorum. Eğer azınlıksanız, göçmenseniz daha duyarlı olabilir, eşit yurttaş olarak görülmek istersiniz.

Almanya'da doğmuş göçmen kökenliler ile başka bir ülkede doğup Almanya'ya gelmiş olan göçmen kökenlilerin bakışında farklılıklar var mı?

Kösemen: Almanya'da doğmamış olanların, iyi yurttaşlık özellikleri bağlamında "Almanya ile gurur duyulduğunu göstermek" ve "askerlik yapmaya hazır olmak" gibi daha geleneksel değerlere daha çok önem atfetmeleri dikkat çekici. Vergi ödenmesi gerektiği gibi geleneksel olmayan değerlere atıf da daha yüksek. Ben bunu daha sonra gelenlerin kendilerinin bu topluma katkı sağlayabileceklerine, kurallara uyacaklarına dair bir beyanı olarak da değerlendiriyorum.

Batı Almanya'da yaşayanların yüzde 97'sini kendini iyi yurttaş olarak tanımlarken, Doğu Almanya'da bu oran yüzde 89. Her 10 Doğu Almandan birinin kendini iyi yurttaş olarak görmemesini neye bağlıyorsunuz?

Kösemen: Bunun yanıtını bilmiyoruz, çünkü biz araştırma kapsamında neden bu düşünceye sahip olduklarını sormadık. Önce bunun düşük ekonomik gelirle alakası olup olmadığına baktık. Ama verileri inceledik ve gelir düzeyi ile alakalı bir durum olmadığını gördük. Spekülasyon olacak ama belki özellikleri karşılamadıklarını, iyi birer yurttaş olmadıklarını düşünüyorlar. Belki 'bu ülkede bana uymayan şeyler var' diyerek bir yabancılaşma duygusu yaşıyorlar… Nihayetinde bu sonuç 'burada farklı bir durum var' mesajdır, daha kapsamlı irdelenmeli. Çünkü güçlü toplumsal bir birliktelik toplumun tüm kesimlerinin kendilerini bu toplumun bir parçası olarak hissetmesini gerektiriyor.

Almanya'da özellikle mülteci akınından sonra göç tartışmaları alevlendi... Böyle bir ortamda araştırmaya katılanların yüzde 80'inin "göçmelere yardım etmeyi" iyi bir yurttaş olmanın özellikleri arasında görmesine şaşırdınız mı?

Kösemen: Evet. Daha düşük bir sonuç bekliyorduk. Sadece 15 yıldır kendini göç ülkesi olarak nitelendiren Almanya'da bu sonuç yine çok iyi…

Sizin açınızdan araştırmanın ortaya koyduğu üzerinde düşünülmesi gereken sonuçlar ne?

Kösemen: Ben bu araştırmanın uyum tartışmalarını daha nesnel yürütmemiz gerektiğini ortaya koyduğu kanaatindeyim. Çünkü uyum sorunu olarak görülen pek çok konunun aslında jenerasyon sorunu olduğu, eski ve yeni jenerasyonlar arasındaki farklardan kaynaklanan bir çatışmanın yansıması olduğunu görüyoruz. Örneğin anketimize katılan 30 yaşın altındaki gençler hoşgörü ve farklı dinlere saygıya, 60 yaş üstü olanlardan daha büyük önem atfediyor. Oysa toplumsal tartışmalar, uyum tartışmaları, daha ileri yaştaki insanlar tarafından yürütülmekte. Bu kesimin algısı, çoğulcu, farklı kökenlerden insanlarla birlikte büyüyen, farkılıklara daha açık, bunu olağan, normal olarak değerlendiren gençlerden farklı…

Devamını Oku
Almanya’da ezber bozan yurttaşlık araştırması

Türkiye'ye iklim için acil eylem çağrısı

Sivil toplum kuruşları Türk hükümetine iklim değişikliği konusunda acil ve iddialı adımlar atma çağrısı yaptı. DW Türkçe’ye konuşan Prof. Dr. Uyar, “Geciktikçe daha ağır bedeller ödenecek” uyarısında bulundu.

