Popüler Kullanıcılar

Suudi Arabistan: BAE kıyılarında iki petrol tankerimize sabotaj düzenlendi

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid El-Falih, Pazar günü Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) kıyılarındaki iki Suudi petrol tankerine 'sabotaj' düzenlendiğini açıkladı.

Halid El-Falih, Füceyre Limanı yakınlarındaki Suudi tankerlerinin patlamalarda büyük hasar aldığını söyledi. Patlamalarda ölen ya da yaralanan olmadı.

BAE, farklı ülkelerin bandıralarını taşıyan dört geminin hedef alındığını duyurdu. İran Dışişleri Bakanlığı ise, "endişe verici" diye nitelediği patlamalar hakkında soruşturma başlatılması çağrısı yaptı.

Küresel petrol ticaretinin beşte birine yakını Hürmüz Boğazı'nın girişindeki bu yakıt ikmali noktasından geçiyor.

#BBC

Devamını Oku
Suudi Arabistan: BAE kıyılarında iki petrol tankerimize sabotaj düzenlendi

Sri Lanka'daki silahlı çatışmalarda altısı çocuk 15 kişi öldü

Sri Lanka'da Cuma gecesi yaşanan silahlı çatışmalar sırasında altısı çocuk olmak üzere 15 kişi hayatını kaybetti.

Cumartesi günü polis sözcü tarafından yapılan açıklamaya göre ülkenin doğu kıyısında bulunan Sainthamaruthu'da ordu mensupları ve İslamcı militanlar arasında yaşanan çatışma sırasında intihar bombacısı olmasından şüphe edilen üç kişi de öldü.

Polis aynı zamanda ölenler arasında üç kadının da bulunduğunu, hayatını kaybedenlerin zanlıların aileleri olmasından şüphe edildiğini belirtti.

#bbc

Devamını Oku
Sri Lanka'daki silahlı çatışmalarda altısı çocuk 15 kişi öldü

Düşünceyi sese çeviren cihaz yaptılar

Bilim insanları, beyni okuyan ve düşünceleri konuşmaya çeviren bir cihaz geliştirdi.

California Üniversitesi'nde araştırmayı yürüten ekip teknolojinin "heyecan verici" olduğunu söyledi.

Nature dergisinde yayımlanan çalışmada insanların konuşma yetilerini kaybettikleri hastalıklarda da bu cihazı kullanabilecekleri söylendi.

Nasıl çalışıyor?
Akıl okuma teknolojisi iki aşamada işliyor.

İlk aşamada beyinin dudakları, dili, gırtlak ve çeneyi hareket ettiren bölümüne elektrotlar yerleştiriliyor ve beynin bu bölgesindeki elektrik sinyalleri algılanıyor.

Bilgisayarda farklı sesler için ağzın ve gırtlağın hareketleri kopyalanıyor.

Sonunda "sanal ses aygıtından" sentetik bir konuşma duyuluyor.

Neden bu şekilde çalışıyor?
Her bir sözcüğün kodunun elektrik sinyalleri için beyni taramanın daha kolay olduğunu düşünebilirsiniz.

Ancak bu girişimler sınırlı başarıya ulaştı.

Ağzın şekline ve seslerine odaklanarak bilim insanları bir ilke imza attı.

Araştırmacılardan biri Profesör Edward Chang "İlk defa olarak bu çalışma bir kişinin beyin faaliyetlerine dayanarak cümlelerle konuşmanın önünü açtı. Bu heyecan verici ilkenin kanıtı teknoloji erişilir olduğunda konuşma yetilerini kaybeden hastalar için de kullanılabileceğini gösteriyor" dedi.

Cihaz hangi düzeyde?
Mükemmel değil. Konuşma çok net duyulamıyor.

Beş kişinin katıldığı deneylerde yüzlerce cümle arasından dinleyiciler konuşulanların yüzde 70'ini anlayabildi.

Kimlere fayda sağlayabilir?
Konuşma kaybına yol açan motor nöron hastalığı, beyin hasarları, gırtlak kanseri, felçler, Parkinson hastalığı gibi hastalıklarda işe yarayabilir.

Ancak teknoloji beynin dudakları, dili, gırtlağı ve çenenin doğru biçimde hareket etme ilkesi kapsamında çalışıyor. Felçli bazı hastalar bunadan yararlanamayabilir.

