Popüler Kullanıcılar

Gazete Haberleri

ERGÜN DİLER: Büyük anlaşma

GARİP bir şekilde ÇİN olayı burada hak ettiği kadar konuşulmuyor ve yazılmıyor. Ya da bana böyle geliyor. İnanın hiç anlamış değilim. Dünyanın tepesinde tek konu bu! Ama gelin görün bizi de çok ama çok etkileyecek bu konu tercih edilenler listesinde aşağılarda...
ARALIK ayında baş gösteren CORONAVİRÜS atağına rağmen ÇİN'den tek bir hamle henüz gelmiş değil.
Bir cevabın olacağını umarak gelişmelere bakıyorum. Şu an için tek adım yok...
Ve Çin için zor olan süreç can yakarak ilerliyor...
Coronavirüs, Çin ekonomisini yerlebir edebilir mi? SORU BU! Şimdiki durumu görmeseydik "ASLA" diye cevap verebilirdik. Ama şimdi durum kritik. Bir VİRÜS ÇİN'i kemiriyor resmen...
ARALIK ayından önceye uzanalım. Virüs'ün çıkışından önceki önemli birkaç adımı hatırlayalım... Olayı anlayalım.
Derin Amerika'nın Coronavirüs operasyonunun startını nasıl verdiğini inceleyim. Geçtiğimiz EYLÜL ayında Derin Amerika, İpek Yolu için Çin'le anlaşmak istiyordu. Masa hep vardı zaten. Anlaşma yoktu. Çin bazı adımlar atsa da kendilerinin TEK PATRON olduğunu hem söylüyor hem hissettiriyordu...
65 ülke Pekin'le oturup kalkacaktı. Çin bunun hesabınıkitabını yapmış, ABD'ye eğilmiyordu...
Çin 65 ülkeyi yanına alıp ördüğü yola çıktığı zaman ABD bitiyordu... Çok yazdık bunu... Washington için RİSK inanılmaz derecede büyüktü...
Görüşmeler umutsuzca ilerliyordu.
Arkasından da ÇİN'in ABD'ye rest çeken tavrı geldi. ABD'ye KAPIYI gösteren konuşma 70. YIL TÖRENLERİNDE Devlet Başkanı Cinping'ten geldi... Cinping bu konuşmada doğrudan ABD'yi hedefe koyuyordu: "Hiçbir güç Çin'in yükselişini engelleyemez, durduramaz. Biz barışçıl bir dönem için çabalıyoruz. Aynısını bekliyoruz." Bu açık şekilde Derin Amerika'ya restti, Yeni Dünya Düzeni'nin Pekin merkezli olacağının ilanıydı. Bunu anlamak için DİPLOMAT OLMAYA GEREK DE YOKTU... Washington da gereken dersi almıştı. Ve düğmeye basıldı. Bu karar alınmıştı. Bekleyecek zaman da yoktu... Kendileri için böyle düşünüyorlardı... Amerika Birleşik Devletleri Çin'e iyi bir ders vermeyi öne çekti. DERİN MASA'nın kararı böyleydi.
CORONAVİRÜS ile EKİM'in başında Cinping'in tehdidine cevap verildi. Kimse konuşmadı, kimse bir uyarı yollamadı... Ama CORONAVİRÜS hayatımıza girdi. Önce gizlendi ama olay büyüyünce daha fazla üzeri örtülemedi... ABD hamlesinin kararını EVANGELİSTLER veriyordu... Başrolde de Derin Amerika'nın EVANJELİST akımının en önemli temsilcilerinden Nike'ın sahibi Phil Knight bulunuyordu. Knight yaşlıydı ama sözü çok geçen bir isimdi. Çin'in güçlenmesini sağlayan ve dünyaya açılmasını başlatan Nike'ın sahibi Phil Knight'tı! Ancak Nike'nin patronu Çin için artık beklemenin anlamsız olduğunu söylüyordu. Phil Knight'ın Coronavirüs'ten haberi yoktur belki. Ancak Çin'in bitirilmesi için hazırlanan seçeneklerden haberi var. Çin'i hep savunan, İpek Yolu'nun ABD için önemli olduğunu söyleyen ve Pekin'e elçiler gönderen Phil Knight da artık "Gereken yapılsın" noktasına gelmişti. Onun kararı önemliydi. Ağırlığı büyüktü çünkü... İPEK YOLU'nda "ANLAŞMA" olsun diye çok çaba harcadı ama olmadı...
Zaten Coronavirüs yokken Nike, Çin'deki fabrikalarında imalatı durdurmak için adımlar atıyordu... Alınan kararı hissettiriyordu!
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ERGÜN DİLER: Büyük anlaşma

BÜLENT ERANDAÇ: Darbecilerin babası Rand!

