Popüler Kullanıcılar

Sağlık Haberleri

Berber ve kuaförlere ’hijyen’ semineri

Samsun’un Alaçam ilçesinde faaliyet gösteren kuaför, berber ve güzellik salonu çalışanlarına yönelik bulaşıcı hastalıklar ve hijyen ile ilgili seminer verildi.
Seminer, Esnaf ve Sanatkâr Odası Konferans Salonunda yapıldı. Alaçam Toplum Sağlığı ile Esnaf ve Sanatkâr Odası iş birliğinde düzenlenen seminer Toplum Sağlığı Müdürü Dr. Ertan Baş tarafından verildi.
Dr. Ertan Baş, hepatit B’nin bulaşıcılığının hepatit C’den 10 kat, AIDS’ten 100 kat fazla olduğunu ifade ederek, bu hastalığın kan yoluyla bulaşan hastalıklar arasında en bulaşıcısı olduğunu söyledi. Dünyada 2 milyar kişinin bu hastalıkla karşılaştığını, yaklaşık 350 milyon kişinin virüsü taşıdığını dile getiren Baş, "Ülkemizde her 3 kişiden biri bu hastalıkla karşılaşıyor. Sigaradan sonra ikinci önemli kanser nedenidir. Kuaför ve güzellik salonu işletmecileri, kuaför, berber ve güzellik salonlarında çalışanlar kişisel hijyenlerine, çalışma aletlerinin dekontaminasyonuna, dezenfeksiyon ve sterilizasyonuna ve çalışma ortamının temizliğine gereken önemi vermedikleri takdirde müşteri ve kendilerine hastalık bulaştırmaları kaçınılmaz. Kuaför hizmeti veren kişiler iş kıyafetleri ile hizmet vermeli. Hizmet vermeden önce ve verdikten sonra her alanına ulaşılacak şekilde hijyenik yöntem ile eller yıkanmalı. Hizmet veren kişinin el ve tırnakları her zaman bakımlı olmalı, yakın hizmet verildiği için ağız kokusu ve vücut kokusu konusunda dikkatli olunmalıdır" dedi.
Alaçam Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Vedat Özyılmaz da bir konuşma yaptı.
Seminer sonrası bayan kuaför, erkek berber ve güzellik salonlarını işleten ve çalışanlara katılım belgeleri Dr. Ertan Baş ve Vedat Özyılmaz tarafından takdim edildi.
(İHA)

Devamını Oku
Berber ve kuaförlere ’hijyen’ semineri
Berber ve kuaförlere ’hijyen’ semineri
Berber ve kuaförlere ’hijyen’ semineri

Normal doğum bebeklerin direncini arttırıyor

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. F. Deniz Sayıner, normal doğumla dünyaya gelen bebeklerin daha çok anne sütü alabildiğini ve daha dirençli olduğunu söyledi.
Son yıllarda gittikçe artan sezaryen ile doğum oranlarına dikkat çeken Prof. Dr. F. Deniz Sayıner, sezaryenle doğumda dünya birincisi olduğumuzu ve bununla birlikte kadınların normal doğum yapma becerilerinin azaldığını ifade etti.
Prof. Dr. Deniz Sayıner, Dünya Sağlık Örgütü sezaryen oranını yüzde 15 oranında, bazı ülkeler için maksimum yüzde 25 oranında kabul edilebilir bulurken ülkemizde bu oranın yüzde 53 olduğuna dikkat çekti. Anadolu’da yüzyıllardır büyük bir yeri olan ebelerin doğumda kadının yanında olmamasının, gebe ile doğrudan temas kuramamasının da önemli bir etken olduğunu kaydetti. Ayrıca ebe imajının medya aracılığıyla zedelendiğini belirten Prof. Dr. Deniz Sayıner, Yeşilçam sinemasında ve Türk dizilerinde oluşturulan korkutucu ebe imajından ve normal doğumdan korkulmasına neden olan sahnelerden örnekler verdi. Sayıner, medyanın meydana getirdiği bu doğum ve ebe imajının kadınların doğurmaktan ve normal doğumdan uzaklaşmasına sebep olduğunu söyledi.

