Popüler Kullanıcılar

Medya Haberleri

Rahmi Turan: Cinayet işlesem üzerinde bu kadar durulmaz, böyle linç etmek istemezlerdi

Eski CHP Yalova Milletvekili ve partisinin 2018 seçimlerindeki cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beştepe’de görüştüğünü iddia eden ve taraflardan özür dileyen Sözcü gazetesi yazarı Rahmi Turan, bugünkü yazısında konunun uzatıldığını söyledi.

Sözcü gazetesi yazarı Rahmi Turan, "Sanırım cinayet işlesem, üzerinde bu kadar durulmaz, böyle linç etmek istemezlerdi" ifadelerini kullandı.

Erdoğan’dan, İnce’den ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan özür dilediğini hatırlatan Turan, bu isimlerin özrünü kabul ettiğini belirtti. Turan, bu konunun üzerinde durmak istemediğini belirterek şu ifadelere yer verdi:

"1) Cumhurbaşkanı Erdoğan olaydan sonra “Yazar özür dilemiş, teşekkür ediyorum” dedi. Büyük bir olgunluktu, ben de ona teşekkür ediyorum.

2) Muharrem İnce ile konuşarak üzüntümü ve özrümü ona açıkça bildirdim. Olgunlukla karşıladı. Teşekkür ediyorum.

3) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir gazeteci arkadaşımla “Rahmi Bey üzülmesin” diye haber gönderdi. Teşekkür ediyorum.

Ya diğerleri?

Artık bu konunun üzerinde durmak istemiyorum.

Güzel ülkemizin ve insanlarımızın haklarını (elimden geldiği kadar) savunmaya devam edeceğim."

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
Rahmi Turan: Cinayet işlesem üzerinde bu kadar durulmaz, böyle linç etmek istemezlerdi

ERGÜN DİLER: Derin uyarı!