GÖLGE CIA-Rand Corporation'ın "Türkiye'de yeni bir darbe girişimi bile olabilir" dediği manidar rapor, gündemin yoğunluğundan yeterince tartışılmadı. Gölge CIA, RAND raporunda yer alan stratejik öneriler, Türkiye'nin içişlerine müdahaledir.
Kabul edilemez. Ancak, bu önemli rapor tartışılmalıdır.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) için raporlar yazan ve Washington yönetimini yönlendiren Rand Corporation'ın son Türkiye raporu, Mart 2019 yerel seçimlerinde kolları arasına aldıkları, CHP-HDP-İP çevrelerinin elde ettiği başarılardan sonra kan kokusu aldıklarını gösteriyor.
Ve Derin ABD, zaman kaybetmeden canhıraş bir şekilde "Erdoğan'sız Türkiye projesi "için yeniden düğmeye bastı. bastıklarına işaret etmektedir.
Pentagon'un 15 Temmuz 2016'daki 'Osmanlı tokadına' rağmen zerre kadar değişmediklerine işaret etmektedir.
GÖLGE CIA-RAND'ın sızdırılan raporundan da anlaşılacağı üzere DERİN ABD'NİN Türkiye ezberi hiç değişmiyor. Bu raporda, Türk Ordusu'nu yeniden kontrol altına almanın, yeni bir 15 Temmuz kalkışması için zemin yoklamanın taktiklerini hazırlamışlar.
Darbecilerin babası Rand'ın raporunun sızdırılmasından sonraki gelişmelere dikkatle bakınız. Azgın muhalefet, yeni parti kurucuları, kriptolar, uyutulmuş hücreler, yeni bir darbeden faydalanma rüyası gören NATO'cular kıpırdanmaya başladı.
Rand'ın gıdıkladığı hücreleri, İlker Başbuğ'un konuşmasından sonra tek tek kafalarını kaldırmaya başladılar. Damarlarında NATO KANI GEZEN NATO'CU SİVİL-KRİPTO ASKERLER, ortalığa saçıldılar. Başkan Tayyip Erdoğan'ın dişe diş mücadele ettiği FETÖ'yü canlandıracak, yargıyı köşeye sıkıştıracak manevralarına hız verdiler.
İlker Başbuğ/Kemal Kılıçdaroğlu trenine binenlere dikkatle bakınız.
Gölge CIA-Rand'ın emellerine hizmet eden beynini batıya kiralamış olanların sinsice ortaya çıkışına dikkat kesilmekte çok yarar var.
RAND CORPORATION'un DERİN ABD'NİN STRATEJİLERİNİ NASIL BELİRLEDİĞİNEYÖNLENDİRDİĞİNE bakmakta büyük yarar var.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
BÜLENT ERANDAÇ: Darbecilerin babası Rand!

EMİN PAZARCI: Bunlar niye saldırıyor?

Son dönemin en kritik günlerini yaşıyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İdlib ve çevresine yığınağı devam ediyor…

Şubat sonunda dananın kuyruğu kopacak. Rejim güçleri, bölgeyi terk etmeyip saldırılarını devam ettirirse, süpürme harekâtı başlayacak. Türkiye’nin bu konuda kararlı olduğundan şüphe yok.

“Rejim” diyoruz, ama bölgede asıl belirleyici olan İran ve Rusya. Suriye Rejimi, sadece oyunun görünen aktörü!

Rusya’nın amacı:

Büyük Kale İdlib’i düşürmek. Suriye Rejimi’ni alana tamamen hâkim kılmak. O hâkimiyet üzerinden bölgede dilediği gibi hareket etmek.

Bu amaca ulaşmak için insanlık dışı her türlü operasyon serbest. Yıllar önce Grozni’de yapıldığı gibi asıl hedef siviller.

Türkiye’nin planı:

Oyunu bozmak. Katil Esad Rejimi’nin bölgeye yerleşmesini engellemek… Sınırlarımıza yönelik mülteci akınını durdurmak… Suriye’den yönelen yeni bir yükü daha sırtlanmamak…

İdlib üzerinden adeta bir satranç oynanıyor. Diplomatik ve askeri hamleler yapılıyor. Süre de giderek kısalıyor.

