Popüler Kullanıcılar

Gündem Haberleri

Bakan Kurum: "TOKİ bin 400 konutun yapılması için proje çalışmalarına başladı"

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, depremde yaralanan ve yakınlarını kaybeden vatandaşlara acil durum ödeneği ile yardımda bulunulduğunu belirterek, TOKİ’nin bin 400 konutun yapılması için proje çalışmalarına başladığını açıkladı.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, depremde iki binanın yıkıldığı ve kurtarma çalışmalarının sona erdiği Mustafa Paşa Mahallesi’ndeki enkazda incelemelerde bulundu. İncelemeleri sonrası açıklamalarda bulunan Bakan Kurum, Mustafa Paşa Mahallesi’ndeki arama kurtarma çalışmalarının sona erdiğini ve enkaz kaldırma çalışmasının başladığını söyledi. Kurum, “Hasar tespitlerini depremin olduğu andan itibaren tüm çevre illerden gelen ekiplerimiz vasıtasıyla başlattık. Hızlı bir şekilde 500 kişilik bir hasar tespit ekibimiz var, gayret ediyoruz. Vatandaşlarımız binalarındaki hasarları bize bildirirlerse biz de hızlı bir şekilde bu hasar tespitlerini valilik koordinasyonunda yapacağız. Mustafa Paşa Mahallemiz için arama kurtarma faaliyetleri burada bitti. Enkaz kaldırma faaliyetlerine başlayacağız. Bu mahallede incelemeler yapıyoruz. Riskli gördüğümüz ne kadar alan, bina varsa bu binalara ilişkin tespit neticesinde burada köklü bir dönüşüm projesi başlatacağız. Binaların büyük kısmında ağır hasar, orta hasar mevcut” dedi.

"Bin 400 konut yapılacak"
Hasarlı ve kısa sürede yıkılması planlanan binalarla ilgili soru üzerine Bakan Kurum, “O iki bina sadece Mustafa Paşa Mahallesi’nde değil, Sürsürü’de de var, Elazığ’ın diğer mahallelerinde de var. Bunlar acil yıkılması gereken binalar. Burada da yıkılan binanın yan tarafındaki binalar da acil yıkacağımız binalar arasında. Bunların yıkımına hızlı bir şekilde başlayarak dönüşüm projesine başlayacağız. Dönüşümü de bir kısmını Mustafa Paşa Mahallemizde, bir kısmını Sürsürü Mahallesi’nde, bir kısmını da belirlediğimiz rezerv alanımız var, Yemişlik mevkisinde bin 400 konutluk alanımız mevcut. TOKİ orada bin 400 konutun yapılması için proje çalışmalarına başladı. Çok kısa zamanda ihalesini gerçekleştireceğiz. Bir de elimizde 400 rezerv konut var. 400 konutumuzu da bilhassa binaları yıkılan vatandaşlarımızla görüşmek suretiyle değerlendireceğiz. Vatandaşlarımızın bu süreçten en az şekilde yara alacağı, en az şekilde mağdur olacağı süreci yönetmeye gayret edeceğiz” diye konuştu.

Ölenlerin yakınları ile yaralılara yardım
Sürsürü Mahallesi’nde yıkılan binanın bir site içerisinde olduğu, buna rağmen sadece bir tanesinin yıkıldığı sorusu üzerine Bakan Kurum, “Yıkılan bina ve etrafındakileri incelediğimizde diğer binalarda da ağır hasarlar söz konusu. Arkadaşlarımız tespitlerini yaptılar. Onların da yıkılmamış olması açıkçası sağlam olduğunu göstermiyor. Yıkılan çok daha kötüymüş. Burada yaptığımız gibi orada da bir bölgede ne kadar riskli yapı varsa hızlı bir şekilde, kış ortasındayız. Vatandaşlarımızın en az etkileneceği şekilde, ki bu dönüştüreceğimiz yerlerle ilgili vatandaşlarımıza kira yardımı, taşıma yardımı yapacağız. Bazı bakanlıklarımız yardımlar yolladılar. Bunlar da acil durum ödeneği olarak hem ailelerini kaybeden vatandaşlarımıza, hem yaralı vatandaşlarımıza ulaştırılıyor” şeklinde konuştu.