ABD, İKİNCİ BÜYÜK SAVAŞ'tan sonra geldi Avrupa'ya çöktü. Karşıda SOVYETLER BİRLİĞİ vardı.
Bu gerilim dünya üzerindeki kutuplaşmayı getirdi. Herkes bunu ciddiye aldı. Korku ile geçen yıllar ABD'ye kontrol yetkisini verdi. Sovyetler çökünce ABD doğal olarak NATO, "KARŞIYA" koyacak bir şey bulamadı. İslam da Rusya da bu "DÜŞMAN" parantezini dolduramadı!
Aslında işin ta başından bu yana, yani NATO'nun kuruluşundan beri ABD'nin görevi AVRUPA'yı kontrol etmekti. Bu da gerçekleşti. Şimdi çatırdama bu aslında. Tek açık ve net konuşan da TÜRKİYE... YPG üzerine basarak NATO'nun bittiğini tükendiğini, tercihleriyle ve aksiyonlarıyla gösteren Türkiye... YENİ DÜNYA DENGESİ, NATO'nun bu haliyle kurulamaz! Zaten savaş kendi içinde! Fransa'ya İngiltere'ye Almanya'ya ya da Türkiye'ye bakmak bunu görmek için fazlasıyla DELİL sunacaktır...
Devam...
NATO'nun patronundan yani ABD'den gidelim...
Bakalım orada neler oluyor...
Çok ilginç şeyler yazılıyor çiziliyor!
İki gündür yazdığım gibi Başkan Trump'ın 'Derin Devlet' çıkışı, Washington'da dengeleri bozdu. Lockheed Martin ve Raytheon'in silah satışlarını organize eden Mark Esper'in savunma bakanı olması, Trump için bir riskti. Bugüne kadar Esper ile Trump'ın uyumlu çalışması da şaşırtıyordu.
Herkes bir gerilim bekliyordu ama olmuyordu! Şaşırtıcıydı!
Ancak Esper de artık Trump'ın karşısında. Esper ile eski Adalet Bakanı Jeff Sessions, Trump'a 'Derin Devlet' uyarısı yaptı.
Adalet eski bakanının gitmesi de ilginç değil mi!
NATO Zirvesi için Londra'ya gitmeye hazırlanan Trump'la bir araya gelen Esper ve Sessions, Trump'ı uyardı. Öyle lafı falan dolaştırmadan uyardılar. Net olarak kesin bir dille... Özellikle ESPER! Lobinin adamı Esper, "ABD'nin bu kadar büyük ve süper güç olmasının tek nedeni Derin Devlet'in bu kadar güçlü olması. Şimdi siz ABD'ye mi savaş açıyorsunuz.
Derin Devlet'te algı bu. Bugüne kadar kimse buna cesaret edemedi. İsim vermem doğru olmaz ama bu cesarette olan birkaç kişi, keşke bugün hayatta olsaydı da onlarla konuşabilseydiniz" dedi... Beyaz Saray'ın etrafında bu sözler tartışılmakta. Washington'ın karanlık dehlizlerinde bu sözler yankılanmakta... Konuşulanlar bunlar...
ABD Savunma Bakanı açık şekilde ABD Başkanı Trump'ı tehdit ediyordu.
Olacak iş değildi ama oluyordu! Jeff Sessions da eski Adalet Bakanı olarak Trump'a, azil sürecinde her detayın başkanlığını tehlikeye attığını söylüyordu. Çünkü azil dosyası açıklandı. 300 sayfalık dosyanın her sayfasında Trump'ın başkanlığını tehlikeye düşürecek detayların olduğu ileri sürülmekte! Trump'ın siyasi ömrünü belirleyecek olan organlardan biri de kuşkusuz ADALET BAKANLIĞI...
Aslında iki taraf arasındaki kavgayı bilenlerin de aktardığına göre ortada ana mesele olarak üç konu var!
Derin Devlet, Trump'tan açık şekilde bazı konularda ABD'nin geleceğine engel olmamasını istiyor. Suriye, Akdeniz ve özellikle Afrika konularında Trump'ın sürece dahil olması istenmiyor. Çünkü Pentagon bu üç bölgede nasıl ilerleyeceğine kendi karar veriyor. Ancak Trump, Pentagon'a karşı hareket ediyor. İşte bu noktada tansiyon yükseliyor! Sonuçta BAŞKAN seçilen bir ismin kenarda durması, akla aykırı!
Ama bu isteniyor!
Trump, bu konuda en sert uyarıyı Steve Bannon'dan almıştı. Bannon'ı Beyaz Saray'dan uzaklaştırmak büyük bir zafer gibi görünse de değildi.
Çünkü Bannon, Trump'a onun iyiliği için bazı uyarılarda bulunuyordu.
Kushner'in ısrarı üzerine Bannon'a görevden el çektirildi.
Bannon bugün Trump'a karşı olsa da, Derin Devlet ile köprü görevi görüyordu. Amerika Birleşik Devletleri'ni kuran yapı Derin Devlet'ti.
Tabii ki şimdiki süreci Amerika Birleşik Devletleri'nin kuruluşuyla kıyaslamak doğru değil. Ancak o gün de ABD'nin hedefi Avrupa'ydı, Afrika'ydı hatta Akdeniz'di. Anayasasında bu yazmıyordu. Ancak ABD'nin büyümesi için içine kapanık olmaması gerekiyordu.
Pentagon hala aynı düşüncede.
Değişen bir şey yok yani!
Sadece Trump bunu sakıncalı görüyor! Akıllıca bulmuyor.
Çatışma da haliyle kaçınılmaz oluyor...
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ERGÜN DİLER: Derin uyarı!

EMİN PAZARCI: Ayar veren Türkiye

Bir ev düşünün, dışarıdan taşlanıyor. Bu kadarla kalmıyor, evin çevresini saranlar, içeridekilere galiz küfürler savuruyor. Aile fertlerinden biri de cama çıkmış, elleri patlayıncaya kadar onları alkışlıyor.

Zor bir durum tabii ki!..

Evi taşlayanlar, belli ki içinde yaşayanlara karşı kin ve nefretle dolu. Onlara gereken cevap verilir, gerekli tedbirler alınır. Peki evin içinden yükselen alkışa ne demeli? O ailenin bir ferdi, atsan atılmaz, satsan satılmaz.

Türkiye’nin durumu da işte buna benziyor!

Bir yandan dışarıdan gelen saldırılarla uğraşıyoruz, diğer taraftan içeriden vuruluyoruz.

