Popüler Kullanıcılar

Medya Haberleri

Bugünün gazete manşetleri 24 Temmuz 2019

24 Temmuz 2019 tarihli gazetelerin birinci sayfalarında neler var? #Cumhuriyet, #YeniŞafak, #Türkiye, #Sözcü, #Star, #Karar, #Takvim, #Sabah, #Akşam gazetelerinin manşetlerini okuyun

 

Bugünün gazete manşetleri 24 Temmuz 2019 Bugünün gazete manşetleri 24 Temmuz 2019 Bugünün gazete manşetleri 24 Temmuz 2019

Tehlikeli Soygun filminin konusu nedir? Tehlikeli Soygun filmi oyuncu kadrosunda kimler var?

Başrollerinde Steven Seagal, John Edward Lee, Michael Jai White ve Pim Bubear'ın olduğu Tehlikeli Soygun filmi bu akşam seyircisi ile buluşacak. Hayatta kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Jack ve Sam ikilisinin banka soyma planları ve maceralarının anlatıldığı Tehlikeli Soygun filminin konusu nedir? Tehlikeli Soygun oyuncu kadrosunda kimler var?
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Tehlikeli Soygun filminin konusu nedir? Tehlikeli Soygun filmi oyuncu kadrosunda kimler var?

Kimse Bilmez 7.bölüm tek parça izle! Kimse Bilmez 7.son bölüm izleme linki

Reyting rekorları kıran diziler arasında adını altın harflerle yazdıran Kimse Bilmez bu akşam yayınlanıyor. Sevilen dizinin yeni bölüm fragmanı ve son bölümde neler olduğu merak ediliyor. ATV’nin iddialı dizisini takip edenler ‘’ Kimse Bilmez son bölüm izle’’ şeklinde araştırmalarını sürdürüyor. Son bölümde Sevda'nın Uygar'ın ajansında çalışması, Sevda ve Ali ilişkisini derinden etkiler. İşte Kimse Bilmez 7.bölüm izleme linki ve son bölümde yaşananlar…
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Kimse Bilmez 7.bölüm tek parça izle! Kimse Bilmez 7.son bölüm izleme linki

0321 telefon alan kodu kaç? 321 nerenin kodu?

Bilinmeyen telefon çağrıları konusunda birçok vatandaş problem yaşıyor. Bu aşamada 0312 nerenin telefon numarası? 312 nerenin kodu? araştırmaları da en fazla merak edilen konu başlıkları arasında yer alıyor. Özel olarak hazırladığımız içeriğimizde il il telefon kodlarını inceleyebilirsiniz.
Haberin tümünü okumak için tıklayın

0321 telefon alan kodu kaç? 321 nerenin kodu?

