Popüler Kullanıcılar

Sağlık Haberleri

Dereli, "Ev yapımı konservelere dikkat"

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Zonguldak İl Temsilcisi Tuğrul Dereli gıda ve gıdadan kaynaklanan olumsuzluklar nedeniyle açıklama yaptı.
Dereli, "Son olarak Çaycuma Kayıkçılar Köyünde ev yapımı konserveden zehirlendikleri şüphesi ile iki vatandaşımızın yoğun bakımda tedavileri sürüyor. Hayati tehlikeyi atlatabilirlerse ayağa kalkmalarının 6 ay ya da 1 yıl süreceği belirtiliyor. Çoğunlukla evde hazırlanmış ve uygun şekilde sterilize edilmemiş konservelerden kaynaklanan botulizm veya botulismus, Clostridium botulinum bakterisinin özellikle konserve gıdalarda ürettiği toksinden kaynaklanan bir zehirlenme türüdür. C. botilinum bakterisi, toprak altında oksijensiz ortamda yaşar ve ısıya dayanıklı formlar dediğimiz spor üretir. Bu spor formların tamamen yok edilmesi için gıdaların en az 120 C 15 dk. sıcaklıkta kaynatılması gerekmektedir. Bu sıcaklığa ise ancak düdüklü tencere ile veya konserve işletmelerindeki otoklavlar ile ulaşılabilmektedir. Botilusmus hastalığı toksienfeksiyöz bir hastalıktır. Yani hem bakterinin kendisi hem de toksini hastalığa neden olabilmektedir. Solunum kaslarının felcine yol açarak ölüme sebebiyet verebilir. Zehirlenmenin en tipik belirtisi çift görme ve giderek yaygınlaşan felçlerdir. Botulizm hastalığı tedavi edilebilir ancak iyi sonuç almak hem alınan toksinin miktarına ve hem de erken müdahale edilmesine bağlı olup; buna rağmen iyileşme aylar sürebilir ve kalıcı sinir sistemi hasarları oluşabilir. Konuya gıda bilimi açısından yaklaşacak olursak; bu kadar tehlikeli sonuçlar doğurabilen bir bakterinin tespiti ve yok edilmesinin zorluğu karşısında ev koşullarında sebze konservesi yapmak daima risk taşımaktadır. Bununla beraber evlerinde konserve yapmak isteyen vatandaşlarımıza şu hususları hatırlatmakta fayda var; Öncelikle konserve hazırlamadan önce çapraz bulaşmayı engellemek için kullanılacak olan bıçak, tencere, doğrama tahtası gibi alet ve ekipmanların temizliği ile kişisel temizliğinin sağlanması son derece önemlidir. Özellikle elinde yara olan kimsenin konserve hazırlama işi ile uğraşmaması gerekir. Konservenin minimum 120 C`de 10-15 dakika kaynatılması gerektiğinden sıcaklık kontrolü için termometre kullanılmalı, kaynatma süresine mutlaka uyulmalıdır. Ancak ev koşullarında ve açık kazanlarda bunu sağlamak mümkün olmayacağı ve bunun ancak kapalı sistemde düdüklü tencere veya konserve işletmelerindeki otoklavlar ile mümkün olabileceği unutulmamalıdır. Kullanılacak olan kavanozların özellikle kapakları daha önce kullanılmamış, şekli bozulmamış ve contasını yıpranmamış olmalı, ürün kavanozlara sıcakken doldurulmalı ve konserveler sıcak doldurulduktan sonra ters çevrilmelidir. Konserveler mümkün olduğunca hızlı bir şekilde soğutulmalı, soğuduktan sonra serin ve güneş görmeyen ortamda muhafaza edilmelidir. Konserve, tüketilmeden önce kontrol edilmeli, kapağında şişme, sızıntı varsa ayrıca ürün içerisinde hava kabarcıkları oluşmuşsa, kapağı açıldığında normal olmayan kötü bir koku hissedilirse kesin olarak tüketilmemelidir. Ayrıca vatandaşlarımızın sağlığımızı bu denli etkileyebilen gıdalar ile ilgili olarak bilimsel verilere göre doğru bilgilendirilmesi ve doğal, organik gıda gibi terimleri kullanarak konusunda uzman olmayan kişilerin verdikleri bilgilere rağbet etmemelerini umar, yoğun bakımda tedavi gören vatandaşlarımıza acil şifalar dileriz" dedi.
(İHA)