Diplomasi sonuç vermezse, askeri çözüm devreye girecek.

***

Sözün özü, çok kritik bir dönemeçteyiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamalar da gösteriyor zaten bunu.

Bu noktada birlik ve beraberliğimiz son derece önemli. Ama tam tersi adımlar atılıyor. Rusya ve Suriye Rejimi’nin değirmenine su taşıyanlar ortaya çıkıyor…

Önce, eski genelkurmay başkanlarından İlker Başbuğ harekete geçti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni hedef alan açıklamalar yaptı. Peşine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu takıldı. FETÖ üzerinden gerilim ve gerginliği körükleyici konuşmalar gerçekleştirdi.

Bu arada birileri de “darbe” söylentileri ortaya çıkardı.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
EMİN PAZARCI: Bunlar niye saldırıyor?

AHMET KEKEÇ: İş Bankası'nı CHP'nin tasallutundan kurtarmak vatandaşlık görevidir

Konu, iki yıl kadar önce de gündeme gelmişti: İş Bankası’nı CHP’nin tasallutundan kurtarmak, yani CHP’ye ait hisseleri Hazine’ye devretmek.

O zaman sert tepki göstermişlerdi.

Her akşam Halk TV’de toplaşıp “İş Bankası’ndaki CHP hissesinin Hazine’ye devredilmesi durumunda ortalığı yıkacakları ve taş üstünde taş bırakmayacakları” müjdesini vermişlerdi...

Biri de şöyle demişti: “Topyekûn mücadeleye hazır olun.”

Nasıl “edeceklerdi” bunu?

Meclis’in çıkardığı yasaya karşı “ortalığı yıkmak” gibi demokratik bir tutum mu benimseyeceklerdi?

Kafaları böyle mi çalışıyordu?

Daha önceki “ortalığı yıkma” girişimlerinin nasıl sonuçlandığını gördük.

Liderleri, cezaevindeki FETÖ’cülerin yarasına merhem olmak için Ankara’dan İstanbul’a kadar yürümüş, bu uğurda dört tırnağını kaybetmişti.

Bir “büyük yürüyüş” daha mı eyleyeceklerdi?

Kitlelerini sokağa mı dökeceklerdi?

Mesela, İş Bankası’ndaki CHP varlığının “dokunulmazlığı” üzerinden üzerinden yeni bir “Gezi” eylemi...

Eminim bunu düşünmüşlerdir: “Birinci Banka Direnişi...”

Böylece, ilk “zengin kalkışması” olan Gezi nümayişinin tadı damağında kalmış ve “eylem” diye aşeren yoldaşların gönlü yapılmış olurdu.

Fena da olmazdı.

Fırsat kaçmış değil yine de...

Hükümet, İş Bankası’ndaki CHP hisselerine bir iyilik düşünüyor: Kanun ne emrediyorsa, o olacak ve CHP hisseleri ait olduğu kuruma devredilecek... “Gezi” benzeri bir nümayiş ya da yeni bir “büyük yürüyüş” eyleyebilirler.

Fakat iş, dışarıdan görüldüğü ve sanıldığı gibi değil...

Meclis yasa çıkarırsa, benimsenecek yol bellidir: Anayasa Mahkemesi’ne gidilir, yasanın iptali sağlanır. Siyasi partiler bunun için vardır... “Ortalığı yıkmak” ve “yeni bir zengin kalkışması örgütlemek” artık “siyasal faaliyet” sayılmıyor...

Çünkü Türkiye, Kemal Bey’in sıklıkla andığı o “eski mutlu ve müreffeh Türkiye” değil.

O günler geçti artık.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
AHMET KEKEÇ: İş Bankası'nı CHP'nin tasallutundan kurtarmak vatandaşlık görevidir

ABDULKADİR SELVİ: BÜYÜKANIT KONUSUNDA BİR ELEŞTİRİ

CUMHURBAŞKANI Erdoğan darbelere karşı büyük mücadele verdi. 15 Temmuz’da darbeyi püskürten lider olarak tarihe geçti. 12 Eylül’cüler ve 28 Şubat’çıların yargılanmasını sağladı. Darbelerin yasal dayanağı olarak gösterilen TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesini değiştirip, Yüksek Askeri Şura ve Milli Güvenlik Kurulu’ndaki asker-sivil dengesini kurdu. Demokratikleşmede tarihi bir adım olan Genelkurmay’ın Milli Savunma’ya bağlanmasını sağladı.