“Sezaryen doğumun bir dönem zenginlik belirtisi olarak algılanmaktaydı”
Modern kadının yaşam tarzında görülen değişikliklerin de önemli bir etken olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz Sayıner, geçmişte tarlada çalışan, tüm işlerini kendisi yapan kadınların bugün masa başında çalışan, pratik yaşam tarzına alışan kadınlara göre daha rahat doğum yaptığını ifade etti. Prof. Dr. Deniz Sayıner, sezaryen doğumun bir dönem zenginlik belirtisi olarak algılanmasının ve sezaryenle doğan bebeklerin daha zeki olduğu miti gibi sezaryeni özendiren çeşitli yanlış inanışların da sezaryen oranlarındaki artışta etkili olduğunu anlattı. Ancak son yıllarda yapılan araştırmaların normal/vajinal doğumun bebeğin bağırsak mikrobiyotası açısından son derece önemli olduğunu, sezaryen bebeklerde ise birçok farklı komplikasyona rastlanabildiğini, hayata dezavantajlı başladıklarını belirten Prof. Dr. Sayıner, normal doğumla dünyaya gelen bebeklerin daha çok anne sütü alabildiğini ve daha dirençli olduğunu dile getirdi.
Öte yandan Prof. Dr. Deniz Sayıner, ebe ile gebenin buluşturularak ebelerin doğumdaki yerlerini almalarının yeniden sağlanması gerektiğinin, medyada daha doğru doğum ve ebe imajlarının yaratılması gerektiğinin altını çizdi.
(İHA)

Devamını Oku

Muhtarlara madde bağımlılığı konusunda farkındalık eğitimi

Samsun Ruh ve Sinir Hastalıkları binasında düzenlenen eğitim ile İlkadım ilçesinde bulunan yaklaşık 40 mahalle muhtarına madde bağımlılığı konusunda farkındalık eğitimi verildi. Daha çok çocuk ve ergen dönemde madde bağımlılığı konusu üzerinde durulan eğitimde muhtarlar bilinçlendirildi.
İlk olarak İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Ruh ve Sinir Hastalıkları binası içerisinde bulunan Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezini(ÇEMATEM) gezen mahalle muhtarları buradaki çalışmalar hakkında bilgi aldı. ÇEMATEM Kliniği 18 yaş altı çocuklara hizmet veriyor. 14 yatak kapasiteli olan bu klinik içerisinde grup terapi alanı, spor alanı, yemekhanesi ve ziyaret alanı bulunuyor. Klinikte hastaların alkol ve madde bağımlılığıyla baş edebilmeleri için psikologlar tarafından 15 oturumluk bir sigara, alkol ve madde bağımlılığı içeren bir eğitim veriliyor.
ÇEMATEM hakkında bilgiler veren Ruh ve Sinir Hastalıkları Başhekimi Uzm. Dr. Asibe Özcan, "ÇEMATEM’de çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Binamızda faaliyet alanımız var. Çocuklarımıza spor, müzik, el işleri gibi terapiler yapılıyor. Hastalarımız her gün günaydın toplantılarına katılabiliyor. Doktorlar ile görüşebiliyorlar. Hastalarımıza burada tedavileri tamamlanıp taburcu olduktan sonra madde bağımlılığı ile nasıl baş edebilecekleri, uyum sağlayabilecekleri, maddesiz nasıl hayatlarına devam edecekleri konusunda bilgilendirme eğitimleri yapıyoruz. Sağlık Bakanlığı da bu tür eğitimleri destekliyor. Bizler eğitimleri arttırmaya çalışıyoruz. Bugün muhtarlarımıza eğitim veriyoruz. Çünkü aileler sorunları olduğunda ilk olarak onların yanlarına gidiyorlar. Bu nedenle biz toplumun her kesimine ulaşmak için muhtarlardan başlıyoruz" dedi.
Samsun Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Öztürk ise, "Ruh ve Sinir Hastalıları Hastanemiz ve Sağlık İl Müdürlüğü ile yaptığımız toplantıda madde bağımlılığı konusunda eğitim alıyoruz. Hastaneyi gezdiğimizde bölgemizde tek olduğunu burada aldığımız eğitimin ve tedavi verilen yerlerin mükemmel olduğunu gördük. Böyle bir Ruh ve Sinir Hastanesinin şehrimizde olması ve diğer illerdeki hastaların buraya getirilmesi sağlık turizm açısında çok etkili oluyor. Burada ki ortamdan son derece memnun olduk. Madde bağımlılığı konusunda sıkıntılı bir durumdayız. Bu tür eğitimler herkes için faydalı oluyor" diye konuştu.
ÇEMATEM’i gezerek bilgi alan muhtarlar akabinde eğitime katıldı. Burada Psikolog Fatih Yeşilada tarafından onlara eğitim verildi. Eğitimde Yeşilada, bağımlılığın bitmeyen bir tedavi olduğunu ifade ederek, "Bağımlılığın tedavisi ömür boyu devam eder. Bağımlı olan kişinin kendisini koruması gerekiyor. Etrafındaki kişilerinden birisi maddeyi hatırlatmamalı. Kişiye madde hayatından farklı bir hayatın olduğunu göstermeye çalışıyoruz. ÇEMATEM Kliniğimizde hastaların boş saatlerini değerlendirmeleri için zihinsel ve bedensel gelişimlerini destekleyecek masa tenisi, langırt, kondisyon bisikleti, yürüme bandı gibi spor aletlerinin yanı sıralı kelime ve strateji oyunları ve okumaları için kitaplar faaliyetler yapıyoruz" şeklinde konuştu.
(İHA)