ERGÜN DİLER: Büyük çatışma

BAŞKAN Trump ve damadı Kushner'in Türkiye'nin yanında pozisyon aldığını görmek hiç de zor değil. Kazanan kim olur? Soru bu!
Ya DERİN ABD-Pentagon ya da Trump'ı Beyaz Saray'da tutan güç, ittifak ve önemli ağ... Başkan Trump, YAPTIRIM konusunda baskı altında olsa da ABD'nin derinlerinde şöyle bir durum var. Günlük verilen karar ile CAATSA'dan çıkacak ağır yaptırımlar iki devlet arasında tamiri mümkün olmayan yara açacak. ABD'nin derinleri bunu bilmekte.
Bu nedenle hedef sadece ERDOĞAN.
Rus savaş uçağının vurulup düşürülmesinden sonra Rusya Devlet Başkanı Putin inanılmaz sağduyulu mesajlar vermişti. Her açıklamasında "Türk milleti ile Ruslar yan yanadır.
Dosttur" gibi samimiyeti körükleyen cümleler söyledi. Herkes Rusya'dan, Kremlin'den bir tepki beklerken Moskova tansiyonu düşürdü. O günden S-400 alan Türkiye'ye geldik. Putin'in gösterdiği dostluk az şey değildi. Bu da zamanla Putin'i haklı çıkardı.
Şimdi ABD'nin derin kısmı ANKARA'ya yaptırımla cevap vermek için sabırsızlanmakta.
Ancak içeride biriken ABD KARŞITLIĞININ TAVAN YAPMASINDAN çekinmekteler.
Hesap da bunun üzerine kurulu.
ABD hiç görünmeden, ortaya çıkmadan usul usul ekonomik vanaları kullanarak ERDOĞAN'ı ve Ankara'yı zorlamak niyetinde.
Yaptırımları zamana yayarak içerideki ekonomik grafiği aşağıya çekmek amacında. İstanbul seçimlerinden sonra Erdoğan'ın büyük kalabalıkları konsolide edememesi için görünmeden gelecekler.
Yaptırımlar hiç ortadan kalkmayacak ama belli ki bir süre bu konuyla ilgili adım atılmayacak.
HALKBANK davası gibi hem var hem yok olacak...
Erdoğan'a olan saygısından dolayı bu TRUMP'ın da işine gelmekte.
Kushner'in de tabii... İçeride kavga eden iki güç şu an TÜRKİYE konusunda mecburen ortak noktada buluşmuş durumda. Her iki taraf da zamana oynuyor. Orada son durum bu...
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ERGÜN DİLER: Büyük çatışma

AHMET KEKEÇ: Mahkemede kıvırmak yok!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "FETÖ'nün bir numaralı siyasi ayağı sarayda oturuyor" sözleri nedeniyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında fezleke düzenledi.

Ne demişti Kılıçdaroğlu?

"FETÖ’nün her ayağını ortaya çıkardılar. Baklavacı ayağı, sanayici ayağı, esnaf ayağı, gazeteci ayağı, bilmem ne bilmem ne. Bir şey eksik... FETÖ’nün siyasi ayağı. Bunu söylüyorum mahkemeye de vermiyorlar. Çünkü götürüp delilleri önüne koyacağız.”

İşte Kılıçdaroğlu’nun istediği oldu. Mahkemeye verildi.

Duruşmada, elindeki “delilleri” tek tek ortaya koymalıdır.

“AK Parti’de 4 adet bakan, 120-180 civarında milletvekili ByLock kullanıcısı” demişti.

Bununla kalmamış, bir “kitapçık”tan söz etmişti... Bu kitapçıkta, darbenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanının ismi yazıyormuş.

Bu kitapçığı da “delil” olarak sunmalıdır mahkeme heyetine.

Bunu yapamıyorsa, birazdan sıralayacağım sorulara cevap vermelidir.

Hatırlayalım, “darbenin siyasi ayağı” cümlesi, önce HDP'nin eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş tarafından dile getirilmişti. 15 Temmuz'un getireceklerinden memnun olması gereken Demirtaş, darbe girişiminden çok rahatsızmış gibi, “Bu darbenin siyasi ayağının üzerine niçin gidilmiyor?” diye sormuştu.

Bu laf, oradan, CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ağzına düştü.

O da birkaç ay “siyasi ayak” diye sayıklayıp durdu.

Ki, hâlâ sayıklıyor.

Sonra, Fetullah'tan mülhem, “kontrollü darbe” cümlesini keşfetti.

Birkaç ay da öyle idare etti.

Siyasi ayak arayışındaki Demirtaş da, Kılıçdaroğlu da, doğrudan iktidar partisini işaret ediyordu, şüpheleri AK Parti'de varsaydıkları muhalifler üzerinde toplamaya çalışıyordu.

Bereketli bir zamanlamaydı doğrusu... “İslamcılar AK Parti'den tasfiye mi ediliyor?” tartışmasının başladığı günler... Böylece, hem iktidar partisini töhmet altında bırakacak, hem de akıllarınca AK Parti'de varsaydıkları muhaliflerin tasfiyesini (!) sağlamış olacaklardı.