***

Biz savunma sanayimizi güçlendiriyoruz. Silah üretiminde yerlilik oranını yüzde 70’lere kadar çıkarıyoruz. “Olmaz” denilenleri olduruyoruz. Dışarıdaki silah üreticilerinin planlarını bozup uykularını kaçırıyoruz. Sakarya’daki bakım tesisini tank üretecek bir fabrikaya çeviriyoruz.

Olayı çarpıtıp “Tank-Palet İhaneti” diye broşürler hazırlayarak karşımıza çıkıyorlar.

Suriye’de başımıza çorap örmeye çalışanların oyunlarını bozuyoruz. “Ne işimiz var bizim orada” diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar.

Bu millet 15 Temmuz’da canını dişine takıp kendisini esir almaya çalışan hain bir darbe girişimini bastırıyor. “Kontrollü darbe” diye şehit ve gazilerimizin ortaya koyduğu destanı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar.

Un ve unlu mamuller ihracatında dünya birincisiyiz. Bunlar, dolamışlar dillerine “Ama saman ithal ediyoruz” diye gerçekleri çarpıtıyorlar.

“Karşıyız karşı, her şeye karşı” düsturundan yola çıkıp köprüler, havalimanları, kanallar, enerji yatırımları, şehir hastaneleri gibi her türlü yatırımla kavga halindeler.

Eviriyorlar, çeviriyorlar, çarpıtıyorlar, atılan bütün adımları karalamaya çalışıyorlar. Ellerinde bir takoz, dönen tekeri durdurmak için çırpınıyorlar.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
EMİN PAZARCI: Ayar veren Türkiye

AHMET HAKAN: CEVAP VERİYORUM

DENİZ Zeyrek bana sormuş:

*

“Kaz, bulgur pilavı ve hoşafa şatafatlı diyeceksek... Ejder meyvesi, kornişona sarılı dana rozbif, badem sütü, tartalet içinde humus, susamlı levrek için hangi başlığı seçeceğiz?”.

*

Cevap veriyorum:

*

Tabii ki “çok ama çok daha şatafatlı” başlığını seçeceğiz.

*

Fakat şöyle bir durum da yok değil hani:

*

Kaz, bulgur pilavı ve hoşaf falan diyerek neredeyse acıklı bir yoksul sofrası havası verilen o sofranın davetlileri...

AK Partili siyasetçiler ve AK Partili gazeteciler falan olsaydı...

Deniz Zeyrekgillerin seçeceği başlık...

“Amma da mütevazı sofra ha!” olmayacaktı.

*

Bundan adım gibi eminim, nedense...
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
AHMET HAKAN: CEVAP VERİYORUM

ERTUĞRUL ÖZKÖK: NATO'nun beyin ölümü mü demode Türk solcusunun mu

Bu Türk solcuları, 1969 yılında Dolmabahçe’de ellerinde “NATO’ya hayır”, “Katil Altıncı Filo defol” pankartları ile Amerikalı bahriyelileri denize dökerken, ben 22 yaşında solcu bir gençtim.

Hayatımın hiçbir döneminde “NATO’ya hayır” sloganı atmadım.

NATOnun beyin ölümü mü demode Türk solcusunun mu

Çünkü Türkiye’yi “Batı coğrafyasına” bağlayan, orada tutan bütün kurumları destekledim.

Bunu darbe yapan askerler de istedi.

O nedenle de hem darbelerde hem ara rejimlerde en geç 3 yıl sonra seçime gitmek zorunda kaldılar.

Savunma Bakanı Hulusi Akar, solcuların o mitingi yaptığı yıl 17 yaşındaydı ve askeri okul öğrencisiydi.

Sonra Amerika’da okudu, kariyerini NATO subayı olarak yaptı.

Bu gerçeği en iyi bilen subaylardandır.

*

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan, solcu gençler NATO’ya hayır diye bağırırken, 15 yaşındaydı...

Bugünkü yerini, her defasında Türkiye’yi Batı dünyasına bağlayan kurumların etkisiyle dönülen sivil demokratik seçimlere borçludur.

*

Yani diyeceğim...

Bugünkü durum, “NATO’nun ve makul insanların beyin ölümü” değil, kafası hâlâ Dolmabahçe’deki o trajik eylemde kalmış Türk solcusunun beyin ölümüdür.

