Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş’ın Keş Dağı bölgesindeki helikopter kazası sonucu hayatını kaybetmiş ve yaklaşık 15 yıldır süren hukuki süreç çerçevesinde dosya Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği yetkisizlik kararıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmişti.
Soruşturmadaki bazı şüphelilerin olay tarihinde Ankara’da görev yapmaları kararın gerekçesi olarak gösterilirken, savcılık ise soruşturmanın Ankara’da daha sağlıklı ve etkin bir şekilde yürütülebileceğine karar verdi. 
DELİL KARTMA İDDİALARI GÖZDEN GEÇİRİLECEK
Takvim’in haberine göre, dosyanın Ankara’ya gönderilmesi usule yönelik bir işlemin yanı sıra, yıllardır tartışılan suikast ve delil karartma iddialarının tekrar masaya yatırılması bakımından da son derece önemli olduğu ifade edildi. Dosyada kazanın sıradan bir hava aracı kazası mı yoksa organize bir suikast mı olup olmadığına ilişkin iddiaların tartışmaları devam ederken, olay günü bölgede olağan dışı askeri hava hareketliliğinin belirlendiği öğrenildi.
Askeri jetlerin helikopterlerin uçuş rotasıyla kesiştiği, aynı zamanda kazanın yaşandığı zamana tekabül eden 4 dakika 47 saniyelik radar kaydının bilgisayar arızası nedeniyle karardığı belirtildi. Bu durum soruşturmadaki en öne çıkan başlıklardan biri olurken, helikopterde bulunan GPS cihazlarının enkazın bulunmasından sonra sökülmesi de önemli bir iddia olarak yer alıyor.

CİHAZLAR ORTADAN KALDIRILMIŞ
Buna göre Argus 5000 ve Skymap III C tipi GPS cihazlarının profesyonel ekipmanlarla çıkarıldığı ve bu süreçte bazı askeri personelin görüntülere yansıdığı ifade edildi. Aynı zamanda cihazların ortadan kaldırılmasına yönelik telefon görüşmelerinin de soruşturma dosyasında yer aldığı belirtiliyor.

KANDAKİ KARBONMONOKSİT İDDİASI
Bunun yanı sıra, 10 Haziran 2024 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu raporuna göre Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki bazı şahısların kanında belirlenen karbonmonoksit oranlarının ölümden önce maruz kalınan bir durum nedeniyle yaşandığı belirtilirken, raporun olayın aydınlatılması bakımından son derece hayati bir delil niteliği taşıdığı kaydedildi.
Aynı zamanda, arama kurtarma çalışmalarının yanlış yönlendirildiği, dönemin emniyet amiri Dursun Özmen’in gerçeği yansıtmayan bilgi notları hazırladığı ve bu yüzden görevi kötüye kullanma suçundan hapis cezası aldığı belirtildi.
Dosyanın bundan sonraki süreçte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca tekrar gözden geçirileceği düşünülüyor.