Devamını Oku
Dereli, "Ev yapımı konservelere dikkat"

Safra kesesinden 3 bin 765 taş çıkarıldı

Çorum’da ameliyat edilen bir hastanın safra kesesinden 3 bin 765 adet taş çıkarıldı.
Karın ağrısı ve mide bulantısı şikayetiyle özel bir hastaneye başvuran 60 yaşındaki Hanım Yaşar’ın yapılan tetkiklerinde, safra kesesinde taş olduğu tespit edildi. Genel cerrahi uzmanı Opr. Dr. Aziz Cengiz tarafından ameliyata alınan Yaşar’ın safra kesesinden 3 bin 765 taş çıkarıldı.
Ameliyatla ilgili açıklama yapan Opr. Dr. Aziz Cengiz, hastanın başarılı bir ameliyatla sağlığına kavuştuğunu belirterek, “Ameliyat sonrasında hastamızın safra kesesinden çıkan taş sayısı biri biraz şaşırttı. Taşların sayımı için 4 arkadaşımızı görevlendirdik. Yaklaşık bir saat sürdü sayım. 3 bin 765 adet taş sayıldı” dedi.
Cengiz, hastanın genel durumunun iyi olduğunu ve taburcu olacağını açıkladı.
Safra kesesi taşları bayanlarda özellikle sık olduğunu dile getiren Cengiz, “Son dönemlerde genç yaştaki erkeklerde safra kesesi taşı artmakta. Bunda da özellikle beslenme alışkanlığının değişimi ve hareketsiz yaşam etkili oluyor” dedi.
(İHA)

Devamını Oku
Safra kesesinden 3 bin 765 taş çıkarıldı
Safra kesesinden 3 bin 765 taş çıkarıldı
Safra kesesinden 3 bin 765 taş çıkarıldı
Safra kesesinden 3 bin 765 taş çıkarıldı
Safra kesesinden 3 bin 765 taş çıkarıldı

Felçli kadın ozon tedavisi ile yürümeye başladı

Niğde’de beyin damarının tıkanması sonucu felç olan hasta, ozon tedavisi ile tekrar yürümeye başladı.
8 ay önce felç olan 78 yaşındaki Keziban İlman, Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Merkezi’ne başvurdu. 3 aylık bir ozon tedavisi uygulamasının ardından hasta sağlığına kavuşarak yürümeye başladı.
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Merkezi Uzm. Dr. Metehan Duran yaptığı açıklamada, “Hastamız 78 yaşında. Daha önce 2 defa felç geçirmişti. Üzerine 3’üncü defa felç geçirdi. Beynin büyük bir kısmını besleyen damar tıkandığı için yatağa bağımlıydı hastamız. İkinci felcinden sonra bir süre yatağa bağlı kaldı hasta. Merkezimizde ozon, sülük ve hacamat tedavisi uygulamaktayız. Ozon tedavisinin felçli hastaya iyi geldiğini hasta yakınlarımızla paylaştık. Ozon tedavisi önerdik. İlk ozon tedavisinden sonra hastada belirgin iyileşme oldu. 3 aylık tedaviye rağmen herhangi bir gelişme olmayan hasta sonrasında ayağa kalkar hale geldi. 2 seans ozon tedavisinin ardından hastamız oturabilir ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek, ayakta yürüyebilir hale geldi” dedi.
Hasta Keziban İlman’nın kızı Rukiye Uyar ise, annesinin 8 ay önce felç geçirdiğini belirterek, “8 ay önce felç geçirdi. Annem felç geçirdiğinde tamamen bitkisel bir hayattaydı. 4 ay fizik hastanesinde tedavi gördük. Sonra ozon tedavisine başvurduk. Tedaviye başladık. Annem artık yürüyemiyordu. Tedavi sonrası tekrar yürümeye başladı” şeklinde konuştu.
(İHA)