İşte bu nedenle NATO zirvesinde Türkiye’nin vetosunu kaldırıp sorunu çözmesi aklın verdiği doğru karardır.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ERTUĞRUL ÖZKÖK: NATO'nun beyin ölümü mü demode Türk solcusunun mu

OKAN MÜDERRİSOĞLU: 70. yılında NATO ve Türkiye’nin kazanımları

Bu tür zirveler, üye ülkelerin istediklerini yüzde 100 elde ettikleri platformlar değildir.
Lakin...
NATO'nun 70. kuruluş yıldönümünün de kutlandığı Londra Zirvesi, Türkiye açısından pozitif hanesi ağır basan sonuçlara kapı araladı.
1- NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı öncesinde, İngiltere'nin ev sahipliğinde gerçekleşen Türkiye, Almanya, Fransa liderlerinin katıldığı 4'lü Zirve, Ankara'nın "güvenli bölge" ve "sığınmacıların iskanı" tezi açısından yeni fırsatlar doğurdu.
Bilhassa Almanya Şansölyesi Merkel, "Türkiye ve Rusya'nın birlikte tesis edeceği ve garanti vereceği güvenli bölge" tanımı ile konuyu ileri bir aşamaya taşıdı.
2- Güvenli bölgeye, gönüllü dönüşün sağlanması için BM'nin önayak olması vurgusu da Türkiye'nin, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ile aylardır yürüttüğü diplomasiyi güçlendirmekle kalmadı, uluslararası bağışçılar konferansı düzenlenmesi ihtimalini de artırdı.
3- Ankara'nın başlangıçta düşündüğü güvenli bölge, Suriye sınırındaki 444 kilometrelik bantta ve 32 kilometrelik derinlikte idi. Bu alanda 10 ilçe, 400 köyde 2 milyon kişiye yaşam alanı inşa edilmesi düşünülmüş ve yaklaşık maliyeti 23.6 milyar euro olarak hesaplanmıştı. Şimdilik Tel Abyad- Rasulayn arasındaki 120 km hatta ve 32 km genişlikte kurulacak güvenli bölgede hızlı iskan planı uygulaması söz konusu olacak ve ilk aşamada toplanması gereken 5 milyar euro ile işe başlanabilecek.
4- Türkiye, YPG'nin terör örgütü olduğuna dikkatleri çekmek adına, NATO'nun Baltık Güvenlik Planı'nı bloke edebileceğini ilan ederek kısa vadeli hedefine ulaşmış oldu. YPG'nin Batılı hamilerinin ortaya çıkması bir yana, NATO zemininden terörün her türlüsü ile mücadele beyanında bulunulması da Ankara'nın Suriye'de yürüttüğü askeri, siyasi ve diplomatik faaliyetlerin kapasitesini takviye etti.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
OKAN MÜDERRİSOĞLU: 70. yılında NATO ve Türkiye’nin kazanımları

SALİH TUNA: Bunlarda ölümü gerçekleşecek bir beyin bile yok

Türkiye'nin S-400 füze sistemi alması nedeniyle NATO'dan çıkartılmasını isteyen Fransa Cumhurbaşkanı Macron...
"Bu hikâyenin iki tarafı var" diyerek, Obama'nın Ankara'ya ABD füze sistemi (Patriot) satmadı şeklindeki Türkiye'nin gerekçesini dillendiren ABD Başkanı Trump...
Türkiye'nin, NATO'dan çıkacak deklarasyonla, PKK'nın Suriye kolunun (YPG) terör örgütü olarak nitelendirme isteğine şiddetle karşı çıkan Macron...
Bununla da kalmayıp, Türkiye'nin teröre karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı'na tepki göstermek için "NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti" diyen Macron...
Buna mukabil...
Başkan Erdoğan'ın, "Asıl Macron'un beyin ölümü gerçekleşti" sözünü hatırlatan Trump...
"Türkiye DEAŞ'ı temsil eden gruplarla çalışıyor" diyerek Türkiye'yi uluslararası toplum nezdinde "terörü destekleyen ülke" olarak mahkûm etmek isteyen Macron...
Suriye'deki DEAŞ savaşçılarının birçoğunun Fransa ve Almanya'dan katıldığını söyledikten, "Birkaç cici DEAŞ savaşçısı ister misin? Onları sana verebilirim..." şeklinde Macron'u rezil eden Trump...
Cevap niyetine, Türkiye'yi yine DEAŞ üzerinden mahkûm etmeye çalışan Macron'u "Hayatımda duyduğum en boş cevaplardan biriydi" diyerek aşağılayan Trump...
Hülasa edecek olursak...
ABD derin devleti dâhil Türkiye'nin kadim düşmanları Trump'ı söz konusu tavrından ötürü kıyasıya eleştiriyor.
Yani, Türkiye'ye karşı Macron'dan farksız düşünmüyorlar.
Batı medyasında "Erdoğan ne isterse veriyor" şeklindeki manşetlerle Trump yerden yere vuruluyor. Hatta Erdoğan'ın kucağında oturmuş Trump karikatürleri çiziliyor.
Gelgelelim, bizdeki muhalefet Macron'a değil, Trump'a kafayı takmış vaziyette.
Sonuç itibarıyla Macron da Trump da kendi ülkelerinin menfaatleri için konuşuyorlar.
Ne onlar bize âşık, ne biz onlara; herkes kendi ülkesinin çıkarını düşünür.
Olması gereken de budur.
Fakat bizdeki muhalefet öyle "değişik" ki tarifi imkânsız...
Şu hale bakar mısınız: Türkiye'yi DEAŞ'la ilişkilendirmeye çalışan Macron yerine, Macron'u DEAŞ üzerinden mahkûm eden Trump'tan rahatsızlar!
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
SALİH TUNA: Bunlarda ölümü gerçekleşecek bir beyin bile yok

