İsrail’de yayın yapan bir televizyon kanalında yayımlanan analizde, Türkiye’nin bölgedeki gücüne ilişkin çeşitli değerlendirmelere yer verildi. Bu kapsamda, bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini artıran Türkiye’nin keskin yükselişinin İsrail açısından eşi benzeri görülmemiş bir zorluk oluşturduğu vurgulandı.
Yazıda, Türkiye’nin bölgedeki güç merkezlerinde etkinliğini artırdığı ve jeopolitik boşluğu büyük adımlarla doldurduğu belirtilirken, “Mavi Vatan” doktriniyle Karadeniz ile Akdeniz arasındaki kilit deniz geçiş noktalarını kontrol etmeyi hedeflediği ifade edildi. Ayrıca Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’deki gaz ve petrol yataklarına erişim sağlayarak enerji bağımsızlığını tesis etmeyi amaçladığı öne sürüldü.
Söz konusu analizde, Türkiye’ye ilişkin “Artık yalnızca haritalar çizmekle yetinmiyor, bunları güç ve agresif diplomasiyle uygulamaya başlıyor” ifadeleri kullanıldı.

“İSRAİL’İN ÇIKARLARINI TEHDİT EDİYOR”
Yazıda, Türkiye’nin Suriye ve Lübnan üzerinde etkili olduğu ifade edilerek, bu durumun Akdeniz’den Avrupa’ya kadar uzanan bir deniz köprüsü oluşturmasına imkân sağladığı belirtildi. Ayrıca Türkiye’nin Somali’de de Babülmendep Boğazı üzerinde etkili olduğu ve burada uydu fırlatma kapasitesine sahip bir üs kurduğu aktarıldı.
Bunun yanı sıra, ABD ve Avrupa açısından Türkiye’nin değişmez bir müttefik olduğuna dikkat çekilirken, “Eşsiz coğrafi konumuyla Türkiye, NATO ve ABD için vazgeçilmez bir dayanak noktası olmaya devam ediyor” değerlendirmesine yer verildi.
Türkiye’nin üç kıta arasında köprü görevi görmesi, boğazlar gibi kritik geçiş noktalarına sahip olması, Orta Doğu için tampon bölge işlevi üstlenmesi ve ABD ile askeri iş birliğini artırmasının, ülkenin stratejik konumunu daha da önemli hâle getirdiği öne sürüldü.
Yazıda ayrıca, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarla, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurduğu ittifakla ve Somaliland’ı ülke olarak tanıma girişimleriyle Türkiye’yi durdurmaya çalıştığı belirtildi.
Analizde, Türkiye’nin İran’ın aksine bir NATO üyesi ve ABD’nin müttefiki olduğuna vurgu yapılırken, bunun Türkiye’nin Gazze ve Suriye’de İsrail ordusunun hareket kabiliyetini kısıtlamasına yol açtığı ve İsrail’in çıkarlarını doğrudan tehdit ettiği de ifade edildi.