Devamını Oku
Felçli kadın ozon tedavisi ile yürümeye başladı
Felçli kadın ozon tedavisi ile yürümeye başladı
Felçli kadın ozon tedavisi ile yürümeye başladı

Manisa Şehir Hastanesi ’Sağlık Turizmi Belgesi’ni aldı

Manisa Şehir Hastanesi, sağlık turizmi konusunda yapılan çalışmalar sonucunda Sağlık Bakanlığından ’Sağlık Turizmi Yetki Belgesi’ aldı.
Sağlık Bakanlığının ’Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı’ yönetmeliği gereği, uluslararası sağlık hizmetlerinde faaliyet gösterecek hastaneler için 1 yıl içinde yetki belgesini alma mecburiyeti getirildi. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığının ve İl Sağlık Müdürlüğünün teşvik ve destekleriyle altyapısını güçlendirip başvurusunu yaptı. Bakanlık tarafından yapılan inceleme ve teftişler sonucu ülke çapında başvurusu kabul edilen hastaneler arasında bu belgeyi almaya hak kazandı. Manisa Şehir Hastanesi olarak yurt dışından ve diğer illerden gelen hastaları kabul etmeye hazır olduklarını ifade eden Manisa Şehir Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Serkan Saka, “Hastanemizde sunulan kaliteli hizmetler ile Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edeceğiz. Sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında, alanında üst düzey bilgi ve tecrübeye sahip hekimlerimiz son teknolojik imkanlar ile donatılmış 558 yatak kapasiteli hastanemizde üstün hizmet kalite politikamızla uluslararası hastalarımızı kabul etmeye hazırız. Sağlık Turizmi ve ’Turistin Sağlığı’ alanında yetki belgesi alan hastaneler arasında olmaktan ve hastanemizde uluslararası düzeyde sağlık hizmeti sunmaktan gururluyuz. Manisa Şehir Hastanesinin bu yetki belgesini almasında emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi iletirim” dedi.
(İHA)

Devamını Oku
Manisa Şehir Hastanesi ’Sağlık Turizmi Belgesi’ni aldı

Özel İmperial Hastanesinden "satılıyor" iddialarına ilişkin açıklama

Özel İmperial Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Çelebi, hastanenin satılacağı iddialarına ilişkin açıklama yaptı.
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Çelebi, Başhekim Opr. Dr. Ömer Fatih Çelik ve İşletme Müdürü Hakan Sağlam’ın katıldığı toplantıda İmperial Hastanesinin satılacağı iddialarını yanıtladı. Trabzon basınının yoğun ilgi gösterdiği toplantıda Çelebi, hastane satılıyor iddiasının şehir efsanesi haline geldiğini açıkladı. Çelebi, “12-13 senelik bir serüven. Dönem dönem sizinle paylaşmamız gereken bir çok konular oluyor. İnsana sağlık hizmetinde yardımcı olmak. Bu hizmetleri verirken hep birlikte hareket etmek tüm gayemiz ve amacımız. Son dönemde şehir efsanesine döndü hastane satılıyor mu? Bu konuyu defalarca anlatmamıza rağmen farklı birileri kaşıyıp buradan bir şey çıkarmak istiyor. Bunun yorumunu size bırakıyorum. Bizim asıl görevimiz Trabzon’a ve bölge halkına hizmet etmek. 2007’de 6 bin 500 metre kare alanla başlayıp, 2019’da 140 yataklı, günde bin 200 hastaya poliklinik hizmeti verir hale geldik. Sadece Trabzon’a değil bütün bölgeye hizmet veriyoruz” dedi.
İmperial Hastanesinin Trabzon’da ikinci şubesini açmayı planladığını ve bunun görüşmelerinin yapıldığını ifade eden Çelebi, “Çok şükür bütün ekonomik sıkıntılara rağmen, 2 tane açılan özel hastanenin zincir hastanelere satıldığı dönemde dahi çizdiği doğru yoldan taviz vermeden hizmetini insan odaklı, devamı noktasında ekonomisini de çok iyi yöneterek bugünlere geldik. Geldiğimiz nokta itibariyle İmperial Hastanesi bu şehirde 2. şubeyi açması düşünülmekte. Bunun hesapları ve görüşmeleri yapılmaktadır. Yani İmperial 1 değil, 2 konuşacağız. Biz 2’yi konuşurken birilerinin hastane satılıyor demesi garip. Ekonomisi güçlü, kadrosu güçlü, her alanda kendini hissettiren şehrin her alanında olan bu şehrin bütün kılcal damarları ile ilişkisi olan İmperial Hastanesi, resmi ağızlardan açıklanmayan hiçbir şeyin kurumları yıpratmasına müsaade etmemeliyiz. İmperial Hastanesinin varlığı eldeyken kıymetli. Bunu eldeyken bilmek lazım” diye konuştu.