Uzmanlar daha ileride hiç konuşamamış kişilerin de bu tür bir cihazla konuşmayı öğrenebileceğini belirtti.

İnsanların ne düşünmesi gerekiyor?
Çalışmaya katılanlara özel ağız hareketleri yapmamaları söylendi.

Chang "Onlara sadece bazı cümleleri okumalarını söyledik. Beynin hareketleri çevirmesi oldukça doğal bir eylem" dedi.

Özel düşüncelerimi başkaları okuyabilir mi?
Şu anda bu zor görünüyor.

Chang "Biz ve diğer araştırmacılar sadece düşünceleri deşifre etmeyi denedik. Ancak bu çok çok zor bir problem. Bu yüzden biz de insanların ne demeye çalıştığına odaklandık" dedi.

Bazı uzmanlar ise beyni okuyan teknolojilerin kullanılması konusunda etik bir tartışma yaşanması gerektiğini savunuyor.

Londra University College'da görevli Profesör Sophie Scott "Bu çok iyi laboratuvardan çok iyi bir çalışma. Ancak henüz çok erken aşamada ve klinik uygulamalar için henüz hazır değil" dedi.

#BBC

Devamını Oku
Düşünceyi sese çeviren cihaz yaptılar

Antarktika'da binlerce yavru penguen boğuldu

Antarktika'da üzerinde yaşadıkları dev buz tabakasının kötü hava koşulları yüzünden parçalanması nedeniyle binlerce yavru imparator pengueninin boğularak öldüğü açıklandı.

Bilim insanları facianın 2016'da Weddell Denizi'nde yaşandığını, Brunt Buz Sahanlığı'nın ucunda yaşayan sürünün daha sonra nüfuslarını yeniden artırma çabasına girmediklerini söylüyor.

Uzmanlar dev bir buz dağının yaşadıkları yeri tehdit etmesi nedeniyle bunun zaten anlamsız olacağını belirtiyor.


Yavru penguenlerin ölümü, İngiliz Antarktika Araştırmaları (BAS) ekibi tarafından duyuruldu.

Dr. Peter Fretwell ve Dr. Phil Trathan, uydu fotoğraflarında Halley Körfezi'ndeki penguen sürüsünün aniden ortadan kaybolduğunu fark etti.

800 kilometre yukarıdan görülebilen penguen dışkılarıyla kaplı alan bir gecede sulara gömüldü. Bölgede onlarca yıldır 14 bin ile 25 bin çift (dünya çapındaki penguen nüfusunun yüzde 5 ila 9'u) yumurtadan çıkan yavrularını burada büyütüyordu.

İmparator penguenleri, en uzun ve en ağır penguen türü. Bu kuşlar, üzerinde üreyebilecekleri dev buz kütlelerine ihtiyaç duyuyor. Hayvanlar buraya Nisan'da geliyor ve yavrularının tüylerinin çıkacağı Aralık'a kadar kalıyor.

Bu nedenle, buz tabakasının bu süre içinde parçalanmaması gerekiyor.

Buz tabakasının normalden erken parçalanması halinde, yavru kuşların henüz yüzebilecek kadar büyümedikleri için boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalacakları belirtiliyor.

Araştırmacılara göre, 2016'da da bu yaşandı. Şiddetli rüzgarlar, Brunt sahanlığına bitişik olan buz tabakasını birleşme noktasından oydu. Buz tabakası ne 2017'de ne de 2018'de eski haline döndü.

Dr. Fretwell BBC'ye, "2016'dan sonra oluşan buz tabakası yeterince güçlü değil. Ekim ve Kasım'da çıkan fırtınalar, tabakayı normalden daha erken parçalayacak. Bir tür hava rejimi değişikliği yaşanıyor. Daha önce güvenli olan buz tabakaları artık sağlam değil" dedi.

Başka bir penguen sürüsünün nüfusu arttı
Uzmanlar, yavrularını kaybeden penguenlerin sonraki yıllarda üremekten vazgeçmiş olabileceklerini ya da Weddell Denizi'ndeki başka üreme alanlarına yönelmiş olabileceğini söylüyor.

50 kilometre ötedeki, Dawson-Lambton Buzulu yakınlarında yaşayan başka bir penguen sürüsünün nüfusunun ise arttığı belirtiliyor.