Devamını Oku
Muhtarlara madde bağımlılığı konusunda farkındalık eğitimi
Muhtarlara madde bağımlılığı konusunda farkındalık eğitimi
Muhtarlara madde bağımlılığı konusunda farkındalık eğitimi

Zabıtadan fırınlara ‘gramaj’ denetimi

Körfez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların sağlıklı ve kaliteli bir hizmet alması için fırın denetimlerini sürdürüyor.
Körfez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların sağlıklı ve kaliteli bir hizmet alması için fırın denetimlerini sürdürüyor. Ekipler son olarak ilçe genelindeki fırınlarda ekmeklerin gramajı, üretimi ve hijyen şartları başta olmak üzere birçok alanda kontroller gerçekleştirdi. Hijyen ve üretim noktasında görülen eksiklikler ise tutanak altına alınarak işletmecilere uyarılarda bulunuldu.
(İHA)

Devamını Oku
Zabıtadan fırınlara ‘gramaj’ denetimi

Uzmanlardan ’akromegali’ uyarısı

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Karakaş, genellikle 40-50 yaşlarında nadir görülen ve büyüme hormonu salgılayan akromegali hastalığının tedavi edilmediği takdirde ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Medical Park Ordu Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Karakaş, akromegalinin büyüme hormonu salgılayan bir çeşit beyin tümörü hastalığı olduğunu söyledi. Karataş, bu hastalığın görüldüğü kişilerde seneler içinde ayakkabı numarasında artış, ellerde ve ayaklarda büyüme, yüzde kabalaşma ve şişlik, baş ağrısı, görme kaybı, kalp yetmezliği ve ölüme kadar varan ciddi sonuçlar olabileceği uyarısında bulundu.

Kanser riskini artırıyor
Nadir rastlanan bir hastalık olan akromegalinin beyin tabanında bulunan hipofiz bezinin ön lobundan çok fazla miktarda büyüme hormonu salgılanması sebebiyle ortaya çıktığını söyleyen Uzm. Dr. Esra Karakaş, tedavi edilmediği takdirde iç organlarda da önemli bozukluklara yol açabileceği gibi kanser oluşma riskini de artıracağı uyarısında bulundu.