"Otopark ile ilgili sorunumuzu bir türlü çözemedik"
Hastanenin yaşadığı otopark sorununa da açıklık getiren Çelebi, “Otopark ile ilgili sorunumuzu bir türlü çözemedik. Çözümsüzlük içinde devam ediyor. Orayla ilgili projelerimiz ekonomik, yapımız hazır olmasına rağmen bürokratik engelleri aşamadık. En son Valimiz Yücel Yavuz döneminde seçimlerin hemen arifesinde bize müjde vermişti, ’Otopark işi halledildi, sayın bakan imza atacak diye’ bizde kendisine teşekkür etmiştik. Sonrasında seçimler ve arifesinde değişen bakanlıklar, yapı yine rafa kaldırılan proje. Biz bekliyoruz. Onu özellikle söylemek istiyorum. Kamu yararına hizmet veren kurumun hiç kimseden özel talebimiz yok. Para yardımı edin, ekonomik yardım edin, şurayı şöyle bir amaçla rant sağlayın diye talebimiz yok. Bizim tek derdimiz önümüzdeki engellerin kaldırılması. Cumhurbaşkanının bir sözü var; bütün okulların otoparka dönüştürülmesi için çalışma başlatılmıştı. Biz uzun süredir devam eden projemizi ona dayanarak bakanlığın önüne gönderdik maalesef orada da sonuç alamadık. Bu şehrimizin kanayan yarası. Kime gitmemiz lazım. Bakanlarımıza gittik. Valimize gittik. Gidilmesi gereken her yere gittik. Onun için yerel diyoruz biz bütünüz diyoruz. Bir birimizi sahiplenmemiz gerekiyor. Lütfen bize yardımcı olun. Yolda ki kargaşayı hep beraber ortadan kaldıralım. Yeni valimizi ziyarete gittiğimizde konuyla ilgili kendisine bilgileri iletti. Valimiz durumdan haberdar bilgisi var” şeklinde konuştu.
İşletme Müdürü Hakan Sağlam ise, “Biz şunu çok isterdik. Şehirde 4 tane özel hastane olsun. Yerel işletme olsun. Kol kola girelim. Arabistan’daki turizm fuarına gidelim. Orada şehrimizi tanıtalım. Hastaları buraya getirelim, Aynısını bir şekilde Tiflis’te yapalım. Gönül bunu isterdi. Trabzon ölçeğinde böyle yerel işletmelerin ayakta kalması için hepimize görevler düşüyor” ifadelerini kullandı.
(İHA)

Devamını Oku
Özel İmperial Hastanesinden "satılıyor" iddialarına ilişkin açıklama
Özel İmperial Hastanesinden "satılıyor" iddialarına ilişkin açıklama

Öztürk: "122’ye gelen çağrıların yüzde 50’si asılsız"

Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Acil Çağrı Merkezi’ne gelen çağrı sayısının aylık ortalama 95 bin civarında olduğunu ve bu çağrıların yaklaşık yüzde 50’sinin gereksiz, asılsız ihbarlardan oluştuğunu kaydetti. Öztürk ayrıca 2019’un ilk 10 ayında 59 bin 356 hastaya 112 vasıtası ile müdahale edildiğini de ifade etti.
Öztürk, 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Acil Sağlık Hizmetleri’nin yurt genelinde en uç noktalara kadar yayılan, kesintisiz olarak hizmet veren büyük bir sistem olduğunu vurguladı. Öztürk, “Vakalarda iklim, coğrafi ve trafik gibi koşullar göz önüne alınarak, en uygun ambulansın vakaya yönlendirilerek 112 Acil sağlık hizmeti kentsel ve kırsal alanda yüzde 100 erişim ile sunulmaktadır. İlimizde Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü’ne gelen çağrı sayısının aylık ortalama 95 bin civarında olduğunu ve bu çağrıların yaklaşık yüzde 50’sinin gereksiz ve asılsız ihbarlardan oluştuğunu anlatan Öztürk; “ Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü’ne gelen çağrıların 22 bini İl Ambulans Servisi Başhekimliği’ne bağlı sağlık birimine aktarılmaktadır. Sağlık birimi bu çağrıları değerlendirerek hayati tehlikesi bulunan vatandaşlara hizmet vermek üzere 112 Acil Ambulans görevlendirmesi yapmaktadır. Denizli 112 Acil sağlık hizmetleri hastaya ulaşımı ve hasta naklini en hızlı şekilde sağlamak üzere kara ve hava ambulansları ile 2018 yılında 70 bin 125 hastaya, 2019 yılı 10 aylık dönemde 59 bin 356 hastaya müdahale ve nakil hizmeti sunulmuştur. İlimizde bulunan 33 Acil Sağlık İstasyonunda 111 ambulans ve 450’den fazla yetişmiş sağlık çalışanıyla merkezde vakaya ulaşma süresi 4,5 dakika, kırsal bölgelerde ise 13,5 dakika olarak gerçekleşmektedir ” dedi.
(İHA)

Devamını Oku
Öztürk: "122’ye gelen çağrıların yüzde 50’si asılsız"
Öztürk: "122’ye gelen çağrıların yüzde 50’si asılsız"

Tunceli’de Acil Sağlık Hizmetleri Haftası etkinlikleri

Tunceli’de Acil Sağlık Hizmetleri Haftası etkinlikleri kapsamında öğrencilere sağlık hizmetleri ve ambulansların tanıtımı yapıldı.
1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında İl Sağlık ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde ilkokullarda “Yaşama Yol Ver” etkinliğinin yanı sıra sağlık hizmetleri ve ambulansların tanıtımı etkinlikleri yapıldı. Etkinlikler kapsamında öğrenciler arasında resim yarışması ile 112 Acil Komuta Merkezi personeli arasında fotoğraf yarışması düzenlendi.
İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında ülke geneline çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Etkinliklerle 112 acil sağlık sisteminin önemini vurgulamak, çalışan personelin moral ve motivasyonunu artırmak, acil çağrı hattının gereksiz aranmasının önlenmesi ve trafikte ambulansın geçiş önceliğine özen gösterilmesi konularında farkındalık oluşturulması hedeflenmektedir. 1994 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan 112 Acil Yardım ve Kurtarma Hizmetleri Projesi ile bugünkü yapının temeli atılmıştır, günümüzde ise 3 bine yakın 112 istasyonu, 5 bini aşkın ambulans ve 34 bini aşkın personel ile vatandaşa kesintisiz hizmet sunulmaktadır. İlimizde ise 13 istasyon, 40 ambulans, 16 doktor, 67 paramedik, 51 ATT, 34 sürücü ve toplamda 190 personel ile 7/24 acil sağlık hizmeti verilmektedir” denildi.
(İHA)

Devamını Oku
Tunceli’de Acil Sağlık Hizmetleri Haftası etkinlikleri
Tunceli’de Acil Sağlık Hizmetleri Haftası etkinlikleri
Tunceli’de Acil Sağlık Hizmetleri Haftası etkinlikleri
Tunceli’de Acil Sağlık Hizmetleri Haftası etkinlikleri