Brunt sahanlığındaki buz tabakasının neden yeniden oluşmadığı henüz bilinmiyor. Atmosfer ve okyanus ölçümleri bu bölgeye özel bir iklim değişikliğine işaret etmiyor.

Ancak Antarktika'da gelecekte görülebilecek bir ısınmanın, buz tabakalarındaki değişime karşı hassas olan penguenler üzerinde ciddi bir etki yaratabileceği belirtiliyor.

Araştırmalar, buz tabakalarının, bilgisayar modellemelerindeki seviyeye kadar küçülmesi halinde bu yüzyılın sonuna kadar penguen nüfusunun yüzde 50-70 oranında azalabileceğini gösteriyor.

Uygu görüntüleri, oluşan dev bir çatlak nedeniyle Brunt Buz Sahanlığı'ndan New York'un iki katı büyüklüğünde bir kütlenin kopacağına işaret ediyor.

Bunun sonucu olarak yeni buz dağına bitişik buz kütlelerinin de parçalanacağı ve penguenlerin yaşam alanlarının tehlike altına gireceği ifade ediliyor.

#BBC

Devamını Oku
Antarktika'da binlerce yavru penguen boğuldu

Disney internet üzerinden yayın platformu açıyor: Disney+

Disney+ akıllı televizyonlar, cep telefonları ve tabletler üzerinden izlenebilecek.
Yaklaşık bir asırlık Disney şirketi, bu deneyimini yeni teknolojiyle birleştirebilir mi?

Bunu Disney'in online yayın ağı Disney+'ın açılmasıyla göreceğiz.

Şirket, uzun zamandır beklenen "internet üzerinden yayın servisi" Disney+'yı tanıttı. Ancak platformun yayına başlaması Kuzey Amerika'da Kasım ayını bulacak. Dünyanın geri kalanı ise biraz daha uzun süre beklemek zorunda kalabilir.

Bu gecikmenin birkaç sebebi var. Öncelikle Disney henüz kendi platformunu açma planları yokken diğer online yayın platformlarına satmış olduğu içeriğin telif haklarını geri almaya uğraşıyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre tüm anlaşmaların sona ermesi 4 yılı bulabilir. Bu gecikme, Disney Genel Müdürü Bob Iger'in "en büyük öncelik" dediği projenin başarı şansını azaltabilir.

Ancak yayına başladığında Disney+ inanılmaz büyüklükte bir içeriğe sahip olacak.

Platform, Disney'in satın almış olduğu Pixar, Marvel, National Geographic, Yıldız Savaşları'nın yapımcısı Lucasfilm ve 70 milyar dolar ödeyerek satın aldığı 20th Century Fox'un yapımlarını içerecek.

Aylık üyelik ücreti 6.99 dolar, yıllık ücret ise 69.99 dolar olacak.

Sadece bu kadar değil... Disney spor yayın ağı ESPN'in de sahibi ve ESPN'in 2 milyondan fazla paralı dijital üyesi var. Hindistan'daki Hotstar da 300 milyon mevcut üyesiyle Disney bünyesinde bulunuyor.

Daha bitmedi... ABD'li internet üzerinden yayın servisi Hulu'nun da çoğunluk hissesi Disney'de.

Tüm bunlar Disney'i kalabalık ama gittikçe kârlı hale gelen internet üzerinden yayın (streaming) pazarının kalbine yerleştirebilecek büyüklükte adımlar. Çünkü bu pazarda "farklı" olabilmek hayati önemde.

Amerikan online yayın ağı Netflix bu yıl fark yaratabilmek için yeni içeriğe 15 milyar dolar harcamayı planlıyor.

Apple da geçen ay AppleTV+ servisini tanıttı. ABD'li ünlü televizyon programcısı Oprah Winfrey ve arkadaşları Apple TV+ için özel içerik üretecek.

Sinema mı internet mi?
Disney+'nın tanıtım toplantısı da platformun ruhuna uyan bir yerde, şirketin Los Angeles'taki giderek genişleyen kampüsü Sound Stage 2'de yapıldı.

1949'da inşa edilen stüdyo ilk Mary Poppins filminin, yıllar sonra ise Karayip Korsanları'nın çekildiği yer. Bu iki film de kendi dönemlerinde film teknolojisi alanında çığır açmışlardı.

Ancak Disney'in bu şanlı geçmişi şirkete ayak bağı olabilir.

Disney geçen yıl sattığı 900 milyon sinema biletinden 7 milyar dolardan fazla hasılat elde etti.