Darbenin siyasi ayağı olur mu bilmem ama darbeye cesaret veren, darbeyi özlenir hale getiren siyasi partiler olur.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
AHMET KEKEÇ: Mahkemede kıvırmak yok!

ABBAS GÜÇLÜ: Devlet isterse yapar!

En iyi okul arayışları sürüyor.

Parası olan paralı okulların peşinde sanmayın, onlar da ille de devlet okullarını istiyor. Neden? Çünkü bazı devlet okulları var ki hiç tartışmasız, en iyi olan, onlar.

Peki, bu iyi devlet okullarının sayısı artırılamaz mı?

Bu okullardan birinin müdürüyle dün uzun uzadıya konuştum. Bu soruyu kendisine sordum.

“Devlet isterse binlercesi açılır. Yeter ki istensin” dedi.

Aynen katılıyorum.

Yeter ki istensin, birkaç yıl içerisinde, tüm okullar olmasa da en az üçte biri bugün hayali kurulan okullardan biri haline gelebilir.

 

Bu o kadar zor mu?

Kesinlikle hayır.

Daha önce bunu başaran bir ülkeyiz, hem de çok daha zor koşullarda.

Eskiden fen liseleri dediğinizde, hepsi de kallavi okullardı. Anadolu liseleri deseniz onlar da öyle. Meslek liseleri ve özellikle de teknik liselere girmek için yarışılırdı. İmam hatip liseleri ve diğer mesleki okullar da alanlarında çok başarı okullardı ve mezunları, modern Türkiye’nin kurulmasına çok önemli katkılarda bulundular.

30-40 yıldır dershane, sınav ve diploma odaklı bir eğitimin köleleri haline geldik.

Sonuç? Diplomalı insan sayımız tavan yaptı ama akademik başarı ve kalite dibe vurdu! Devlet okulları adeta çöktü! Özel okullara doğru bir yönlendirme oldu ama onlar da dünün çok gerisindeler!..
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ABBAS GÜÇLÜ: Devlet isterse yapar!

AHMET HAKAN: EKREM İMAMOĞLU’NUN ATADIĞI YÖNETİCİLER

İSTANBUL Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, çalışma arkadaşlarını atamaya başladı.

*

Şöyle bir bakıyoruz isimlere:

Hepsi alanının teorisini yapmış akademisyenler!

CV’leri müthiş!

Yani liyakat açısından hepsi o görevlere layıklar.

*


Ama unutmayalım ki...

Liyakat gereklidir, yeterli değildir...

Bir de işin performans kısmı vardır.

İşin o kısmını ise zaman gösterir.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
AHMET HAKAN: EKREM İMAMOĞLU’NUN ATADIĞI YÖNETİCİLER

OKAN MÜDERRİSOĞLU: Yeni ekonomik düzenin doğum sancıları...

Türkiye'nin, bilhassa Türkiye ekonomisinin karşı karşıya kaldığı problemlerin çözümü için geniş bir ortak paydaya ihtiyaç duyulduğuna kuşku yok. Yeni ve yenilikçi hamlelerin başarısı, inanmış bürokrat kadrolar kadar siyasi görüşü ne olursa olsun yerli ve milli duruşundan tereddüt edilmeyen paydaşlarla yol almaktan da geçiyor.
Piyasalar ve sade vatandaş açısından "pozitif etkili kararların" yanı sıra devletin devlet olma vasfından kaynaklanan "düzenleyici ve denetleyici rolünün" de yaşanması gerekiyor.
Bugünün kaotik küresel politik ve ekonomik ortamında ne "bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler" denilecek ölçüde liberal anlayışa yer var ne de "her aşamada devleti ileri süren" müdahaleci yaklaşıma.
Piyasa ekonomisinin evrensel kabul gören kurallarını göz önünde tutan ancak ülkelerin özgün koşullarını da önceleyen modeller yakın gelecekte daha fazla tartışılacak.
Korumacılığın arttığı, ticaret savaşlarının provasının yapıldığı, düşük yoğunluklu sıcak çatışmaların yaşandığı asimetrik tehditler dünyasında hiçbir devlet eli kolu bağlı bekleyemez. Nitekim, Türkiye'nin son bir yılda sergilediği çabayı global sistemin dayatmalarına karşı arayış olarak da okumak mümkün. Siyasi ve ekonomik yapısını dirençli kılmaya çalışan, geleneksel sistemin aktörleriyle dirsek temasını sürdüren, yükselen yeni güçlerle anlayış birliği oluşturmaya gayret eden, her türden iç ve dış operasyonlar karşısında devletin, kadife eldiven içindeki demir yumruğunu göstermekten çekinmeyen bir Türkiye söz konusu.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
OKAN MÜDERRİSOĞLU: Yeni ekonomik düzenin doğum sancıları...