Yemek borusu kapandığı için beslenemeyen Nijeryalı hasta Türkiye’de sağlığına kavuştu

Yemek borusu kapandığı için yıllardır beslenemeyen Nijeryalı hasta, Türkiye’de sağlığına kavuştu. 44 kilo geldiği hastanede yemek borusunda mıknatıslarla açılan kanal sayesinde yemek yiyebilen hasta 64 kiloya yükseldi.
Nijerya’da yaşayan 26 yaşındaki İsmael Boubacar Sanda, yaklaşık 5 yıl önce yutma güçlüğü şikayetiyle bir hastaneye başvurdu. Nijerya’daki doktorların ameliyat olmasını önerdiği genç, belirli aralıklarla üç kez ameliyat oldu. Ameliyatlar sonrası talihsiz hastanın yemek borusu tamamen kapandı. Tükürüğünü bile yutamaz hale gelerek 44 kiloya düşen genç, çareyi Türkiye’ye gelmekte buldu. Yaklaşık 2 ay önce Ankara Şehir Hastanesine gelen Nijeryalı hastaya ameliyatın risklerini ortadan kaldırmak için dünyada ilk olan bir yöntem uygulandı. Uygulanan işlemde ağzından ve midesinden yerleştirilen mıknatıslarla Sanda’nın yemek borusunda kanal açıldı. Uygulanan tedaviyle 64 kiloya çıkarak sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan genç, dilediği gibi yemek yiyebiliyor.
Tedaviden önce hiçbir şey yiyip içemediğini anlatan İsmael Boubacar Sanda, “Hayatım çok zordu. İnsanlarla konuşmak istemiyordum. Sadece hastalığım hakkında düşünüyordum. Ailemle bile konuşmuyordum. Korkuyordum, insanlarla konuşmak istemiyordum. Şu anda arkadaşlarımla konuşuyorum. Şu an iyiyim, yemek yiyorum. Türkiye’ye çok teşekkür ederim” dedi.
Tüm yemekleri yemeyi özlediğini ifade eden Sanda, sağlığına kavuştuktan sonra bol bol yemek yediğini söyledi.
Hastanın kapalı olan yemek borusunda mıknatıslarla kanal açtıklarını belirten Ankara Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bülent Ödemiş, “Mıknatısla tedavi yöntemini 5 yıl önce Türkiye’de ilk defa ben kullandım. O zaman safra yolları için kullanmıştım. Ama mıknatısla yemek borusunda kanal açma tedavisi dünyada ilk defa bizim tarafımızdan İsmael’e yapılmış oldu” diye konuştu.
Hastanın ağzından ve midesinden girerek yemek borusunun iki ucuna mıknatıs yerleştirdiklerini kaydeden Ödemiş, “Günler içerisinde birbirine yaklaşan mıknatısların 15’inci günde birleştiklerini gördük. Mıknatısları tek yoldan çıkardık. Yemek borusunda cerrahiyle yapılması çok zor olan işlemi, bu yöntemle hastayı riske atmadan gerçekleştirmiş olduk. Açılan kanalı genişlettik. İki ay içinde 20 kilo aldı” şeklinde konuştu.
(İHA)

Devamını Oku
Yemek borusu kapandığı için beslenemeyen Nijeryalı hasta Türkiye’de sağlığına kavuştu
Yemek borusu kapandığı için beslenemeyen Nijeryalı hasta Türkiye’de sağlığına kavuştu
Yemek borusu kapandığı için beslenemeyen Nijeryalı hasta Türkiye’de sağlığına kavuştu
Yemek borusu kapandığı için beslenemeyen Nijeryalı hasta Türkiye’de sağlığına kavuştu

