Coronavirus (Covid-19)

  • 63,055,216Coronavirus Vaka Sayısı
  • 1,464,800Ölü Sayısı
  • 18,057,116Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 04:05

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar

Sağlık Haberleri

Kefirin faydaları nelerdir? Mutlaka tüketilmesi gereken besin deposu kefirin faydaları

Kefir, ekzopolisakkaritler, laktik asit bakterileri ve kefir tahılında bulunan mayalar kullanılarak keçi, inek veya hindistan cevizi sütünün simbiyotik fermantasyonu yoluyla oluşturulan karmaşık bir süt ürünüdür. Peki, kefirin faydaları nelerdir ve bu çok yararlı ve besleyici süt ürünü hangi sağlık sorunlarına iyi gelir? Kefir taneleri, kullanılan kültür yöntemine bağlı olarak tipik olarak 30 ila 50 bakteri ve maya suşu içerir. İşte, kefirin faydaları ve besin değeri…
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Kefirin faydaları nelerdir? Mutlaka tüketilmesi gereken besin deposu kefirin faydaları

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor! Pandemi ve mevsimle birlikte propolise talep arttı

Koronavirüs salgını dünyada etkisini göstermeye devam ediyor. Kış mevsimine sayılı günler kala koronavirüs, grip ve soğuk algınlıklarına karşı bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyen vatandaşlar, propolise talebi artırdı.
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor! Pandemi ve mevsimle birlikte propolise talep arttı

Tehdit çok yakına geldi! “Hızlıca aşılanmayı bekliyoruz”

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü SABAH'A çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Özlü, "Bazı illerde yoğun bakım servislerinin kapasitelerinin dolma aşamasına geldiğini bu şekilde vaka sayılarının artmaya devam etmesi durumunda ise sorun yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Hanelere ateş düştüğünü ifade eden Özlü,”Tehdit çok yakına geldi, hepimiz bunu çevremizde görüyoruz" diyerek vatandaşları tedbirlere uyma konusunda uyardı.
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Tehdit çok yakına geldi! “Hızlıca aşılanmayı bekliyoruz”

COVID-19 aşısı vaka sayılarını tersine çevirecek

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Usta, aşı karşıtlığının doğru bir yaklaşım olmadığını belirtti. Prof. Usta, “Vaka sayılarını tersine çevirmek için aşı şart, başka hiçbir şansımız yok” dedi.

Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Usta, yeni tip koronavirüs ile mücadele kapsamında aşı alanında tüm dünyada önemli çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

 

Toplumun aşı konusunda çok bilinçli olmadığını savunan Usta, aşının ne olduğu, nasıl üretildiği, ne işe yaradığının bilinmesi, toplumun da bilinçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

 

"Aşı sayesinde tüm dünya olarak ciddi bir travmadan döneceğiz"

 

Usta, aşıyla ilgili her çalışmanın kıymetli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

 

"Vaka sayılarını tersine çevirmek için aşı şart, başka hiçbir şansımız yok. Aşılar yapılmaya başladıkça kendimize gelmeye başlayacağız, normalimize döneceğiz. Yapılmaya başlandığında önce sağlık personelinin gücü yerine gelecektir. Kronik hastalıkları olan kişiler de aşılanacaktır. Aşı karşıtları ne kadar yanlış düşündüklerini çok daha net görecekler. Mart, nisan gibi aşının net etkilerini görmeye başlarız. Gerçekten bu çok büyük bir çağ atlamaktır. Tıp camiası olarak çok mutluyuz, gururluyuz. Aşı sayesinde tüm dünya olarak ciddi bir travmadan döneceğiz."

 

COVID-19 aşısı vaka sayılarını tersine çevirecek

 

"Aşıya karşı çıkmak doğru değil"

 

Usta, aşı karşıtlığının doğru bir yaklaşım olmadığını, bazılarının aşıyı basit bir şey sanarak karşıtlık gösterebildiğini söyledi.

 

İnsanların neye karşı olduğunu iyi bilmesi gerektiğini aktaran Usta, şöyle konuştu:

 

"Aşıya karşı çıkmak doğru bir yaklaşım değildir. Onun için aşı konusunda doğru bilgilenmemiz, yakınlarımızı bilgilendirmemiz gerekiyor. Bazıları aşıya kendisi karşı çıkıyor, yakınlarının da aşı olmasını engellemeye çalışıyor. Bu, sorunlara neden olur. Kendilerini çok önemsedikleri için 'O kadar önemliyim ki aşı olmam, vücudumdan bir şey öğrenmeye çalışıyorlar' gibi yaklaşımlarla aşı karşıtlığı çıkarmaya çalışıyorlar."