"Öncelikli dönüştürülmesi gereken konut sayısı 1 buçuk milyon"
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Bakan Kurum, “Bugüne kadar 80 binin üzerinde canımız gitti. İki gün önce Manisa’daydık, oradaki tespitleri yaptık. Orada da yaraları sarmaya, yapılması gerekenleri hızlı bir şekilde yapmaya gayret gösterdik. Kartal’da binamız yıkıldı, yenilerini yaptık, vatandaşlarımıza teslim ettik. Bundan önce Van’da, Bingöl’de, Simav’da konutlarımızı yapıp teslim ettik. Malatya ve Elazığ’da da bu süreci yöneteceğiz. Bugüne kadar bakanlığımız eliyle 1 milyon 350 bin konutun dönüşümünü gerçekleştirdik. TOKİ eliyle 850 bin bağımsız bölüm ürettik. Geçen yıl 50 bin, bu sene 100 bin sosyal konut projesini başlattık. Bunların hepsi depreme dayanıklı projeler üretmek, vatandaşımızın can ve mal güvenliğini sağlamak adına attığımız adımlardır. Yine çıkartmış olduğumuz yapı denetim kanunlarıyla, yapmış olduğumuz düzenlemelerle de yeni yapılan binalarda deprem yönetmeliklerine uygun binaların yapılmasının önünü açtık. Diğer taraftan da kentsel dönüşümle alakalı 81 ilimizin valiliğine genelge gönderdik. Dedik ki bizim riskli, acil, öncelikli dönüştürülmesi gereken alanlarınız, binalarınız neyse bunları bize bildirin, birlikte kentsel dönüşüm sürecini yürütelim dedik. Aldığımız kararla da 1 buçuk milyon öncelikli dönüştürülmesi gereken konutun olduğunu, her yıl 300 bin konut dönüştürmemiz gerektiğini, 5 yılda bu konutları dönüştürmek adına. Bakanlığımız 2019 yılı içerisinde 65 bin konutun dönüşümüne başladı. Bu yıl da aynı şekilde yapacağız. Mecliste güçlendirmeye dair yeni düzenlemelerimiz söz konusu. Belediyelerimize kentsel dönüşümle ilgili İller Bankası kanalıyla hibe desteği veriyoruz. Bu süreci bu şekilde yürütüyoruz ancak vatandaşlarımızın da aynı duyarlılık içerisinde olması gerekiyor. Kentsel dönüşümün bir zaruret olduğunu, enkazın altında bir evladı, eşi, kendisi kaldığında, cenazesini oradan aldığımızda hepimizin içi parçalanıyor. Bu acıların yaşanmaması için vatandaşlarımızla birlikte bu kentsel dönüşüm sürecini yürütmek durumundayız” ifadelerini kullandı.
(İHA)

Devamını Oku
Bakan Kurum: "TOKİ bin 400 konutun yapılması için proje çalışmalarına başladı"
Bakan Kurum: "TOKİ bin 400 konutun yapılması için proje çalışmalarına başladı"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Uluslararası toplum ne Suriye’de ne de Libya’da iyi bir imtihan vermiştir. Libya krizinin bu kadar derinleşmesinde başta Avrupa ülkeleri olmak üzere sergilenen atalet ve ikircikl

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Uluslararası toplum ne Suriye’de ne de Libya’da iyi bir imtihan vermiştir. Libya krizinin bu kadar derinleşmesinde başta Avrupa ülkeleri olmak üzere sergilenen atalet ve ikircikli tavrın çok büyük bir payı vardır. Geldiğimiz aşamada Berlin konferansında alınan kararların uygulaması önem taşıyor” dedi.
(İHA)

CHP Hakkari İl Başkanlığına Demir seçildi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hakkari İl Başkanı Nazım Demir güven tazeledi.
HATSO toplantı salonunda yapılan kongrede mevcut Başkan Nazım Demir ile 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’den belediye başkan adayı olan Metin Koparan yarıştı. Divanın oluşturulması ve yapılan konuşmaların ardından 47 delegeden 44’nün oy kullandığı seçimlerde Nazım Demir 24 oy alarak Hakkari İl Başkanlığına seçildi.
Kongre sonunda herkesle tek tek tokalaşan Başkan Demir, hiçbir ayırım yapmadan birlik ve beraberlik içerisinde çalışacaklarını söyleyerek herkese teşekkür etti.
(İHA)

Devamını Oku
CHP Hakkari İl Başkanlığına Demir seçildi
CHP Hakkari İl Başkanlığına Demir seçildi
CHP Hakkari İl Başkanlığına Demir seçildi

