Virüsler sadece canlı hücrelerle aktive olan ve böylelikle çoğalabilen mikroskobik etkenlerdir. Virüsler bitkilere, arkelere, hayvanlara, ve bakterilere kadar her şeyin içinde bulunabilir ve bunlara bulaşabilir. Virüs kelimesinin tam anlamı için ise bulaşıcı hastalıklara sebep olan mikroptur diyebiliriz. Virüsler çoğunlukla saldırgan ve bulaşıcıdır. Çoğu virüsün konak hücresiyle hastalığa sebep olabilecek (patojenik) bir ilişkisi bulunmaktadır.
Hafif atlattığımız bir nezleden, ağır atlattığımız akut solunum sendromu (SARS) gibi durumlara kadar birçok hastalığa sebep oluyorlar. Virüsler konak hücreyi işgal eder ve hücresel mekanizmayı ele geçirerek çoğalmaya, yayılmaya başlar. Daha fazla hücre yaydıkça hastalığı vücudumuza daha çok bulaştırıyor denilebilir. Fakat “Virüslerin hepsi kötü mü?” diye düşünürsek şöyle bir cevap veririz: “Hayır virüslerin hepsi organizmalarda olumsuz etkilere yol açmaz.” Hatta bazıları bakterileri öldürerek bağışıklık sistemimize yardım edebilir. Bu nedenle koruyucu bakteriler gibi koruyucu virüsler de vardır.
Koruyucu Fajlar

Belirli bakterilere bulaşıp onları yok eden bakteriyofaj virüsleri vardır. Üreme, sindirim, solunum sistemlerinin mukusla kaplanmasında yer alırlar. İşgalci bakterileri fiziksel olarak engelleyen kalın bir jel gibi madde olan mukus, altında kalan hücreleri koruyarak yayılmayı engeller. Son araştırmalarda mukustaki fajların bağışıklık sistemimizin bir parçası olduğu ve vücudumuzu bakterilerin işgalinden koruduğu belirtiliyor. Fajlar geçmişten bugüne cilt enfeksiyonlarının, kan zehirlenmelerinin ve dizanterinin tedavisinde kullanılıyor. Bu tedavi için kullanılan fajların ilk bulundukları yerler çamur, hava, su birikintileri, lağım suyu gibi konumlar olmuştur. Virüsler bu kaynaklardan alınmış, saflaştırılmış sonrasında da tedavi için kullanıma hazır hale getirilmiştir.
Faydalı virüs enfeksiyonları
Yaşımız gençken vücudumuzda gerçekleşen virüs enfeksiyonları, bağışıklık sistemimizi güçlendirmiştir. Bunun yanında karşılaştığımız bazı virüsler diğer hastalıklı virüslerin getirdiği enfeksiyonlara karşı bizi koruyor denilebilir. Örneğin uçuk virüsleri, insanlardaki doğal katil hücrelerini (kanser hücrelerini) ve patojenik virüslerin bulaştığı bölgedeki hücrelerin tanınmasına yardımcı oluyor. Virüsler, katil hücrelerin antijeni ile donatılarak tümör hücrelerinin tanınmasını kolaylaştırıyorlar. Bu durumla virüslerin konaklarında uzun süre kalmalarına, rakip virüslerden kurtulmaya ve virüsün konağa zarar vermesini engellemeye çalışıyor.
Tedavi amaçlı virüslerin geleceği

Teknoloji, insan vücudunun parçalarından olan mikroplar hakkında daha çok bilgi sahibi olmamızı sağladı. İyi bakterilerin yanında; cilt, bağırsak ve kanda bulunan virüslerin varlığından haberimiz var. Virüsleri anlamada daha yolun başında olsak da virüs enfeksiyonlarını daha iyi anlamamız ve tedavisini bulmamız için bir potansiyel görüyoruz. Ayrıca genetik hastalıkların aktarımı, insan genomu ve gen tedavilerinin gelişiminde bize yardımcı olabilir.