Devamını Oku
COVID-19 aşısı vaka sayılarını tersine çevirecek

Bilim Kurulu üyesinden son dakika uyarısı: Yan etkileri var mı? Hafif semptomu olanlar da ilaç kullanmalı mı?

Koronavirüs salgını ülkemizde ve dünyada etkisini göstermeye devam ediyor. Kovid-19 hastalığını evde hafif geçiren bazı vatandaşlar, tedavi için verilen ilaçları çeşitli gerekçelerle ya da kulaktan dolma bilgilerle ya yarıda bırakıyor ya da hiç kullanmıyor. Peki Kovid-19 ilaçlarının yan etkileri var mı? İlaçların kullanılmaması durumunda ileriki evrelerde vücutta hasar bırakır mı? Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz: “İlaçlar zatürreye dönüşü önleyebilmektedir.”diyerek sabah.com.tr’ye özel dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Bilim Kurulu üyesinden son dakika uyarısı: Yan etkileri var mı? Hafif semptomu olanlar da ilaç kullanmalı mı?

Boyun ağrısına ne iyi gelir? Boyun ağrısı neden olur ve nasıl geçer?

Boyun ağrısına en yaygın olarak boyundaki kaslara ve bağlara gerginlik veya burkulma gibi boyundaki mekanik stres neden olur. Peki, boyun ağrısına ne iyi gelir ve boyun ağrısı neden olur? Bu başlık altında, oldukça yaygın bir sağlık sorunu olan boyun ağrısı nedenleri ve boyun ağrısı nasıl geçer sorusunun yanıtı yer almaktadır.
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Boyun ağrısına ne iyi gelir? Boyun ağrısı neden olur ve nasıl geçer?

Bel ağrısına ne iyi gelir? Bel ağrısı neden olur ve nasıl geçer?

Bel veya sırt altı bölgesindeki işlevler, yapısal destek, hareket ve belirli vücut dokularının korunmasını içerir. Bel ağrısı, kemikli lomber omurgayı, omurlar arası diskleri omurganın etrafındaki bağları ve diskleri, omurilik ve sinirleri, bel kaslarını, pelvisin iç organlarını ve karın ve bel bölgesini kaplayan deriden kaynaklanabilir. Peki, bel ağrısına ne iyi gelir ve bel ağrısı neden olur? İşte, bel ağrısı nedenleri ve bel ağrısı için egzersizler….
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Bel ağrısına ne iyi gelir? Bel ağrısı neden olur ve nasıl geçer?

Dikkat eksikliği çocuğunuzun geleceğini etkiler

'SEVDİĞİ ŞEYLERE KARŞI AŞIRI DİKKATLİYSE DİKKAT EKSİLİĞİ OLABİLİR'

Çocuk, sevdiği şeylere karşı aşırı dikkatliyse çocukta dikkat eksikliğin olabileceğini belirten Dr. Leyla Ezgi Tüğen, ''Dikkat eksikliği olan çocuklarda görülen en sık belirtiler; okulda ve evde derse odaklanamama ve çok fazla dikkat hataları yapma, görev sırasında çok çabuk sıkılma, ödev yapmayı sevmeme, sık sık eşya kaybetme, gün içerisinde yapacaklarını unutma, kendisiyle konuşurken dinlemiyormuş gibi görünmedir. Bir diğer önemli nokta da çocuğun zamanlama becerisidir. Yani çocuğun verilen görevi belirli bir süre içerisinde yerine getirebilmesidir.

Zamanlama becerisi ile ilgili sıkıntı yaşayan çocuklarda ise sıklıkla ödev ya da projeleri yetiştirememe, sabah okula giderken hazırlanma sürecinin yavaş olması, genel olarak bir yavaşlık hali görülmektedir. Dikkat eksikliği olan çocuklarda sevdikleri alanlara yönelik aşırı dikkat ( hiperfokus) durumu gözlenebilir. Örneğin; saatlerce ekranda oyun oynayabilme vb. Dikkat eksikliği olan çocukların büyük bir kısmında hiperaktivite ve dürtüsellik dediğimiz belirtiler de bulunmaktadır. Hiperkaktivite kişinin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik halidir. Hiperaktif çocuklar, kıpır kıpır olma, eli-ayağı sürekli oynama, oda içinde zıplama-atlama-gezinme, sınıfta gezinme, çok konuşma gibi belirtiler gösterir. Dürtüsellik ise genel olarak bireyin davranışlarını kontrol edememesi olarak tanımlanır. Acelecilik, sabırsızlık, sırasını bekleyememe, söz kesme, düşünüp tartmadan konuşma gibi davranışlar dürtüsellik belirtileridir’’ şeklinde konuştu.