Milletvekili Aydın’dan depremzedelere ‘geçmiş olsun’ ziyareti

AK Parti Milletvekili Ahmet Aydın, Elazığ depreminin hasara neden olduğu Gerger ilçesinde incelemede bulundu.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın beraberinde İl Başkanı Mehmet Dağtekin ile birlikte Gerger ilçesini ziyaret etti. Deprem nedeniyle hasar gören yapıları inceleyen Ahmet Aydın, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini illetti.
Aydın, ilk olarak Gerger Kaymakamı Resul Özdemir, Gerger Belediye Başkanı İzzet Aksoy’u ziyaret ederek ilçenin depremden hasar gören yapılar ile ilgili bilgi aldı.
Aydın daha sonra Kaşyazı, Onevler, Konacık, Ortaca, Sengeto ve Tillo köylerini ziyaret ederek depremin verdiği zararları yerinde inceledi.
Aydın, vatandaşların ihtiyaçlarını her anlamda karşılamak için devletimizin tüm imkanları ile hazır olduğunu belirterek, vatandaşların dertleri, sıkıntıları ne varsa her daim bir ve beraber olduklarını söyledi.
(İHA)

Devamını Oku
Milletvekili Aydın’dan depremzedelere ‘geçmiş olsun’ ziyareti
Milletvekili Aydın’dan depremzedelere ‘geçmiş olsun’ ziyareti
Milletvekili Aydın’dan depremzedelere ‘geçmiş olsun’ ziyareti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Cezayir’de Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile bir araya geldi. Erdoğan ve Tebbun baş başa görüşmenin ardından heyetlerarası görüşmeye geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayirli mevkidaşıyla anlaşmaların imzalanmasının ardından ortak basın toplantısı düzenleyecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Cezayir ziyaretinde eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez eşlik ediyor.
(İHA)

Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Cezayir’de Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Cezayir’de resmi karşılama töreninin ardından Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti. Erdoğan, Cezayir Milli Marşı’nın dinlenmesinin ardından anıta çelenk bırakıp dua etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ziyaretinde eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez eşlik ediyor.
(İHA)

Devamını Oku
Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de Şehitler Abidesi’ni ziyaret etti

Ahir Zaman 1

Kıyamettin kopmasına yakın ve fitnelerin peşi sıra geldiği zamana ahir zaman denilir.

Ahir zaman ve Kıyamet ne zaman kopacak sorusuna net cevap vermek dinen mümkün değildir.

Ancak; Kıyamet kopmadan önce meydana gelecek olaylar (alametleri) Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hadislerinde belirtmiştir.

Bu âlametlerin küçük olanlarının tamamı ve hatta büyük alametlerin çoğu meydana gelmiştir.

Ebu Hüreyre(ra) rivayetle Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem: " Biriniz namazda tahiyati bitirdigi zaman dört şeyden Allah'a sığınarak şöyle desin 'Allah'ım, cehennem azabından ve kabir azâbından, hayat ve ölüm fitnesinden, deccâlin fitnesine uğramaktan sana sığınırım.'"(Müslim, Ebu Davud, Nesâi)

Ahir zamanda ortaya çıkacak DECCÂLİN fitnesi öyle büyük ki Allahın resulü bile Allah'a sığınmıştır.

Kıyamet âlametlerini yazmaktan ziyade 14 asır ve sonrası oluşacak insan ve özellikle müslüman ülkelerdeki müslüman'ların profili  hakkında yazmayı uygun buldum.

İslam âlimleri 14 asır ve sonrasını çok zor ve fitnelerinin çetin olacağını belirtmişlerdir.

Babamın yanında ders alırken tahminen 1970 li yıllardı "Kırnı çarda" yani 14 asır(Hicri takvime göre) hakkında bir sohbeti(Kürtçe idi Türkçe yazıyorum) sizlerle paylaşayım.

Bana dönerek;

-14 asır niye zor?

Babam bu tür sorular sorduğunda susar cevap vermesini beklerdim yine öyle yaptım ve o devamla;

-Oysa hayatımızı kolaylaştıran bir sürü gelişmeler var.

Geçmişle kiyaslanamıyacak kadar imkanlar var neden zor?

Susmaya devam ettim;

-Evlat islam ahlakına uygun yaşamak ve İman ile kabre girmek çok zor da ondan.