Şirket şu an bu ana gelir kaynağını kaybetmeyi göze alamaz, bu nedenle büyük yapımlar önce sinemalarda gösterime sokulacak, vizyondan kalktıktan sonra da internet üzerinden dolaşıma sunulacak.

Disney+ üyeleri ise yeni filmler platforma yüklenmeden önce filmlerle ilgili, sahne arkası çekimleri gibi bazı kısa içeriklere ulaşabilecek.

Ancak Disney doğrudan platforma koymak üzere, Noel filmi Noelle gibi, filmler de üretecek. Şirket bu filmlerin tüm Disney filmlerinde gösterilen özenle hazırlanacağının sözünü veriyor.

Platform ayrıca ilk kez gerçek oyuncularla çekilen Yıldız Savaşları dizileri gibi içeriklerle de rakipleri arasından sıyrılmayı umut ediyor.

Bu Disney için maliyetli bir girişim. Şirket Disney+'dan 2023'ten önce kâr elde etmeyi beklemiyor.

Ayrıca kendi platformunu açtıktan sonra diğer straeming servislerinden kazandığı paradan da olacak, mesela sadece Netflix'ten aldığı 150 milyon dolardan...

Disney'in aylık üyelik ücretinin 6.99 dolar olacağını açıklaması Apple üzerinde de fiyat baskısı yaratıyor. Bu yıl sonunda hizmete başlayacak olan Apple TV+'ın aylık üyelik ücreti henüz açıklanmadı.

Tüm bunlar bir yana, şu sorunun cevabı henüz bilinmiyor: izleyiciler maddi anlamda ayda kaç farklı platforma üye olmayı kaldırabilir? Geleneksel televizyon üyeliklerini iptal edip internet üzerinden yayın yapan platformlara üye olan jenerasyon, ev ekonomisi yapıp eski yönteme geri dönmeyi düşünebilir mi?

#BBC

Devamını Oku
Disney internet üzerinden yayın platformu açıyor: Disney+

İsrail'in aracı Ay yüzeyine çakıldı

İsrail'de kar amacı gütmeyen SpaceIL adlı organizasyonun İsrail hükümetinin sahibi olduğu Israel Areospace Industries şirketiyle birlikte Ay'a yolladığı Beresheet aracının inişi başarısızlıkla sonuçlandı.

Aracın inişi sırasında yaşanan teknik sorunlar nedeniyle inişin planlandığı şekilde yumuşak gerçekleşmediği, aracın ay yüzeyine çarptığı açıklandı.

Adı Yaratılış anlamına gelen aracın Ay'da fotoğraflar çekip deneyler yapması planlanıyordu.

Bugüne kadar Ay'a araç indirmeyi başaranlar yalnızca Sovyetler Birliği, Rusya, ABD ve Çin hükümetlerine bağlı uzay ajansları olmuştu.

Maliyeti 100 milyon dolar olan misyonun gelecekteki düşük maliyetli Ay keşiflerinin önünü açması hedefleniyordu.

Keşif aracı Şubat'ta ABD'nin Florida eyaletinde SpaceX şirketi tarafından uzaya gönderilmişti
Uzun yolculuk
Uzayın boyutları düşünüldüğünde Ay dünyaya neredeyse bir adım kadar yakın. Bugüne kadar gerçekleşen uzay yolculuklarında Ay'a ulaşmak yalnızca birkaç gün sürüyordu.

Fakat Beresheet'in hedefine varması aylar sürdü.

Bunun nedeni, Dünya'nın etrafında pek çok dönüş yaparak zamanla dünyadan uzaklaşması ve Ay'ın yörüngesine girmesiydi.

Uzay aracı, Dünya ile Ay arasındaki 380 bin kilometrelik uzaklığın 15 katını gitti. Bunun esas amacı maliyeti düşürmekti.

Beresheet tek başına bir roketin üzerinde düz bir doğrultuda Ay'a seyahat etmektense çok sayıda başka uyduyla birlikte SpaceX Falcon 9 roketiyle Dünya'dan ayrıldı.

Roketi paylaşmak maliyeti azaltsa da hedefe varmak için yapılması gereken manevra sayısını artırdı.

İsrail aracını için en zor görev Ay'a yumuşak bir şekilde inmekti.

Bunun İngiltere'deki Nammo şirketi tarafından geliştirilen bir motorla yapılması planlanıyordu.