Erken teşhis ile tedavide başarı oranı yüksek
Uzm. Dr. Esra Karakaş, hastalığın belirtileri ve tedavi yöntemleri konusunda ise şu bilgilendirmede bulundu:
“Seneler içinde ayakkabı numarasında artış olması, ellerde sinir sıkışmasına bağlı uyuşmalar, ödem, aşırı terleme, yorgunluk, cinsel isteksizlik, eklem ağrıları, uyku apnesi hastalığın belirtileri arasındadır. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliğine yol açabilmektedir. Basit kan testleri ile tanısı kolayca konulabilmektedir. Akromegali hastalarında bazı organlarda kanser görülme ihtimali riski artmıştır. Erken tanı konulduğu takdirde akromegali hastalığında tamamen tedavi şansı vardır. Ameliyatla düzelmeyen hastalarda ise ilaç ve iğne tedavisiyle hastalık belirtileri geriye döndürülebilir. Hastalığın belirtileri oldukça yavaş ortaya çıktığından tanı genellikle hastalık başladıktan seneler sonra konulur. Tanı ne kadar geç konulursa, hastalarda tedavide başarı oranı da o ölçüde düşmektedir. Bu nedenle toplumda akromegali ile ilgili farkındalığın artması oldukça önemlidir.”
(İHA)

Devamını Oku
Uzmanlardan ’akromegali’ uyarısı

Çalışan anne adaylarına ‘beslenme’ uyarısı

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, sağlıklı bir gebelik dönemi için özellikle çalışan anne adaylarının beslenme alışkanlıklarına dikkat etmesi gerektiğini söyledi.
Rahat bir gebelik dönemi için önemli tavsiyelerde bulunan Büyük Anadolu Hastaneleri Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, "Sağlıklı ve kaliteli bir gebelik dönemi geçirmek isteyen özellikle çalışan anne adayları, beslenme alışkanlıklarını tekrar gözden geçirmesi ve dikkat etmesi gerekmektedir" dedi.

3 ana, 3 ara öğün
Yılmaz Akay, sözlerine şöyle devam etti: "Anne adayları bu süreç içinde, temel besin maddeleri olan et, yumurta, kuru baklagiller, süt ve süt ürünleri, sebze-meyve ve tahıllardan yeterince almalı, şeker ve yağ dengesi ayarlamalıdır. Şeker ve yağ miktarı yüksek gıdalar besleyici özellikleri düşük ve kalorileri çok yüksek gıdalar olduğu için sınırlı ölçüde tüketmesi gerekmektedir. Günlük bir avuç taze kuru yemiş antioksidan etkisi nedeni ile tüketilebilir. 3 ana 3 ara öğün Anne adaylarının günlük kalori ihtiyaçları diğer kadınlara oranla 500 kalori daha fazladır.”

Günde 2 litre su
Akay, “Kadınların normal beslenme düzenlerine hamilelikle birlikte 45-60 gr protein, 15-20 mg demir ve 500 mg kalsiyum eklenmelidir. 3 ana 3 ara öğün olmak üzere en az 6 öğün beslenilmelidir. Kahve ve çayın günde 2 fincandan daha fazla tüketilmemesi, ara öğünlerde ise lifli ve kepekli besinler ve tam buğdaylı besinler sindirim sistemi için önerilmektedir. Havuç, elma gibi meyve ve sebzeler rahatlıkla tüketilebilir, doğal meyve suları da başka bir alternatif olabilir. Yine bu ara öğünler için süt, süt ürünleri ve sütlü tatlılar da rahatlıkla tüketilebilir. Sıvı gıdaları ve özellikle suyu gebelik öncesine nazaran en azından günde 2,5-3 litre olmak üzere daha fazla tüketmek gereklidir" diyerek sözlerine son verdi.
(İHA)