Sonra şu menkıbeyi anlatı.

Şöyle ki; "Yahudi bir papaz müslümanın birine 'senden yüz bin dirhem alacağım var' der.

Müslüman; 'Tüm mal varlığım 100 bin dirhem olmadığı gibi sizden böyle bir borç almamışım.' diyerek yemin etsede Yahudi kabul etmez ve "ya paramı verirsin yada; 'ondördüncü asrın müslümanlarından olayım ki senden borç para almamışım' diye yemin edeceksin."

Adam israr ve yeminlere ragmen yahudi bu teklifinden vaz geçemez.

Yahudinin kendi yemininden baska hiç bir yemini kabul etmediğini gören müslüman "bu işte bir hikmet var' düşüncesi ile yahudiye; "bana musade et ya istediğin yemini yapacagim ya da parani verecegim" der. 

O da kabul eder.

Bu müşkil durumda ancak "ilmin anahtarı" olan 'Hz. Ali (Allah ondan razı olsun) bana yardim edebilir" diye düşünerek ona gider.

Olan biteni anlatir.

Hz. Ali(ra) dinledikten sonra ona "Şu deveye bin şu dağı geç ondan sonraki daği dolan gel İnşaAllah sorunun cevabını veririm.

Adam da bu tavsiye üzerine deveye biner yola koyulur. 

Birinci dağın yanında geçerken (af edersiniz) köpekler ona hücum eder. Bakar ki büyük köpek tepede oturmuş küçük köpekler ona saldiriyor. Olması gereken büyük köpeğin ön safta ona saldıran olmasıdır.

Oradan hızla uzaklaşırken nar tarlasına rastlar yorgun ve susuzdur.

Narlar da çok iyi gözükmektedir.

Bir nar koparır kırar bakar ki içi berbat, bir tane daha ve bir tane daha hepsi aynı.

Oradan da ayrılır bakar ki üç kazan yan yana dizilmiş içinde bir şeyler kaynıyor.

Yiyecek ümidiyle yaklaşır bakar ki üç kazanın, sağ ve soldakiler su ile dolu ortadaki boş.Kaynayan suları fokurdamakta fışkıran sular sağdakinin sola, soldakinin de sağ kazana dökülüyor.

Ateşin en fazla yaktigi ortadaki kazan susuzluktan yanmak üzere olduğunu görür.

Oradan da ayrılır bakar ki bir horoz temiz bir hal ile dala çıkar öter sonra oradan iner pisliğin içine dalar.

Oradan da ayrılır bakar ki bir tenekeden fazla altın. 

Adamın biri kocaman altın yığınını küçük bir kutuya koyar altın biter kutu dolmaz.

Adam gördüğü hayret uyandırıcı olaylara bir anlam veremez ve Hz. Ali (ra) yanina gelir.

Hz. Ali(ra) ona " Ne gördün?" diye sorar.

Devamı gelecek

Selam ve dua ile.

Devamını Oku

MHP’li Öztürk: “Ülke genelinde üreten belediyecilik modelini uyguluyoruz”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kırıkkale Milletvekili Av. Halil Öztürk, ülke genelinde partilerine bağlı belediyelerin ’üreten belediyecilik modelini’ uyguladıklarını söyledi.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) üreten belediyecilik modeli olduğunu belirten Kırıkkale Milletvekili Av. Halil Öztürk, uzun süredir Milliyetçi Hareket Partili belediyeler olarak hem kentte hem de ülkenin diğer yanındaki belediyeler olarak bu modeli uyguladıklarını ifade etti.

“Bu altyapı Yahşihan’ı kaldırabilir düzeyde değil”
Yahşihan Belediye Başkanı Osman Türkyılmaz’ın içme suyu, kanalizyon ve yağmur suyu çözümü ile ilgili bazı girişimlerinin olduğunu kaydeden Öztürk, şu bilgileri aktardı:
“Biz de bu girişimleri sonucunda yanlarında olduk. Şu anda Yahşihan’ın altyapısının 70 bin nüfusa kadar kaldırabilir ama Yahşihan’ın gün içerisindeki nüfusu 80 bin ve 100 binleri bulduğu için bu altyapı Yahşihan’ı kaldırabilir düzeyde değil. Sürekli su patlamaları ve arızaları, diğer taraftan yağmur sonucu biriken sular bütün bunlar Yahşihan’ın altyapısını yeniden gözden geçirilmesini ve altyapısının yeniden yapılması gerekiyor.”