50 yaş ve üzerinde göz hastalıkları tedavisi zorlaşıyor

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, 50 yaş ve üzerinde katarakt, sarı nokta hastalığı, diyabete bağlı görme bozukluğu ve göz tansiyonu gibi rahatsızlıkların en sık karşılaşılan hastalıklar olduğunu belirterek, erken tanı için tarama yapılmasının önemini vurguladı.
Medicana Konya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, 50 yaş ve üzerinde göz hastalıklarına daha fazla rastlanıldığı için taramayı önerdiklerini ifade etti. Hastalıkların büyük bir kısmının hastaların erken fark edemediği hastalıklar olduğunu ifade eden Op. Dr. Yavuz Özpınar, “Biz bunları taramayla tespit edebildiğimiz zaman ileri görme bozuklukları olmadan, hastanın fonksiyonlarını bozmadan çoğunluğunu kolaylıkla tedavi edebiliyoruz” diye konuştu.

“İleri evrede tanı koyulduğu zaman tedavisi oldukça zor”
En sık karşılaşılan hastalıkların katarakt, sarı nokta hastalığı, diyabete bağlı görme bozukluğu ve göz tansiyonu gibi hastalıklar olduğunu belirten Op. Dr. Yavuz Özpınar, çok uzun bir muayene yapmadan, kısa bir muayene ve birkaç basit tetkikle birçoğunun tanısını koyup tedavi yapabildiklerini anlattı. Bu hastalıkların büyük kısmının ileri evrede tanı koyulduğu zaman tedavisinin oldukça zor olduğunu aktaran Op. Dr. Özpınar, “Katarakt hastalığı için, sertleşmiş, göz tansiyonu yapan ya da ileri görme kaybı yapan kataraktların büyük bir çoğunluğunu eski nesil tedavilerle ameliyat edebiliyoruz. Daha erken evrede yakaladığımız zaman lazer cerrahilerini, ultrasonik fako yöntemiyle herhangi bir dikişe gerek kalmadan daha basit kesilerle yaptığımız cerrahilerle tedavi edebiliyoruz. Diyabet hastalarımıza 50 yaş üzerinde fazla karşılaşıyoruz. Bu hastalar rutin taramaya gelmediği zaman kendilerinin bu hastalığı fark etmesi oldukça geç oluyor” ifadelerini kullandı.
Diyabetik hastaların tanısının erken fark edildiği zaman herhangi bir tedaviye gerek kalmadan kan şekerini daha sıkı diyetle kontrol aldıklarını kaydeden Op. Dr. Özpınar, “Yine diyabetli hastaları geç fark ettiğimiz zaman bu hastalarda argon lazer dediğimiz göz arkasına lazer, göz içerisinde enjeksiyon veya daha büyük ameliyatlar gerekebiliyor. Bu hastalıklar arasında en çok önemsediğim göz tansiyonu. Daha ileri evrede fark ettiğimiz zaman neredeyse artık bu hastalığı tedavi edemiyoruz. Daha iyi bir hale getiremiyoruz, sadece daha kötüye gitmemesini, mevcut halini korumasını sağlayabiliyoruz” şeklinde konuştu.
(İHA)

Devamını Oku
50 yaş ve üzerinde göz hastalıkları tedavisi zorlaşıyor
50 yaş ve üzerinde göz hastalıkları tedavisi zorlaşıyor