Devamını Oku
Çalışan anne adaylarına ‘beslenme’ uyarısı

Manisa Şehir Hastanesinde vardiya polikliniği hizmete giriyor

Manisa Şehir Hastanesinde mart ayı itibariyle belirlenen branşlarda vardiya polikliniği hizmeti başlayacak. Uygulamayla hem gün içerisindeki polikliniklerdeki yoğunluğun giderilmesi hem de akşamları acil servislerdeki iş yükünün azaltılarak vatandaşa alternatif hizmet sunulması amaçlanıyor.
Manisa Şehir Hastanesi mart ayında yeni bir uygulamaya geçerek hastanede vardiya polikliniği hizmetine başlayacak. Öncelikli olarak ortopedi, kardiyoloji, genel cerrahi, iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı ve hastalıkları, nöroloji, beyin cerrahi, çocuk cerrahi, göz hastalıkları ve KBB polikliniklerinde hasta kabulüne başlanacağı öğrenildi.
Manisa Şehir Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Serkan Saka, “Hasta ve hasta yakınlarının memnuniyetini sağlamak amacıyla gün içerisinde hastaneye gelemeyen vatandaşlara vardiya polikliniği hizmeti çalışmamızda son noktaya geldik. Mart ayı itibariyle gün içerisinde hastaneye gelemeyen vatandaşlar için bir kolaylık sağlayarak belirlenen branşlarda hafta içi 17.00-21.00 saatleri arasında poliklinik hizmeti vermeye başlayacağız. Uygulamaya başlayacağımız bu hizmetimizle hem gün içerisindeki polikliniklerdeki yoğunluk giderilecek hem de akşamları acil servislerdeki iş yükü azalacak ve birikimlerin önüne geçilerek vatandaşa alternatif hizmet sunacağız. Öncelikle ortopedi, kardiyoloji, genel cerrahi, iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı ve hastalıkları, nöroloji, beyin cerrahi, çocuk cerrahi, göz hastalıkları ve KBB polikliniklerimizde hasta kabulü yapacağız" dedi.
Başhekim Saka, Manisa Şehir Hastanesi olarak vatandaşların sağlık hizmetlerini kolay ulaşılabilir, daha nitelikli ve kesintisiz alabilmelerini sağlamak için çalışmalarının süreceğini de sözlerine ekledi.
(İHA)

Devamını Oku
Manisa Şehir Hastanesinde vardiya polikliniği hizmete giriyor
Manisa Şehir Hastanesinde vardiya polikliniği hizmete giriyor
Manisa Şehir Hastanesinde vardiya polikliniği hizmete giriyor
Manisa Şehir Hastanesinde vardiya polikliniği hizmete giriyor

Mücahit Öğretmenin kök hücre tedavisine başlandı

Aydın’ın Nazilli ilçesinde, yaklaşık 6 ay önce geçirdiği kalp krizinin ardından beynindeki hipoksi nedeniyle yatağa bağımlı halde tedavisi sürdürülen Beden Eğitimi Öğretmeni ve Nazilli Belediyespor Basketbol Kulübü Baş Antrenörü Mücahit Doğan için umutlar yeniden yeşerdi.
Aydın Valiliğinin desteğiyle başlatılan yardım kampanyası ile tedavi için gerekli olan 200 bin TL’nin toplanmasının ardından nazilli Devlet hastanesi palyatif Servisinde tedavisi sürmekte olan Mücahit Öğretmen kök hücre tedavisinin yapılacağı İstanbul’daki özel bir hastaneye nakledildi. Dün akşam ambulansla İstanbul’a yol çıkan Mücahit Doğan, İstanbul gazi Osmanpaşa Hastanesinde ilk tetkiklerinin yapılmasının ardından özel bir hastane tarafından kök hücre tedavisine başlanması bekleniyor. İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Şimşek, Türk-Eğitim-Sen Nazilli Şube Temsilcisi Olgun Ergün ve Doğan’ın yakınları tarafından ambulansla İstanbul gazi Osman Paşa Hastanesine uğurlanan Öğretmen Mücahit Doğan’ın sağlığına kavuşabilmesi için tüm Nazilli halkı dua ediyor.

Nazilli Belediyesi ve Türk-Eğitim-Sen Mücahit Hoca için seferber oldu
Nazilli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde Beden Eğitimi Öğretmeni olan ve aynı zamanda da Nazilli Belediyespor Basketbol Takımı’nda baş antrenörlük görevi yapan ve 2019 Mayıs ayında kalp krizi geçirmesi sonrası yoğun bakıma kaldırılan öğretmen Mücahit Doğan’ın 200 bin TL tutarındaki tedavisine destek amacıyla Nazilli Belediyesi kampanya başlattı. 6 ay verdiği yaşam mücadelesi sonrasında beynindeki hipoksi dolayısıyla yatağa bağımlı olarak Nazilli Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Merkezinde tedaviye alınan Mücahit Doğan’ın tedavisinde umut olan kök hücre tedavisi için de İstanbul’da bir özel hastanede 200 Bin TL olarak belirlenen masrafları için Türk Eğitim-Sen Aydın Şubesi’nin girişimiyle Aydın Valiliği oluruyla yardım kampanyası başlatıldı. Kampanyaya Doğan’ın meslektaşlarının yanı sıra kamu kurum ve kuruluşları destek verdi.
(İHA)