“45 milyon lirası Yahşihan Belediyesine hibe olarak verilecektir”
“Belediye Başkanımız da göreve geldiğinden itibaren yapmış olduğu müracaatlarda bizlere ve İller Bankasına bu sorunun giderilmesi hususunda destek talebinde bulunmuştur. Biz de bu sürecin takipçisi olduk. İçme suyu proje bedeli toplam 53 milyon 437 bin lira. Kanalizasyon ve Yağmur Suyu Projesi bedeli ise toplamda 35 milyon 931 bin Türk Lirası. İçme Suyu, Kanalizasyon ve Yağmur Suyu Projesinin toplam bedeli 89 milyon 368 bin 472 Türk Lirasıdır. Bu kredi İller Bankasından çıkmış durumdadır. Bu kredinin güzel olan yanı şudur; Bu yaklaşık 90 milyon liranın yüzde 50’si 45 milyon lirası Yahşihan Belediyesine hibe olarak verilecektir. Geri kalan 45 milyon lira da çok uzun vadeli bir ödeme şeklinde İller Bankasına ödenecektir” dedi.

“İller Bankası tarafından 4 Şubat 2020 günü ihale edilecektir”
Altyapı tamamlandığında yaklaşık 400 bin nüfusun ihtiyacını karşılayabileceğini aktaran Öztürk, “Bu şekilde alt yapının tamamlanması halinde yaklaşık 400 bin nüfusun su, kanalizasyon, yağmurlama ihtiyacını karşılayan bir sistem Yahşihan ilçemizde kurulmuş olacaktır. Bunun ihale bedeli budur. İller Bankası tarafından 4 Şubat 2020 günü ihale edilecektir. Daha sonra müteahhit ile sözleşmenin imzalanmasıyla beraber yaklaşık 700 gün içerisinde bu sürecin tamamlanması hedeflenmektedir. Yahşihan ilçemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.

Muhtar ve vatandaşların sorunlarını dinledi
Yahşihan Belediye Başkanı Osman Türkyılmaz’dan yapı devam eden ve tamamlanan projeler hakkında bilgiler alan Öztürk, daha sonra ilçe ziyaretleri kapsamında önce muhtarlarla bir araya geldi. Burada muhtarların sorun ve taleplerini dinledikten sonra ilçedeki esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi.
Ziyaretlerde MHP İl Başkanı Erdal Baloğlu, Sulakyurt Belediye Başkanı İsmail Bildik, belediye müdürleri hazır bulundu.
(İHA)

Devamını Oku
MHP’li Öztürk: “Ülke genelinde üreten belediyecilik modelini uyguluyoruz”
MHP’li Öztürk: “Ülke genelinde üreten belediyecilik modelini uyguluyoruz”
MHP’li Öztürk: “Ülke genelinde üreten belediyecilik modelini uyguluyoruz”