Leros motoru hem aracı Ay'a kadar götürdü, hem de yumuşak iniş görevini üstlendi.

1,5 metre yüksekliğindeki uzay aracının Ay'a yaklaşırken hızını ani bir şekilde azaltması gerekiyordu.

Nammo'nun kıdemli itki mühendisi Rob Westcott, "Bu tür bir motoru daha önce böylesi bir görev için hiç kullanmadık" demiş ve motorun yapması gerekeni şöyle anlatmıştı:

"En büyük zorluk motorun çalışıp çok ısınması, ardından kısa bir süreliğine kapatılması ve ısı termal kütlede bulunmaya devam ederken çok hassas bir şekilde tekrar çalıştırılarak Ay'a yumuşak bir şekilde inişi sağlaması."

Bu sürecin 20 dakika sürmesi bekleniyordu.

Yapılması gereken tüm komutlar araca yüklenmişti ve bu yüzden görev kontrol odası yalnızca aracı izlemekle yetiniyordu. Ancak Israel Areospace Industries şirketinin Genel Müdürü Opher Doron "Başarılı bir şekilde inemedik" açıklamasını yaptı.

Aracı Tel Aviv'deki kontrol odasından takip eden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da "İlk seferde başaramayabilirsiniz, ama denemeye devam edersiniz" dedi.

#BBC

Devamını Oku
İsrail'in aracı Ay yüzeyine çakıldı

ABD Dışişleri'nden vatandaşlarına Türkiye dahil 35 ülke için yeni seyahat uyarısı

ABD Dışişleri Bakanlığı, vatandaşlarına yaptığı seyahat uyarılarına 'Kaçırılabilirsiniz' anlamına gelen 'K' uyarı sınıfını ekledi ve Türkiye'yi de bu riskin mevcut olduğu ülkeler listesine aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, bu uygulamanın söz konusu ülkelere seyahatle ilgili riskin arttığı anlamına gelmediğini ifade etti.

Wall Street Journal gazetesi, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün "K sınıfı uyarı, ABD vatandaşlarının hangi ülkelerde kaçırılma veya rehin alma riskleriyle karşı karşıya kalabileceklerini gösteriyor" dediğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı seyahat uyarılarında 'Terör tehlikesi' için 'T' ve doğal afet uyarısı için 'N', toplumsal olaylar için ise 'U' harflerini kullanıyor. Böylece, 'Kaçırılma riski' anlamına gelen 'K' uyarısı da bu listeye eklenmiş oldu.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Türkiye'ye seyahatle ilgili uyarılarının bulunduğu internet sayfasında "Güvenlik güçleri, sınırlı sayıda ve gizli delillere dayanarak, ABD vatandaşları dahil, on binlerce kişiyi terörist gruplara üye olmakla suçlayıp gözaltına aldı. ABD vatandaşlarına Türkiye'yi terk etme yasağı da getirildi" deniyor.

Listede hangi ülkeler var?
ABD'nin yeni seyahat uyarısı sınıflandırmasına Türkiye ile birlikte toplam 35 ülke dahil edildi.

Bu ülkelerin önemli bölümü Afrika ve Orta Doğu'da bulunuyor.

ABD'nin vatandaşlarına 'Kaçırılabilirsiniz' uyarısını yaptığı ülkeler
Afganistan Irak Rusya
Cezayir Kenya Somali
Angola Lübnan Güney Sudan
Bangladeş Libya Sudan
Burkina Faso Malezya Suriye
Camerun Mali Trinidad Tobago
Orta Afrika Cum. Meksika Türkiye
Kolombiya Nijer Uganda
Kongo Demokratik Cum. Nijerya Ukrayna (Rus kontrolündeki bölgeler)
Etiyopya Pakistan Venezuela
Haiti Papua Yeni Gine Yemen
İran Filipinler

#BBC

Devamını Oku
ABD Dışişleri'nden vatandaşlarına Türkiye dahil 35 ülke için yeni seyahat uyarısı

Kara deliğin ilk kez fotoğrafı çekildi

Gökbilimciler, uzak bir galaksinin merkezinde yer alan süper kütleli kara deliğin ilk kez fotoğrafını çekti.

40 milyar km çapıyla Dünya'dan üç milyon kat daha büyük olan dev kara deliği bilim insanları "canavar" olarak tanımladı.