Devamını Oku
Mücahit Öğretmenin kök hücre tedavisine başlandı
Mücahit Öğretmenin kök hücre tedavisine başlandı
Mücahit Öğretmenin kök hücre tedavisine başlandı
Mücahit Öğretmenin kök hücre tedavisine başlandı

Dr. Özkaynak: “TMU seanslarıyla odaklanma sorunu bitiyor"

Nöroloji Uzmanı Dr. Özgür Özkaynak Hacıoğlu, nöroloji ve psikiyatri tedavilerinde bağımlılık yapan ilaç kullanımına son verecek Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU) yönteminin giderek yaygınlaştığını ve kabul gördüğünü söyledi.
Transkraniyal Manyetik Uyarım yöntemiyle hastalara şifa dağıtan Özgür Özkaynak Hacıoğlu, TMU tedavisinin yurt dışında uzun süredir kullanıldığını belirterek, “TMU, yurt dışında önceleri deneysel amaçla kullanılmıştır. Hastaların yarar görmesi üzerine tedavi yöntemi olarak literatüre girmiştir. Türkiye TMU’yu geç fark etti ama gelinen nokta yeterli olmasa da memnuniyet verici diyebilirim. İlk olarak İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük illerimizde gördüğümüz TMU’yu biz Adana’da tüm bölgeye hitap edecek şekilde uyguluyoruz” şeklinde konuştu.
Hacıoğlu, bağımlılık yaptığı ve giderek dozu artırma ihtiyacı duyulduğu gerekçesiyle antidepresan ilaçların toplumda endişeyle karşılandığını belirtti. Bunalım ve ruhsal çöküntü yaşayan hastaların bu yüzden antidepresan ilaçlardan kaçındığını ifade eden Özgür Özkaynak Hacıoğlu, “Biz bu tür hastalarımızı TMU tedavisine alıyoruz ve depresyondan kurtulmalarını sağlıyoruz” dedi.
Son çeyrek asırda beyinde hücresel elektrik akımını ölçmeye ve değiştirmeye yarayan bazı tıbbi cihazların geliştirildiğini kaydeden Hacıoğlu, “Bu cihazlardan biri de Transkraniyal Manyetik Uyarım dediğimiz sistemdir. TMU’nun uygulamasında beyine direkt elektrik verilmiyor ancak manyetik alan oluşturularak beyinin doğal elektriği aktive ediliyor” diye konuştu.

“Hücresel nöronlara doğru çalışmalarını öğretiyoruz”
Dr. Özgür Özkaynak Hacıoğlu şöyle devam etti:
“Beyinde hücreler hiçbir zaman çoğalmaz. Oksijen düşüklüğüne en duyarlı yapılardan biri beyindir. Beyinde damar tıkanırsa, kan ile taşınan oksijen durur ve beyin hücreleri ölmeye başlar, felçlik durumu ortaya çıkar. Oksijen alamayan beyin dokusunda üreme, çoğalma ve iyileşme olmaz. Beyinle ilgili plastisite denen bir kavram var. Plastisite, nörona kaybettiği işlevini kazandırmak, onu bir şekilde eğitmek demek. Klinikte kullanılan cihazımız, aslında MR cihazının bir başka türü de denebilir.
Hastanın başı üzerinde uygulanan cihaz ile beyindeki manyetik alan etkileşimiyle kendi elimizle beyinin çeşitli bölgelerinde etkinliği bozulmuş elektrik akımını harekete geçirerek hücresel nöronların aktivitesini düzenleyip onlara doğru çalışmayı öğretiyoruz.”
TMU tedavisinin daha çok nöroloji ve psikiyatriyi ilgilendiren hastalıkların tedavisinde kullanıldığını belirten Dr. Özgür Özkaynak Hacıoğlu, “Bu yöntemi depresyon, migren gibi şiddetli ağrılar, Parkinson hatalığı, felçli hastalar, bipolar bozukluğunda, psikotik atakları olanlarda, şizofrenide, yeme bozuklukları, işitsel halisülasyon, kulak çınlaması, ağrı tedavisi ve diğer duygu durum bozukluklarında kullanıyoruz. Bunların çoğu dirençli hastalıklardır. Örneğin depresyon sıkıntısı olan hastaların çoğu aslında antidepresan ilaçlar kullanmak istemiyor. Çünkü bağımlılık yapıyor ve zamanla dozu artırma gereksinimi doğuyor. Dahası birçok yan etkileri var. Bu tür hastalara rahatlıkla uyguladığımız TMU ile depresyonu yenebiliyoruz. Aynı şekilde migren atakları olan hastalarımız var. Ayda on tane olan migren atakları 2’ye, 3’e düşerken atakların etkisi de en aza iniyor. Parkinson hastaları, felç geçiren hastaları da bu cihazda teste tabi tutup alacağımız sonuçları önceden görebiliyoruz” dedi.