KKTC Başbakanı Tatar’dan BM’ye tepki

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersin Tatar, Birleşmiş Milletler’in artık Kıbrıs gerçeklerine uygun bir tutum içine girmesi gerektiğini söyledi.
KKTC Başbakanı Ersin Tatar, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün görev süresinin altı ay daha uzatılması için hazırladığı ön rapora tepki gösterdi. Tatar yaptığı yazılı açıklamada, “1964’ten bu yana Ada’da görev yapmakta olan Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (BMBG) görev süresi ay sonundan önce 6 aylık bir süreyle bir kez daha yenilenme aşamasındadır. Konuya ilişkin olarak BM Genel Sekreteri Güvenlik Konseyi’ne bir rapor sunacaktır. Bu raporun taslağı Konsey üyeleriyle ilgili taraflara dağıtılmıştır. Öncelikle BM Barış Gücü 1964’te başlayan Kıbrıs’ta barışı koruma faaliyetlerinin günümüzün koşullarına uymadığını vurgulamak isterim. Şöyle ki, 1974 öncesinde çok sayıda ateşkes hattı bulunmasına karşın 1974 sonrasında ortaya çıkan coğrafi zemin ve gerçekler çerçevesinde bu hat ikiye inmiştir. Dolayısıyla BMBG’nin görevi bu gerçek temelinde şekillenmelidir. Diğer yandan BMBG’nin adada konuşlanmasına cevaz veren 4 Mart 1964 tarihli 186 (1964) sayılı Güvenlik Konseyi kararında sözde ’Kıbrıs hükümeti’ne atıf yapılmıştır. Halbuki, 1963 Rum saldırı ve katliamları ile Kıbrıs Türkü ile Kıbrıs Rum tarafının birlikte kurdukları ortaklık cumhuriyeti ve hükümeti yıkılmıştı. Dolayısıyla bu karar gerçekleri yansıtmıyordu ve tarihi bir hataydı. Hal böyleyken hala o karar temel alınarak adadaki Barış Gücü’nün varlığının devamı için yeni kararlar üretilmesi BM için ciddi bir açmaz olup, Kıbrıs konusunun çözümsüz kalmasının başlıca nedeni olan tarihi bir hatanın sürdürülmesi demektir" dedi.
BMBG’nin Ada’daki faaliyetlerinin çerçevesi olan statü anlaşmasını Kıbrıs Rum tarafı ile imzaladığını kaydeden Tatar, “Kıbrıs Türk tarafının tüm girişimlerine rağmen benzeri bir anlaşmayı bizimle imzalamaktan hep kaçınmıştır. Oysa böyle bir anlaşmanın Kıbrıs Türk tarafı ile de imzalanması bir meşruiyet ve hakkaniyet gereğidir. Ortada bir vahim gerçek daha bulunmaktadır. O da BMBG’nin giderlerinin yarıya yakınının bugün Rum-Yunan ikilisi tarafından karşılanmakta olmasıdır. Bu da doğal olarak BMBG’nin tarafsızlığına gölge düşürmektedir. Ön raporun içeriğine bakılırsa genel olarak adada ve bölgede gerginliklerin arttığına işaret etmekte ve buna başlıca nedenler olarak hidrokarbonlar konusunda çevremizde yaşanan gelişmelerle Crans-Montana’daki çöküş sonrasında görüşme sürecinin yeniden başlatılamaması gösterilmektedir. Ancak gerginliğin artmasının sorumlusunun Kıbrıs Rum tarafı olduğu açıklıkla ortaya konmamakta, sırf dengeli davranmak adına gerçekler göz ardı edilmektedir. Unutulmamalıdır ki Crans-Montana’da yaşanan çöküş ve sonrasında görüşmelerin yeni bir zeminde başlayamamasının nedeni Rum tarafının retçi tutumu, değişmeyen hakimiyetçi zihniyeti, BM’nin ise başarısızlığa neden olan çerçevede ısrar etmesidir” ifadelerini kullandı.
Hidrokarbonlar konusunda ise Rum tarafının Kıbrıs’ın tek sahibiymiş gibi bölge ülkeleri ve yabancı şirketlerle tek taraflı anlaşmalar imzalamaya ve tek taraflı faaliyetlerini sürdürmeye devam ettiğini belirten Tatar, Oysa, Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum tarafına 2012 yılından itibaren bu konuda geçici bir özel komite kurulmasına yönelik olarak yapıcı ve iyi niyetli üç öneride bulunmuş, Rum tarafı ise tüm bu önerileri reddetmiştir. Kendisi ise ciddi ve gerçekçi öneri sunmaktan kaçınmış, bu konuda kabul edilemez ön koşullar öne sürmüştür. KKTC bunun üzerine kendi hak ve çıkarlarını korumak için harekete geçmiş ve garantörümüz olması yanında bölgenin en uzun kıyı şeridine sahip olan Türkiye ile anlaşmalar imzalayarak gerekli somut adımları atmıştır ve atmaya devam etmektedir. Raporda halkımıza karşı on yıllardır uygulanmakta olan izolasyonlara yapılan atıf da en hafif tabiriyle yetersizdir. Kaldırılmaları konusunda Avrupa Birliği’nin 26 Nisan 2004’te almış olduğu karar ve BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 28 Mayıs 2004 raporunda yer alan çağrı ortada dururken, raporda Kıbrıs Türkü’ne uygulanan izolasyon ve kısıtlamalara sanki de Kıbrıs Türkü’nün ’kendi kaygılarıymış’ şeklinde değinilmesi, BM’nin bu konudaki çekingenlik ve yetersizliğinin bir göstergesi olup bizim için kabul edilmezdir” dedi.
Tatar sözlerini şöyle sürdürdü:
“Maraş konusuna da atıf yapılan raporda, BM’nin kentteki ’statükodan Türkiye Hükümeti’ni sorumlu tutmaya devam ettiği’ belirtilmektedir. Maraş’ın KKTC topraklarının bir parçası olduğunu ve neredeyse tümünün vakıf arazisi olduğunu bu vesileyle hatırlatmak isteriz. Hükümetimizin bu konuda attığı adımlar ise belgelenmiş bu gerçek ışığında, aynı zamanda hak sahiplerinin haklarına halel getirmeyecek şekilde yapılmaktadır. Kıbrıs Türk tarafı raporda ele alınan konulardan biri olan Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) ve iki taraf arasında işbirliği mekanizmaları oluşturulması konularına her zaman olumlu yaklaşmış, bu konudaki ayak sürüme ve engellemeler hep Kıbrıs Rum tarafından gelmiştir. Nitekim, raporda ima yoluyla da olsa bunun nedeninin Kıbrıs Rum tarafının ’tanınma takıntısı’ olduğu belirtilmekte, bunun aşılamayacak bir engel olmadığı yazılmaktadır ki biz bu değerlendirmeyi yapıcı buluyoruz. Sözde Kıbrıs Hükümeti ve onun kuruluşlarına atıfta bulunan herhangi bir rapor ve/veya kararın bizim tarafımızdan kabul edilmesi mümkün olmamakla beraber biz BM Barış Gücü’nün topraklarımızda yasalarımıza uygun şekilde görev yapmasına bugüne dek izin verdik.”
Birleşmiş Milletlerin artık Kıbrıs gerçeklerine uygun bir tutum içine girmesi ve Kıbrıs Türk tarafı ile de BMBG’nin görevine ilişkin ayrı statü anlaşması imzalaması gerektiğini ifade eden Tatar, “Nihai tahlilde ön rapor mevcut şekliyle bir bütün olarak adadaki statükonun devamından başka bir amaca hizmet etmemektedir. Olası bir görüşme süreciyle ilgili olarak ortaya koyduğu çerçeve bugüne kadar denenip de başarıya ulaşamadığı tecrübeyle sabit olan kalıpların dışına çıkamamakta, aksine bu kalıpları tekrarlayıp durmaktadır. Taslakta yer alan ‘Bu kez farklı olmalıdır’ şeklindeki ibare ise ‘nasıl farklı olacaktır?’ sorusunu yanıtlamadığı için boşlukta kalmaktadır. Ulusal Birlik Partisi’nin önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde beni cumhurbaşkanı adayı olarak göstermesinin ardından yaptığım açıklamada, olası yeni bir sürecin hangi koşullarda başlayabileceği ve özde nasıl olması gerektiği konusundaki politikamızı açıklıkla ortaya koymuş bulunuyorum. Bunların başında, ‘en baştan iki devletli çözüm dahil tüm çözüm alternatiflerinin masada olması’ gelmektedir. Diğer şeyler yanında egemen eşitlikle Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin devamının kırmızı çizgilerimiz olduğunu da bu vesileyle bir kez daha vurgulamakta yarar görmekteyim” dedi.
(İHA)