Çok büyük işlere imza attı. Ama 27 Nisan’da muhtıra veren dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt yargılanmadı.

Erdoğan’ın darbelere karşı mücadelesi ne zaman gündeme gelse, “Yaşar Büyükanıt niye yargılanmadı? Muhtıra veren Büyükanıt’a devlet övünç madalyası neden verildi? Altına zırhlı Mercedes neden çekildi sorusu” gündeme geliyor.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ABDULKADİR SELVİ: BÜYÜKANIT KONUSUNDA BİR ELEŞTİRİ

AHMET HAKAN: KEMALİSTLER DARBE YAPACAKLARMIŞ

FETÖ’nün gadrine uğramış tanıdığım bildiğim çok yiğit, çok kahraman, çok delikanlı Kemalist asker var.

15 Temmuz’da beylik silahlarını alıp ortaya çıktılar.

*

FETÖ’cülerin ilk yaptığı iş Kemalistleri ordudan uzaklaştırmaktı. Çünkü amaçlarının önündeki en büyük engelin onlardan geleceğini biliyorlardı.

Bunun için “darbecilik” yakıştırmasını ilk onlar yaptı.

*

FETÖ’cüler, “yurtta sulh konseyi” diye kıtır atarak... Yapmaya kalkıştıkları darbeyi “Kemalist darbe” imiş gibi yansıtmaya çalıştılar.

Hiçbir Kemalist, bu kıtırı yemedi.

*

Durum vaziyet buyken...

“Kemalistler darbe yapacak, FETÖ de bu darbeyi destekleyecek” diye sallamak...

Ayıptır, günahtır, vebaldir.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
AHMET HAKAN: KEMALİSTLER DARBE YAPACAKLARMIŞ

OKAN MÜDERRİSOĞLU: Lütfen gaz kesmeyin!

Dün, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın hazırladığı "Ekonomik Görünüm Raporu"nu inceliyordum. Raporun tespitlerine değinmeden önce, bir dizi telefon görüşmesinden edindiğim izlenimle birlikte değerlendirme yapmak isterim.
1. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın, dedikodulara takılmadan ekibi ile birlikte Anadolu turlarını sürdürmesinde, yani ayağını gazdan kesmemesinde büyük fayda var.
2. Rakamların ekonomisi ile hayatın ekonomisi arasındaki marj, yerinde nabız tutulması ile giderilebiliyor. Yani, makro-ekonomik göstergelerdeki iyileşmenin tabana ne kadar yansıdığı, tıkanıklığın nerede olduğu görülüp hızlı önlem alınabiliyor.
3. Gıda sektörü başta olmak üzere enflasyonda katılık bulunan alanların detayları sahadan alınan sinyallerle netleşiyor, neşter vurma yöntemi ve zamanlanması belirlenebiliyor.
4. Piyasada hakim durumun kötüye kullanılması, anlaşmalı fiyat tayini, pazar paylaşımı gibi hususlar, sıcak bilgilerle şekillendiğinde Ankara'nın doğru karar almasını kolaylaştırıyor.
5. Bankacılık sisteminin kredi aktarım mekanizmasındaki aksaklıklar, sektörel veya banka bazındaki sıkıntılar, bir tür finansal check-up neticesi olarak bakanın önüne geliyor ve böylece tedaviye dönük reçete yazılabiliyor.
Özetle...
Türkiye ekonomisi bir yandan makro bazlı tedbirleri, diğer yandan ince ayar olarak nitelendirilebilecek hassas dokunuşları zorunlu kılan aşamadan geçiyor...

***


'Ekonomik Görünüm'e gelince...
33 sayfalık raporda 2018 sonbaharından bu yana alınan önlemler, büyüme projeksiyonunda uluslararası kuruluşların da kabul ettiği pozitif gelişme, istihdam beklentileri, enflasyonun görünümü, faizlerdeki gerileme, kredi paketlerinin piyasaya yansıması, imalat sanayindeki güçlü sinyaller, inşaat ve turizm sektörlerindeki canlanma, ödemeler dengesindeki fazla, bütçe dengesini koruma performansı, finansal piyasaların sağlıklı işlemesine dair kararlar dikkati çekiyor.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
OKAN MÜDERRİSOĞLU: Lütfen gaz kesmeyin!