“Unutkanlığı en aza indiriyor, hafızayı güçlendiriyor”
TMU tedavisinin özellikle Parkinson hastalarında, hafızayı güçlendirmek isteyen sağlıklı insanlarda da uygulandığını belirten Hacıoğlu, “başta ABD’de olmak üzere küresel çapta büyük şirketlerin CEO’ları TMU tedavisini ayda bir iki kez rutin olarak alıyorlar. TMU seansları ile odaklanma sorunu bitiyor, konuya yoğunlaşma artıyor, yani güçlü bir hafıza inşa ediliyor” diye konuştu.
Nöroloji Uzmanı Dr. Özgür Özkaynak Hacıoğlu, TMU tedavisinin yan etkisi konusunda şunları söyledi:
“TMU, vücuda doğrudan müdahale etmez. Anesteziye hiç gerek yoktur. Spesifik nöron devrelerini üstün hedefleme gücü vardır. Sıfır yan etkisi söz konusudur. Çabuk başlangıçlı terapötik etki gösterir. Tedavi süreci hastanın durumuna göre değişir. 2 ile 4 haftalık tedavilerde sonuç almak mümkündür.”
(İHA)

Devamını Oku
Dr. Özkaynak: “TMU seanslarıyla odaklanma sorunu bitiyor"
Dr. Özkaynak: “TMU seanslarıyla odaklanma sorunu bitiyor"

Sağlıklı hayat merkezlerine ücretsiz ulaşım sağlanacak

Vali Mahmut Demirtaş, Yüreğir ilçesinde bulunan Akıncılar Sağlıklı Hayat Merkezi ve Güçlendirilmiş Akıncılar Göçmen Sağlığı Merkezine inceleme ziyaretinde bulundu.
Yüreğir Kaymakamı Oğuzhan Bingöl ile İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Özer’in de hazır bulunduğu inceleme ziyareti sırasında Vali Demirtaş’a sağlık merkezlerinde hayata geçirilmesi planlanan ‘‘Sağlıklı Hayata Ulaşım’’ konulu projenin detayları hakkında bilgi verildi.
Vali Demirtaş, sağlıklı hayat merkezlerinde sunulan koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri ile toplumun dezavantajlı kesimlerinin sağlıklı yaşam standartlarının yükseltilmesi amacıyla merkezlere ücretsiz ulaşımın sağlanmasını amaçlayan proje hakkında bilgi aldı. Vali Demirtaş, ‘‘Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimlerinin kolaylaştırılmasıyla birlikte merkezlerimizin sunduğu risk faktörleriyle mücadele, beslenme danışmanlığı, psiko-sosyal danışmanlık, kanser erken teşhis, tarama ve eğitim gibi birçok önemli konudaki hizmetlerden yararlananların sayısının arttırılması çok önemli bir çalışma’’ dedi.
İnceleme ziyareti, Vali Demirtaş’ın merkezde bulunan sağlık birimlerini gezmesi ve burada verilen hizmetler hakkında ilgililerden bilgiler almasının ardından son buldu.
(İHA)

Devamını Oku
Sağlıklı hayat merkezlerine ücretsiz ulaşım sağlanacak
Sağlıklı hayat merkezlerine ücretsiz ulaşım sağlanacak
Sağlıklı hayat merkezlerine ücretsiz ulaşım sağlanacak