Devamını Oku

Metin Yavuz; “Yaygaralarla üreticinin değil, fırsatçıların ekmeklerine yağ sürüyorlar”

AYDIN (İHA) – AK Parti Aydın Milletvekili ve MKYK Üyesi Metin Yavuz, AK Parti İl Danışma Meclisi toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.
6.8 büyüklüğündeki Elazığ depreminde hayatını kaybedenlere Allah’ta rahmet ve yaralılara da acil şifalar dileyerek konuşmasına başlayan Metin Yavuz, “AK Parti, ahde vefanın partisidir. Çok şükür, partimizin ahde vefayı asla ihmal etmeyen bir lideri var. Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu ülke için, bu millet için mücadelesini verdiği davasını sahiplenen, bu davaya gönül verdiği için şuan bu salonu dolduran her bir dava arkadaşım ile gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. Bizler aziz milletimizle beraber, dün olduğundan daha fazla bir inançla, daha fazla bir gayretle ve daha büyük bir kararlılıkla, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın yanında saf tutmaya, O’nun davasına sahip çıkmaya devam edeceğimizi, O’nu hiçbir şekilde yalnız bırakmayacağımızı tüm şer odaklarına buradan bir kez daha ilan ediyorum” dedi.
20 Aralık’ta büyük Türkiye’nin bütçesinin AK Parti ve MHP’nin kabul oyları ve de Cumhur İttifakının tam desteğiyle kabul edildiğine işaret eden Yavuz, şöyle konuştu:
“2020 yılı bütçemiz, 1 trilyon 82 milyar 21 milyon TL. Ekonomimiz her geçen gün daha da güçleniyor. 2002’de faiz giderimiz yüzde 43,2’ydi. 2020’de faiz öngörümüz yüzde 12,7. 2002’de bize bırakılan eski Türkiye’de toplanan her 100 TL verginin 85 TL’si faize gidiyordu. Oysa şimdi her 100 TL verginin sadece 17 TL’si faize gidiyor. Bakın ülkemiz ekonomi olarak nereden nereye geldi. Eski Türkiye de alınan vergiden elimizde kalan pay o kadar küçüktü ki, yatırım yapmak imkansız haldeydi. Oysa şimdi, alınan vergilerin yüzde 80’ninden fazlası yatırıma gidiyor”