HASAN BASRİ YALÇIN: Stratejik hedef

Dünya sistemi yeni ve gevşek bir düzene geçerken devletler stratejik önceliklerini yenilemek durumunda kalacak.
Türkiye bir istisna değil. Hem iç hem dış siyasette son derece dinamik ve çalkantılı bir dönemde olduğumuz ve bu nedenle tepkilere dayalı bir yaklaşım benimsediğimiz doğru. Ancak Türkiye'nin aynı zamanda orta ve uzun vadeli hesaplamalarını da yapması gerekecek. Bu hesaplamaların başında da hiç şüphesiz ülkenin stratejik hedeflerini belirleme işi var. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu anlamda uzun süredir çeşitli hedefleri işaret ediyor. 2023 veya daha da uzun vadede 2071 bile zikrediliyor. Ülkenin ekonomik büyümesinde en belirgin hedef dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmek. Bu nedenle Erdoğan ülkenin ticaret hacminin geliştirilmesi gerektiğini hep dile getiriyor.
Güvenlik hedefleri bağlamında ise terörle mücadele hep öncelikli olarak anıldı.
Fakat bunun ötesinde Türkiye'nin yakın coğrafyasındaki istikrarsızlık kaynaklarının kurutulması hem terörle mücadele açısından hem de ülkenin konvansiyonel tehditlere karşı korunması bakımından acil bir ihtiyaç gibi duruyor. Öte taraftan güç parametrelerinde de Türkiye kendine yeni hedefler belirlemeye başladı. Yerli ve milli silah sanayiine yapılan yatırımların yanında Türkiye yeni silah pazarlarına erişebileceğini de gösterdi.
Bunların hepsi Türkiye'nin arzu ettiği hedefler olabilir. Ancak artık kamuoyu bu işi çok daha ciddiyetle ele alıp bu hedeflerden hangisinin daha öncelikli hangisinin vazgeçilmez olduğunu diğer bir deyişle hangisinin stratejik olduğunu tartışmak ve buna dair net bir cevap üretmek zorunda. Zira bunlar birbirinin tamamlayıcısı gibi görünmesine rağmen kritik hesaplamalarda aslında birbirine alternatif hedeflerdir. Stratejik anlamda ekonomik büyümeyi tercih etmek güvenlik kaygılarını veya askeri güçlenme hedeflerini ikincil plana itmeyi gerektirir. Mesela Batı ittifakı dışında silahlara yapma kararı alındığında ekonomik yaptırımlar gündeme gelebiliyor. Eğer tek başına ekonomik büyüme hedefleniyorsa güvenliği tehlikeye atma ihtimali hep var. İşte bu nedenle Türkiye yeni uluslararası sistemin şartlarını daha dikkatli okumak ve yeni tehdit türlerine veya yeni fırsat alanlarına göre kendini hazırlamak zorunda.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
HASAN BASRİ YALÇIN: Stratejik hedef