MEHMET BARLAS: Türkiye Suriye’deki sorunlarının çözümünde ne ABD’ye ne de NATO’ya bel bağlıyor

Türk dış siyasetini gözlemleyenler, genellikle bir yanılgıya düşerler. Bu yanılgının kaynağında da NATO ve Amerika Birleşik Devletleri vardır... 1952'den beri NATO'ya üye olan ve Amerika'yı stratejik ortak olarak bilen Türkiye'nin, dış siyasette attığı adımlarda daima NATO'yu ve Amerika'yı ön planda tuttuğunu zannederler.
Öz çıkarlar
Oysa iki taraf da, kendi çıkarlarını ön planda tutar. Türkiye'nin Batı'ya en bağımlı olduğu dönemde bile kendi çıkarları ön planda tutulmuştur. Örneğin Kıbrıs Harekâtı yapılırken, sonunda Amerikan ambargosu ile karşılaşılmamış mıdır? Ya da Amerika Vietnam'a müdahale ederken veya Irak'ı işgal ederken Türkiye'ye mi danışmıştır?
Rusya mutabakatı
Son dönemde de Türkiye'nin Suriye'ye dönük olarak izlediği siyaset ve attığı askeri adımlar, arkada NATO desteğinin bulunduğu varsayımına dayalı olmamıştır. Türkiye'nin bu konuda Rusya ile vardığı mutabakat ise, Amerika tarafından uzaktan ve mutsuzlukla izlenmiştir.
Dönüm noktası mı?
Şimdi bu Suriye konusunda yeni bir dönüm noktasındayız. Suriye hükümet güçlerinin Türkiye ile Rusya arasında yapılacak görüşmeler öncesinde Halep vilayetinin kuzeybatı kesiminde Türkiye'nin desteklediği muhaliflerin elinde bulunan toprakların büyük bölümünü geri aldığı bildiriliyor...
Yoğun trafik
İdlib'de yaşanan şiddetli çatışmalar, diplomasi cephesinde de olağanüstü bir hareketliğe sebep oldu.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
MEHMET BARLAS: Türkiye Suriye’deki sorunlarının çözümünde ne ABD’ye ne de NATO’ya bel bağlıyor

Gazete Manşetleri 18 Şubat 2020

18 Şubat 2020 tarihli gazetelerin birinci sayfalarında neler var? #Cumhuriyet, #YeniŞafak, #Türkiye, #Sözcü, #Akit, #Karar, #Takvim, #Sabah, #Akşam gazetelerinin manşetlerini okuyun.

Gazete Manşetleri 18 Şubat 2020 Gazete Manşetleri 18 Şubat 2020 Gazete Manşetleri 18 Şubat 2020 Gazete Manşetleri 18 Şubat 2020 Gazete Manşetleri 18 Şubat 2020 Gazete Manşetleri 18 Şubat 2020 Gazete Manşetleri 18 Şubat 2020 Gazete Manşetleri 18 Şubat 2020 Gazete Manşetleri 18 Şubat 2020

Ortadoğu gazetesi son baskısını yaptı

İsmi 1972 yılında MHP'nin kurucusu Alparslan Türkeş tarafından konulan Ortadoğu gazetesi 48 yıllık yayın hayatına son verdi.

'Son baskı' manşetiyle çıkan gazetenin birinci sayfasında şu ifadeler kullanıldı:

"Her kuruluş; tıpkı insan gibi yaşar ve hayatı sona erer. Gazeteniz ORTADOĞU da 48 yıllık hayatına bugün son veriyor. Basın ağacından altın bir yaprak daha düştüğü için üzüntülüyüz. Ancak, bize ihanet edenlerin sonunun da çok uzun olmayacağını görüyor ve biliyoruz. 48 yıldır bize destek veren tüm okurlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Yarım asra yakındır yolu bu gazeteden geçenlere de teşekkür ediyoruz. Sağlıcakla kalın…

Gazetemize geldiklerinde 'Ceketimizi satar bu gazeteyi yine de yaşatırız' diyenlerin son iki yıldır yaptıkları vefasızlıkları unutmayacağız. 'Ceketimizi satarız' diyenler ceketlerini satmadı ama bize her türlü tuzağı kurmayı sürdürdü. Hayal kırıklıklarımız kaldıramayacağımız kadar derin. Yani eski dostlar düşman oldu. Bununla da kalmadılar bizi sırtımızdan hançerlediler."

Devamını Oku
Ortadoğu gazetesi son baskısını yaptı