“Aramızdaki kırgınlıkları, dargınlıkları gidermeli, yaşadığımız şehirde hemşehrilerimiz ile gönül köprülerimizi yeniden inşa etmeliyiz” diyen Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tabi bizler bu çalışmaları yürütürken, bir yandan da şehrimize sahip çıkmalıyız. Örneğin büyükşehir belediyesi başta olmak üzere CHP’li belediyelerin kentimize ne kazandırdığını veya neyi kaybettirdiğini de takip etmeliyiz. Bakınız özellikle son zamanlarda bir jeotermal furyası tutturdular. Muhalefetin vekilleri başta olmak üzere, Büyükşehir Belediye Başkanı Hanımefendi çevreci olduklarını iddia ederek, jeotermallere hayır diye bir yaygara koparıyorlar. Bu da yetmez gibi, Kızılcaköylü hemşehrilerimizi de o oyuna alet etmeye çalışıyorlar.
‘Jeotermal santraller incire ve zeytine zarar veriyor’ diyerek başlattıkları bu algıya maalesef inananlar var. Oysa incir son 10 yılın en yüksek rekoltesinde gerçekleşti. Bu gibi yaygaralar ile aslında üreticinin değil, fırsatçıların ekmeklerine yağ sürüyorlar. Geçtiğimiz gün il başkanımız ve ilçe başkanımızın yanı sıra DSİ Bölge Müdürümüz ve İl Spor Müdürümüz ile birlikte Kızılcaköy’e gittim. Orada eylem yapan hemşehrilerimizi nöbet tuttukları çadırda ziyaret ettim. Bu yıl incirin son on yılın en yüksek rekolte de gerçekleştiğini, akredite edilmiş olan bir firma tarafından hazırlanan jeotermal raporunun birkaç ay içerisinde açıklanacağını, beklemenin faydalı olacağını onlarla da paylaştım. Çünkü, ortada bilimsel bir veri yokken algıya kapılmak üreticilerimizin zararına olacaktır. Yakın süreçte de üreticilerin zarar etmelerinin önlerine yine biz geçtik. Hatırlayın, incir fiyatları 5 TL seviyelerine kadar inmişti. Aydın milletvekilleri olarak yapmış olduğumuz girişimler sonrasında müdahale alımı yapılarak incir fiyatlarının normal seviyelere çıkmasını yine biz sağladık ama yerel iktidara bakıyoruz kendilerinin bu gibi dönemlerde tek bir girişimi yok. ‘Çevreciyiz’ diyorlar, ama söz verdikleri arıtmaları yapmıyorlar”
(İHA)

Devamını Oku
Metin Yavuz; “Yaygaralarla üreticinin değil, fırsatçıların ekmeklerine yağ sürüyorlar”
Metin Yavuz; “Yaygaralarla üreticinin değil, fırsatçıların ekmeklerine yağ sürüyorlar”
Metin Yavuz; “Yaygaralarla üreticinin değil, fırsatçıların ekmeklerine yağ sürüyorlar”
Metin Yavuz; “Yaygaralarla üreticinin değil, fırsatçıların ekmeklerine yağ sürüyorlar”
Metin Yavuz; “Yaygaralarla üreticinin değil, fırsatçıların ekmeklerine yağ sürüyorlar”
Metin Yavuz; “Yaygaralarla üreticinin değil, fırsatçıların ekmeklerine yağ sürüyorlar”