Dünya'dan 500 bin katrilyon (500 kentilyon) km uzaktaki kara deliğin fotoğrafını çekmek için dünyanın farklı bölgelerinde yer alan 13 teleskop kullanıldı.

Fotoğrafla ilgili ayrıntılar bugün The Astrophysical Journal Letters adlı dergide yayımlandı.

Dev kara deliğin fotoğrafını çekme önerisini Hollanda'daki Radboud Üniversitesi'nden Profesör Heino Falcke getirmişti.


BBC'ye yaptığı açıklamada Fackle, bu kara deliğin Virgo galaksisindeki M87 adlı galakside bulunduğunu söyledi.

Fackle, kara deliği, "evrendeki kara deliklerin ağır sıklet şampiyonu denebilecek bir canavar" olarak niteledi.

"Bu gördüğümüz şey güneş sistemimizden daha büyük. Güneş'in 6,5 milyar katı bir kütleye sahip. Mevcut en büyük kara delik olduğunu düşünüyoruz."

Fotoğrafta, yoğun bir parlaklığa sahip "ateş çemberi"nin çevrelediği tam yuvarlak bir kara delik görülüyor. Bu parlaklığa, kızgın gazların deliğe düşmesi neden oluyor.

Ortaya çıkan ışık, galaksideki milyarlarca yıldızın yaydığı toplam ışıktan daha fazla olduğu için Dünya'dan da görülebiliyor.

Işık, çember şeklinde görülen noktadan kara deliğe giriyor. Kara deliklerin çekim gücü öylesine fazla ki ışığı bile çekip yutuyor. İşte burası tüm fizik kurallarının devreden çıktığı nokta olarak görülüyor.

Londra'daki UCL üniversitesinden Dr. Ziri Younsi, fotoğrafın teorik fizikçilerin ve Hollywood yönetmenlerinin tasavvur ettiğine benzediğini söylüyor.

Kendisi de fotoğraf çekimi projesinde yer alan Younsi, "Göreceli olarak basit nesneler olmalarına rağmen kara delikler uzay ve zamanın özüne, dolayısıyla varoluşumuza ilişkin en karmaşık sorunları gündeme getiriyor" diyor.

"Gördüğümüz imge teorik hesaplamalarla elde ettiğimize çok benziyor. Şimdiye dek Einstein bir kez daha haklı çıktı."

Ancak araştırmacılar ilk gerçek fotoğrafla bu esrarengiz nesneler hakkında daha fazla bilgi edinebilecek.

Parlak çemberin nasıl oluştuğunu kimse bilmiyor. Ama en çok merak edilen konu, kara deliğe giren nesnelere ne olduğu.

Profesör Falcke 1993'te doktorasını yaparken böyle bir proje fikri geliştirmiş. O zaman kimse böyle bir şeyin mümkün olacağını düşünmüyormuş.

Ancak Falcke, kara delik etrafında belli bir radyoaktif emisyonu oluşacağını ve bunun Dünya'dan teleskopla görülebileceğini tespit eden ilk kişi olmuş.

1973'te okuduğu bir makalede ise dev çekim gücünden dolayı kara deliklerin normalde olduklarından 2,5 kat daha büyük görüneceklerine dair bir bilgiye rastlamış.

Daha önce bilinmeyen bu iki faktör, imkansız olarak görülen bir şeyin mümkün olmasını sağlamış. Bu konudaki önerilerini 20 yıl boyunca dile getiren Falcke, sonunda Avrupa Araştırma Konseyi'ni bu projeyi finanse etmeye ikna edebilmiş. Daha sonra ise ABD'den Ulusal Bilim Vakfı ile Doğu Asya'dan bazı kuruluşlar 52 milyon dolarlık bu projeye destek sunmuşlar.

Profesör Falcke, dev kara delik fotoğrafının yayınlanmasıyla bu yatırımın doğruluğunun kanıtlandığını söylüyor.

"Görev tamamlandı. Uzun bir süreç oldu, ama kendi gözlerimle görmek istediğim bir şeydi bu. Gerçek olup olmadığını öğrenmek istiyordum."

Kara deliğin fotoğrafını bir tek teleskopla çekmek mümkün değil. Bu nedenle bu alanda yapılan en büyük deney kapsamında, Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi'nden Profesör Sheperd Doeleman yönetiminde, dünyanın farklı bölgelerindeki sekiz teleskop arasında bağlantı sağlayan bir proje geliştirildi.