MEHMET BARLAS: NATO Zirvesi’nde sıfıra sıfır elde var sıfır sonuç elde edildi

Yıllar önce çok yaşlı bir tanıdığım beni yanına çağırdı ve "Biraz evvel radyoda bir zırva toplantısı ile ilgi haber vardı... Bu zırva toplantısı nedir, bana anlatır mısın" demişti. Belli bu yaşlı tanıdık radyodaki zirve sözcüğünü zırva olarak algılamıştı... NATO'nun Londra Zirvesi'ne ilişkin haberleri izlerken, bu Zirve'ye de "Zırva" denilmesi durumunda çok fazla fark olmayacağını düşündüm.
Karışık kafalar
Birincisi katılanların ve özellikle ev sahibi Başbakan Johnson'un kafası çok karışık... Bu ayın 12'sinde İngiltere'de genel seçim var. İngilizlerin pek sevmediği Trump'la birlikte görülmesi, Johnson için hiç iyi olmuyor... Trump'ın kafası ise daha karışık. Çünkü o Londra'dayken, Amerika'da azil süreci yürüyor. Bir diğer NATO lideri olan Macron ise, kafa karışıklığını Türkiye'ye yüklenerek gidermeye çalışıyor. Ama ne yaparsa yapsın Fransa'da yakın tarihin en kapsamlı genel grevi başlamak üzere...
Çözüm yok
Sonuçta Londra Zirvesi'nde NATO ile Türkiye arasındaki sorunlar çözülemeyecekmiş. Bunu NATO Genel Sekreteri Stoltenberg söylüyor... Bir konferansta konuşan Stoltenberg, ABD'nin YPG/ PKK'nın da tehdit olarak yer aldığı plana karşı çıkması üzerine, Türkiye'nin de NATO'nun Baltık ülkeleri hakkındaki savunma planını onaylamamasına ilişkin bir soruya, "Suriye'deki YPG'nin nasıl tanımlanması gerektiği konusunda müttefikler arasında görüş ayrılıkları var. Ancak halihazırda hem Baltık ülkelerini hem de tüm müttefikleri korumak için planlarımız ve güçlerimiz bulunuyor. Türkiye ile NATO arasındaki sorunların Londra'da çözüleceğine dair söz veremem. Fakat size söyleyeceğim; o konuda çalışıyoruz" dedi.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
MEHMET BARLAS: NATO Zirvesi’nde sıfıra sıfır elde var sıfır sonuç elde edildi

Gazete Manşetleri 5 Aralık 2019

5 Aralık 2019 tarihli gazetelerin birinci sayfalarında neler var? #Cumhuriyet, #YeniŞafak, #Türkiye, #Sözcü, #Star, #Karar, #Takvim, #Sabah, #Akşam gazetelerinin manşetlerini okuyun.