Türk hükümetinin Polonya'da devam eden BM İklim Konferansı’nda, tutulmayan sözleri ve yararlanamadığı fonları öne sürerek Paris İklim Anlaşması’nı onaylamayacağı sinyalini vermesi, Türkiye’de çevre ve iklim alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarında (STK) endişeye yol açtı.

25’i aşkın STK, iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki zayıf taahhütlerini güncellemeyi reddederek yüksek karbonlu kömüre ve diğer fosil yakıtlara dayalı ekonomik büyümede ısrar eden Türk hükümetine acil eylem çağrısında bulundu. Yapılan ortak açıklamada, “Türkiye, bütün dünyanın ve mevcut finansman kaynaklarının hızla terk ettiği fosil yakıtlara esir olmamalı” denildi. Çağrıda, "Türkiye hükümeti ivedilikle Paris Anlaşmasını onaylayıp, iklim hedeflerini güçlendirerek küresel mücadelenin liderleri arasında yer almalı” beklentisine yer verildi.

Türkiye 2016'da imzaladığı Paris Anlaşması'nı henüz meclisten geçirmedi. Ankara, Paris Anlaşması'nın temelini oluşturan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nde "gelişmiş ülkeler" listesinde olduğu için mali kaynaklardan yeterince faydalanamadığını belirtiyor ve bu nedenle söz konusu listeden çıkmak istiyor. Bu durumun yol açtığını savunduğu mağduriyetten dolayı da Paris Anlaşması’nı onaylamaya yanaşmıyor. Türkiye Paris Anlaşması kapsamında, 2030 yılı için öngördüğü sera gazı salınımlarını, en az yüzde 21 oranında azaltmayı taahhüt etmişti. Ancak Ankara’nın bu taahhüdü iklim uzmanları tarafından zayıf bulunuyor.

STK’ların yaptığı ortak çağrıyı imzalayan oluşumlar arasında yer alan Avrupa Yenilenebilir Enerji Birliği (EUROSOLAR) Türkiye Başkanı ve Türkiye Çevre Platformu koordinatörü Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, Türkiye’nin kaybedecek vakti olmadığını belirterek, “Geciktikçe daha ağır bedeller ödenecek” uyarısında bulundu. Aynı zamanda Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Uyar’a yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:


DW Türkçe: Paris İklim Anlaşması’nı onaylamaya sıcak bakmayan Türkiye'nin sunduğu gerekçeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uyar: Alınabilecek tutar 1 milyar dolardır. Bence ülkemiz 1 milyara dolara ihtiyaç duyacak bir ülke değil. Türkiye büyük bir ülke. Ben kişisel olarak bu tutara ihtiyaç duyduğumuzu düşünmüyorum. Bir önceki hükümetin başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek yenilenebilir enerji ihalesi sonrasında Türkiye’nin cari açığını yenilenebilir enerjiyle kapatılabileceğini açıklamış, “Günümüzde rüzgârdan elektrik üretimi, kömürden daha ucuz” demişti. Mali bir kısıt yok, hatta aksine yenilenebilir enerjiye geçmek bir avantaj. Bu sayede kanser hastaları, hastane masrafları azalıyor, sosyal güvenlik fonları olumlu yönde etkileniyor, tarım ürünleri kaybı azalıyor. Bunların hepsi bir artıdır. Toplumsal maliyetleri de ortadan kaldırır.

DW Türkçe: STK’lar olarak Türk hükümetini iklim değişikliği konusunda acil ve iddialı adımlar atması çağrısını yaptınız. Bu çağrınızın nedenlerini açıklar mısınız?