Bu teleskoplar Hawai ve Meksika'da yanardağlar üzerinde, Arizona'da ve İspanya'nın Sierra Nevada bölgesinde dağlar üzerinde, Şili'deki Atakama Çölü'nde ve Antarktika'da yer alıyordu. 200 kişiden oluşan bir ekip, teleskopları M87 galaksisi yönüne çevirip 10 gün boyunca merkezini gözledi.

Elde edilen veriler internet üzerinden gönderilemeyecek büyüklükteydi. Bu nedenle yüzlerce sabit sürücüde depolanıp Boston ve Bonn'daki işlem merkezlerine aktarıldı. Profeösr Doeleman bunu "olağanüstü bir bilimsel beceri" olarak görüyor.

"Bir kuşak öncesinde imkansız gördüğümüz bir şey başardık. Teknolojik gelişmeler, dünyanın en büyük radyo gözlemevleri arasındaki bağlantılar ve çığır açıcı algoritmalar sayesinde tüm bilgiler birleştirilerek kara deliklere tümüyle yeni bir pencere açıldı."

Aynı ekip, güneş sisteminin da içinde bulunduğu Samanyolu galaksisindeki süper kütleli kara deliği de gözlemliyor. Ancak ilginçtir ki bu iş, beş ışık yılı uzaktaki bir galaksinin fotoğrafını çekmekten daha zor. Zira bilinmeyen bir nedenden dolayı, Samanyolu'nun merkezindeki kara deliğin etrafındaki "ateş çemberi" daha küçük ve daha soluk.

#BBC

Devamını Oku
Kara deliğin ilk kez fotoğrafı çekildi

Belçika'da kavgaya karışan Türk ikizler, hangi kardeşin ne yaptığı anlaşılamayınca beraat etti

Belçika'nın Leuven kentinde, İbrahim ve Murat A. adlı ikiz kardeşler, bir yiyecek satış tezgahının önünde yumruklu kavgaya karıştı. Her iki kardeş de saldırı ve yaralama suçlarından yargılandı. İkizler, hangi kardeşin ne yaptığı ayırt edilemediği için beraat etti.

28 yaşındaki ikiz kardeşlerden biri 2015 yılının Ekim ayında seyyar tezgahın önünde bisikletten düştü.

Etraftan geçenler buna gülünce, kardeşlerden biri öfkelendi.

Kardeşlerden biri bir adama yumruk attı, bir kardeş diğerini tutmaya çalıştı.

Leuven polisi, daha sonra olay anının güvenlik kamerası kayıtlarını elde etti ancak ikiz kardeşler birbirlerine çok benzediği için, polis de, saldırı kurbanı da hangi kardeşin suçlanacağını ayırt edemedi.

#BBC

Devamını Oku
Belçika'da kavgaya karışan Türk ikizler, hangi kardeşin ne yaptığı anlaşılamayınca beraat etti

Torununu doğurdu

İngiltere'nin Coventry kentinde 55 yaşındaki Emma Miles, rahimsiz doğan kızına taşıyıcı annelik yaparak torununu doğurdu.

İki çocuk annesi olan Miles, taşıyıcı annelik yapabilmek için 38 kilo verdi ve hormon ilaçları aldı.

Miles, 16 yaşında rahmi olmadığını öğrenen ve "çocuk sahibi olamayacağı için üzülen kızına büyük bir hediye vermek için" taşıyıcı annelik fikrini kendisinin ortaya attığını söyledi.

31 yaşındaki kızı Tracy Smith'den alınan yumurtalar, 40 yaşındaki nişanlısı Adam Smith'in spermiyle döllendirildi ve embriyo Miles'ın rahmine yerleştirildi.

İki hafta sonra evlendiler
Evie adı verilen kız bebeğin 16 Ocak'ta dünyaya geldiği ve çiftin iki hafta sonra evlendiği belirtiliyor.

İngiltere'de yasalar, bu yolla doğan bebeklerin velayetini otomatik olarak taşıyıcı anne ve partnerine veriyor.

Tracy Smith, şimdi annesinden çocuğun velayetini almak için yasal işlemlere başladıklarını söyledi.

Dünya genelinde her beş bin kadından birinin rahimsiz doğduğu tahmin ediliyor.

#BBC

Devamını Oku
Torununu doğurdu