Gazete Manşetleri 5 Aralık 2019 Gazete Manşetleri 5 Aralık 2019 Gazete Manşetleri 5 Aralık 2019 Gazete Manşetleri 5 Aralık 2019 Gazete Manşetleri 5 Aralık 2019 Gazete Manşetleri 5 Aralık 2019 Gazete Manşetleri 5 Aralık 2019 Gazete Manşetleri 5 Aralık 2019 Gazete Manşetleri 5 Aralık 2019

Akit’e dil uzatan Bülent Aydemir ve HaberTürk’e ayar üstüne ayar! Utanmanız varsa kadın bacakları göstermek için yaptığınız haberlere bakın

HaberTürk TV Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir, Akit’te “Kadını dövmeyi tarif eden” bir yazı yayınlandığını iddia ederek adeta element uydurdu. Kendi kurumunun skandal haberlerini görmezden gelerek canlı yayında, tüm Türkiye’nin gözü önünde Akit’e açıkça iftira atan Aydemir’e, Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, Hukukçu Ali İhsan Karahasanoğlu cevabını verdi.

2019-12-04 16:23:00Akit’e dil uzatan Bülent Aydemir ve HaberTürk’e ayar üstüne ayar! Utanmanız varsa kadın bacakları göstermek için yaptığınız haberlere bakınyeniakit.com.tr  HaberTürk TV Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir, bir günde iki skandalla rekor kırdı. Kadına şiddet konusunda Kur’an ayetlerine çekidüzen verilmesi gerektiğini savunan Aydemir, aynı programda bir de Akit’e iftira atarak adeta tüy dikti. Aydemir, Akit gazetesinde kadınların nasıl dövüleceğinin tarif edildiğibir yazı yayınlandığını belirterek, kadına şiddeti meşru gördüğümüz yönünde algı oluşturmaya çalıştı. Aynı zamanda Aydemir, söz konusu yazının hangi yazara ait olduğunu belirtmeden, adeta kanıtsız olduğunu da gözler önüne serdi.

Akit TV’de Fatin Dağıstanlı’nın sunumuyla ekranlarınıza gelen Manşetlerin Dili’nde, söz konusu iftira ve HaberTürk’ün skandal haberleri masaya yatırıldı. Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu, Aydemir’e anlayacağı dilden kanıtlarıyla cevabını verdi.

HaberTürk’te ben geylerin savunuculuğunu yapan yazarları biliyorum. Bilmiyorsa ben aktarayım kendisine.” diyen Karahasanoğlu, “Pedofili hastası olan yazarları biliyorum. Aktarayım kendisine. Homoseksüelliği savunan adamları biliyorum. 50 bin insanı katleden PKK’yı savunanları biliyorum. Ben kendisine aktarayım onları. Hem de öyle bir kere, iki kere değil.” şeklinde konuştu.

Akit’te öyle bir yazının çıkmadığını vurgulayan Karahasanoğlu, “O akşamdan kalma herhalde, kafası başka yerlere gitmiş.” ifadesini kullandı.

Karahasanoğlu şunları söyledi:

Onu arayana kadar ben Bülent Aydemir’e tavsiye ediyorum; kendi gazetesinde geyleri, lezbiyenleri, PKK’yı savunan adamların, kadınların peşine düşsün de eğer gazetecilik yapacaksa onu söylesin. Öyle sapkın mapkın gibi laflarla gündeme gelmesin. Sapkının kim olduğunu dünya biliyor. İnsanlık tarihi boyunca sapkınlığın homoseksüellik olduğunu, geylik lezbiyenlik olduğunu bütün dünya biliyor ama bir avuç Avrupalı’nın bize üçüncü sınıf cinsiyet diye dayattığı o işleri Bülent Aydemir televizyonunda takdim edecek, güzelleyecek... kendisi yapmasa bile birlikte çalıştığı mesai arkadaşları yapacak, sonra da bize kalkacak, ‘efendim kadınların dövülmesini destekleyen bir gazete ve yazar var’ diye kendince, aklınca eleştiri getirecek.

Daha sonra Karahasanoğlu, HaberTürk gazetesi kapanmadan önceki skandal haberleri hatırlattı... İşte programın ilgili bölümü:

Devamını Oku
Akit’e dil uzatan Bülent Aydemir ve HaberTürk’e ayar üstüne ayar! Utanmanız varsa kadın bacakları göstermek için yaptığınız haberlere bakın