Türkiye’de yüzde yüz yenilenebilir enerjiye geçmek mümkün. Gecikmeden adım atılması gerektiği, çözümün yenilenebilir enerji ve enerjinin etkin kullanımı olduğu görüşündeyiz. Kentlerde, yaygın fosil yakıt kullanımı nedeniyle artık her ailede bir kanser hastası var. Ayrıca yenilenebilir enerjiye geçmek Türkiye için en ucuz, enerjide dışa bağımlılığı da azaltan yol. En yararlı, en ucuz yolda hızlıca adım atarak bir an önce çözüm için ilacı uygulamalı, sistemi, ekonomiyi iyileştirmeliyiz.

DW Türkçe: BM dışında da Türkiye’nin mali kaynak bulabilmesi mümkün mü? Örneğin AB ile yenilenebilir enerji ortaklığı yoluyla mali destek bulunamaz mı?

Biz kendi imkânlarımızla rüzgârdan, güneşten elektriğimizi üretebiliriz. Avrupa standartlarında enerjinin etkin kullanımına geçtiğimiz zaman paraya da gerek yok. İklim fonu gibi şeyleri hiç düşünmeden en yeni, en verimli teknolojileri kullanarak, başka ülkelerden kirli, eski, terk edilmiş teknolojiler ithal etmeyerek, sıfır enerjili konutlar inşa ederek, sanayide yüzde 80 daha az elektrik tüketen motorları alarak, sadece Led ampulleri kullanarak enerji sorunumuzun yarısını zaten hemen ve bedelsiz çözüyoruz. Geri kalan kısmı da dünyanın en rüzgârlı, en güneşli ülkesi olarak hemen yüzde yüz yenilenebilir enerjiye geçerek çözeriz. Doğalgazmış, petrolmüş, kömürmüş gibi sorun olan şeyleri yapmayıp, hedefe doğru yürüdüğümüzde, çok kısa zamanda buna ulaşabiliriz. Çakıllı, taşlı bir yol değil bizim hedefimize ulaşacağımız yol. Yeter ki yarım saatlik bir yolda beş dükkâna girip 12 değişik gömleği denemeyelim. Çünkü gecikmemiz ülkemize ek maliyetler getiriyor.

DW Türkçe: Peki hedef bu kadar ulaşılabilir ise sorun ne?

Bilemiyorum. Bunu ilgililere sormak lazım. Biz çözümün mümkün olduğuna inanıyor, çözümün çalışmasını yapıyoruz. Çözümden yana olunduğunda biz hazırız. Başarabiliriz. Kamu öğretim üyesiyim. Maaşımı yurttaşların vergilerden alıyorum. Bunun için de doğru olanı yapmak, çözüm sunmak, yenilenebilir enerjinin kullanımı, kentlerde yaygınlaşmasını sağlamak için elimden geleni yapıyorum.

DW Türkçe: Türkiye, Paris İklim Anlaşması’nı onaylamazsa ne olur?

Onaylasın, taahhüt altına girsin. Ama onaylasa da onaylamasa da fark etmeyecek. Serbest piyasada yenilenebilir enerjiye doğru gidiliyor. Ok yaydan çıktı. Bütün dünya bunları anladı artık. Ve artık bir geçiş dönemi zaten yaşanıyor. Bunu hızlandırmak lazım. Tüm bu adımları bir anlaşma öngördüğü için değil, ülkemiz için en yararlı, en ucuz yol bu olduğu için atmalıyız. Gayet tabii ki birileri bunu geciktirmeye çalışıyor olabilir. Bu da onların problemi çünkü geciktirdikçe daha ağır bedeller ödeniyor.

#DW

Devamını Oku
Türkiye'ye iklim için acil eylem çağrısı

Yeni Ford Focus göz doldurdu -video-

Ford’un kompakt modeli Focus beş benzin ve üç de dizel motoruyla piyasaya sunuldu. 182 beygir gücündeki üç silindirli motoruyla saatte 220 kilometre hız yapılabiliyor. Focus’un Almanya satış fiyatı 18 bin 700 eurodan başlıyor. #DW'nin test ettiği ‘Turnier’ adlı steyşın versiyonu ise en az 19 bin 900 euro ediyor.

Yeni Ford Focus göz doldurdu -video-