'AİLELER NE YAPMALI'

Ailelerin ne yapacakları konusunda açıklama yapan Dr. Tüğen,''Aileler çocuklarında bu belirtileri kendileri fark ederse ya da öğretmenleri tarafından bunlardan bahsedilirse ilk olarak bir Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanına başvurmalıdırlar. Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı aileden bilgi alır, çocukla görüşme yapar. Tanıya yardımcı olması, birçok kişi ve ortam ile ilgili bilgi sahibi olması, belirtilerin şiddetini saptayabilmesi ve tedavi takibinde kullanabilmek amacıyla öğretmen, aile bildirim formları ve bazı bilişsel-psikolojik testleri kullanır.

Tanı ve tedavinin gecikmesi çocuğun aile ve sosyal ilişkilerinin bozulmasına, akademik başarının düşmesine, benlik saygısının azalmasına ve zaman içerisinde birçok ek ruhsal durumun eklenmesine neden olabilmektedir. Tedavide durumun şiddetine, çocuğun ihtiyacına göre ilaç tedavileri, çocukla-aileyle ve okulla yürütülen davranışsal müdahaleler uygulanmaktadır'' şeklinde konuştu.

Devamını Oku
Dikkat eksikliği çocuğunuzun geleceğini etkiler

Koronavirüs sürecinde ağız ve diş bakımına dikkat!

Pandemi sebebiyle sosyal izolasyonun şart olduğu bugünlerde diş sağlığının korunmasına yönelik önemli bilgiler veren Yılmaz, sistemik sağlıklı bireylerin doğru önlemlerin alındığı diş tedavi merkezlerine gitmesinde herhangi bir sakınca olmadığını ifade etti.

Pandemi sürecinde sosyal medya üzerinden birbirinden faydalı online içerikleri Küçükçekmecelilerle buluşturan Küçükçekmece Belediyesi, Periodontoloji Uzmanı Doç. Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yılmaz’ı konuk etti. Pandemi sürecinde ağız ve diş sağlığını online canlı yayında anlatan Yılmaz, bu süreçte diş tedavi merkezlerinin iyi havalandırılması gerektiğini söyleyerek, “Diş hekimleri mecbur olmadıkça peş peşe hasta almamalı. Hastalara mutlaka bir triyaj yapılmalı, ateşleri ölçülmeli ve tek tek odalarda tedavi edilmeli. İki hasta arasında 15-30 dakika ara verilip ortam iyi bir şekilde havalandırılmalıdır. Kronik hastalığı olmayanlar, güvenli bir şekilde doğru önlem almış kurumlara gidip tedavilerini yaptırabilirler. Kronik hastalar ise acil tablolar gelişirse geçici ve olabildiğince kısa süreli tedavilerini yaptırarak, diş tedavilerini pandemi sonrasına ertelemelidir” diye konuştu.

'DİŞ ETİ HASTALIKLARI OLAN BİREYLERİN COVİD-19 AĞIR GEÇİREBİLECEĞİNİ VARSAYIYORUZ'

Olası bir korona virüs durumunda hastada mevcut diş eti iltihabı varsa şiddetlenebileceğini ve diş eti hastalıkları olan bireylerin Covid-19’u daha ağır geçirebileceklerini varsaydıklarını ifade eden Doç. Dr. Mustafa Yılmaz, “Elbette bu kişileri sigara kullanımı, ileri yaş, kalp damar hastalıkları, diyabet gibi risk faktörleriyle birlikte değerlendiriyoruz. Günde iki kere dişlerimizi fırçalamamız gerektiğini unutmayalım. Unutuyorsak, en azından akşam muhakkak fırçalamalıyız. Çünkü akşamları günün ardından bakterilerin üremesi için ağzımızda uygun bir ortam oluşuyor. Yumuşak, ucu yuvarlatılmış bir diş fırçası tercih etmeliyiz” dedi.

Devamını Oku
Koronavirüs sürecinde ağız ve diş bakımına dikkat!

Çayı yemeklerden en az 45 dakika sonra tüketin..

Türkiye'de en fazla tüketilen içeceklerin başında gelen çayın, yemeklerden hemen sonra içilmemesi gerektiği belirtildi. Dicle Üniversitesinde görevli diyetisyen Fatih Aslan, Türkiye'de kişi başına ortalama 2 buçuk kilogram çay düştüğünü, bununda günlük 6 gramlık tüketime tekabül ettiğini belirtti. Diyetisyen Aslan, çayın farklı sağlık sorunlarına neden olduğu gibi bazı sağlık sorunlarına da iyi geldiğini ifade etti.