Bel fıtığı hakkında yanlış bilinenler

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op.Dr.İbrahim Rızvanoğlu, en yaygın sağlık sorunlarından biri olan bel fıtığından kulaktan dolma bilgilerle kurtulmaya çalışmanın, vücutta kalıcı hasarlara yol açabildiğini belirtti.
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op.Dr.İbrahim Rızvanoğlu konu hakkında önemli bilgiler verdi.
Op.Dr.İbrahim Rızvanoğlu, bel fıtığı hakkında bilinen yanlış ve doğruları şöyle sıraladı;
Yanlış; Bel fıtığı olan kişilerde bel ağrısı bulunmalıdır, bel ağrısı yoksa bel fıtığı yoktur.
Doğru; Bel ağrısı, kişilerin günlük aktivitesini kısıtlayan önemli bir sorundur. Ancak bilinenin aksine bel fıtığı olan kişilerin çoğunda bel ağrısı olmaz. Her bel ağrısı da bel fıtığı belirtisi olmayabilir.
Yanlış; Bel fıtığının yeri cilt-altında elle dokunularak bulunabilir, ele gelen topaklar fıtıktır.
Doğru; Bel omurları arasında destek görevi yapan kıkırdak dokunun çeşitli nedenlerle yırtılarak omurilikten çıkan kalçaya ve bacağa yayılan sinirlere baskı yapmasına bel fıtığı denir. Bu nedenle fıtığa elle dokunabilmek mümkün değildir. Ayrıca bel fıtığı kendini bazı belirtilerle gösterebilir. Akut ve kronik olarak olmak üzere 2’ye ayrılır.
Yanlış; Bel fıtığı için doktora başvurulursa mutlaka ameliyat önerilir.
Doğru; Bilakis hastaların yaklaşık %95’i ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilir.
Yanlış; Bel fıtığı oluşunca mutlaka ya yerde yatmalı ya da yatağın altına tahta koyarak yatmalıdır.
Doğru; Sert yerde yatmak sırt ve bel kaslarının tutulmasına sebep olabilir yani yarar yerine zarar verebilir. Yarı ortopedik bir yatakta yatmak iyi bir seçim olabilir. Ama en önemlisi hangi pozisyonda rahat ediliyorsa o pozisyonda durulabilir.
Yanlış; Yürüyüşte, merdiven çıkıp inilmemelidir, kişiler daha çok oturmayı tercih edilmelidir.
Doğru; Oturmak bele binen yükün artmasına neden olur. Bu nedenle uzun süre aynı pozisyonda oturmaktan kaçınılmalıdır. 20 dakikadan fazla sürekli oturulmamalı, sık sık vücudun duruş pozisyonu değiştirilmelidir.
Yanlış; Yüzmeyle bel fıtığı tamamen düzelir.
Doğru; Yüzme çoğunlukla iyi gelir ve önerilir ama her zaman tamamen çözmez. Bel fıtığı sorununa karşı yani bel fıtığından korunmak adına daha etkilidir.
Yanlış; Beli ağrıyan kadınlar topuklu ayakkabı giymemeli.
Doğru; Burada ayakkabının topuk boyu önemlidir. Ayakkabının topuğu 6 santimi geçmediği sürece herhangi bir sorun oluşturmaz. Aslında tamamen düz olan ayakkabılar kadınların beli için daha zararlıdır. Ayrıca tamamen düz olan babet tarzı ayakkabılar ayak sağlığında da içinde sorunların oluşmasına neden olabilir.
Yanlış; Kilo vermek bel fıtığını sorununu tamamen çözer.
Doğru; Fazla kilo eklem sağlığı içinde bir çok probleme zemin hazırlayabilir. Ancak bu kilolar dizler ve kalça için zararlıdır, bel için o kadar fazla etki oluşturmaz. Bu nedenle kilo vermek bel fıtığı semptomlarını önemli ölçüde azaltsa da ama tamamen çözmez.
Yanlış; Bel fıtığı ameliyatlarında hasta mutlaka genel anestezi ile yapılmak zorundadır.
Doğru; Günümüzde epidural anestezi yöntemi ile hasta uyumadan da ameliyat yapılabilmektedir. İlla genel anestezi uygulamasına gereklilik yoktur.
Yanlış; Bel fıtığı ameliyat edilse dahi mutlaka nüks eder.
Doğru; Bel fıtığı ameliyatı olmaya karar veren ve olan hastaların en tedirgin olduğu konuların başında ’’Acaba ameliyat sonrası bel fıtığım tekrar olur mu ? ’’ Bel fıtığı ameliyatları sonrasında fıtığın tekrarlama sıklığı, mikro cerrahi ameliyatlarda oldukça düşüktür.”
(İHA)

Devamını Oku
Bel fıtığı hakkında yanlış bilinenler
Bel fıtığı hakkında yanlış bilinenler