"Çayın yüksek ateşte kaynatılması zararlı bileşenlere yol açabilir"
Dünyada yüzde 70 oranında siyah çay tüketildiğini belirten diyetisyen Aslan, "Endonezya, Vietnam, Çin ve Türkiye'de çay üretiminin olduğu ülkelerdir. Türkiye'de ortalama kişi başı 2 buçuk kilogram çay düşüyor ve günlük 6 grama tekabül ediyor. Çay çok tüketilen bir içeceğimizdir. Yapraklarıyla, köküyle, gövdeleriyle her türlü milli içeceğimizde diyebiliriz. Aslında çayı nasıl tüketmemiz gerekiyor. Yapılan yanlışlarımız var. Türkiye'de çay çok kaynatılmadan, ya da çok yüksek ateşte kaynatılarak zararlı birleşenlere yol açıyor. Kaynamış bir suyla 10 dakika hafif kısık ateşte kaynayacak şekilde çayı demlememiz lazım ki içerisindeki tanender, kafein, antioksidan maddelerin yararını alalım. Yoksa içerisindeki o özütler suya geçmez ve demde pos olarak hepsi dışarı atılır. Bizim ondan faydalanmamız için en az 10 dakika kısık ateşte demlenmesi lazım ve çayın 15 dakika içerisinde tüketilmesi lazım. Bayatlamış bir çayın faydası bize olmaz, zararı olur. Teofilin, antioksidan gibi mineraller var. Mineraller dediğimiz diş çürüklerine, kemik yapısına katılarak bize yardımcı olurlar. Antioksidanlar yemek sindirildikten sonra vücudumuzda serbest radikaller oluşur. Bu serbest radikaller vücudumuza zarar verir. Nasıl zarar verir, hücrelerle, moleküllerle etkileşime girerek onlar tümür dediğimiz zararlı dokular kanser hücrelerini oluşturur aslında. Bu çayda bulunan antioksidan maddeler flavoninler özellikle bunlar serbest maddeler dediğimiz o tümür hücrelerini yok ederler ve kanserin gelişmesini engellerler" dedi.

"Çay, kilo kontrolünü sağlar"
Yetişkin bir insanın günlük alması gereken kafeinin miktarının 300 miligram olduğunu kaydeden diyetisyen Aslan, "Her bir fincanda 40 miligram kafein içermektedir. Bunları yaklaşık olarak 5, 6 bardakta tüketebiliyoruz. Fazlası bize zarar veriyor. Kalp hastalarının az tüketmesi gerekiyor, yemeklerle beraber tükettiğimiz zaman bu antioksidan maddeleri almıyoruz ve yemekte bulunan proteinleri, karbonhidratları, yağların emilmesini de engelleyebiliyor. Özellikle vitamin, mineral eksikliği olanlarda, kalsiyum, demir eksikliği olanlarda bu emilimleri azaltıyor. Hamile kadınlar, özellikle adet kanaması geçiren bayan arkadaşlarımız bunlardan uzak durması gerek. Günlük miktarını aşmaması gerekiyor. Özellikle yemekten yarım saat, 45 dakika sonra tüketilmesini istiyoruz. C vitaminiyle beraber tüketildiği zaman, özellikle limon sıkılarak tüketildiği zaman demir emilimini de artırıyor. Çayın şu özelliği de var. Kafein almamız gereken bir madde. Metabolizmayı hızlandırır. Aslında yağ yakımını sağlar. Aldığımız enerjiyi yakmamıza neden olur. Kafein almadığımız zaman, siyah çay tüketimi az olan kişilerde bu biraz daha düşüktür ve kilo artışına neden olabiliyor. Ama sürekli düzenli çay içen biri, günde 5,6 bardak siyah çay tüketen biri çok koyu olmayacak bir şekilde, kilo kontrolünü sağlar" şeklinde konuştu.
Çayın kültürlerinin önemli bir parçası olduğunu kaydeden vatandaşlardan Ahmed Serhad Ataoğlu, "Çaya karşı aşırı derecede bağımlıyız. Yemeklerde ve kahvaltıda çokça çay tüketiyoruz. Toplum olarak yemeklerden hemen sonra çayı tüketiyoruz. Yemeği sindirmeden, özellikle çayın yemeği sindirici bir özelliği olduğu söyleniyor. Biz toplum olarak çayı, kahveyi ve kafein içeren diğer içecekleri çok fazla tüketiyoruz. Aslında bilinçsiz bir tüketiciyiz" diye konuştu.

Devamını Oku
Çayı yemeklerden en az 45 dakika sonra tüketin..